Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Tarikatlar

27 Mayıs 1960 Devrimi, Amerika ve Amerikan Gladyo'suna karşı kazanılmış bir savaştır.
Ardından Deniz Gezmiş gibi Kahraman Atatürkçü'lerin mücadeleleri ile Amerikan Gladyosu yok olma noktasına geldi.
Ve sonunda 12 Mart 1971 Muhtırası ile Amerikan Gladyosu yeniden güç kazandı.

Tarikatlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Kas 2010, 23:08

Tarikatlar

Tarikatlar ve fundamantalist dini gruplar, Türkiye'nin İslamcı hareketinde ikinci önemli rolü oynamaktadır. Tarikatlar Türkiye'deki "halk İslamı"nın en önemli ve uzun ifadelerinden birini oluşturmaktadır. Türkiye'nin sosyal sahnesine, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk dönemlerinde derviş grupları şeklinde ortaya çıkmışlardı. Yönetimin resmi, sert ve muhafazakar İslamı'na tamamen zıt olarak tarikatlar, gayr-i resmi teşkilatlar oluşturuyorlardı. 18. yüzyıla gelindiğinde Türkiye'nin hemen hemen bütün kasabalarına ve köylerine girmişlerdi.

Tüccar ve esnaf sınıfının dini hayatı üzerinde oldukça hakimdiler. Şeyh adı verilen bazı tarikat liderlerin 1920'lerdeki Kurtuluş Savaşı'na katılmış olmalarına rağmen, çok geçmeden Atatürk ve radikal laikliğine karşı tavır aldılar. Tarikatlar, "batıl itikatlar" ve "fanatizm"i yaydıkları gerekçesiyle 1925'te yasaklandılar.

Ancak, tarikatların yasaklanması onları Türkiye'nin sosyal hayatından çıkaramadı. 1940'ların sonundan bu yana tarikatlar bu defa şehirlere de girerek varlıklarını artırdılar. Tarikatlar son yıllarda artan siyasi faaliyetleriyle, kamuoyunda daha çok duyulmaya başladılar. Tarikatlar halen yasak olmalarına rağmen varlıklarını sürdürüyorlar, 1970 sonlarına kadar gazetelerde, gizli tekke yada dergahlarında ayin yaparken yakalanan tarikat üyeleriyle ilgili haberler çıkıyordu. Son yıllarda daha çok tolerans gösterilmesiyle tarikatlara üyelikler eskisi kadar gizlenmez oldu. Hala tarikatların hukuki statüsü belirsiz. Türk güvenlik yetkilileri bunları ülkenin laik kurumlarına tehdit olarak görmeye devam ediyor.

Halen birçok önde gelen politikacı ve hükümet yetkilisi tarikat üyesidir.' 65 ' Neticede, İslamcı siyasi partilerin aksine tarikatlar ve dini gruplar, Türkiye'nin İslamcı muhalefetinin yan kanuni tamamlayıcıları sayılıyorlar. Tarikatların teşkilat yapısı ve siyasi amaçları hakkında bilgi çok sınırlıdır ve bazı akademik çalışmalarla gazete haberlerine dayanır.

Şu anda, Nakşibendiler, Süleymancılar, Kadiriler, Halvetiler, Rıfailer ve Mevleviler gibi tarikatlar bulunmaktadır. Bunların en eskisi Nakşibendi tarikatıdır ve İslam dünyasında bağlantıları vardır. Bahaeddih Nakşibend tarafından 1389'da, Sünni-Şii çatışmalarının yoğun olduğu bir dönemde kurulmuştur, Nakşibendiler 15. asırdan beri Türkiye'de sürekli varolmuşlardır. Birçok Nakşibendi şeyhi Kurtuluş Savaşı'na katılmıştır. Bu ittifak Atatürk'ün laik politikalarıyla son bulmuştur. 1925'te tekke ve dergahların kapatılması Cumhuriyete karşı bazı ayaklanmalara sebep olmuştur. 1930 Menemen İsyanını takiben Nakşibendiler'in lideri Şeyh Mehmet Esat ve yardımcıları mahkemeye çıkarıldı. Şeyh hapishane revirinde öldü. Birçok kişi onun zehirlendiğini öne sürdü. En büyük oğlu idam edildi. Atatürk rejimine düşman olan Nakşibendi tarikatı da diğerleri gibi geleneksel İslami değerleri savunuyor, Müslüman bir toplum için ideal hukuk sistemi olarak Şeriat'ı tercih ediyor ve Batı medeniyetinin İslam dünyasına karışmasına karşı çıkıyor. Nakşibendiler, 1940'ların sonuna doğru canlandılar, ve faaliyetlerini yeniden başlattılar. Ancak 20 yıl boyunca fazla ses çıkarmadılar. Bir yetkili kaynağa göre bu yıllarda üniversite profesörleri, devlet memurları ve serbest meslek sahiplerini de aralarına alarak üye sayılarını genişlettiler.

MSP'nin yükşelişiyle Nakşibendiler'in sesi yeniden duyulmaya başladı. Necmettin Erbakan, Korkut Özal ve Hasan Aksay gibi bazı önde gelen MSP liderlerinin Nakşibendi oldukları bildiriliyor. Bu sayede tarikat daha fazla meşruluk kazandı ve daha serbest faaliyet göstermeye başladı. 1980'lerde, iktidardaki Anavatan Partisi ile yakın ilişkiler içinde bulunan Nakşibendiler'in politika ve ekonomideki etkileri kuvvetlendi. Aralarında 100 bin tirajlı, en büyük aylık dini dergi "Islam"m da bulunduğu bazı İslamcı dergilerin Nakşibendi tarikatıyla ilişkileri vardır. Nakşibendi taraftarlarının sayısı tam olarak bilinmemekte birlikte çok fazla oldukları sanılıyor. Başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin büyük şehirlerindeki tekkelere ek olarak tarikatın Sünni Kürtler arasında da güçlü olduğu bildiriliyor.

Süleymancılar

Nakşibendiler'in geçmişi çok eskiye dayanırken, ikinci büyük tarikat Süleymancılar oldukça yenidir. 1960'larda eski bir Nakşibendi şeyhi olan Süleyman Hilmi Tunahan tarafından kurulmuştur. Anadolu'da 1930'ların sonunda Kur'an kursları kampanyasını başlatan Tunahan, 1939 ve 1944'te hapse girdi. Bu olaylar, kendisinin cüretkar eylemlerini onaylamayan Nakşibendi tarikatından da ayrılmasına yol açtı. 1950'lere gelindiği zaman Tunahan'ın binlerce öğrencisi ve taraftarı olduğu bildiriliyor.

1957'de Bursa Ulu Camii'deki bir olaydan dolayı Demokrat Parti hükümeti tarafından da hapse atıldı. Hapishanede birkaç ay kaldıktan sonra 1959'da öldü. Tunahan'ın ölümünden sonra damadı Kemal Kaçar Kur'an okullarını devam ettirdi ve Süleymancı tarikatını teşkilatlandırdı. 1960'ların sonlarında ve 1970'lerin başlarında Adalet Partisi'nden milletvekili olan Kaçar, Süleymancı tarikatı liderliğini halen devam ettiriyor. Nakşibendiler'den farklı olarak Süleymancılar hiçbir dergi yayınlamıyorlar ve görüşlerini çok gizli tutuyorlar. Ancak tarikatın Atatürk'e, Türkiye'nin laik düzenine ve Batı tarzı yaşama biçimine muhalefette çok daha radikal olduğu bildiriliyor. Süleymancılar Süleyman Hilmi Tunahan'ı evliya olarak niteliyorlar ve Hz. Muhammedin soyundan geldiğine inanıyorlar. Devlet izniyle açılan Kur'an kurslarını "gerçek İslam"ın temsilcisi saymıyorlar ve gayri resmi Kur'an kursları kurmaya devam ediyorlar. Türkiye'nin büyük şehirlerinde üniversite öğrencileri için özel yurtlar açıyorlar. Süleymancıların Batı Avrupa'da ki Türk işçiler arasında da en hızlı yayılan İslamcı hareket olduğu bildiriliyor. Nakşibendiler gibi Süleymancılar da sağ kanat siyasi partilerle yakın ilişkilere girdiler. Kaçar AP'deyken tarikat Demirel ve partisini destekliyordu.

Kemal Kaçar daha sonra Süleyman Demirel'le anlaşmazlığa düştü ve tarikat önce Erbakan'ın MSP'sine ve sonra bunun devamı, olan Refah Partisine yanaştı.

Nurcular

Bu iki büyük tarikata ek olarak çok sayıda üyesi olan birkaç tarikat daha bulunuyor. Bunlardan en önemlisi Nur tarikatı. Kurucusu Said-i Nursi (1873-1960). Hayatını gelenekçi din doktrini yazarak ve vaaz vererek geçiren bir İslam entellektüelidir. Saidi Nursi'nin Jön Türk döneminde başlayan dini faaliyeti, 1960 ihtilali'nden birkaç gün öncesine kadar devam etti. Bu yıllar arasında Nursi, 1914'te Van'da Mısır El-Ezher modeli bir İslam Üniversitesi kurmaya teşebbüs etti. Kurtuluş Savaşı'nda milliyetçi kuvvetlere katıldı . Yeni rejimin laik politikası sebebiyle Atatürk'e muhalif oldu. 1925'teki Kürt isyanına katıldığı tespit edilince Türkiye'nin batısına sürüldü ve hayatının geri kalanını burada geçirdi.

Nurcu hareketi Said-i Nursi'nin doktrinlerine dayanmaktadır. Bütün yazıları Risale-i Nur adlı tek bir kitapta toplanmıştır. Nursi'nin görüşleri, geleneksel İslami uygulamalara bağlılığını ve Türkiye'deki laikliğe muhalefetini yansıtıyor. Nursi'nin doktrini ölümünden sonra müritleri tarafından biraz değiştirildi. Nurcular hala günlük hayatta en büyük önemi İslam'a veriyorlar, fakat İslam'ı, modern dünyanın bilimsel ve teknolojik gelişmelerine de uygulamaya çalışıyorlar. Bilim ve teknolojiye olan inancın artması Nurcuları Batıya karşı daha ılımlı hale getirdi.

Nurcular, kültür değerleri ve hayat biçimi bakımından temelde hala Batı aleyhtarıdır. Ama şimdi ideolojileri gösterilen gelişmelere saygı duyar. Nakşibendiler'e ve Süleymancılara oranla Nurcular daha ilerici ve reformcu görünürler. Nurcu hareketin yurt içinde ve yurt dışında çok taraftarı vardır. Buna ABD'de faaliyet gösteren bir şebeke de dahildir. Çok sayıda kitap, broşür ve dergi ile tarikatın görüşleri yayılmaktadır. Süleymancılar devlet kontrolündeki din müesseselerine paralel kurumlar oluşturmak isterken, Nurcular bunlara sızma politikası takip eder. Bu konuda oldukça başarılı oldukları bildiriliyor. Bir kaynağa göre, imam-hatip okullarında, ilahiyat enstitülerinde ve camilerde hep Nurcular vardır.

Said-i Nursi, demokrasinin kurumlarına katılmaya karşı olmasına rağmen, Nurcular siyasi partilere de girmişlerdir. Adalet Partisi ve onun devamı Doğru Yol Partisi'nin Nurculara yakın olduğu bildiriliyor. Eski başbakan Demirel'e Nurcu dergilerinde sık sık yer veriliyor.

Bazı Nurcular'ın MSP ve RP'yi desteklediği bildiriliyor. Nurcular'ın bugünkü liderinin Riyad'da yaşayan ve Suudi Arabistan devlet radyosunda çalışan Bekir Berk adlı bir avukat olduğu söyleniyor. 1980'lerde tarikat faaliyetlerinin artması, Türkiye'deki İslami uyanışın boyutları hakkında fikir vermektedir. Bu gruplar toplumda ve politikada çeşitli yollardan etkili olurlar. Tarikatlar, anti-laik fikirlerini dergileri vasıtasıyla yayarlar ve gençleri ananevi İslamcı ideolojileri doğrultusunda eğitmeyi amaçlarlar.

Tarikatlar, devlet kontrolündeki Diyanet İşleri Başkanlığı ile sürekli rekabet halindedir. Tarikatlar ve dini gruplar, sosyal ve siyasi kurumlara sızarak onları barışçı yoldan değiştirme şeklinde, islami hareket stratejisinin en önemli vasıtalarıdır. Eğitim alanında burs vermek, iş bulmak ve üniversite öğrencilerine yurt sağlamak suretiyle çalışırlar. Politikada tarikatlar, parlamentoya, merkez sağ partilere uzanırlar. Bakanlıkların ve devlet dairelerinin çeşitli kademelerinde İslamcılar görev almaktadır. III. bölümde belirttiğimiz gibi tarikatlar, Silahlı Kuvvetler'e de sızmaya teşebbüs etmişlerdir.

Kaynakça
Kitap: Amerikan Gizli Belgelerinde Türkiye de İslamcı Akımlar
Yazar: Yılmaz Polat
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1960-1971: Cumhuriyetimizin 1. Yükseliş Dönemi ve Cumhuriyetimizin 2. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir