Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Burjuva Reformcularından ve Revizyonistlerden Bizi Ayıranlar

27 Mayıs 1960 Devrimi, Amerika ve Amerikan Gladyo'suna karşı kazanılmış bir savaştır.
Ardından Deniz Gezmiş gibi Kahraman Atatürkçü'lerin mücadeleleri ile Amerikan Gladyosu yok olma noktasına geldi.
Ve sonunda 12 Mart 1971 Muhtırası ile Amerikan Gladyosu yeniden güç kazandı.

Burjuva Reformcularından ve Revizyonistlerden Bizi Ayıranlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Nis 2011, 01:09

Burjuva Reformcularından ve Revizyonistlerden Bizi Ayıran Temel Mesele:

ORDUNUN ROLÜ VE ANLAMI

(Proleter Devrimci AYDINLIK, sayı: 31, 23 Şubat 1971)

«Çalışan halkı, genel olarak, burjuvazinin, özel olarak emperyalist burjuvazinin etkisinden kurtarma mücadelesi, 'devlet' konusunda oportünist önyargılara karşı mücadeleden ayrılmaz.»

— LENİN
«Marksist devlet teorisine göre, ordu, devlet iktidarının temel unsurudur.»

— MAO ZEDUNG
TİP, Türkiye'deki son gelişmelerle ilgili bir bildiri yayınladı.

Bu bildiri şöyle diyor:

«Ordu devletin tarafsız gücü olacaksa, isçi ve emekçi sınıflar ile burjuvazi arasındaki mücadeleye karışmaması, taraf tutmaması ve sadece yurt savunmasıyla ilgilenmesi gerekir.»

Bu görüşler, onuncu yılını dolduran TİP'in bir burjuva kliği tarafından yönetildiğinin son belgesidir. Görüldüğü gibi TİP yöneticileri, emperyalizme bağlı burjuvazinin ve toprak ağalarının «özel baskı gücü» olan devletin sadık bir savunucusudur. TİP burjuva yöneticiliği, hâkim sınıfların «özel baskı gücünü», gene hâkim sınıfların istediği gibi, sınıfları uzlaştıran bir araç olarak görmek istiyor. Emekçi sınıfların gözüne perde çekmek için icat edilen «sınıflar arası barış» ve «sınıflar arası uzlaşma» tezleri, TİP yöneticilerinin dilinden düşmüyor. TİP yöneticilerinin parlamenter yoldan iktidara gelmesi için, ordunun «taraf tutmaması» gerekmektedir. Aslında böyle bir endişe duymamaları gere-kirdi. Her türlü reformcu burjuva iktidar, barış içinde ve ordunun teminatı altında, emekçi sınıflar üzerindeki diktatörlük dizginlerini ele alabilir.

Ordu, «işçi ve emekçi sınıflarla burjuvazi arasındaki» mücadelede «tarafsız» olabilir mi? Böyle bir ordunun, sadece «yurt savunmasıyla ilgilenmesi» ne demektir?
Bu soruların cevabını, ezilen halk yüzyıllardır edindiği tecrübeyle çok iyi biliyor. İşçi sınıfımız. 15-16 Haziran mücadelesinde ve onu izleyen Sıkıyönetim döneminde, gerçeği bir kere daha gördü. Sendika hürriyeti ve grev hakkını ortadan kaldıran baskı kanunlarına karşı mücadele eden işçiler, hangi güçle baskı altına alındı? İşçi sınıfımız fabrikalarda silâh zoruyla çalıştırılmadı mı? Bugün, işçi sınıfı mücadelesini bastırmak için özel komando birlikleri eğitilmektedir. Yıl-lardır jandarma dipçiği altında ezilen köylüler de artık meseleyi biliyor. En son, toprak ve hürriyet için mücadele bayrağını kaldıran Turanlar ve Kayabaşı köylülerinin üzerine jandarma gönderildi. Özel yetiştirilmiş komando birlikleri, empervalizme bağımlı devletin baskı gücü olarak, Doğu bölgesinde halka her türlü zulmü yapmaktadır.

ORDU, ABD EMPERYALİZMİNE BAĞLIDIR

Ordu, NATO'nun ve ABD askeri «danışmanlarının» kontrolü altındadır, ikinci Dünya Savasından sonra dünyaya hâkim olmak için saldırıya geçen ABD emperyalizmi, özellikle Ortadoğu'daki büyük petrol santrallerini güven altına almak ve bu bölgedeki milli kurtuluş hareketlerini bastırmak amacıyla, Asya ve Avrupa'yı birleştiren stratejik bir bölge olan yurdumuzu boyunduruğu altına aldı. Türkiye'nin, ABD emperyalizminin elinde bir oyuncak olan saldırgan NATO blokuna sürüklenmesi ve ABD emperyalizmiyle yapılan elli dört ikili anlaşma sonucunda, yurdumuzda iki yüzden fazla irili ufaklı ABD ve NATO üssü kuruldu. Yurdumuza 20 binden fazla ABD askeri yerleştirildi. Böylece ABD emperyalizmi, Türkiye'yi Orta Doğu'daki en önemli askeri üssü ve Türk ordusunu da en önemli askeri kuvvet haline getirme amacını gütmüştür. Halkımızın omuzlarına yüklenen 500 bin kişilik bir orduyu besleme yükü, ABD emperyalizminin bu amacına bağlıdır.

ABD emperyalistleri, askeri «yardım» adı altında, ordunun bütün araç ve gereçlerini kendi savaş endüstrilerinin standartlarına bağlamışlardır. Her tankın, her radarın, her telsiz makinası veya uçağın parçaları, ABD'den gelmektedir. ABD tekelleri, istediği anda, bütün bu araç ve gereçleri bir hurda yığını haline getirebilir. Ordunun istihbaratı, tamamen ABD emperyalizminin elindedir. Bütün istihbarat servisleri, radar, dinleme, vs. araçları, ABD emperyalistlerinin kontrolündedir. Ordunun ikmali de, ABD emperyalizmine bağımlı kılınmıştır. Johnson'un Kıbrıs buhranındaki «uçak benzini vermeme» tehdidi hatırlardadır. Bütün bu gerçekler, ordunun ABD emperyalizminin menfaatlerine bağımlı kılındığını gösteriyor. O ABD emperyalizmi ki, dünya halklarının ve halkımızın bas düşmanıdır, halkımızı boyunduruğa vuran ve yerli hâkim sınıflarla ortaklaşa ezen ve sömüren emperyalist devlettir.

TİP'İN SON BİLDİRİSİ BURJUVA DEVLETİNE SADAKAT BELGESİDİR

Ve TİP'in burjuva yöneticileri, ordu sınıf mücadelesine karışmasın, «sadece yurt savunmasıyla ilgilensin» diyorlar.

Emperyalizmin saldırgan örgütü NATO'ya bağımlı ordudan, «yurt savunmasıyla ilgilenmesi» isteniyor. Anayurdun savunulması, kutsal bir kavramdır. ABD emperyalizminin boyunduruğu altında olan yurdumuzu, kime karşı savunacağız? ABD emperyalizminin saldırgan örgütü olan NATO emrinde, yurt savunması olabilir mi? Bütün ikmal, istihbarat ve teçhizatı ABD'ye bağlı bir ordu, yurt savunması yapabilir mi? Anayurdun kurtuluşu ve savunması, ABD emperyalizminin emrinde değil, ona karşı verilen bir savaştır.

Lenin, sosyal-şöven akımı çok iyi tanımlamıştır:

«...Sözde sosyalist, pratikte şöven olan bu akım, 'sosyalizm önderlerinin', sadece 'kendi' milli burjuvazilerinin değil, ayrıca 'kendi' devletlerinin de çıkarlarına alçakça ayak uydurmalarıyla karakterize edilir.»

TİP'in burjuva yöneticileri, «yurdun savunulması» yalanı arkasında emperyalist burjuvazilerin peşine takılan II. Enternasyonal oportünistlerine taş çıkartıyor, emperyalist tekellere «alçakça ayak uyduruyor».

Aren-Boran burjuva kliği, bu tutumlarıyla, en gericisinden en reformcusuna kadar bütün burjuvazinin yüzünü güldürmekte ve alkışını kazanmaktadır.

Tekelci burjuvazinin gazetesi Milliyet'in yazarı Ali Gevgilili, özet olarak TİP programını «radikal» olarak niteliyor ve üzüntüyle ekliyor:

«On yıllık yaşantısı süresince TİP... çeşitli sosyalist kanatlardan da eleştirilere uğramıştır. Geçen süreyle birlikte TİP'in uluslararası sosyalist hareket önündeki yeri gittikçe netleşmiştir.»

Bu burjuva yazarın memnunlukla tesbit ettiği son nokta, gerçekten önemlidir: «TİP'in uluslararası sosyalist hareket önündeki yeri» açıktır. TİP'in bulunduğu yer, burjuvazinin yanıdır; gerici burjuva parlamentoculuğunun yanıdır; modern revizyonizm batağının da ortasıdır. Bu bakımdan burjuvazi, TİP konusundaki görüşlerinde haklıdır.

Lenin, hain Kautski'nin dönekliğini sergilerken şöyle diyor:

«Oportünizm ile sosyal-şövenizmin politik muhtevası aynıdır Yani sınıfsal işbirliği, proletarya diktatörlüğünün tanınmaması, devrimci eylemin tanınmaması, burjuva kanuniliğinin kayıtsız şartsız kabulü, burjuvaziye güven ve proletaryaya güvensizliktir»

Ve devamla:

«Sosyal-şövenizm, son biçimini almış bir oportünizmdir. Burjuvazi ve genel kurmaylarıyla açık ve çok bayağı bir ittifak içinde olgunlaşmıştır.»

REVİZYONİSTLER, BURJUVA DEVLETİNE HANGİ ORTAMDA SARILIYORLAR?

TİP oportünizmi burjuvaziye dönüşmüştür. Parlamento yoluyla «barış içinde» iktidara gelme politikası, sınıflar arası barış ve sosyal-şövenizmle tamamlanarak, geri dönülmez bir burjuva yolunu tutmuştur.

Ordunun niteliği konusundaki burjuva görüşleri, özellikle hangi ortamda gemi azıya almaktadır? Sınıf mücadelesinin keskinleştiği, ordunun gerici-şöven kanadından tehditler yağdığı ve buna karşı ordu içindeki reformcu unsurların müdahale ihtimallerinin geliştiği bir ortamdayız. Bu ortam, oportünist ve şöven kliklerin açıkça ortaya atılmak gereğini duydukları bir ortamdır. Tehditler karşısında renklerini belirtmeleri gerektiği için böyle yaptıkları gibi, reformcu burjuva ik-tidarlarının kuyruğuna takılma ihtimallerinin gelişmesi de, bu oportünist burjuva tutumunu destekliyor.

Sınıf mücadelesi, proletarya ile burjuvazi arasındaki ayrılığı her zaman, her yerde derinleştirmiştir.

Lenin şöyle diyor:

«...devletin anlamı ve rolü meselesi, pratik bakımdan âcil bir eylem sorunu, üstelik bir yığın eylemi sorunu olarak bütün genişliğiyle ortaya çıktığı zaman, Sosyalist-Devrimciler ile Menşevıklerin hepsi, hemen ve gözlerini kırpmadan, sınıfların devlet tarafından uzlaştırılması küçük-burjuva teorisine dört elle sarıldılar.»

Bugün Türkiye'de de, devletin ve ordunun anlam ve rolü, pratik bakımdan tesbit etmemiz gereken âcil bir meseledir. Ya proletaryanın devrimci yolunu seçeceğiz, ya da burjuvazinin reformcu yolunu. Proletarya yolunu seçmek, hâkim sınıfların devletini parçalayarak devrimi başarmak ve halkın devrimci devletini kurmak yoludur. Reform yolu, devlet ve ordunun rolü ve anlamı üzerine burjuva teorilerini yaymak ve hâkim sınıflar içindeki çatışmada reformcu burjuvazinin kuyruğuna takılmak yoludur.

Doğan Avcıoğlu'na Devrim gazetesinin baş sütununda «orduya saldıran eller kırılır» (Devrim, sayı: 69) diye şöven yazılar yazdırtan reform yolu budur. Aydınlık - Sosyalist Dergi ve Kurtuluş'a, «ordu tarafsız olmalıdır» yollu manşetler attıran revizyonist burjuva yolu budur. H. Kıvılcımlıya, ordunun devrimde «vurucu güç» olduğunu ispatlamak için «orijinal» tarih tezleri yazdırtan da budur. Revizyonistler, dünyanın her yerinde, aydınların ve ordunun kuracağı iktidarların «kapitalist olmayan yol»dan «barış içinde sosyalizme» varacağı yalanını yaymaya çalışıyorlar.

Burjuvazinin menfaatine olan bütün bu teorileri kesinlikle reddediyoruz. Ordunun anlam ve rolünü, halkımızın menfaatleri açısından tesbit ediyoruz. Ordu, hâkim sınıfların baskı aracıdır. Halkın mücadelesi ilerledikçe, ordu içindeki yurtseverlerin halkla birleşmesi, bu anlam ve rolü değiştirmez. Ancak bir şeyi gösterir: Halkımızın mücadelesi ilerlemektedir ve hakim sınıfların baskı kurumları çözülmekte, halkın devrimci safları güçlenmektedir. Ordu içindeki bütün yurtseverler gerçekleri kavramalıdır. Mensup oldukları ordunun ABD emperyalizmine bağımlı şekilde boyun eğmemelidir. Emperyalistlerin ve sömürücülerin halkı ezme yolundaki emirlerini dinlememelidirler. Emperyalizme karşı halkımızla birleşmelidirler.

REFORM MU, DEVRİM Mİ?

Bütün oportünist ve revizyonist kliklerden, temelde bu noktada ayrılıyoruz. Devlet ve ordunun anlamını emekçi yığınlara kavratmak, bugün en önemli mesele olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü bu mesele, reformcu veya revizyonist yolla devrim yolunu ayırıyor. Bütün oportünist ve revizyonist klikler, Lenin'in belirttiği gibi, sınıf mücadelesi sertleşirce «hemen ve gözlerini kırpmadan, sınıfların devlet tarafından uzlaştırılması küçük-burjuva teorisine dört elle sarıldılar». Biz de Marksizmin devlet ve devrim teorisine sıkı sıkıya sarılalım, devrimci teorinin aydınlattığı halkımızın kurtuluş yolunda cesaretle ve fedakârlıkla ilerleyelim!
Reformcular ve revizyonistler, burjuvaziye ve onun kurumlarına umut bağlıyorlar. Biz, esas olarak kendi halkımızın devrimci gücüne güvenelim! Bütün dünya halklarının ve dünya sosyalizminin, ABD emperyalistlerine karşı halkımızla beraber olmasına güvenelim! Yenilmez proletarya düşüncesinin Türkiye işçi ve köylüleri ve bütün ezilen halk elinde, gerici düzeni paramparça edip bağımsız ve demokratik Türkiye'yi gerçekleştirecek maddi bir güç olması için mücadele edelim!

Dünya halklarının mücadelesi her gün bir defa daha ispatlıyor: Halkın gücü, zulmün topunu tüfeğini yerle bir eder.
Hindiçini hakları, dişine kadar silâhlı ABD emperyalistlerini ve kuklalarını yerden yere vuruyor.
Bütün dünya halkları mutlaka zafere ulaşacaktır!
ABD emperyalizmi mutlaka yerle bir olacaktır!
Halkımız, ABD emperyalistlerini mutlaka altedecek ve zafere ulaşacaktır!

Kaynakça
Kitap: Kıvılcımlı'nın Burjuva Ordu ve Devlet Teorisinin Eleştirisi
Yazar: Doğu Perinçek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1960-1971: Cumhuriyetimizin 1. Yükseliş Dönemi ve Cumhuriyetimizin 2. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir