Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Enternasyonal Faşizm...

27 Mayıs 1960 Devrimi, Amerika ve Amerikan Gladyo'suna karşı kazanılmış bir savaştır.
Ardından Deniz Gezmiş gibi Kahraman Atatürkçü'lerin mücadeleleri ile Amerikan Gladyosu yok olma noktasına geldi.
Ve sonunda 12 Mart 1971 Muhtırası ile Amerikan Gladyosu yeniden güç kazandı.

Enternasyonal Faşizm...

Mesajgönderen TurkmenCopur » 05 Kas 2010, 05:09

20 Ocak 1975
ENTERNASYONAL FAŞİZM...


Son zamanlarda faşist saldırıları yeniden yoğunlaştı. Bir "terörist çete" üniversitede ve büyük kentlerde herkesin gözleri önünde adam vurmaktan çekinmemektedir.
Burada bir parantez açalım.

İtalya'da süregelen "anarşik" nitelikteki olayların araştırılması sonunda, bu gibi olayların italya Gizli istihbarat Örgütü "SİD" tarafından planlandığı ortaya çıkarılmıştır. "Yirmi Gül Harekâtı" adlı bir terörist örgütün "SİD" ve "CIA" ile ilişkisi olduğu "L'Espresso" dergisinin aralık ayı sayısında belgeleriyle açıklanmıştır.
Bu konuda bir küçük bilgiye daha gerek var...
Bilindiği gibi, Türkiye'de olduğu gibi bütün NATO ülkelerinin gizli istihbarat örgütlerinde "müşavir" adı altında CIA ajanları görev yapmaktadırlar. Bu müşavirler, "komünizmle mücadele" için belirli "taktik" ve "stratejiler" saptamak ve önermektedirler.

Amerika'da CIA için yapılan soruşturmada, bu örgütün karşı gruplara "kışkırtıcı ajanlar" soktuğu da açıklanmıştır. Bütün bu ilişkiler artık "sahiplerinin sesi" ile bütün dünya kamuoyuna duyurulmuştur. Şili'de Sosyalist Devlet başkanı Salvador Allende'nin CIA tarafından devrildiği en yetkili kişilerin dillerinden açıklanmıştır.

Amerika'da, NATO ülkelerindeki gizli istihbarat örgütlerine iki okul öğrenci yetiştirmektedir. Bu okullardan biri Washington'da bulunan "Uluslararası Polis Akademisi" öteki de, Panama Kanalındaki "Antigerilla Okulu" dur.
"Uluslararası Polis Akademisi" sivil istihbarat örgütlerine, "Antgerilla Okulu" da askeri örgütlere istihbaratçı, darbeci ve "işkenceci" yetiştirmektedir.
Şili'de, Bolivya'da, Uruguay'da ve Yunanistan'da faşist darbeleri yöneten subayların çoğu Panama Kanalındaki "Antigerilla Okulu" yetiştirmeleridir. Son on yılda girişilen askeri darbelerin amaç ve yöntemleriyle birbirlerine benzemeleri ve darbeden sonra uygulanan işkence yöntemlerinin de birbirinin aynı olması, bu bakımdan şaşırtıcı olmalıdır.

Buna, "enternasyonal faşizm" denilmelidir artık, 12 Mart 1971 tarihinden sonra kendilerine "kontrgerilla" adı verilen örgütün uyguladığı işkence yöntemleri, Şili'de, Uruguay'da, Yunanistan'da uygulananların aynısıdır. Bu örgüt, CIA'nın Türkiye'deki "karakollarından biridir.
Antigerilla örgütlerine göre, NATO ülkelerinde, herhangi bir komünizm tehlikesinde yararlanılmak üzere, "mahalli sivil örgütler" kurulur. Bu örgütler, her ülkedeki "kontrgerilla" örgütlerinin yan kuruluşlarıdır.
Kontrgerilla örgütlerinin yasal görünümde yayın organları da vardır. Bunlar "komünizm tehlikesi" gerekçesiyle yayın yapıp kaynağı belirsiz bazı yerlerden beslenirler. Hemen hemen hepsi, "hür teşebbüs", "yabancı sermaye" savunuculuğu yaparlar. Petrol sorununda yabancı petrol şirketlerinden yana çıkıp kendi devletlerine karşı çok-uluslu şirketleri savunurlar. Bu gazete sahiplerinden bazıları çok uluslu şirketlerin temsilciliklerine de getirilirler.
Şimdi buna bir nokta koyalım...

Ülkü Ocakları adlı örgüt yıllardan beri Türkiye'de, sokaklarda adam vurmakta, ancak devletin kuvvetleri bu terörist örgüte, "Dur..." diyememektedir. Görüyorsunuz, hep birlikte yaşıyoruz olayları.

Dur demek ne kelime, eski Cumhurbaşkanı Sunay,

- Bunlar miliyetçi gençlerdir... diyerek sırtlarını sıvazlamıştır. Üstelik bununla da yetinilmemekte,

- Ülkü Ocakları, komünizme karşı savaşan gençlerdir. Devletin emniyet kuvvetlerinin yanında yer almışlardır... gibi siyasal değer yargıları mahkeme kararlarına kadar geçmektedir. Bu örgütü kollayan askeri savcılar ve yargıçlar bugünlerde bile görev başındadır, "Geçmişe sünger çekmek", bir bakıma gelecek için gözlerimizi kapatmak demektir. "Kontrgerilla"nın arkasındaki gerçek ortaya çıkarılamadan, yaşadığımız ve yaşayacağımız olayları anlamaya da olanak yoktur.
Ülkü Ocakları bu cesareti nereden almaktadır?

Bunların arkasında kimler vardır? Kontrgerilla adlı örgütün yöneticileri ile bu örgüt arasında bir ilişki söz konusu mudur? 12 Mart öncesi ve sonrasında sokak ortalarında vurulan gençlerin katilleri neden bulunmamıştır ve bu dosyaları kapatanlar kimlerdir?

Hepimizin gözleri önünde "SS kıtaları" kurulmakta, desteklenmekte ve eyleme yöneltilmektedir. Faşizm bütün kaba görüntüleriyle sahneye konmaktadır şimdi.
Cinayetleri göz ucuyla izlemek bir bakıma cinayetlere ortak olmak demektir. Devletin bütün yasal organlarını göreve çağırıyoruz. Yok mu bir er kişi?

Kaynakça
Kitap: Çağın Suçu
Yazar: Uğur Mumcu
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1960-1971: Cumhuriyetimizin 1. Yükseliş Dönemi ve Cumhuriyetimizin 2. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir