Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Hsiung-Nu(Hun) Monografisi 2. Bölüm

Burada Asya Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Re: HSİUNG-NU(HUN) MONOGRAFİSİ 2. Bölüm

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 19:41

ho-ch'un(evlilik yoluyla uyum) antlaşması fikri, ilk olarak Liu Ching'den çıkmıştı. O sırada, ülke daha yeni düzene girmişti. [İmparator Kao-ti], P'ing-ch'eng'da zor [bir] durumla karşılaşınca, [Liu Ching'in] sözlerini kabul ederek [Hsiung-nu'larla] ho-chin(:evlilik yoluyla uyum) antlaşması yapmış, Ch'an-yü'ye hediyeler göndererek sınırlarda huzuru sağlamak istemişti. Hsiao Hui [ve] [İmparatoriçe] Kao-hou dönemlerinde, [bu uygulamaya] devam edilerek vazgeçilmemiş, [ancak] Hsiung-nu'ların saldırı [ve] yağmaları durmamış, tam aksine Ch'an-yü gittikçe küstahlaşmıştı. Hsiao Wen [zamanına] gelindiğinde, sınırlarda pazarlar kurulmuş, Han kızları [Hsiung-nu'lara] eş olarak gönderilmiş, hediyelerin miktarı artarak yılda 1000 altını bulmuştu. Buna rağmen Hsiung-nu'lar defalarca antlaşmayı bozmuşlar [ve] sınır bölgeleri zarar görmüştü. Bu yüzden [Hsiao] Wen döneminin ortalarında, aniden yeni [bir] uygulama başlatılmış, [imparator] askeri [bir] kıyafet giyerek, ata binmiş, altı ildeki iyi ailelerden yetenekli ve güçlü askerleri toplayıp, Shang-lin'de [onlara] binicilik [ve] okçuluk talimi yaptırarak savaşa hazırlanmıştır. Ülkedeki seçkin askerleri toplayarak orduyu Kuang-wu'da yerleştirmiş, Feng T'ang'a danışarak ordunun nasıl idare edileceğini tartışmıştı. [Çünkü, o] eski ünlü danışmanların [fikirlerini] düşününce, artık ho-ch'un(evlilik yoluyla uyum) antlaşmasının faydasız olduğunu açıkça anlamıştı.

[Tung] Chung-shu dört imparator [dönemindeki] olayları bizzat görmüş, yine de eski uygulamaların muhafaza edilmesini [ve bu] antlaşmalara birçok ilavenin yapılmasını istemişti.

O, [şöyle] düşünmekteydi:

"Doğruluk, dürüst [bir] kişiyi; kazanç [ise] aç gözlüyü harekete geçirir. Hsiung-nu'lar gibi [insanları] doğruluk [ve] dürüstlükle ikna etmek mümkün değildir. [Onlar] yalnızca elde edeceklerinin fazlalığıyla etkilenirler. [Ayrıca inançlarına göre] antlaşmalar Göğün huzurunda yapılır. Dolayısı ile onlara birçok hediye vererek [saldırma] arzularına mani olabiliriz. Onlarla Göğün huzurunda and içerek sağlam [bir] antlaşma yapabiliriz. [Ayrıca] sevgili oğlunun rehin olması [da] Ch 'an-yü''yü endişelendirecektir. Hsiung-nu'lar [antlaşmadan] vazgeçmek isterlerse, yüklü hediyeleri kaybetmekten, Göğü kandırmaktan ve [Ch 'an-yü de] sevgili oğlunun öldürülmesinden korkacaklardır. [Dolayısıyla] vergi toplayarak [Hsiung-nu'lara] rüşvet vermemiz, üç ordu için yapacağımız harcamadan daha az olacaktır. [Esasen] dürüst kişiler ile antlaşma yapmak, sağlam duvarlar yapmaktan farklı değildir. [Böylelikle] sınırlarda kaleleri korumakta olan yetişkinler rahatlayacak, küçük çocukların karnı doyacak, Hu atlıları [bir fırsat yakalamak için] Şeddi gözetlemeyecek, ayrıca Merkezi Ülke'de savaş emri verilmeyecektir. Bu şekilde ülkede huzur sağlanmaz mı?"

[Tung] Chung-shu'nun fikirlerine ve yaptıklarına bakılırsa, kendi dönemine uygun olmadığı gibi gelecek nesiller için [de] yetersiz kalacağı anlaşılmaktadır. Hsiao Wu döneminde, savaşlarda başarılı olunmasına rağmen, kaybedilen asker ve at sayısı da hemen hemen [elde edilene] eşitti. [Sarı] Nehrin güneyindeki bozkırların ele geçirilmesine [ve] Shuo-fang ilinin kurulmasına rağmen, Tsao-yang'ın kuzeyindeki 900 li den 373,5 km) fazla [bir toprak parçası] da terkedilmişti. Her defasında Hsiung-nu halkından Han'a gelip sığınanlara karşılık, Ch'an-yü de Han elçilerini zorla alıkoymuştu. Böylesine zalim ve gururlu [bir kişi] olan [Ch'an-yü], sevgili oğlunun rehin olmasına nasıl izin verir ki?

3832/ 1

Bunlar, [Tung Chung-shu'nun] o zamanki sözleri ile bağdaşmamaktadır. [Oğlu] rehin alınmayıp, sadece ho-ch'un(evlilik yoluyla uyum) antlaşması yapılsaydı, eskiden Hsiao Wen zamanında olduğu gibi pişman olunacak, ayrıca Hsiung-nu'ların bitmek bilmeyen komploları da artacaktı. Sınırlardaki kaleleri koruyan kişiler, askerlikten anlayanlar [arasından] seçilmemiş, sınır savunması için barikat ve kulelerin bakımı yapılmamış, mızrak ve ok gibi silahlar bilenmemiş, böylelikle elimizdekilerle sınırlardaki saldırılara karşı konulamamıştır. Buna karşılık, halktan zorla vergi toplayıp rüşvet olarak uzak [bölgelere] göndermiş, halkı soyarak [onları] düşmana teslim etmiş olduk. Tatlı sözlere kanıp boş [bir] anltaşmaya bağlı kalarak, böylelikle Hu atlılarının gelmeyeceklerini ümit etmiştik. Bu [bir] hata değil miydi?

Hsiao Hsüan zamanına gelindiğinde, [İmparator] Wu-ti'nin büyük çabaları ile yapılan saldırılar sonunda, Hsiung-nu'lar yüz yılın en büyük felaketi ile karşılaşmışlar [ve ülkelerinin] yok olmasına sebep olacak [bir] karışıklık içine düşmüşlerdi. O 5 zaman için iyi [bir] politika uygulanmış, [imparatorun] kudret ve erdemi her tarafa yayıldığından Ch'an-yü baş eğerek tabi olmuş [ve] oğlunu rehin olarak saray hizmetine yollamıştı. Nesiller boyunca [Hsiung-nu'lar] vasal olarak, Han sarayında bulunmuşlardı. O dönemde sınırdaki şehirlerin kapıları geç

3833/ 1

saatlere kadar açık bırakılmış, sığır ve atlar bozkırın her tarafına yayılmış, üç nesil boyunca [herhangi bir] tehlike işareti ile karşılaşılmamış [ve] halk, savaştan uzak kalmıştı.

Sonraki 60 yıldan fazla bir süre içinde, Wang Mang zorla başa geçince, sınırda [Hsiung-nu'larla] aramız açılmaya başlamıştı. Ch'an-yü bu yüzden [Wang Mang'ı] suçlayarak ilişkisini kesmiş, [Wang] Mang [ise Ch'an-yü'nün] rehin olan oğlunu öldürmüş [ve] böylece sınırda olaylar çıkmıştı.

Daha önce, Hu-han-yeh ilk defa Han'a tabi olduğunda, [onun] Han [sarayında] ağırlanması [meselesi] tartışılmış ve [bu konuda] Hsiao Wang-chih [şöyle] demişti:

"Bağımlı Kırsal Alanlardan Jung ve Ti'lerin gelip itaat etmelerinin belirli [bir] düzen içinde olmadığı, zaman zaman gelip gittikleri söylenebilir. En iyisi, [Ch 'an-yü'yü] vasal değil, misafir olarak kabul edip kibar davranmaktır. [Böylelikle] onun torunları ayrılıp kaçsa bile, Merkezi Ülke'ye baş kaldıran [bir] vasal olarak kabul edilmeyeceklerdir."

Hsiao Yüan zamanında ise, sınır savunmasından vazgeçilmesi tartışılmış ve Hou Ying [bunun] doğru olmayacağını söylemişti. Güçlü iken zayıf olduğu anı unutmamak ve huzur içindeyken tehlikeyi hatırlamak, denilebilir ki [bir] ileri görüşlülük ve ayrıntıları fark etme bilgeliğidir. Ch'an-yü Hsien [dönemine] gelindiğinde, [o] aç gözlü davranıp oğlunu gözden çıkartmış, akın ve yağmalar yoluyla ele geçirdiği ganimetler her yıl on binleri bulmuştu. Fakat ho-ch'un(evlilik yoluyla uyum) antlaşması yapılıp hediye gönderilseydi, [bu], 1000 altını geçmeyecekti. [Ch'an-yü, bu] büyük kazancı kaybetmemek için rehin [olan] oğlunu nasıl gözden çıkarmaz ki? [Tung] Chung-shu'nun sözlerinde bu eksik kalmıştır.

[Bir] olayla ilgili plan yapıp fikir ileri sürülürken, [bunun] nesiller boyunca sağlam temellere oturması düşünülmeden, sadece dar [bir] açıyla o ana bakılırsa, [bu] uzun süreli olmaz. Eğer saldırıların başarılarından bahsedilecekse, Ch'in ve Han'ın uygulamaları hakkında Yen Yu'nun iyi [bir] yorumu vardır. Bu yüzden eski hükümdarlar ülkelerini idare ederken, [bir] merkez [kurup onun dışında kalan yerleri] dokuz eyalete ayırmışlar, [en uzaktakileri de] beş fu olarak sıralamışlardı [ve] bunlar kendi 1 mallarını saraya hediye olarak sunuyorlardı. İçerdeki ve dışardaki halka farklı politikalar izlenmiş, bazılarına cezalandırmaya yönelik yasalar uygulanmış, bazılarına ise kibarca ve yumuşak bir şekilde yaklaşılmıştı. Çünkü [bunların merkeze olan] uzaklıkları farklıydı. Ch'un Ch'iu'da içerdekilerin chu Hsia (:Hsia derebeylikleri), dışardakilerin sebebi budur. İ ve Ti [gibi yabancılar], aç gözlü ve çıkarlarına düşkündü. Saçlarını serbest bırakır, giysilerini sola doğru kapatırlardı. İnsan yüzlü, vahşi kalpliydiler. Onların Merkezi Ülke ile giyim tarzı farklıydı; gelenekleri ayrıydı; yiyecekleri benzemiyordu; dilleri de anlaşılmıyordu. [Bu kavimler], kuzeyde çok uzaktaki soğuk ve uçsuz bucaksız bozkırlarda bulunuyorlar, yaşamak için hayvanları ile birlikte otlakları takip edip avlanıyorlardı. Vadilerle ayrılıp çöllerle engellenen [topraklar] doğal olarak [bu] iç-dış ayrımını [yaratmıştı]. Bu yüzden kutsal hükümdarlar, bu vahşileri besliyor, [ancak] onlara söz verip [bir] antlaşma yapmıyor ve [karşı] saldırı düzenlemiyorlardı. Antlaşma yapılsaydı hem harcamalar [çok] olacaktı, hem de kandırılacaktık. Saldırıya geçilseydi hem ordu yorgun düşecek, hem de yağmalara olacaktı. Onların topraklarında ürün yetiştirilemez; halkı tabi kılınıp ehlileştirilemez. Bu yüzden onlar dışarıda bırakılıp içeri alınmadı ve uzakta tutulup yaklaştırılmadı. İdaremiz ve öğretilerimiz onların halkına kadar ulaşmadı. Hükümdarlık takvimi onların ülkesinde uygulanmadı. Yakına gelirlerse onları cezalandırıp baskı altına alırız. Uzakta kalırlarsa savunma için hazırlık yaparız. Onlar, doğruluk ve ahlak ilkelerimize gıpta edip hediyeler sunarlarsa, [biz de] görgü kurallarına göre onları kabul eder ve devamlı kontrol altında tutarız. [Böylelikle] yapılan hatalar onlara ait olacaktır. Bunlar da kutsal hükümdarların Man ve İ [gibi yabancı kavimleri] kontrol edip baskı altında tutmak için takip ettikleri belli başlı yollardı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Önceki

Dön Asya Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir