Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Makarios'un Gizikis'e Gönderdiği Mektup

Cumhuriyet Halk Partisi İktidarı Döneminde, Kahraman Bülent Ecevit, Kıbrıs'ta Rauf Denktaş Gibi Kahramanların Önderliğindeki Türkler İle Birlikte, Kıbrıs Türk Barış Harekâtı'nı Başarıyla sonuçlandırarak İngiltereyi ve Amerikayı mağlup etmiştir. İngiltere ve Amerikanın kontolü altında olan Kıbrıs'lı Rumların Kıbrıs'lı Türklere karşı Soykırım Teşebbüsü Kıbrıs Türk Barış Harekâtı ile engellenmiştir.
Bu mağlubiyet karşısında Amerika ve İngiltere'nin verebildiği yanıt, sadece "uluslararası ambargo" ile sınırlıydı.
Bu Başarıdan bir sonuç çıkartmak gerekirse: "Görüldüki, dünyayı yöneten Amerika ve İngiltere, ASLA VE ASLA Türkiye Cumhuriyeti'mizi ve Türk Soyumuzu savaşla mağlup edecek güce sahip DEĞİLDİR. Bu yüzdende yıllardır emperyalist entrikalarla içimize sızmaya çalışıyorlar"!!!

Makarios'un Gizikis'e Gönderdiği Mektup

Mesajgönderen TurkmenCopur » 03 Oca 2011, 18:20

MAKARİOS'UN GİZİKİS'E GÖNDERDİĞİ MEKTUP

Kıbrıs'ta darbe yapılmasında en önemli etken olduğu vurgulanan, Makarios'un Yunanistan Cumhurbaşkanı Fedon Gizikis'e göndermiş olduğu 2 Temmuz 1974 tarihli mektup şöyledir:

"Sayın Başkan
Büyük bir üzüntüyle sorumluluğu Yunanistan Hükümetine ait olduğuna inandığım Kıbrıs'taki bazı kabul edilmez durum ve olayları gözler Önüne sermek zorundayım. General Grivas'm Kıbrıs'a kaçak olarak girmesinin, Atina'daki bazı çevrelerin desteği ve çağrısı üzerine gerçekleştiğine dair söylenti ve kanıtlar var. Ne var ki ilk geldiği günden itibaren, Milli Muhafız Kuvvetlerinde görev yapan Yunanlı subaylarla görüşüp, onların da desteğiyle sözde Enosis için savaşacak, yasadışı bir örgüt kurmak için faaliyete geçtiği kesindir. Ve Kıbrıs için birçok kötülüğün kaynağı olan EOKA-B cinayet şebekesini kurdu. Yurtseverlik örtüsü altında ve Enosis sloganlarıyla, siyasal ve bir sürü başka cinayet işleyen bu örgütün faaliyeti bellidir. Yunanlı subaylar tarafından meydana gelen ve denetlenen Milli Muhafız, baştan beri EOKA-B'nin insan ve gereç ihtiyacını karşılayan örgüt olmuştur. Üstelik EOKA-B'nin üyeleri kendi kendilerine, ÖVÜCÜ, "Enosis taraftarları" ve "Enosis Cephesi" adlarım da aldılar.
Birçok kere, yasadışı ve ulusal çıkarlarımıza zararlı, iç cephede bölünmelere ve uyumsuzluklara yol açıp, Kıbrıs Helenizmini iç savaşla karşı karşıya getiren, bir örgütün neden Yunanlı subaylar tarafından desteklendiğini kendi kendime sormuşumdur. Ve aynı biçimde, birçok kez, bu desteğin ne oranda Yunan Hükümeti tarafından onaylandığını yine kendi kendime sormuşumdur. Bu sorularıma mantıklı bir yanıt bulabilmek için, değişik düşünce ve varsayımları gözden geçirdim. Ne var ki hiçbir yanıt mantıklı bir nedene dayanmıyordu. Yadsmamayacak tek olaysa, Yunanlı subaylar tarafından EOKA-B'ye sağlanan destektir. Ada'nın değişik bölgelerindeki ordugahlar ve çevrelerindeki bölgeler, Grivas ile "EOKA-B" lehinde, benim ve Kıbrıs Cumhuriyetinin ise aleyhinde sloganlarla donatılıyor. Milli Muhafız ordugahlarının içindeyse, Yunanlı subaylar tarafmdan açıkça EOKA-B'nin lehine propaganda yapılıyor. Belli ve yadsınamaz bir başka olaysa, EOKA-B'nin canice faaliyetini destekleyen Kıbrıs'taki Yunan basınının, Atina'dan parasal yardım gördüğü ve izleyeceği çizginin yunan İstihbarat Teşkilatı (KİP) ve 2. Genelkurmay bürosu tarafından saptandığıdır.

Yunan hükümetine, bazı subayların tutum ve davranışlarından dolayı şikâyette bulunduğum her seferinde, bana bunların Kıbrıs'tan geri çağrılmaları içir adlarıyla ve işledikleri suçları belirterek, ihbar etmemi istedikleri doğrudur. Bunu yalmz bir kez yaptım. Böyle bir harekette bulunmak benim için üzücüdür. Ne var ki kötülükte böyle bir muamele karşısında düzelmiyor. önemli olan kötülüğün sonuçlarmı düzeltmek değil, kötülüğün kökünü sökmek.

Sayın Başkan kötülüğün kökünün çok derin olduğunu ve Atina'ya kadar vardığını söylemekle üzüntü duyuyorum. Kıbrıs HelIenizminin acı meyvelerini bugün tatmakta olduğu, kötülük ağacının, gelişmesini sağlayan bakımı Atina'da yapılıyor. Daha da açık olmak için Atina'daki üyelerin, EOKA-B tedhiş Örgütünün hareketlerini destekleyip, yönettiklerini söylüyorum. Milli Muhafız Kuvvetlerindeki görevli subayların da, yasadışı, komplo ve başka kabul edilmez durumlara karışmaları böylece açıklanıyor. Askeri rejimin suçluluğunu, EOKA-B yöneticilerinin üstünde bulunan belgeler is-patlıyor. Milli Merkez tarafından, bu öğüt bakımı için bol miktarda para yollanıyordu. Grivas'm ölümünden ve onunla beraber Ada'ya gelen kumandan Karasu'nun geri çağrılışından sonra, başkanlık için emirler veriliyordu, yani genel olarak her şey Atina'dan yönetiliyordu. Bu belgelerin gerçekliği tarhşma konusu yapılamaz çünkü bunlar tarafından daktiloya alınmış olan yazılarda bile, elle yapılmış düzeltmeler var ve yazanın yazma stili de benidir. Belirtici olarak böyle bir belgeyi buraya ekliyorum.

Her Yunan hükümetiyle işbirliği yapmanın hem ülkem hem de kendim için milli bir görev olduğunu birçok kez açıklamışundrr. Milli çıkar, Atina ile Lefkoşa'nın barışçıl ve sıkı işbirliğini şan koşuyor. Yunanistan'da hangi hükümet olursa olsun, benim için Anavatanın hükümeti olduğundan onunla .işbirliği yapmam gerekiyor. Askeri rejimlere karşı özel bir sempati m olduğu denilemez, Özellikle bu durumda da işbirliği söz konusundaki ilkemden caymadım.
Sayın Başkan, Yunanistan hükümetinin adamlarının bana karşı devamlı komplo hazırlamalarının ve daha kötüsü, Kıbrıs Hellenizmini bir iç savaş aracılığıyla yıkıma itmelerinin, beni ne kadar üzdüğünü umarım anlıyorsunuzdur. Atina'dan uzanan ve benim varlığımı ortadan kaldırmayı amaçlayan eli birçok kereler görüp hissetmeyişimdir.

Ne var ki milli uygunluk uğruna sessizliğimi gene korudum. Kıbrıs Kilisesinde büyük bunalımlara yol açıp, sonra da görevlerinden alman üç Piskopos'a hakim olan kurnaz kötü niyetin de doğum yeri yine Atina'dır. Bu konuda da hiçbir açıklamada bulunmadım. Yalnızca bütün bunlar niye diye düşünüyorum. Ve eğer bugün Kıbrıs'ta sürmekte olan dramdan tek acı çeken ben olsaydım, Yunan hükümetinin rolü ve sorumluluğu konusunda yine susacaktım. Ama bundan tüm Kıbrıs Hellenizmi etkilendiği zaman ve Atina'nm emri üzerine Milli Muhafız Kuvvetlerinde görevli Yunan subaylar, EOKA-B'yi, siyasal cinayetleri ve genel olarak Devlet'in dağılmasını da içeren, canice siyasetinde destekledikleri zaman sessizliğe ve saklamalara yer yoktur.

Kıbrıs'taki devlet temellerini yıkma çabalarında Yunanistan hükümetinin sorumluluğu büyüktür. Kıbrıs devleti ancak Enosis du-rumunda dağılmalıdır. Yunanistan Hükümeti, Milli Muhafız sorununa karşı takındığı turumla, Kıbrıs Devleti'nin üstüne bir siyaset uyguladı. Birkaç ay önce, Milli Muhafız Kuvvetlerinin Genelkurmay' ı, özel okullarda eğitilip daha sonra askerlikleri süresince subay olarak yapması düşünülen yedek subay adayları listesini Kıbrıs Cumhuriyeti'nin onayına sunmuştur. Bakanlar Kurulu, listede yer alan 57 adayı onaylamadı. Genelkurmay bu durumdan bir yazı ile haberdar edildi. Buna karşın, Atina'nın talimata üzerine Genelkurmay, kanunun kendisine verdiği Milli Muhafız'daki tüm subayları atama yetkisine dayanarak, Bakanlar Kurulunun bu kararına hiçbir önem vermedi. Keyfi ve bağışık bir tutum takman Genelkurmay, Kıbrıs Hükümetinin kararma aldırmadan ve yasaları çiğneyerek, onaylanmayan adayları subay okuluna kaydetti. Yunan hükümetine bağlı olan Milli Muhafız Kuvvetleri Genelkurmay'ının bu tutumunu tamamen kabul edilmez sayıyorum. Milli muhafız Kıbrıs Devleti'nin bir organıdır ve Atina değil, Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından denetlenmelidir. Yunanistan-Kıbrıs birleşik savunma bölgesi teorisinin duygusal yönü vardır. Ne var ki gerçekte durum değişiktir. Milli Muhafız Kuvvetleri bugünkü yapısı ve üyelerinin niteliği yüzünden amacından sapmış yasadışı hareketlerde bulunan kişilerle, Devlet'e karşı komploların hazırlandığı merkez ve EOKA-B'yi destekleyen kaynak haline gelmiştir.

Bu konuda, son zamanda artmış olan, EOKA-B'nin tedhiş faaliyetleri süresince, Milli Muhafız Kuvvetlerine ait araçların, silah ve tutuklanması söz konusu olan kişileri güvenlik içinde taşıdıklarım söylemem yeter herhalde. Milli Muhafız Kuvvetlerinin bu sapmasından da Yunanlı subaylar sorumludur. Bunlardan bazıları EOKA-B faaliyetine tepeden tırnağa kadar karışmış durumdalar. Tabii ki bunda da Milli Merkez'in sorumluluğu olmadığı söylenemez.

Yunan hükümetinin bir işareti üzerine bu üzücü durum sona ere-bilirdi. EOKA-B belgelerinde kanıtlandığı gibi bakımı ve gücü için gerekli olanakları Atina'dan sağladığından, Milli Merkez şiddetin sona erdirilmesi için emir verebilirdi. Ne var ki Yunan hükümeti böyle bir harekette bulunmamıştır. Bu kabul edilmez durumun bir başka işareti olarak da, son zamanlarda Atina'da kilise ve Kıbrıs Büyükelçiliği de dahil olmak üzere başka binaların duvarlarında, benim aleyhime ve EOKA-B'nin lehine yazıların yer alması gösterilebilir. Suçluları tanımasına karşın Yunan hükümeti, bunların yakalanıp cezalandırılması için hiçbir gayret sarf etmemiştir. Böylelikle EOKA-B'nin lehine yapılan propagandaya göz yummuş oluyordu.
Söyleyecek çok şeyim var, Sayın Başkan ama sanıyorum ki söze daha fazla lüzum yok. Sözlerimi bitirirken de, düştüğü durumdan dolayı, Kıbrıs halkının ona olan güvenini yitirdiği Milli Muhafız Kuvvetlerinin yeni temeller üstünde yeniden düzenleneceğini bildirmek istiyorum. Askerlik süresini, tavanı azaltıp, ulusal bir tehlike karşısında görevini yerine getiremeyecek duruma geldiğini belirtebilirsiniz.

Burada açıklamak istemediğim nedenlerden dolayı, bu görüşe katılmıyorum. Ayrıca, Milli Güvenlik Kuvvetlerinde görev yapan Yunanlı subayların geri çağrılmalarını rica ediyorum. Bu subayların Milli Muhafız Kuvvetlerinde kalıp, onları yönetmeye devam etmeleri halinde Lefkoşa-Atina ilişkileri zarar görebilir. Bununla beraber eğer, Kıbrıs Silahlı Kuvvetlerinin yeniden düzenlenmesinde görev almak üzere Kıbrıs'a eğitici subay ve askeri danışman gönderirseniz mutluluk duyacağım. Umarım bu arada, Atina tarafından EOKA-B'ye faaliyetine son vermek için gerekli emir verilmiştir çünkü eğer bu örgüt kesinlikle dağılmazsa yeni bir şiddet ve cinayet dalgası görülebilir.
Sayın Başkan, Kıbrıs'ta uzun zamandan beri sürmekte olan içler acısı durumu belirtmek için, birçok üzücü şeyi içten kelimelerle anlatmak zorunda kaldığım için üzgünüm.
Ne var ki, her zaman göz önünde bulundurduğum ulusal çıkar, böyle bir şeyi zorunlu kılıyordu.
Yunanistan hükümeti ile işbirliğimi kesmek niyetinde değilim. Ne var ki, benim Yunanistan'ın Kıbrıs'a atadığı vali değil, Hellenizmin büyük bir bölümünün seçtiği önder olduğum anlaşılmalı. Ulusal Merkezin bana karşı tavrı buna göre ayarlanmalı.
Bu mektubun içeriği gizli değildir.
İçten dileklerle

Makarios

Kaynakça
Kitap: KIBRIS BARIŞ HAREKÂTININ BİLİNMEYEN YÖNLERİ
SATILIK ADA KIBRIS
Yazar: EROL MÜTERCİMLER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1971-1974: Cumhuriyetimizin 2. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir