Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

DP içinde sosyalist-liberal ittifakı

Cumhuriyet Halk Partisi İktidarı Döneminde İsmet İnönü Paşa, İkinci Dünya Savaşına girmedi ve tarihi bir hatayı işlemekten kaçınarak Cumhuriyetmizin dengeli bir şekilde devam etmesini sağladı.
İnönü’nün yaptığı büyük hata, iktidar olduğu dönemin son yıllarındaydı.
İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki yıllarda, dünyayı yöneten İngiliz-Amerikan devletinin yönetim gücünü tehdit eden dört tane tam bağımsız ülke vardı: "Türkiye, Çin, Sovyetler Birliği ve Küba".
ABD başkanı Truman döneminde, M. Thornburg, 1947'de Türkiye'ye gönderildi. Amerikan devletine verdiği rapor "Türkiye'ye niçin yardım?" adını taşıyordu. Raporunda "1923'te Atatürk'le başlayan sanayileşme atılımları devam ederse, Türkiye'de komünist bir tehlike yükselebilir" demişti ve sonrasında Türkiye’ye ekonomik(para) yardım teklif etmeyi kararlaştırmışlardı. Bu teklifi, Komünist bir saldırı korkusuyla(ki böyle bir saldırı asla söz konusu değildi), kabul eden İnönü Uluslararası Para Fonu IMF'ye girip çok büyük bir hata yapmıştı. Çünkü 1947-1950 yılları arasında Amerikan yardımıyla, Türkiye, yargı, ekonomi, politika, savunma konularında Amerika'ya bağlanmıştı. Ve bunların sonucunda 1950'de Türkiye ilk demokratik seçimini yaptı, ve Amerikancı Adnan Menderes iktidar olmuştu. Bilmeden de olsa, İnönü yaptığı bu hatayla Menderes hükümetinin oluşması için zemin hazırlamıştı.
Buradan alınması gereken ders: "Türk Milleti’nin çıkarına olabilecek tek devlet yönetim sisteminin, Atatürkçü(Kemalist) Tam Bağımsız sistemin olduğudur. Demekki, yarı bağımlılık, yada çok az bağımlılık bile sonraki senelerde felaketi getirebiliyor. Dış ilişkilerde sadece devletimizin çıkarları doğrultusunda dostluklar olabilir, başka bir devlete bağımlı kalmanın ise, asla ve asla dostlukla, müttefiklikle alakası yoktur, ve bu tür yanlışlar devletimizin dönem dönem yarı sömürge bir sistemle yönetilmesini sağlamıştır".

DP içinde sosyalist-liberal ittifakı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 03:08

DP içinde sosyalist-liberal ittifakı

Tarih 29 nisan 1945.
Sovyetler Birliği, Berlin'e girdi.
Bir gün sonra Adolf Hitler kendini vurarak intihar etti.

O günlerde istanbul Haydarpaşa Gan'ndan kalkan kara tren Ankara'ya bir konuk getirdi:

Solcu Tan gazetesi sahibi Zekeriya Sertel.
Gazeteci Zekeriya Sertel, Atatürk'ün uzun yıllar Dışişleri Bakanlığı'nı yapmış; İsmet İnönü döneminde pasifıze edilmiş Tevfik Rüştü Aras'ın misafiriydi.
Gazeteci Sertel'in, eski Dışişleri Bakanı Arasin Bahçelievler'deki iki katlı evine geliş nedeni ahbap ziyareti değildi...

Bir süre önce Tevfik Rüştü Aras, İstanbul'a gelip Tan gazetesine uğramış ve sohbetleri şırasında geliş amacını açıklamıştı:

"Ankara'da, tek parti ve Milli Şef İnönü'ye karşı, özgürlük ve demokrasiyi savunan yeni bir siyasal hareket ortaya çıkıyor. Senin de bizimle olmanı istiyoruz."

Sertel, yeni partinin muhtemel kurucu önderleriyle tanışmak için Ankara'ya gelmişti.
Ankara Bahçelievler'de gazeteci Serteli, o dönemde CHP milletvekili olan Celal Bayar ve Adnan Menderes de bekliyordu. Ev de ayrıca, Ankara Hükümeti'nin ilk İçişleri Bakanı Cami Baykurt da vardı. Aras ve Baykurt iki yakın arkadaştı ve ikisi de sosyalizme sıcak bakıyordu!
O yıllarda Celal Bayar farklı mıydı? 1921 yılında Hakimiyeti Milliye gazetesine bakın ne demişti: "Sosyalizme karşı olanlar, ferdiyeti kuvvetli sermayesi zengin memleketler ahalisidir. Tanzimat'tan beri, elverişsiz şartlar altında Avrupa kapitalinin memleketimize imtiyazlı bir şekilde girmesinin ve iktisat kaynaklarımıza hakim bulunmasının esef verici neticeleri göz önündedir."
Henüz Soğuk Savaş Dönemi başlamamıştı ve Celal Bayar sosyalizmi öcü görmüyordu...

Ankara'daki gizli toplantının amacı, yeni kurulacak partinin programı ve tüzüğünü tartışmaktı. Çok partili hayata geçilmesi konusunda hemfikirdiler. "Yarım kalan demokrasi devrimini tamamlamak" istiyorlardı.
Toplantıda en çok Menderes konuşuyor; sözlerini ağdalı sözcüklerle süslüyordu. Kendisinden yaşlı olanlar bile bazı sözcükleri anlamıyordu! Bazen tartışıyorlar, bazen gülüyorlardı. Antidemokratik buldukları bazı yasaların Celal Bayar'ın başbakanlığı dönenimde çıkması üzerine, Bayar'ın, "Bu da mı benim döneminde çıkmış" demesi kahkahalara neden oluyordu.

Dile getirilmiyordu ama ilk toplantıdan itibaren partinin genel başkanlığı için iki kişi yanşıyordu: Celal Bayar ve Tevfik Rüştü Aras. Ve o ilk toplantıda partinin adı da belli oldu: Cumhuriyet Demokrat Partisi.

Gizli toplantılar Ankara ve İstanbul'da sürerken, CHP'nin, TBMM gündemine getirdiği toprak reformu, parti kurma çalışmalarını gizlice sürdüren liberal-sosyalist ittifakını yaraladı.
Tasarıya muhalefet edenlerin başında Adnan Menderes geliyordu.
Bir gün, Menderes Meclis'te toprak kanunu aleyhine yaptığı konuşma metnini, Tan gazetesinde basılması için Sertel'e verdi.
Sertel, toprak reformunu destekliyordu. Yazıyı basmadı. Menderes, Sertel'i Ankara'daki evine akşam yemeğine davet etti. Sertel ile Menderes'i birleştiren sadece siyaset değildi. Dr. Edhem Vassaf, Menderes'in en yalan arkadaşıydı. Dr. Vassaf ın eşi Belkıs Hanım ise Zekeriya Sertel'in kız kardeşiydi.
Yemekten sonra, Menderes ve Sertel çalışma odasına çekildiler.

Menderes, birilerinin duymasını istemeyeceği bir ses tonuyla sordu:

"Siz komünist misiniz?"

Sertel sertçe, bu sorunun yersiz olduğunu söyledi. Belli ilkeler çerçevesinde işbirliği yapacaklarını daha önce konuştuklarını, bunun dışında kişisel siyasi inancına kimsenin karışamayacağını söyledi.

Kurulacak partinin bir yayın organı olmalıydı.
Sertel, Tan gazetesinin böyle bir misyonu üstlenemeyeceğini söyledi. Tevfik Rüştü Aras, bir dergi çıkarılmasını önerdi.
O günlerde, Zekeriya Sertel'in gazeteci eşi Sabiha Sertel de bir dergi çıkarmaya çalışıyordu. Bu iki girişimi birleştirmeye karar verdiler.

Derginin ismi, Sabiha Sertel'in Tan gazetesindeki köşesinin adı olacaktı:

Görüşler.

Dergi ve parti hazırlıkları gizli gizli sürerken, ABD Başkam Roosevelt'in, "dört hürriyet" bildirgesini açıklaması, Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Refik Koraltan'ı harekete geçirdi. Siyasal özgürlüklerin hayata geçirilmesini talep eden ve basında "Dörtlü Takrir" adıyla bilinen teklifi CHP Meclis Grubu'na sundular. Teklif reddedildi. Ancak parti içi tartışmalar son bulmadı.

Menderes ve Köprülü, "Dörtlü Takrir"in esaslarına ilişkin görüşlerini Tan gazetesinde yayımlayınca, her ikisi de CHP'den atıldı.
Gözler Celal Bayar'daydı... Bayar, Serteller'in İstanbul Moda'daki iki katlı villasında, Zekeriya Sertel'in yardımıyla milletvekilliğinden çekildiğini açıklayan istifa mektubu yazıyordu.

Evin bir diğer odasında ise, Sabiha Sertel Görüşler dergisinin son çalışmasını bitirmek üzereydi...

Kaynakça
Kitap: Siz Kimi Kandırıyorsunuz!
Yazar: Soner Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DP içinde sosyalist-liberal ittifakı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 30 Ara 2010, 03:09

Liberal-sosyalist ittifakını biçen "orak"!

Tarih: 28 kasım 1945.
İstanbul Haydarpaşa Garından çıkan kara tren bu kez Ankara'ya gazeteci Sabiha Sertel'i getirdi.
Sabiha Hanım, Adnan Menderes'in evine davetliydi.
Gergindi. Dört ay çalışmış Görüşler adlı derginin tüm çalışmalarını bitirmişti. Başta Halide Edip Adıvar olmak üzere, Benice Boran, Aziz Nesin, Sabahattin ah, Niyazi Berkes, Pertev Boratav gibi birçok aydından yazı yazacaklarına dair söz almıştı.
Celal Bayar, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü de makale yazacaklarını belirtmişlerdi. Bu nedenle derginin kapağına, Bayar, Köprülü ve Menderes'in de aralarında bulunduğu yazar kadrosunun fotoğrafları, isimleri basılmıştı.
Dergi kapağı Cumhuriyet, Akşam ve Vatan gazetelerine ilan olarak gönderilmişti. Ancak, Bayar, Menderes ve Köprülü söz verdikleri halde makalelerini yollamamışlardı. Yapacak bir şey yoktu, ilanlar ve dergi o kapakla çıkacaktı...

Sabiha Sertel bu duyguyla girdi Adnan Menderes'in Kavaklıdere'deki evine.
Evde, Menderes, Bayar, Köprülü ve Aras vardı. Misafir odasının ortasındaki yuvarlak masada parti programına son şekli veriyorlardı.
Sabiha Hanımın sitemine, "Çok özür dileriz ama görüyorsunuz çok çalışıyoruz, ama gelecek ikinci sayıya mutlaka yazı vereceğiz" diye yanıt verdiler.
Sohbetten sonra, Menderes ve Köprülü İstanbul'a dönen Sabiha Hanımı tren istasyonuna kadar uğurladılar.

Sabiha Sertel'i İstanbul'da bir sürpriz bekliyordu.
Görüşler dergisi 1 aralıkta çıkacaktı. Ama dergi 29 kasımda bayilere gönderilmişti ve dergi tiraj patlaması yapmıştı. Dergi aynı gün içinde ikinci baskısını yaptı.

Sabiha Hanım eşi Zekeriya Sertel'le bu mutlu olayı kutlamak için akşam Degüstasyon lokantasına gitti. Ve orada ikinci bir sürprizle karşılaştı. Yazar Sadrettin Celal, "Haberiniz var mı, Görüşler mecmuasının başındaki 'G' harfini orağa benzetmişler. 'Görüşler dergisi, orak çekiç başlığı altında çıkmış' diye rivayetler salıyorlar ortalığa" dedi.
Sertel çifti bu dedikoduya, "öküzün altında buzağı arıyorlar" deyip güldüler. Derginin logosunu İhap Hulusi hazırlamıştı ve onun orak çekiçle, sosyalizmle hiç ilgisi yoktu. Birileri liberal-sosyalist ittifakı bozmak istiyordu.
O dönemde, Bayar ve Menderes gibi liberallerden çok solcular iktidara daha yakın görülüyordu. Çünkü dünyada sol rüzgar esiyordu.

İngiltere'de Churchill seçimi kaybetmiş, İngiliz tarihinde ilk kez İşçi Partisi ezici bir çoğunlukla iktidar olmuştu.
Fransa'yı artık sosyalist bir hükümet yönetiyordu. İtalya'da komünistler iktidar ortağıydı.
Yugoslavya ve Bulgaristan'da seçimleri komünistler kazanmıştı. Yunanistan'da komünistler iktidara talipti. Arnavutluk ve Macaristan'da krallıklar yıkılmış, komünistler iktidarın güçlü adayıydı...
Türkiye'de ise sosyalistler ile liberaller yeni bir parti kurma hazırlığındaydılar.
Ve birileri bu oyunu bozmak istiyordu...

Serteller, "orak çekiçli" kara propagandaya gülmüşlerdi ama Ankara'da bu konuyu ciddiye alanlar vardı.
30 kasımda, Bayar, Menderes ve Köprülü Görüşler dergisiyle bir ilgileri olmadığını, Kemalizm'den başka ideolojiye inanmadıkları açıklamasını yaptılar.
"Orak" liberal-sosyalist ittifakını ortadan biçmişti!
Serteller bu açıklamaya tepki gösterdiler.
Tevfik Rüştü Aras her iki tarafı tekrar bir araya getirmeye çalışıyordu. Ama... Bu birlikteliği bozmak için birileri de bir başka çalışma içindeydi.
3 aralık gecesi İstanbul Üniversitesi öğrenci yurtlarına yarın sabah Tan gazetesi ile Görüşler dergisine karşı gösteri yapılması talimatları verilmişti.

Tarih 4 aralık 1945.
Sabah saatlerinde öğrencilerden oluşan büyük kalabalık Beyazıt Meydanı'nda toplandı. "Kahrolsun Komünistler" "Kahrolsun Serteller" sloganlarını atarak Babıali'ye doğru yürüyüşe geçtiler.
Cağaloğlu'na vardıklarında sol görüşlü kitaplar satan ABC ve Berrak kitabevlerini darmadağın ettiler.
Sıra da Tan gazetesi ve Görüşler dergisi vardı.
Ve binlerce kişi ellerinde taşlarla, demir çubuklarla pencereleri, kapılan, masaları, matbaa araçlarını, dizgi makinelerini yerle bir ettiler. Bazı kişiler binayı ateşe vermek istedilerse de başarılı olamadılar.

Kalabalıklar nereyi tahrip edeceklerini sanki biliyordu.
Bir sonraki saldırıyı Cami Baykurt'un Fransızca çıkardığı La Turquie gazetesine yaptılar. Orayı da yıktılar. Sonra sosyalist Esat Adil'in sahibi olduğu Yeni Dünya gazetesine saldırdılar..
Sonra... Liberal-sosyalist ittifak bir daha gerçekleşmeyecek şekilde sona
erdi...
Ve sol, Soğuk Savaş Dönemi'nde benzer provokasyonlarla korkulan bir öcü haline getirildi...

Konu dergi ambleminden açıldı. Araya girip Türkiye'nin unutamadığı İki seçim afişinin doğum hikayesini kısaca anlatmak isterim.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1938-1950: İsmet İnönü Paşa Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir