Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Aralık, Iğdır'ın İlçesi

NATO şemsiyesi altında Amerikan Gladyosu ve İçimizdeki Hainler birlikte çalışarak uygulamaya koydukları senaryolarla(Amerikan projeleriyle), Türk Milletimiz'i sağ-sol kavramlarıyla birbirine düşürdüler ve bunun sonucunda katliamlar yapıldı ve Amerika'nın Our Boys'u Hain Kenan Evren 12 Eylül 1980 Darbesi'ni gerçekleştirdi.

Aralık, Iğdır'ın İlçesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 00:11

Aralık, Iğdır'ın İlçesi

Bu gördüğünüz huduttur. Iğdır'ın Aralık İlçesi, İran-Türkiye hududu! Gördüğünüz Küçük Ağrı Dağı. Sol yanı Aralık, sağ yanı Doğubeyazıt hududunu çizer.

Hudut orada işte, bu dağ! Resimde gördüğünüz dağın, şu bulutun olduğu yer, yani zirvesi, tam hudut hattıdır. İran'la Türkiye'yi birbirinden ayırır. Bulutun yarısı bizim, yarısı İran'ındır. Bu hududu kim mi korur? Asker. Mehmetçik.

Nasıl mı?


Ama önce bu hudut kavramı konusunda konuşmamız gerek. Sormuştum size hudut nedir diye? En sade tanımıyla hudut, iki ülkeyi birbirinden ayıran çizgidir. Hudut çizgisinde bazen mayın olur, bazen hiçbir şey olmaz, bazen de her elli metrede bir taş konur. Bazen aradan nehir geçer Yunanistan gibi, ya da Rus hududu gibi, neh-rin ortası hudut olur. Bazen de dağlar ve taşlar hududu çizer, İran gibi. Sizinle bir dolaşalım. Anlatacağım yerlere belki de hiç gitmediniz. Türkiye'nin en uçlarına gideceğiz sizinle; Aralık, Nusaybin, Şemdinli ve Van. Önce en uzaktan, ta Aralık'tan başlayalım.
1978 yılının Mayısında kura çektik, tayin yeri için. Bekârım. Kırkağaç eğitim alayı, takım komutanı, soma bölük. Bir yıl sürdü, 79 Mayısına kadar. Teğmen rütbesiyle askerin karşısına çıkmanın heyecanını nasıl anlatayım size!

Genç bir teğmen, eğitim bölüğü, yüzden fazla asker:

- 2'nci bölük, sabah içtimasında görüş ve emirlerinize hazırdır komutanım!
- Merhaba asker!
- Sağol!
- Nasılsınız!
- Sağol!
- Sizler de sağ olun! Tüfek omza! Esas duruş! Rahat! Arkadaşlar beni rahatta dinleyin.

Tarifsiz bir heyecan bu, ifadesi güç! Ben yirmi iki yaşında, asker yirmi yaşında. Eğitim çavuşları tetikte, fırsat kollar ders vermek için bana, ben mi iyi bilirim yoksa onlar mı diye? Kararsız olmadım hiç, okudum ve anlattım onlara doğrusu bu diye. Anlaştık sonunda. Onlar beni kabul etti, ben de onları hep sevdim.
Yıl 1978. Sağ sol davaları almış başını gidiyor. Benim dünyam, askerlerim.

Dünyası farklı olan iki kişi var Kırkağaç'ta:

biri Cem Ersever, somadan bir suikasta kurban gitti, diğeri Kel Memet, şimdi emekli. Ben ortada, sağımda Cem Üsteğmen, solumda Teğmen Mehmet. Alayda her gün çekişme. Ben hümanistim... Tatlıya bağlama işi bende. O zaman da anlamadım, şimdi de anlamam, fikir savaşı varken niye beden savaşsın? Gençlik, bir rüzgâr, bir esinti geldi geçti. Çıktık nihayet halkımızın karşısına jandarma komutanı olarak. Yer Aralık, yıl 1979, Ağrı Dağı etekleri. O zamanlar Kars'a bağlı bir ilçeydi. Şimdi Iğdır il olmuş, ona bağlanmış. Bir yanı Rusya, bir yanı İran. Ermenistan doğu bloğu içinde. Aralık'a komşu ama ben hiç Ermeni görmedim. Muhatabımız hep Ruslar oldu. Aradan yıllar geçti. Doğu bloğu parçalandı. Nahcıvan ortaya çıktı. Bize komşu oldu. Bizi onlara kilometreler bağladı; 49 kilometre İran, 10 Nahçıvan ve 56 Ermenistan. Hududu da, koruyanı da bize bu kilometreler tanıştırdı, Aras nehri kıyılarında piyade ve Ruslar, Ağrı Dağı eteklerinde jandarma ve İranlılar.

Ruslar bir âlem! Ne zaman bir inek ya da koyun geçse yüzerek Aras Nehrini, hemen protokol. Protokol demek, bir hudut olayı üzerinde iki tarafın, bir orada bir burada, karşılıklı görüşmesi demek. Ruslar hiç affetmedi bizim koyunları kuzuları. Ne zaman geçseler serinlemek için Aras'ı, hemen yakaladılar ve bize teslim ettiler. İnanın anlamadım... Nasıl eğitmişlerse onlar, ne Aras'ta, ne Türkiye'de bir Rus kuzusunu görmek nasip olmadı. Garipler Rus Askeri korkusundan geçemediler ki hiç nehri. Protokoller de bir âlem, kayıkla gelirler bize, üç kişi beş kişi, yanlarında votka. Aşağı kalırmıyız hiç, bizde de rakı. Ama içmeleri bir garip, hep fondip! Hiç unutmam, genç bir teğmen geldi, sırım gibi, adı Aleksiyoviç. Bir fondip, iki fondip, devrildi garibim kütük gibi. Bindirdiler kayığa, bir daha görmedik hiç! Rivayete göre sürmüşler Sibirya'ya, karıştırdığı için fondiple ciddiyeti. Bilmediler ki, o bir insandı, şişedeki gibi durmadığını votkanın, anlayacaktı yaşayarak. Fırsat vermediler ki Aleksiyoviç'e, anlaması için protokol nedir, fondip nedir!

Kaynakça
Kitap: HESAPLAŞMA
Yazar: ERDAL SARIZEYBEK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1974-1980: Cumhuriyetimizin 3. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir