Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Siyasal Kültür, Siyasal Din ve Siyasal İslam

27 Mayıs 1960 Devrimi, Amerika ve Amerikan Gladyo'suna karşı kazanılmış bir savaştır.
Ardından Deniz Gezmiş gibi Kahraman Atatürkçü'lerin mücadeleleri ile Amerikan Gladyosu yok olma noktasına geldi.
Ve sonunda 12 Mart 1971 Muhtırası ile Amerikan Gladyosu yeniden güç kazandı.

Siyasal Kültür, Siyasal Din ve Siyasal İslam

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 03:44

SİYASAL KÜLTÜR, SİYASAL DİN VE SİYASAL İSLAM

I. Siyasal Kültür Nedir?


Günümüzde gündelik yazılı, sözlü ve görsel kitle iletişim araçlarında (mass media) siyaset bilimcileri, bazı siyasetçiler ve konuyu yeni öğrenmiş olan bazı gazete köşe yazarlarınca sıkça kullanılan "Siyasal Kültür" kavramını dünyada ilk kez formülleştirerek kullanan ABD'li bilim adamı Gabriel A. Almond olmuştur.

Bu yaklaşım zamanla toplumbilim alanında kendine bir yer edindi.
1965'de Princeton Üniversitesi, Lucian W. Pye ve Sidney Verba öncülüğünde "Siyasal Kültür ve Siyasal Gelişim" başlıklı bir kitap yayınladı.
Siyasal Kültür yaklaşımıyla Türkiye özelini irdeleyen ilk çalışmalardan biri C.H. Dodd'un "Türkiye'de Demokrasi ve Gelişim" başlıklı kitabıdır.

Nedir Siyasal Kültür? Tebliğimin bu ilk bölümünde özellikle Almond, Verba ve Pye üçlüsünün bu anlayışı nasıl tanımladıklarına değineceğim, Almond ve Verba Siyasal Kültür derken ne kastettiklerini şöyle açıklamışlardı: "Siyasal Kültür terimini kullanışımızın iki nedeni vardır. İlkin eğer siyasal ve siyasal-olmayan tavırların ve gelişim örneklerinin arasındaki ilişkileri araştırı yorsak, aralarındaki sınır bizim terminolojimizin gösterdiği kadar keskin olmasa bile, siyasal kültür terimi münhasıran siyasal yönlenimlere (political orientations) siyasal sisteme ve onun çeşitli parçaları karşısındaki tavırlara ve kişinin sistem içindeki rolüne ve tavrına tekabül eder. Siyasal kültürden iktisadi kültür veya bir dinsel kültürden söz eder gibi söz ediyoruz. O, özel bir toplumsal nesneler ve süreçler (processus) dizini karşısındaki yönlenimler dizinidir, Ama başka bir özel kavram yerine siyasal kültürü seçişimizin bir nedeni de bunun, antropoloji, toplumbilim ve psikolojinin yaklaşımlarını ve kavramsal çerçevelerini bize kullandırtabilir olmasıdır."(5) Bu bilim adamları Siyasal Kültür terimini, "Ulusal Karakter" yerine yeğlediklerini de ekliyorlar.

Bu bilim adamları çalışmalarında üç tip Siyasal Kültür belirlemişlerdi,

1) Cemaatçi Siyasal Kültür.

Bu tip için örnek gösterdikleri ülkelerin başında Osmanlı İmparatorluğu geliyordu. Onlara göre bu tip Siyasal Kültürde duygusal ve normatif değerler ağırlıktaydı, bilgisel değerler dikkate alınmıyordu.

2) Uyruksal Siyasal Kültür.


Bu kategoriye girenlerin, ülkedeki siyasal sistemden ve onun hükümet otoritesinden tam haberdar olduklarını, bunun lehinde ve/veya aleyhinde görüşler besleyebildiklerini belirtmişlerdi. Örnek olarak Fransa'daki Monarşistleri ele almışlardı. Bunlar Cumhuriyeti tanıyorlar, Demokrasiyi biliyorlar ama her ikisini de kabullenmiyorlardı.

3) Katılımcı Siyasal Kültür.


Bu kategoride yer alanlar ise Aktlvism (Eylemcilik) taraftarlarıydılar. Belirli bir İdeolojik (Dinsel de olabilir) görüşü benimseyerek kendilerine verilmiş olan ideolojik Rol çerçevesinde ortaya eylemler koyanlar bu gruba dahil edilmişlerdi.

Lucian W. Pye ise Siyasal Kültür'ü şöyle tanımlamıştı: "Siyasal Kültür nosyonu herhangi bir toplumda siyasal davranışı yöneten (govern) ve enforme eden bir düşünüş, duygular ve tavırların sadece rastlantısal bileşimler olmadıklarını fakat birbirlerine uyan ve birbirlerini karşılıklı etkileyen ve zorlayan birleşik veçheler (united patterns) olduklarını kabul eder. Pye ayrıntılı açıklamalarını şöyle noktalamıştı: "Siyasal Kültür hem bir siyasal sistemin kolektif tarihinin hem de bu sistemi durmaksızın yapan bireylerin yaşam tarihlerinin bir ürünüdür, böylelikle de eşit olarak hem kamusal olaylarda hem de özel/bireysel deneylerde kök salmıştır.".

Bir başka bilim adamı Manchester Üniversitesi'nden Prof. Dennis Kavanagh, Siyasal Kültür ile "Siyasal Din" bağlantısını incelemişti. Kavanagh. Siyasal Kültür aracılığıyla Siyasal Din'in "Değişim" istek, zorlama ve önerilerini saptamak mümkündür diyordu. Kavanagh'a göre Siyasal Kültür'ün içindeki değiştirici unsurlar (agets) şöyle sıralanmaktaydı: İletişim araçları, ideoloji, siyasal seyyaliyet, siyasal parti, dış etkenler, önsel gruplar. Kavanagh'ın bulgularına göre "Yeni devletlerde PARTİ Siyasal Kültür'ün yaratılmasında ya da değiştirilmesinde en önemli rolü oynayan unsurdu."

Kısacası Siyasal Kültür akademik anlamda "Geleneğin Sürekliliği ile Çağdaşlaşma zorunluluğunun getirdiği DEĞİŞİMŞERIN yönlenim (orientation) veçhelerini (patterns) inceleyen çok özel bir toplumbilim ekolü (ecole) olarak günümüzdeki en etkili Think-Tank kuruluşlarına yön vermektedir. Hiç kuşkusuz Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti ilginç geçmişi ve günümüzdeki haliyle bu araştırma ve İSTİHBARAT birimleri için zengin bir kaynak oluşturmaktadır.

II. Siyasal Din Nedir?

Siyasal Din, yukarda kısaca açıklanmış olan kadro için birinci derecede önemi haiz bir kavramdır, ilk kez Alman toplumbilimci Eric Voegelin tarafından 1939'da ortaya atılmıştı. Daha sonra Norman Cohn 1961 'de bu konuyu gündeme getirdi.(l 2) Kavramı yaygınlaştıran Klaus Vondung oldu. Onun 1971 'de yayınlanan ve Siyasal Din'in nasıl manüpüle edildiğini ve manipüle edici bir unsur olarak kullanılabileceğini inceleyen çalışması akademik çevrelerde çok yankı yapmıştı. 1980'li yıllarda özellikle israilli bilimadamları Siyasal Din kavramını -kendilerini birinci dereceden çok ilgilendirdiği için olsa gerek-ağırlıklı olarak işlediler, ilkin Holocaust sonra da Filistin bağlamında ele aldılar. Önce Uriel Tal sonra da Nathan Rotenstrelch, Saul Friedlander ve 1990'lı yıllarda da Leni Yahil bu kavramı akademik tarih anlayışı çerçevesinde kurumsallaştırdılar.

Siyasal Din özellikle I. Dünya Savaşı öncesinde Almanya ve Avusturya'da ortaya çıktı. Katolik Kilisesi'nden hoşnut olmayan ve Protestanlıkta da aradıklarını bulamamış olan küçük burjuva entelektüelleri 18. yüzyılda ortaya çıkan Alman Romantizmden esinlenerek kendilerine yeni bir "Altın Çağ/Devri Saadet" mitolojisi yarattılar. Buna göre belirsiz bir geçmişte Katolikleştirilmemiş olan Aryan ve Toton soyları son derece demokratik bir sistemle yönetiliyorlar ve yaşıyorlardı. Onları yollarından saptıran Katolik Kilisesi ve Yahudilik olmuştu, ilkin Georg Schönerer adlı bir milletvekili tarafından başlatılan (1875) bu hareket "Los von Rome/Roma'dan Kurtul" adını taşıyordu. Bu hareketin sadece Avusturya'da tam 180.000 taraftarı -kayıtlı-vardı. Hem Kiliseye hem de Yahudilere karşı olan bu siyasal dinciler girdikleri seçimlerde de büyük oylar edinmişlerdi. Bu Siyasal Dinciler, Almanya ve Avusturya'yı tüm Yahudilerden arındırmayı öneriyorlardı ve onlar bu görüşleri savunurlarken Adolf Hitler'in bırakın kendisini annesi bile küçücük bir kızdı. Katolik dininin yerine kaim edilmek için ve antisemitizmi savunan bir çok 124 Siyasi Parti, dernek ve gizli örgüt Siyasal Din kavramına sarılmışlardı. Weimar Cumhuriyet döneminde Yahudilerin "Alman'dan daha Alman" olarak tüm Almanya'yı ellerine geçirdiklerini gören soy-Alman-lar bu dernekler aracılığıyla daha sonra ortaya çıkan tarihin en kanlı soykırımını hazırlamışlardı. Hatta ünlü Bismarck'ın torunu Herbert von Bismarck niçin Hitler'e destek olduğunu ve Nazi Partisi'ne katıldığını şu sözlerle açıklamıştı: "Baksanıza her şeyimiz Yahudilerin eline geçti. Hatta bizim için çok anlamlı olan aile adları (surnames) bile Doğulu Yahudiler tarafından gaspediliyorlar. Örneğin Harden, Olden ve Hinrich-sen gibi güzel (nice) Alman aile adları bu Yahudiler tarafından kendilerine mal edildi." Bismarck, çok yakında Yahudi bir Bismarck'la karşılaşacak olmaktan korkmuştu her halde!

Siyasal Din'in en önemli kavramı "Yüce Önder" kavramıdır, Almanca Führer kavramı ile karşılanan "Yüce Önder" bu haliyle Kral ve/veya İmparatordan daha kutsal Yarı-Tanrı birini simgeler. Bu kavramı ve onun ülkesi anlamına gelen Reich kavramını bulanlar ünlü Alman Romantikleriydiler (18. yüzyıl). Tarihte Führer olmak ilk kez -ve son kez-fldolf Hitler'e nasip oldu! Führer, Siyasal Din'in en üst Rahibi durumundaydı. Yüce önder olarak dediği dedikti. Hitler bu nedenle Katolik Kilisesi'ne ve yerleşik Protestan Kilisesi'ne karşı ortaya yeni bir din attı. Bu Siyasal Din'in adı "Alman Hıristiyanlığı" idi. Bu yeni ve uyduruk dinde ISA artık bir Yahudi olarak değil doğrudan doğruya safkan bir aryan prensi olarak ele alınmıştı.

Bu siyasal dinde 2000 yıllık ISA sarışın, mavi gözlü, güçlü kuvvetli bir TOTON Şövalyesi olarak resmediliyordu. Ve Isa Filistin'e giderek Yahudilere karşı Aryanların Pagan Krallığını yeniden kurmak için savaşıyordu. Ve hiç kuşkusuz ölmüyordu ve bugünkü Pakistan'a giderek orada yaşıyordu... Yüce Önderlik Hitler'den sonra SSCB'de Stalin, Çin'de Mao, Arnavutluk'ta Enver Hoca ve Kore'de de Kim Il Sung tarafından temsil edildi. Siyasal Din'in en belirgin özelliği Yerleşik Din'in yerine Mitolojik bir SOYUN Mitolojik değerlerini yerleştirme (substitude) girişimidir. Özellikle Folklorik değerleri gerçek dinsel değerler ve Vahiy olarak sunan bu Siyasal Din, Monoteizm'in başlattığı Medeniyet anlayışına da kökten karşıydı.

III. Siyasal İslam Nedir?

Günümüzde özellikle Türkiye'de en sık kullanılan kavramlardan biri budur. Öncelikle belirtilmesi gerekir ki bu kavram yukarda kısaca özetlediğim Siyasal Kültür ve Siyasal Din araştırmalarından yola çıkan Batılı Bilimadamiarı ve onların bulgularını kullanan siyasi otoriteler tarafından oluşturulmuş yapay (artificial) bir tanımdır. Bu nedenle Siyasal İslam, BU TANIMI YAPANLARA GÖRE -ki çoğu İsrailli ve/veya Yahudi asıllı bilim adamlarıdır-en az Nazizm kadar anti-semitik ve en az Sovyetizm kadar da dogmatiktir. Nazilerin Dünya Görüşü (Weltansha-wng) ve Sovyetizm ne denli despotikse bu da o kadar baskıcıdır. (Örnek: Iran ve Taliban ile Türkiye'de İrtica). Dolayısıyladır ki Siyasal İslam tezini işleyen çoğu İstihbaratçı bilim adamları 1970'li yıllarda "Islamiyeti" önce Fundamentalizm'le sonra da ustaca bir manipülasyonla "Terörizm"le özdeşleştiriverdiler.

Siyasal İslam gerçekten var mı? Hiç kuşkusuz bu soruyu ciddiye almak tıpkı "Türk İslamiyeti/Türkiye İslamiyeti" -Hitler'in Alman Hıristiyanlığı- gibi bir manipülasyona düşmek olur. Nasıl ki "Siyasal İslam" diye UYDURUK bir İslam, Müslümanların kutsal Kitabında ve Şeriatı'nda yoksa, Türk/Türkiye islamiyet'i diye COĞRAFİ bir İslamiyet'te yoktur. İslam dini ÖZELLİKLE DÜNYEVİ (SEKÜLER) olan her şeyi ve insanı ALLAH'IN ZAMAN VE MEKAN'l kapsamında değerlendiren bir ve TEK DİNDİR.

Son Söz: Günümüzde Türkiye'de yaygınlaştırılmaya ve yerleştirilmeye çalışılan Siyasal İslam ve Türk/Türkiye İslamiyet'i gibi kavramlar, şu kesinlikle söylenebilir ki, Türkiye'deki mevcut Devlet-laiksizmi'ni bir Siyasal Din olarak sunabilme çabalarının bir ürünüdür. Belirli kişi ve kuruluşlara bir tür "Laik Messianizm" atfettirilerek, Türkiye'de tüm dünya Müslümanlarının ORTAK DILI OLAN KURAN DİLİNDEN ve kavrayışından arındırılmış UYDURUK bir Müslümanlık oluşturularak 1940'lar CHP'sinin Ceberrut Devletçiliğini yeni bir kılıfla sunmak çabasıdır. Türkiye Müslümanlığı ve Siyasal İslam gibi söylemlerin nerelerden, hangi kaynaklardan Türkiye'ye nasıl sokulduğunu iyi anlayabilmek için öncelikle Siyasal Kültür ve Siyasal Din olgularının tüm geçmişini ve tartışmalarını bilmek gerektiğini düşünüyorum. Bunlar bilinmeden bu konularla mücadelede Müslümanların fazla bir şansının olmadığını belirtmeden geçemeyeceğim.

Kaynakça
Kitap: VATİKAN VE TAPINAK ŞÖVALYELERİ
Yazar: AYTUNÇ ALTINDAL
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1960-1971: Cumhuriyetimizin 1. Yükseliş Dönemi ve Cumhuriyetimizin 2. İhanet Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir