Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Teoman

Burada Asya Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Teoman

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 17:54

Teoman

Tarihini tam söyleyemediğimiz, İD. Asırda Hunlar Çinli komutan Li-Mu'nun ordularına yenilmişti. Bunun sonucunda güçlerini kaybeden Hunlar, doğru dürüst bir devlet sayılmadığı halde bir çok kabileden müteşekkil Tung-hulara vergi öder duruma düşmüşler. Başlarında Yabguları vardı, verginin dışında Tung-hu'lara bağımlılıkları yoktu. Bu sıralar üstün başarılara hasret idiler. Yine, devamlı savaşıyorlardı. Bu seferki rakipleri ise Yüeçiler veya Sayan Ting-Lingleri'ydi.

Eski formundan çok şey kaybetmiş olan Hunlar son savaşlarında da kan kaybetmeye devam ediyorlardı. Ve bu arada Çin güç kazanmaktaydı. Tahminlere göre anılan yıllarda Hunlar'ın başında bulunan Yabgu'nun adı Teoman idi. "Fransız tarihçisi (Deguignes) Mete'nin babasının adım "Teo-man" şeklinde okumuştu. Bugünkü Sinoloji ise bu adı "T'ou-man" olarak okuyordu. Bu adda herhalde eski Türkçe "Tuman" ve bu günkü Türkçe'mizdeki "Duman" dan başka bir şey değildir". Dede Korkut'un, Duman'ın iyi bir isim olduğuna dair sözleri var.

Tuman'da, Duman'da olsa aslı, biz alışıldığı gibi Teoman olarak bahsedeceğiz. Bunun M.Ö. 220 den itibaren Hunların başında olduğu kabul ediliyor.
Kısaca, biraz geriye giderek Hunların nelere sahip olduğuna, sonra beriye gelip ellerinde nelerin kaldığına bakacağız. "M.Ö. III. Yüzyıla doğru Hun'lar, Gobi Çölü'nden Sibirya taygalarına (iğne yapraklı orman) kadar bütün bozkırların sahipleriydiler. Yenisey ve Abakan sahillerinde, kütük izbelerin yanı sıra, yuvarlak göçebe çadırları da peyda olmuştu. Kültürel gelişmeyle birlikte ırkların karışımı da gerçekleşti. Çünkü Karasuk dönemi denen bu çağa ait mezarlarda, Kuzey Çinli dar yüzlü Mongolaid tipi ile, güney orijinli brakisefal Avrupai tiplere de rastlanmaya başlanmıştı."

Kaynakça
Kitap: TANRININ ASKERLERİ
Yazar: NAZIM TEKTAŞ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Teoman

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 17:54

Çin'in Durumu

Hunların şahane konumu böyle iken Çin de cadı kazam kaynamaktaydı. Bir ara yüzden fazla prens, bulundukları bölgelerde hüküm sahibi olmuş, adeta Çin yüze bölünmüştü. Ch'in, anlatılan dönemde bir derebeyi idi. İktidarda bulunan Chou sülalesi o derece bunaltıldı ki, son imparator, Ch'in derebeyliğinin hükümdarı lehine tahttan feragat etmişti.

Ch'in imparatorluğu da bir önceki gibi, saf Çinli değildi. Türkler ve Tibetliler bunlara karışmıştı. Devletin en büyük nazırı olan "Va-lü" bile yabancı menşeiden idi. Fakat hepsinin bir ortak amaç etrafında kümelendiği, Çin'in âli menfaati için çalıştığı görülüyordu.

Çin'de hakim olan sülalelerin menşei, adı ne olursa olsun Çinlilik asıldı. İmparatorun dahi bir başka ırktan gelmesi bu gerçeği değiştirmiyor, Çin'in iyiliğine çalışmak yegane vazife oluyordu. Kalabalık gerçek Çin nüfusunu kendine bağlamanın bir yolu da idarecilerin kendilerini hakiki Çinli gibi göstermelerine bağlıydı. Ve o zamanlarda "onlara göre yeryüzünde tek devlet kendi ülkeleri idi. Çin dünyanın ortasında bulunuyor, barbar ve vahşi olan diğer milletlerde Çin'i bir halka gibi çeviriyorlardı."

Haklıydılar. Etraflarını çeviren Hunlar, Moğollar, Karaklar, Tibetliler ve diğerleri olmasaydı daha rahat edebilirdiler. Ama öyle bir hazinenin kapısında durmuşlardı ki, dışarıdaki herkes o kapıdan girip bir şeyler kapmak istiyordu. Çinlilerin şansları da şanssızlıkları da üzerinde yaşadıkları verimli topraklar idi ve bir de o toprağa kendi kattıkları. Öbür devletler, kavimler Çinliler kadar bol nimete sahip değildiler, henüz ipekli kumaşları bile yoktu. Bir ayna yapmayı bile bilmiyorlardı. İyi bir savaşçı oldukları söylenen "Yüeçiler, Ch'in prenslerinden kumaş ve ayna satın alıyorlardı". Buna karşılık Çinlilere değerli adar veriyorlardı.

Talih güzel yüzünü Hunlardan çevirmiş, Çinlilere gülümsemeye başlamıştı. Yüeçilerle savaş devam ediyor, Türk oldukları tereddütsüz söylenen bu kavim Hunları yıpratıyordu.
Ch'in sülalesi derleyici olmuş, imparator, Shih-huang-ti birliği sağlamış, dolayısıyla Çin'i güçlendirmişti. Bu, Hunlar için şansın dönmesi demekti. "214'de Ch'in Shih-huang-ti, General Meng-T'ien yönetiminde kuzeye yüz bin kişilik ordu şevketti. Meng-T'ien, Ordos'u zaptederek San Nehir sahillerinde 44 kasaba kurdu ve garnizonlar teşkil edip, oralara hapishane mahkumlarını yerleştirdi. Sınır boylarındaki dağlar ise birer kale gibi kullanılmıştı. Dağ etekleri tahkim edilerek, göçebelerin oralarda dolaşmaları önlenmişti. En sonunda da, Meng-Tien'in orduları San Nehir'e gelerek, Yin-Shan civarındaki dağların eteklerini işgal etmişlerdi. Hunlar, dağlarda " av kuşları ve vahşi hayvanlarla dolu, bol sulu ormanlar ve odaklarla bezeli" en iyi topraklarım kaybetmişlerdi.

Sade toprak kaybı demek noksan anlatmaktır. Bahsedilen yerlerin ormanlarındaki ağaçlar yaylarını ve oklarını yapmaya elverişliydi; bir de bu topraklardan akınlara kalkmaları kolay oluyordu.

Ordos'ta yaşayan Tunguz Lou-Fang ve Bayan (Pa-yang) kabileleride Hunların hakimiyeti altında idiler, Ordos'un kaybı bütün orayla ilgili nimetlerin de kaybı demekti.
Teoman'dan önce Hunlar'ın başında liderler bulunmuştur, bu gayet tabi fakat Hakan olarak anılan ilk kişi kendisi olduğu için Hunların ilk Hakanı Teoman'dır deniyor. Bu da, onun özel bir kişi olmasından deri gelmektedir. Bu özel kişinin ağır mağlubiyeti nasıl aldığına gelince, kendi askeri de mukayese edilemeyecek kadar fazla olduğundan, denebilir. Hunların belki 50 bin askeri yoktu; bunu daha önceki savaşlardan ve sonrakilerden yola çıkarak tahmin ediyoruz. Çinlilerin sayısı ise Deguignes tarafından 300 bin olarak bildiriliyor.

Şöyle yazıyor tarihçi:

"Şiha-Am-Ti (Shih-huang-ti) imparatorlukta barış ve emniyeti kurduktan sonra Hunların saldırısından memleketi korumayı düşündü. Onlara karşı Mum-Tyen (Meng-T'ieen) adında bir kumandanı 300 bin askerle gönderdi." Bu ortamda abartılı olabilir, ne kadar fire çıkarılsa da Hunlardan çok fazla idiler dememiz engellenemez.

Bu savaşta bir bitiş işareti değildi. Ordos terkedilip, biraz kuzeye çekilindi. Çinliler hiçbir zaman Hun korkusunu üzerlerinde atamadılar. Ne yaptıkları beş bin kilometrelik sur, ne aldıkları diğer tedbirler rahat uyumaları için yetmiyordu. Çinliler rahat değildiler, Hunlar rahatmıydı? Hayır hiç birisi için asûde yaşadılar denemez. Herkes birbirinin kabusu idi; bu o zamanın kaderi sayılacak, başka yolu yok.

Teoman'ı bundan sonra, kahramanlık daman koparılmış olarak, oğlu'nun öne çıktığı olaylarda göreceğiz. Edindiğimiz bilgiler doğru ise, hayalimizde ondan sevimli bir çehre kalmayacak.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Asya Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir