Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Salih Güleryüz'ün Kıbrıs Türk Barış Harekâtı Anı-Raporu

Cumhuriyet Halk Partisi İktidarı Döneminde, Kahraman Bülent Ecevit, Kıbrıs'ta Rauf Denktaş Gibi Kahramanların Önderliğindeki Türkler İle Birlikte, Kıbrıs Türk Barış Harekâtı'nı Başarıyla sonuçlandırarak İngiltereyi ve Amerikayı mağlup etmiştir. İngiltere ve Amerikanın kontolü altında olan Kıbrıs'lı Rumların Kıbrıs'lı Türklere karşı Soykırım Teşebbüsü Kıbrıs Türk Barış Harekâtı ile engellenmiştir.
Bu mağlubiyet karşısında Amerika ve İngiltere'nin verebildiği yanıt, sadece "uluslararası ambargo" ile sınırlıydı.
Bu Başarıdan bir sonuç çıkartmak gerekirse: "Görüldüki, dünyayı yöneten Amerika ve İngiltere, ASLA VE ASLA Türkiye Cumhuriyeti'mizi ve Türk Soyumuzu savaşla mağlup edecek güce sahip DEĞİLDİR. Bu yüzdende yıllardır emperyalist entrikalarla içimize sızmaya çalışıyorlar"!!!

Salih Güleryüz'ün Kıbrıs Türk Barış Harekâtı Anı-Raporu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 03 Oca 2011, 18:05

KOMANDO TUGAY KOMUTANLIĞI'NDAN PİYADE ALBAY SALİH GÜLERYÜZ'ÜN ANI-RAPORU

(Bu anıların çok önemli bir boşluğu doldurduğunu göreceksiniz. Ben, burada yazılanları kitabın ilgili bölümlerinde araya koyarak yazmaya 'kıyamadım'. Bunun iki nedeni bulunmaktadır. Birincisi, Albay Güleryüz'ün kendi anlatımı özgünlüğünü korusun istedim. İkincisi de bu anılar, Salih Güleryüz'den doğrudan bana gelmedi. Tümgeneral Sabri Demirbağ tarafından iletildi. Sonradan E. Yüzbaşı Ulvi Berberoğlu da, kendisinin bir kopyaya sahip olduğunu söyledi. Zaten bana verdi. Bu anlattığım şekliyle anıların yazıcısı olan Piyade Albay Salih Güleryüz ile konuşamadım, anılan konusunda tartışma olanağım olmadı. Anılan bana iletenler, tereddütsüz olarak yararlanabileceğim güvencesini verdiler ama doğrusunu söylemek gerekirse, biraz ürkerek sizlerle paylaştığımı belirtmek isterim.

Eğer Salih Güleryüz, bu anılarının, kitabın yeni baskısında yayınlanmasını istemezse hemen çıkarılacaktır. Kendisine de bir yazar ve ülkemin teşekkür borcu olan vatandaşı olarak minnetimi ifade ediyorum, e.m.

16 Temmuz 1974 - 4 Ekim 1974 tarihleri arasında, Kıbrıs Barış Harekâtında Komando Tugay komutan yardımcısı olarak görev aldım. Bu tarihler arasındaki kişisel anılarımı çok Özet olarak günlük not ettim.
Komando Tugayı'nın Barış Harekâtındaki katıldığı muharebelerin günlük ceridesi tutulmuş olup gerekli dokümanları ile birlikte üst makamlara arz edilmiştir.
Bu okuyacağınız anılar, o günün şartlarında ve bizzat içinde yaşadığım muharebe durumlarında, gördüğüm, hissettiğim ve kişisel kıymetlendirmelerimi kapsamaktadır.
Kıbrıs Harekâtının geniş ve detaylı kıymetlendirilmelerinde bu günlük notlarımın çok az da olsa katkısı bulunursa kıvanç duyarım.
Salih Güleryüz Piyade Albay

1'nci ve 2'nci Kıbrıs Harekâtındaki Kişisel Anılarım
16 Temmuz 1974


Saat 00.15'te televizyon bitti, Kıbrıs'ta Nikos Sampson darbesini Güne Bakış'da dinledik. Can Akbel'in sunduğu TRT televizyonunda yayınlanan gecenin son haber programı e.m.l Aynı apartmanda ablamlarda oturuyoruz, muhtemelen yarın Harp Okulu teyakkuz durumuna geçirilir, belki yarın akşam eve gelemem diye konuştum. Bir üst kattaki daireme çıkarken kapı çalındı. Harp Okulu müracaat nöbetçi subayı Bolu Komando Tugay Komutan Yardımcılığına atanma emrini tebliğ etti. Tugay Ankara'ya hareket edecek, benim Ankara'da katılmam bildiriliyor. Sabaha kadar yarı uykusuz düşünceli bir gece geçirdim.

07.30'dan itibaren Harp Okulunda Karargâh Komutanlığı görevimi devredip okul mensupları ile vedalaştım, okul komutanına vedaya girdim, sen bu işe gönüllü gibisin, hayırlı olsun, tekrar okula dönersin dedi.

Saat 10.00'da 4'ncü Kolordu Karargâhında Kurmay Başkanı Kurmay Albay Yavuz Yılmazlar"a (sınıf arkadaşım) uğradım.
Tugayın Bolu'dan hareket ettiğini ve akşama 28'nci Tümen kışlaları civarında konaklayacağını Öğrendim.

17 Temmuz 1974

Saat 09.00'da 28'nci Tümen Kurmay Başkanını Kurmay Albay Hayrettin'i (sınıf arkadaşım) gördüm vedalaşıp Tugay'ın konakladığı bölgeye uğrayıp ön bilgileri aldım ve eve döndüm.
Lüzumlu ve zaruri eşyalarımı alıp saat 14.00'de Tugaya iltihak ettim. Elbiselerimi 6 senedir ilk defa giyiyorum.
Komando Tugay Komutanı, Tuğgeneral Sabri Demirbağ ile tanıştım. Benim gibi atanan subaylar devamlı geliyor.
Saat 18.00'de 100'e yakın araç konvoyu ile Kamak Garnizonundan Konya istikametine hareket ettik.

1 Tb. Su eğitiminde Akçakoca'da olduğundan geriden gelecek Konvoy sonunda görevliyim. Saat 20.30'da Kol nihayet Bahçelievler'den çıkabildi. Bütün gece saatte 15 ile 20 km. süratle gidiyoruz, sabaha karşı Jeep şoförü uykusuzluğa dayanamıyor, mecburen 2 ile 3 saat direksiyona ben geçtim.

18 Temmuz 1974

Saat 10.30'da Çukra kasabası yakınlarında mola verdik. Çukra halkının yakın ve sıcak İlgisi bizi çok duygulandırdı, kamyonlarla ekmek, peynir, helva, kavun, karpuz, sigara getirmişler, evlatlarımız yeyin, bizleri de götürün isteğinde bulunuyorlar.
Saat 15.00'de hareket ettik, Karakan-Kut yolu ile saat 22.30'a kadar yol aldık. Toroslardan ilk defa geçiyorum, manzaralar çok güzel. Yalnız bu büyüklükteki konvoyun sevk ve idaresi çok zor, hava sıcak, araçlar su kaynatıyor. Torosları güneye dönünce erzak yüklü bir reo aracı uçuruma uçtu. Şoför ve araç komutanı atlamışlar, personel zayiatı yok. 50-60 m. uçurumda mecburen bıraktık.
Silifke'ye 7 ile 8 km. mesafede saat 22.30'da tekrar mola verildi. Akşam yemeğini yiyip hareket edecektik. Sıcak, yorgunluk, yetersiz gıda ve susuzluk sıkıntısı var. Bütün personel civar yerlerde uyuyakaldı. Tugay Komutanını buldum, ayaklarımızı suya sokuyoruz. Sabaha karşı hareket etmeye karar verildi.

19 Temmuz 1974

Silifke-Taşucu yolu ile saat 12.00 civarında helikopterlere bindirilme yerimiz Ovacık'a ulaştık. Peksimet, peynir, zeytin ve köylülerin getirdiği kavun karpuzla yemek yedik. Hava son derece sıcak, ne olacağından kati bilgimiz yok. Yamaç bir yerde keçi boynuzu ağaçları altında çadırlı ordugâha geçtik. Geri bölgemizde 6 ile 7 köy evi var. Önümüzde (deniz tarafı) oldukça genişçe kavun, karpuz ve domates bahçeleri var. 67 helikopter üç grup halinde bu bölgeye yerleştirilmiş, saat 18.00'de Akçakoca'daki Tb.'da 12 sivil otobüsle geldi.

Nevşehir Jandarma Komando Tb. da bizden önce gelip doğumuzdaki çam ağaçları bölgesinde yerleşmiş, bizim emrimize girdi.
Akşama kadar bu bölgeye yığınak yapıldı. Helikopterleri korumak için uçaksavar silahlan da geldi.
Saat 18.00'de karargâh olarak seçtiğimiz bir keçi boynuzu ağacı altında, 6'ncı Kor. Komutanı Korgeneral Nurettin Ersin, 2'nci Ordu harekât Başkanı yardımcısı bir Kurmay Albay, Helikopter alay Komutam ve yardımcısı toplanıldı. Yarınki harekât için konuşuluyor, helikopter Alay Komutam "Ben istifa ettim benim durumum ne olacak?" diye sızlanıyor.

Kıbrıs'a indirme planları izah edildi, her sortide gidecekler tespit edildi. Benim en son kafile olarak araç ve ağırlıklarla birlikte Taşucu'ndan gelmeme karar verildi. Tugay Komutanına benim de ilk kafilede olmamı ihsas ettirdimse de Albay Gündeş'İn Kıbrıs'ta görev yaptığı, onun ilk gitmesinin uygun olacağına karar verildi.

içimde bir burukluk var, Tugay Komutanına "Siz beni tanımazsınız, ben de sizi yeni tanıyorum nasıl münasip görürseniz onu yaparım," dedim. Kolordu Komutam ve Harekât yardımcısı da Ovacık'ta, kafilelerin şevkinin ve bilahare ağırlığın şevkinin çok mühim görev olduğunu, bu şekilde konuşmamamı söylediler, gecenin geç saatlerine kadar uyuyamadık. Bilahare Jeepin içinde uyudum.

Saat 05.30 ayaktayız. Tugay taktik karargâhı, 1'nci Tb. ve Kor. Karargâhı 1'nci sorti olarak uçacaklar, vedalaşıyoruz.
Sabri Paşa helikopterlerin hareketinden sonra postahaneye atmam için ailesine yazdığı bir mektubu verdi. İlk defa içime burukluk giriyor. Acaba ne olacak?
Saat 07.00'de 64 helikopter bildirilmiş vaziyette KIBRIS istikametine havalandı.
Sabahın erken saatlerinden itibaren çok yükseklerden geçen jetlerin sesleri geliyor. Sabri Paşanın herhalde heyecandan olacak unuttuğu küçük radyoyu buldum, devamlı olayları izliyorum. Gururlu bir heyecanımız var.
Saat 11.00'de 2'nci Tb.'u yolladık. 3'ncü Taburun kamuflaj elbiseleri noksan. Tabur Karargâh Bölükleri ve ağırlıktaki erlerden zorla toplayıp tamamladık.
Saat 15.00'de 3'ncü Tb., Saat 17.30'da Nevşehir Jandarma Komando Tb.'u ve Tugay Karargâh Bölüğünün bir kısım erleri Kıbrıs'a sevk edildi.
Sevkıyatı düzenlemek için ben Ovacık'tayım. Yarbay Alaattin Güzelışık yardımcım. Son derece heyecanhyız, devamlı radyo dinliyoruz. Helikopter pilotları Kıbrıs'ta durumun iyi olduğunu, her tarafta yangın olduğunu, denizden de Girne'nin batı kısmına çıkarma yapıldığını söylüyorlar. Bu geceyi de jeepin içinde geçirdim.

21 Temmuz 1974

Sabahın çok erken saatlerinde ayaktayız. Ovacık'a sivil otobüslerle 230'ncu Piyade alayından bir tabur, hava indirme tugayından paraşütle atlayış eğitimi görmemiş 1200 er geldi.
Saat 09.00'da 1 /230 Piyade Alayı
Saat 12.00'de Hava İndirme Tugayı . Saat 15.00'de yine Hava İndirme Tugayı
Bunlarla birlikte bizim Komando Taburlarının 5 günlük demirbaş erzaklarını ve mühimmat yolladık, helikopter seferleriyle devamlı irtibattayız.

2'nci Ordu Komutanı Orgeneral Suat Aktolga Ovacık'a giriş yolu kenarında bir evin düz damı üzerinde helikopter seferlerini izliyor, 3 defa emirlerini almak için yanma gittim.
1'nci günün aksine son gelen helikopterler yara aldıklarını, kalan malzemeyi götürmeyeceklerini söylüyorlar ve son seferi yapmadılar. Hakikaten 2 ila 3 helikopterde bizzat mermi deliklerini gördüm.
Saat 21.00'de pilotların kaldığı çadıra uğradım, helikopter Alay Komutanı ile kalan malzemenin götürülmesi isteğimde ısrarım üzerine atıştık.
Ordu karargâhı ile temas kuramıyoruz. Gece açık havada sivri-sineklerin içinde uyuduk.

22 Temmuz 1974

Halen Tabur karargâh Bölükleri ve Tugay Karargâh Bölüğünden gönderemediğimiz personel ve malzeme var. Helikopter seferleri çok aksadı. Düzensiz şekilde kim binebilirse o gidiyor. İlk seferi yapan helikopterler bir tabut getirdiler. Albay Karaoğlanoğlu'nun olduğu söyleniyor, yerine gidecek albay da geldi. Mermisi olmadığını söylemesi üzerine 60 adet tomson mermisi verdim.
Helikopter Alay Komutanının karargâh çadırından ordu harekât Başkanını buldum, tekmil verip burada kalan personel, malzeme ve araçların ne olacağını sordum. Araç şoför ve bakım personelinden gayri olanların hepsini alıp Kıbrıs'a götürmemi, akşama ateşkes ilan edileceğini ve bu emri Ordu Komutanı namına verdiğini söyledi. (Saat 10.30)

Saat 12.00'deki sortide bulabildiğim bir helikoptere, Yarbay Alaattin Güzelışık, Lv. Teğm. Osman, Astsubayım ve erlerle toplam 9 kişi bindik. Bu saatteki sortide Kıbrıs Türk Alayı Değiştirme Personeli gidiyordu.
Bir kısım helikopterler isabet aldığından 58 helikopter havalanabildik. 45-50 dakikalık bir uçuştan sonra indirme bölgesi Kırnı hava meydanına indik.

Girne sahilleri, Beşparmak dağları ve indirme bölgesinin her tarafında yangın ve duman var. Nerede olduğumuzu bilemiyoruz, her taraftan top, havan ve makineli tüfek sesleri geliyor, sırtımızda dağ çantası, elimizde valiz ve makineli tabanca olduğu halde bir sırtın yamacına kendimizi attık.

Civarda 2'nci Komando Taburu 2'nci Bl'den 60 mm'lik havan mevziindeki erlere sorduk, düşmanın nerede olduğunu, Tugay Karargâhının yerini bilemiyorlar. Civar sırtlarda ve 30-40 metre yakınlarımızda havan mermileri patlıyor. Sıçrayıp yatmak suretiyle 1,5 saatlik bir zamandan sonra inme bölgemizin 500 metre yakınındaki bir ağacın dibindeki, saman sapları, yığınları arasındaki Tugay karargâhını bulduk. Beşparmak dağlarında ve Dikoma köyü civarında muharebe bütün şiddetiyle devam ediyordu. Uçaklar bölgeye devamlı paraşütle yiyecek, silah ve malzeme atıyor. Karargâh'taki subaylar, Tugay Komutanı, Kurmay Başkanı, G-3'ün nerede olduğunu biliyorlar. Albay Gündeş, telaşlı ve yorgun. Bana, "Komutayı size devrediyorum, ben çok yorgunum," dedi. Boğaz mevkiinde olduğunu öğrendiğim kolordu karargâhına bulabildiğim Landrower vasıta ile gidebildim. Tugay Komutanı orada, tekmil verdim, kolordu komutanına gittik, bir binanın bodrum katanda çalışıyor, giren çıkan belli değil. Hava İndirme Tugay Karargâhının bütün personeli orada. Herkes bir fikir yürütüyor. Paraşütle atlayıp omuz kemiği kırılan bir jet pilotu bir ağacın dibinde. Kolları ve gözleri bağlı, kısa pantolonlu iki Rum asker esir binanın yanında. Bina civarındaki emniyetle görevli kurmay Binbaşı Arafat Beyaz kimseye söz dinletemiyor. Dağdan civar yerlere havan mermisi düşüyor ve makineli tüfek atış sesleri var.

Hava İndirme Tugayı, Kurmay Başkanı Kurmay Bnb. Atilla Erdem, 1'nci Komando Taburunun Tabur Komutanı Yarbay Cemal Eruç'un Beşparmak dağlarını temizleyemediğinden şikâyetçi.
Saat 15.30 civarında (burada bir hata var! Ulvi Berberoğlu), Tuğgeneral Hakkı Borataş 5 tank ve 3 kariyer ile kolordu karargâhının bulunduğu boğaza geldi. Bir ayağı baldırından yaralı pantolonu kan içinde, Bnb. Önder Sürer yanmda, boğazda açılan hastaneye tedaviye girerken bana, Kolordu Komutanına ve Tugay Komutanına Girne-Boğaz yolunun açıldığını, Komando birliklerinin geriden gelen birliklere ateş etmemesini iletmemi söyledi. İlettim.

Saat. 16.00'dan itibaren 1'nci Komando Taburunun Keskinsırt istikametinde ve 2'nci ve 3'ncü Taburların da Beyaz Ev bölgesinde çıkarma bölgesinden Girne istikametinden ilerleyen birliklerle temas sağlaması için taarruza başladıklarını öğrendim.
Tugay Komuta yerine döndüğümde takriben saat 16.00 civarında, Lilali (Göçeri) köyünün Rumlar tarafından alındığını, Kırnı köyünü havan atışına tuttuklarını ve ilerlemekte olduklarını duyduk. Tugay Komutam karargâh muhafız takım komutanı Üsteğmen Salih Gemicioğlu'na Karargâh Bölüğünden toplayabildiğimiz erlerle o istikamete gitmesini ve ilerlemeyi durdurmasını emretti. Tugay Komutam tekrar Kolordu Karargâhına döndü. Tugay Komuta yerinde karşılaştığım manzara şöyle idi: C-47 uçakları bölgeye devamlı mühimmat ve yiyecek atıyorlar, toplanamıyor, kimin ne yaptığı belli değil. Akşamın geç saatlerine kadar bu durum devam etti. Gece geç saatte Komuta yerine gelen Tugay Komutanı, Üsteğmen Nizamettin'in Girne'de şehit olduğunu, Yzb. Eruç'un Yanıksırtta yaralandığını söyledi ve yorgunluktan hemen uyudu.

Saat 23.30'da 2'nci Komando Taburundan Üsteğmen Elçi (Bölüğü ile kaybolduğu söylenen) bana müracaat etti, l'nci günden itibaren Kıbrıs Türk alayı bölgesinde bulunduğunu ve devamlı muharebe ettiklerim, 17 erinin kaybolduğunu ancak bu saatte Tugay Karargâhını bulabildiğini söyledi.

Gene geç saatte komuta yerine gelen 3'ncü Taburda Bölük Komutanı Üsteğmen Osman, Üstm. Nizamettin'in Girne Stadyumunda şehit olduğunu, muharebelerin şehir içinde cereyan ettiğini, her evin mevzii olarak kullanıldığını, kasabanın kenar mahallelerinde birliklerin dağıldığım söyledi.

Tugay G-3'ü Kur. Yzb. İbrahim Tekneoğlu'nun karargâha gelişi gece yarısından sonra idi. O da Girne içerisinde 2 tank ile dolaştığını, Girne'de durumun belli olmadığını söyledi.
Albay Gündeş ve iki yazıcı erle birlikte saman sapları ve atış sesleri arasında geceliyoruz. Albay Gündeş bütün gece gömülmemizi istiyorsa da erlerden bir tanesinde portatif kürek var.

Şiddetli esen rüzgâr dağ kazağını giydiğim halde üşütücü, saman çöplerinden perişanız.
Beşparmak dağları donanma gibi ışıklandırılmış, batı kesiminde devamlı dağa çıkan vasıtaların far ışıklarını görüyoruz.

23 Temmuz 1974

Alb. Mehmet Gündeş ve Yarbay Alaettin Güzelışık kolordu karargâhında görevlendirildiler ve ayrıldılar. Tugay Komutanı Kolordu Karargâhına, Kurmay Başkanı ve G-3 Tekneoğlu taburlar bölgesine gidiyoruz diye ayrıldılar. Kalan subayların her birinden bir ses ve ayrı teklif.

Akşam üstü bölgedeki bütün subay ve astsubayları topladım. Civara uçaklardan ablan ve helikopterlerle indirilen malzeme ve mühimmatın toplatılması için talimat verdim. Atma paraşütlerini toplatamıyoruz.
Geç saatte Tugay Komutanını Kolordu Karargâhında buldum. Gazeteci ve televizyoncular gelmiş. Tugay Komutanına 1'nci Tabur (Saint Hilarion) bölgesini görmek istediğimi söyledim. Gazetecilerle birlikte Beyaz Ev bölgesine çıktık. Beyaz Ev'de Tugay Komutam ve Tabur Komutam ile televizyoncular mülakat yaptı. Bana da intihalarımı sordularsa da, bilgi vermeye Tugay Komutanının yetkili olduğunu söyledim. Karanlık basarken bölgeden ayrılıp karargâha döndüm. Dönüşte alaca karanlıkta 1'nci Tb. Bölükleri gece tertibi almak üzere Yamk Sırt istikametinde dağ bölgesine çıkıyorlardı.
Gece yine şiddetli rüzgâr ve saman yığınları arasında Kırnı Havaalanında geceledik.
Başparmak Dağlarının ışıklı hah ve vasıtaların gelişi gidişi bütün gece devam ediyor.

24 Temmuz 1974

Komando Tugayı olarak bugün muharebe harekâtı yok. Taburlar dünkü yerlerinde ateşkese riayet ediyorlar. Kırnı hava alanına helikopter seferleri devam ediyor. Çoğumuzun midesi bozuldu.

Şehit ve yaralı miktarı, malzeme zayiatını tespit için uğraşıyoruz. Doğru netice alma imkânı yok. Birliklerden mevcut alamıyoruz. Muharebe şartlarının güçlüğünü bütün ağırlığı Üe hissediyoruz. Gece geç saatte Kolordu Komutanı Komuta yerine geldi. Aynı zorluklara Kolordu Komutanının da maruz kaldığı her haliyle belli oluyor. Peynir, zeytin ve erlerin yaptığı çayı beraber içiyoruz.
Beşparmak Dağlarına yapılan atışlar durdu. Fakat dağın aydınlatması, vasıta geliş gidişleri devam ediyor.
Geç saatte saman sapları yığınları arasında uyuduk. Rüzgâr durdu. Bunaltıcı sıcak başladı.

25 Temmuz 1974

Bugün de aynı bölgedeyiz, gece geç saatlere kadar ateşkese uyuluyor. Yarın sabah Beşparmak Dağlarının batısındaki boğaza çıkmak için Ayermola ve Siskilip köylerinin alınmasına karar verildi. Bu harekâtı 2'nci Tb. uygulayacak. Tb. Komutam'na durumu anlatmamız ve taarruz planını izah etmemiz zorca oldu.
230'ncu P. Alayı 1'nci Taburundan ve Nevşehir Jandarma Komando Taburundan kesin bilgimiz yok. Bozdağlar bölgesinde çok zayiat verdiklerini duyuyoruz. 230'ncu P. Alay Komutanı Kur. Albay Nezihi de Kırnı havaalanına geldi. Bölgenin yakın emniyeti ile ilgileniyor.
Tugay Komutanı yarın yapılacak taarruzda benim, Kurmay Başkam Kurmay Bnb. Yılmaz Akseki ve G-3 Kur. Yzb. Tekneoğlu'nun sabaha karşı, Kırnı Köyünün batısında seçtiğimiz gözetleme yerine gitmemizi, kendisinin çok yorgun olduğunu, sabah geç geleceğini söyledi. Gece yarışma doğru yattık.

26 Temmuz 1974

02.30'da kalktık, kapalı Landrowerle Astsb. Ali Teke'yi de alarak, gerimizde muhafız ve muhabere erleri ile karanlıkta gözetleme yerine yarım saatte ulaştık.
2'nci Tabur Saat 04.30'da, 8 tank ve bir topçu bataryası desteğinde taarruza başladı. Ayermole Köyünün bizden taraf kesimindeki Kulakhtepe-Çarkı Felek Tepe ve Esenbelen Tepe 3 saatte alındı. Topçu bataryası taarruzu iyi destekliyor. Gözetleme yeri Bilali Köyü üzerindeki Kırıl Kızma değiştirildi.

Saat 08.30'da Kolordu Komutam ve Kur. Başk. Kur. Alb. Mahmut Boğuşlu Prelli mücahit karakoluna gelip harekâb izleyip döndüler. Siskilip Köyü alındı. 5'nci Bl. Hariç (Üstm. Kenan'ın Bölüğü) Taburun diğer birlikleri Siskilip Köyünden dağ yoluna yöneldiler. Fakat taarruz hızı çok yavaşladı. Öne tanklar konduysa da taarruz gelişemiyor. Tank Tb. Komutanı gözetleme yerine gelip bütün tankların yandığım söylemesi üzerine, Tugay Komutanı, "Muharebe ediyoruz, askerler şehit oluyor, tanklar da yanar," dedi ve bu şekilde konuşmaması için uyarıda bulundu. Gecenin geç saatlerine kadar Dörtyol kavşağı Boğaza çıkılamadı. Topçu devamlı dövüyor. Boğazdaki düşman makineli tüfeği susturulamıyor. Malzeme ve mühimmat yüklü bir aracın isabet alıp yandığı bildirildi. Telsiz irtibatımız kısmen var.

Akşam ortalık kararırken Astsb. Erol Tombak bizzat 106 mm.'lik geri tepmesiz topla bulunduğumuz gözetleme yerinin hemen kuzeyine geldi. Siskilip Boğazında susturulamayan düşman uçaksavar makineli tüfek mevzinin bulunduğu yere ateş yaptırıldı. Tesirli olduğunu zannediyoruz ama bir türlü susmadı. Makineli tüfek izli mermileri üzerimizden geçiyor. Taburun Boğaza çıkması durdu. Sonra bu tüfeğin beton korugandan ateş ettiği anlaşıldı. Devamlı taciz ateşi yapmak suretiyle Boğaz'ın doğu bölgesindeki birliklerin Lapta istikametinde geri çekilmesini sağladığını zannediyoruz.

Akşam yemeğini Kırnı köyündeki karargâhtan bir türlü getirtemedik. Tugay Komutanı son derece sinirli ve yorgun. Mermiler üzerimizden geçmesine rağmen uyukluyoruz. Tugay Komutanı hariç gözetleme yerinde bulunan hepimiz birer ikişer saat mücahitlerin koğuşundaki yataklarda uyuduk.

27 Temmuz 1974

Ortalık ağarırken yarı uykusuz ayaktayız, Siskilip Boğazı'ndaki top ve makineli tüfek sesleri kesildi.

Tugay Komutanına, Ayermola ve Siskilip civarmdaki birlikleri görmem için teklifte bulundum. Mücahit şoför Ahmet'in kullandığı landrower jeep ve iki muhafız erle gözetleme yerinden ayrıldım. Pirelli Karakolu civarında elinden yaralı bir Tnk. Üsteğmeni ve sedyeye yatırılmış iki yaralı erden Siskilip Boğazma birliklerin girdiğini öğrendim. Geri dönüp Tugay Komutanına durumu bildirdim, hepimiz sevinç içindeyiz. Tekrar Ayermola istikametine hareket ettim. Tepeleri alan Bölük Komutanı Üstğm. Kenan'ı bulup alınan tepelerdeki Rum askerlerinin mevzülerini gördüm. Esenbelenk Tepenin iki yanında beton makineli tüfek yuvası ve tepenin ortasında bırakıp kaçtıkları uçaksavar makineli tüfeği var. Kurma kolunu almışlar bizim erler iple kurma kolu vazifesini yapacak şekilde makineli tüfeği kullanıyorlar. Tepe çevresinde köy tarafında mutfak, erzak kilerleri, cephanelikleri ve gazinoları var. Cephaneliğin içi MKE (Makine Kimya Endüstrüsü-Kırıkkale e.m.) yapısı mermilerle dolu.
Erlerle konuşuyorum, susuzluk ve tiryakisi olanlar sigarasızlıktan şikâyetçi. Takım Komutanları Üstğm. Erdoğan'ın yaralandığım öğrenmişler, keşke hepimiz şehit olsaydık da üsteğmenimize bir şey olmasaydı diye subaylarına bağlılıklarını ifade ediyorlardı.

Astsb. Erol Tokbak'ı da arabaya alıp ilk defa Rumlardan alınan arazi ve köyden geçmenin heyecanı ile Siskilip köyünden geçtik. Köyün içinde ne olduğunu bilemiyoruz. Boğaza çıkan dağ yoluna saptık, dar bir yol, iki vasıtanın yan yana geçmesi çok zor. Sağ tarafımız uçurum, sol tarafımız kayalıklı dağ yamacı. Şoför ve Astsb. Erol yola devam etmemizin tehlikeli olduğunu ihsas ediriyorlarsa da gitmek için direndim. Kurmay Başkam Yılmaz Akseki benden önce bir kariyer ile boğaza çıkıp taburu görmüş. Dönerken yolda karşılaştık. Kariyerin kapakları kapalı dönüyordu. Bizi görünce çok dikkatli olmamızı, dağ tarafından ateş edildiğini, şimdi kimin ne olduğunu daha iyi anlıyorum, dedi. Boğaza yakın bir yerde dün yanan aracın üzerinden geçip boğaza vardık. 2'nci Tabur Komutanı ve diğer personel, başarılmış harekâtın gurur ve sevinci hepsinin yüzlerinden okunuyor. Bu boğazda Rumların Tabur Karargâh garnizonu bulunduğu anlaşılıyor. Mutfak, gazino ve diğer binaların konforu bizim için oldukça iyi. Bol yiyecek ve içki bırakmışlar. Tabur Komutanı Bnb. Vural'ın yerleştiği binada televizyon dahi var. Masa, sandalye, dolap gibi büro malzemeleri de çok iyi vaziyette. Garnizonun ortasındaki bir uçaksavar makineli tüfeği tam isabetle paramparça olmuş. 3 adet Bedford marka askeri kamyon yanık vaziyette kalmış, iki binada, tavan ve çablar çökmüş. Bol bol coca-cola içip gözetleme yerine döndük.

Bugün Saint Hilarion'daki l'nci Tabura da Yanık Sırt-Keskinsırt Karmi ormanı istikâmetinde ilerlemesi için yaptığımız teşebbüsler netice vermedi. (Tabur komutanı erlerin çok yorgun olduğunu, destek silahı olmadığını, tank verilmesi gerektiğini istemesi üzerine) bu akşam Kırnı köyü doğu çıkışındaki Mücahitlerin Zafer Taburunun Karargâh binası Tugayın Karargâh binası olarak bize devredildi. Bütün yorgunluklarımız ve bugüne kadar çektiğimiz perişanlıkları unuttuk. Sıcak banyo yaptık ve ilk defa bir adada yatakta yattım.

28 Temmuz 1974

Rahat ve huzurlu bir gün geçirdik. İki defa, Boğazda sancaktar-lık binasına yerleşen Kolordu Karargâhına gittim. Komutanı ile muhatap oldum. Çok efendi ve mütevazı bir komutan.

29 Temmuz 1974

Akşam üstü, 26 Temmuz günü kaybolan 3 subayın Ayermola Köyü civarında bir ağaca asılı oldukları ihbarım aldık.

(Kaybolan bu üç subay: Tugay Motor Subayı Üstğm. Nermi, Tugay Ord. Saymam Ord. Tğm. Gürkan ve Tugay disiplin subayı asteğmen idi. Kayboluş nedenleri: 26 Temmuz günü Üstğm. Kenan'ın Bölüğü tarafından alman Ayermola Köyünün bizden taraf tepeleri zaptedildikten sonra bu bölüğe mühimmat götürmek için Kırnı hava meydanı bölgesinde bulundukları bir sivil kamyona mühimmat yükleyip bu tepeler hattına, Ayermola Köyünü geçtikten sonra bir Rum uçaksavar makineli tüfek mevziine rastladıklarında, Üstğm. Nermi'nin mücahit şoföre, "Biz arabadan atlayacağız, sen arabayı geriye döndür. Bilahare biz arabanın arkasına atlarız," dediği, mücahit şoförün arabayı döndürür döndürmez bu subayları almadan geriye kaçtığı ve 3 subayın bu bölgede kaldığı öğrenildi.)

Ben, Kurmay Başkam ve G-l Bnb. Metin ve birkaç erle civardaki iki tank ve bir kariyer ile bu hadiseyi tahkike gittik. İhbar yapılan bu yerde subayların cesetlerini bulamadık. Dönüşte bir köy bakkalının demir parmaklık kepenklerini tank topunun namlusu ile açıp muharebede mubah olan makarna, pirinç, kuru fasulye, sabun, havlu ve bir miktar çamaşır aldık.

Bu bakkala yakın bir evde kalmış bir ihtiyar Rum'u da tanka bindirdiysek de çok ihtiyar oluşu dolayısıyla tekrar indirip köye bıraktık. Siskilip köyü yakınındaki Tavuk çiftliğindeki tavuklar bakımsızlıktan ölümle pençeleşiyor, bol yumurta ve tavuk alıyoruz ama belki bütün birliklere 10-15 gün yetecek kadar tavuk ve yumurta var. İşletme binasındaki makinelerden çıkan civcivler binaya yayılmış, her taraf civcivle dolu ve ağır bir koku var.
Saint Hilarion bölgesinde bulunan 3'ncü Taburda Siskilip Boğazı'na getirildi. Buradan itibaren Saint Hilarion'a kadar olan dağ kesimini temizleme görevi verildi.
Gece yarısına kadar Tugay Komutanı ile yemek yedik ve dertleştik. Hava çok sıcak.

30 Temmuz 1974

Bütün günü dinlenmekle geçirdik.
Siskilip Boğazı'nı alan 2'nci Tabur çevre emniyetini genişletti. Lapta Köyü'nden Boğaz istikametine gelen 19 Rum'un öldürüldüğü ve 4 esir alındığı bildirildi.
3'ncü Taburun dağ sırtlarını temizleme işi devam ediyor, hiç çatışma olmuyor. Herhalde Rum birlikleri 1023 Rakımlı Tepe istikametine veya Lapta köyüne çekilmişler.
28'nci Tümen Komutanı ve Karargâhı da Türkiye'den gelip Kırnı Köyü civarındaki ağaçlığa yerleşti. Tümen Komutanı Tümgeneral Fazıl Osman Polat bizim karargâh binasında kalıyor. Gece beraber yemek yedik ve bugüne kadar olan durumu anlattık.

31 Temmuz 1974

Saat 8.30 ile 12.00 arasmda temizlenen Saint Hilarion-Siskilip Boğazı arasını Asb. Ali Teke ve iki muhafız erle birlikte gördük. Bu bölgede Rum birlikleri iki bölük merkezi, bir topçu bataryası merkezi olarak dağı tahkim ve işgal ettikleri anlaşılıyor. Bu garnizonlar oldukça iyi. Su ve elektrik tesisatı bile var. 5-6 vasıta herhalde Hava Kuvvetleri tarafından tahrip edilmiş, canlı varlık olarak topçu bataryası garnizonunda 2 av köpeği kalmış. Cephanelik binaları mühimmatla dolu.
Siskilip Boğazından, Siskilip-Ayermola-Kırnı yolu ile döndük. Siskilip'e inerken dağ tarafından silah sesleri geliyordu. Yolun dağ yamacında bizim 3 er"e dağ tarafına ateş ederlerken rastladık. Her an bir serseri kurşuna maruz kalabiliriz. Siskilip'te bir eve girdim ve bir Rum köyü evi hakkında fikrim oldu. Dayalı, döşeli, temiz bir mutfak ve sıcak-soğuk suyu var. Resim albümleri hep renkli resim.
Öğleden sonra Siskilip köyü karıştı. Ahirdaki köyü tarafına Tugay muhafız takımı ve 106 mm.'lik havan takımı yerleştirilmişti.

28'nci Tümen Komutanı ve Tugay Komutanımız Fota Köyü ci-varındaki 50. P. Al. 5. Bl.'nü alıp Siskilip köyündeki mevzilere yerleştirmemi emrettiler. Bu taburu bulmam için Havaalanı-Dikoma-Sihari'ye kadar gittimse de en nihayet Fota köyü civarında olduğunu öğrenebildim. Bu tabur bölgeye yeni gelmiş, tabur subayları etrafı bilmiyor. Bir hayli uğraşmadan sonra motorlu hale getirip bu bölüğü, Fota-Bilali-Esenbelen Tepe-Ayermola-Siskilip yolu ile mevzilerine sevk ettim. Civar arazide mevzilenmiş tank, topçu ve 106 mm'lik havan birlikleri bütün atışlarını bu Siskilip köyü mevziilerine toplamıştı. Ayermola Köyü içinden geçerken gerideki 4 vasıtanın köy içerisinde bizi takip edemeyişi bizi bir hayli uğraştırdı. Tavuk çiftliğinde muharebe durumunu yerinde takip eden Tugay Kurmay Başkanına durumu anlattım. Mevzilenmiş bir tankın yanından geçerken ateş edişini hiç unutmayacağım. Kulaklarım patladı zannettim.
Tank atışlarından bir tanesi bizim mevziilere düştü. Bilahare zayiata sebep olmadığını öğrendik. Bu bölgede geç saatlerde muhafız

Tk. Komutanı Ütğm. Salih Gemicioğlu İki kolundan yaralandı. Bir şehit ve dört yaralı olduğu bildirildi.
61'nci Piyade alayı 1023 rakımlı Tepe-Lapta bölgesini almak için Siskilip Boğazı'na çıkarıldı. Hava indirme Tugayının dağ topçu bataryası desteğine verildi.

1 Ağustos 1974

28'nci Tümen Komutam Tümgeneral Fazıl Polat ile dün gördüğüm Saint Hilarion-Siskilip Boğazı arasını ve 61'nci Piyade Alayının Lapta sırtlarındaki gözetleme yerini gördük ve tekrar Saint Hilarion yolundan karargâha döndük.
Siskilip Köyü'nde durum yine karıştı ise de saat 14.00'de muharebenin durduğu bildiriliyor.

28'nci Tümen Kurmay Başkanı sınıf arkadaşım Kur. Alb. Hayrettin karargâha geldi. Durumu anlattım.
Dinlemekte olduğumuz Rum telsizlerinden düşman zırhlı araçlarının Ayermola-Siskilip köyleri batısına yaklaştıklarını tespit ediyoruz. (Rumca bilen Erol isimli bir mücahitin Rum askerlerinin telsiz konuşmalarım tespit için gösterdiği gayreti hiç unutamam.)

Ovacık'ta bırakılan araçlardan Jeep ve Dodgelar geldi. 28'nci Tümen Komutanı ile geç saatlere kadar sohbet ettik.
1023 rakımlı Tepenin 61'nci Piyade alayı tarafından sabaha karşı alındığı bildirildi.

2 Ağustos 1974

Düştüğü bildirilen 1023 rakımlı tepede muharebenin devam ettiği 6Tnci Piyade alayımn burada 12 şehit ve yaralı verdiği haberleri geliyor. Bizim topçunun bizden taraf yamaçları dövdüğü bildiriliyor. Durum karıştı. Tümen komutanı 61'nci Piyade Alayı ile temasta öne sürülen iki tankın da tahrip edildiği büdirildi.

2'nci Komando taburundan yardım istendi. 28'nci Tümen Komutanı kızgın. Bütün gece telefonla durumu takip ediyoruz. 6Tnci Alay 13 şehit, 21 yaralı verdi. Nihayet bir komando takımı 1 şehit 6 yaralı vererek zirveye ulaştı.

Sabah sükunetle başladı. Henüz hiçbir yerde çatışma yok. Eve ilk defa mektup yazdım.
Kaybolan Ütğm. Nermi, Ord. Teğmen Gürkan'm cesetleri Ayermola Köyü civarında çürümüş ve kokmuş vaziyette bulundu. As-teğmen'in cesedi yok. 5 gündür kayıp listesindeydiler. Ütğm. Ner-mi'nin cüzdanım getirdiler. Subay hüviyeti ve 400 TL parası var. Feci kokuyor.

Tugayın yeni tertiplenmesi için çalışma yaptık. Dağların boşaltılması kanımca iyi olmayacak.
Akşam üstü Siskilip köyünde kalan Rumlardan 14'ünün bir evde öldürüldüğünü öğrendik. Hadiseyi bir Topçu Astsb., iki komando eri ve iki mücahitin yaptığı tespit edildi.
Gece geç saatlere kadar erlerin ifadeleri alındı.

4 Ağustos 1974

Sabah erken saatte Kolordu Kurmay Başkam sınıf arkadaşım Kurmay Albay Mahmut Boğuşlu geldi. Birlikte gidip Siskilip'teki sivil Rumların öldürüldüğü evi bulduk. Manzara tüyler ürpertici. Köyün tavuk çiftliğine yakın bir evin holünde otomatik tüfeklerle kapıdan ateş edilerek Öldürülmüşler. 8 tanesi koltuk ve sandalyeler üzerinde göğüs ve başlarından delik deşik, kanlar içerisinde oturur vaziyette kalmışlar. Kadınlı erkekli beş kişi yerde, birbirlerine sarılmış ve gene kanlar içinde Ölü. Giriş kapısının yanındaki bir sandalyede oturur vaziyette kalmış cesedin kafası yok, boyun kısmı bembeyaz.

11-12-yaşlarında cılız yapılı bir Rum kızı da kirletilmiş. Üzerine Rum askerlerinin kaputu giydirilmiş, Siskilip tavuk çiftliğinde bizim erlerle kahvaltı yaphrıhrken gördük. Bizi görünce çaresiz bir tebessümle kalimeras diyor.
Siskilip Boğazı ve 1023 rakımlı tepe istikametindeki birlikleri görüp Saint Hilarion'dan karargâha döndük.
1'nci Tb. Saint Hilarion'dan alınıp Ayermola köyü bölgesine yerleştirildi.

50'nci Piyade Alayında 1. Tb. Tugay emrine verildi. Tb. K/m Bnb. Oktay ve S-3 Bnb. Hürmeriç evvelce tanıdığım ve beraber çalıştığımız subaylar. Bu taburu Pota köyü bölgesine götürdüm. Bilahare karargâhta yerleşme durumları izah edildi.
Lapta köyünün alınması hazırlıkları için uykusuz bir gece daha geçiriyoruz.
2'nci ve 3'ncü Taburlara Siskilip Boğazı bölgesinden Lapta ve Vasila arasına sızma görevi verildi.

Kaynakça
Kitap: KIBRIS BARIŞ HAREKÂTININ BİLİNMEYEN YÖNLERİ
SATILIK ADA KIBRIS
Yazar: EROL MÜTERCİMLER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: SALİH GÜLERYÜZ'ÜN KIBRIS TÜRK BARIŞ HAREKÂTI ANI-RAPORU

Mesajgönderen TurkmenCopur » 03 Oca 2011, 18:05

6 Ağustos 1974

Sabaha karşı 2'nci ve 3'ncü taburlarına sızarak saat 04.30'da Lapta'nın hatasından deniz kenarına 50 metre yaklaştıklarını, sabah 08.00'e kadar Lapta'daki Rum askerlerin bu durumdan habersiz olduklarım dinlenilen Rum telsizlerinden anladık.
28'nci Tümen Komutanı ve Tugay Komutanımız Lapta güneyi sırtlarındaki gözetleme yerlerinden durumu takip ediyorlar.
Tugay Komutanı telefonla çok zevkli muharebe olduğunu, Rumların limon bahçeleri arasında çok zayiat verdiklerini (akşamüzeri 7.00 civarında olduğu söylendi) söyledi. Bugünkü bizim zayiatımız 3'ncü Taburdan 18 yaralı, 2'nci taburdan 1 şehit 3 yaralı.

Yalnız 61'nci Piyade Alayı kuzeyden köye giremiyor. Bu durumda bizim Komando Taburlarının durumu da kritikleşiyor.
Tugay Komutam telefonla, 4 tank ve 4 kariyerle, mühimmat, yiyecek ve su tedarik edip yollamamı emretti. Kırnı bölgesinde bulduğum 4 tank ve 4 kariyeri Tugay G-4'lüğü yapan Bnb. Alaattin Sezginkurt'un emrinde Kolordu Karargâhının bulunduğu boğaza götürüp durumu Kolordu Komutanına arz ettim. Kolordu Komutanı son derece memnun oldu. Derhal Girne-Ayayorgi-Karava-Lapta yolu ile sevk etmemi emretti. (Karava Rumlardan temizlenmemişti.) Bu tank ve kariyerlerin Taburlar bölgesine ulaştığı tekmilini aldım.
Hava son derece sıcak.

Öğleden sonra ilk defa Türkiye'den televizyoncu ve gazeteciler Tugay Karargâhına geldiler. Gözetleme yerindeki Tugay Komutanı bana Rumlardan alınan bölgeleri gezdirmemi emretti. Ayermola-Siskilip-Siskilip Boğazı-Saint Hilarion dağ mevzilerini gezdirdim.

Gazeteciler ilk defa görüyorlar, son derece memnunlar. (Bu gezide çekilen fotoğraflar Türk basınında çıktı.)
28'nci Tümen Komutam gece gözetleme yerinde kaldı. Lapta temizlenemedi.

7 Ağustos 1974

Tugay Komutanı erkenden gözetleme yerine gitti.
Sabah yine gazeteciler geldi. Onları Lapta muharebeleri bölgesine götürmem için bana yalvarıyorlar. Kolordu ve Tümen Komutanlarından müsaade alıp muharabe sahasına gittik.
28'nci Tümen gözetleme yeri ve daha aşağıdaki Tugay gözetleme yerlerim topçu atışları arasında gördük. Bilahare Lapta'nın hemen kuzey sırtlarındaki 3'ncü Tabur gözetleme yerine indik. Gazeteciler son derece sevinçli, muharebenin tam içindeyiz. Evlerin içinden kaçanlar çıplak gözle görülüyor. Gazetecilerden bir kısmı limon bahçelerindeki erlerin yanlarına kadar gittiler.
61'nci Alay da öğle saatlerine doğru deniz kenarına kadar köyü taradı. 12.30 civarında bir manga asker arasında köyden toplanan sivilleri deniz kenarına götürüşlerini gözetliyoruz. Tüfek sesleri. Bizim erler tekrar köye dönüyorlar. Herhalde yok ettiler.

Köyün gazinosu olan yerdeyiz. Yanımıza çok yaşlı iki Rum kadını ve bir erkek Rum getirdiler, titremelerini hiç unatamayacağını, su ve yemek veriyoruz, yemiyorlar. Harbin bu tarafı üzücü.
Ayayorgi-Karava-Lapta-Karmi ve dağ eteklerindeki yamaçlarda terk edilmiş kimsesiz Rumlardan başka kimse yok.
Vasilya istikametini 28'nci Tümen İstihkâm bölüğü mayınladı.

8 Ağustos 1974

Komando Tugayı emrine verilen birlikler Lapta-Siskilip Boğazı-Siskilip-Ayermola-Fota-Kanlıköy hattında yeniden tertiplendi.
Bir gün Önce Tugay gözetleme yerinde beraber bulunduğum 28'nci Tümen Sıhhiye Tabur Komutanı Bnb. Bünyamin Kasar, Siskilip Boğazina çıkarken yolunu şaşırıp Ahırdaki köyü yolunda jeeple mayına çarptı. Bir doktor üsteğmen, bir astsubay ile birlikte şehit oldular. Yaralı şoförü bizim karargâha getirdiler. Çok üzüldüm. 3 ay öncesine kadar Harb Okulunda benim müstahdem müdürüm idi.

Fota Köyü bölgesine yerleşen 50'nci Piyade alayının Taburunu gördüm. Lapta'da ele geçen silah, mühimmat, malzeme ve dört esiri kolordu Karargâhına sevk ettik.
2'nci Cenevre Konferansı başladı.
Bu gece Kolordu Karargâhında muhtemel bir Rum harekâtı için sabaha kadar toplantı oldu.

9 Ağustos 1974

Sükunetli bir gün Tugay Karargâhından bir yere ayrılmadık.
Batman'dan gelen Jandarma Komando Taburu helikopterlerle geldi ve 39'ncu Tümen bölgesine gönderildi.
Nevşehir Komando Taburu da tekrar bizim Komando Tugayı emrine verilip Lapta'nın bata kesiminde Vasilya istikâmetinde yerleştirildi.
2'nci Komando Taburu Tugay ihtiyatı olarak Bilâli Köyü bölgesinde yerleştirildi. Akşam generailliğe terfi edenleri duyduk.

10 Ağustos 1974

Girne-Karava-Lapta yolundan ilk defa geçip Nevşehir Komando Taburunun tertiplenmesini gördüm. Gazeteciler de o bölgedeydi.
Lapta köyü içine ilk defa Jandarma Tabur Komutanı ile girdim. Köyde 30 ile 35 kadar tahmin ettiğimiz, ekserisi ihtiyar olan kimseler kalmış.
Girne-Lapta sahil şeridi otel, motel, gazino gibi turistik tesislerle dolu. Binaların büyük kısmında tahribat var. Yolda tahrip edilmiş 6 Rum tankı ve 3 zırhlı aracı gördüm. Köyler dahi villa tipi evlerle dolu.
Öğle yemeğini gazetecilerle Jandarma Taburunda yedik. Tugay Komutanı da Siskilip Boğazindan geldi. Birlikte sahilden Karargâha döndük.

Girne tipik bir sahil kasabası. Süratle yenileşen ve genişleyen bir görüntüsü var. Harbin tahribah her tarafta görülüyor.
Sabahın erken saatlerinde Kolordu Kurmay Başkanı Kurmay Albay Mahmut Boğuşlu vedaya geldi. Terfi edememesinin üzüntüsü içinde (daha sonra terfi ettirildi, general oldu. e.m.) Devremizin en sevilen, sayılan, güvenilen ve takdir edilen arkadaşımız. Tayin yeri henüz belli değil.

11 Ağustos 1974

Sakin bir gün. Cenevre konuşmalarını radyodan merakla izliyoruz. Fota-Bilâli-Boğaz arasında büyük bir askeri yığınak meydana geldi.

12 Ağustos 1974

Taburları yeni bölgelerinde gördüm. Temglos (Zeytinlik) köyüne gittim.

13 Ağustos 1974

Öğleden sonra Kolordu Kurmay Başkanı ve Kolordu G-T'de çalışan Albay Mehmet Gürdeş ile gene Ayermola-Siskilip-Siskilip Boğazı-Lapta-Karava-Girne hattını dolaştık. Lapta'dan geçerken 30 kadar Rum'a yardım eden Kızılhaç yetkilisi ile karşılaştık.
Lefkoşa'ya ilk defa gittim. Hastaneleri ziyaret ettim. Bütün hastaneler yaralı dolu.
Rum kesimlerine açılan sokaklar, bidon ve kum yığınları ile kapatılmış. Enteresan bir manzara.
Bayraktar Arif i gördüm. Generalliğini kutladım.
Gece muhtemel ikinci harekâtın hazırlıkları için uykusuz. Bütün dikkatimiz Cenevre'de.

14 Ağustos 1974

Sabah saat 05.00'te ayaktayız...

Bilâli Köyü üzerindeki Kral Kızın'da gözetleme yerindeyiz. Serdarlı istikâmetinde ikinci harekât başladı.
Saat 06.00'dan itibaren jetler gelmeye başladı ve Yaralokka-Ay-vasıl-Yılmazköy-Gürpınar ve Lefkoşa civarındaki hedefleri bombalıyorlar. Bomba gürültüleri gözetleme yerine kadar ulaşıyor. Bombardıman dalga dalga devam ediyor. Yunan Alayı bölgesi korkunç bombalanıyor.

Komanda tugayı olarak yeni tertiplendiğimiz bölgede, Öğleye kadar muhtemel bir Rum taarruzuna karşı savunmadayız.
Öğleden sonra Fota Köyü bölgesindeki 50'nci Piyade Alayının Taburu 7 Tank desteğinde üç yığınlar "tepeler hattını" aldı. Tankları ilerletmede güçlük çektiysek de taarruz dört saatte hedefine ulaştı. Bu tepelerle düşman zayıf mukavemet gösterdi. Bir kısım ağır silahlar ve uçaksavar silahlar ele geçti.

Saat 16.00'da Karatepe'deki mücahitlerin Yaralokka istikametinde ileri çıkmalarını sağlamak için Kanlı köye gönderildim. Bazı yerlerde Rum mevzilerine bir km. kadar yaklaştım. Karatepe ve Kanlı köye düşman havan mermileri düşüyor. Ne de olsa ürperiyorum.
Magosa istikametindeki taarruzun geliştiğini ve ilk günkü hedeflere ulaşıldığını öğreniyoruz.

. 15 Ağustos 1974

Sabahın erken saatlerinde Hava indirme Tugayından 3'ncü ve 4'ncü Taburları alarak Omorfo bölgesinin Komando Tugayınca işgali emredildi. Omorfo kasabası idare amirliğinden bir mektupta, mukavemet gösterilmeyeceği, EOKA'cılardan bıktıkları, Türklerle her zaman dost geçindiklerini ve kurtarılmalarını istedikleri mealinde haberler geldi.
Kırnı Köyü'ndeki Karargâhta Harekâta iştirak edecek Tabur Komutanlarına Tugay Komutanlığmca durum izah edildi ve gerekli emirler verildi.

Omorfo bölgesi üç istikametten gidilerek işgal edilecek:

1. 1'nci istikâmet: Siskilip-Ahirdaki-Larnaka-Mirtu-Yorgoz-Kar-macit-Akdeniz Köyü. Bu istikâmette Siskilip Boğazında bulunan 2'nci Komando Taburu beş tank desteğinde gidecek.

2. 2'nci istikâmet: Ayermola-Köndemen-Rigatos Manastırı. Bu istikâmete Hava İndirme Tugayının 3'ncü Taburu gene beş tank desteğinde gidecek.

3. 3'ncü istikamet: Yılmazköy-Gürpınar-Filya-Masuri-Akarca-Omorfo'nun kuzeyi ve son hedef Gaziveren Türk Köyü. Bu istikâmette 3'cü Komando Taburu, Hava İndirme Tugayının 4'ncü Taburu, 1'nci Komando Taburu ve 15 tanklık tank bölüğü ile gidilecek.

Saat 11.00'den itibaren hazırlıklar başladı. Hava İndirme Tugayı Taburlarının vasıtaları olmadığından, sivil otobüs ve kamyonlarla motorlu hale getirildi.
Saat 14.30'da Fota Köyü güneydoğusundaki mücahit barakaları önünde harekât başladı. Önde tanklar, bu tankların üzerinde Hava İndirme Tugayının bir bölüğü (Ütğm. Muammer'in bölüğü), gerisinde 3'ncü Komando Taburu, daha geride Hava İndirme Tugayının 4'ncü Taburu ve bilahare daha geriden 1'nci Komando Taburu harekâta başladı. Tanklar duraklamadan Yılmazköy'den geçip Filya istikâmetine ilerledi. Yalnız Yılmaz Köyün içerisinden geçerken 60 kadar oldukları tahmin edilen ve Ayvasü istikâmetine kaçmak isteyen Rum askerleri tanklar üzerindeki 2 erin yaralanmasına sebep oldu. Bu atışlarla bmdmlmiş Taburlar bir ara araçları terk edip araziye yayıldıysalar da kısa zamanda tekrar harekete devam edildi. Tanklardan sonraki motorlu kol başı Yılmazköy'den geçerken Köndemen yoluna sapması neticesi tekrar Filya istikametine dönüş, köy içinde trafiğin aksamasına sebep oldu.

Yılmazköy'den Filya istikametinde iki küometre kadar çıkıldıktan sonra ve Gürpınar Köyü doğusundaki boğaz başlangıcındaki bir tankın mayına çarpması ve düşmanın topçu, havan ve makineli tüfek atışlarına maruz kalınca hareket durdu. Mayına çarpan tankın mürettebatı tankı terk ederek geriye geldiler. Bu tankta aynı zamanda Omorfo istikâmetini bilen ve megafonla Rumca yayın yapacak olan bir mücahit de vardı. Bu tank bilahare Rum askerlerinin devamlı atışlarıyla tamamen yandı ve tahrip oldu.
Geriden gelen birlikler de bu durum dolayısıyla vasıtaları terk edip araziye yayıldılar. Yanımda G-3 Kur. Yzb. İbrahim Tekneoğlu olduğu halde tankların bulunduğu bölgeye çıkılsa da keşif düşman havan atışı altında kendimizi ancak bir sel yatağında koruyabildik.
Bir ara buradan çıkıp ileriyi görmek istedimse de düşmanın havan atışlarından bir tankın altına girmek suretiyle korunabildim. Saat 17.00 oldu, gerideki Tabur Komutanlarını da çağırttım. İlerleyebilmemiz için yaya taarruzla Gürpınar Köyü'nün bulunduğu sırtları almaya karar verdikse de Tabur Komutanlarının geriye gidip gerekli taarruz düzenleri alması gecikti ve akşam karanlığı başladı.

Emrimize verilmiş istihkâm müfrezesini bir ara mayınlı bölgeye yollayıp, mayınlı bölgeden geçip açmasını emrettimse de düşman havan ve topçu mermilerinin tesirlerinden kurtulmak için yolun şarampollerinden dışarı çıkamadılar. 15 tank da geriye çekilip, kule mevzilerine girdiler. Telsizin bulunduğu araç geride kalmıştı. Aracın yanına gidip Bilâli Köyü yakınındaki gözetleme yerindeki Tugay Komutanma ileri arazisinin mayınlı olduğunu, mayınlı arazinin düşman tarafından kesif (yoğun) bir âteşle himaye edildiğini, bu durumda geceyi bulunduğumuz yerde gerekli emniyet tedbirleri alarak geçirmemizin ve ilerlemeyi sabaha bırakmamızın uygun olacağını teklif ettim. Kabul etti.
Bizi durduran düşman havan ve topçu mevzilerini uçaklarımız saat 18.00'e kadar bombaladılarsa da susturamıyorlardı. Hatta uçaklara bile ateş edildiğini etraflarında patlayan ve gözle görebildiğimiz infilaklardan anlıyorduk.
Akşam karardığı tam başladığında, havan ve topçu atışları durdu, makineli tüfek atışları sabahın erken saatlerine kadar devam etti.

Gece saat 23.00'te Tugay Komutanı, G-3 Kur. Yüzb. İbrahim Tekneoğlu'nu ve 3'ncü Tabur Komutam Yzb. Zeki Doğdü'yu gözetleme yerine çağırdı.
Yzb. Zeki Doğdu, sabaha karşı saat 4.00'de bulunduğum yere geldi, Tugay Komutanından Taburunu alıp Yılmaz Köy-Köndömen istikametine götüreceğini söyledi ve taburu alıp gitti.
Gece yansı istihkam müfreze komutanı yanıma gelip, dedektörlerinin çalışmadığını, kablo ve fünyesi olmadığını söylediyse de yapabileceğimiz bir şey olmadığım, sabahleyin mayınlı bölgenin mutlak temizlenmesi gerektiğini emrettim.

Saat 05.30'da Tugay gözetleme yerinden G-3 İbrahim Tekneoğlu, bir telsizli ciple geldi. Tugay Komutam 3'ncü Komando Taburu ve Hava İndirme Tugayının 4'ncü Komando Taburunun Köndömen-Rigatos Manastın-Kira Köyü istikametine sevketmesi emrini verdiğini, benim de 15 tank ve tanklara bindirilmiş Hava İndirme Tugayı 4'ncü Taburunun bir bölüğü ile 1'nci Komando Taburu ile mayınlı bölgeden geçerek, Filya-Zotya-Omorfo-Gaziveren'e derhal taarruza geçme emrini iletti. Kendisinin de gözetleme yerine döneceğini söyledi.

Derhal tank bölük komutanını çağırdım. Harekete başlama emrini verdimse de tankların bütün gece rolantide çalıştıklarını, benzinlerinin bittiğini söylemesi üzerine Tugay gözetleme yerine bu durumu bildirip, iki benzin tankı gönderilmesini istedim. Saat 07.00'de benzin tankerleri geldi. Tankların benzin ikmali iki saate yakın zaman aldı. (Bir tankm 700 litre benzin aldığını ve 20 dakikada ikmal yapabildiğini anladık.)
Sabaha karşı Yılmaz Köy'den su ikmaline giden bir üsteğmen, Yılmaz Köy'de Rum askerlerinin çalışır vaziyette bırakıp kaçtıkları 7 zırhlı araçtan bir tanesini alarak bulunduğum yere getirdi. Bu araca istihkam müfrezesinin binmesini ve kol başında gitmesini emrettim. Saat 09.00'da harekâta başladık. Öndeki istihkam müfrezesi mayınlı bölgede 30 kadar mayın patlatarak yol açık ise de iki dedektörlü mayın arayıcı yaya olarak ilerliyordu.
Bir mayına çarpıp, tahrip edilen tankın 20-30 metre ilerisinde Filya istikametinde düşman mevzilerine rastladık. Takriben 100 ile 150 mevcutlu bir birlik tarafından Filya Boğazını Gürpınar Köyü bölgesinde kapattıkları anlaşılıyor. Balya balya battaniye, bol miktarda konserve, sigara ve aş kaplarını bu mevzilerden toplattık. Bu mevzileri sabaha karşı terk edip kaçtıkları anlaşılıyor. Zaten Gürpınar Köyünden gelip teslim olan bir Rum da sabaha karşı 8 zırhlı aracın geldiğini ve kaçtıklarını ifade etti.

Gürpmar sırtlarında Hava İndirme Tugayının 3'ncü Taburunun erlerini görünce sağımızın emniyette olmasına sevindik. Solumuzdaki tepeye de tankların hareketinden önce Ütğm. Muammerin Bölüğünü sevk etmiştim. Mayınlı bölgeden geçip Filya Boğazı'na girdiğimizde, bu bölüğün toplanıp, tekrar tanklara bindirilmesi beni bir hayli yordu. Hiç kimse vasıtalardan inip, tepenin çevresindeki bölüğe haber ulaştırmak için gidemedi, mayından çekmiyorlardı. Nihayet düdük çalarak ve sesle bölüğü yol istikametinde hareket eden tankların bölgesine getirip tanklara bindirdim. Önde yaya olarak ve dedektörlü iki istihkâm eri gittiğinden ilerlememiz yavaş oluyor, devamlı bizzat kullandığım telsizle gözetleme yerindeki Tugay Komutanına durumu bildiriyorum. Bir ara Tugay Komutanı, harekâtı Genelkurmay İkinci Başkanının telsizle takip ettiğini, tankların ilerlemesinin süratlendirilmesin! istediyse de, Filya Köyüne kadar olan bu boğazı 3 saatte geçebildik. Filya Köyü görüldüğünde tanklar köyün içinden geçmemek için köyün sağ bölgesindeki araziye yayıldılar. Bu tankları toplayıp tekrar Masuri köyü istikâmetinde ilerlememiz yarım saatten fazla sürdü. Masuri köyünden itibaren harekât süratlendi, öndeki tanktaki mücahit Omorfo yolunu bildiğini söylemişse de bir türlü Omorfo'ya giden muntazam yolu bulamıyoruz. Portakal bahçeleri arasından ve tanklar üzerindeki erler ağaç dallarına sürünerek, saat 13.00'de Omorfo Kasabasına girdik. Omorfo içerisinde de kestirme yoldan Gaziveren istikametini bulamıyoruz. (Elimizde harita varsa da eski harita var, mevcut yollar yok). Kasaba kapıları ve pencere pancurları kapalı idi. Sokak ve caddelerde kimseye rastlamadık. 15 tankın üzerlerine bindirilmiş erlerle ve erlerin silahlan her iki tarafa atışa hazır bir şekilde tutarak geçişimiz heybetli idi. Herhangi bir mukavemeti ezip geçmemiz mümkündü...

Gaziveren yolunu Kasabanın kenar bir evinde oturan ve bizi görünce evinden çıkan bir Türk gösterdi. Asfalt yolda tanklar son süratle ilerlemeye başladı (40 mil). Gaziveren Köyüne girişimizi hiç unutamayacağım. Erkekleri bir gün önce Rum askerleri tarafından toplanıp götürülen bu köyün kalan ihtiyar erkekleri, kadın ve çocukları ellerinde bayraklarla tanklar üzerindeki askerleri kucaklamak için büyük tezahürat içindeydiler. Yol kenarları kesilen kurbanlarla doldu. Çok kimse heyecandan ağlıyordu. Yol üzerindeki okul Önünde durduğumuzda heyecan son haddini buldu. Biz de iki gündür yorgunluk, uykusuzluk ve açlığımızı unuttuk.

Halen Bilâli Köyündeki gözetleme yerindeki Tugay Komutanına telsizle hedefe ulaştığımızı bildirmemde (bildirirken), halkın coşkun tezahüratı dolayısıyla zorluk çektim.
Tugay Komutanı, geriden gelen 1'nci Tabur Komutanı Yarbay Cemal Eruç'un emrine tank bölüğünü verip, benim gözetleme yerine dönmemi ve dönerken bir komuta yeri seçip teklif te bulunmamı söyledi.
Son hedefimiz Gaziveren Türk Köyüne kadar ilerlemesiz emredilmişse de, bilahare Genelkurmay Başkanının Lefke'nin de alınmasını emrettiğini Tugay Komutanı bildirdi.
Bugün saat 18.00'de ateşkes ilan edileceğini de öğrendik.
Yarbay Cemal Eruç ve tank bölüğü ile birlikte Lefke'yİ almak üzere Gaziveren'den hareket ettik 20 dakikada Lefke'ye ulaştığım öğrendim.
Gözetleme yerine dönmek için bu bölgeye bizden önce gelen 2'nci Komando Taburunun portakal bahçeleri arasında 12 yaralı Rum esir askerlerim bir reoya koyup birkaç muhafız askerle birlikte tekrar Omorfo-Masuri-Kira-Rigatos-Manastırı-Köndomen-Yılmazköy-Fota yolu ile saat 18.00'de tugay gözetleme yerine geldim.

Yolda Köndömen Köyü yakınlarında iki, sekiz, dokuz yaşlarında, uzun saçlı, kısa deri pantolonlu ve bir topal kişinin bizi gördüklerindeki korkularım unutamıyorum. Muhafız erlerinin bunları yok etmelerine mani oldum. Muhafız erlerin arabasını aldırtıp Köndömen Köyüne bırakıyorum.

Belki hayatımda ilk defa bu kadar toz, toprak içinde kaldım.
2'nci Harekât burada bitti. Komutanla birlikte Kırnı köyündeki karargâha döndük, neşemiz sonsuz, banyo yapıp yorgunluklarımızı gideriyoruz.
Ankara'daki evle telefonla konuştuk.

17 Ağustos 1974

Lapta'daki Nevşehir Komando Taburuna Omorfo şehrini koruma görevi verildi. Taburu Lapta'dan alıp, Fota Köyü'ne kadar kılavuzluk yaptım.

Akşam Tuğgeneral Adnan Doğu ve Tuğgeneral Sabri Evren bizim karargâha geldiler, beraber yemek yedik. Harekâtın kritiğini yapıyoruz. Kişisel kanım; bu Kıbrıs Harekâtı genç subayların cesaret ve fizik gücüne kalıyor. Birinci hatta cesareti ve ayakları kuvvetli subaylar varsa başarılı oluyor.
Dünkü harekâtın güçlüğünü şimdi daha iyi anlıyorum.

18 Ağustos 1974

Tugay Komutanı ile birlikte işgal ettiğimiz bütün bölgeyi dolaştık.
Ayermola, Köndömen, Asamoto, Kirtu, Kalahorya, Omorfo, Gaziveren, Lefke'ye gittik. Lefke'de Danimarkalı Barış Gücü Kuvvet Komutanı Binbaşı üe konuşuldu. Dönüşte Omorfo'da terk edilen Rum asker kışlalarım gördük.. Kısmen bizim kışlalara benziyor.

Omorfo-Akarca, Masuri, Filya, Gürpınar, Yümazköy, Fota yolu ile karargâha döndük.
Yolda Türk gazetecilerine rastladık. Omorfo kışlasında bulduğumuz Rum asker sancağı ile ve Lefke sancağı ile resmimizi çektiler (Bu resim Türk basınında çıktı).
Akşam Tugay Komutam ile geç saatlere kadar yemek yiyip içki içip sohbet ettik.

19 Ağustos 1974

Kolordu Kurmay Başkanı Kurmay Albay Mahmut Boğuşlu ile Komando Tugayınca zaptedilen bölgeleri tekrar gezdik.
Filya Köyü'nde Hava İndirme Tugayı 3 nolu Taburunun esir aldıkları bir Teğmenle karısı olduğu söylenen genç bir kadını beraberimizde tugay karargâhına getirdik. Bu teğmenin bile" Yunan subayı olduğu her halinden belli, bilahare Lefkoşe'ye şevkettik.
Bundan sonraki güç donem ne olacak? Boşaltılmış kasaba ve köyler, tarla, bağ, bahçeler nasıl kıymetlendirilecek?

Lefke'ye su altı deniz komandolarını ve bir Türk gazetecisini götürdüm.
Gazetecinin akrabası bir eve gittik, karşılaşma manzarasını hiç unutamam, hasretin ne olduğu anlaşılıyor. Bir Kıbrıs Türkü'nün düşünce ve hayat tarzı hakkında bilgi edindim. (Bu aile anne ve kızı şimdi Girne'deler).
Dönüşümde birliklerin arasından geçerken gördüğüm askerlikten üzülüyorum. Alışageldiğimiz disiplin kalmadı.

23 Ağustos 1974

Sabah erkenden Gaziveren'e gittim. Kolordu Komutanı veda için gelecek. Fakat geç saatlere kadar gelmedi.
Akşam yemeğini Lefke'de bir Türk evinde yedim. Yemek kalabalıktı. Meşhur yemekleri; tavuk haşlama, patates kızartması, makarna, salata, meyva.
Geceyi sahilde Gemi Konağında üsteğmen Muammer'in yanında geçirdim. Rum subayı evi imiş. Sabah sıcak banyo yaptım.

24 Ağustos 1974

Gaziveren Köyü bölgesinde yerleşen 3 ncü Komando Taburunda gene vedaya gelecek Kolordu Komutanım bekliyorum. Bugün de gelemedi.
Öğleden sonra helikopterle Malîye Bakanı Deniz Baykal, Tarım ve Köy İşleri Bakanı Korkut Özal, Ziya Müezzimoğlu, Lefkoşe Büyükelçisi Asaf İnan geldiler. Ben karşıladım, Lefke İdari Amirliğine götürdüm. Lefke İdari Amirliğinden bilgi aldılar. Gemi Konağındaki maden tesislerini gördüler. Aynı arabada dönerken Deniz Baykal bana, "Albayım Kıbrıs Türklerinin tutumu nasıl?" diye soruyor. Ben de Anadolu köylüsünün candan ilgisini göremiyoruz, dedim. Cevaben, "Biz de aynı intihadayız," dedi. Omorfo'yu gördüler ve tekrar Gaziveren'den helikopterle ayrıldılar. Geceyi gene Gemi Konağında Üsteğmen Muammerin bölüğünde geçirdim.

Kolordu Komutanı (Nurettin Ersin) bugün saat 12:30'da veda için gelebildi. Yanında yeni Kolordu Komutanı Bedrettin Demirel, Adnan Doğu, Sabri Evren ve bizim Tugay Komutam vardı. Lefke ve Omorfo görüldü, yemeği Gaziveren'de beraber yedik. Eski Kolordu Komutanı, hepimizi öperek veda etti. Kısa bir konuşma ile başarılarımızı övdü. O anda bölgeye gelen bir Fransız televizyon ekibi bizleri ve Gaziveren'deki Rumları kaçarken yaptıkları tahribatı televizyona aldılar.
Saat 15:30'da Fransız televizyon ekibini ön hatlara yerleştirilen 3ncü tabur bölgesinde gezdirdim. Doğancılar Köyüne gittik. Doğancılar köyü halkının mevcut durum ve şikâyetlerini ısrarla televizyon kamera ve mikrofonlarına tesbit ettirdim.
Kırnı köyündeki karargaha döndüm. Burhan ağabey, AH ağabey ve evden mektup var.
Tugay Komutam ile uzun uzun sohbet ettik.

26 Ağustos 1974

Komando Tugayı olarak işgal ettiğimiz bölgeleri 39ncu Tümene devredip, Dikomalar Bölgesinde kolordu ihtiyacı olarak görevlendirildik.
Taburlara yeni bölgede yerleştirilmek için Tugay Komutam tarafından bana münasip yerleri keşfetmem emri verildi. Dikoma-Sihari-Vona-Kutsevendi köylerini gördüm. En müsait yer Kutsevendi'de Rum askerlerinin terk ettiği manastırda muaddel bir kışla bulduk. Bu kışlarını Komando Eğitimi için çok müsait arazisi de var. Bizim standartlarımıza göre oldukça lüks bir kışla. Tamamen boşaltılmış. Böyle kışlalarda yetişen askerlerin kısa zamanda muharebe sahasından kaçmaları hayret verici.
Bu kışlanın bir gazino duvarından efsun kıyafetli bir Yunan askerinin ayakları altında fesli bir Türk askerini dipçikleyişi yağlı boya tablo olarak yapılmış.
Gene Tugay Komutam ile dertleşiyoruz.

Cüneyt Arcayürek başkanlığında Hürriyet gazetesi ekibi geldi. Kutsevendi'de yerleştirilen 1'nci ve 3'ncü Komando Taburuna yolladık.
Dikoma ve Sihari'ye 2'nci Komando Taburu yerleştirildi. Öğleden soma Bayrak radyosu ve Halkın Sesi gazetesine gittim. Türkiye'den bildirilen aileleri gördüm. Hepsi hayatta ve iyiler.

28 Ağustos 1974

Bellapais'e gittim. Rum Köyü, köyün ihtiyarlan ve bir kısım kadın ve çocuklar köyde kalmış.
3'ncü taburun yerleşebilmesi için müsait bir kışla var.

29 Ağustos 1974

Öğleden soma 39'ncu Tümen Komutam Tümgeneral Fethi Aktar'ı ziyaret ettim.
Omorfo'ya uğradım. Nevşehir Jandarma Tabur Komutam Bnb. Hasan Erdem'le şehri dolaştık. Tertemiz bıraktığınız şehirde camları kınlan dükkânlara rastladım. Karpasa oraıanlanıun bitiminde ve Kalaforya köyüne yakın bir yerde yola yakın iki Rum askerinin cesedi duruyor. Kalan etleri pastırmalaştığından kokmuyor. Yanlarında yastık ve battaniye var. Asker pantolonlu ve sivil ceketliler.

30 Ağustos 1974

Kıbrıs'ta 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutluyoruz. Boğaz'daki şehitliği ziyaret ettik.
Gönyeli'de yapılan tören geçişini izledik. Kıbrıs'ta Bayrama karşı büyük bir alaka var.
Tugay Komutam ile birlikte Kutsevendi, Sihari ve Bellapais Taburlarla bayramlaştık.
Kolordu Kurmay Başkam Mahmut Boğuşlu ayrıldı.

Karargâhtan bir yere ayrılmadım. Bellapais'e gitme hazırlıkları var. Tugay Komutanı Karargâhın yeri için kararsız.

1 Eylül 1974

Tugayın bütün subayları Dikoma'da okulda toplandı. Tugay Komutanı Komando Tugayınca yapılan muharebeler hakkında toplu bilgi verdi.

2 Eylül 1974

Lefkoşe, Girne ve Bellapais Köyünü gördüm. Bellapais problemli bir yer.
Bayraktar ve Adnan Doğu Paşa geldiler.
Tabur Komutanları Tugay Komutanına muharebede başarılı olan personelin isimlerini verdiler.

3 Eylül 1974

Tugay Karargâhı olarak Bellapais yolu üzerindeki yıkılmış bir tavuk çiftliğine taşındık. Çiftlik sahibinin malikhane olarak kullandığı bina oldukça güzel, ingiliz mimarisi tarzında yapılmış, Girne ve Akdeniz ayaklar altında.
Bu gece ilk defa rahat ve konforlu bir yatakta yattım.

5 Eylül 1974

Girne'ye gittim. Lapta Karava bölgesini tekrar gördüm.

6 Eylül 1974

Magosa'ya gittim. Türk mahallesi, kale içini ve oteller bölgesini gördüm. Oldukça modern bir şehir. Uçakların tahribatı var. Liman büyük.

Dönüşte Rum Bozdağında harekât zamanı pusuya düşürülen 24 araçlık Rum konvoyunun yanık halini gördüm.

7 Eylül 1974

Genelkurmay Başkam (Semih Sancar) kardeşi Emeldi Albayla, Azot Sanayinden 3 misafir geldi.
Genelkurmay Başkanlığından bir Kurmay Albay geldi, yeni celp eratının yetiştirilmesi hakkında Tugay olarak bilgilerimizi aldı.
Akşam misafirlere Tugay Karargâhında ziyafet verildi.

8 Eylül 1974

İlk defa bir Pazar gününün icaplarını yaptım. Geç kalktım. Sabah sporu ve güzel bir banyo yapma imkânım oldu.

9 Eylül 1974

Eski Harp Okulu Komutanı Emekli Tümgeneral Cemal Özkan Komutanımla telefonla konuştum. Değerini şimdi daha iyi anlıyorum.
Girne'de Atatürk büstünün açılış töreninde bulundum. İleri gelen bütün Barış Kuvvetleri mensupları ve Kıbrıs Türkleri bulundu. Genelkurmay Başkam ve kardeşine ve diğer misafirlere pusuya düşürülen Yunan konvoyunu gezdirdim.

10 Eylül 1974

Albay Mehmet Gündeş ile Yeşilırmak bölgesini gördük.
Kalini bölgesine yerleştirilen Jandarma Taburuna uğradık. Kıbrıs Türfeil'nün nasıl intikam aldığını müşahade ettik. Rumlardan alınan bir köyü tamamen yakmışlar, aldıkları esir Rumları, şehit hanımlarına vurdurduklarını anlatıyorlar.
Harp Okulu Komutanından mektup aldım.
Omorfo Kasabası her geçen gün talan ediliyor.

11 Eylül 1974

Kara Kuvvetleri Tayin Dairesinden bir personel yarbay geldi. Kurmay Başkam ile yeni tayin planlaması yaptılar.

15 Eylül 1974

Yılmazköy - Ayvasıl - Yaralokka - Yunan Alayı bölgesi ve Rum kolejinin bulunduğu bölgelerden Rum kesimlerine giden yolların kapatılması görevini aldım. Bu bölgelerden harekâttan soma yolunu şaşılarak, 17 personel Rum kesimine geçerek esir olmuştu. Bir kurtarıcı ile yollarda terk edilmiş kamyon ve otobüsleri çekerek, bu gibi yerleri kapattım.
Bu vesile ile bu bölgelerdeki Rumların yaşantısı ve Yunan Alayı hakkında bilgim oldu.

16 Eylül 1974

Omorfo ve Gemi Konağı bölgesinden 4 reo aracı üe taburlara meyva suyu ve üzüm ikmali yaptık.
Omorfo'da görevli subayların işleri zor.
Yaşlı Rumların Omorfo'da toplandıkları binayı gördüm. Yaşantıları çok fena.
Lefke'ye uğradım. Kıbrıs Türkü'nün kendi hayatına çok düşkün olduğu anlaşılıyor.

17 Eylül 1974

Albay Gündeş ve Karargâhtaki bir kısım subay ve astsubaylarla sabahlan 4 ile 5 km. yürüyor ve koşuyoruz. Taburlar kısmen barış eğitimine başladılar.

18 Eylül 1974

Magosa'ya gazeteci Sait Terzioğlu ile gittik. Harekâttan önce sipariş ettiği otomobilim aradı ise de bulamadı.

Magosa Gümrük başmüdürü, Ankara'da apartman komşumuz Niyazi Tuncer ile bir saat kadar konuştuk.

19 Eylül 1974

Girne'yi ve Lefkoşe'de Merkez ve Kızılay Hastanelerini gördüm. Albay Gündeş'Ie Lefkoşe şehitliğini ziyaret ettik.
Akşam yemeğini Genelkurmay Başkanının ağabeyisi Emekli Ord. Alb. Saim Sancar ile beraber yedik. Samimi ve içten bir kimse, veda etti.
Dikoma'daki ikinci Tabur'dan Beşiktaşlı bir çavuş kaza kurşunu ile Tabur içtima yerinde şehit oldu. Ankara'daki arkadaşlarla ve tayin dairesi ile tayinim hususunda telefonla konuştum.

21 Eylül 1974

Karpas Yarımadası'nın emniyet ve sorumluluğu da bizim Tugaya verildiğinden, 1'nci ve 2'nci Tabur Komutanları ve yeteri kadar muhafız erlerle bu bölgeyi gördüm. Girne'den itibaren kuzey sahili boyunca Apostos Andreas manastırının bulunduğu yere kadar aradaki Aykuruş-Akamr-Davlos-Komikem-Yedi Konuk-Yalasula-Dipkarpas köylerini de gördük. En uçtaki Dipkarpas köyü tamamen Rumlarla meskun. Yalasula'da da 2000 kadar Rum var. Yedi-konuk'ta İsveç Barış Gücü askerleri ve köyün 2/3'ü Rum, 1/3 Türk, Komikebir'de çoğunluk Rum. Dipkarpas'taki tütün fabrikası çalışıyor. Dönüş yolumuz iç kısımda Mehmetçik, Koymak-Boğaz-Triko-ma-Lefkonuk-Serdarlı-Değirmenhk ve yeni açılan Lefkoşa-Girne yolundan oldu.
Bu yarımadayı görmemiz çok iyi oldu. Emniyetin birkaç polis ve mücahitle olması güç. Yol durumu gayet iyi, hemen hemen bütün yollar asfalt.

26 Eylül 1974

Eski görevim Harp Okulu Karargâh Komutanlığına yeniden atandığımı öğrendim. Çok sevinçliyim.

27 Eylül 1974

Bugün de Gemi Konağı ve Kalini Köyü bölgesinde Tugay Taburlarına üzüm ve portakal getirmek için Omorfo bölgesine gittik.
Nevşehir Jandarma Komando Taburunu gördüm. Dönüşte Elya köyündeki 14'ncü Piyade Alay Komutanını gördüm. Çok olgun bir kurmay subay.

30 Eylül 1974

Albay Gündeş ile Lefkoşe çarşısından alışveriş yaptık. Lefkoşe Sancaktarlığına uğradık. Bu Sancaktarlık şimdiye kadar gördüğüm, Kıbrıs'ta en itimat edici ve bu davaya inanmış personeli olan bir daire.

1 Ekim 1974

Veda ziyaretleri yaptım.
Paşaköy'de 28'nci Tümen Komutanı, Değirmenlik'te Gösteri Tatbikat Alayı Komutam, Kurmay Albay Feridun Öztürk'e ve Kolordu Karargâhına vedaya uğradım.

3 Ekim 1974

Saat 14.00'de C-160 Transal uçağı ile Kıbrıs'tan Ankara'ya döndüm.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1971-1974: Cumhuriyetimizin 2. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir