Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Amerikan Ambargosu ve Türkiye'nin Öğrendikleri

Cumhuriyet Halk Partisi İktidarı Döneminde, Kahraman Bülent Ecevit, Kıbrıs'ta Rauf Denktaş Gibi Kahramanların Önderliğindeki Türkler İle Birlikte, Kıbrıs Türk Barış Harekâtı'nı Başarıyla sonuçlandırarak İngiltereyi ve Amerikayı mağlup etmiştir. İngiltere ve Amerikanın kontolü altında olan Kıbrıs'lı Rumların Kıbrıs'lı Türklere karşı Soykırım Teşebbüsü Kıbrıs Türk Barış Harekâtı ile engellenmiştir.
Bu mağlubiyet karşısında Amerika ve İngiltere'nin verebildiği yanıt, sadece "uluslararası ambargo" ile sınırlıydı.
Bu Başarıdan bir sonuç çıkartmak gerekirse: "Görüldüki, dünyayı yöneten Amerika ve İngiltere, ASLA VE ASLA Türkiye Cumhuriyeti'mizi ve Türk Soyumuzu savaşla mağlup edecek güce sahip DEĞİLDİR. Bu yüzdende yıllardır emperyalist entrikalarla içimize sızmaya çalışıyorlar"!!!

Amerikan Ambargosu ve Türkiye'nin Öğrendikleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 21:23

Amerikan Ambargosu ve Türkiye'nin Öğrendikleri

ABD'deki Yunan lobisi ve Ortodoks devreleri (Enosis)i sağlayamamanın acısını Türkiye'den çıkarmak istiyorlardı. Kongre üzerinde baskı yaptılar Ve 1975'te Amerikan Silâh Ambargo'su geldi. Gerekçe, ABD yapımı NATO silâhlarının "müdahale" de kullanılmış olması idi.

Ancak, daha müdahaleden aylar önce tıbbi amaçlı "afyon" üretiminin durdurulması konusunda Ecevit hükümeti ile ABD arasında ambargo sorunu ortaya çıkmıştı. Washington Ankara'ya, hükümet Afyon üretimini durdurmaz ise ambagonun gelebileceğini söylemişti. Ankara buna "hayır" dedi.

Arkasından Kıbrıs Barış Harekâtı geldi. Adeta iki ayrı şey birleştirilmişti. Ve ABD en önemli NATO müttefikine 1975'de ambargo koymaya karar verdi. Oysa Yunanistan da Kıbrıs'ta 1963'den beri NATO silâhlarını Türklere karşı (uçaklar ve gemiler dahil) bol bol kullanmıştı. Ambargo tek taraflı geldi ve sadece Türkiye'ye uygulandı. Yunan lobisi Washington'u ve Kongreyi istediği yola sokmuştu.

Ankara1964'deki Johnson mektubundan sonra ABD'den ikinci darbeyi de silâh ambargosu ile öğreniyordu. Silah ambargosu 1978'de kalkacaktı. Çünkü 1978'de İran büyük bir kargaşa yaşıyordu ve Amerika karşıtı bir dini rejimin geleceği belli olmuştu.Bu durumda ABD, Elbruz dağları üzerinde kurulan ve Sovyetler Birliği'ni dinleyen "tesislerini" kullanamayacaktı. Bu sistemi Türkiye üzerinden sağlaması gerekiyordu.

Kaderin bir cilvesi olarak "mollaların" devrimi, ABD'nin ambargoyu kaldırmasına neden oluyordu.
1975-1978 Amerikan silâh ambargosu Türkiye'ye yeni bir şey öğretti. TSK'nın silâhı dışarıya bu denli bağımlı tutulamazdı. Türkiye artık, ulusal savunma sanayiinin kurulması için ilk defa ciddi adımlar atıyor ve silâh alımında da çeşitlilik uygulamasına geçiyordu. 1947'de Marshall Yardımı ile başlayan ve NATO'ya giriş ile unutturulan ulusal savunma sanayii yeniden gündeme gelmişti.

Türkiye, "balık" üzerine söylenen Çin atasözünü nihayet hatırlıyordu. Kendi balığını tutmasını öğrenecekti.
Kıbrıs Barış Harekâtı Türkiye'ye başka bir gerçeği de göstermişti; İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı (ve Amerika) şemsiyesi altına alınan Türkiye, "Batı tarafından gerçekten benimsenmiş değildi" Batı için bir "ileri karakol" görevi düşünülmüştü. Oysa Türkiye, kendisini Batı'nın içinde, Batı tarafından benimsenmiş bir ülke zannediyordu.

1974 sonrasında ABD'nin ve Avrupa'nın Yunanistan'ın ve Rumların tarafını tutmaları, Batı medyasının Türkiye'nin haklı olduğu yönleri sistematik bir biçimde gözardı etmesi, gerçekleri Türkiye'nin gözleri önüne sermişti.

Yunanistan ve Rumlar Batı'nın öz evlatları, Türkiye ise kerhen Batı içinde gösterilen bir ülke idi. Ankara'dakiler artık Türk dış politikasının bu yönde bazı değişikliklere uğraması gereksinimini hissettiyorlardı.

Ama Türkiye'ye "iç kargaşaya" gömülmüştü. Sağ-sol çatışması adı altında hırpalanıyordu. Arkasından gelen 3 yıllık askeri rejim de Amerika'ya sıkı sıkıya bağlıydı.

İç dengesizlilikler, Türkiye'nin Kıbrıs politikasında, ulusal çıkarları gözetecek kararlı bir refleks göstermesini engelliyordu. Buna rağmen, 1975'de Kıbrıs'ta Türkler, Kıbrıs Türk Federe Devleti'ni kurdular. 1983'te de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilân edildi.

Bu arada Yunanistan 1981'de A.E.T.nin (Avrupa Birliği'nin) tam üyesi oluvermişti. Artık Avrupa'nın Kıbrıs politikasında daha da etkili idi. Bu etki, ileride, A.E.T.nin (AB'nin), Kıbrıs konusunda inisiyatifi B.M.den ve ABD'den Avrupa'ya kaydırılmasında rol oynayacaktı.

Kaynakça
Kitap: DÜNDEN BUGÜNE KIBRIS
Yazar: EROL MANİSALI
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1971-1974: Cumhuriyetimizin 2. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir