Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Nahit Töre, Milli Demokratik Devrimi Anlatıyor

27 Mayıs 1960 Devrimi, Amerika ve Amerikan Gladyo'suna karşı kazanılmış bir savaştır.
Ardından Deniz Gezmiş gibi Kahraman Atatürkçü'lerin mücadeleleri ile Amerikan Gladyosu yok olma noktasına geldi.
Ve sonunda 12 Mart 1971 Muhtırası ile Amerikan Gladyosu yeniden güç kazandı.

Nahit Töre, Milli Demokratik Devrimi Anlatıyor

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 22:27

NAHİT TÖRE, MİLLİ DEMOKRATİK DEVRİMİ ANLATIYOR

Nahit Töre - Şimdi 1965'de İşçi Partisi ile başlayan bir süreç var. Şimdi bu süreçte birçok arkadaşımız; bizler o dönemde İşçi Partisi'nin içerisinde yetiştik aslında. Yani Mahir Çayanlar, Deniz Gezmişler veya benim gibi bir sürü insan. Biz 1965 ile başlayan daha lise çağlarımızda, yani üniversiteye gelmeden bir iki yıl önce lise çağlarımızda İşçi Partisi saflarında solculuğa başladık.

1968'e kadar bizim 67'lerde üniversiteye dahil olmamızla birlikte üniversiteye kadar TİP'le sürdü. TİP'in burada görüşü neydi? Türkiye'deki hakimiyet ilişkisini - işte kapitalist üretim ilişki olarak ortaya koyuyordu ve parlamenter seçim yoluyla gelineceğini ortaya koyuyordu. Bütün bu ana gücü de, temel taşı sendikalar kurulsa da, onu örgütleyici, motive eden, işte onu sokağa taşıyan güç de, öğrenci gençlik gücüydü.

Daha sonra 68 ile 70 arasında TİP dediğimiz müthiş bir mücadele başladı. Kendi içerisinde, TİP'in içerisinde başladı. Buradan MDD hareketi doğdu, yani Milli Demokratik Devrim hareketinin doğuşu, eğer tabiri caizse eski tüfekler, yani Mihri Belli'lerin (onlar TİP'in dışındaydı kendileri) onların öğrenci gençliğin içindeki bir kesimle ortak hareketi ile birlikte bu MDD hareketi doğdu. O zaman MDD hareketinin önde gelen solcularından etkili olacak bir tanesi de 68 yılının ve 67 yıllarının daha doğrusu başında, Doğu Perinçek'di. Ankara'da genç asistanlar grubu olarak, Doğu, bu gruba öncülük yapıyordu. Mihri Belli de bu işin backgroundunda duruyordu. Veli Demir benimleydi.

Milli Demokratik Devrim ise şuydu: Anadolu ihtilali, yani Kemalist Devrim, Cumhuriyeti ilan ettik fakat demokratik süreç tamamlanmadı. Türkiye, hâlâ yarı feodal, ondan sonra yarı sömürge bir ülkedir, tezinden hareketle. Yani TİP'in hakim üretim ilişkisi; kapitalist üretim ilişkisidir ve parlamenter Kemalist bunun içerisinde yer -bu sistem içerisinde yer- alacak. Her neyse hakim üretim biçimi; yarı feodal, yarı sömürge bir ülkedir Türkiye. Ama Anadolu ihtilalinin eksik bıraktığı demokratikleşme süreci tamamlanacaktır. Bu nasıl tamamlanacaktır? Bunun tartışmaları başladı ve bunun o zamana ' kadarki tek gençlik örgütü olan FKF içerisinde idi herkes de, bu FKF içerisindeki bu tartışma daha da alevlendi. FKF'ye işte Ankara'da yine TİP'te ağırlıklı kesim, İstanbul'da da TİP'te ağırlıklı kesim hakimdi.

Önce Ankara'da Doğu Perinçek'e FKF'ye başkan olması ile birlikte -geçici bir başkan olması ile birlikte- Ankara FKF ile geçirildi. Daha sonra işte İstanbul'da Devrimci Öğrenci Birliği o sıralarda kuruldu. İşte Haşmet Atahan'ın da içinde olduğu, hepimizin içinde olduğu grup kuruldu.

Onun dışında işte Osman Arolatların grubu da, FKF'de TİP olarak kaldılar. Şimdi o süreç içerisinde biz Milli Demokratik Devrim eğiliminde olan gençler FKF'ye tasfiyeci yoluna gittik ve üyeler 68'in sonlarında, 69'un başlarındaki İstanbul'daki FKF kongresinde Yusuf Küpeli'nin başkan olmasıyla FKF'ye MDD'çiler hakim oldular. Fakat İstanbul sekreterliği TİP'lilerin elinde kaldı. Yani TİP eğiliminde olan arkadaşların elinde kaldı. İşte Osman S. Arolat'ın, diğer arkadaşların elinde kaldı.
Bu süreç bizim Vakfı lağvederek, yani kapatarak FKF'ye girmemizle birlikte İstanbul teşkilatı da ele geçirildi ve oradan FKF'nin son kongresine 69'da gidildi. Bu gidilme ile birlikte Ankara'da yapılan bu kongrede FKF tamamen MDD'cilerin eline geçti ve burada adı değiştirildi Dev-Genç oldu. Bütün düğüm noktası burada başlıyor.

Fakat buna geçmeden önce ben bir şeyi daha belirtmek istiyorum. Bu 67'ye kadarki bu yapı içerisinde geçmişten kalan belli gençlik örgütleri vardı. Bunlar, devletin yarı resmi örgütleriydi ve devletten, bütçeden ödenek alan örgütler vardı.
Bunlar Türkiye Milli Talebe Federasyonu, Türkiye Milli Talebe Birliği, Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı.

Süleyman Demirel, o dönemin Başbakanı idi. İşte Faruk Sükan'ın operasyonları ile bu örgütler, lağvedildi. Yani buralarda 27 Mayıs'ın ağır havasının bastığı bu örgütlerde büyük bir kargaşa çıktı. İşte Sükan'ın uygulamaya koyduğu bir plan dahilinde buralar çökertildi. Bunların mesele TMTF o zaman işte ülkücülere temel olacak milliyetçilerin eline geçti. Türkiye Milli Talebe Birliği ise, siyasal İslamın yani bugünkü işte o gençlik liderlerinin çoğunun çıktığı yer, bugünkü Kültür Bakanı İsmail Kahraman'ların içinden geldiği partiden geldi, onların eline geçti. Hatta bir süre onlar 1969'da siyasal islamcılarla ülkücülerin Cağaloğlu'nda çok büyük kavgaları oldu, silahlı sopalı falan. Geriye bir tek Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı kalmıştı, dolayısıyla o yapılar içerisinden. Yani devletin yarı resmi gençlik örgütlerinden. O da Türkiye Milli Gençlik Teşkilatıydı. Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı ise, 27 Mayıs söylemine ve havasına çok bağlı sol Kemalistlerin içinde olduğu, ağırlıkta olduğu, onların yönetti bir örgüttü. Onun yapısı ise, Türkiye İzciler Birliği, Türkiye Kadınlar Birliği..

Hulki Cevizoğlu - Biraz özetleyelim isterseniz.

Nahit Töre - Şeye gelmek istiyorum da yani..

Hulki Cevizoğlu - Ben de oraya gelmek istiyorum.

Nahit Töre - Sol Kemalistlerin elindeydi bu örgütler. Bunlardan sadece Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı'na aynı zamanda İstanbul'da, yani bizim içinde bulunduğumuz, bazı arkadaş gruplarının da çok organik ilişkisi olduğu bir örgüttü. Şimdi bu MDD hareketi, Dev-Genç'i ortaya çıkarttıktan sonra Dev-Genç FKF döneminde gelen bazı kitlesel çalışmaları da teslim almıştı. Bunlar nelerdi mesela, Akhisar'daki tütün ekicileri, krediciler ile toprak sahipleri arasındaki ihtilaflar onlara geliyordu, işte haşhaş mitingleri düzenliyordu, sezonluk mitingleri düzenliyordu. Bir tarafta ise, Harun Karadeniz'den miras aldığı işçi Birlikleri kuruyordu, semtlerde, mesela işçilerin yoğun olduğu semtlerde işçi birlikleri kuruyordu. Yani köylü ve işçi hareketinin böyle bir organik bağı vardı.

Hulki Cevizoğlu - Sayın Töre bunları özetledik az önce. İsterseniz..

Nahit Töre - Ben buradan bir şeye gelmek istiyorum da, -hem Haşmet az önce bir parça açıklamaya çalışmıştı da- tam bu süreç içerisinde o masum öğrenci hareketi yani, ortada daha herhangi bir ihtilafla, iktidarla böyle çok büyük boyutlu falan bir çatışmalar falan yoktu 1968'e gelindiğinde. Sadece kitlesel karakteri kapsayan bir öğrenci hareketiydi. Sadece bunu daha da bir hızlandırdı o süreci.

Bu süreç içerisinde 70 yılına Haziran'a doğru gelirken, MDD içerisinde çatlamaya başladı. MDD içerisinde çatlama başladığında iki tür anlayış çıktı. Bu anlayışlardan bir tanesi, bu gidişin tabii bu arada istencilerle olan o Haşmet'in bahsetti silahlı çatışmada 15-16 tane arkadaşımızın öldürülmesi de o süreç içerisinde oldu, bir yıllık bir süreç içerisinde ve ister istemez bizlerin silaha tekrar sarılması, müdafaa şeklinde başlayan bu hareketin ortaya çıkması var.
Bu bir yerde silahlı, yani bu savunma denen silahlı olay, daha sonra bir devrim, silahlı devrim anlayışını ilk nüvesini oluşturuldu. Onun ilk tohumlarım atmaya başladı.

Bu silahlı devrim içerisinde bir başka radikal görüş de vardı. Bu görüş de, sivil-asker müdahalesinin Türkiye'nin çıkışı için daha sağlıklı olacağı eğilimindeki bir çıkıştı. Bu ikisi arasında ama özünde iki tarafta da o MDD'nin o teorik kalıplaşmış Mihri Belli'nin koyduğu veyahut ta bunun çok daha ılımlı, daha başka bir sistematiği olan Doğan Avcıoğlu'nu koydu. Bu görüşü temel alıyordu yani...

Hulki Cevizoğlu - Sayın Nahit Töre, gecenin bu saatinde bu kadar teorik ayrıntılardan biraz uzaklaşalım isterseniz. Kamuoyunun ve 68 kuşağının da özellikle kitle ile birlikte olmayı ve kitleden kopma endişesi vardı. Biz de kitleden kopmayalım, izleyici kitlemizden. Sizin kitle ile ilgili yaptığınız bazı eylemlere gelelim. Siz bu eylemlerle neyi amaçlıyordunuz? Ben o sorulara artık gelebilir miyim?

Nahit Töre - Gelin tabii isterseniz.

Hulki Cevizoğlu - Peki geleyim, siz yine istediğiniz gibi geriye de dönerek cevap verebilirsiniz. Siz silahlı eylemlerden söz ettiniz. Silahlı devrim anlayışının doğduğunu belirttiniz az önce. Bu anlayış doğduğu tarihte mi Deniz Gezmiş ve arkadaşları 1969 Haziran'ında El Fetih Kampı'na gittiler? Siz 1970 Haziran ya da Temmuz -onun kaydını bulamadım ama-, 1970 yazında Nusaybin üzerinden Şam'a gitmiştiniz. Şam'da da gittiğiniz yer, El-Saika Karargahı. Doğru mu?
Nahit Töre - Şimdi burada Deniz'lerin 69'un yazında ismini saydığınız arkadaşlarla Filistin'e gitmiştik, o doğru isimler. 70'in yazında 15-16 Haziran'dan sonraki gidenlerin içerisinde orada bir Ankara'da bir kaçak, 15-16 Haziran olaylarından aranıyorduk bizler. O grup ikiye bölündük Ankara'da biz. Ankara'ya geçtik İstanbul'dan 15-16 Haziran olaylarından dolayı arandığımız için Ankara'ya geçtik.
O grup ikiye bölündü; işte bir grup Ankara'daki Dev-Genç'li arkadaşlarla, Merkez Yürütmeyle bir kısmıyla beraber, işte Karadeniz'deki fındık olaylarım, yani fındık üreticilerinin örgütlenmesi için Karadeniz'e biz geçtik. Diğer bir grup arkadaş da, onlar Filistin'e geçtiler. O Filistin'e işte Suriye'de kaldılar, El-Saika örgütünde.

Hulki Cevizoğlu - Siz nerdeydiniz?

Nahit Töre - Biz Hüseyin Cevahir, ben ve Sebahattin Kup gibi arkadaşlar, -daha sonra Mahir de bölgeye gelmişti- bizler de Karadeniz'e geçtik.

Hulki Cevizoğlu - Yani Şam'a giden ekipte yok muydunuz siz?

Nahit Töre - Hayır ben yoktum Şam'a giden ekipte. Biz Karadeniz'e geçtik, orada bu 70'in Temmuz'undaki o fındık olaylarını örgütledik. İşte o fındık üreticisi büyük bir eylem yaptı. Ben o olaylarda yakalandım, tutuklandım, İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi'ne sevk edildim. Burada tutuklandık ve 2,5 ay yöneticilerle beraber yattık.

Kaynakça
Kitap: Dünü Bugünü ile 68'liler
Yazar: Hulki Cevizoğlu
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1960-1971: Cumhuriyetimizin 1. Yükseliş Dönemi ve Cumhuriyetimizin 2. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir