Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kemalist Düşünceyle Yetişen İkinci Kurtuluş Savaşçıları

Deniz Gezmiş ve Arkadaşları

27 Mayıs 1960 Devrimi, Amerika ve Amerikan Gladyo'suna karşı kazanılmış bir savaştır.
Ardından Deniz Gezmiş gibi Kahraman Atatürkçü'lerin mücadeleleri ile Amerikan Gladyosu yok olma noktasına geldi.
Ve sonunda 12 Mart 1971 Muhtırası ile Amerikan Gladyosu yeniden güç kazandı.

Kemalist Düşünceyle Yetişen İkinci Kurtuluş Savaşçıları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 04 Oca 2011, 20:03

Kemalist Düşünceyle Yetişen İkinci Kurtuluş Savaşçıları

Deniz, babasına yazdığı son mektupta kendisini "Kemalist düşünceyle yetiştirdiği" için babasına teşekkür eder. Aslında Deniz'e tüm karakterini veren de bu düşüncedir. Mektupta, tam bağımsız Türkiye için mücadelenin, başı dik yaşamanın önemini vurgular. Kemalist düşünce ideolojik olmaktan da önce bir aile terbiyesidir Deniz'de. Bir yaşam biçimidir. Deniz'in uğrunda ölmeyi göze alacak kadar ciddiye aldığı mücadeleci bir yaşam biçimidir Kemalizm.

Böyle olduğu için Deniz kendisini devrimci gençlik önderi yapan bir misyon edinmiştir: İkinci Kurtuluş Savaşının lideri olmak. Kemalizmin gereği budur. Tam bağımsızlık için Ulusal Kurtuluş Savaşı vermek. İkinci Kurtuluş Savaşı sloganı aslında Deniz'in bulduğu bir slogan değildi. O zaman Türk solunun ideolojik atmosferi içinde ortaya çıkmış devrimci bir slogandı. Ancak artık bu slogan, Deniz Gezmiş ismi olmaksızın anılamaz. Bu savaşın lideri hiç kuşkusuz Deniz Gezmiş'ti.

Deniz bunun için asla halk gözünde marjinal bir duruma düşmedi. Daima saygın kaldı ve kuşaklar boyu binlerce hatta milyonlarca genci devrimci yapacak kadar etkin bir gençlik önderi oldu. Yapılan belli siyasi-stratejik yanlışlar ve deneyimsizlik bir takım tuzakların görülmesini engelleyerek Deniz'in engellenmesine imkân tanıdıysa da Deniz'e olan sevginin azaldığı herhangi bir dönem olmadı.

Tek Yol Devrim

Kemalist düşünceyle yetişmekten onur duyan Deniz'in sonu da Türkiye'nin rejiminin geldiği yerin tescilidir aslında. Deniz "savunma"sında da defalarca vurmuştu bunu yargıçların yüzüne. Biz yanlış yapmadık ve yanlış olan düzenin kendisidir. Bu düzenin Atatürk'ün kurduğuyla alakası olmadığı gibi düzen savunuculuğunun da Atatürkçülükle ilgisi yoktur. Deniz vatanseverliğin gereğinin devrimcilik olduğunu ortaya koyar. Bunun için devrimci olmaktan da asla pişmanlık duymaz.

Türkiye'nin düzeni değiştirilmelidir. Çünkü bu düzen tam bağımsız bir Türkiye değil, sömürgeleşmiş bir Türkiye getirmektedir. Hakimiyet halkta değil bir avuç tekelci-tefeci işbirlikçi sermayenin elindedir. Onlar da emperyalizme ve kapitalizme hizmet etmektedir. Dolayısıyla bu düzen değişmeli, halk çocuklarının, emekçilerin öncülüğünde bir devrimle kapitalizme karşı sosyalizm kurulmalıdır.

"Tam bağımsızlık" ve "sosyalizm" Denizlerde birbirini bütünle -yen temel programlardı. Aslında bu program da Ulusal Kurtuluş Savaşlarının baharının yaşandığı çağın ürünüdür. Türkiye'nin başlattığı çağ, ezilenlerin mücadelesinde ezilen ulusların kendi iradeleriyle kurulan sosyalizmlere yönelmiştir. Deniz'ler de Türkiye'de bunu istemektedir. Bu kayıtsız şartsız hakim olan halkın programıdır. Böyle bir programı gerçekleştirmenin tek yolu ise devrimdir.

Deniz'ler suçlu olanın düzen savunucuları olduğunu çok iyi görmektedirler, mahkemelerde de böylece açıklamışlardır. İşte Deniz bu programın, bu Kurtuluş Savaşının lideri olmaya soyunmuştu. Düzen açısından onun katledilmesinin ne kadar isabetli bir seçim olduğunu şimdi açıklıkla görebilmekteyiz. Genç Türk solunun en güçlü lideri ortadan kaldırıldıktan sonra, sol adına giderek bir ucube yaratılmış, İkinci Kurtuluş Savaşının sözü edilmez olmuş, hatta bu savaş küçümsenmiştir. İşte şimdi Deniz'in düşüncesine, Türk soluna düşman ne varsa savunanlar, bu katil düzenin hizmetkarlarıdır.

Deniz'in Damarlarındaki Asil Kan

Tek yol devrim diyen Deniz'in hayranlık uyandıran kendine güveninin kaynağı da onun ulusal kurtuluşçulıığunda ve vatanseverliğinde aranmalıdır. Bakan, Deniz'e bakarak "Bu mu Halk Kurtuluş Ordusu'nun komutanı" diyerek onu aşağılamaya kalktığında Deniz "Beğenemedin mi?!" demekle yetinir. Bakan koltuğuna güvenmekte ama rezil olmaktadır. Çünkü Deniz o koltuğun altında ABD'nin kucağını apaçık görmekte, onunla dalga geçmektedir. Deniz'in kendi varlığından başka bir şeye güvendiği yoktur. Deyim yerindeyse o "damarlarındaki asil kandan" başka bir şeye güvenmez. Deniz 8 Temmuzlarda rütbeleri söküp atmasını bilen bir geleneğin ürünüdür. Profesyonel devrimcidir Deniz; bütün yaşamı adanmıştır.

Bu anlamda Deniz, varlığıyla Atatürk'ün öngörüsünün gerçekleşmesidir. Sapasağlam özgüveniyle, çelik gibi iradesiyle savaşçı Türk gençleri yetişmiştir. Vatanı için savaşmaktan başka bir şey düşünmeyen devrimci gençler yetişmiştir. Bu gençler eğilip bükülmez, asla yalvarmaz, yaptıklarından pişman olmaz, af dilenmez, düşmanlarına teslim olup barış istemez. Bu topraklar üzerinde yabancı hakimiyeti sürdüğü sürece mücadeleye devam ederler.

Atatürk'ün asla güvenmediği Tanzimat'ın siyaset kurumu yeniden doğmuş olsa da "tam bağımsız Türkiye" bayrağını taşıyacak gençler vardır. Deniz bunların pırıl pırıl lideridir. Deniz, Atatürk'ün asil kanından yarattığı öz oğludur.

Kaynakça
Kitap: Savunma
Yazar: Deniz Gezmiş
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1960-1971: Cumhuriyetimizin 1. Yükseliş Dönemi ve Cumhuriyetimizin 2. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir