Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türk-Yunan İlişkileri ve Kıbrıs

Cumhuriyet Halk Partisi İktidarı Döneminde, Kahraman Bülent Ecevit, Kıbrıs'ta Rauf Denktaş Gibi Kahramanların Önderliğindeki Türkler İle Birlikte, Kıbrıs Türk Barış Harekâtı'nı Başarıyla sonuçlandırarak İngiltereyi ve Amerikayı mağlup etmiştir. İngiltere ve Amerikanın kontolü altında olan Kıbrıs'lı Rumların Kıbrıs'lı Türklere karşı Soykırım Teşebbüsü Kıbrıs Türk Barış Harekâtı ile engellenmiştir.
Bu mağlubiyet karşısında Amerika ve İngiltere'nin verebildiği yanıt, sadece "uluslararası ambargo" ile sınırlıydı.
Bu Başarıdan bir sonuç çıkartmak gerekirse: "Görüldüki, dünyayı yöneten Amerika ve İngiltere, ASLA VE ASLA Türkiye Cumhuriyeti'mizi ve Türk Soyumuzu savaşla mağlup edecek güce sahip DEĞİLDİR. Bu yüzdende yıllardır emperyalist entrikalarla içimize sızmaya çalışıyorlar"!!!

Türk-Yunan İlişkileri ve Kıbrıs

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 21:27

Türk-Yunan İlişkileri ve Kıbrıs

Türk-Yunan ilişkilerinde Kıbrıs uyuşmazlığı önemlidir. Ancak, bundan daha önemli olan Yunanistan'ın "Türkiye karşıtı tutumunu ulusal bir politika" olarak benimsemiş olmasıdır. Yunanistan'ın Türkiye karşıtı politikayı benimsemiş olmasında ise, ABD'nin ve Avrupa'nın Yunanistan'ı Türkiye'ye ve diğer bölge ülkelerine karşı desteklemesi yatmaktadır.

Eğer Yunanistan Avrupa ve ABD tarafından desteklenmese idi ne megali idea (büyük ülkü) gibi hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir düşünceye bağlanır, ne de "ulusal dış politikasını Türkiye karşıtı bir zemine oturturdu.

ABD ve Avrupa Yunanistan'ı niçin desteklemişlerdi? Bu sorunun yanıtı Türkiye'nin tarihinden ve coğrafyasından geçmektedir.

a. Avrupa "kendi Avrupalı kimliğini" eski Yunan ve Roma üzerine oturtmuştur. Avrupa Yunanistan'ı bu nedenle kendine yakın görmüştür. Buna karşılık 600 yıl öncesinden başlayarak, Osmanlı'nın (Türklerin) Avrupa ve Hristiyanlık ile kavgası vardı. Koskoca Osmanlı İmparatorluğu (Avrupa'ya göre Türkler), Avrupa'nın ortalarına kadar girmişler, oralarda 500 yıl yaşamışlardır. Hala Balkanlar bölgesi Osmanlı (Türk ve Müslüman) izlerini ve toplumsal birikimini yoğun bir biçimde yaşamaktadır.

Avrupa(ve Hristiyanlık) Osmanlı'yı (Türkleri ve Müslümanları) 600 yıl öncesinden başlayarak, kendine düşman görmüştür. 2000'li yılların içine girdiğimiz bu dönemde bile 600 yıllık tarihin izleri henüz Avrupa'dan silinmiş değildir.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye'nin Avrupa Konseyinde, NATO'da ve daha birçok Avrupa uluslararası kurumunda bulunması da Avrupa'daki bu eski tortuları ortadan kaldırmamıştır.

ABD de Türkiye ile Yunanistan'ı yan yana koyduğunda,

* ABD'nin kuruluşundan beri eski Yunan hayranlığının bu topraklarda yayılmış olması,
* Yunanlıların Hristiyan (Ortodoks) olmaları,
* ABD'de baştan beri Yunan kökenli nüfusun zaman içinde palazlanarak ABD'nin ayrılmaz bir parçası haline gelmeleri ve çok güçlü bir lobi oluşturmaları,

ABD'nin Yunan yandaşlığını etkileyen en önemli faktörlerdir.

Yukarıda ana başlıklarını gösterdiğim nedenlerden dolayı Avrupada, ABD de Türk-Yunan ilişkilerinde hiçbir zaman "tarafsız kalamamışlar", şu ya da bu ölçüde Yunanistan tarafına meyletmişlerdir.

ABD'nin ve Avrupa'nın bu Yunan yandaşlığı Yunanistan'ın Türkiye'ye karşı politikasını da belirlemiştir. ABD'yi ve Avrupa'yı "arkasında gören" Yunanistan, 19. yüzyılın ilk yarısındaki Mora isyanından beri Osmanlı'ya (ve Türkiye'ye) karşı, hep Avrupa desteği ile genişleyebilmiştir.

* İngiltere, Mora isyanının çıkmasından Yunanistan'ın Kuzey'e ve Batı Trakya'ya yayılmasına kadar Yunanistan'ı hem yönetmiş, hem de destek vermiştir.
* Girit'i ve birçok Ege adasını Yunanistan İngilizlerin desteği ile elde etmişlerdi.
* İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı Trakya'da Bulgarların elindeki topraklar Yunanistan'a İngilizler tarafından verilmiştir.
* 1947'de İtalyanların yenilerek bıraktıkları sahipsiz kalmış Anadolu kıyılarının yanıbaşındaki 12 ada, yine İngilizlerin desteği ile Yunanistan'a hediye edilmiştir.
Yunanistan o dönemlerde, İngiltere'yi (ve Avrupa'yı) hep arkasında gördü.
* Kurtuluş Savaşı öncesinde Yunanlıları Anadolu'ya sokan da İngilizlerdir. 1917'de Rusya'da ihtilal başladığı için, Rusya'nın güneye sarkmasından korkan İngiltere, Yunanistan'ın arkasında o dönem fazla duramamıştı.

Türk-Yunan ilişkilerinde bahar havası esen iki kısa dönem vardır. Yunanistan'ın Türkiye karşıtı politikadan kısa bir süre vazgeçmesi ise Yunanistan'ın çok zayıf durumda olması ve arkasında Batı desteğinin bulunmamasıdır.

a. 1930'lu yıllarda Atatürk-Venizelos döneminde dostluk havası esti. Çünkü Avrupa'da Hitler (faşizm) tehlikesi doğmaktaydı ve İngiltere kendi işleri ile meşguldu. İngiltere'nin Yunanistan'a da arka çıkacak lüksü yoktu.Öte yandan Yunanistan Türkiye karşısında savaşı kaybetmiş, yenik bir ülke idi ve büyük iç sorunlar yaşıyordu. Bu nedenlerle Türkiye ile iyi geçinmek zorundaydı. Hele Türkiye Cumhuriyet'nin başında Atatürk gibi bir insan varken. Venizelos dostluk elini, bu koşullar altında uzatmak zorunda idi, başka bir seçeneği yoktu.

b. 1950'lerin başında 3-4 yıl da özel koşullar ortaya koyuyordu. Sınırındaki Bulgaristan Sovyetler Birliği'nin denetimindeydi ve Rusya'nın Boğazlar ve Balkanlar üzerinde çok ağır baskısı ve tehdidi vardı. Türkiye kadar Yunanistan da baskı ve sıkıntı içindeydi. İşte bu kısa dönemde de Türk-Yunan ilişkileri iyi gitti. Yunanistan'ın kafa tutup toprak talep edecek hali yoktu.

Yeni savaştan çıkmış Avrupa da arkasında olamazdı. Batı Avrupa(ve İngiltere) kendi evinin içini düzeltmekle meşguldü. Ve Türk-Yunan ilişkileri bu nedenle, birkaç yıl iyi gitti.

Ama birkaç yıl sonra Avrupa biraz palazlanınca, kendisi de dış yardımlarla biraz düzelince elini hemen Kıbrıs'a uzattı. Öyle ya, İngiltere sömürgelerinden (ve Kıbrıs'tan) birkaç yıl içinde çekilecekti. 1955'te EOKA lideri Abay Grivas Kıbrıs'a çıkıyordu. Amacı da Enosis'i gerçekleştirmekti. Yunanistan yine rahat durmamıştı.

Avrupa ve ABD'nin yukarıda belirttiğim nedenlerle hep Yunanistan'ın arkasında olması Yunanistan'ın Türkiye karşıtı politikasını belirleyen esas neden olmuştur.

Burada bir noktayı daha açıklamak gerekir; Yunanistan'da Ortodoks Kilisesi'nin "Megali idea"nın bayraktarı olması ve Yunan Ortodoks Kilisesi'nin Yunanistan'ın devlet yönetiminde "çok etkili" bulunması,, Yunanistan'ın Türkiye (ve Kıbrıs) politikalarında, "akılcı ve barışcı" çizgiden uzak kalmasında çok etkili olmuştur.

Bu etki bugün de sürmektedir. Yunanistan laik bir devlet değildir. Ortodoks Kilisesi devlet yönetiminin bir parçasıdır Daha önemlisi Yunanistan'da Ortodoks Kilisesi "Yunan milliyetciliği" ile özdeşleşmiştir.

* Bu nedenle Kıbrıs'ta, KKTC sınırlarının ihlali, ellerinde Yunan bayrağı taşıyan papazların öncülüğünde yapılagelmiştir.
* Kardak adasına bir sivil ya da Yunanlı bir askerden önce, elinde Yunan bayrağı ile bir Ortodoks papazı çıkmıştır.
* Başpiskopos Makarios Cumhurbaşkanlığı yaparken bile dini giyisisini sırtından hiç çıkarmamıştır. Din adamlığı ile başkanlığı özdeşleştirmiştir.

Türk-Yunan ilişkilerinde uzman değerli bilim adamı Prof.Dr.Suat Bilge yıllar önce bana şunu söylemişti; "Düşünüyordum, düşünüyordum da bir türlü içinden çıkamıyordum. Yunanlıların acaba Türklerden farkı nedir? Sonunda buldum; Yunanistan'da Yunan milliyetciliği ile Ortodoks kilisesi özdeşleşmiş; Devlet ve hükümet politikaları, papazların önderlik ettiği Yunan milliyetciliğinin etkisi altında; Kilise devlet yönetiminde etkili olduğu sürece bu böyle sürer gider".

Yunanistan'ın yıllardır süregelen, akıl dışı Türkiye karşıtı politikasının arkasında yatan birinci neden Avrupa ve ABD'nin Yunanistan'ın arkasında olması ise, ikinci neden de Prof.Dr.Suat Bilge'nin ortaya koyduğu gerçekti. Ve bu gerçek bugün hâlâ sürüyor.

İstanbul'a gelen Yunanlı siyasiler ilk ziyaretlerini Fener Patrikhanesine yapmıyorlar mı? Heybeliada Ruhban Okulu konusunda bu kadar ısrarlı olmaları bundan değil mi? ABD'yi ziyaret eden Yunan başbakanlarının, cumhurbaşkalarının Amerika'daki Ortodoks Piskoposunu "Başkanı" ziyaretlerinde bile yanlarında taşımaları bunun göstergesi değil mi?

Turgut Özal'ın ABD gezisinde oradaki Ortodoks Başpiskopos'unu "resmen" ziyaret etmesi bile bunu göstermiyor mu?

Yunanistan'ın Kıbrıs politikasında,

* Rum çoğunluğun egemenliğine dayalı üniter bir devlet yapısından vazgeçmemesi,
* Doğrudan veya dolaylı (AB kanalı ile) adayı kendine bağlama düşüncesinden ayrılamaması,

Türkiye ve Yunanistan'ın Avrupa ve ABD tarafından"farklı algılanmalarından" ve Ortodoks Kilisesi'nin bu konudaki bağnaz tutumundan kaynakladığını söylersek, bugün de sürmekte olan tarihi gerçekleri yansıtmış oluruz kanısındayım

Türkiye'nin Yunanistan politikasında ise Türkiye tarih boyunca hoşgörülü davranmıştır. Sadece, Yunanistan'ın ve Ortodoks Kilisesinin somut düşmanlıklarına karşı "tepki" vermiştir.

1980'li yılların sonlarında Turgut Özal'ın ekonomik ögeleri ve bazı Türk büyük sermaye çevrelerini devreye sokması, konunun Yunanistan tarafından istismar edilmesine neden oldu. Özellikle 1990'lı yılların başlarında, Yunanistan bir taraftan Türkiye karşıtı politikalarını uluslararası alanda sürdürürken öte yandan bazı Türk büyük sermaye çevreleri aracılığı ile, Türk medyasını kullanarak, "Yunanistan'ın gerçek amaçlarının gizlenmesine" ortam hazırlatmıştır.

Yunanistan Türkiye'yi "Avrupa ve ABD'de baskı altında tutarak ve "bazı iş çevreleri yardımı ile Türk medyasını kullanarak" Türkiye üzerinde oldukça başarılı bir politika izlemiştir. Türkiye'de bazı büyük sermaye çevrelerinin bu konuda zaaf göstermeleri yanlızca Atina'nın Türkiye'ye yönelik politikaları bakımından değil,

AB'nin Türkiye üzerinde yürüttüğü politika bakımından da etkisini gösterdi. Medya tekelinin bulunması bunun sonucu halkın yanlış ve eksik bilgilendirilmesi Yunanistan'ın ve AB'nin yararına olurken Türkiye'nin ulusal çıkarları bundan zarar görmüştür.

Türkiye'nin Kurtuluş Savaşı öncesi ve sırasında (işgal döneminde) benzer bir durum yaşadığını burada belirtmek, bazı tarihi gerçeklerin ortaya konması açısından önemlidir.

Kaynakça
Kitap: DÜNDEN BUGÜNE KIBRIS
Yazar: EROL MANİSALI
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1971-1974: Cumhuriyetimizin 2. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir