Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Masum Öğrenci Hareketlerinin Siyasallaşması

27 Mayıs 1960 Devrimi, Amerika ve Amerikan Gladyo'suna karşı kazanılmış bir savaştır.
Ardından Deniz Gezmiş gibi Kahraman Atatürkçü'lerin mücadeleleri ile Amerikan Gladyosu yok olma noktasına geldi.
Ve sonunda 12 Mart 1971 Muhtırası ile Amerikan Gladyosu yeniden güç kazandı.

Masum Öğrenci Hareketlerinin Siyasallaşması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 22:08

MASUM ÖĞRENCİ HAREKETLERİNİN SİYASALLAŞMASI

- Evet Sayın Atahan, öğrenci hareketlerinin siyasallaşması bölümünde sizden kısaca rica ediyorum; hangi eylemlerle bu siyasallaşmanın içine girdi öğrenciler? Masum öğrenci hareketlerini aşıp, siyasetin içinde kendilerini buldular. O arada ne istediler?

Haşmet Atahan -
Şimdi ayrıntısına girmeksizin ama, açıktan söylemek gerekirse; bizim 68 olarak, hatta bizden de önce başlamış olan petrolün millileştirilmesi istemi ile yapılan hareketler vardı. Toprak reformu yapılmasına yönelik istemler, çalışmalar ve hareketler vardı. "NATO'ya hayır", çerçevesi ile bir takım kampanyalar olmuştu. Keza "montaj sanayiine hayır", millî sanayi ve ağır sanayi oluşturulması şeklinde söylemler vardı.
"Onlar ortak, biz pazar" şeklinde sloganlaştırılmış Ortak Pazara hayır çerçevesinde bir takım çalışmalar vardı. İşte gençlerin zaman içerisinde giderek yaygınlaşan ve derinleşen işçilerle dayanışması, grevlere, işgallere, direnişlere katılması; köylülerle kaynaşması, toprak işgalleri tütün, çay, haşhaş, fındık mitinglerine katılma çerçevesi içerisinde bir öğrenci hareketlerinin gelişme süreci ve siyasallaşma süreci yaşandı.

Hulki Cevizoğlu -
Peki o tarihte öğrencilerin istediği, öğrencilerin siyasî istekleri arasında yer alan "NATO'ya hayır" yani NATO'dan çıkalım anlamında değil mi? O tarihte zaten NATO'nun içindeyiz. 1951'de mi girdik NATO'ya?
"Montaj sanayine hayır"; Montaj sanayine hayır olmamış kısmen ya da belli oranlarda montaj sanayi yapılıyor. Örneğin kendi uçağımızı kendimiz yapıyoruz şimdi. Ama Türkiye'de monte ediyoruz, bir kısmının parçalarını da üretiyoruz. Ama "Ortak Pazara Hayır", Ortak Pazara şimdiki adıyla Avrupa Birliği'ne giremedik. O, o isteklerin bir sonucu mu? Yoksa Türkiye henüz siyasiler tarafından hazırlanamadı mı? Yani sizin başarınız mı bu, Ortak Pazara girememe?

Haşmet Atahan -
Kendimize yapmadığımız şeyleri vehmetmek gibi bir durumda olmamız...

Hulki Cevizoğlu - Peki sizin gençliğinizde neleri yaptınız? Bu saydığınız isteklerinizin içerisinde hangisi gerçekleşti?

Haşmet Atahan -
Şimdi bu yaptığımız çalışmalar bir defa halk katmanları içerisinde belli bir bilinçlenme ve derin etkiler bırakmıştı. Özellikle ordu içerisinde, -demin ben gene kullanacağım- ordu gençliği içerisinde ciddi belli rözonanslar...

Hulki Cevizoğlu - Ordu gençliğinden kastınız, genç subaylar demek mi? Ya da Harp Okulu öğrencileri demek mi?

Haşmet Atahan - Genç subayları kastediyorum. Çünkü ben zaman içerisinde daha da ileri tartışacağız, değerlendireceğiz. Ben gençliği çok ayrı olarak görmüyorum. Sivili ile, askeri ile aşağı-yukarı genelde belli bir rözenansı kendi içerisinde belli farklılıklar olsa bile aşağı-yukarı genel mecrayı yakalayabiliyorlar. O anlamda bazı faydaları olmuştu, bazı etkileri olmuştu.
Petrolün millileştirilmesi olmadı ama, bizim kendi petrolümüzün daha verimli şekilde işletilmesi konusunda millî kuruluşlarımızın daha rahat çalışma ortamları uygun şartlar sağlanmıştı. Tabiî biraz sonra zaman içerisinde...

Hulki Cevizoğlu - Toprak reformu yapılması istemi...

Haşmet Atahan - Toprak reformu ne yazık ki olmadı. Tabiî ki o zamandan bu zamana şartlarda belli değişikler oldu. Hâlâ bence özü değişmemiştir. O günkü şartlarda toprak reformunu bir ölçüde İsmet İnönü'nün başkanlığındaki kabine ciddiye almaya çalışmıştı.

Hulki Cevizoğlu - Toprak Reform Müsteşarlığı kuruldu. Gerçi pek fazla bir şey yapmadı. Sonra Tarım Reformu'na dönüştürüldü.
NATO'ya hayır isteği, Varşova Paktı kalkmasına rağmen NATO devam ediyor. Demek ki, bu da gerçekleşmedi.

Haşmet Atahan - Hâlâ devam ediyor.

Hulki Cevizoğlu - Ortak Pazara hayır.

Haşmet Atahan - Avrupa Birliği şekline dönüştü. Bu tabiî bizim solcularımız arasında bile çok ciddi tartışmalara yol açıyor. Kimi solcularımız bir anlamda belki de kurtuluşu Avrupa Birliği'ne entegre olmakta görecek boyutlara gelmiş. Bu da başlı başına tartışma konusu..

Hulki Cevizoğlu - İngiltere'de İşçi Partisi iktidara geldi. Ama onlar Ortak Pazarın en güçlü ülkelerinden biri. Bu bağlamda sosyalist görüş açısından nasıl bakıyorsunuz olaya? Ortak Pazara girmek gerekir mi?

Haşmet Atahan - Ben kendi adıma söyleyeyim.

Hulki Cevizoğlu - Yani Avrupa Topluluğu'na diyelim.

Haşmet Atahan - Bu konuda çok farklı görüşler olabilir, vardır. Ben kendi adıma hâlâ milli kurtuluşçu çizginin devam etmesinden ve Türkiye'nin her şeyden önce bağımsızlığını ve özgürlüğünü ön planda tutmasından yanayım. Buna halel getirmeyecek şekilde belli birliktelikler yapılabilir, olabilir. Ama öncelikle Türkiye'nin çıkarlarının gözetilmesi gerektiği inancındayım. Bunlar yeteri kadar gözetilmeksizin Batı'nın istedikleri çerçevesinde belli bir giriş çalışmaları oluyor ve bunları da üzüntü ile karşılıyorum.

Hulki Cevizoğlu- Peki telefon konuklarımıza dönelim. İyi geceler Sayın Celal Doğan (Telefon konuğu).

CELAL DOĞAN (Dönemin Dev-Genç Üyesi) - İyi geceler efendim.

Hulki Cevizoğlu - Evet, siz galiba, şu anda Gaziantep Belediye Başkanısınız ama, o dönemlerde Dev-Genç İstanbul Bölge Yürütme Kurulu üyesi idiniz. Biraz 68 kuşağının ne olduğunu sizden rica edelim. Sonra sizin o dönemde yaptığınız eylemlerle ilgili bir kaç sorumuz olacak.

Celal Doğan - Ben önce bir şey düzelteyim. Haşmet Bey'e de iyi akşamlar diliyorum.

Haşmet Atahan - İyi akşamlar.

Celal Doğan - Benim Bölge Yürütme Kurulu üyeliğim olmadı. Ben DÖB üyesiydim.

Dev-Genç üyesi idim.

Hulki Cevizoğlu - Kaynaklar yanlış kaydetmişler. Zaten Deniz Gezmiş'in babası da "yazılanların çoğu doğru değildir" diyor. Demek ki bu da yanlış yazılmış.

Celal Doğan - Evet yanlış olan bir iftiradır. 68 kuşağını, şöyle tarif etmek gerekir; -sizin sorduğunuz soru çerçevesinde-yaşları 68'e denk gelenler var, doğrudur. Düşünceleri, yurtsever ve ilerici olanların katıldığı bir olgudur, doğrudur. Bilahare ileri süreçlerde, sosyalist etiğin etkisi altında bulunan kesimlerin katıldığı doğrudur. Bilahare ileri safhalarda Mao ve Che Guevera düşüncelerinin etkili olduğu kesimden Troçkistlerin de bulunduğu kesimlerin bulunduğu doğrudur.
Yani geçen süreç içerisinde çeşitli düzeylerinde etkisi altında kalan kuşağın global olarak değerlendirilmesi olarak baktığımız da, şu çıkıyor: Genelde ilerici ve yurtseverlerin ağırlıkta olduğu ama diğer kesimlerin de içinde bulunduğu bir kuşak. Böyle demek daha doğru.

Hulki Cevizoğlu - 68 kuşağının esin kaynağını saymış oldunuz.

Celal Doğan - Evet.

Hulki Cevizoğlu- Peki bu esin kaynağından sonra nereye doğru akış oldu, onu rica edelim.

Celal Doğan - 1968-69 yıllarındaki üniversite gençliğinin yurtsever, ilerici taraflarının yanında daha çok lokal öğrenci istekleri ağırlık basıyordu. Bunun 1970'lerde daha doğrusu 69 sonlarına doğru siyasallaşan günler de oldu. Öğrencilerin siyasallaştığı günlerde daha çok işçi kesimi ile entegre olması arzulandı. Bilahare köyde toprak işgallerinin entegre olduğu dönemler oldu.

1970 yılına kadar da üniversite gençliği genellikle bir bütün olarak hareket ediyordu. Ama. 1965'Ierden başlayan bir hazırlıkla Komünizmle Mücadele Dernekleri, bilahare bahsettiğimiz Hürriyetçi Gençlik anlayışı içerisinde muhafazakar kesimdeki gençlerin de örgütlenme anlayışı siyasî iktidardan destek görerek geldi. Çünkü 1960 ihtilalinde gençliğin bütün olması, siyasî iktidarlarını rahatsız ettiğini biliyordu devletin birtakım güçleri ve siyasî iktidarlar.
O dönemde gençliği bölme arzusu ön plana çıkartılmıştı. Bu alanda çok ciddi başarılar elde edildi. Bilahare ülkücü olaylar daha sonra, Milliyetçi Hareket Partisi'nin güdümündeki komando öğrenci eylemleri gündeme geldi.
Yani 1970'lere doğru bir bütün olan gençlik, 1965'lerden başlayan bölme ile içerisine başka anlayışları çıkararak gençliği bölme anlayışı bir noktada başarılı oldu.

1970 yılının Nisan ayına kadar içinde bulunduğum bir dönemde, daha doğrusu ben 73'te Gaziantep'e stajyer avukat olarak geldim. O döneme kadar başka bir takım tuzaklar da, daha doğrusu bir takım anlayışlar da aslında denenmek istendi. Örneğin Carlos Marigalla"nın ""Şehir Gerillası" kitabı tercüme edilerek, Beyoğlu'nda sokaklarda satılmaya başlandı.

Özellikle yine "Sosyalist Gençliğe" adlı 1968 gençliğin bölünmesini hedefleyen bir takım çalışmalar vardı. Mao çizgisi, milli demokratik devrim stratejisiyle çatışma isteyen arzu; uzun uzun çıkartılan dergiler. Devrimci Genç. Dev-Genç anlayışının da bölünmesine yönelik birtakım stratejilerdir onlar da başarılı oldu. Sonunda 1970'lerden sonra 12 Mart'la noktalanan anlayış Türkiye'de daha önce lokal olarak başlayan yurt sorunları ile ilgili gerçekten halisane, yurtsever, ilerici, çağdaş, demokrat anlayışın içindeki gençlik; belli bir takım noktalara doğru sürüklendi.

Hulki Cevizoğlu - Sayın Doğan, sizin sözlerinden bir çelişki ortaya çıkıyor. Yani siz çelişkili söylüyorsunuz anlamında değil ama, o dönem ile ilgili bir çelişki var.
Siz, ordu-gençlik elele, milli cephede sloganları atıyorsunuz o tarihte. Ama buna rağmen sizi bölmeye mi çalışıyordu bazı güçler?

Celal Doğan - Ben oradaki muhatabın ordu olduğunu söylemedim. O muhatap şuydu, açıkça görülüyordu; hem o dönemin siyasî iktidarından destek görüyordu, hem de gerçekten Türkiye'de hepimizin görmediği, Türkiye'yi idare eden bir takım güçler vardır, onlarla çok güzel Türkiye'de gençlik kesimini paramparçacık anlayışlarla ortaya koydular.
Nitekim, bundan 15-20 gün önce Sayın Necdet Menzir'in de açıkladığı bir olay oldu. Sabahleyin solcu gençliği vuran bir silahın, öğleden sonra bir ülkücü gençliğin elinde bulunduğunu ve hatta, ülkücü gencin öldürüldüğü silahla aynı balistik sonucu veriyor.

Hulki Cevizoğlu - Bu gerçek çok sonra, çok uzun yıllar sonra ortaya çıktı galiba değil mi?

Celal Doğan - Aslında sezilebiliyor. Ama, mani olmak belki mümkün değil. Tabiî bir şey daha söylemek gerekir. 1968'in koşullarıyla, 1970'in koşullarıyla, 1990 yılında onları değerlendirmek epey farklı.

Hulki Cevizoğlu - Mutlaka. Siz 29 Nisan 1969'u, Zafer Anıtı'nın önünü hatırlıyor musunuz?

Celal Doğan - 29 Nisan...

Hulki Cevizoğlu - 29 Nisan 1969 Ankara Zafer Anıtı'nın önündeydiniz siz.

Celal Doğan - Mümkündür. Tandoğan'da bir konuşma için gelmiştim.

Hulki Cevizoğlu - Evet. Orada ilk konuşmayı siz yapmıştınız. O konuşmada neler söylediğinizi hatırlıyor musunuz?

Celal Doğan - Tam hatırlamıyorum.

Hulki Cevizoğlu - Konuşma metniniz elimde yok. Ama siz o sırada bendeki kaynaklara göre Dev-Genç üyesi olarak Zafer Anıtı önünde bir konuşma yapıyorsunuz. Üniversite platformlarından çıkan gençler orada birikiyor. Daha sonra ODTÜ Öğrenci Birliği Başkanı sizden sonra konuşuyor. O sırada aranızda önemli bir insan var; daha ilerleyen dakikalarda bizim telefon konuğumuz olacak, Atila Sarp ve İlhan Selçuk vardı.

Celal Doğan - Doğrudur.

Hulki Cevizoğlu - Ama siz konuşurken "ordu-gençlik elele, milli cephede" sloganları atıyordu gençler. Hatırlayamadınız galiba aradan yıllar geçti.

Celal Doğan - Ben konuşmayı da, konuştuğumu hatırlıyorum da içerik olarak hatırlayamıyorum. Doğru 1970-1997. O günkü koşulları yüz defa da olsa söylüyorum. Yine aynı konuşmayı yaparım.

Kaynakça
Kitap: Dünü Bugünü ile 68'liler
Yazar: Hulki Cevizoğlu
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1960-1971: Cumhuriyetimizin 1. Yükseliş Dönemi ve Cumhuriyetimizin 2. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron