Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

68'lilerin Etkilendiği Kahramanlar

27 Mayıs 1960 Devrimi, Amerika ve Amerikan Gladyo'suna karşı kazanılmış bir savaştır.
Ardından Deniz Gezmiş gibi Kahraman Atatürkçü'lerin mücadeleleri ile Amerikan Gladyosu yok olma noktasına geldi.
Ve sonunda 12 Mart 1971 Muhtırası ile Amerikan Gladyosu yeniden güç kazandı.

68'lilerin Etkilendiği Kahramanlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 22:04

68LİLERİN ETKİLENDİĞİ KAHRAMANLAR

Hulki Cevizoğlu - Kuşağınıza kimse karışmasın, diyorsunuz.
Peki sizin saydığınız anlamdaki 68 kuşak, kimlerden etkilendi? Yurt dışından özellikle, ya da yurt içinden hangi siyasi ya da tarihi kahramanlardan etkilendi?

Haşmet Atanan - Şimdi ben açıkça kendimden örnek vereyim. Ben Cumhuriyet çocuğu olarak kendimi buldum ya da geliştim. Bizim evimizde okunan gazete, Cumhuriyet Gazetesi idi. Babam, gerçekten aydın ve Cumhuriyet ilkelerine bağlı olan bir insandı. O da Hukuk Fakültesi'ni bitirmiş, hakimlik yapmakta olan bir insandı.

Hulki Cevizoğlu - Siz de avukatlık yapmıştınız...

Haşmet Atahan - Evet. Türkiye içerisinde, aile çerçevesi içerisinde böyle bir gelişmeyi yaşadık biz. Yani Kemalist geleneklere, Atatürkçü geleneklere bağlı, yurdunu, ülkesini seven, halkı için iyi şeyler düşünen ve halkının daha iyi şartlarda ve daha gelir yönünden yüksek düzeye ulaşabilmiş, Batı ülkeleri standartlarında olabilmesini düşünen ve bu konuda kendisini yetiştiren insan durumundaydık.
Bu bana özgü bir şey değil. Genelde, her ne kadar kimi sonradan bizim kuşağımız içerisinde lider seviyesine de gelmiş, çok farklı nitelikli (yani sağ kesimden) bizzat Adalet Partisi bünyesi içerisinde aktif görevler almış durumda olup da gelen arkadaşlarımız da yok değildi. Bu tür arkadaşlarımız da vardı ama, genel karakter, ana karakter, bizim kuşağımızın ana karakteri; Kuvayı Milliye geleneğinde yetişmiş bir kesimi; gerçekten bağımsızlık ve demokrasi standartları içerisinde seven insanlardan oluşmuştu. Böyle bir ortamdan gelmiştik, geçmiştik.

Hulki Cevizoğlu - Peki böyle bir ortamdan geliştiniz, yola çıktınız ama, Mustafa Kemal'den bir anlamda yola çıkıp, yolun sonunda Marksizm-Leninizm'e mi ulaşıldı?

Haşmet Atahan - Şimdi tabii ki, kuşağı, tümünü bu şekilde genellemek pek doğru olmayabilir. Yani bizim bugün de Vakfımızda olduğu gibi o zaman da 68 kuşağı içerisinde sonuna kadar Atatürkçü çizgide kalmış, Atatürk devrimleri, ilkeleri, sınırları ile kendini sınırlı gören, yurtsever arkadaşlarımız da vardı Ama önemli bir kısmının, önemli bir kesiminin sosyalizm ile buluştuğunu söylemek doğru bir tesbit olur.
Daha geniş olmak üzere, daha önceki Fikir Kulüpleri Federasyonu çerçevesi çevresinde yönetim mekanizmasında tayin edici unsur; sosyalizm ile buluşan, bir anlamda yine Kemalizm'den yola çıkan ama sosyalizm ile buluşan insanların yoluydu diyebiliriz.

Hulki Cevizoğlu - Peki 68 kuşağının esin kaynaklarından bir tanesine Atatürk diyorsunuz. Bunu sonuna kadar sürdüren, Atatürk'te başlayıp, Atatürk'te bitiren yurtseverler de vardı, diyorsunuz.
Ama mesela, Mao'dan esinlenerek 68 kuşağı içine giren, Marks'tan, Lenin'den, Troçki'den esinlenerek giren insanlar, ne bileyim Che Guevera'dan esinlenerek giren insanlar yok muydu? Yani, esin kaynağı bol bir hareket miydi bu?

Haşmet Atahan - Şimdi etkileri tabii ki olmuştur. Fakat ben şöyle düzeltme yapmakta fayda görüyorum, deminki söylediklerime. Sosyalizme ulaşan yeni kadroların çoğalımı için dahi Kemalizm, her zaman için son derece saygın yerini korumuştur. Kuvayı Milliye geleneği; Atatürk'ün vermiş olduğu Kurtuluş Savaşı'ndaki tam bağımsızlıkçı tavır, her zaman için sonuna kadar bizim için son derece önemli bir değer olmuştur. Hatta ölüme giden arkadaşlarımız dahi, bu ülkülerden vazgeçmiş ve bu ülküleri terketmiş olan insanlar değillerdi.
Bu anlamda sosyalizm ile Kemalizm arasında çok büyük bir uçurum şeklinde ya da çok ciddi kopuşmalar şeklinde koymak da yanlış, o süreç içerisinde. Daha sonraki gelişmeler de çok farklı noktalara gitmiş olabilir, hatta belli imkansızlıkların ötesine kadar da gitmiş olabilir ama genel çizgi, genel karakter itibariyle bu şekilde bakmak lazım.
Ben hatırlıyorum; Dev-Genç Bölge Yürütme Kurulu üyesi olduğum dönemlerde dahi bizim için bir Bursa Nutku, bir Gençliğe Hitabesi son derece önem taşırdı. Atatürk'ün 19 Mayıs'ta Samsun'a çıkması hadisesinden Kurtuluş Savaşı'na başlaması hadisesinden, işte bu Samsun'a kadar ki o süreçte bu değerlere biz hep sahip çıkardık; yazılarımızla, çizgilerimizle, bildirilerimizle, ajitasyonlarımızda hep bunların yeri olurdu, bu bir gerçektir.

Hulki Cevizoğlu - Kusura bakmayın. Tabii bu, bir anlamda anonslarda da belirtik, tarihi bir sohbet, bir söyleşi olacak. Onun için sorularıma kusura bakmadan cevap vereceğinizi umuyorum, ki, tarihe ışık tutmanız açısından faydalı olacak.
Diyorsunuz ki, "Atatürk'ün ulusal bağımsızlık eyleminden, hareketinden de esinlendik. Hiçbir zaman bunu terketmedik". Terketmediniz ama, onun yanı sıra, belki ondan daha fazla (yani Atatürk'e verdiğiniz değer sonuna kadar kaldı ama ondan daha fazla) Mao önemsendi, Marks önemsendi, Lenin önemsendi. Hatta bunun sonuçları bugüne kadar geliyor. Örneğin dün, 1 Mayıs'ta' 1 meydanlarda Atatürk'ün ulusal bağımsızlığı anlatan sözlerini içeren hiç bir pankart yoktu, varsa da ben göremedim. Ama, diğer liderlerin sözleri vardı.

Yani gelinen nokta neresi? Atatürk'e saygı tamam, devam ediyor. Ama..

Haşmet Atahan - Diğer liderlerden de benim pek gözüme çarpmadı. Söylediğiniz genel değerlendirme doğru. Ama, dünkü 1 Mayıs'ta da diğer liderlerden...

Hulki Cevizoğlu - Dünkü veya daha önceki yıllardaki 1 Mayıs'ta.

Haşmet Atahan - Tabii bunlar üzücü şeyler. Dün de mesela gördük. Basında da izledik. Tabii konu biraz farklı noktaya kayıyor.

Hulki Cevizoğlu - Bireyselizm açısından değil, teorik açısından yaklaşıyorum. Tabii olayları tek tek irdelemek değil de...

Haşmet Atahan - Ben de tabii o anlamda söylemeye çalışıyorum Sayın Cevizoğlu. Şimdi dün izledik, belli bir grup, belli militan kesim, birinin duvarına belli sloganlar ya da kendi partilerinin ya da örgütlerinin amblemini isimlerini yazarken, Türk Bayrağı olan bir kısım vardı, onlar koparıp attılar ve halkın tepkisi ile daha sonra tekrar yerine koymak durumunda oldular.

Keza yeni bir siyasi partiyi o toplantıda ellerinde gördüğüm kadarıyla (yanlış görmüş olabilirim) ellerinde Türk Bayrağı ile mitinge katılmışlardı, yürüyüşe katılmışlardı ve bunların üzerine saldırılarda bulunuldu.
1 Mayıs, enternasyonalizmin bayramıdır. Uluslararası işçi bayramıdır. Bunda milliyetçilik söz konusu değildir. Bütün ülkenin işçilerinin ortaklaşa kullandığı bir bayramdır, bir gündür. Ama bu hiçbir zaman için insanların kendi milletlerinin bayrağım taşımasına engel bir miting, bir toplantı da değildir.

Tabii bunlara aslında ben şimdi girmek istemiyorum ama, bu denli olayların tırmandırılmasını ve insanın kendi ülkesine, bayrağına, milliyetine yönelik bu denli noktalara varılmasını da ben kusur bulmuyorum.
Biraz sonra tartışmalar içerisinde, açıklamalar içerisinde değerlendireceğiz; ben bunları da kusur bulmuyorum. Açıkçası siyasi iktidarlara, siyasi iktidarların senelerdir süregelen politikasına bağlıyorum.
Gencecik çocuklar, belli kıyafetlerle resmigeçit yaptılar...

Hulki Cevizoğlu - Hatta tören dağıldıktan sonra (çocuklar dediniz de) eline balon alıp giden -nerede ise, çocukluğun bile altındaki- insanlar vardı.

Haşmet Atahan - Yani, ben tabii bunu bugün genç yaşta Kur'an kurslarına kaydedilen belli bir takım zihniyetler tarafından eğitilip, zorlanıp Türkiye'nin demokratik cumhuriyetine aykırı bir mantık içerisinde yetiştirilen kuşaklarımıza sahip çıkmamız gerektiği olgusunu nasıl istiyorsak ve nasıl bu konuda kendimizi sorumlu tutuyorsak, öbür konuda da aynı sorumluluğu duyuyorum ve bu konu, hakikaten göz önüne alınması gereken bir konu olarak...

Hulki Cevizoğlu - Siz şimdi bir gönderme de yapmış oldunuz. Gönderdiğiniz taraf bu mesajı alır inşallah. O zaman biz burada ortak bir noktaya varabilir miyiz acaba?
Hangi görüşte olursa olsun, sizin gönderme yaptığınız dinci kesim de, dini kesim de, sosyalist kesim de bilinç çağında olmayan insanları kullanmaktan vazgeçmeli. Eğitim ayrı bir konudur. Ama böyle kavgaya, dövüşe sürmek gibi bir eylem herhalde bir yerlerde yazmıyor. Belki yazıyor, bizim haberimiz yok, biz okumadık onları... Her iki tarafa da bir çağrıda bulunabilir misiniz?

Haşmet Atahan - Söylediğimden sanıyorum zaten o mesaj..

Kaynakça
Kitap: Dünü Bugünü ile 68'liler
Yazar: Hulki Cevizoğlu
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1960-1971: Cumhuriyetimizin 1. Yükseliş Dönemi ve Cumhuriyetimizin 2. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir