Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gerçek Barış Nasıl Sağlanır

Cumhuriyet Halk Partisi İktidarı Döneminde, Kahraman Bülent Ecevit, Kıbrıs'ta Rauf Denktaş Gibi Kahramanların Önderliğindeki Türkler İle Birlikte, Kıbrıs Türk Barış Harekâtı'nı Başarıyla sonuçlandırarak İngiltereyi ve Amerikayı mağlup etmiştir. İngiltere ve Amerikanın kontolü altında olan Kıbrıs'lı Rumların Kıbrıs'lı Türklere karşı Soykırım Teşebbüsü Kıbrıs Türk Barış Harekâtı ile engellenmiştir.
Bu mağlubiyet karşısında Amerika ve İngiltere'nin verebildiği yanıt, sadece "uluslararası ambargo" ile sınırlıydı.
Bu Başarıdan bir sonuç çıkartmak gerekirse: "Görüldüki, dünyayı yöneten Amerika ve İngiltere, ASLA VE ASLA Türkiye Cumhuriyeti'mizi ve Türk Soyumuzu savaşla mağlup edecek güce sahip DEĞİLDİR. Bu yüzdende yıllardır emperyalist entrikalarla içimize sızmaya çalışıyorlar"!!!

Gerçek Barış Nasıl Sağlanır

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 21:31

Gerçek Barış Nasıl Sağlanır

Kıbrıs'ta Türk ve Rum tarafları arasında üzerinde iki tarafın da anlaşabileceği bir barışın sağlanabilmesi için böyle bir anlaşmanın şu sonuçları yaratacak nitelikte olması gerekir.

1. Adada iki tarafın (iki devletin), bir diğeri üzerinde egemenlik ve üstünlük yaratabileceği bir sonuca, uzun dönemde de yol açmamalıdır.

2. Ada üzerinde ve Ege'de Türkiye ve Yunanistan arasında "dengeli ve adil" bir sonuca ulaşılmalıdır.

3. Ada üzerinde iki tarafın bir diğeri üzerinde egemenlik ve üstünlük yaratabilecek sonuçların uzun dönemde de ortaya çıkmaması için;

4.

a) İki tarafın da ayrı ayrı egemenlik" haklarının bulunması

b) İki bölgeli yapılanmanın (veya iki devletli yapılanmanın) karşılıklı olarak kabul edilmesi

c) Türkiye ve Yunanistan'ın adanın bütünü üzerinde "etkin garantörlük" haklarının ve fiili
durumunun bulunması gerekir.

d) Türkiye ve Yunanistan'ın Ege'de dengeli ve adil bir çözüme ikili görüşmeler yolu ile
varmaları Kıbrıs'taki iki devletin aralarındaki ilişki düzenini doğrudan doğruya
ilgilendirdiğini görmek de gerçekci bir yaklaşım olur. Türkiye ve Yunanistan'ın Ege'deki
sorunu çözmüş bulunmaları Kıbrıs'ı doğrudan doğruya etkiler. Ege'de sorun sürüyorsa;

* Bu Kıbrıs'ta iki devlet arasındaki ilişkilere de yansır
* Kıbrıs'ta iki taraf arasında çözüm olur Ege'de bir sonuç alınamaz ise, Kıbrıs'taki durum, her an bozulmaya hazır bir risk taşır.

Kıbrıs'ta denge ve Ege'de denge sorunları birbirlerinin ayrılmaz parçalarıdır. Türkiye ve Yunanistan, Kıbrıs ve Ege'de eş-zamanlı olarak uzlaşma zorunluluğu vardır. Çünkü Kıbrıs'taki uyuşmazlık, "Kıbrıs'taki Türk ve Rum tarafları arasında olduğu kadar, Türkiye ve Yunanistan arasındadır da."

Kıbrıs ve Ege'de Anlaşmanın Gerekleri

Türkiye'nin ve Yunanistan'ın Kıbrıs ve Ege'de uzlaşabilmeleri için "iki ülkenin siyasi iradeleri yanında ve bundan da "önemli"olarak, A.B.nin ve ABD'nin Türkiye ve Yunanistan ile "ilişkileri" söz konusudur. Çünkü, Yunanistan'ın Kıbrıs ve Ege'de uzun yıllardan beri sürdürmekte olduğu "üstünlüğü ele geçirme" politikasının arkasında, A.B.nin ve ABD'nin Yunanistan'a verdikleri "destek" yatmaktadır.

Yunanistan, AB'nin ve ABD'nin "kendi arkasında bulunduğunu" gördüğü ve hissettiği sürece, Kıbrıs'ta ve Ege'de "üstünlüğü ele geçirme çabalarından ve politikalarından" hiçbir zaman vazgeçmeyecektir.

Helsinki doruğu öncesinde ve sonrasında Yunanistan'ın Türkiye ile "dostluk görüntüsü" vermesinin arkasında", bu üstünlüğü sağlamak için AB desteğinin de kendi arkasında bulunmasında yatmaktadır. Gerçekler ortaya çıkmaya başladıkça, bu yolun da bir çıkış yolu olmadığını A.B.de sonunda anlayacaktır.

Çünkü Türkiye'nin, Kıbrıs'ta ve Ege'de, "Yunanistan'a üstünlük sağlayacak bir çözümü" kabul etmesi söz konusu değildir.
Kıbrıs'ta çözümün sağlanabilmesi için, AB'nin ve ABD'nin Türkiye ve Yunanistan'a eşit uzaklıkta durmaları ve Türkiye'ye dış baskı uygulamamaları gerekir. Bu yapılabilirse, Yunanistan ve Rumlar, "Türkiye ve KKTC ile,adil ve dengeli bir anlaşmadan başka çözüm kalmadığını" görürler ve kendilerine üstünlük sağlayacak çözümlere bel bağlamaktan vazgeçerler.

Tarihte de, Batı'nın Yunanistan'ın arkasında durmadığı dönemlerde Türk-Yunan ilişkileri adil ve dengeli bir biçimde yürümüştür.

Bundan önceki bölümlerde, yakın geçmişte yaşanmış olaylarla ilgili açıklamalar, bu görüşü doğrulamaktadır.
2000 yılının başında "aldatıcı bir iyimserlik havası" özellikle yaratılmış bulunmaktadır. Yunanistan'ın "dostluk adı altında" Kıbrıs'ta ve Ege'de üstünlüğü AB desteği ile elde etme" çabaları sürmektedir.Türk kamuoyuna "enjekte edilmeye çalışılan ortam",Yunanistan'ın bu üstünlük sağlama politikasına yardımcı olmaktadır.Türkiye'nin AB'ye "adaylığı" formülü altında, Türkiye'nin ulusal çıkarlarını koruma direncinin kırılabileceği varsayımına dayandırılan bu politika, zaman geçtikçe yerini gerçeklere bırakacak ve bu gerçeklerin, "gösterilmek istenenden çok farklı olduğu" anlaşılacaktır.

O zaman yeniden başlangıç noktasına dönülecektir.Bugün temel politika, AB'nin Yunanistan tarafında yer alarak, Yunanistan'ın Kıbrıs ve Ege'de üstünlüğü ele geçirmesi politikasına oturtulmuştur. AB'nin bu hatasını zaman geçirmeden görmesi gerekir.

Aksi halde Türkiye-AB ilişkileri de bundan büyük zarar görecektir.

Kaynakça
Kitap: DÜNDEN BUGÜNE KIBRIS
Yazar: EROL MANİSALI
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1971-1974: Cumhuriyetimizin 2. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir