Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Ortadan Kalkışı

Cumhuriyet Halk Partisi İktidarı Döneminde, Kahraman Bülent Ecevit, Kıbrıs'ta Rauf Denktaş Gibi Kahramanların Önderliğindeki Türkler İle Birlikte, Kıbrıs Türk Barış Harekâtı'nı Başarıyla sonuçlandırarak İngiltereyi ve Amerikayı mağlup etmiştir. İngiltere ve Amerikanın kontolü altında olan Kıbrıs'lı Rumların Kıbrıs'lı Türklere karşı Soykırım Teşebbüsü Kıbrıs Türk Barış Harekâtı ile engellenmiştir.
Bu mağlubiyet karşısında Amerika ve İngiltere'nin verebildiği yanıt, sadece "uluslararası ambargo" ile sınırlıydı.
Bu Başarıdan bir sonuç çıkartmak gerekirse: "Görüldüki, dünyayı yöneten Amerika ve İngiltere, ASLA VE ASLA Türkiye Cumhuriyeti'mizi ve Türk Soyumuzu savaşla mağlup edecek güce sahip DEĞİLDİR. Bu yüzdende yıllardır emperyalist entrikalarla içimize sızmaya çalışıyorlar"!!!

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Ortadan Kalkışı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 21:16

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Ortadan Kalkışı

1963 yılında Rumlar Türklere ateşli silâhlarla saldırmaya başladılar. Adanın değişik bölgelerinde saldırılar sürdü. Türk milletvekilleri, kamu yöneticileri silâh zoru ile görevlerinden uzaklaştırıldılar. Radyo Rumlar tarafından işgal edildi.

Rumlar toplu ve düzenli bir biçimde saldırıya geçmişlerdi. Bu eylemler, önceden hazırlanmış olan bir plân içinde (Akristas Plân) yürütülüyordu. Plânın amacı, adada Türkleri ortadan kaldırmak ve Kıbrıs'tan kaçmaya zorlamaktı. Eoka ve Ortodoks Kilisesi kadar geniş bir Rum kesimi de Türklere karşı yapılan bu saldırının içindeydi.

Başpiskopos Makarios iki halka dayalı ve Türklerle Rumlar arasında denge sağlayan yapılanmayı baştan beri içine sindirememiş ve kurulan düzeni ortadan kaldırmak için kararlılık göstermişti. Makarios'un 1960-1963 arasında kamuoyuna yaptığı açıklamalarda da bu durum net bir biçimde görülür. Zaten daha sonraki dönemde, cumhuriyeti ortadan kaldırıp adanın Yunanistan'la birleşmesini sağlamak için 1963 yılında Akritas Plânı'nın haırlandığı kesin olarak ortaya çıkıyordu. Bu eylem plânı, Rum kaynakları tarafından da doğrulanmıştı.

1963 yılının sonlarında Rumlar saldırılarını iyice arttırmışlardı. Gizli olarak silâhlanmış Rumlar birçok bölgede Türklere saldırıyorlardı. Türkiye garantör ülke olarak İngiltere ve Yunanistan'a çözüm için başvurdu. Ocak 1964'te Londra'da düzenlenen toplantı, bir sonuç alınamadan dağıldı.

Kıbrıs Cumhuriyeti fiilen son bulmuştu. Çünkü cumhuriyeti oluşturan bütün yasal ve anayasal kurumlar ortadan kaldırılmıştı. Rum yönetimi silâh zoru ile bu kurumları ya ortadan kaldırmış ya da işlemez duruma sokmuştu.

1 Ocak 1964'te Makarios 1960 Antlaşmalarını, tek yanlı olarak feshettiğini açıkladı. Artık herşey bitmişti.

BM Güvenlik Konseyi'nin 4 Mart 1964'te aldığı bir kararla B.M.Barış Gücü Kıbrıs'ta devreye sokuluyordu. Ancak Barış Gücü'nün adaya gelişi, eski yasal düzeyi sağlayamadı. Ada fiilen Rum yönetiminin işgali altındaydı.

Atina'ya göre ise, Rumların Türklere saldırısı ve bütün cumhuriyet kurumlarını ortadan kaldırmaları, "bir iç mesele" idi ve dışardan müdahaleye gerek yoktu. Çünkü "Rumlar herşeye hakimdiler".

Bu arada BM Güvenlik Konseyi büyük bir siyasal hata yapmıştı. cumhuriyeti bütün kurumları ile ortadan kaldıran Rum tarafını (ve Makarios'u) cumhuriyetin "meşru yönetimi imişcesine" kabul etmişti.

Bu "kabul", Kıbrıs'ta günümüze kadar sürecek olan yanlışlıkları ve uyumsuzlukları "başlatan" bir köşetaşı olacaktı.

Oysa Rum tarafı, aynen Türk tarafı gibi, Cumhuriyet'in ortaklarından sadece bir tanesi idi. Cumhuriyeti oluşturan ortaklardan sadece birisi olan Rumlar, kağıt üzerinde cumhuriyetin meşru yönetimi olarak kabul edilmiş oluyordu.

Bu tarihi hata, "bilinçli bir biçimde" işlenmişti. BM Güvenlik Konseyi'nde bu bilinçli hata işlenirken, Anakara'daki hükümet,

* Hem direnç gösterememişti
* Hem de bu bilinçli hatanın ileride yol açacağı büyük sorunları görememişti.

Ankara'daki hükümet "zaaf göstererek" hem Türkiye'nin ulusal çıkarlarını koruyamamış, hem de Kıbrıs Türk halkını, 1974'e kadar sürecek olan acılı günlerle karşı karşıya bırakmıştı. Bu tarihi gerçeğin ortaya konması gerektiğine inanıyorum.

Adada cumhuriyet ortadan kalkarken Kıbrıs, fiilen Rumların egemen olduğu bir ada durumuna gelmişti. Türkler küçük bölgelere sıkışıp kalmışlardı. Türkiye ile ulaşım bağlantıları yoktu. Bu çok zor koşullar altında bile Kıbrıs Türkleri, kendi bağımsız yönetimlerini, Kıbrıs Türk Yönetimini kuruyorlardı. Ellerindeki sınırlı olanaklarla Rumlara karşı direniyorlardı.

Ve B.M.de yeni bir Kıbrıs Dosyası açılacak, bugün bile sürmekte olan maraton başlayacaktı.

Kaynakça
Kitap: DÜNDEN BUGÜNE KIBRIS
Yazar: EROL MANİSALI
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1971-1974: Cumhuriyetimizin 2. Yükseliş Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir