Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Özgürlük ve Gerçek Demokrasi'nin Temel İlkeleri

27 Mayıs 1960 Devrimi, Amerika ve Amerikan Gladyo'suna karşı kazanılmış bir savaştır.
Ardından Deniz Gezmiş gibi Kahraman Atatürkçü'lerin mücadeleleri ile Amerikan Gladyosu yok olma noktasına geldi.
Ve sonunda 12 Mart 1971 Muhtırası ile Amerikan Gladyosu yeniden güç kazandı.

Özgürlük ve Gerçek Demokrasi'nin Temel İlkeleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 04 Oca 2011, 22:35

TEMEL İLKELER

İnsan en değerli varlıktır.
Paraydı, mülktü... Mevkiydi, ündü... İnsan olmanın değeri, bütün bu katma değerlerden üstündür.
Eğer bir toplumda bu katma değerler, bazı insanları başka insanlardan üstünmüş gibi gösteriyor, daha güçlü kılıyorsa... eğer bu katma değerlerden aldıkları güçle, bazı insanlar başka insanları ezebiliyor, başkalarının insanlık değerini gölgeleyebiliyorsa... o toplumdaki düzen insanlığın dengi değildir.
Bir toplum düzeni, insan kişiliğinin gelişmesini, insanlarda saklı manevi ve maddi gücün ortaya çıkmasını ve insanlık veya toplum uğruna değerlendirilmesini engelliyorsa, o düzende tutukluk var demektir.
Bu tutukluk, maddi nedenlerden de manevi nedenlerden de olsa giderilmelidir.

Maddi ihtiyaçlarını tatminle yetindiği ve öyle bir maddeci tatmin duygusuyla uyuştuğu için düşünce ve kişiliğini geliştiremeyen insan, maddi ihtiyaçları yeteri kadar karşılanamadığı için düşünce ve kişiliğini geliştiremeyen insan kadar eksik kalmış insandır. Bu eksiklikten kurtarılmak üzere, insan yaşantısı, maddi imkânlarla olduğu kadar, düşünce ve kişiliğin gelişmesine yardım edici manevi imkânlarla da eğitim ve kültürle de zenginleştirilmelidir.
Her insan, insanca yaşayabilmelidir. Her insan, kişiliğini serbestçe geliştirebilmelidir. Her insanın düşüncesi, duyarlığı, bilinci, erişebileceği en yüce ve aydınlık düzeye erişebilmelidir. Her insanın manevi ve maddi gücü, insanlık ve toplum yararına ve insanlığın dengi bir toplum ve dünya düzeni uğruna harekete geçirilebilmelidir.
İnsanlar arasında bu bakımdan imkân eşitsizlikleri varsa, o toplumda adalet yok demektir. Bu adaletsizlik giderilmelidir.
İnsanlar, bu yönde birbirlerini köstekler değil, destekler duruma getirilmelidir.
İnsanları bu yönde engelleyen bağlar varsa, o bağlar koparılmak; baskılar varsa o baskılar kaldırılmak gerekir.
İnsanlar, yaşama ve çalışma şartlarının hakimi değil de tutsağı iseler, o toplumda özgürlük yok demektir. İnsan, yaşama ve çalışma şartlarına yön verecek ve hükmedecek kadar özgür olabilmelidir.

Ortanın solu, bir bakış açısıdır. Bu açıdan bakanların insanlık anlayışı, toplum ülküsü budur; özgürlük ve adalet ölçüleri, böyle bir anlayış ve ülküye göredir.

Özgürlüğün Koşulları

Ortanın solunda bir insanlık anlayışına uygun özgürlük, ancak bazı siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel koşullar bir arada yerine getirilmekle gerçekleştirilmiş olur.

Birbirini tamamlayan bu koşullar şöyle sıralanabilir:

1. Bir toplumdaki insanların özgür olabilmeleri için toplumun kendisi özgür olmalıdır. Bu da ancak ulusal bağımsızlıkla sağlanır.

2. Bir toplumdaki insanların özgür olabilmeleri için ulusal bağımsızlık gereklidir, ama tek başına yeterli değildir. Bir ulus bağımsız olsa da o ulusun bireyleri (fertleri) özgür olmayabilir. Bireylerin de özgür olabilmeleri için temel koşullardan biri, ulus yönetiminin eşit oy hakkıyla ve serbest seçimlerle beliren halk iradesine ve halk egemenliğine dayanmasıdır.

3. Halk iradesinin tam olarak ve serbestçe belirebilmesi için bireylerin iradeleri serbest olmalıdır. Bunu sağlamak üzere insan düşüncesi her türlü siyasal, sosyal, ekonomik veya kültürel baskı ve engellerden kurtarılmalı; insan kişiliği herhangi bir baskı ve engelle kösteklenmeksizin serbestçe gelişebilmelidir.

4. Bu baskılar:

a) Devletten gelebilir,
b) Bazı örgütlerden gelebilir,
c) Bazı zümrelerden gelebilir,
d) Bazı kişilerden gelebilir.

Onun için devlette veya herhangi bir örgütte, herhangi bir zümre veya kimsede, insanları ezebilecek, düşünce özgürlüğünü ve irade serbestliğini engelleyebilecek kadar güç toplanmamalıdır.

Bunu önleyebilmek üzere de:

a) Halkın devlet yönetimine eşit hak ve imkânlarla ve mümkün olan en geniş ölçüde katılması ve yönetimi etkili olarak denetleyebilmesi; demokratik, bağımsız ve özerk kuruluşların iktidarı halk yararına sınırlayabilmesi sağlanmalıdır.
b) Teşebbüs özgürlüğü ve mülkiyet hakkı bulunmalı; ancak gelir veya mülk dağılımı, belirli zümre veya kimselerde dengesiz maddi veya manevi güç toplanmasını imkânsız kılacak kadar âdil olmalıdır.
c) İnsanlar, bütün toplumu kapsayan sosyal güvenlik tedbirleriyle, gelecek kaygısından kurtarılmalıdır.
d) İnsanlar, çalışma hayatının kölesi değil, efendisi olmalıdır; çalışma düzeni insan kişiliğini eritici nitelikte olmamalıdır.

5) Herkes için beden çalışması, insan düşünce ve kişiliğinin gelişmesini kösteklemeyip destekleyecek nitelik ve ölçüde olmalıdır; herkes, insan düşüncesinin ve kişiliğinin gelişmesini güçleştirici maddi sıkıntılardan kurtarılmalıdır.
Bunu sağlamak üzere, ekonomik gelişme hızlandırılmalı, toplumun gücü bu yolda seferber olmalıdır. Ancak ekonomik gelişmeyi hızlandırma uğruna özgürlükten, sosyal adalet ve güvenlikten fedakârlık edilmemeli; gelir ve mülk dağılımında dengesizliklere meydan verilmemelidir.

6) Eğitimde tam imkân eşitliği sağlanmalı; bütün insanların maddi ihtiyaçları kadar, manevi ve kültürel ihtiyaçları da karşılanmalıdır.

7) Sınıf ayrılıklarına dayanan ve para veya mülke, mevki veya üne göre beliren itibar ölçülerinin yerini, emeğe, yararlığa, üreticilik ve yaratıcılığa dayanan itibar ölçüleri almalı; insanlar, bu itibar ölçülerini benimseyecek yönde eğitilip yetiştirilmelidir.

Ortanın solunda bir insanlık anlayışına uygun özgürlük, siyasal ve sosyal eşitlikle, sosyal ve ekonomik adaletle bağdaşık ve birleşik bir özgürlüktür.

Düşünce Özgürlüğü

İnsanın en büyük gücü, düşünme gücüdür.
İnsan, kendi insanlığının bilincine düşünme gücüyle varabilir.
Bu güç ve bu gücü kullanma özgürlüğü; ne bir ülkü uğruna, ne toplum veya devlet uğruna, ne de din adına kısılabilir. Hele bazı insanların çıkarları uğruna hiç kısılamaz.
Bir ülkü uğruna da olsa düşünme gücü ve özgürlüğü kısılmamalıdır. Çünkü insanların düşünme gücü kısılarak varılacak bir ülkü, insanlığa uygun olamaz.
Toplum veya devlet uğruna da olsa düşünme gücü ve özgürlüğü kısılmamalıdır. Çünkü insanlar, topluma veya devlete en çok düşünme güçleriyle yardım edebilirler.
Din adına da olsa düşünme gücü ve özgürlüğü kısılmamalıdır. Çünkü insanlar Tanrı'yı ancak düşünme güçleriyle idrak edebilirler. Bu idraki engelleyen bir din tutumu, insanları Tanrı'ya yakınlaştıramaz.
Düşünme gücü, hele bazı insanların çıkarları uğruna hiç kısılmamalıdır. Çünkü bu, insanlığın en büyük gücünü bir kaç insana feda etmek olur.
Onun için ortanın solunda bir insanlık ve özgürlük anlayışı, en geniş anlam ve ölçüde düşünce özgürlüğünü gerektirir.
Siyasal düzen, sosyal ve ekonomik düzen ve eğitim siyaseti, bütün insanlar için bu anlam ve ölçüde düşünce özgürlüğünü sağlayacak nitelikte olmalıdır.

Tutum ve Davranış Kuralı

İnsanca ülkülere, insanca yollardan erişilir. Ortanın solu ülküsü ne kadar insanca ise bu ülküye ulaşmak üzere izlenecek tutum ve davranış da o kadar insanca olmalıdır. Ortanın solunda bir tutum ve davranış, bu kurala uymalıdır.

Ortanın solunda tutum ve davranış:

• İnsanlar üzerinde her türlü baskıyı reddettiği, insanları kendi yaşama ve çalışma şartlarının hakimi kılmak istediği için demokratiktir,
• İnsanları, imkân eşitsizliğinden ve yaşama şartlarında adaletsizlikten kurtarmak istediği için sosyal adaletçidir,
• İnsanlarda saklı bütün manevi ve maddi gücü harekete geçirmek, insanları, yaşama ve çalışma şartlarına yön verici duruma getirmek istediği için de devrimcidir.

Sağdan Ayrımlar

Ortanın solunda tutum ve davranış, sağındaki akımlardan ayrıdır. Çünkü ortanın solunun devrimciliğine karşılık, aşırı sağ gericidir; sağ, tutucudur; orta, durucu veya evrimcidir.
Ortanın solunda tutum ve davranış, sosyal adaletçiliği ile de sağındaki akımlardan ayrılır. Çünkü bu akımlar, bazı insanların, para veya mülkten, mevki veya ünden aldıkları güçle, başka insanları ezip sömürmelerine, başka insanlardan üstünmüş gibi görünmelerine imkân verirler.

Ortanın solunda tutum ve davranış, demokrasiye bağlılığı ile de sağındaki akımlardan ayrılır. Çünkü bu akımlar, biçimsel bir demokrasiyi benimsedikleri zaman bile insan düşünce ve iradesini baskı altında tutan, düşünce özgürlüğünü kısan, ekonomik veya sosyal, kişisel veya dinsel güçlere dayanırlar.

Aşırı Soldan Ayrım

Ortanın solunda tutum ve davranış, aşırı soldan da bazı keskin çizgilerle ayrılır ve sağındaki bütün akımların olduğu kadar, aşırı solun da karşısındadır.
Üstelik toplumun aşırı sola kaymasını önlemede, sağındaki bütün akımlardan daha etkilidir.

Ortanın solunu, aşırı soldan, komünizmden ayıran başlıca unsur, demokratik oluşudur.
Demokrasinin siyasal unsurları arasında yer alan düşünce özgürlüğü olmaksızın, seçim serbestliği olmaksızın, halkın ve özerk kurumların iktidarı sınırlama yetkisi ve gücü olmaksızın, insanlar özgür sayılamazlar ve insan kişiliği serbestçe gelişemez.
Aşırı solda bu unsurlar yoktur. Ortanın solunda bir siyasal düzen ise bu unsurlara en geniş ölçüde yer verir.

Aşırı sol, gelecek kuşakların mutluluğu ve özgürlüğü gerekçesiyle yaşayan kuşakların mutluluğunu ve özgürlüğünü erteler. Bu gerekçeyle devlete, bir süre için de olsa (o süre henüz hiçbir komünist ülkede sona ermemiştir ve sona erecek gibi de görünmemektedir), halkı ezme, halkı köle gibi çalıştırma yetkisini tanır.
Ortanın solunda bir devlet anlayışına göre ise devlet, yaşayan insanları da gelecek kuşaklar kadar gözetir ve sayar.
Aşırı solda, devletin; ortanın solunda ise halkın egemenliği vardır.
Ortanın solu anlayışına uygun devlet, gerçek bir halk devletidir.
Böyle bir devlette halk, devletin yönetimine ve denetimine en geniş ölçüde katılır ve demokrasi kuralları çalışma hayatının bütün kesimlerine uygulanır.

Demokrasiye bağlılık, siyasal alanda olduğu gibi ekonomik ve sosyal alanda da aşırı soldan ayrı bir tutum gerektirir.
Demokrasiyi yaşatabilmek için devletin insanları ezebilecek, özgür düşüncelileri çalışma serbestliğinden veya yaşama hakkından yoksun bırakabilecek kadar güç kazanması önlenmelidir.
Bunu önlemenin çarelerinden biri, aşırı soldan farklı olarak, teşebbüs özgürlüğüne ve özel mülkiyete yer vermektir.

Fakat teşebbüs özgürlüğü ve mülkiyet hakkı olan yerlerde mutlaka demokrasi olmaz.
Ortanın solunda bir insanlık anlayışı, insanın devlete de belirli ellerde toplanacak servete de köle olmasını kabul etmez.
Ortanın solunda tutum ve davranış, teşebbüs özgürlüğü ve mülkiyet hakkı uğrunda demokrasiye bağlı değil; fakat demokrasi uğrunda teşebbüs özgürlüğüne ve mülkiyet hakkına saygılıdır ve bu saygı, sosyal adalet ve toplum yararı ile insanlık onuru ve demokrasi ile bağdaşabilecek ölçüler içindedir.
Ama bu ölçüler içinde sürekli ve kesindir.

Teşebbüs özgürlüğünün ve mülkiyet hakkının bu ölçülere uygun olabilmesi için:

• Çalışanların hakları ve güvenliği korunmalıdır,
• Çalışanlar, kendi tasarruflarıyla toplu yatırımlara yöneltilmeli ve bu yatırımlarla kurulacak halk teşebbüsleri, özel kesimin hakim unsuru olmalıdır,
• Üreticiler, kendileriyle halk ve esnaf arasında aracı zümrelere ihtiyaç kalmayacak biçimde örgütlenmelidir,
• Vergi ve kredi siyasetiyle ve bağlayıcı bir plânla, özel teşebbüs kamu yararına yönlendirilip denetlenmelidir,
• Devlet kesimi, halkçı bir ekonomik ve sosyal politikaya önderlik edebilecek ve kalkınmanın hızlanması için gerekebilecek ölçüde güçlü olmalıdır,
• Tabiatın sınırladığı ve çalışan halk topluluklarının geçimlerinin bağlı bulunduğu toprakta ve suda, mülkiyet ve tasarruf hakkı belirli ellerde toplanmamalı; dengeli ve âdil olarak, o halk toplulukları arasında dağıtmalıdır,
• Toplum için önem taşıyan tabii kaynaklarda, mülkiyet ve tasarruf hakkı, halk adına devlette olmalıdır.

Sınıf Görüşü

Ortanın solunda bir insanlık anlayışı, sağındaki bütün akımlardan ve aşırı soldan, sınıf konusunda da ayrılır.

Ortanın solunda bir ekonomik ve sosyal siyasetle:

• Gelirler arasında dengesiz ve adaletsiz ölçülere varan büyük
farklılaşmalar giderileceği ve önleneceği için sınıflar arası VIII duvarlar alçalır,
• Çalışanlar aynı zamanda toplu yatırımlar yapacakları için bu duvarlar aşılarak, sınıflar arası kaynaşma sağlanır,
• Her insanın emeği, insanlığa ve topluma yararlığı ile ve kendisine yüklediği maddi veya manevi yükle orantılı olarak değerlendirileceği için sınıf kavramından doğan ve insanlık onuruyla bağdaşmayan itibar ölçülerinin yerini emeğe, yararlığa, üreticilik ve yaratıcılığa dayanan itibar ölçüleri alır.

Ortanın solunda bir insanlık anlayışının; sınıf ayrılıklarını, demokratik, barışçı ve halkçı yollardan böylece eritmek ve toplum yapısını, sınıf ayrılıklarından daha sağlam, daha birleştirici ve daha insanca bir temele dayandırmak istemesine karşılık; aşırı sol, bir sınıfın başka sınıfları yıkıp yok ederek hakim duruma gelmesini sağlamaya çalışır.
Sağdaki akımlar, sınıflaşmaya ve sınıflar arası sürtüşmeye imkân ve hız vermedikleri için aşırı solun istediği sınıf çatışmasına zemin hazırlamış, yol açmış olurlar.
Ortanın solu ise bu yolu kapatır.
Onun için dünyanın her yerinde, aşırı soldakiler ortanın solunu, kendilerine en büyük engel olarak, bir "oyunbozan" olarak görürler.

Kaynakça
Kitap: Ortanın Solu
Yazar: Bülent Ecevit
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ÖZGÜRLÜK VE GERÇEK DEMOKRASİ'NİN TEMEL İLKELERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 04 Oca 2011, 22:37

Sonuç

Ortanın solu, insana en üstün değeri veren; insan kişiliğinin gelişmesini her türlü baskı ve engellerden kurtarmak isteyen; insanların manevi ve maddi gücünü imkân eşitliği içinde harekete geçirmeyi sağlayan; insanlık onuruyla, özgürlükle, sosyal adaletle bağdaşamayacak etkenleri ve yöntemleri reddeden ve maddi yoksulluğun da manevi yoksunluğun da herkes için sona ereceği, insanca bir toplum düzenini insanca usûllerle kurmaya çalışan bir tutum ve davranıştır.

"Temel İlkeler" bölümünde belirtilen ortanın solunda bir insanlık anlayışını yansıtacak, o bölümde gösterilen toplum ülküsüne yönelecek ve o bölümde belirtilen ilke, kural ve koşullara uyacak bir tutum, uygulamada nasıl tedbir, reform ve devrimler gerektirir?

Bu tedbir, reform ve devrimler, hangi amaçları gerçekleştirecek nitelikte olmalıdır?
CHP Programı ve -CHP ortanın solunda olduğunu söyledikten sonra açıklanan- 1965 Seçim Bildirgesi, bu konudaki düşünce ve önerilere kaynak olabilecek nitelikte ve dolgunluktadır. Bu kaynaklardan esinlenerek, bu belgelere dayanarak ve Türk toplumunun özellik ve ihtiyaçları göz önünde tutularak hazırlanmış bazı önerileri aşağıda sunuyorum.

I.

Herkes Özgür Olmalıdır. Herkesin Düşünce ve Kişiliğini Geliştirmesi, Yapıcı ve Yaratıcı Gücünü İnsanlık ve Toplum Yararına Değerlendirmesi, Siyasal, Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Baskılardan ve İmkân Eşitsizliklerinden Kurtarılmalıdır.

Bu amaçla:

1. Siyasal baskı ve engelleri kaldırma yolunda, yeni Anayasa ile ve bu Anayasa'ya göre kurulan bazı kurumlarla, zaten ileri adımlar atılmıştır.

Ancak, yurttaşların gerçek demokrasi için düşünce ve kişiliklerini serbestçe geliştirebilmeleri için gerekli özgürlüğe, irade serbestliğine ve imkânlara kavuşmaları, yalnız siyasal tedbirlerle sağlanamaz.
Sosyal ve ekonomik baskıların sebep olabileceği korkular, çekingenlikler, bağımlılıklar, bu siyasal tedbirleri geniş ölçüde etkisiz ve yararsız bırakabilir.
Örneğin, bir partizan yönetimin, devlet işletmelerindeki baskısı veya kayırıcılığı, o işletmelerde çalışan işçi ve memurların irade serbestliğini kısabilir.
Bir şeyhin, ekonomik gücüne veya halktaki batıl inançlara dayanan nüfuz ve etkisi, bazı yurttaşları, gerçek bir demokrasi için gerekli düşünce özgürlüğünden ve irade serbestliğinden yoksun tutabilir.
Dar gelirli köylüleri kendisine borçlandıran bir tefeci veya aracı, o köylüleri kendisine öylesine bağımlı kılabilir ki köylüler kendilerini bağımlılıktan kurtaracak, refah ve özgürlüğe kavuşturacak tedbirler lehinde oy verebilecek kadar bile irade serbestliği edinemeyebilirler.
Geçimleri bir büyük toprak sahibinin insaf ve takdirine bağlı köylüler, o toprak sahibinin istemediği yönde oy kullanmakta çok güçlük çekebilirler.
Bir sermayedar, geçimleri için kendisine muhtaç durumdaki işçiler, irade serbestliğini kısıcı baskılar yapabilir.
Gerçek bir demokrasi kurabilmek, demokrasiyi gerçekten halkın serbest iradesine dayandırabilmek ve halk yararına işler duruma getirebilmek için yurttaşların irade serbestliği üzerinden bu türlü baskıları kaldırıcı sosyal ve ekonomik devrim veya reformlar süratle yapılmalıdır.

2. İrade serbestliğinin ve insan kişiliğini geliştirebilmenin temel şartı olan düşünce ve vicdan özgürlüğü, yalnız bu türlü devrim ve reformlarla veya anayasa ve yasalarla da sağlanamaz. Batıl inançlar, önyargılar ve cehalet, bir toplumun, kendi düşünce özgürlüğünü kendiliğinden kısmasına sebep olabilir.
Onun için batıl inançları, önyargıları ve cehaleti devam ettirmekte çıkarları olanların, bu çıkarlarını sona erdirici ekonomik ve sosyal tedbirler alınmakla beraber; bir yandan da halkın bilgi ve kültür düzeyini yükseltmek; insanlarda genişgörürlüğü, başkalarının düşüncesine saygıyı, eğitim ve sanat yoluyla geliştirmek gerekir.

3. Vicdan özgürlüğü, insan düşüncesini ve kişiliğini geliştirmenin ve demokrasinin kesin bir şartı olduğu kadar; insanlardaki doğal din duygusunun serbestçe gelişebilmesinin de ve dinin tutucu bir etken olmaktan çıkıp -Müslümanlığın doğuşundaki gibi- hamleci, topluma canlılık ve dinamizm katıcı bir güç haline gelebilmesinin de kesin şartıdır.
Türk toplumunda vicdan özgürlüğünü, tarihimiz boyunca devlet değil, bazı din adamları kısmışlardır. Osmanlı çağında olsun, Cumhuriyet çağında olsun, devlet, halkın din duygusuna veya din adamlarına baskı yapmamış; tersine, baz. din adamları devlete ve halkın din duygusuna baskı yapmışlardır.
Türkiye'de lâikliğin çözmesi gereken sorun, sona erdirmesi gereken baskı budur. Türk toplumunda gerçek din ve vicdan özgürlüğü, ancak bu sorun çözülebildiği, bu baskı sona erdirilebildiği ölçüde gerçekleşmiş olacaktır. Türk toplumunda din, ancak o ölçüde çağdaşlaşma, insanlara ve topluma canlılık ve güç katma olanağına kavuşmuş olacaktır.
Onun için bu baskıyı sona erdirici, yurttaşların din ve vicdan özgürlüğünü, devletten olduğu kadar yobaz veya çıkarcı çevrelerden de gelen baskılara karşı koruyucu tedbirler alınmalıdır.
Din eğitimi, isteğe bağlı ve lâik eğitimle bağdaşık olarak verilmelidir. Eğitim sisteminde, günden güne büyüyen ve ulusal birliğimizi sarsıcı, düşünsel ve manevi alanda toplumu tehlikeli çelişkenliklere düşürücü ikilik sona erdirilmelidir.
Din hizmetleri, Anayasa'ya da din adamlığının bir meslek haline gelmesini reddeden Müslümanlığa da uygun bir anlayışla düzenlenmelidir.
Din, doğuşunda olduğu gibi topluma canlılık katıcı ve insanların düşünce ve idraklerini geliştirerek Tanrı'ya yakınlaşmalarını kolaylaştırıcı bir etken haline gelmelidir. Toplumu bu yönde aydınlatıp eğitmek üzere, din konusunda olduğu kadar, edebi ve felsefi konularda, sosyal ve ekonomik alanda ve olumlu bilim alanında da geniş ve derin kültürü ve dünya görüşü olan din bilgileri, yeteri sayıda ve yüksek öğrenim düzeyinde yetiştirilmelidir.

4. Dünyadaki düşünce ve sanat akımlarının ve yayınların Türkiye'de serbestçe izlenebilmesini engelleyen ve sansür niteliği taşıyan yasa hükümleri ve uygulamalar kaldırılmalıdır.

5. Herkes, kendi eğilimine en uygun alanda, yetenek veya bilgisinin ve çalışma gücünün elverdiği oranda ilerleyebilmelidir. Bunun için partizanlık, dostluk veya aile yakınlığı gibi nedenlerle yapılabilecek kayırma ve haksızlıkları önlemek üzere, her kesimde ve alanda çalışanların işe alınmaları, yükselmeleri ve terfileri, yasalarla, âdil ve objektif kural veya sınavlara bağlanmalıdır.

6. Eğitim alanında imkân eşitsizlikleri tümüyle ortadan kaldırılmalıdır. Her çocuk, eğilim ve yeteneği ölçüsünde eğitim görebilmek için ailesinin maddi gücüyle veya çevresinin şartlarıyla sınırlı olmayan imkânlara kavuşturulmalıdır.

Bunun için:

a) Bütün köy çocuklarının yeterli temel eğitim görebilmelerini sağlamak üzere, köyler gruplara ayrılarak, her köy grubu için ulaştırma kolaylığı bulunan yerlerde yatısız, ulaştırma kolaylığı bulunmayan yerlerde yatılı okullar açılmalıdır. Bu okulları bitirenler, istek ve eğilimlerine göre öğrenimlerini ilerletebilmelidirler.
b) Üniversitelere veya yüksek okullara girişte, daha önceki öğrenim ve yetişme şartlarındaki veya ailelerin maddi imkânlarındaki farklılıklardan doğan eşitsizlikler giderilmelidir.
c) Kültür hareketlerinden ve "güzel sanatların eğitici, insan yaşantısını zenginleştirici, insanlık duygularını, anlayış ve hoşgörürlüğü ve yaratıcılık gücünü geliştirici niteliklerinden1 yalnız mutlu azınlıkların değil, yalnız bazı bölgelerdeki halkın değil, her bölge ve çevredeki yurttaşların dengeli olarak yararlanabilmelerini sağlamak üzere; her türlü siyasal baskıdan uzak, yaygın ve halkçı bir kültür ve sanat faaliyeti programı hazırlanıp uygulanmalı, yurdun her köşesinde yeterli kitaplıklar ve kültür merkezleri kurulmalıdır.
d) Eğitim, kültür ve sanat araç ve gereçlerinin çoğalması, ucuzlaması ve bütün yurda dengeli olarak dağılımı için her türlü siyasal baskıdan uzak bir düzen kurulmalıdır. Maddi gücü olmayan çocukların eğitim araç ve gereçleri devletçe sağlanmalıdır.

7. Öğretmenlik mesleği, maddi ve manevi yönleriyle daha çekici duruma getirilerek ve öğretmenler bilgilerini sürekli geliştirme olanağına kavuşturularak, sayıca ve bilgice yeterli bir öğretmen kadrosu yetiştirilmelidir. Öğretmenler, toplum kalkınması ve sosyal hizmetler alanında da çevrelerine önderlik etmelerini sağlayıcı bilgi ve yetkilerle donatılmalıdırlar. Öğretmenlere, Anayasa sınırları içinde geniş öğretim özgürlüğü tanınmalı; öğretmenlerin atanma, yer değiştirme ve yükselmeleri, siyasal etkiler dışında, objektif kurallara bağlanmalıdır.

8. Kitle eğitimini hızlandırmak ve öğretmen sayısındaki yetersizliği karşılamak üzere, çağdaş eğitim teknolojisinin imkânlarından en geniş ölçüde yararlanılmalıdır.

9. Bütün halkı, belirli bir kısa süre içinde okur-yazar durumuna getirebilmek için yeterli eğitim görmüş kadın-erkek yurttaşların işbirliğinden de yararlanılarak, yoğun bir okur-yazarlık seferberliği açılmalıdır. Okuma-yazma öğrenenlerin bu öğrenimlerini unutmayıp ilerletebilmeleri, kendi zihni veya mesleki gelişmelerinde ve toplum yararına değerlendirebilmeleri için imkân ve ortam hazırlanmalıdır.

10. Çocuklara, gençlere ve yetişkinlere, demokratik, ekonomik ve sosyal hak ve özgürlüklerinin bilincine varmalarını ve bu hak ve özgürlükleri gereği gibi kullanabilmelerini sağlayıcı eğitim verilmelidir.

11. Yasalarla kadınlara sağlanan eşitliğe rağmen, gerçekte kadın yurttaşlarımızın çoğunluğu kişiliklerini, bilgilerini ve düşünsel yeteneklerini serbestçe geliştirebilme, yapıcı ve yaratıcı güçlerini gereği gibi değerlendirebilme imkânlarından yoksundur. Kadınların bu yoksunluğu, çocuk kişiliğinin gelişmesinde annenin etkisini de zayıf tutmaktadır.

Gene, kadınların çoğunun bu durumda oluşu, kadın yurttaşlarımızdan büyük bir kısmının, seçimlerde, irade serbestliğini engellemektedir.
Bu durumu düzeltmek için kız çocukların ve yetişkin kadınların eğitimine özel bir önem verilmelidir.
Kadınların, toplum yaşantısında daha etkili olabilmeleri, meslek kuruluşlarında ve toplum kalkınması çalışmalarında daha geniş ölçüde görev ve yetki alabilmeleri için ortam hazırlanmalı, eğitici ve özendirici tedbirler uygulanmalıdır.

12. Eğitimle, toplum yararı ve kalkınma isterleri arasında bağlantı kurulmalıdır.

Bunun için:

a) Kalkınma Plânı'nın eğitilmiş insan gücü ihtiyaçlarına uygun bir eğitim siyaseti ve programı izlenmelidir.
b) Böyle bir programın gerçekleştirilebilmesi için kalkınmamız yönünden daha çok eğitilmiş insana ihtiyaç gösteren alanlarda -özellikle teknik alanlarda- yeteri kadar insan yetişmesini sağlayacak özendirici tedbirler alınmalıdır.
c) Bilimsel ve teknik araştırmacılık geliştirilmeli ve kalkınma isterleriyle ve hamleleriyle bağlantılı olmalıdır.
d) Çağdaş dünyadaki gelişmelerin ve plânlı kalkınmanın gerekli kıldığı teknolojik değişikliklere ve önceliklere uygun meslek eğitimi ve iş başında eğitim, devlet kesiminin ve özel kesimin bütün işkollarında uygulanmalıdır.
e) Köy çocuklarının temel eğitiminde, kendilerine, köylü yaşantısında gerekli ekonomik, sosyal ve kültürel değişimleri hızlandırabilmeleri için ve toplum kalkınması çalışmalarına önderlik edebilmeleri için gerekli bilgi ve beceri verilmelidir. Ancak başka konularda köy çocuklarına verilecek bilgi, kentli çocuklara verilenden az olmamalıdır. Köy çocuklarının ömürleri boyunca köye bağlanma zorunda olmadıkları göz önünde tutularak, kentli yaşantısına kolaylıkla uyabilmelerini sağlayıcı bilgi ve görgülerle de donatılmaları sağlanmalıdır.

II.

Her İnsanın Emeği, İnsanlığa ve Topluma Yararlığı İle ve Kendisine Yüklediği Maddi veya Manevi Yükle Orantılı Olarak Değerlendirilmelidir. Herkes, Kendi Yetenek ve Bilgisini İnsanlığın ve Toplumun Yararına Kullanmayı Ödev Sayacak Bir Anlayışla Yetiştirilmelidir.

Bu amaçlarla:

1. Ortanın solunda bir insanlık anlayışının ve toplum görüşünün değer ölçülerine uygun, insanlığın yücelmesini, toplumun yararını, üreticilik ve yaratıcılığın, insan emeğinin ve sağlığının önemini göz önünde tutan bir iş değerlendirmesi yapılmalı ve kazançlarda bu değerlendirmeye göre adalet ve denge sağlanmalıdır. Bunu bir hamlede başarmak güç de olsa, bu ülküye yönelen bir gelir siyaseti hazırlanıp izlenmelidir.

2. Böyle bir değerlendirmenin insaniliğini ve doğruluğunu benimseyecek; insanlığa ve topluma yararlığı, toplum içinde saygınlığın (itibarın) ölçüsü sayacak anlayışta yurttaşlar yetiştirmeyi öngören bir eğitim ve kültür siyaseti uygulanmalıdır.

3. Özel çıkarlar toplum yararına aykırı olmamalıdır. Herkes, her kuruluş veya zümre, kendi çıkarını topluma daha çok yararlı olmakta görebilmelidir. Ulusal gelişmemize yeterince katkıda bulunmayan veya topluma yararlı olmayan iş ve yatırımların kâr getirmesi önlenmelidir.

Bunları sağlamak üzere:

a) Ekonomik düzende, üreticilerle halk ve esnaf arasında aracı zümreye ihtiyacı azaltıcı değişiklikler yapılmalıdır.
b) Bankacılık, sigortacılık ve ticaret, özel çıkarlardan çok toplum yararına işler duruma getirilmelidir. Vergi ve kredi siyaseti, ekonomik gelişmemizi plâna uygun olarak hızlandırıcı verimli yatırımları, özellikle sanayii teşvik edecek ve halkı toplu yatırımlara ve kooperatifçiliğe özendirecek yönde olmalıdır.
c) Kişisel tasarrufların arsa ve yapı gibi taşınmaz mallara ve verimsiz alanlara yatırılması bir kazanç yolu olmaktan çıkarılmalıdır. Taşınmaz malların değerinde, kamu yatırımları dolayısıyla meydana gelecek artışlar kamunun olmalıdır.
d) Bütün spekülatif kazanç kapıları kapanmalıdır.

III.

Herkes İnsarca Yaşayabilmelidir. Gelir Dağılımında veya İnsan Yaşantıları Arasında, İnsan Onurunu İncitecek veya Sınıf Ayrılığı Bilincini Yaratacak, İmkân Eşitliği Sağlanmasını Güçleştirecek Dengesizlik ve Adaletsizlikler Giderilip Önlenmelidir.
Bunları Sağlayacak Sosyal Adalet ve Sosyal Güvenlik Tedbirleri, İmkân Oranında, Ekonomik Gelişmeyi de Hızlandırıcı Nitelikte Olmalıdır.

Bu amaçlarla:

1. Bütün çalışanların insanca yaşayabilmeleri için gerekli ücreti almaları garanti edilmelidir.

2. İşsizlere ve gizli işsizlere, insan gücüne dayanan altyapı ve toplum kalkınması işlerinde çalışma imkânı ve bu çalışmaları karşılığında, insanca yaşayabilmeleri için gerekli ücret sağlanmalıdır.

3. Çağdaş teknolojideki gelişmelere zamanında uyma gerekliliğinin doğurabileceği geçici işsizlikleri, mümkün olduğu kadar önleyici ekonomik, sosyal ve eğitsel tedbirler alınmalıdır. Teknolojik gelişmeler veya ekonomik dalgalanmalar dolayısıyla işsiz kalacak olanların, yeni iş buluncaya kadar geçimlerini sağlayıcı bir sigorta kurulmalıdır.

4. Bazı işleri yapabilecek durumdaki sakatların ve eski hükümlülerin iş bulmaları ve meslek eğitimleri sağlanmalıdır.4

5. Üretim ve geçimleri doğal şartlara bağlı olanların geçimleri güvenceye bağlanmalıdır.

Bunun için:

a) Köylüler, geçimleri tek ürüne bağlı olmaktan kurtarılmalı; yöresel (mahalli) şartların elverdiği başka tarım faaliyetlerine de yönelmeleri veya başka iş ve kazanç imkânlarına kavuşmaları desteklenmelidir.
b) Köylü ve çiftçilerin, doğal felâketler yüzünden ürünlerini yitirmeleri durumunda düşecekleri geçim sıkıntısını giderici bir tarım sigortası kurulmalıdır. Bu sigorta, köylüyü kooperatifçiliğe özendirici yönde olmalıdır.

6. Herkesin gücü oranında prim ödeyerek katılacağı, bütün yurttaşları kapsayan yaşlılık ve sağlık sigortaları kurulmalıdır. Prim ödeme gücüne erişen bütün yurttaşlar bu sigortaların kapsamına alınmalıdır. Böylelikle, hem sosyal güvenlik yaygın duruma getirilmeli hem de toplumun tasarruf hacmi ve yatırım kaynakları geliştirilmelidir.
Bu sosyal sigortalara, her sigortalı, ödediği prim oranında hissedar olmalı ve sosyal sigortalar için kurulmuş veya kurulacak kamu kuruluşlarının yönetim ve denetimine sigortalı halk toplulukları da etkili biçim ve ölçüde katılmalıdır. Böylelikle, sosyal sigorta kaynaklarının, münferit sigortalılar, yöneticiler veya devlet tarafından israfı, iç denetim yoluyla önlenmelidir.
Prim ödeyemeyecek durumdaki yurttaşların sağlıkları devletçe korunmalıdır.

7. Geliri olmayan ve bakacak kimsesi bulunmayan, çalışamayacak durumdaki yaşlı veya sakatların huzur ve esenlik içinde yaşayabilmeleri güvenceye bağlanmalıdır.

8. Bütün yurttaşların beden, ruh ve zihin sağlığı yönünden gerekli biçim ve ölçüde beslenebilmeleri için araştırmalar yapılmalı; maddi imkânlar sağlanmalı, halk bu yönde eğitilmelidir. Halkın bu anlamdaki beslenme ihtiyacını karşılayacak nitelikte besin maddelerinin yeteri kadar üretimi ve ucuza sağlanabilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.

9. Bütün yurttaşların yararlanabileceği ucuz, temiz ve güzel dinlenme yerleri kurulmalı; yurdun doğal güzellik ve zenginliklerinden yararlanmada tekelci durumlar kaldırılmalıdır.

10. Ücretliler, gelirin belirli bir oranını aşmayacak düşük kiralarla oturabilecekleri veya gelir durumlarına uygun taksitlerle sahip olabilecekleri sıhhi ve huzur verici konutlara kavuşturulmalıdır. Konut yapımının bir kazanç yolu olması önlenerek ve lüks konut yapımı güçleştirilerek, konut yapımına ayrılacak yatırım kaynaklarının, sosyal amaçlara uygun ve ekonomik şekilde değerlendirilmesi sağlanmalıdır.

11. Anneleri çalışan veya annesiz babasız çocuklarla, dar gelirli aile çocuklarının, beden ve ruh sıhhati sağlayıcı şartlarla mutlu bir çocukluk geçirebilmeleri için gerekli tedbirler alınmalı; bunu sağlamak üzere, bütün yurda yaygın olarak çocuk yuvalan ve tatil kampları kurulmalıdır. Okuma çağındaki çocukların ve gençlerin boş zamanları, zihin ve beden gelişmelerine yardımcı olacak yönde değerlendirilmelidir. Okuma çağındaki gençlerin boş zamanlarından, sosyal hizmetler veya toplum kalkınması alanında, sosyal sorumluluk duygularını ve insanlık anlayışlarını geliştirici biçimde de yararlanılmalıdır.

12. Devletin, işçilerin ve işverenlerin işbirliğiyle, sosyal adalete uygun, enflâsyonu önleyici ve kalkınmayı hızlandırıcı bir gelir politikası tespit edilip izlenmelidir.
Gelirler arasında, toplumu sınıf ayrılıkları bilinciyle bölecek ölçüde dengesizlik ve adaletsizlikler önlenmelidir.
Belirli ölçülerin üstünde özel kazançların tüketimden çok yatırıma yönelmesini özendirici tedbirler alınarak; hem kalkınma hızlandırılmalı hem de gelirler arasındaki farkların yaşama seviyelerinde aşırı farklılıklar meydana getirmesi önlenmelidir.

13. Vergi siyaseti, kamu hizmeti için devlete gelir sağlama dışında sosyal adaleti geliştirmenin ve tasarrufları verimli ve topluma yararlı alanlara yöneltmenin de bir aracı olmalıdır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ÖZGÜRLÜK VE GERÇEK DEMOKRASİ'NİN TEMEL İLKELERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 04 Oca 2011, 22:38

IV.

İnsan İnsanı, Zümre Zümreyi, Kişiler veya Yabancılar Ülkeyi Sömürememelidir.

Bu amaçla:

1. Bütün çalışanların haklan en geniş ölçüde korunmalıdır. O arada, tarım işçilerinin güvenlik ve haklarındaki eksiklikler veya toplu sözleşme, grev, sendikacılık gibi tanınmış haklarını kullanabilmelerindeki güçlükler giderilmelidir.

2. Toprak reformu ile toprakta özel mülkiyet daha yaygın, daha âdil ve dengeli duruma getirilmelidir.

3. Köylüler, topraktan en yüksek verimi elde edebilmek için gerekli maddi ve teknik imkânlara ve örgütlere kavuşturulmalıdır.

Bunun için:

a) Özellikle az topraklı çiftçilerin, tarım makinelerinden ortaklaşa yararlanabilmek; ihtiyaçlarını en ucuz şekilde sağlayabilmek, ürünlerini topluca ve en kârlı şekilde pazarlayabilmek üzere, kooperatifler kurmaları desteklenmelidir.
b) Devlet çiftliklerinin ve tarım araştırma istasyonlarının deney ve bulgularından, eğitim ve araştırma imkânlarından, çiftçiler daha geniş ölçüde yararlanabilmelidir.
c) Ziraat Bankası yalnız çiftçilere kredi vermelidir; az topraklı köylülerin, özellikle kooperatifleşen köylü ve çiftçilerin, yeterli kredi alabilmeleri sağlanmalıdır. Ziraat Bankası kredileri, verimli tarım işletmeciliğini ve kooperatifçiliğini destekleyici yönde dağıtılmalı ve demokratik bir şekilde kontrollü olmalıdır.

4. Tarım Odaları'nda köylünün hakimiyeti ve en geniş ölçüde demokratik denetimi sağlanmalıdır.

5. Su kaynaklarından, ihtiyacı olanlar âdil ölçülerle yararlanmalıdır.

6. Üreticilerin emeğinden ve halkın veya devletin sırtından, üretici olmayanların büyük kazanç elde etme yolları kapanmalıdır.

Bunu sağlamak üzere:

a) Devlet işletmeleri, kendi ürettikleri malların dışsatımını ve ihtiyaçlarının dıştan alımını kendileri yapmalıdırlar. İçeride, üretimlerini, esnafa veya ihtiyaç sahiplerine doğrudan doğruya ulaştırmalıdırlar. Devlet işletmeleri, kendi işlerini, imkân oranında, kendileri yapmalıdırlar.
b) Tarımda ve sanayide özel teşebbüs ve işletmecilik, kamu yararı ve sosyal adalet çerçevesi içinde desteklenip geliştirilmekle beraber, bu türlü üretici faaliyetten başkalarının kazanç sağlama imkânları kısılmalıdır. Üreticiler ve tüketiciler, ihtiyaçlarının alım ve satımını mümkün olduğu kadar az aracı ile yapabilecek yolda örgütlenmelidirler. Böylelikle, hem üreticilerin kazancı ve yatırım gücü artmış, hem de tüketiciler daha ucuz yaşama ve daha çok tasarruf yapma imkânına kavuşmuş olacaklardır.
Başlıca tarımsal ürünlerin dışsatımını köylü ve çiftçiler adına doğrudan doğruya yürütecek büyük kooperatifler kurulmalıdır. Sanayiciler, mallarının dışsatımını aracısız yürütebilecek, ihtiyaçlarını dışarıdan aracısız getirebilecek yönde örgütlenmelidirler. Sanayi Odaları, Ticaret Odaları'ndan ayrılmalıdır.
Halk topluluklarının büyük tüketim kooperatifleri kurmaları desteklenmeli ve bu kooperatiflerin kârlarının belirli oranlarda verimli yatırımlara yönelmesi de sağlanmalıdır.

7. Doğal kaynaklar, toplum yararına devletçe işletilip değerlendirilmelidir.
Ancak doğal kaynakları israf etmeyen, çalışanların sosyal haklarını ve can güvenliğini korumada ve işletmecilik ve verimlilikte devletin ölçülerine uyan bazı özel maden işletmelerinin edinilmiş (müktesep) hakları, sıkı devlet kontrolüne bağlı olmak üzere korunabilir.
Petrol ve stratejik madenler ve enerji kaynaklan kesin olarak devlet eliyle işletilip değerlendirilmelidir. Petrolde devleti gereksiz tazminat yükü altına sokmamak için devletin koyacağı ölçü ve koşullara uyacak ve verimli işletmecilik yapacak yabancı işletmelerin, ruhsat süreleri sona erinceye kadar, edinilmiş hakları korunabilir. Fakat bu alanda yabancı ve özel sermayeye hiçbir yeni ruhsat verilmemeli ve süreleri biten ruhsatlar yenilenmemelidir.

8. Yerli yatırımla yapılabilecek işlerde yabancı yatırımına yer verilmemelidir. Yabancı sermayeye tanınacak haklar, ülkenin ve halkın yararına aykırı olmamalıdır.

V.

Devlet Yönetiminde, Toplum Düzeninde ve Ekonomisinde Halkın Yetkileri Mümkün Olan En Geniş Ölçüye Varmalı; Halkçı Bir Devlet Yönetimi, Halkçı Bir Adalet, Halkçı Bir Toplum Düzeni ve Halkçı Bir Ekonomi Kurulmalıdır.

Bu amaçla:

1. Devlet dairelerindeki çalışma şartlarının düzenlenmesinde personelin yetkileri ve devlet personelinin çalışması üzerinde de halkın denetimi artırılmalıdır.

Bunun için:

a) Devlet personeli sendikalarına daha çok yetki tanınmalı,
b) Devlet hizmetinde verim artışından personel yararlandırılmalı,
c) Halkla doğrudan doğruya temas eden memurların halka karşı kişisel sorumlulukları arttırılmalı,
d) Mahalli idari mahkemelerle, halkın idareye karşı haklarını koruyabilmesi kolaylaştırılmalı,
e) Devlet dairelerinde güçlünün veya paralının genel olarak halktan farklı muamele görmesi ve menfaat, rüşvet karşılığında iş yapılması, kesin ve ağır müeyyidelerle önlenmeli,
f) Mahalli idarelerin yetkileri ve halkın mahalli idareler üzerinde etki ve denetimi genişletilmelidir.

2. Kamu hizmetlerinde görev almak üzere yetişen gençler, halkla ilişkiler konusunda eğitilmeli; kendilerinde halka hizmet ruhu geliştirilmelidir. Özellikle emniyet kuvvetlerinin halka iyi davranmasını sağlayıcı eğitime ve müeyyidelere önem verilmelidir.

3. Adaletin daha süratli işlemesini ve yurdun her köşesindeki halka ulaşmasını sağlayıcı tedbirler alınmalıdır.

4. Devlet kesimindeki işyerlerinde işçilerin yönetime ve kâra katılma, verim artışından hisse alma hakları daha sağlam ve yeterli esaslara bağlanmalıdır.
Özel kesimdeki işletmeleri de böyle bir sınai demokrasi düzenine özendirici tedbirler alınmalıdır.

İşçilere bu düzende sağlanan yetki ve imkânlardan gereği gibi yararlanabilmeleri için işletmecilik ve verimlilik konularında temel eğitim verilmelidir.

5. Ulusal gelir siyasetini devlet, işçilerle ve işverenlerle birlikte tespit etmelidir.

6. Kalkınma Plânı'nın hazırlanma ve uygulanmasına halkın daha geniş ölçüde katılması sağlanmalıdır.

VI.

Ekonomik Gelişme, Devletin de Servetin de Ezici Güç Kazanmasını ve Toplumun Sınıf Duvarlarıyla Bölünmesini Önleyici Yöntemlerle, Kamu Yararına ve Sosyal Adalete Uygun Yönde Hızlandırılmalıdır.

Bu amaçla:

1. Ekonomide devlet kesimi, halkçı bir ekonomik ve sosyal politikaya önderlik edebilecek ve plân amaçlarının gerçekleşmesi, kalkınmanın yeterli hıza ulaşması için gerekebilecek kadar güçlü olmalıdır; ancak bu gücün halkı ezebilecek, halk iradesinin serbestçe belirmesini önleyebilecek, özgürlüğü tehdit edebilecek ve kişilerdeki teşebbüs ve yaratıcılık ruhunu söndürebilecek ölçüye varmaması gerekir.

2. Devlet işletmelerinde, siyasal iktidarın köstekleyici veya partizanca müdahalelerini kesin olarak önlemek ve verimliliği artırmak üzere etkili tedbirler alınmalıdır.

3. Teşebbüs ve yaratıcılık eğilim ve yeteneği olan veya yatırım gücü bulunan kimselerin, bu eğilim, yetenek veya güçlerini ekonomi alanında değerlendirebilmeleri için geniş serbestlik ve imkân sağlanmalıdır.
Ancak bu serbestlik ve imkân, toplum yararına, plâna ve sosyal adalete uygun biçimde kullanılmalı; servete ezici güç kazandırarak demokrasiyi tehlikeye düşürücü ölçülere varmamalı ve sınıf bölünmelerine yol açmamalıdır.

Bunun için:

a) Özel sermayeyi plâna uygun yatırımlara yöneltmek üzere özendirici ve gereken ölçüde de bağlayıcı tedbirler alınmalıdır.
b) Çalışanların hakları korunmalı bu bölümün V. Maddesi'nin 4. fıkrasında da değinildiği gibi işçilerin yönetime ve kâra katılmalarını, verim artışından hisse almalarını sağlayıcı sınai demokrasi tedbirleri teşvik edilmelidir.
c) Özel teşebbüsün yaşayıp gelişebilmesi için gerekli özel sermaye birikiminin, kamu yararına, ahlâka ve sosyal adalete aykırı yollardan, aşırı veya spekülâtif kazançlardan meydana gelmesi önlenmeli; bunun yerine meşru ve kamuya yararlı kazançlardan ve âdil bir gelir politikasının bütün yurttaşlarda artıracağı tasarruf gücünden meydana gelmesi sağlanmalıdır.
Bunun için ücretlilerin gelirlerindeki artışları, kendi yönetim ve denetimleri altında yürütülecek ortaklaşa yatırımlarla değerlendirebilmeleri teşvik edilip desteklenmelidir.
Böylelikle, fert veya aile teşebbüslerinden meydana gelen özel teşebbüsle devlet teşebbüsü arasında, bir halk teşebbüsü alanı oluşturulup geliştirilmelidir ve bu halk teşebbüsü alanı, özel kesimin hakim unsuru durumuna gelmelidir.
Bu yoldan, ulusal ekonomide devlet diktatörlüğünü de servet diktatörlüğünü de önleyecek bir tampon bölge meydana gelmiş; servetin belirli ellerde birikmesi önlenmiş; sınıflar arası kaynaşma hızlandırılmış olacaktır.
Gene bu yoldan, kişisel tasarrufların, aşırı tüketime yönelme veya çağdaş dünya ölçülerine göre verimli olamayacak kadar küçük işletmelere sıkışıp kalma eğimi de önlenmiş olacaktır.
Özellikle işçi sendikalarının, büyük bir yatırım bankası veya ortaklığı kurarak, bu harekete öncülük etmeleri, yurt dışındaki işçilerin tasarruflarının da böyle bir örgüt aracılığı ile değerlendirilmesi desteklenmelidir.
d) Küçük esnaf ve sanatkârların daha verimli üretici faaliyet gösterecek yönde işbirliği yapmaları ve mümkün olduğu kadar bir araya gelerek daha büyük işletmeler halinde örgütlenmeleri desteklenmelidir.
e) Tröstü önleyici tedbirler alınmalıdır.
f) Ulusal ekonomik gelişmeye yeterince katkıda bulunmayan veya topluma yararlı olmayan iş ve yatırımları kârsız hale getirmek için -bu bölümün II. Maddesi'nin 3. fıkrasında belirtilen- tedbirler alınmalıdır.
g) Devlet yatırımları kadar özel yatırımların da yurtta bölgeler arası adaleti gerçekleştirecek yönde dağılımını sağlayacak özendirici tedbirler alınmalıdır.

7. Bütün sınai işletmelerin ve atölyelerin tam kapasite ile çalışmaları sağlanmalıdır.

8. Atölyelerle ve küçük sanayi ile büyük sanayi arasında verimli bir işbirliği ve dayanışma düzeni kurulmalıdır.

9. Verimliliği artırıcı tedbirlerde ve araştırmalarda devlet öncülük ve önderlik yapmalıdır.

10. Vergi düzenindeki boşluklar ve kaçak kapıları, sosyal adalete uygun olarak ve dolaysız vergilere ağırlık verilerek kapatılmalı; böylece yatırım kaynakları artırılmalıdır.

11. Gönüllü toplum kalkınması çalışmaları, devletçe teknik ve maddi yardımlarla desteklenmelidir.

12. Her alanda halk kooperatifçiliği desteklenmelidir.

Bunun için:

a) Kooperatifçiliği köstekleyen hukuki güçlükler giderilmeli,
b) Halk kooperatiflerine verilen kontrollü krediler artırılmalı,
c) Halk kooperatiflerine taşınmaz mal karışlığında değil, emek ve üretim karşılığında kontrollü kredi verilebilmeli,
d) Halkla ilişkiler konusunda yeterli eğitimden geçmiş, demokratik anlayışta ve bilgili kooperatif önder ve yöneticileri yetiştirilmelidir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ÖZGÜRLÜK VE GERÇEK DEMOKRASİ'NİN TEMEL İLKELERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 04 Oca 2011, 22:38

Ortanın Solunda Bir İnsanlık Anlayışına Uygun Toplum Düzenine Erişilmesi, Reform ve Devrimlerle Çabuklaştırılmalıdır. Ancak Bu Reform ve Devrimler Demokratik Rejim İçinde ve Halkın Rıza ve Destesteğiyle Yapılmalıdır. Bu Reform ve Devrimlerin Geçiş Döneminde, Alışılmış Geçim İmkânları veya Edinilmiş Güvenceleri Sarsılabilecek Olanların Durumları Devletçe Gözetilmelidir.

1. Ortanın solunda bir insanlık anlayışına ve toplum görüşüne uygun bir düzen kurulması ve böyle bir düzen için gerekli ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmenin veya değişikliğin gerçekleştirilmesi, oluruna ve zamana bırakılamaz. Bu düzenin, evrimci yoldan, kendiliğinden gelişmesi beklenemez.

Çünkü:

a) Bu insanca yaşama ortamına toplumu bir an önce ulaştırmak bir insanlık ödevidir,
b) İleri toplumlar, az gelişmiş ülkelerin evrim yoluyla yetişemeyecekleri kadar hızlı ilerlemektedirler.
Onun için kurulması gereken düzen, devrim ve reformlarla çabuklaştırılmalıdır.

2. Ancak bu devrim ve reformlar, insanlık onuruna en uygun ve insanların yaratıcı ve yapıcı gücünü en çok destekleyip değerlendiren, insan kişiliğinin gelişmesine en çok elveren bir siyasal rejimle, demokratik rejimle gerçekleştirilmelidir.
Bu mümkündür, çünkü yapılması gerekecek devrim ve reformların hepsi halk yararınadır. Mesele, halka bunları anlatıp benimsetebilmekte, çıkarcı veya tutucu çevrelerin bu devrim ve reformlar hakkında halkı yanıltmalarını önleyebilmektedir. Demokrasinin sağladığı anlatım ve tartışma özgürlüğü bunu güçleştirmez, kolaylaştırır. Ancak devrimci aydınlar, halka giderek, halka kendilerini sevdirerek, halkı kendilerine inandırarak, demokrasinin sağladığı özgürlükleri halk yararına değerlendirmesini bilmelidirler; bunun zahmetine katlanabilmelidirler.

3. Halkı bu yönde yanıltabilecek çevreler içine, geçim ve çıkarları kurulu düzenin sürüp gitmesine bağlı bulunan, yapılacak devrim ve reformlarla, geçim yollarının kapanabileceğini, güvencelerinin kalkabileceğini düşünen bazı dar veya orta gelirli kimseler de girebilirler. Öylelerinin bu devrim ve reformlardan zarar görmelerini geniş ölçüde önleyici veya görecekleri zararı karşılayıcı tedbirleri de birlikte ve aynı anda almak gerekir.

VIII.

Savunma Siyaseti, Bağımsızlık ve Güvenliğimizi Herşeyin Üstünde Tutmalı, Dünya ve Bölge Barışma Hizmeti Kendi Güvenliğimizin de Gereği Sayan Bir Ulusal Dış Siyasete Dayanmalı; Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Gelişmemize Yardımcı Olmalıdır.

Bunun için:

1. Toplu güvenlik amacıyla kurulan dış bağlantılar, kendi ulusal savunma siyasetimize aykırı, bağımsızlığımızı sınırlayıcı, güvenliğimizi zayıflatıcı nitelikte olmamalıdır.

2. Topraklarımızda, kendi Silahlı Kuvvetlerimizin tam hâkimiyet ve denetimi altında olmayan askeri üs veya tesisler bulunmamalıdır.

3. Silahlı Kuvvetlerimizin eğitim ve donatımı için alınacak dış yardımlar, bu kuvvetlerin ulusal karar ve hareket serbestliğini kısabilecek nitelik ve ölçüde olmamalıdır.
4. Ulusal savaş sanayiimiz, barışçı bir savunma siyasetinin gerektirdiği ve maddi imkânlarımızın elverdiği ölçüde geliştirilmelidir. Yurtta üretilen ve üretilebilecek stratejik madenler ve petrol, kendi ulusal gücümüzle işletilip değerlendirilmeli ve ihtiyacı karşılar duruma getirilmelidir.

5. Ekonomide, bilimde ve teknikte güçlü olmayan bir ulusun, güvenliği ve bağımsızlığı da sağlam olamayacağı göz önünde tutularak, savaşta ve barışta varlığımızın en büyük güvencesi olan Silâhlı Kuvvetlerimiz, ekonomik gelişmemizi destekleyip hızlandırıcı çalışmalarına, asli görevleri ile çatışmayacak biçim ve ölçüde önem vermelidir. Esasen bu yönde olumlu ve ileri hamleler yapmış olan Silahlı Kuvvetlerimiz, teknik araştırma ve eğitim için daha geniş imkânlarla donatılmalı; Kalkınma Plânı'nın insan gücü hedeflerine uygun meslek eğitimi programları uygulamalıdır. Erlerin askerlik ödevi sırasında edinecekleri meslek bilgisinin, sivil hayata dönüşlerinde, ekonomik kalkınmamız yönünden gereği gibi değerlendirilebilmesi için tedbirler alınmalıdır.

6. Devrimlerin halka yayılmasında ve benimsetilmesinde, demokratik anlayış ve davranışın geliştirilmesinde ve devrimci toplum kalkınması önderleri yetiştirilmesinde Silâhlı Kuvvetler eğiticilik ve öncülük ödevini daha etkili ve geniş ölçüde yapabilme olanağına kavuşturulmalıdır.

IX.

Dış Siyasetimiz, Türkiye'nin Yararını, Bütün İnsanlığın Barış ve Özgürlük İçinde Yükselmesinde ve Mutluluğunda Gören Bir İnsanlık Ülküsüne Dayanmalıdır.
Dünyada Ulusal Onur ve Bağımsızlığımızın Korunması, Türk Toplumunda İnsanlık Onurunu ve Kişi Özgürlüğünü Koruyabilmenin Temel Kuralı Sayılmalıdır.

Bunun için:

1. Ulusal güvenliğimiz, dünya ve bölge barışına hizmet yoluyla sağlanmaya çalışılmalıdır. Bütün dış bağlantılarımız "Yurtta barış, cihanda barış" ilkesine uygun olmalıdır.

2. Uluslararası ilişkilerde ve her ulusun iç düzeninde, Birleşmiş Milletler ilkelerine ve ülküsüne uygun davranılması için Türkiye, kendine düşeni ve kendi gücünde olanı yapmalıdır.

3. Dış ilişkilerde, Türk Ulusu'nun bağımsızlığını kısıcı veya onurunu kırıcı taviz veya imtiyazlar verilmemelidir.

4. Çağımızda gelişen ekonomik sömürgeciliğin sızma yöntemlerine karşı uyanık bulunmalı ve halk uyarılmalıdır.

5. Yabancı devletlerle, uluslararası ekonomik ve mali örgütlerle veya yabancı teşebbüslerle ekonomik, mali ve ticari ilişkilerimiz, Türkiye'nin siyasal veya ekonomik bağımsızlığını dolaylı da olsa kısıcı, kaderini bir tarafa bağlayıcı veya iç siyasetini etkileyici nitelikte olmamalıdır.

6. İç güvenliğimizin sağlanmasında yabancı güvenlik örgütleriyle işbirliği yapılmamalıdır.

7. Devlet veya kamu kuruluşlarında, yabancı uzman veya danışmanlara gereğinden çok yer verilmemeli ve bu uzman veya danışmanlara yönetim yetkisi veya işlere müdahale imkânı tanınmamalıdır.

8. Demokrasi, yabancı güçlerin Türkiye'ye sızması için bir açık kapı haline getirilemeyeceği gibi dışarıdan bu yolda baskılar gelmesi, demokrasiden vazgeçmek veya gerilemek için gerekçe de sayılmamalıdır.

X.

Ulusal Benliğimiz ve Kültürümüz, Türk Toplumunda İnsan Kişiliğinin, Düşünce ve Yaratıcılığının En İleri Ölçüde Gelişebilmesini ve İnsanlığın Yücelmesine Türk Ulusunun Katkıda Bulunabilmesini Sağlayıcı Yönde Güçlendirilmelidir.

Bu amaçla:

1. Ulusal benliğimiz ve kültürümüz, bizi yabancı nüfuzu altına sokabilecek, kendimize güvenimizi ve yaratıcı gücümüzü kısabilecek, Türk toplumunda insan kişiliğini söndürebilecek biçim ve ölçüde dış etkilerden korunmalı; ancak bizi çağdaş dünyadaki gelişmelere yabancı bırakacak, düşünce hayatımızı kısırlaştıracak, tutucu bağ ve etkilerden ve içine kapalılıktan da sakınılmalıdır.

2. Ulusal benlik ve kültürümüz, ileri bir insanlık anlayışına ve demokratik bir dünya görüşüne uygun bir yönde geliştirilmelidir.

3. Üzerinde yaşadığımız toprakların çağdaş dünya uygarlığına ve kültürüne kaynaklık etmiş -birçok yönleriyle de Türk köylüsünün bilinçaltına, sanat ve törelerine işlemiş- zengin kültür mirasını benimseyerek millileştirme ve halk sanatlarımızı evrensel bir sanat anlayışıyla bağdaşık olarak ve tam bir özgürlük içinde geliştirip değerlendirme esasına dayanan bir Türk kültür rönesansı, Atatürk'ün gösterdiği yönde gerçekleştirilmelidir.
Böyle bir rönesans, ulusal benliğimizi daha belirli kılmaya; çağdaş evrensel uygarlık ve kültürle daha sıhhatli ve sağlam bağlar kurabilmemize ve bu uygarlık ve kültüre daha geniş katkıda bulunabilmemize, Türkiye'de demokrasi için gerekli genişgörürlük ortamının gelişmesine, Türk Ulusu'nun üzerinde yaşadığı topraklara daha çok kök salmış bir tarih görüş ve bilincine kavuşmasına yardım edecektir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1960-1971: Cumhuriyetimizin 1. Yükseliş Dönemi ve Cumhuriyetimizin 2. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir