Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Eski Yugoslavya, Eski Çekoslavakya ve Kıbrıs'taki Devletler

Cumhuriyet Halk Partisi İktidarı Döneminde, Kahraman Bülent Ecevit, Kıbrıs'ta Rauf Denktaş Gibi Kahramanların Önderliğindeki Türkler İle Birlikte, Kıbrıs Türk Barış Harekâtı'nı Başarıyla sonuçlandırarak İngiltereyi ve Amerikayı mağlup etmiştir. İngiltere ve Amerikanın kontolü altında olan Kıbrıs'lı Rumların Kıbrıs'lı Türklere karşı Soykırım Teşebbüsü Kıbrıs Türk Barış Harekâtı ile engellenmiştir.
Bu mağlubiyet karşısında Amerika ve İngiltere'nin verebildiği yanıt, sadece "uluslararası ambargo" ile sınırlıydı.
Bu Başarıdan bir sonuç çıkartmak gerekirse: "Görüldüki, dünyayı yöneten Amerika ve İngiltere, ASLA VE ASLA Türkiye Cumhuriyeti'mizi ve Türk Soyumuzu savaşla mağlup edecek güce sahip DEĞİLDİR. Bu yüzdende yıllardır emperyalist entrikalarla içimize sızmaya çalışıyorlar"!!!

Eski Yugoslavya, Eski Çekoslavakya ve Kıbrıs'taki Devletler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 21:27

Eski Yugoslavya, Eski Çekoslavakya ve Kıbrıs'taki Devletler

AB ısrarla "Kıbrıs'ın bölünmesine karşıdır" Oysa 1960'da kurulan cumhuriyet, iki halkın haklarını "ayrı ayrı kabul eden", Türkiye ve Yunanistan'a (anavatanlara) ada üzerinde garantörlük ve asker bulundurma hakkı tanıyan, kendine özgü bir yapılanma gösterir.

1990 sonrası yeni dünya oluşumunda Çekoslovakya Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ikiye ayrıldı. Eski Yugoslavya'dan Hırvatista'nın, Slovenya'nın, Makadonya'nın ayrılmasını ve bağımsız devletler kurmalarını Almanya başta olmak üzere teşvik ettiler.

Kıbrıs'ta ise zaten, iki ayrı coğrafyada iki ayrı halkın fiilen kurdukları ve bütün devlet sistemleri ile demokrasinin işlediği oluşumu kabul etmemekle Avrupa Birliği, kendi uygulamalarına da ters düşmektedir.

Bunun nedeni ise çok açıktır; AB Kıbrıs'ı, Türkiye'den "kopararak ", Rum egemenliği altında bir bütün olarak AB'ye dahil etmek istemektedir. Bu nedenle Doğu Avrupa'da, eski Yugoslavya'da izlediği politikanın tam tersini Kıbrıs'ta izlemektedir.

Ve AB çevreleri, bu çifte standartı açıklayamamaktadır. Brüksel'den Kıbrıs'a ilişkin açıklamalar çok ilginçtir.

a. 1995 yılının şubat ayında AB Komisyon Başkanlığı, "Kıbrıs artık AB'nin ilgi alanı içindedir. Biz Kıbrıs'ı, geleceğin A.B.nin sınırları içinde görüyoruz, bundan sonra ada ile ilişkilerimiz sürecektir" diyordu.

Bu açıklama ile Brüksel, "Kıbrıs adasının sahibi olacağını" söylemeye çalışıyordu. Oysa ortada uluslararası anlaşmalar vardı; B.M.çerçevesinde Türk ve Rum tarafları arasında yürütülen görüşmeler vardı. AB açık açık, "ben öyle istediğim için öyle olacak" demeye başlamıştı. Yeni Dünya Düzeni'nin "bir büyüğü olarak" koşul dayatıyordu.

b.
Cumhurbaşkanı R.Denktaş ve KKTC hükümeti yetkilileri ile görüşmeye gelen AB temsilcileri, "Bize hukuktan ve anlaşmalardan söz etmeyin, biz size AB'nin siyasal yaklaşımını ve yapmak istediklerini söylüyoruz" diyorlardı. AB'nin dış ilişkilerden sorumlu yöneticisi Van der Broeke Cumhurbaşkanı R.Denktaş'a, "Bize hukuki argümanlar göstermeyin bu siyasi bir hadisedir, ve AB olaya böyle bakıyor" diyebiliyordu. Bir görüşmemizde R.Denktaş bu olayı bana anlatmıştı.

Çok ilginçtir; AB KKTC'ye karşı "hukuk tanımayan bir yaklaşım içindeydi ve orman kanunu uygulamak istiyordu". AB KKTC'nin Zurih ve Londra anlaşmalarından kaynaklanan haklarını tanımadığını ilân ediyordu. Buna karşılık aynı anlaşmalardan yararlanan, üstelik 1963'te silâh zoru ile Kıbrıs Cumhuriyeti'nin anayasasını ve kurumlarını ortadan kaldıran Rum tarafını destekliyordu.

AB Rum ve Türk tarafına "eşit mesafede" durmuyor, Rumları desteklerken KKTC'ye karşı çıkıyordu. Bu haksız tutumun 1994 yılında, KKTC ürünlerine ekonomik ambargo koyarak da gösterdi.

AB'nin Kıbrıs politikası, özellikle 1990 'dan itibaren tek yanlı ve hukuk dışı bir çizgide seyretti. 1993'den başlayarak AB Kıbrıs'a ilişkin izlediği politikalar ile bütün parametreleri değiştirdi. 1995'den itibaren B.M.in inisiyatifini ve ağırlığı Brüksel'e geçirdi. Türkiye ile imzaladığı Gümrük Birliği belgesi ile Türkiye'yi tek yanlı bağlayarak ödün sağlamak istedi. 10-11 Aralık 1999'da da Helsinki doruğunda, "Türkiye'nin adaylığı teyid edilirken", AB'nin esas amaçlarından birisi, Kıbrıs'ta Türkiye'den ödün sağlamaktı. Adaylık, "Ankara üzerinde baskı kurmanın bir aracı" olarak değerlendiriliyordu.

Kaynakça
Kitap: DÜNDEN BUGÜNE KIBRIS
Yazar: EROL MANİSALI
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1971-1974: Cumhuriyetimizin 2. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir