Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Humeyni'nin hedefindeki gazete: "Hürriyet"

NATO şemsiyesi altında Amerikan Gladyosu ve İçimizdeki Hainler birlikte çalışarak uygulamaya koydukları senaryolarla(Amerikan projeleriyle), Türk Milletimiz'i sağ-sol kavramlarıyla birbirine düşürdüler ve bunun sonucunda katliamlar yapıldı ve Amerika'nın Our Boys'u Hain Kenan Evren 12 Eylül 1980 Darbesi'ni gerçekleştirdi.

Humeyni'nin hedefindeki gazete: "Hürriyet"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 29 Ara 2010, 22:07

Humeyni'nin hedefindeki gazete: "Hürriyet"

Ayandegan, İran'ın en çok okunan gazetesiydi. Tirajı bir milyondu. Liberal -özgürlükçüydü. Köşe yazarları arasında, solcu, sağcı, liberal her görüşten kişi vardı.
Sahibi Daryuş Homayun gazeteciydi. Doktorasına yaptıktan sonra basın dünyasına girmiş ve sonunda kendi gazetesini çıkarmıştı. Liberaldi. "Anayasacı meşrutiyeti" savunuyordu.

Evet, Ayandegan İran'ın en etkili ve popüler gazetesiydi.

Ve bir gün...
Tarih, 11 Mayıs 1979.

Ayetullah Humeyni, Ayandegan gazetesinin yalanlar yazdığını söyleyerek İranlıları gazeteyi boykot etmeye çağırdı.
Ayandegan ne yazmıştı da Humeyni'yi kızdırmıştı?

Humeyni ile Ayandegan arasındaki mesele ülke dışındaki bir olaydan çıkmıştı!
2 Mayıs 1979'da -bugün hâlâ kimler tarafından öldürüldüğü bilinme yen- Ayetullah Mottahari'ye suikast yapıldı.
Bu cinayetle ilgili kapsamlı bir araştırma yapan Fransız Le Monde gazetesinin haberini çevirip sayfalarına taşıyan Ayandegan, Humeyni'yi çok kızdırdı. Çünkü haber, üstü kapalı bir biçimde suikastı Humeyni'yle irtibatlandırıyordu.

Humeyni, Fransız Le Monde'a. değil, ama Ayandegan'a. yönelik öfke dolu bir konuşma yaptı.
Humeyni'nin öfke dolu konuşmasının birden çok nedeni vardı. Aslında Mottahari suikastı bardağı taşırmıştı.
Ayandegan, yeni rejime karşı özgürlükçü kesimin taraftarlığını yapı yordu.

İran Gençlik ve Spor Bakanlığı'ndan bir yetkili, yandaş medya Ittilat gazetesi n-de, kız ve erkek çocukların birbirinden ayrı spor yapmaları gerektiğini, aksi takdirde yakında spor salonlarının yanına bir de doğumevi açmak gerekeceğini yazdı!
Kuşkusuz bu yazıya bugün siz nasıl tebessümle yaklaşıyorsanız, o gün İranlıların çoğu da öyle yaklaştı.
Ayandegan bu görüşle alay eden bir makale yayımladı.
Aslında kimse tehlikenin farkında değildi henüz.

Herkes yeni rejime yaranma telaşındaydı. Bu konuda komik bir örnek vermeliyim:

Tahran Kent Tiyatrosu'nun önünde Henry Moore'un yaptığı flüt çalan adam yontusu vardı.
İran, İslam cumhuriyeti olunca yeni rejime yaranmak isteyen, Berlin'de tiyatro bilimleri öğrenimi görmüş, yani okumuş tiyatro müdürü, hemen heykelin pipi sini kestirdi, inanın şaka değil.

Fakat pipi kesilerek sorun giderilemedi. Çünkü bu kez heykelin dişi mi, erkek mi olduğu kafaları karıştırdı!
Tiyatro müdürü heykeli giydirmek istedi.
Ama mollalar kesin çözümü buldu; heykel parçalanarak çöpe atıldı! Bir süre sonra da yeni rejime yaranmak isteyen müdürün işine son verildi; tiyatrolara yasak getirildi!

Zamanla komik görünen olaylar dehşetli bir hal almaya başladı. Ayandegan hepsini haber yapıyordu.
Kamusal alanda kadınlara başörtü zorunluluğu getiren yasaya Ayandegan karşı çıktı.
Peçesiz dolaştığı için saldırıya uğrayan kadınların çığlıklarını duyan tek gazete Ayandegan oldu.
İçki satan büfelere, fabrikalara yapılan saldırılar Ayandegan 'da yer buldu. Kızların evlenme yaşının 18'den 13'e düşürülmesine karşı çıkan yine Ayandegan'dı.

İranlı aydınların büyük çoğunluğu, molla rejiminin yaptıklarını hep, "geçiş sancıları" olarak görüyordu. Her seferinde "Tamam bu sonuncusu" diyorlardı.

Tehlikeli gelişmeden haberdar olan gazeteciler, yazarlar da vardı.
Ayandegan gazetesi köşe yazarı Said Cevadi bunlardan biriydi. Her gün yazıyor-du: "Faşizmin ayak seslerini duyuyorum!"
Köşe yazarı Cevadi'yi bir kişi duydu: Ayetullah Humeyni.
Humeyni, Ayandegan'ın "baş belası" olacağını çoktandır anlamıştı.
İktidara daha tam hâkim olamadığı için ilk başta gazeteyi kapatamayacağını biliyordu. Bu nedenle boykot çağrısı yapmıştı. Sanıyordu ki gazete ya geri adım atacak ya da satamayıp iflas ederek kapanacaktı.

Humeyni'nin beklediği olmadı.

Humeyni'nin boykot çağrısından bir gün sonra, Ayandegan dört sayfa çıktı.
İlk sayfada kısa bir açıklama vardı; Mottahari suikastıyla ilgili ha berler Fransa'da çıkmıştı. Onlar sadece çevirisini yapmışlardı. Eğer Iran devleti olarak tepki duyul a-caksa Fransa'ya duyulmalıydı!
Bu açıklamadan sonra da eklediler: "Yılmayacağız."

Gazetenin diğer üç sayfası boştu, bembeyazdı. Ayandegan mücadeleye kararlıydı. Ama..
Bayiler gazeteyi satmaya korktular. Çünkü gazeteyi satan bayilerin dükkânları eli sopalı mollalar tarafından tahrip edilip yakıldı!
Başörtüsüz kadınların yüzüne kezzap atan, sinema, kitabevi ya kan, içkili yerleri yakan mollaların hedefinde bu kez gazete bayileri vardı.
Bayiler, Ayandegan'ı satmamaya başladılar.

Bu kez devreye gazetenin okuyucuları girdi, Ayandegan'ı elden sattılar. Gazete tiraj kaybetmedi. Ancak...
Ayetullah Humeyni'nin Ayandegan'a hiç tahammülü yoktu.
Gazeteyi çıkaranlara, satanlara okuyanlara "Vahşi hayvanlar" diyordu. "Bunlara karşı hiç toleransımız olmayacak" diye halkı kışkırtan konuşmalar yapıyordu.
Boykot pek etkili olamayınca, eli sopalı mollaların hedefine bu kez gazete ok uyucuları girdi.
Yaşamı boyunca Ayandegan görmemiş, okumamış yoksul varoşlar, gazeteyi kimin elinde görürse saldırıp öldüresiye dövüyordu. Ayandegan'ı taşımak, okumak artık riskli hale gelmişti.

Enformasyon Bakanı Minaci'ye göre bu şiddet değildi; halkın içten gelen tepkisiydi.
Ve basına da öğüt veriyordu sürekli: İslam devrimi yolundan sapmayın! Halkı kışkırtmayın! Halkı kandırmayın!

Yıllarca şaha karşı mücadele vermiş, özgürlük hareketlerini savunmuş Ayandegan, yandaş medyada yapılan kışkırtıcı, yalan yayınlar sonucu bir anda, "Amerikancı" ve "Siyonist" oluverdi!
Kara propaganda başardı oldu. İnsanlar korktular.
Sonuçta molla şiddeti ve Humeyni kazandı.
Ayandegan, "yeni rejimin basın özgürlüğü konusundaki tutumu açıklığa kavuşana kadar yayınma bir süreliğine ara verdiğini" açıkladı. Sonra bir iki kez çıkma teşebbüsünde bulundu.

Ancak...
Velayet-i Fıkıh tarafından 8 ağustos 1979'da kesin olarak kapatıldı. Sahibi Daryuş Homayun tutuklandı. "Günah keçisi" ilan edildi. Sonra İran'dan kaçıp Türkiye üzerinden Paris'e gitti.

Yıl 2009...
Ayandegan, İran'da hâlâ yasak!
Ayandegan'nın başına gelenleri "geçiş döneminin spontane olayları" diye düşünen İranlı aydınlar, bugün Paris kafelerinde gördükleri ihtiyar Daryuş Homayun'dan af diliyorlar!

Biri Hitler... Diğeri Humeyni...
Ve Türkiye'de Doğan medyasının başına gelenler...
Siz hâlâ darbeyi askerler mi yapar diyorsunuz ?
Sahi bu süreci soğukkanlılıkla değerlendiriyor musunuz ?
Gözaltına alınanların, tutuklananların hepsinin suçlu mu olduğunu düşünüyorsunuz?
Ya da bu olan bitenin Türkiye tarihinde benzerinin olmadığım mı sanıyorsunuz? Gelin, Nâzım Hikmet'in yaşadıklarına kısaca bir göz atalım...

Kaynakça
Kitap: BU DİNCİLER O MÜSLÜMANLARA BENZEMİYOR
Yazar: Soner Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1974-1980: Cumhuriyetimizin 3. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir