Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Hsiung-Nu(Hun) Monografisi 1. Bölüm

Burada Asya Hun İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Hsiung-Nu(Hun) Monografisi 1. Bölüm

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 19:31

HSİUNG-NU(HUN) MONOGRAFİSİ 1. Bölüm

3743/ 1


Hsiung-nu'ların ilk atası Hsia Hou Ailesi'nin neslinden olan Ch'un-Wei'dir. T'ang ve Yü [dönemlerinden] önce, Shan(:Dağ) Jung'lar, Hsien-yün'ler ve Hun-yü'ler kuzey sınırlarında otururlar, otlakları takip ederek hayvan yetiştirir ve yer değiştirirlerdi. Yetiştirdikleri hayvanların çoğu at, sığır ve koyundu. Nadir hayvanları ise deve, eşek, katır, chüeh-t'i, t'ao-t'u ve tien-hsi idi. Su ve otlakları izleyerek hareket ederlerdi. Surlarla çevrili [bir] şehirleri, sürekli oturdukları [bir] yer ve tarım yapmak gibi [bir] uğraşları yoktu. Ancak, yine de herkesin kendine ait [bir] toprağı bulunurdu. Yazışma-çizişmeleri yoktu, sözlü olarak andlaşma yaparlardı. Erkek çocuklar koyuna binerek kuş ve farelere ok atar, biraz büyüyünce tilki ve tavşanları avlayıp [bunların] etini yerlerdi. Askerleri yay çekebilen güçlü, zırhlı süvarilerdi. adetlerine göre, normal g zamanlarda hayvancılıkla uğraşır, yabani hayvan avcılığı yaparlardı. Olağanüstü durumlarda ise, savaşmak için talimde bulunurlardı. Bu onların en doğal özelliği idi. Uzun menzilli silahları yay ve ok, yakın döğüş silahları ise kama ve mızraktı.Kazanacaklarını [anladıklarında] ilerler, kaybedeceklerini [sezdiklerinde] geri çekilirler [ve] kaçmaktan utanmazlardı. Menfaatleri için, protokol ve görgü kurallarını tanımazlardı. Hükümdarından halkına kadar herkes yetiştirdiği hayvanın etini yer, derisini giyer, postuna sarınırdı. Güçlüler [etin] yağlı ve güzel kısmını, yaşlılar ise onlardan arta kalanı yerdi. Güçlü ve sağlıklı olanlara değer verilir, yaşlı ve zayıflar hor görülürdü. Baba ölünce üvey anneleri ile, kardeşlerden biri ölünce onların eşleri [yani yengeleri] ile evlenirlerdi. Geleneklerine göre herkesin [bir] adı vardı ve [bunu] kullanmaktan çekinmezlerdi; ancak [bir] lakapları yoktu.

3744/ 1

Hsia [hanedanı] zayıflamaya başladığı sırada, Kung-liu, Tahıl İşleri Memurluğunu kaybedince Hsi(:Batı) Jung'lara [sığınmış] onların adetlerini benimseyerek Pin'de yerleşmişti. Bundan 300 yılı aşkın bir süre sonra, Jung ve Ti [gibi yabancı kavimler] T'ai Wang Tan-fu'ya saldırınca, Tan-fu, Ch'i [Dağı'nın] eteklerine kaçmış ve Pin halkı da Tan-fu'yu izleyerek onunla birlikte buraya yerleşip Chou [devletinin] temelini atmışlardı. Bundan 100 küsür yıl sonra, Chou'ların Batı Pösu Ch'ang, Ch'üan(:Köpek) İ'lere saldırmıştı. 10 yıldan fazla bir süre sonra, Wu Wang, Chou'ya hücum etmiş, Luo-i'yi kurmuş, ayrıca tekrar Feng ve Hao [bölgelerinde] yerleşmişti. Jung ve İ'leri Ching ve Lo [nehirlerinin] kuzeyine sürerek belirli zamanlarda, saraya gelmek suretiyle haraca bağlamıştı. Bunlara Bağımlı Kırsal Alanlaı denilmişti. 200 yılı aşkın bir süre sonra, Chou [devleti] zayıflamaya başladığında, Chou Mu Wang, Ch'üan(:Köpek) Jung kavmine saldırmış, dört beyaz kurt, dört beyaz geyik ele geçirip geri dönmüştü. Bu olaydan sonra, Bağımlı Kırsal 5 Alanların halkı bir daha [haraç vermek için] gelmemişti. Bunun üzerine "Lü'nün Ceza Usulleri Yasası" hazırlanmıştır. Mu Wang'ın torunu olan İ Wang zamanına gelindiğinde hanedanın gücü azalmış, Jung ve Ti [gibi yabancı kavimler] ile birlikte yağmalama hareketlerine girişerek Merkezi Ülke'yi çok zor durumda bırakmışlardı.

Merkezi Ülke onlardan çok acı çekmiş, şairler nefretlerini şarkılarında şöyle dile getirmişlerdi:

"Hsien-yünler yüzünden evimiz, ailemiz dağılmıştır. Hsien-yün [tehlikesi] çok acildir, zaman geçirmeden savunma yapılamaz mı?"
İ Wang'ın torununun oğlu Hsüan Wang zamanında, verilen emirle taaruza geçen orduların başarı kazanması üzerine şairler;
"Hsien-yünleri sürüp çıkartarak T'ai-yüan'e kadar geldik. Savaş arabalarımızla gümbür gümbür çıktık. Kuzeyde kaleler inşa ettik."
şeklinde övücü sözler söylemişlerdi. İşte bu zamanda, dört taraftaki yabancı kavimler itaat altına alınmış ve [bu dönem], "yeniden yükselme" olarak adlandırılmıştı.

3745/ 1

Yu Wang zamanına gelindiğinde, gözdesi Pao Ssu yüzünden, [Yu Wang] ile Shen Hou'nun arası açılmıştı. Öfkelenen Shen Hou, Ch'üan(:Köpek) Jung kavmiyle işbirliği yapıp Li Dağı eteklerinde Yu Wang'a saldırarak onu öldürmüştü. Daha sonra Chou topraklarını ele geçirip Ching ve Wei [nehirleri] arasını zaptederek [buraya] yerleşmiş ve Merkezi Ülke'ye saldırıya geçmişti. Ch'in [beyliğinin idarecisi] Hsiang Kung'un Chou [devletine] yardım etmesi üzerine Chou

3746/ 1

P'ing Wang, Feng [ve] Hao bölgelerini terk ederek doğudaki Luo-i'ye yerleşmişti. Bu sırada Ch'in Hsiang Kung, Jung'lara saldırarak Ch'i Dağı'na kadar gelmiş ve [böylece] ilk kez beylik sahibi biri olmuştu. Altmış beş yıl sonra, Shan(:Dağ) Jung'lar, Yen [toprakları üzerinden] Ch'i [beyliğine] saldırınca Ch'i Hsi Kung, ülkesinin bozkırlarında savaşmıştı. Kırk dört yıl sonra, Shan(:Dağ) Jung'lar bu kez Yen'e saldırmışlardı. Yen [beyliği] zor durumda olduğunu Ch'i [beyliğine] bildirince Ch'i Huan Kung, kuzeyde Shan(:Dağ) Jung'lara saldırmıştı. [Bunun üzerine] Shan(:Dağ) Jung'lar kaçmıştı. Yirmi yıldan fazla bir süre sonra, Jung [ve] Ti'ler Luo-i'ye kadar gelerek Chou Hsiang Wang'a hücum etmişlerdi. Hsiang Wang, Cheng [ülkesindeki] Fan-i'ye kaçmıştı. Daha önce Hsiang Wang, Cheng [ülkesine] saldırmak istediğinden Ti'lerden [bir] kız alarak onu kraliçe ilan etmiş ve Ti'lerle birlikte Cheng'a hücum etmişti. Bu gerçekleştikten sonra Ti [kavminden olan] kraliçe uzaklaştırılmış ve buna çok öfkelenmişti. Ayrıca Hsiang Wang'ın üvey annesi [Kraliçe] Hui-hou'nun, Tzu Tai adlı [bir 5 oğlu] vardı ve onu tahta çıkarmak istiyordu. Bu sebeple [Kraliçe] Hui-hou, Ti [kavminden olan] kraliçe ve Tzu Tai beraberce hareket ederek içerden [şehrin kapılarını] Jung ve Ti'lere açmışlardı. Böylelikle Jung ve Ti'ler içeri girerek Hsiang Wang'ı yenilgiye uğratıp kovmuşlar ve Tai'ı hükümdar olarak başa geçirmişlerdi. Böylece Jung ve Ti'lerden bazıları Lu-hun'a yerleşerek doğuda Wei [topraklarına] kadar gelmiş birçok saldırı ve yağmalarda bulunmuşlardı. Chou Hsiang Wang, dört yıl ülkesi dışında kaldıktan sonra, elçi göndererek bulunduğu sıkıntılı durumu Chin65 beyliğine bildirmişti. Henüz başa geçmiş olan Chin Wen Kung, diğerleri üzerinde üstünlük kurma arzusuyla ordusunu harekete geçirerek Jung ve Ti'lere saldırmış, Tzu Tai'ı öldürüp Hsiang Wang'ı Luo-i'ye davet etmişti.

O sıralarda Ch'in ve Chin güçlü beyliklerdi. Chin Wen Kung, Jung ve Ti'leri sürünce [bu kavimler], Sarı Nehrin batısındaki Yin66 ve Lo nehirleri arasına yerleşip Kızıl Ti ve Ak

3747/ 1

Ti adlarıyla anılmaya başlamıştır. Daha sonra, Ch'in Mu Kung, Yu Yü'nün [önerisi] doğrultusunda Hsi(:Batı) Jung'ların sekiz kabilesini kendine tabi kılmıştır. Böylelikle Lung [Dağfnın] batısında Mien-chu, Ch'üan(:Köpek) Jung ve Ti-huan Jung'lar; Ch'i, Liang [Dağları] ile Ching ve Ch'i [nehirlerinin] kuzeyinde İ-ch'ü, Ta-li, Wu-chih ve Hsü-yen Jung'lar; Chin'in kuzeyinde Lin(:Orman) Hu'lar ve Lou-fan Jung'lar; Yen'in kuzeyinde [de] Tung(:Doğu) Hu'lar ve Shan(:Dağ) Jung'lar bulunmaktaydı. [Bunlar] vadilerde dağınık olarak yaşıyordu ve her birinin kendi liderleri vardı. Çoğunlukla yüzden fazla Jung'un bir araya geldiği [görülmekle] beraber [bunlar bir] birlik sağlayamamışlardı.

Bundan yüz küsur yıl sonra, Chin Tao Kung, Wei-chiang'ı Jung ve Ti [gibi yabancı kavimlerle] dostluk kurmak üzere göndermiş, Jung ve Ti [kavimleri de] Chin sarayına ziyarete gelmişlerdi. Yüz yıldan fazla bir süre sonra, Chao [beyliğinin 5 idarecisi] Hsiang Tzu, Kou-chu [dağını] aşarak onları yenilgiye uğratıp, Tai'ı ele geçirmiş ve Hu Mo ile komşu olmuştu. Sonra Han ve Wei ile birlikte Chih Po'yu mağlup ederek Chin topraklarını [aralarında] bölüşmüşlerdi. Böylelikle Chao [beyliği] Tai'a [ve] Kou-chu [dağının] kuzeyine sahip olurken, Wei de Hsi-ho ve Shang-chün'ü ele geçirerek Jung'lara komşu olmuştu. Bundan sonra, İ-ch'ü Jung'lar kendilerini korumak için kaleler inşa etmiş, ancak Ch'in, onları yavaş yavaş kemirmiş ve Hui Wang zamanına gelindiğinde İ-ch'ü'lerin yirmibeş kalesini zaptetmişti. Hui Wang, Wei'e saldırınca Wei'ler [daha öncej girdikleri Hsi-ho ve Shang-chün'ün tamamını Ch'in'e bırakmışlardı. Ch'in Chao Wang zamanında İ-ch'ü Jung Beyi ile [Ana Kraliçe] Hsüan T'ai-hou'nun gayrımeşru ilişkilerinden iki çocukları dünyaya gelmişti. [Ancak Ana Kraliçe] Hsüan T'ai-hou, [bir] entrikayla İ-ch'ü Jung Beyini Kan-ch'üan [Dağı'nda] öldürtmüş ve sonra ordusunu toplayarak İ-ch'ü'lere saldırıp [onları] yok etmişti. Böylece Ch'in [beyliği] Lung-hsi, Pei-ti ve Shang-chün'ü ele geçirmiş ve Hu'lara(:Hsiung-nu) karşı koymak için uzun [bir] set inşa etmişti. Ayrıca, Chao Wu-ling Wang da geleneklerini değiştirerek Hu'lar(:Hsiung-nu) gibi giyinmiş, [askerlerini] okçu ve süvari olarak eğitmiş, kuzeydeki Lin(:Orman) Hu'ları ve Lou-fan'ları bozguna uğratmıştı. Tai ile Yin Dağı eteklerini birleştirerek 1 Kao-ch'üeh'ye kadar uzanan [bir] set yaptırmış ve Yün-chung, Yen-men ve Tai-chün illerini kurdurmuştu. Sonraları, Yen [beyliğinin] Ch'in K'ai adlı bilge [bir] generali, Hu'larda rehin kalmış ve Hu'lar ona çok güven duymuşlardı. Ülkesine döndüğünde [bir] saldırıyla Tung(:Doğu) Hu'ları bozguna uğratmış ve Tung(:Doğu) Hu'lar bin //'den (-415 km) daha uzağa çekilmişlerdi. [Daha sonra] Ching K'o ile birlikte Ch'in hükümdarını bıçaklayıp öldüren Ch'in Wu-yang [adlı kişi, işte bu Ch'in] K'ai'ın torunudur. Yen [beyliği] de Tsao-yang'dan Hsiang-p'ing'e kadar uzanan [bir] set inşa etmiş ve Hu'lara karşı koymak için Shang-ku, Yü-yang, Yu-pei-p'ing, Liao-hsi ve Liao-tung illerini kurdurmuştu. O sırada başlık ve kuşak [takanlar ülkesinde] birbirleriyle savaşan yedi beylik vardı ve bunlardan üçü Hsiung-nu'lar ile komşuydu. Daha sonra, Chao generali Li Mu zamanında, Hsiung-nu'lar Chao sınırları içine girmeye cesaret edememişlerdi. Sonraları Ch'in, [diğer] altı beyliği yok etmiş ve Shih Huang-ti, Meng T'ien'in komutasında on binlerce kişiyi kuzeye, Hu'lara(.Hsiung-nu) 5 saldırıya gönderip [Sarı] Nehrin güneyine sahip olmuştu. Böylece, sınır olan bu Nehir boyunca, kırk dört ilçe inşa etmiş ve suçluları göndererek [buraları] güçlendirmişti. Aynı zamanda, Chiu-yüan'den Yün-yang'a 10 kadar doğrudan [bir] yol açtırmış, dağ geçitlerinden ve derin vadilerden yararlanarak Lin-t'ao'dan Liao-tung'a kadar onbin //'den(~4150 km) fazla [mesafeye] uzanan [bir] set inşa ettirmişti. Ayrıca [Sarı] Nehri aşıp Yang dağları ile Pei-chia arası ele geçirilmişti.

Tam o sırada, Tung(:Doğu) Hu'lar güçlüydü; Yüeh-chih'lar da gittikçe kuWetlenmekteydi. Hsiung-nu Ch'an-yü'sü T'ou-man, Ch'in'e karşı başarı sağlayamayınca kuzeye

3749/ 1

çekilmişti. On yıldan fazla bir süre sonra Meng T'ien ölünce, yerel beyler Ch'in [yönetimine] baş kaldırmışlar, Merkezi Ülke [topraklarında] karışıklık çıkmış [ve] Ch'in'in sınır bölgelerine sürmüş olduğu kişilerin hepsi geri dönmüştü. Böylece Hsiung-nu'lar rahatlamış, yeniden yavaş yavaş [Sarı] Nehrin güneyine geçerek Merkezi Ülke ile eski sınırlarına kavuşmuşlardı.
[T'ou-man] Ch'an-yü'nün Mo-tu adlı [bir] veliahtı vardı. Sonradan sevdiği [bir] Yen-chih'dan"° oğlu olmuş ve T'ou-man, Mo-tu'yu uzaklaştırıp [bu] küçük oğlunu başa geçirmek istemişti; bu sebeple Mo-tu'yu Yüeh-chih'lara rehin olarak göndermişti. Mo-tu rehin bulunduğu sırada T'ou-man, Yüeh-chih'lara ani [bir] saldırı düzenlemişti. [Bunun üzerine] Yüeh-chih'lar Mo-tu'yu öldürmek isteyince, Mo-tu onlardan cins [bir] at çalıp kaçarak 5 [ülkesine] geri dönmüştü. T'ou-man onu çok güçlü ve cesur bularak on bin atlının komutanlığına getirmişti.

Bundan sonra, Mo-tu öten oklar yaptırarak atlılarını okçu olarak eğitmiş ve [şöyle] emretmişti:

"öten okumu attığım yere [ok] atmayanların başı kesilecektir." [Sonra] ava çıkarak öten okunu attığı [yere] nişan almayanların derhal başını uçurtmuştu. Bundan sonra, Mo-tu cins atını oklamış, yanındakilerden bazıları [bu hedefe] ok atmaya cesaret edemeyince hemen [onların] başını vurdurmuştu. Kısa bir süre sonra, yeniden öten okunu sevdiği eşine atmış, etrafındakilerin bir kısmı korkup ok atmaya cesaret edemeyince onların da başını vurdurmuştu. Kısa bir zaman sonra, Mo-tu ava çıktığında öten okunu Ch'an-yü'nün cins atına atınca çevresindekilerin hepsi de [aynı hedefi] vurmuştu. Böylece Mo-tu yanındakilere güvenebileceğine kanaat getirmiş ve babası T'ou-man'la birlikte ava çıktığında, T'ou-man'a ok atınca çevresindekilerin hepsi de [onu] izleyip T'ou-man'ı hedef alarak öldürmüşlerdi. Sonra, [Mo-tu] üvey annesini, kardeşini ve kendisine itaat etmeyen ileri gelenleri öldürtmüştü. Böylelikle Mo-tu kendini Ch'an-yü ilan ederek başa geçmişti [M.Ö.209],

Kaynakça
Kitap: HSİUNG-NU(HUN) MONOGRAFİSİ
Yazar: AYŞE ONAT, SEMA ORSOY, KONURALP ERCİLASUN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: HSİUNG-NU(HUN) MONOGRAFİSİ 1. Bölüm

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 19:31

3750/ 1

Mo-tu başa geçtiği sırada Tung(:Doğu) Hu'lar güçlüydü.

Mo-tu'nun babasını öldürerek hükümdar olduğunu duyunca elçi gönderip Mo-tu'ya şöyle demişlerdi:

"T'ou-man'ın Ch'ien Li Ma olarak bilinen atını istiyoruz." Mo-tu devletin ileri gelenlerine sorunca, hepsi "bu, Hsiung-nu'ların değerli [bir] atıdır, verilemez" diye cevaplamışlardı. Mo-tu; "nasıl olur da [bir] kişi [bir] atı komşusundan daha çok sevebilir?" diyerek [atı] vermişti.

Kısa bir süre sonra, Tung(:Doğu) Hu'lar Mo-tu'nun kendilerinden korktuğunu düşünerek [ona] elçi gönderip; "Ch'an-yü'nün Yen-chih'anndan birini istiyoruz" demişlerdi. Mo-tu yine çevresindekilere sorunca hepsi öfkeyle; "Tung(:Doğu) Hu'lar terbiyesizce davranarak hala Yen-chih istiyorlar! İzninizle onlara saldıralım" diye cevap vermişlerdi.

Mo-tu:

"Nasıl olur da [bir] kimse [bir] kadını komşusundan daha çok sevebilir?" diyerek sevdiği Yen-chih'yu Tung(:Doğu) Hu'lara vermişti.

[Bunun üzerine], Tung(:Doğu) Hu'ların hükümdarı gittikçe kibirlenerek batısındaki [toprakları] istila etmişti. Hsiung-nu'larla aralarında kimsenin oturmadığı boş bırakılmış bin'den (~415 km) daha fazla [büyüklükte bir] toprak [parçası] vardı. Her iki [kavim] bu [toprak parçasının] sınırında ou-t'ou oluşturarak oturmaktaydı. Tung(:Doğu) Hu'lar elçi göndererek Mo-tu'ya; "Hsiung-nu'lar bizimle sınır olan ou-t'ou'larının ötesindeki terk edilmiş topraklara gelemezler. Biz buraya sahip olmak istiyoruz" demişti. Mo-tu devlet büyüklerine sorunca bazıları, "burası terk edilmiş [bir] topraktır, verelim" diye cevap vermişlerdi. Bunun üzerine Mo-tu öfkelenip, "toprak devletin temelidir, nasıl olur da verilebilir?" diyerek verilmesini söyleyenlerin hepsinin başını vurdurmuştu. Mo-tu atına atlayıp ülkesinde [kendisine katılmakta] gecikenlerin başının vurulmasını emretmiş ve doğuya yönelerek aniden Tung(:Doğu) Hu'lara saldırmıştı. Tung(:Doğu) Hu'lar baştan beri Mo-tu'yu küçümsemiş ve [savunmak için bir] tedbir almamıştı. Mo-tu ordusuyla gelerek Tung(:Doğu) Hu hükümdarını büyük [bir] yenilgiye uğratmış, halkını, malını ve mülkünü ele geçirmişti. Geri döndükten sonra batıya saldırarak Yüeh-chih'ları sürmüş, güneyde, [Sarı] Nehrin güneyindeki, Lou-fan ve Pai-yang beylerinin [topraklarını kendisininkine] katmıştı. Ch'in [devletinin] Meng T'ien'i göndererek zaptetmiş olduğu Hsiung-nu topraklarını yeniden ele geçirip eskiden olduğu gibi Han [toprakları] ile [Sarıl Nehrin güneyinde sınır oluşturmuş, Chu-na ve Fu-shih'ya kadar ulaşmış ve bunu takiben Yen ve Tai'a saldırmıştı. Bu sırada, Han tarafı Hsiang Yü'nün direnişiyle karşılaşmış; Merkezi Ülke, savaşmaktan yorgun düşmüştü. Böylece Mo-tu güç kazanmış [ve] yay geren askerlerinin sayısı üç yüz bini aşmıştı.

3751/ 1

Ch'un-wei'den T'ou-man'a kadar olan bin yıldan fazla bir sürede [Hsiung-nu'lar] kimi zaman büyümüşler, kimi zaman küçülmüşler; dağınık ve parçalanmış [bir] şekilde yaşamışlardı. Bu yüzden bunların şecerelerini öğrenmek mümkün olamamaktadır. Ancak Mo-tu [zamanına] gelindiğinde Hsiung-nu'lar çok güçlenmişlerdi. Kuzeydeki bütün İ'leri kendilerine tabi kılmışlar ve güneyde Merkezi Ülke ile düşman devletler olmuşlardı. [Bundan böyle] onların soyları ve devlet teşkilatları hakkında bilgi sahibi olunabilmiş ve kaydedilmiştir.

Ch'an-yü, Luan-ti ailesinden gelmiş [ve] halkı onu "Ch'eng-li Ku-t'u Ch'an-yü" olarak tanımıştır. Hsiung-nu'lar "Göğe" "Ch'eng-li" derler, "oğul" karşılığında da "Ku-t'u"yu kullanırlardı. Ch'an-yü [sözü] ise enginliği gösterir, [dolayısıyla] bu [unvan] "Gök gibi engin" olduğunu ifade ederdi. [Devlet teşkilatında] Sol ve Sağ Bilge Beyliği, Sol ve Sağ Lu-li [Beyliği], Sol ve Sağ [Kanat] Büyük Generalliği, Sol ve Sağ [Kanat] 5 Büyük Merkez Komutanlığı, Sol ve Sağ Büyük Tang-hu'luğu ile Sol ve Sağ Ku-tu Hou'luğu [gibi makamlar] kurulmuştu. Hsiung-nu'lar "hsien(:bilge)" anlamında "t'u-ch'i" [kelimesini] kullanırlar ve genellikle veliaht "Sol T'u-ch'i Beyi" yapılırdı. Sol ve Sağ Bilge Beylerinden Tang-hu [makamına] kadar büyük [mevkidekiler] on bin, küçükleri [ise] birkaç bin atlıya sahipti. Toplam yirmi dört lider vardı ve "on bin atlılar" olarak bilinirlerdi. Yüksek mevkideki görevler babadan oğula geçerdi. Hu-yen, Lan ve bunlardan sonra Hsü-pu aileleri vardı, bu üçü, [Hsiung-nu'ların] soylu aileleri idi. Sol taraftaki bey ve komutanlar doğuda otururlardı. [Toprakları] Shang-ku'nun doğusundan, Hui-mo ve Ch'ao-hsien'e kadar uzanırdı. Sağ tarafın bey ve komutanları batıda otururlar, [toprakları] Shang-chün'ün batısından, Ti ve Ch'iang'lara kadar uzanırdı. Ch'an-yü'nün mülkü ise Tai[-chün] ve Yün-chung sınırına kadar gelirdi. Her birinin kendine ait [bir] toprağı vardı. Su ve otları takip edip yer değiştirerek göç ederlerdi. Toprakları en büyük olanlar Sol-Sağ Bilge Beyleri ve Sol-Sağ Lu-lf lerdi. Sol-Sağ Ku-tu Hou'lar devlet yönetimine yardımcı olurlardı. Bu yirmi dört liderin her biri de Binbaşılık, Yüzbaşılık, Onbaşılık, Küçük Beylik, Danışmanlık, Merkez Komutanlığı, Tang-hu'luk ve Chü-ch'ü'lük127 gibi makamlar kurmuştu.

3752/ 1

Yılın ilk ayında bütün beyler Ch'an-yü'nün otağında küçük [bir] toplantı düzenleyerek dini tören yaparlardı. Beşinci ayda, Lung-ch'eng'daki büyük toplantıda atalarına, göğe, yere, ruhlara ve tanrılara kurban sunarlardı. Sonbaharda, atlar semirdiğinde büyük [bir] toplantı düzenleyerek ormanın çevresini dolaşırlar, insan ve hayvan sayımı yaparlardı. Yasalarına göre kılıcı kınından [bir] (~ 23,1 cm) kadar çeken öldürülür, hırsızlık yapanın mallarına el konurdu. Suçu küçük olanların [kemikleri] kırılır, büyük suç işleyenler [ise] ölümle cezalandırılırdı. Hapiste kalma süresi on günü [bile] bulmaz, ülkede mahkum [sayısı] birkaç kişiyi geçmezdi. Ch'an-yü sabahları otağından çıkarak güneşin doğuşuna, geceleri de aya saygısını sunardı. Kuzeyde oturup sol tarafa önem verirler [ve yüz güneye dönük olurdu] Wu ve chi günlerini önemli sayarlardı. Ölü gömülürken iç ve dış tabutlar kullanılmakta, [içlerine] altın, gümüş ve giysiler konmaktaydı. Ancak [mezarın üstüne] toprak yığıp tümsek yapmazlar, ağaç dikmezler ve cenaze giysileri giymezlerdi. [Hükümdar öldüğünde] yakın ve sevdiği hizmetkarları ile odalıkları onunla 5 birlikte ölüme giderlerdi ve bunların sayısı onlarca kişiden yüz kişiye kadar ulaşabilirdi. Herhangi bir işe girişecekleri zaman ekseriyetle ayın durumuna göre hareket ederler, dolunayda saldırıya geçer, ay küçüldüğünde geri çekilirlerdi. Savaşta, adam öldürenlere veya esir alanlara [bir] kap içki verilerek mükafatlandırılır, ele geçirdikleri ganimetler kendilerine verilir, yakaladıkları kişiler köle yapılırdı. Bu sebeple savaşta, herkes kendi çıkarı için dövüşürdü. Düşman askerlerini üzerlerine çekip etraflarını sarmakta ustaydılar. Dolayısıyla, [düşmanı gördüklerinde] ganimet elde etmek için kuş sürüleri gibi üşüşürler, zor durumla karşılaşarak yenildiklerinde bulutlar gibi parçalanıp dağılırlardı. Savaşta öleni getiren, onun bütün mallarına sahip olurdu.

3753/ 1

Daha sonra kuzeydeki Hun-yü, Ch'ü-she, Ting-ling, Kok'un ve Hsin-li ülkeleri [Mo-tu'ya] tabi olmuşlardı. Bu şekilde, Hsiung-nu soyluları ve devlet büyüklerinin hepsi Mo-tu'ya itaat etmişler, onu akıllı ve değerli [bir kişi] olarak kabul etmişlerdir.

Bu sırada Han [hanedanı, ülkedeki] düzeni henüz sağlamış ve Han Wang Hsin'i, Tai'ya gönderip Ma-i'de yerleştirmişti. Hsiung-nu'lar büyük [bir] saldırıyla Ma-i'yi kuşatınca Han Hsin, Hsiung-nu'lara teslim olmuştu. Hsiung-nu'lar, Hsin'i ele geçirdikten sonra askerleriyle güneye doğru yönelerek Kou-chu [dağını] aşıp T'ai-yüan'e saldırmışlar, Chin-yang önlerine kadar gelmişlerdi. [Bunun üzerine İmparator] Kao-ti, bizzat komuta ettiği askerleriyle karşı saldırıya geçmişti. [Ancak] kışın dondurucu soğuğu ve yoğun 5 kar yüzünden iki veya üçünün [donan] parmakları düşmüştü. Bunun üzerine Mo-tu, yenilip kaçıyormuş gibi yaparak Han askerlerini üzerine çekmişti. Han askerleri Mo-tu'yu kovalayarak saldırıya geçince, Mo-tu en iyi askerlerini saklayıp zayıf ve güçsüz olanları göstermiş; bunun üzerine Han ordusu bütün gücüyle çoğunluğu piyade olan 320.000 kişi ile kuzeye doğru [Hsiung-nu'ları] takibe başlamıştı. [İmparator] Kao-ti [kendi askerleriyle] önceden P'ing-ch'eng'a varmış olduğu halde piyadelerinin henüz tamamı gelmemişti. Mo-tu, sayıları 300.000'i aşan143 seçkin süvari ordusunu [İmparator] Kao-ti'nin üzerine salarak [onu] Pai-teng [dağında] kuşatmıştı. Yedi gün boyunca [kuşatma] içindeki ve dışındaki Han askerleri birbirlerine yardım edememişler ve yiyecek gönderememişlerdi. Hsiung-nu süvarilerinin, batıda olanlarının hepsi kır, doğudakilerin hepsi gökyüzü renginde 145 [yeşil-mavi], kuzeydekilerin hepsi yağız, güneydekilerin hepsi doru atlılardan oluşmaktaydı.

[İmparator] Kao-ti, ayrılık yaratmak için [gizlice] Yen-chih'ya elçiyle birlikte cömertçe hediyeler yollamış, Yen-chih da Mo-tu'ya şöyle demişti:

"İki hükümdar birbirlerine zorluk çıkartmamalı. Bugün Han topraklarını ele geçirseniz [bile], Ch'an-yü, [siz] sonsuza kadar buralarda oturamazsınız. Ayrıca Han hükümdarının [koruyucu] ruhları da vardır. Ch 'an-yü\ Bunu da hesaba katmalısınız."

Mo-tu, [kendi tarafına geçmiş olan] Han [Wang] Hsin'in generallerinden Wang Huang ve Chao Li ile buluşmayı kararlaştırmıştı. Ancak, [bu iki generalin] askerleri uzun süre gelmeyince [Mo-tu, onların] Han ile işbirliği yapmış olmalarından şüphelenmiş ve Yen-chih'nm sözlerini de dikkate alarak kuşatmayı [bir] köşeden çözmüştü. Bunun üzerine [İmparator] Kao Huang-ti, bütün askerlerine oklarını dışa, düşmana doğru hedeflemelerini emretmiş ve açılan boşluktan doğruca dışarı çıkarak esas ordu ile birleşmişti. Mo-tu da ordusunu geri çekip uzaklaşmıştı. Aynı şekilde Han [hükümdarı] askerlerini alarak savaşmaktan vazgeçmiş ve Liu Ching'i ho-c'n(:evlilik yoluyla uyum) antlaşması14 yapmak üzere [Hsiung-nu'lara] göndermişti.
Bundan sonra Han [Wang] Hsin, Hsiung-nu'ların [bir] generali olmuş, Chao Li, Wang Huang ve diğerleri ile birlikte birkaç kez antlaşmayı çiğneyerek Tai, Yen-men ve Yün-chung'a saldırıp [buraları] yağmalamışlardı. Çok geçmeden Ch'en Hsi ayaklanmış, Han Hsin ile birlikte [bir] plan yaparak Tai'a saldırmışlardı. Han [imparatoru], Fan K'uai'ı karşı saldırıya göndererek Tai, Yen-men ve Yün-chung il ve ilçelerini yeniden ele geçirmiş, [ancak] sınırın(:Seddin) dışına çıkmamıştır. Bu sıralarda Han generallerinin birbiri ardından askerleri ile birlikte Hsiung-nu'lara gelip sığınması üzerine Mo-tu, sık sık Tai topraklarına saldırıda bulunarak yağmalamıştı. Bu yüzden, [İmparator] Kao-tsu sıkıntıya düşmüş ve Liu Ching'i elçi olarak görevlendirip hanedandan [bir] Weng-chu'yu(\prenses) Ch'an-yü'ye Yerı-chih olarak göndermişti. [Ayrıca] her yıl Hsiung-nu'lara belirli miktarlarda ipekli kumaş, içki ve yiyecek verilmek üzere (:evlilik yoluyla uyum) antlaşması imzalayarak kardeş olmuşlardı. Mo-tu bunun üzerine [akınlarını] biraz durdurmuştu. Daha sonra Yen Wana Lu Wan da isyan ederek emri altındaki yaklaşık 10.000 kişi ile birlikte Hsiung-nu'lara sığınmıştı. Bu gidip gelmeler [Han toprakları içinde bulunan] Shang-ku'nun doğusunda huzursuzluğa yol açmış, [İmparator] Kao-tsu döneminin sonuna kadar devam etmiştir.

[İmparator] Hsiao Hui ve [İmparatoriçe] Kao-hou zamanında, 150 Mo-tu gittikçe mağrurlaşmış ve [bir] mektup yazıp [İmparatoriçe] Kao-hou'ya elçi göndererek şöyle demişti:
"Tek başına kalmış yalnız [bir] hükümdarım,

3755/ 1

bataklığın ortasında doğdum; vahşi sığır ve atların dolaştığı düzlüklerde büyüdüm; birkaç kez sınıra kadar geldim; Merkezi Ülke'yi [de] gezmek istiyorum. [Siz] majesteleri tek başınıza ve yalnız oturmaktasınız. Biz iki hükümdar da mutlu değiliz; zevk alabilecek hiçbir şey kalmadı. [Dolayısı ile] bende olup sizde olmayanı vermek istiyorum."

[İmparatoriçe] Kao-hou büyük [bir] öfke ile Başdanışman [Ch'en] P'ing'i, Fan K'uai, Chi Pu ve diğerlerini huzuruna çağırarak, elçinin boynunun vurulması ve [Hsiung-nu'lara karşı] saldırıya geçilmesi konusunda [onlara] fikirlerini sormuştu. Fan K'uai, "ben, 100.000 kişilik ordumla Hsiung-nu [ülkesini] bir baştan bir başa geçmeye talibim" demişti.

Chi Pu'ya sorulduğunda [ise] Pu şöyle cevap vermişti:

"K'uai'ın kafasının uçurulması gerekir! Daha önceleri Ch'en Hsi, Tai'da isyan ettiğinde Han ordusu 320.000 kişiydi. K'uai, Mareşal idi. O sırada Hsiung-nu'lar, P'ing-ch'eng'da [İmparator] Kao-ti'yi kuşattığında K'uai kuşatmayı kıramamıştı. Bütün ülkede; 'P'ing-ch'eng şehrinin [duvarları] dibinde gerçek [bir] acı var! Yedi günden beri yiyecek yok, [hiç kimse] yaylarını kullanamıyor.' şeklinde şarkılar söylendi. Bu şarkıların sesleri bugün [hala] kesilmemiştir. Yaralarımız yeni yeni iyileşmeye başlamıştır. Ancak, K'uai, 100.000 kişilik ordusu ile bir taraftan girip diğer taraftan çıkacağı şeklinde saçma sapan sözler söyleyerek ülkeyi sarsmak istiyor. Bu, açıkça [bir] aldatmacadır. Ayrıca İ ve Ti [kavimleri] tıpkı vahşi hayvan gibidir. Onların güzel sözleri ile sevinmeye; kötü sözleri ile öfkelenmeye değmez."

[İmparatoriçe] Kao-hou "güzel" demiş ve Başteşrifatçı Chang Tsu'ya emir vererek cevaben şunları söylemişti:

"Ch'an-yül Ülkemizi 151 unutmayarak [bir] mektup gönderme lütfunda bulunmuşsunuz. Ülkem korku ve endişe içindedir. Günler geçtikçe kendi kendime düşünüyorum. Yaşlandım, nefesim daralıyor, saçlarım ve dişlerim dökülüyor. Yürürken adımlarım düzensizleşti. Ch'an-yül Yanlış duymuş olmalısınız, ancak kendinizi aşağılanmış hissetmeyiniz. Ülkemin [bir] suçu yoktur. [Bunu] böyle kabul ederek bizi affetmenizi rica ederim. Bendenizin sahip olduğu iki takım atla çekilen iki imparatorluk arabasını her gün kullanabilmeniz için sunuyorum."

Mo-tu mektubu alınca yeniden [bir] elçi göndererek teşekkür etmiş ve "Çin'deki protokol ve görgü kurallarını [şimdiye kadar] duymamıştım. Majesteleri! Beni bağışlarsanız mutlu olurum" diyerek at hediye etmiş ve bunu takiben ho-c'n(:evlilik yoluyla uyum) antlaşması yapılmıştı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: HSİUNG-NU(HUN) MONOGRAFİSİ 1. Bölüm

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 19:33

3756/ 1

Hsiao VVen'ın başa geçtiği zamana gelindiğinde hoc'n(:evlilik yoluyla uyum) antlaşması yenilenmişti. Saltanatının 3. yılı yaz mevsiminde [M.Ö.177], Hsiung-nu'ların Sağ Bilge Beyi, [Sarı] Nehrin güney topraklarına girerek yerleşmiş ve yağmalarda bulunmuştu.

Bunun üzerine [İmparator] Wen-ti, [bir] fermanla şöyle demişti:

"Han ve Hsiung-nu ağabey kardeş olarak birbirlerinin sınırlarını ihlal etmeyecekleri konusunda anlaşmışlar, bu sebeple Hsiung-nu'lara yüklü miktarda hediyeler gönderilmişti. Bugün, Sağ Bilge Beyi ülkesinden ayrılarak askerleriyle [Sarı] Nehrin güney topraklarına yerleşmiştir. [Bu durum] alışılmışın dışındadır. Sınırlarımızdan girerek görevlilerimizi ve askerlerimizi yakalayıp öldürmüş, Shang-chün [bölgesinde] istila ve yağmalarda bulunarak sınırları korumakla görevli olan Man ve İ [halklarının] eski yerlerinde oturamamalarına yol açmıştır. Sınırlarımızdaki görevlilere karşı baskı uygulamış, yağmalarda bulunmuş, mağrur ve zalimce davranarak antlaşmayı bozmuştur. [Bu sebeple] sınır bölgelerinden seksen bin kişilik atlı ve arabalı birlikler Kao-nu'ya gönderilmiş ve Sağ Bilge Beyine saldırmak üzere Başdanışman Kuan Ying görevlendirilmiştir."

[Bunun üzerine] Sağ Bilge Beyi sınır dışına kaçmış ve [İmparator] Wen-ti, T'ai-yüan'e gelmişti. [Ancak] bu sırada, Chi-pei VVang isyan edince [İmparator] VVen-ti geri dönerek Başdanışmanın Hu'lara(:Hsiung-nu) saldırıda bulunan ordusunu geri çekmişti.

Ertesi yıl [M.Ö.176] Ch'an-yü, Han [devletine bir] mektup göndererek şöyle demişti:

"Gök tarafından tahta çıkarılan Hsiung-nu'ların büyük Ch'an-yü'sü saygıyla imparatorun hatırını sorar. Daha önceleri imparator ho-ch'n(:evlilik yoluyla uyum) meselelerinden söz etmiş, mektubundaki dilekleri [de] her iki tarafı memnun etmişti. Han [devletinin] sınır görevlileri Sağ Bilge Beyine saldırarak hakaret edince Sağ Bilge Beyi [benden] izinsiz Hou-i-lu Beyi Nan Chih ve diğerlerinin planlarına uymuş, Han görevlileri ile aralarında sürtüşme çıkmıştır. [Bu], iki hükümdar arasındaki antlaşmayı bozmuş ve [onları] kardeşlik bağlarından uzaklaştırmıştır. İmparatorun şikayet dolu [bir] mektubu daha gelince cevaben elçiyle birlikte [bir] mektup gönderdim. [Ancak elçim] geri dönmediği gibi Han devletinden de [bir] elçi gelmemiştir. Bu meselede uzlaşmaz davranan Han

3757/ 1

[devletidir] ve [bu yüzden] komşu devletler itaat etmeyeceklerdir. Bugün küçük memurlar yüzünden antlaşmanın bozulması üzerine Sağ Bilge Beyini
cezalandırarak batıdaki Yüeh-chih'ları bulup [onlara] saldırması için gönderdim. Göğün yardımı ile yetenekli askerlerimiz ve güçlü atlarımız sayesinde
Yüeh-chih'ları ağır [bir] hezimete uğratarak hepsini ya öldürdük, ya da tabi kıldık ve böylece bu meseleyi hallettik. Lou-lan, Wu-sun, Hu-chieh ve
yakınlarındaki yirmi altı ülkenin hepsi artık Hsiungnu oldu. Yay çeken halkların hepsi tek [bir] aile içinde toplanmış, [böylece] kuzey bölgelerinde huzur
sağlanmıştır. [Şimdi] askerlerimi dinlendirip atlarımı besiye çekmek, önceki olayları bir tarafa bırakarak antlaşmamızı yenilemek, sınır halkının güvenliğini
sağlamak, eskiden olduğu gibi küçüklerin büyümesini, yaşlıların bulundukları yerlerde huzur içinde olmalarını temin etmek ve bu barış ve mutluluğu nesilden nesile devam ettirmek istiyorum. Henüz imparatorun arzusunu öğrenemedim. Bu sebeple Saray Koruması Hsi-hu-ch'ien'i [bir] mektupla göndererek düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum. [Ayrıca] bir deve, iki binek atı ve sekiz araba atı hediye ediyorum. Eğer [Çin] imparatoru Hsiung-nu'ların sınıra yaklaşmasını istemiyorsa o zaman görevlilerinin ve halkının uzakta oturmalarını emretsin. Elçim geldiğinde [onu alıkoymayıp] hemen geri gönderiniz."
[Böylece] altıncı ayın ortalarında elçi, Hsin-wang'a ulaşmıştı. Mektup geldiğinde Han [sarayında] saldırıya geçmenin mi, yoksa ho-ch'in(\ev\W\k yoluyla uyum) antlaşmasının devamının mı daha uygun olacağı tartışılmıştı.

İleri gelenlerin hepsi şöyle demişti:

"Ch'an-yü, Yüeh-chih'ları daha yeni mağlup etmiştir. Galibiyetin verdiği avantajlara sahiptir, [ona karşı] saldırıya geçilemez. Ayrıca Hsiung-nu topraklarını ele geçirsek [dahi] tuzlu ve bataklık [olan bu bölgelerde] oturmak mümkün değildir. En uygunu ho-ch'n(:evlilik yoluyla uyum) antlaşmasının devam etmesidir."
Han [hükümdarı da] bunu uygun gördü.

3758/ 1

[İmparator] Hsiao Wen'ın, önceki devresinin 6. yılında [M.Ö. 174] Hsiung-nu'lara [bir] mektup gönderilerek şöyle denildi:

"İmparator saygıyla Hsiung-nu'ların büyük Ch'anjü'sünün hatırını sorar. Göndermiş olduğunuz Hsi-hu Ch'ien'in bana verdiği mektupta şöyle diyorsunuz:
'Askerlerimi dinlendirip geçmişteki olayları bir tarafa bırakmak, antlaşmamızı yenileyerek sınır halkının güvenliğini sağlamak, barışı ve mutluluğu nesilden nesile devam ettirmek istiyorum.' Bu sözleriniz hoşuma gitti. Bunlar, geçmişteki kutsal hükümdarların da idealleriydi. Han'larla Hsiungnu'lar kardeşlik antlaşması yapmış, bu sebeple Ch'an-yü'ye yüklü hediyeler gönderilmişti. Antlaşmayı bozarak kardeşlik ilişkisinden uzaklaşan her zaman Hsiung-nu'lar olmuştur. Buna rağmen, Sağ Bilge Beyi olayı artık geçmişte kalmıştır, [siz de onu] ağır bir şekilde cezalandırmayınız. Ch'an-yü Mektubunuzda ifade ettiğiniz gibi düşünüyorsanız emrinizdekileri açık bir şekilde uyarınız ve onların antlaşmayı ihlal etmemelerini sağlayınız. [O zaman] Ch'an-yü'nün mektubunda [yazdıklarına] saygı duyup güvenebiliriz.
Elçiniz, sizin [ordularınıza] bizzat komuta ederek ülkeleri kendinize katmada başarılı olduğunuzu ve savaşta büyük zorluklara göğüs gerdiğinizi söyledi. Kendi kıyafetlerimden birer tane parlak ipekten yapılmış işlemeli elbise, işlemeli kısa kaftan ve desenli ipekten yapılmış iç giysisi, altın bir saç tokası, altın işlemeli bir kuşak, altın bir kemer tokası, on top işlemeli kumaş, yirmi top desenli ipekli kumaş, kırkar top kırmızı kalın dokunmuş ve yeşil ipekli kumaşı elçilerim Saray Danışmanı İ ve Teşrifatçı Chien ile birlikte Ch'an-yü'ye gönderiyorum."

Kısa bir süre sonra Mo-tu ölünce oğlu Chi-yü başa geçmiş ve [ona] Lao-sharıg Ch'an-yü unvanı verilmişti.

3759/ 1

Lao-shang Chi-yü Ch'an-yü başa geçtiğinde [İmparator] Wen-ti tekrar hanedandan [bir] Weng-chu'yu(: prenses) Ch'an-yü'ye Yen-chih olarak göndermişti. Yen [memleketinden] olan harem ağası Chung-hang Yüeh, Weng-chu'ya(:prenses) refakatçi olarak görevlendirilmişti. Yüeh gitmek istemeyince Han [imparatoru] onu zorlamıştı. Yüeh, "Han için sorun yaratacak kişi, ben olacağım" demişti. Chung-hang Yüeh [Hsiung-nu ülkesine] ulaşır ulaşmaz, Ch'an-yü'nün emri altına girince Ch'an-yü ona çok değer vermişti. Önceleri Ch'an-yü, Han'ın ipeklilerine ve yiyeceklerine düşkündü.

Chung-hang Yüeh şöyle dedi:

"Hsiung-nu'ların nüfusu Han [devletinin] [bir] ili kadar bile olamaz. Ancak [sizin] güçlü olmanızın sebebi yiyecek ve giyeceklerinizin farklılığıdır. [Bu yüzden] Han'a bağımlı değilsiniz. Bugün için Ch 'an-yü, alışkanlıklarını değiştirip Han mallarına hayranlık duymaktadır. [Bu durumda] Han [devleti], mallarının onda ikisini bile [harcamadan] Hsiung-nu halkının tamamını kendisine bağımlı kılabilir. [Eğer] Han ipeklilerini giyerek at sırtında otların, dikenlerin arasında dolaşırsanız elbise ve pantolonlarınızın hepsi yırtılacaktır ve böylelikle [bunların] keçe ve kürk kadar dayanıklı ve iyi olmadıklarını göstermiş olacaksınız. [Aynı şekilde] Han'dan aldığınız yiyeceklerin hepsini atarak bunların süt ve kımız kadar uygun ve lezzetli olmadığını gösterebilirsiniz."

Ayrıca Yüeh, Ch'an-yü'nün yanındakilere insan ve hayvan sayımı yapılması için kayıt tutmayı öğretmiştir.

3760/ 1

Han [imparatorunun] Ch'an-yü'ye göndermiş olduğu bir ch'ih bir (:toplam -25,41 cm) [uzunluğundaki] tahta üzerine yazılmış mektupta, "İmparator, saygıyla Hsiung-nu'ların Büyük Ch'an-yü'sünün hatırını sorar" hitabı ile [birlikte] yollamış olduğu hediyeler ve [diğer] sözler yer almaktaydı. Chung-hang Yüeh, Ch'an-yü'nün mektubunun bir ch'ih iki ts'un (:toplam -27,72 cm) [uzunluğunda], mühür ile zarfın her ikisinin de geniş ve uzun olmasını, [ayrıca] mağrur [bir] tavırla "Gök ve yer tarafından yaratılmış, güneş ve ay tarafından hakim kılınmış Hsiung-nu'ların Büyük Ch'an-yü'sü saygıyla Han imparatorunun hatırını sorar" hitabı ile başlayıp, gönderilen hediyeler ve diğer sözlerle devam etmesini önermiştir.

Han elçisi bir ara konuşurken Hsiung-nu'ların yaşlılara değer vermeme gibi [bir] gelenekleri olduğunu söyleyince Chung-hang Yüeh, karşılığında Han elçisine:

"Han geleneklerine göre kışlaya gönderilmek üzere orduya katılan askerler [olduğunda], yakınları, kendi arzularıyla sıcak ve kalın elbiseleri ile birlikte en iyi yiyecek ve içeceklerini giden [askerlere] vermezler mi?" diye sormuş, Han elçisi, "evet öyle" diye cevap vermişti.

Yüeh:

"Hsiung-nu'ların başlıca uğraşlarının savaş olduğu açıktır. Yaşlı ve zayıflar savaşamadıklarından dolayı yiyecek ve içeceklerinin en iyisini güçlü ve sağlıklı olanlara vererek kendilerini güvence altına almış olurlar. Bu yolla baba-oğul her biri karşılıklı olarak birbirlerini kollarlar. [Bu durumda], Hsiung-nu'ların yaşlıları küçük gördüğü nasıl söylenebilir?" demişti.

Han elçisi [bu kez]:

"Hsiung-nu'larda baba-oğul aynı çadırda yatıp kalkarlar. Baba ölünce üvey anneleri ile, kardeşlerden [biri] ölünce [diğerleri] onun eşleri ile evlenirler. [Bunlar] başlık ve kuşak kullanmazlar, saray adetlerini bilmezler." deyince Chung-hang Yüeh [şöyle] söylemişti:

"Hsiung-nu'lar, adetlerine göre, besledikleri hayvanın etini yer, onun sütünü içer, derisini giyer. Hayvanlarını otlatmak ve onlara su içirmek için zaman zaman yer değiştirirler. Bundan dolayı onlar olağanüstü durumlarda binicilik ve okçuluk taliminde bulunurlar, normal zamanlarında ise halk mutludur ve keyfine bakar. Devlet idaresi ile ilgili yasaları basittir ve kolay uygulanabilir. Hükümdar ile halk arasında basit ve uzun sürebilen [bir] ilişki vardır. Ülkenin yönetimi tek bir vücut gibidir. Baba ve ağabey ölünce, onların eşleri ile evlenirler, [çünkü] soylarının kaybolmasından endişe duyarlar. Dolayısıyla Hsiung-nu'lar karışıklık içinde olsalar bile soyları kesinlikle sağlam ayakta kalır. Bugün Merkezi Ülke'de baba ve ağabeyin eşleri ile evlenilmiyorsa da, akrabalık ilişkileri giderek zayıflıyor ve birbirlerini öldürüyorlar. Soyadlarını değiştirecek kadar [ileri gitmeleri] hep bu durumdan kaynaklanıyor. Bunun yanısıra, protokol ve görgü kurallarının [uygulanmasında meydana gelen] eksiklikler, yöneten ve yönetilenler arasında karşılıklı kızgınlık yaratmaktadır. Ayrıca ev ve bina yapımındaki artış, halkın gücünü tüketmektedir. Yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını karşılamak için [insanlar] bütün güçleriyle tarım yapıp ipek böcekçiliği ile uğraşırlar ve kendilerini korumak için şehirlerle surlar inşa ederler. Bundan dolayı halk olağanüstü durumda kaldığında savaş yapmaya alışık değildir. Normal zamanlarında [ise] çalışmaktan yorgun düşerler. Ey toprak evlerde oturanlar! Lak lak edip duruyorsunuz, süslü püslü elbiseler giyiyorsunuz. Başlığınız neye yarar ki!"

Bundan sonra Han elçisi tartışmak istediğinde Chung-hang Yüeh hemen şöyle der:

"Han elçisi! Çok konuşmayın. Yeter ki, Han'ın Hsiung-nu'lara gönderdiği ipekli kumaşlar, pirinç ve maya miktar ve kalite olarak iyi olsun! Başka söze gerek var mı? Ayrıca verilenler yeterli ve iyi ise mesele yok. [Fakat] eksik ve kötü ise sonbahar mahsulünü bekleyin. Atlarımızı sürüp mahsulünüzü çiğneyeceğiz."

[Ayrıca Chung-hang Yüeh] gece gündüz Ch'an-yü'ye çıkarlarını gözetme yollarını öğretmişti.
Hsiao Wen'ın 14. yılında [M.Ö.1661, Hsiung-nu Ch'an-yü'sü 140.000 atlı ile Chu-na ve Hsiao-kuan'a girerek Pei-ti Garnizon Komutanı olan [Sun] Ang'ı öldürmüş ve çok sayıda insan ve hayvan ele geçirip P'eng-yang'a kadar varmıştı. [Daha sonra] gönderdiği süvariler Hui-chung sarayına girip burayı ateşe vermiş ve öncü kuvvetleri [de] Yung ve Kan-ch'üan'e 81 kadar gelmişlerdi. Bunun üzerine [İmparator] Wen-ti, Merkez Bölgesi Komutanı Chou She'yı ve Saray Başkoruması Chang Wu'yu generallik görevine getirerek 1000 savaş arabası ve 100.000 atlıdan oluşan orduyu Hu'ların saldırısına karşı savunmak için Ch'ang-an yakınlarında yerleştirmişti. Aynı zamanda Ch'ang Hou [unvanlı] Lu Ch'ing'i Shang-chün Generalliğine, Ning Hou [unvanlı] Wei Su'yu Pei-ti Generalliğine, Lung-lü Hou [unvanlı] Chou Tzao'yu Lung-hsi Generalliğine, Tung-yang Hou [unvanlı] Chang Hsiang-ju'yu Başkomutanlığa ve Ch'eng Hou [unvanlı] Tung Ch'ih'yı [da] Generalliğe getirerek savaş arabaları ve süvarilerden oluşan büyük [bir] orduyu Hu'lar üzerine saldırıya göndermişti. Ch'an-yü, [Han] sınırı içinde bir aydan fazla bir süre kalmıştı. Han [ordusu] sınırdan dışarı çıkarak onları takip etmiş, [ancak kısa bir süre sonra] hemen geri döndükleri için hiç kimseyi öldürememişlerdi. Hsiung-nu'lar gün geçtikçe mağrurlaşmış, her yıl sınırdan içeri girerek pek çok insan ve hayvanı öldürüp yağmalarda bulunmuşlardır. En çok [zararı] Yün-chung ve Liao-tung görmüş ve her iki ilden 10000'den fazla kişi kaybedilmişti. Han, [bu durumdan] büyük sıkıntı duyarak elçiyle birlikte Hsiung-nu'lara [bir] mektup göndermiştir. Ch'an-yü de karşılığında Tang-hu [unvanlı bir] elçi yollayarak teşekkür etmiş ve yeniden Ho-ch'in (:evlilik yoluyla uyum) meselesini gündeme getirmişti.

Hsiao Wen'ın sonraki saltanat devresinin ikinci yılında [M.Ö. 162], [bir] elçi ile gönderdiği mektupta Hsiung-nu'lara şöyle demişti:

"İmparator saygı ile Hsiung-nu'ların Büyük Ch'an-yü'sünün hatırını sorar. Elçileriniz Tang-hu Chü-ch'ü [unvanlı] Tiao-ch'ü-nan ve Saray Koruması Han Liao ile göndermiş olduğunuz iki at [bana] ulaşmıştır, saygıyla kabul ediyorum. Eski hükümdarların uygulamalarına göre, Çin Şeddinin kuzeyindeki yay çeken halklar, Ch'an-yü''den emir almaktadırlar. Çin Seddi'nin içinde başlık ve kuşak kullanarak evlerde oturanlar da benim idarem altındadır. Böylece bütün halk tarım, dokumacılık ve avcılık yaparak giyecek ve yiyeceklerini sağlar, baba ile oğul birbirinden ayrı kalmaz, halk ile hükümdar karşılıklı huzur içindedir, baskı ve zulüm yoktur. Şimdi duyduğuma göre, kötü niyetli insanlar kendi çıkarlarının peşinde koşarak doğruluğa sırtlarını dönüp antlaşmayı çiğnemişler; bütün halkın kaderini unutup iki hükümdarın iyi ilişkilerini bozmuşlardır. Ancak, bu olaylar geçmişte kalmıştır. Mektubunuzda 'iki ülke arasında yapılmış olan Ho-ch'in (:evlilik yoluyla uyum) antlaşmasından [her] iki hükümdar mutluluk duymaktadır. Askerlerimizi dinlendirip atlarımızı besiye çekelim. Nesilden nesile refah ve mutluluk artsın. Yeniden huzur[lu bir devir] başlasın' diyorsunuz. Ben [de] bu [sözlerinizi] büyük bir övgüyle karşılıyorum. Kutsal [hükümdarlar] gün geçtikçe kendilerini yenileyip yeni başlangıçlar yaparak yaşlıların rahata kavuşmasını, çocukların büyümesini, herkesin kendi hayatını korumasını ve Göğün [verdiği] ömrü sonuna kadar yaşamasını sağlarlar. Ben ve Ch'an-yü birlikte bu prensiplere uyarsak ve Göğün istekleri doğrultusunda halka şefkat gösterirsek [bu durum] nesilden nesile geçer ve sonsuza dek devam eder. [Böylece] yeryüzünde iyilikten nasibini almayan kimse kalmayacaktır. Han ile Hsiung-nu'lar, komşu ve rakip devletlerdir. Hsiung-nu'ların oturduğu kuzey bölgelerinde soğuk ve dondurucu havalar erken başlar. Bu yüzden memurlarımı görevlendirerek yılda birkaç kez Ch'an-yü'ye darı, maya, altın işlemeli ipek, ham ipek [kumaş] ve diğer şeyleri göndermekteyim. Bugün yeryüzünde büyük [bir] huzur var, bütün halk mutluluk içindedir.

Sadece ben ve Ch'an-yü halkın ebeveynleriyiz. Ben daha önceki olayları hatırladığımda küçük meseleler ile devlet memurlarının yanlış tutum ve entrikalarının hiçbirinin iki kardeş arasındaki uyumu bozmaya yetmediğini görüyorum. Duyduğuma göre gök [sadece] tek tarafı örtmez, yer [sadece] tek tarafı taşımaz. Ben ve Ch'an-yü, ikimiz de eski küçük meseleleri bir tarafa bırakarak birlikte doğru yolu takip edelim. Geçmişteki kötü şeyleri ortadan kaldırarak geleceğe yönelik, uzun vadeli [bir] plan yapalım. İki ülke halkının, tek [bir] ailenin çocukları gibi olmasını sağlayalım. Bütün insanlardan, sudaki balık ve kaplumbağalara, göklerde uçan kuşlara, yürüyen, soluyan ve sürünen tüm canlılara kadar huzur içinde kalsın, tehlikeden uzak dursunlar, Böylelikle bize katılanların arkası kesilmeyecektir. Bu [bir] tabiat kanunudur. Geçmişteki olayları bir kenara bırakalım. Ben, [şimdiye kadar size] kaçanlar ve [sizin] esir aldıklarınız üzerinde durmayacağım. Ch'an-yü [Siz] de Chang-ni ve diğerlerinden bahsetmeyiniz. Duyduğuma göre eski hükümdarlar, antlaşmalarını açıkça yaparlar ve sözlerinden dönmezlerdi. Ch'an-yü [ho-ch'in(evlilik yoluyla uyum) anlaşmasında] kararlı olursa yeryüzünde büyük [bir] huzur olacaktır. Ho-ch'in (:evlilik yoluyla uyum) yapıldıktan sonra, Han [devleti] antlaşmayı ilk bozan olmayacaktır. Ch'an-yül Bu [sözlerimi] gözden geçiriniz."
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: HSİUNG-NU(HUN) MONOGRAFİSİ 1. Bölüm

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 19:34

3764/ 1

Ch'an-yü, ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) anlaşmasını yaptıktan sonra [Han imparatoru], Denetleyiciye emir vererek şu duyuruyu ilan etmişti:


"Hsiung-nu'ların Büyük Ch'an-yü'sü bana [bir] mektup göndererek ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) antlaşmasını kabul ettiğini, [bir devletten diğerine] kaçanların [sayısının] nüfusu arttıracağını, toprakların genişlemesine [bir] katkısı olmayacağını, Hsiung-nu'ların şeddin içine girmeyeceğini, Han'ların da şeddin dışına çıkmayacağını ve bu antlaşmayı bozanların öldürüleceğini, [bu şekilde] uzun süreli [bir] dostluk kurulabileceğini, sonradan herhangi [bir] felaket yaşanmayacağını, [böylelikle] herkesin rahat edeceğini söylemiştir. Ben [de] bunu kabul ettim. Bu, her tarafa ilan edilmeli ve herkes tarafından [da] açıkça bilinmelidir."

Sonraki 4. yılında [M.Ö. 160], Lao-shang Ch'an-yü ölünce, oğlu Chün-ch'en, Ch'an-yü olarak başa geçmiş ve Chung-hang Yüeh hizmetine devam etmişti. Han [devleti] Hsiung-nu'lar ile ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) antlaşmasını yenilemişti.

Chün-ch'en Ch'an-vü başa geçtikten bir yıldan fazla bir süre sonra [M.Ö.158], Hsiung-nu'lar yeniden ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) antlaşmasını bozmuşlar, otuzar bin atlıdan oluşan büyük ordularla Shang-chün ile Yün-chung'a girmişler, halktan birçok kişiyi öldürerek yağmalamalarda bulunmuşlardı. Bunun üzerine Han [imparatoru] üç generalini görevlendirerek Pei-ti'de, Tai [bölgesindeki] Kou-chu'da ve Chao [bölgesindeki] Fei-hu-k'ou'da garnizon kurdurmuştu. Ayrıca sınır boyundaki her [yeri] tahkim ettirerek Hu(:Hsiung-nu) saldırılarına karşı hazırlık yaptırmıştı. Bunun yanısıra üç generali [daha] Hu'lara(:Hsiung-nu) karşı hazırlık yapmaları için Ch'ang-an'ın batısındaki Hsi-liu'da, Wei [nehri] kuzeyindeki Chi-men'da ve Pa-shang'da yerleştirmişti. Hu(:Hsiung-nu) süvarileri Tai'daki Kou-chu'nun sınırlarından içeri girince, duman işaretiyle Kan-ch'üan ve Ch'ang-an'a haber ulaştırılmıştı. Birkaç ay sonra Han askerleri sınıra vardığında Hsiung-nu'lar uzaklaşmış bulunuyordu. [Bunun üzerine] Han askerleri de peşlerini bırakmıştı. Bir yıldan fazla bir süre sonra [M.Ö. 157], [İmparator] Wen-ti vefat edince [İmparator] Ching-ti başa geçmiş, ancak Chao Wang Sui gizlice Hsiung-nu'lara elçi göndermişti. Wu ve Ch'u [Wang'lar Han'a karşı] ayaklanmışlardı. [Bu sırada Hsiung-nu'lar], Chao ile birlikte plan yaparak sınırdan içeri girmek istiyorlardı. [Fakat] Han, Chao'ları kuşatarak yenilgiye uğratınca, Hsiung-nu'lar da [ilerlemeyi] durdurmuştu. Bundan sonra, [İmparator] Ching-ti Hsiung-nu'lar ile ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) antlaşmasını yenileyerek sınırlarda pazarlar açmış, eski antlaşmalarda olduğu gibi Ch'an-yü'ye hediyelerle [bir] Weng-chu(:prenses) yollamıştı.

[İmparator] Ching-ti döneminin sonuna kadar, zaman zaman sınırlara küçük çapta yağmalar yapıldıysa da, büyük [bir] saldırı olmamıştı.
[İmparator] Wu-ti başa geçtiğinde [M.Ö. 140] ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) antlaşması [yeniden] duyurularak, pazar yerlerinde [Hsiung-nu'ların isteklerine] karşılık herşeyden cömertçe verilmiştir. Hsiung-nu'lar da Ch'an-yü'den halka kadar herkes Han'lara yakınlık duymuş, Çin Seddi'nin önlerine kadar gelip gitmeye [başlamışlardı].

Han [hükümdarı], Ma-i'li [bir] yaşlı olan Nieh İ'yi gizlice Hsiung-nu'lar ile alışveriş yapması için göndermişti. [Nieh İ], Ma-i [şehrini tüm zengiliğiyle ona] teslim edecek gibi göstererek Ch'an-yü'yü kandıracaktı. Ch'an-yü ona inanarak ve Ma-i'nin zenginliklerine tamah ettiği için 100.000 atlı ile Wu-chou kalesinden içeri girmişti. Han'ın 300.000'den fazla askeri Ma-i yakınlarında pusu kurmuştu. Saray Başkatibi Han An-kuo, Destek Kuvvetleri Generalliğine getirilerek Ch'an-yü'ye tuzak kuran dört generale yardımcı olacaktı. Ch'an-yü, Han devleti sınırından içeri girip Ma-i'ye varmadan 100'den(~41,5 km) daha uzakta otlaklara yayılmış başıboş hayvanları görünce tuhafına gitmiş ve karakola saldırmıştı. Bu sırada Yen-men [şehrinin] Sınır Devriyesi devriye gezerken, saldırıyı görmüş ve karakolu korumaya [çalışmış, ancak] Ch'an-yü [karakolu] ele geçirerek onu öldürmek istemişti. Sınır Devriyesi, Han'ların tuzağını bildiği için [karakoldan] aşağıya inerek herşeyi Ch'an-yü'ye anlatmıştı. Ch'an-yü buna çok şaşırmış "ben aslında bundan kuşkulanıyordum" diyerek askerlerini alıp geri dönmüştü. Çıkarken "ben, Sınır Devriyesini ele geçirdim, [bu] Göğün sayesinde olmuştur" demiş ve Sınır Devriyesine Gök Beyi unvanını vermişti. Han askerleri, Ch'an-yü Ma-i'ye girince [ona] saldırmayı kararlaştırmışlar, [ancak] Ch'an-yü gelmemiş, böylelikle hiçbir şey elde edememişlerdi. [Bu arada] General Wang Hui komutasındaki birlik, Tai'dan çıkarak Hu'ların(:Hsiung-nu) teçhizat kuvvetlerine saldıracaktı. [Ancak] Ch'an-yü'nün geri döndüğünü ve askerlerinin çok olduğunu duyunca hücum etmeye cesaret edemedi. Hui aslında bu askeri planı yapan kişi olmasına rağmen saldırıya geçemediği için, Han [hükümdarı], Hui'yi ölümle cezalandırmıştı. Bundan sonra, Hsiung-nu'lar ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) antlaşmasını bozarak, yol üzerindeki kalelere saldırmışlar, sık sık gelerek sınırlarda sayısız yağmalarda bulunmuşlardı. Diğer yandan Hsiung-nu'lar tamahkar oldukları için yine de sınır pazarlarından memnundular ve Han mallarına düşkündüler. Han [devleti] de onları memnun etmek için sınırlardaki pazar yerlerini kapatmamıştı.

3766/ 1

Ma-i harekatından sonraki beşinci yılın [M.Ö. 129] sonbaharında, Han [hükümdarı], dört generalin her birine 10.000 atlı vererek sınır pazarları civarında Hu'lara(:Hsiung-nu) karşı saldırıya göndermişti. General Wei Ch'ing, Shang-ku'dan çıkarak Lung-ch'eng'a gelmiş ve Hu'lardan(:Hsiung-nu) 700 kişiyi öldürmüş veya esir almıştı. Kung-sun Ho [da], Yün-chung'dan çıkmış, [ancak] bir şey elde edememişti. Tai-chün'den hareket eden Kung-sun Ao [ise], Hu'lar tarafından yenilgiye uğratılmış ve 7000 askerini kaybetmişti. Yen-men'dan [yola] çıkan Li Kuang [da], Hu'lar tarafından yenilgiye uğratılmış, Hsiung-nu'lar Kuang'ı ele geçirmişlerse de yolda [Kuang] kaçarak geri dönmüştü. [Bu olay üzerine] Han [İmparatoru,] Ao ve Kuang'ı hapse atmışsa da onlar kefalet ödeyerek bu cezadan kurtulmuş, [ancak rütbelerini kaybederek] sıradan kişiler olmuşlardı. O [yılın] kışında, Hsiung-nu'lar binlerce kişiyle sınırlarda yağmalarda bulunmuşlar ve bundan en çok Yü-yang etkilenmişti.

Han [hükümdarı], General Han An-kuo'yu Hu'ların(:Hsiung-nu) saldırısına karşı koyması için Yü-yang'da karargah kurmak üzere görevlendirmişti. Ertesi yılın sonbaharında [M.Ö.128], Hsiuna-nu'lar 20.000 atlı ile Han [topraklarına] girerek Liao-hsi Valisini öldürmüş ve 2000 5 küsur kişiyi ele geçirmişlerdi. [Hsiung-nu'lar] bu kez de Yü-yang Valisinin bin kişiden fazla olan ordusunu yenilgiye uğratmışlar, General An-kuo'yu kuşatmışlar ve tam o sırada An-kuo binden fazla atlısını kaybetmek üzereyken Yen'lerin kurtarmaya gelmesi üzerine Hsiung-nu'lar [da] geri çekilmişlerdi. [Hsiung-nu'lar] ayrıca Yen-men'a girmişler, binden fazla kişiyi öldürüp ele geçirmişlerdi. Bunun üzerine Han [hükümdarı], General Wei Ch'ing'i 30.000 atlıyla Yen-men'dan, Li Hsi'yi [de] Tai-chün'den çıkarak Hu'lara(:Hsiung-nu) saldırmak üzere göndermiş, [onlar da] binlerce kişiyi öldürmüş veya esir almıştı. Ertesi yıl [M.Ö.127], Wei Ch'ing yeniden Yün-chung'un batısından çıkarak Lung-hsi'ye gelip, [Sarı] Nehrin güneyinde Hu'ların Lou-fan ve Pai-yang beylerine karşı saldırıya geçmiş, binlerce Hu öldürülüp esir alınmış, bir milyondan fazla koyun ele geçirilmişti. Böylece Han [devleti, Sarı] Nehrin güneyindeki toprakları zaptetmiş ve Shuo-fang [ili] 200 kurulmuştu. Eskiden Ch'in döneminde Meng T'ien tarafından yaptırılan surlar yeniden tamir ettirilmiş ve böylece [Sarı] Nehir boyunca uzanan [sınır]

3767/ 1

güçlendirilmişti. Han [devleti] ayrıca, Shang-ku'nun [Hsiung-nu'ların] içlerine kadar sokulan ilçelerinden Tsao-yang'ın topraklarını terk ederek Hu'lara vermişti. Bu olay, Yüan-shou [saltanat devresinin] 2. yılında olmuştur [M.Ö. 127].

Bunu takip eden kış mevsiminde [M.Ö.126], Chün-ch'en Ch'an-yü ölünce kardeşi Sol Lu-li Beyi İ-chih-hsieh kendisini Ch'an-yü ilan etmiş ve Chün-ch'en Ch'an-yü'nün veliahtı olan Yü-tan'a saldırarak [onu] yenilgiye uğratmıştı. Yü-tan kaçarak Han [devletine] sığınmış, Han [imparatoru] kendisine She-an Hou [unvanı] vermiş, [ancak Yü-tan] birkaç ay sonra ölmüştü.

İ-chih-hsieh Ch'an-yü, başa geçtiği yılın yaz mevsiminde, Hsiung-nu'lar on binlerce atlı ile Tai-chün'e girmiş, Vali Kung Yu'yu öldürüp binden fazla kişiyi esir almışlardı. Sonbaharda bu 5 kez de Yen-men'a girerek binden fazla kişiyi öldürmüş veya esir almışlardı. Ertesi yıl [M.Ö. 125], tekrar Tai-chün, Ting-hsiang ve Shang-chün'e [her biri] otuzbin atlıyla girerek binlerce kişiyi tutsak etmişler veya öldürmüşlerdi. Hsiung-nu'ların Sağ Bilge Beyi, Han'ların [Sarı] Nehrin güneyini ele geçirerek burada Shuo-fang'ı kurmasına çok öfkelenip birkaç kez sınırda saldırı ve yağmalarda bulunmuştu. Ayrıca [Sarı] Nehrin güneyine girip Shuo-fang şehrine taciz saldırıları yapmış, çok sayıda görevli ve halkı öldürmüş veya ele geçirmişti.

Ertesi yılın ilkbaharında [M.Ö.124], Han [imparatoru], Shuo-fang'daki Kao-ch'üeh'den Wei Ch'ing'in komutasında altı general ve yüzbinden fazla askeri göndermişti. Sağ Bilge Beyi, Han ordusunun gelemeyeceğini düşünerek içki içip sarhoş olmuştu. [Ancak] Han ordusu sınırdan 600-700 li (-249-291 km) kadar ilerleyip gece vakti Sağ Bilge Beyini kuşatmıştı. Sağ Bilge Beyi, büyük [bir] şaşkınlığa uğrayarak kaçmış, seçkin süvarileri [de] onu takip etmişti. Han generalleri, Sağ Bilge Beyinin halkından kadınlı erkekli 15.000 kişiyi ve ondan fazla Küçük Beyi ele geçirmişlerdi. Aynı yılın sonbaharında, Hsiung-nu'lar 10.000 atlı ile Tai-chün'e girerek Garnizon Komutanı olan Chu Yang'ı öldürüp binden fazla kişiyi esir almışlardı.

3768/ 1

Ertesi yılın baharında [M.Ö. 123], Han [imparatoru] yeniden Başkomutan Wei Ch'ing komutasında altı general ve 100.000'den fazla [bir] süvari ordusunu görevlendirmiş, [ordu] bu kez Ting-hsiang'dan çıkarak yüzlerce li uzaklıktaki Hsiung-nu'lara saldırmış, yaklaşık 19.000'den fazla kişiyi öldürmüş veya esir almıştı. Bu arada Han [ordusu] da iki generalini ve 3000'den fazla süvarisini kaybetmişti. Sağ [Kanat] Generali [Ssu] Chien, kaçarak canını kurtarmış; fakat Öncü Kuvvetler Generali [görevindeki] Hsi Hou [unvanlı] Chao Hsin'in askerleri başarılı olamayarak Hsiung-nu'lara teslim olmuştu. Chao Hsin, eskiden Hu'ların(:Hsiung-nu) küçük [bir] beyi idi. Han [devletine] sığınınca, Han [hükümdarı da] ona Hsi Hou [unvanını] verip, öncü Kuvvetler Generali olarak Sağ [Kanat] Generalinin ordusuyla birleşmesini emretmişti. [Ancak bu iki general] tek başlarına Ch'an-yü'nün askerleri ile karşı karşıya kalınca [orduları] tamamıyla yok olmuştu. Ch'an-yü, Hsi Houyu ele geçirince onu kendisinden sonra gelen [bir] bey konumuna getirip ablası ile evlendirmiş ve birlikte Han [devletine] karşı plan yapmışlardı. [Chao] Hsin, Ch'an-yü'ye kuzeye hareketle 5 çölü geçerek Han ordusunu üstlerine çekip yormalarını, onları bitkin düştükleri [anda] yakalamalarını ve Çin Şeddine yaklaşmamalarını önermiş, Ch'an-yü bu [planı] kabul etmişti. Ertesi yıl [M.Ö. 122], Hu'ların on binlerce atlı askeri Shang-ku'ya girerek yüzlerce kişiyi öldürmüştü.

Ertesi yılın baharında [M.Ö. 121], Han [imparatoru] Çevik Birlikler Generali [Huo] Ch'ü-ping'i 10.000 atlının başında göndermiş, [o da] Lung-hsi'den çıkarak Yen-chih dağını aşmış ve 1000 li'den (-415 km) fazla uzaklıkta [Hsiung-nu'lara saldırarak] 8000'den fazla Hu'yu(:Hsiung-nu) öldürmüş veya esir almıştı. [Ayrıca] Hsiu-t'u Beyi'nin Göğe tapma törenlerinde kullandığı altın heykeli [de] ele geçirmişti. Aynı yılın yaz mevsiminde, Çevik Birlikler Generali yeniden Ho-chi Hou ile birlikte on binlerce atlıyla Lung-hsi ve Pei-ti'den çıkarak 2000 li (-830 km) ilerlemişti. Chü-yen'den geçerek, Ch'i-lien Dağlarına saldırmışlar, Hu halkından 30.000'den fazla kişi ile birlikte Küçük Beyleri ve [onların] emrindeki ondan fazla kişiyi de öldürmüşlerdi. Bu sırada, Hsiung-nu'lar da Tai-chün ve Yen-I men'a girip yüzlerce kişiyi öldürmüş veya esir almışlardı. Han [devleti], Po-wang Hou [unvanlı Chang Ch'ien] ile General Li Kuang'ı Yu-pei-p'ing'den, Hsiung-nu'ların Sol Bilge Beyine saldırıya göndermişti. Sol Bilge Beyi, Li Kuang'ı kuşatmış, [Li] Kuang 4000 kişilik ordusunun yarıdan fazlasını kaybetmesine [rağmen] düşmana da bundan daha fazla kayıp verdirmişti. Tam bu sırada, Po-wang Hou'nun ordusu ile yardıma gelmesi üzerine General Li kurtulmuş, [ancak] ordusunun tamamını211 kaybetmişti. Ho-chi Hou [unvanlı Kung-sun Ao], Çevik Birlikler Generali [Huo Ch'ü-ping] ile buluşmakta geciktiği için, [onun] ve Po-wang Hou'nun öldürülmesi gerekirken [onlar] kefalet ödeyerek affedilmiş ve sıradan kişiler olmuşlardı.

Aynı yılın sonbaharında, Ch'an-yü, batısında oturan K'un-ye Beyi ile Hsiu-t'u Beyinin askerlerinden on binlercesinin Han [orduları] tarafından esir alınıp öldürülmesine çok kızmış ve [onları] çağırtarak öldürtmek istemişti. K'un-yeh ve Hsiu-t'u Bejleri korkarak Han [devletine] sığınmak için [bir] plan yapmışlar, [bunun üzerine] Han [imparatoru] onları karşılaması için Çevik Birlikler Generalini göndermişti. K'un-yeh Beyi, Hsiu-t'u Beyi'ni öldürüp onun halkını ve askerlerini [de] kendisininkine katarak Han [devletine] teslim olmuştu. Toplam 40.000 küsür kişi olmalarına rağmen 100.000 kişi [oldukları] söylenmişti. Böylece Han [devleti] K'un-yeh Beyini ele geçirdikten sonra Lung-hsi, Pei-ti ve Ho-hsi [bölgelerindeki] Hu akınları gittikçe azalmıştı. Kuan-tung'daki fakir halk, Hsiung-nu'lardan alınmış olan [Sarı] Nehrin güneyindeki Hsin-ch'in-chung'a göç ettirilerek yerleştirilmiş, [buraları] güçlendirilmiş ve Pei-ti'nin batısındaki sınır askerlerinin sayısı azaltılarak yarıya indirilmişti. Ertesi yılın ilkbahar mevsiminde [M.Ö.120], Hsiung-nu'lar her biri on binlerce atlıdan [oluşan ordularıyla] Yu-pei-p'ing ve Ting-hsiang'a girmişler, 1000'den fazla kişiyi esir alıp öldürmüşlerdi.

Ertesi yılın baharında [M.Ö.119], Han [hükümdarının] düşüncesine göre 11 Hsi Hou [unvanlı] Hsin'in, Ch'an-yü'ye yaptığı planda, [Hsiung-nu'lar] çölün kuzeyine yerleştikleri [takdirde] Han askerlerinin buraya kadar ulaşamayacağını sanmaktaydı". Bu yüzden [Han devleti], iyi beslenmiş atlardan oluşan 100.000 kişilik [bir] süvari ordusu göndermişti. [Ayrıca] özel eşyaları taşıyan 140.000 yedek at bulunmaktaydı. Erzaklar ağır olduğu için bu birliklerden ayrı tutulmuştur. Ordu iki kola ayrılarak Başkomutan [Wei] Ch'ing ve Çevik Birlikler Generali [Hou] Ch'ü-ping'in komutasına verilmişti. Başkomutan Ting-hsiang'dan, Çevik Birlikler Generali [de] Tai'dan hareket ederek çölü aşıp Hsiung-nu'lara saldırmak üzere sözleşmişlerdi. Ch'an-yü bunu duyunca, ağırlıklarını uzaklaştırıp seçkin askerleri ile birlikte çölün kuzeyinde beklemeye başlamıştı. Han [ordusunun] Başkomutanı ile bir gün boyunca savaşmışlar, tam güneş batarken kuvvetli [bir] rüzgar çıkmış, Han ordusu sağ ve sol kollardan Ch'an-yü"yü kuşatmıştı. Ch'an-yü, Han askerleri ile savaşamayacağını düşünerek kendisi birkaç yüz güçlü atlıyla kuşatmayı yarıp kuzeybatıya doğru kaçmıştı. Han askerleri onu gece takip ettilerse de yakalayamamışlar, [fakat] yolları üzerinde toplam 19.000 düşmanı ele geçirerek başlarını uçurmuş veya esir almışlar, kuzeyde T'ien-yen Dağındaki Chao-hsin kalesine kadar gelerek geri dönmüşlerdi.

Ch'an-yü kaçarken, [kargaşadan] askerleri sık sık Han askerleri ile çatışarak Ch'an-yü'yü takip etmişlerdi. Ch'an-yü uzun süre esas ordusuyla birleşemeyince Sağ Lu-li Beyi, Ch'an-yü'nün öldüğünü sanarak kendisini Ch'an-yü ilan etmişti. [Ancak], asıl Ch'an-yü yeniden ordusunu toplayınca Sağ Lu-li, [Ch'an-yü] unvanını bırakarak tekrar eski görevine dönmüştü.

Çevik Birlikler [Generali] Tai'dan hareketle 2000 li'den(~830 km) fazla [bir] uzaklığa geldiğinde Sol [Bilge] Beyi ile savaşmış, Han askerleri toplam 70.000'den fazla Hu'yu öldürmüş veya esir almış, Sol [Bilge] Beyi ve generallerinin hepsi kaçmıştı. Çevik Birlikler [Generali], Lang-chü-shü Dağı'nda göğe, Ku-yen'de yere kurban töreni düzenleyip, Han-hai yakınlarına kadar gelerek geri dönmüştü.

Bundan sonra, Hsiung-nu'lar uzaklara kaçmışlar ve çölün güneyinde Ch'an-yü'nün hükümdarlık otağı kalmamıştı. Han'lar [Sarı] Nehri geçerek Shuo-fang'ın batısından Ling-chü'ye kadar gelmiş, buralarda yer yer kanallar açmış ve çiftlikler kurarak buralara memurlar atamış, görevli ve askerlerin sayısı 50.000-60.000'e ulaşmıştı. [Aradaki toprakları] yavaş yavaş ele geçirerek kuzeyde Hsiung-nu topraklarına kadar dayanmışlardı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: HSİUNG-NU(HUN) MONOGRAFİSİ 1. Bölüm

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 19:34

3771/ 1

Daha önce, Han [devletinin] iki generali büyük [bir] harekatla Ch'an-yü'yü kuşattığında 80.000-90.000 düşmanı öldürmüş veya esir almışlardı. Ancak Han askerlerinden de on binlercesi ölmüş ve Han [ordusunun] 100.000'den fazla atı telef olmuştu. Hsiung-nu'lar her ne kadar zayıf düşerek uzaklara kaçmışlarsa da, Han [ordusunun] da atları azalmış [olduğundan] daha ileri gidememişlerdi. Ch'an-yü, Chao Hsin'in önerisine uyarak, [Han devletine] elçi gönderip güzel sözlerle ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) antlaşması yapılmasını rica etmişti. Göğün Oğlu, danışmanlarına [bu konuyla ilgili] görüşlerini sorunca bazıları ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) antlaşması yapmayı, bazıları da onların kendilerine tabi kılınmalarını söylemişti.

Başdanışmanlık Başkatibi olan Jen Ch'ang şöyle demişti:

"Hsiung-nu'lar daha henüz zor duruma düşmüşlerdir. En iyisi, onları vasalımız yapalım, [gelip] sınırlarda bize bağlılıklarını bildirsinler."

Han [imparatoru], [Jen] Ch'ang'ı elçi olarak Ch'an-yü'ye göndermişti. Ch'an-yü, [Jen] Ch'ang'ın önerisini duyunca çok öfkelenmiş ve onu alıkoyarak geri göndermemişti. Daha önceleri Han [devletine] de sığınan Hsiung-nu elçileri 5 bulunmaktaydı. Ch'an-yü de buna karşılık olarak Han [devletinin] elçilerini alıkoymuştu. [Bunun üzerine] Han tarafı, tekrar asker ve at toplamaya başlamış, tam bu sırada Çevik Birlikler Generali [Huo] Ch'ü-ping ölmüş, böylece Han [ordusu] uzun bir süre kuzeyde Hu'lara karşı saldırıya geçmemişti.

Birkaç yıl sonra, İ-chih-hsieh Ch'an-yü başa geçişinin 13. yılında ölünce, oğlu Wu-wei, Ch'an-yü olmuştu. O yıl, Yuan-ting [saltanat devresinin] 3. yılıydı [M.Ö.114], Wu-wei Ch'an-yü başa geçtiği sırada Han [İmparatoru] Wu-ti de [uzun zamandan sonra] ilk kez [ülkesi içindeki] il ve ilçeleri teftişe çıkmıştı. Daha sonra Han [hükümdarı], güneyde [bulunan] iki Yüeh [devletini] henüz cezalandırdığı için Hsiung-nu'lara saldırmamış, Hsiung-nu'lar da sınırdan içeri girmemişlerdi.

Wu-wei[C/j'an-yü'nün] başa geçişinin 3. yılında [M.Ö.112], Han'lar iki Yüeh [devletini] ortadan kaldırmıştı. Eskiden İmparatorluk Seyisi olan Kung-sun Ho, komutasındaki 15.000 atlı ile Chiu-yüan'den çıkmak üzere görevlendirilmiş ve 2000 li'den(~830 km) fazla [ilerleyip] Fu-chü kuyusuna varmıştı. [Aynı şekilde] Ts'urıg-p'iao Hou [unvanlı] Chao P'o-nu [da], 10.000'den fazla atlı ile Ling-chü'den çıkıp binlerce li uzağındaki Hsiung-nu Nehrine gelmişti. [Ancak], her ikisi de tek bir Hsiung-nu ile karşılaşmadan geri dönmüşlerdi.

Bu sırada, Göğün Oğlu sınırda teftişe çıkmış, Shuo-fang'a kadar gelmiş, [burada] gücünü göstermek için 180.000 atlıyı denetlemiş ve Ch'an-yü'yü bu durumdan haberdar etmek için

3772/ 1

Kuo Chi'yi göndermişti. [Kuo Chi], Hsiung-nu'lara geldiği sırada Hsiung-nu'ların baş teşrifatçısı gönderilme sebebini sormuştu. Kuo Chi nazik sözlerle tevazu göstererek "ben, Ch'an-yü ile görüşüp bizzat ona söyleyeyim" demişti.

Ch'an-yü, Chi'yi görüşmek için kabul ettiğinde, Chi:

"Güney Yüeh Kralı'nın başı şu anda Han [sarayının] kuzey kapısında sallanmaktadır. Bugün [Siz] Ch'an-yü, gelerek Han [devleti] ile savaşabilirsiniz, Göğün Oğlu bizzat ordusunun başında sınırda beklemektedir. Eğer savaşamayacak durumdaysanız, bir an evvel yüzünüzü güneye dönerek Han [devletine] tabi olunuz. Neden boş yere uzaklara giderek, çölün kuzeyindeki, suyun ve otun bulunmadığı çok soğuk ve elverişsiz yerlere kaçıp saklanıyorsunuz?"

demişti. Sözünü tamamladığında, Ch'an-yü çok hiddetlenmiş, hemen başteşrifatçının kafasını uçurtmuş, ayrıca Kuo Chi'yi alıkoyarak geri göndermemiş ve [onu] Pei-hai'a(:Baykal Gölü) yollayarak cezalandırmıştı. Ancak, Ch'an-yü, sonuçta, Han sınırlarına saldırmayı istememiş, [bunun yerine] askerlerini dinlendirip atlarını besiye çekmiş, ava çıkıp okçuluk talimleri düzenlemiş ve birkaç defa elçi göndererek güzel ve tatlı sözlerle ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) antlaşması yapma isteğinde bulunmuştu.

Han [imparatoru], Wang Wu ve diğerlerini Hsiung-nu'ları gözetlemek için görevlendirmişti. Hsiung-nu yasalarına göre, Han elçileri asalarını bırakmadan, yüzlerine dövme yaptırmadan hükümdarın çadırına giremezlerdi. Pei-ti'li olan Wang Wu, Hu'ların geleneklerine aşinaydı. Asasını bırakıp yüzünü karartarak çadıra girmişti. Ch'an-yü bundan hoşlanmış, sahte [bir] nezaketle "veliahtımı Han sarayına rehin olarak gönderip ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) antlaşması yapmak istiyorum" demişti.

3773/ 1

Han [hükümdarı] Yang Hsin'i elçi olarak Hsiung-nu'lara göndermişti. Bu sırada Han [devleti], doğuda Hui-mo ve Ch'ao-hsien'i zaptederek [bunları bir] ili haline getirmişti. Batıda ise Chiu-ch'üan ilini kurarak Hu(:Hsiung-nu) ve Ch'iang'lar arasındaki bağlantıyı kesmişti. Aynı zamanda, Hsiung-nu'ları batıda [onları] destekleyen ülkelerden ayırmak için, Yüeh-chih ve Ta-hsia ile ilişki kurmuş ve [bir] Weng-chuyu(:prenses) Wu-sun Kralı ile evlendirmişti. Bunun yanısıra, kuzeyde tarım topraklarını daha da genişleterek sınırı Hsüen-lei'e kadar uzatmış oralarda set yaptırmış, fakat Hsiung-nu'lar, ses çıkartmaya hiç cesaret edememişlerdi. Aynı yıl, Hsi Hou [unvanlı Chao] Hsin ölmüştü. Han [devletinin] ileri gelenleri Hsiung-nu'ların artık zayıflamış olduğunu ve kendilerine tabi olabileceklerini düşünmekteydiler. Yang Hsin, dürüst ve boyun eğmeyen [bir] kişi idi. Yüksek [bir] mevkide bulunmamıştı. Ch'an-yü [de] ona yakınlık göstermemişti. [Ch'an-yü] onu huzuruna çağırttığında, [o] asasını bırakmak istememiş, bunun üzerine Ch'an-yü çadırın dışında oturarak Yang Hsin ile görüşmüştü. Yang Hsin, [onu] ikna etmek için Ch'an-yü'ye, "eğer ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) antlaşması yapmayı istiyorsanız, veliahtınızı Han [devletine] rehin olarak [gönderiniz]" demişti.

Ch'an-yü:

"Eski antlaşmamız böyle değildir. Eski antlaşmamıza göre, her seferinde Han devleti [bir] Weng-chuyu(:prenses) ile birlikte ipekli kumaş ve yiyecek gibi şeyler göndererek ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) antlaşması yapmış ve Hsiung-nu'lar da bir daha sınırlarda rahatsızlık yaratmamışlardı. Bugün [siz] geçmişe aykırı bir şekilde, benim veliahtımı rehin olarak istiyorsunuz. Artık geride birşey kalmadı ki" demişti.

Hsiung-nu adetlerinde, görüşmeye gelen Han elçisi asillerden olmayıp okumuş alim kişilerden biri ise, ikna etmek istediğini düşünerek tartışmayı keserler, genç biri ise suikast amacıyla geldiğini düşünüp onun cesaretini kırarlardı. Han ordusunun Hsiung-nu [ülkesine] her girişinde, Hsiung-nu'lar da aynı şekilde mukabelede bulunuyorlardı. Han [devleti] Hsiung-nu'ların elçisini alıkoyduğunda, Hsiung-nu'lar da aynı sayıda Han elçisini tutarlardı.

Yang Hsin geri dönünce, Han [imparatoru] Wang Wu ve diğer bazı kişileri elçi olarak Hsiung-nu'lara göndermişti. Hsiung-nu [Ch'an-yü'sü] tekrar tatlı sözlerle Han [devletinden] daha fazla hediye alma isteğiyle, Wang Wu'ya aldatıcı bir şekilde:

3774/ 1

"Ben, Han [sarayına] gelip Göğün Oğlu ile yüz yüze görüşmek ve [onunla] kardeşlik sözleşmesi yapmak istiyorum"

demişti. Wang Wu dönüp bu durumu rapor edince Han [imparatoru] Ch'ang-an'da Ch'an-yü için [bir] konuk evi inşa ettirmişti. Hsiung-nu'lar, "Han [devletinin] asillerinden [bir] elçi gelmedikçe [onunla] gerçekleri konuşmayacağız" demişlerdi. Hsiung-nu'lar soylularından birini elçi olarak Han'lara göndermiş, [ancak] hastalanınca, ilaçla tedavi edilmek istenmişse de kötü [bir] şans eseri ölmüştü. [Bunun üzerine] Han [hükümdarı] Lu Ch'ung-kuo'ya iki bin fan'lık memuriyet mührü vererek, [onu] cenaze ile beraber binlerce altın değerindeki yüklü miktarda parayla elçi olarak yollamıştı. Ch'an-yü, elçisinin Han'lar tarafından öldürüldüğünü sandığı için Lu Ch'ung-kuo'yu alıkoyarak geri göndermemişti. [O zamana kadarki] sözlerin hepsini, Ch'an-yü sadece Wang Wu'yu kandırmak için söylemişti. Aslında Han'lara gitmeye ve veliahtını rehin olarak yollamaya niyeti yoktu. Böylece Hsiung-nu'lar birkaç kez askerlerini Han sınırlarına gönderip ani saldırılarda 5 bulunmuşlardı. [Buna karşılık] Han [devleti] de Kuo Ch'ang'ı Pa-hu Generalliği görevine getirmiş ve Chuo-yeh Hou [unvanlı Chao P'o-nu'yu] Shuo-fang'ın doğusunda Hu'lara(:Hsiung-nu) karşı savunmada bulunmak üzere mevzilendirmişti.

Wu-wei Ch'an-yü başa geçişinin 10. yılında ölünce, oğlu Chan-shih-lu tahta geçmiş ve genç olduğu için Çocuk Ch'an-yü olarak adlandırılmıştı. Bu yıl, Yüan-feng 6. yılı idi [M. Ö. 105]. Bundan sonra Ch'an-yü daha kuzeybatıya [gelmiş] ve sol kanat ordusu Yün-chung'a, sağ kanat [ise] Chiu-ch'üan ve Tun-huang'a dayanmıştı.

Çocuk Ch'an-yü başa geçtiğinde Han [imparatoru] baş sağlığı için biri [yeni] Ch'an-yü'ye, diğeri [de] Sağ Bilge Beyine olmak üzere iki elçilik heyeti göndermiş ve ülkede ayrılık yaratmak istemişti. Elçiler Hsiung-nu [topraklarına] girdiklerinde, Hsiung-nu'lar ikisini de Ch'an-yü'nün huzuruna getirmişlerdi. Ch'an-yü çok öfkelenerek Han elçilerinin hepsini alıkoymuştu. [Böylece] şimdiye kadar Hsiung-nu'larda tutuklu bulunan Han elçilerinin sayısı onu aşmış, aynı zamanda Hsiung-nu'lardan 10 Han'a gelen elçiler de aynı şekilde alıkonmuştu.

3775/ 1

Aynı yıl, Han [imparatoru], Erh-shih Generali [Li Kuang-li'yi] batıda Ta-yüan'e(:Fergana) saldırıya göndermiş ve Yin-yü Generali [Kung-sun Ao'ya] Shou-hsiang kalesini inşa etmesini emretmişti. Aynı yılın kışında, Hsiung-nu [ülkesinde] yoğun [bir] kar yağışı olmuş, hayvanlarının çoğu açlıktan ve soğuktan ölmüştü. Ayrıca Ch'an-yü genç olduğu için savaşmaktan ve öldürmekten çok hoşlanıyordu. [Bu sebeple] ülkede büyük huzursuzluk vardı. Sol [Kanat] Büyük Merkez Komutanı, Ch'an-yü'yü öldürmek istemiş ve bir kişiyi Han [imparatoruna] gizlice göndererek "Ben Ch'an-yü'yü öldürüp Han'a tabi olmak istiyorum, [ancak] Han [ülkesi] uzaktır. Han, bana yakın [bir yere] asker yollarsa hemen harekete geçerim" demişti. Han [imparatoru] önceden bu sözleri duyduğu için Shou-hsiang kalesini inşa ettirmiş, ancak yine de uzakta olacağı düşünülmüştü.

Ertesi yılın baharında [M.Ö. 103], Han [hükümdarı], Chuo-yeh Hou [unvanlı] P'o-nu'yıı, emrinde 20.000 atlı ile Shuo-fang'ın kuzeyinde 2000 li'den(~ 830 km) fazla [bir] uzaklığa göndermişti. Chün-chi Dağı'na kadar gidip geri dönmeyi planlamıştı. Chuo-yeh Hou buluşmaya gelmiş, Sol [Kanat] Büyük Merkez Komutanı [Ch'an-yü'yü öldürmek üzere] harekete geçince fark edilmiş ve Ch'an-yü [onu] öldürterek ordusunu Chuo-yeh Hou üzerine saldırıya göndermişti. Chuo-yeh Hou [da] harekete geçerek binlerce insanı esir almıştı. Dönerken Shou-hsiang kalesine 400 li (-166 km) mesafede, Hsiung-nu'lar 80.000 atlı ile onu kuşatmışlardı. Chuo-yeh Hou gece vakti su bulmak için tek başına çıkınca Hsiung-nu'lar [onu] canlı olarak ele geçirmiş ve sonra ordusuna ani [bir] saldırı düzenlemişlerdi. [Chuo-yeh Hou'nun] subayları generallerini kaybettiklerinden dolayı ölümle cezalandırılmaktan korktukları için birbirlerine geri dönmemeyi önermişler [ve] ordularıyla Hsiung-nu'lara katılmışlardı. Ch'an-yü [buna] çok sevinmişti. Ardından askerlerini Shou-hsiang kalesine saldırmak üzere göndermiş, [ancak burasını] düşürememiş, bunun üzerine sınırlara saldırılarda bulunarak geri dönmüştü. Ertesi yıl [M.Ö. 102], Ch'an-yü bizzat Shou-hsiang kalesine saldırmak istemişse de oraya ulaşamadan hastalanıp ölmüştü.

Çocuk Ch'an-yü başa geçişinin üçüncü yılında ölmüştü. Oğlu küçük olduğundan Hsiung-nu'lar onun küçük amcası olan, Wu-wei Ch'an-yü'nün kardeşi Sağ Bilge Beyi Kou-li-hu'yu

3776/ 1

Ch'an-yü olarak başa geçirmişlerdi. Bu olay, T'ai-ch'u [saltanat devresinin] 3. yılında olmuştu [M.Ö. 102].
Kou-li-hu Ch'an-yü başa geçtiğinde, Han [imparatoru] Saray Özel Hizmetkarları Başı Hsü Tzu-wei'i, Wu-yüan kalesinden hareketle yüzlerce li mesafede veya en uzağı 1000 li (-415 km) mesafede olmak üzere Lu-chü [dağına] kadar olan küçük kaleler ve sıra sıra karakollar kurmak için göndermişti. Ayrıca Özel Harekat Birliği Generali Han Yüeh ve Ch'ang-p'ing Hou [unvanlı] Wei K'ang, [Lu-chü] yakınlarında mevzilenmeleri için görevlendirilmişlerdi. Sert Yaylı Oklu Tüfekliler Birliği Komutanı Lu Po-te [ise] Chü-yen bataklığının kıyısında barikat kurmak üzere gönderilmişti.

Aynı yılın sonbaharında, Hsiung-nu'lar büyük [bir ordu] ile Yün-chung, Ting-hsiang, Wu-yüan ve Shuo-fang'a girerek binlerce kişiyi esir alıp öldürmüşlerdi. İki bin tan [maaşlı] yüksek devlet görevlilerinden birçoğunu yenilgiye uğratıp geri dönerken yolları üzerinde Saray Özel Hizmetkarları Başının yaptırmış 5 olduğu kale ve karakolları yıkmışlardı. Aynı zamanda Sağ Bilge Beyi ni Chiu-ch'üan ve Chang-yeh'ye göndererek, binlerce kişiyi esir almışlardı. Bu sırada [Han generali] Jen, Wen yardım etmek üzere saldırıya geçince, [Hsiung-nu'lar] ele geçirmiş oldukları herşeyi kaybederek geri dönmüşlerdi. Erh-shih Generalinin Ta-yüan(:Fergana) [devletini] yıkıp kralının başını uçurarak geri döndüğünü duyunca, Ch'an-yü onun yolunu kesip [bir] saldırıda bulunmak istemiş, ancak zamanında yetişememiş, ve aynı yılın kışında hastalanarak ölmüştü.

Kou-li-hu Ch'an-yü bir yıl başta kaldıktan sonra ölünce, kardeşi Sol [Kanat] Büyük Merkez Komutanı Chü-ti-hou Ch'an-yü olarak başa geçmişti.
Han [imparatorunun] Ta-yüan(:Fergana) [devletini] cezalandırması, yabancı ülkeleri korkutup sarsmıştı.

Göğün Oğlu, Hu'ları(:Hsiung-nu) zor durumda bırakmak düşüncesiyle şöyle [bir] ferman çıkartmıştı:

"[İmparator] Kao Huang-ti'den bana P'ing-ch'eng [yenilgisinin] acısı kaldı. [İmparatoriçe] Kao-hou zamanında [gönderilen] Ch'an-yü'nün mektubu son derece isyankardı. Eskiden Ch'i Hsiang Kung dokuz kuşak önceki intikamını almış ve Ch 'un Ch 'iu [yıllıklarında] yüceltilmişti."

Bu yıl, T'ai-ch'u [saltanat devresinin] 4. yılıydı [M.Ö.101].

3777/ 1 Chü-ti-hou Ch'an-yü başa geçtiği sırada, Han saldırısından korktuğu [için, kendi] tarafına geçmemiş olan Lu Ch'ung-kuo ve diğer Han elçilerinin hepsini geri göndermişti.

Ayrıca Ch'an-yü şöyle demişti:

"Ben [bir] oğlu olarak Han [hükümdarı] Göğün Oğlu'na [başımı kaldırıp] bakmaya nasıl cesaret ederim! [Ayrıca] Han [hükümdarı olan] Göğün Oğlu aile büyüklerimizdendir."

Han [imparatoru], Saray Muhafız Birliği Generali Su Wu'yu yüklü hediyeler ile birlikte Ch'an-yü'ye göndermişti. [Bu yüzden] Ch'an-yü gittikçe kibirlenerek çok kabalaşmıştı. Bu, Han [devletinin] beklemediği [bir davranıştı]. Ertesi yıl [M.Ö. 100], Chuo-yeh Hou [unvanlı] P'o-nu [Hsiung-nu'ların] elinden kaçarak Han [devletine] geri dönmeyi başarmıştı.

Ertesi yıl [M.Ö. 99], Han [imparatoru] Erh-shih Generali [Li Kuang-li] komutasında 30.000 atlıyı Chiu-ch'üan'den hareketle T'ien Shan'da(:Tanrı Dağları) Sağ Bilge Beyine saldırıya göndermiş ve [o da] 10.000'den fazla kişi esir alıp veya öldürerek geri dönmüştü. Hsiung-nu'lar, Erh-shih [Generalini] büyük [bir] kuşatma altına alınca [o da] kendisini zor kurtarmıştı. [Her] on Han askerinden altı veya yedisi ölmüştü. Han [imparatoru] bu kez Yin-yü Generali [Kung-sun Ao'yu], Hsi-ho'dan hareketle Chou-yeh dağında Sert Yaylı Oklu Tüfekliler Birliği Komutanı [Lu Po-te] ile buluşmak üzere göndermişti. [Ancak], bir şey elde edemediler. [Bu sefer] Atlı Birlikler Garnizon Komutanı Li Ling, 5000 askerden oluşan [bir] piyade birliğiyle gönderilmiş, Chü-yen'den hareketle kuzeye, 1000 li'den (~ 415 km) fazla [bir] uzaklığa gelerek [burada] Ch'an-yü ile karşılaşıp savaşa tutuşmuştu. [Li] Ling'in, [savaşta] öldürdüğü ve yaraladığı kişilerin sayısı onbini aşıyordu. [Ancak] askerlerin yiyeceği tükenmişti, geri dönerken Ch'an-yü, Ling'i kuşatmış ve Ling [de], Hsiung-nu'lara teslim olmuştu. Askerlerinden, kaçıp Han'a geri dönebilenler 400 kişi idi. Ch'an-yü, [Li] Ling'i onurlandırarak kızını ona eş olarak vermişti.

İki yıl sonra [M.Ö.97], Han [imparatoru], Erh-shih Generali'nin komutasında 60.000 atlı ve 70.000 piyade ile Shuo-fang'dan hareketle Sert Yaylı Oklu Tüfekliler Birliği Komutanı Lu Po-te liderliğinde 10.000'den fazla kişiyi, Erh-shih 10 [Generali] ile buluşmak üzere göndermişti. Özel Harekat Birliği Generali [Han] Yüeh, 30.000 piyade ile Wu-yüan'den, Yin-yü Generali [Kung-sun] Ao [da] 10.000 atlı ve 30.000 piyade ile 3778/ 1 Yen-men'dan hareket etmişti. Hsiung-nu'lar [bunu] duyunca, kadınlarını ve çocuklarını, malları ve mülkleri ile birlikte Yü-wu(:Tula) Irmağının kuzeyine uzaklaştırmalardı. Ch'an-yü de 100.000 [kişilik ordusu] ile ırmağın güneyinde beklemiş ve Erh-shih [Generali] ile savaşa girişmişti. Erh-shih, ordusu çözülünce geri çekilmiş, [ancak] on günden fazla [bir süre] Ch'an-yü ile savaşa devam etmişti. Özel Harekat Birliği [Generali Han Yüeh de] bir şey elde edememişti. [Diğer taraftan] Yin-yü [Generali Kung-sun Ao], Sol Bilge Beyi ile yaptığı savaşta başarılı olamamış ve [o da] geri çekilmişti.

Ertesi yıl Chü-ti-hou Ch'an-yü saltanatının 5. yılında öldü. Büyük oğlu Sol Bilge Beyi, Hu-lu-ku Ch'an-yü olarak başa geçti. Bu olay T'ai-shih saltanat devresinin ilk yılında gerçekleşti [M.Ö.96], [Bu olaydan] önce, Chü-ti-hou'nun iki oğlundan büyük olanı Sol Bilge Beyi, diğeri Sol [Kanat] Büyük Generali görevinde bulunuyorlardı.

[Chü-ti-hou], hastalanıp ölmek [üzere iken] Sol Bilge Beyinin başa geçmesini istemişti. Sol Bilge Beyi gelmeyince, ileri gelenler onun hasta olduğunu düşünüp yerine Sol [Kanat] Büyük Generalini Ch'an-yü olarak ilan etmişlerdi. Sol Bilge Beyi [bunu] duyunca gelmeye cesaret edememişti. [Bunun üzerine] Sol [Kanat] Büyük Generali [bir] kişiyi göndererek Sol Bilge Beyini çağırmış ve yerini ona bırakmak istemişti. Sol Bilge Beyi, hastalığını ileri sürerek bu teklifi reddetmişti. Sol [Kanat] Büyük Generali bunu kabul etmeyerek "bir talihsizliğe uğrayarak öldüğün takdirde [hükümdarlık] bana geçecektir" demişti. Sol Bilge Beyi [de] bunu kabul ederek, Hu-lu-ku Ch'an-yü unvanı ile başa geçmişti.

Hu-lu-ku Ch'an-yü başa geçtiğinde, Sol [Kanat] Büyük Generalini Sol Bilge Beyliği görevine getirmişti. [Fakat bu beyin] birkaç yıl sonra hastalanarak ölmesi üzerine, oğlu Hsien-hsien-ch'an onun yerine getirilmeyerek Jih-chu Beyi yapılmıştı. Jih-chu Beyliği, Sol Bilge Beyliğinden daha alt kademede idi. Ch'an-yü kendi oğlunu Sol Bilge Beyi yapmıştı.

Ch'an-yü'nün başa geçişinin 6. yılında [M.Ö.90], Hsiung-nu'lar Shang-ku ve Wu-yüan [illerine] girerek, halkını ve memurlarını öldürüp yağmalamışlardı. Aynı yıl, Hsiung-nu'lar tekrar Wu-yüan ve Chiu-ch'üan'e girerek bu iki [ilin] Garnizon Komutanını öldürmüşlerdi. Bunun üzerine Han [devleti], Erh-shih Generali [Li Kuang-li] emrinde 70.000 kişiyi Wu-yüan'den, Saray Başkatibi Shang-ch'iu Ch'eng'ın komutasında 30.000'den fazla kişiyi Hsi-ho'dan ve Ch'ung-ho Hou [unvanlı] Mang T'ung'un komutasındaki 40.000 atlıyı Chiu-ch'üan'den hareketle [Hsiung-nu'lara saldırmak üzere] 1000 li'den (~415 km) fazla [bir uzaklığa] göndermişti. Ch'an-yü, Han ordusunun büyük [bir] harekata giriştiğini duyunca, ağırlıklarının hepsini Chao-hsin kalesinin kuzeyindeki Chih-chü(:Selenge) Nehrine kadar göndermişti. Sol Bilge Beyi, halkıyla Yü-wu(:Tula) Nehrini aşıp 600-700 li (249-291 km) [uzaklıktaki] Tou-hsien Dağı'na yerleşmişti. Ch'an-yü bizzat seçme askerlerinin başında An-hou(:Orhun) [Nehrinin] sol [kıyısını takip ederek] Ku-chü Nehrini geçmişti.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: HSİUNG-NU(HUN) MONOGRAFİSİ 1. Bölüm

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 19:35

3779/ 1

Saray Başkatibi [Shang-ch'iu Ch'eng]'ın ordusu Chui-hsieh-ching adlı yere kadar gelmiş, [ancak] hiçbir düşmanla karşılaşmayınca geri dönmüştü. Hsiung-nu'lar Büyük Generallerinden biri] ile Li Ling'i, 30.000'den fazla atlıyla Han ordusunu takip etmek için göndermişti. [Ordu], Chün-chi Dağına vardığında [Han birlikleri ile] karşılaşmıştı. Dokuz gün süren savaşta Han askerleri düşman hatlarının içine girerek çok sayıda kişiyi öldürmüş ve yaralamıştı. P'u-nu Nehrine kadar gelen [Hsiung-nu'lar] kazanamayacaklarını anlayınca geri çekilmişlerdi.

Ch'ung-ho Hou [unvanlı Mang T'ung]'un ordusu T'ien Shan'a(:Tanrı Dağları) kadar geldiğinde Hsiung-nu'lar Büyük General Yen-ch'ü ile Sol ve Sağ Hu-chih Beylerinin komutasında 20.000'den fazla atlıyı Han ordusu üzerine yollamıştı. [Ancak] Han ordusunun güçlü olduğunu görünce geri çekilmişlerdi. Ch'ung-ho Hou'nun herhangi [bir] kazancı veya kaybı olmamıştı. Bu sırada Han [devleti] Chü-shih[Şehir Devleti] ordusunun Ch'ung-ho Hou'nun yolunu kesmesinden korktuğu için K'ai-ling Hou komutasında [bir] orduyu [da] Chü-shih'yı kuşatmaya göndermişti. [Bu ordu] Chü-shih'nın kralını ve halkını ele geçirerek geri dönmüştü.

Erh-shih Generali [Li Kuang-li], sınırdan çıkmak üzereyken Hsiung-nu'lar Sağ [Kanat] Büyük Merkez Komutanı ile Wei Lü komutasında 5000 atlıyı yollayarak Fu-yang'daki Kou Dağı geçidinde Han ordusuna saldırya göndermişti. Er-shih [Generali], tabi devletlerden toplamış olduğu 2000 Hu süvarisini savaşmak üzere yollamıştı. Düşman ordusu yenilerek dağılmış, yüzlerce kişi ölmüş veya yaralanmıştı. Han ordusu kazanmış olduğu başarıyla [Hsiung-nu'ları] kuzeyde Fan Fu-jen şehrine kadar takip etmiş ve Hsiung-nu'lar karşı koymaya cesaret edemeyerek kaçmışlardı. Bu sırada, Erh-shih [Generali]' nin karısı ve çocukları büyücülük yapmakla suçlanarak yakalanmış ve bu haberi duyan [Erh-shih Generali] korkmuştu.

İşlemiş olduğu suçun cezasından kaçmak için orduya katılmış olan yardımcısı Hu Ya-fu, Erh-shih [Generali]'ne şöyle [bir] tavsiyede bulunmuştu:

"Eşiniz ve bütün aileniz hapistedir. Geri döndüğünüzde [elde etmiş olduğunuz sonuç, hükümdarı] memnun etmezse, ailenizle ancak hapiste karşılaşırsınız. [O zaman] Chih-chü(:Selenge) Nehrinin kuzeyini tekrar görebilir misiniz ki?"

[Ancak] Erh-shih [Generali] ona güvenmediğinden daha ileri giderek başarı kazanmak istemiş ve bu sayede atfedilebileceğini düşünmüştü. Böylece kuzeye hareket ederek Chih-chü(:Selenge) Nehri kıyılarına varmıştı. [Fakat] düşman burayı daha önce terk etmişti. [Bunun üzerine] Erh-shih [Generalinin], Hu-chün komutasında sevk ettiği 20.000 atlı Chih-chü(:Selenge) Nehrini geçmişti. Bir gün, Sol Bilge Beyi ve Sol [Kanat] Büyük Generali ile karşı karşıya gelmişlerdi. [Bunların] komutasındaki 20.000 atlı ile Han ordusu gün boyunca savaşmıştı. Han ordusu Sol [Kanat] Büyük Generalini öldürüp, çok sayıda düşman [askeri] öldürmüş veya yaralamıştı. [Han] ordusunun Başkatibi ile Hui-chü Hou [unvanlı] Chüeh-sui

3780/ 1

Garnizon Komutanı gizli [bir] plan yaparak [ona] şöyle demişti:


"Generalimiz [bizden] farklı bir şey düşünmektedir. Hepimizi tehlikeye atarak kendisine çıkar sağlamak istiyor. Korkarım ki yenileceğiz."

[Böylece] birlikte Erh-shih [Generali]'ni yakalamak için plan yapmışlardı. Erh-shih [Generali] bunu duyunca Başkatibin başını vurdurmuş ve askerlerini geri çekerek Su-hsieh-Wu'daki Yen-jan Dağına kadar gelmişti. Ch'an-yü, Han ordusunun yorgun düştüğünü anlayınca komutasındaki 50.000 atlı ile Erh-shih [Generali]'nin önünü kesip saldırmış, her iki taraftan çok sayıda kişi ölmüş ve yaralanmıştı. Gece olduğunda [Hsiung-nu'lar] Han ordusunun ön cephesinde birkaç ch'ih derinliğinde hendek kazıp arka taraftan ani [bir] saldırıya geçince Han ordusu büyük [bir] karışıklığa düşerek yenilmiş ve Erh-shih [Generali] teslim olmuştu. Ch'an-yü, Erh-shih [Generali]'nin Han [devletinin] büyük [bir] generali ve önemli [bir] devlet adamı olduğunu bildiği için kızını onunla evlendirmiş ve ona Wei Lü'den daha fazla değer vermişti.

Ertesi yıl [M.Ö.89] Ch'an-yü, Han'a elçiyle birlikte [bir] mektup göndererek şöyle demişti:

"Güneyde büyük Han [devleti], kuzeyde güçlü Hu(rHsiung-nu) [devleti] vardır. Hu'lar(:Hsiung-nu) Göğün sevgili oğulları olduklarından ufak tefek kurallar için sıkıntıya girmezler. Şimdi Han [devleti] ile aramızda büyük [bir] kapı açmak ve Han [hanedanından] [bir] kız ile evlenmek istiyorum. Her yıl bize 10.000 tan (~ 199.680 litre) [ağırlığında] mayalanmış içki, 5000 hu (-99.840 litre) [ağırlığında] hububat, 10.000 top çeşitli ipekli kumaş veriniz. Diğerleri eski antlaşmalara göre devam etsin. Böyle olduğu takdirde sınırda karşılıklı yağma ve talanlar olmayacaktır."

Hsiung-nu elçisine karşılık olarak Han da [bir] elçi yolladı. Ch'an-yü Han elçisini zor durumda bırakmak için gönderdiği ileri gelenler [vasıtasıyla] şöyle dedi:

"Han, protokol ve görgü kuralları olan [bir] devlettir. [Ama] Erh-shih [Generali] bize eski veliahtın askerleriyle birlikte ayaklanmış olduğunu söyledi.
Neden?"

Han elçisi şöyle dedi:

"Evet. Başdanışmanla veliaht arasında şahsi [bir] çekişme vardı. Veliaht askeri [bir] harekatla Başdanışmanı öldürmek istedi. Başdanışman da ona iftira attı. Bu yüzden o da Başdanışmanı öldürdü. Bu [olay], oğlun babasının askerini kullanmasıdır. Cezası kamçılanmak olan küçük [bir] suçtur. Sizinle karşılaştırıldığında Mo-tu Ch'an-yü kendi babasını öldürüp yerine geçmiş ve üvey annesiyle evlenmişti. Bu hayvanca [bir] davranıştır!"

[Bu sözler üzerine] Ch'an-yü elçiyi alıkoymuş ve elçi ancak üç yıl sonra geri dönebilmişti.

3781/ 1

Wei Lü, bir yıldan fazla bir süredir Hsiung-nu'ların yanında olan Erh-shih [Generaline] fazlaca değer verilmesinden rahatsızlık duymuştu.

Bu sırada [Ch'an-yü'r\ür\] annesi Yen-chih hastalanmıştı. Hu'ların(:Hsiung-nu) büyücüsü, [Wei] Lü'nün isteği doğrultusunda şöyle demişti:

"Eski Ch'an-yü kızarak, Hu'lar(:Hsiung-nu) eskiden savaşa çıkmadan önce yaptıkları törenlerde sık sık Erh-shih [Generalini] ele geçirip kurban edeceklerini söylerlerdi, bugün neden bu [sözün] yerine getirilmediğini sormuştu"

Bunun üzerine Erh-shih [Generalini] yakalamışlar, o da sinirlenerek, "ölürsem Hsiung-nu'lar da yok olacaktır" demişti. Bunu takiben Erh-shih [Generali] kurban edilmişti. Tam bu sırada aylarca sürecek yağmur ve kar yağışı başladı. Hayvanlar öldü, insanlar hastalandı, ürün yetişmedi. [Bunun üzerine] Ch'an-yü korkarak Erh-shih [Generali] için [bir] tapınak yaptırdı.

Erh-shih [Generali] öldükten sonra, Han [devleti] on binlerce askerini ve Başkomutanını yeni kaybetmiş olduğu için tekrar sefere çıkmadı. Üç yıl sonra [M.Ö.87], [İmparator] Wu-ti vefat etti. [İmparator] Wu-ti'nin sağlığında, Han orduları yirmi yıldan fazla bir süreyle [Hsiung-nu'ların] içlerine girerek [onları] sonuna kadar takip etmiş, [bunun üzerine] Hsiung-nu'ların hamile [kadınları] çocuklarını düşürmüş ve [Hsiung-nu'lar] çok yorgun düşüp acı çekmişlerdi. Ch'an-yü'den halkına kadar herkes sürekli ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) antlaşması yapmak istiyordu.

Üç yıl sonra [M.Ö.85], Ch'an-yü, ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) talebinde bulunmak istediği sırada hastalanarak öldü. Başlangıçta, [Hu-lu-ku] Ch'an-yü'nün üvey annesinden olan [bir] kardeşi Sol [Kanat] Büyük Merkez Komutanı idi. Yetenekli olduğu [için] halk ona yaklaşmaktaydı. [Ch'an-yü'nün] annesi Yen-chih, Ch'an-yü'nün kendi oğlunu değil, Sol [Kanat] Büyük Merkez Komutanını veliaht ilan edeceğinden korkarak gizlice onu öldürttü. Sol [Kanat] Büyük Merkez Komutanının aynı anneden olan ağabeyi büyük [bir] kızgınlıkla bir daha Ch'an-yü'nün otağındaki toplantıya katılmak istemedi. Bu arada Ch'an-yü hastalandı. Ölmek üzereyken ileri gelenlere "benim oğlum küçüktür, ülkeyi idare edemez. Yerime, kardeşim Sağ Lu-li Beyi geçsin" dedi. Ch'an-yü ölünce Wei Lü ve beraberindekiler,

3782/ 1

Chuan-chü Yen-chih ile [bir] plan yaparak Ch'an-yü'nün öldüğünü sakladılar. Ch'an-yü adına sahte [bir] ferman yayımlayarak ileri gelenlerle [bir] işbirliği yaptılar ve [Ch'an-yü'nün vasiyetini] değiştirerek oğlu Sol Lu-li Beyi ni, Hu-yen-ti Ch'an-yü olarak ilan ettiler. Bu olay, Shih-yüan [saltanat devresinin] 2. yılında [M.Ö.85] gerçekleşti.

Hu-yen-ti Ch'an-yü başa geçtiğinde Han elçisine ima yoluyla ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) istediğini belirtti. Sol Bilge Beyi\ıe Sağ Lu-li Beyi başa geçemedikleri için öfkelenip halkları ile güneye giderek Han [devletine] sığınmak istediler. [Ancak] bu işi tek başlarına başaramayacaklarından korkup Lu-t'u Beyi ni zorlayarak kendileri ile birlikte batıda, [önce] Wu-sun'lara sığınmayı ve [sonra da] Hsiung-nu'lara saldırmayı planladılar. Lu-t'u Beyi onları ihbar etti. [Bunun üzerine], Ch'an-5 yü birini yollayarak durumu soruşturunca Sağ Lu-li Beyi suçunu kabul etmeyerek Lu-t'u Beyi nin üzerine attı. Bu şekilde halk, Lu-tu Beyinin suçlu olduğunu zannetti. Bunun üzerine, her iki bey de kendi bölgelerine çekildiler ve Lung-ch'eng'daki toplantılara bir daha katılmak istemediler.

İki yıl sonra [M.Ö.83] sonbaharda, Hsiung-nu'lar Tai'a girerek Merkez Komutanını öldürdüler. Ch'an-yü yeni başa geçmişti ve yaşı küçüktü. Annesi Yen-chih [ise] doğru ve dürüst hareket etmediğinden ülke içinde karışıklık baş göstermiş ve [halk] devamlı olarak Han ordusunun kendilerine saldırmasından devamlı korkuyordu.

Bunun üzerine Wei Lü, Ch'an-yü'ye şöyle [bir] plan önerdi:

"Hendek kazıp duvar yapalım; binalar inşa edelim ve ürünlerimizi bu binalarda depolayalım. Bunları Ch'in'lerle birlikte koruyalım. Han ordusu geldiğinde bize karşı çaresiz kalacaktır."

Böylece yüzlerce hendek kazıldı, binlerce ağaç kesildi. Bazıları Hu'ların şehri koruyamayacağını ve sonuçta erzağın Han'lara teslim edileceğini söyleyince Wei Lü, [planı] durdurdu. Böylece değişik [bir] planla [Hsiung-nu'lara] hizmet etmeyi kabul etmemiş olan Han elçilerinden Su Wu ve Ma Hung ile diğerlerinin ülkelerine geri yollanması düşünülmüştü. Önceleri, Saray Danışman Yardımcısı Wang Chung, batıdaki ülkelere elçi olarak giderken önü Hsiung-nu'larca kesilmiş ve savaşta öldürülmüştü. Ma Hung [da] esir alınmış, ancak [Hsiung-nu'ların] hizmetine girmeyi istememişti. Bu yüzden, Hsiung-nu'lar iyi niyetlerini bildirmek arzusuyla bu iki kişiyi geri gönderdiler. Bu olaylar sırasında, Ch'an-yü başa geçeli üç yıl olmuştu.

3783/ 1

Ertesi yıl [M.Ö.80], Hsiung-nu'lar sol ve sağ kanatlardan 20.000 atlıyla oluşturdukları 4 orduyu aynı anda sevk ederek sınırı aşıp yağmalarda bulundular. Han ordusu onları takip ederek 9.000 kişiyi esir aldı veya öldürdü. Ou-t'ou Beyini2 4 canlı olarak ele geçiren Han [ordusu] hiç kayıp vermedi. Hsiung-nu'lar Ou-t'ou Beyini Han [ordusunun elinde] görünce saldırıya rehberlik edebileceğini düşünerek korktular ve böylece kuzey batıya, uzaklara kaçarak güneydeki su ve otlaklara gelmeye ve ou-t'ou'larda mevzilenmeye cesaret edemediler. Ertesi yıl [M.Ö.79], [Hsiung-nu'lar] yeniden 9.000 atlıyı Han ordusuna karşı savunmak üzere Shou-hsiang kalesinde yerleştirdiler. Kuzeyde Yü-wu(:Tula) [Nehriden] geçebilmek için [bir] köprü [inşa ettiler], [Bu], kaçış için [bir] hazırlıktı. Bu sırada, Wei Lü, artık ölmüştü.

Wei Lü hayatta iken, sık sık ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) faydalarından bahsediyor, [ama] Hsiung-nu'lar [buna] inanmıyordu. Öldükten sonra [ise] ordu defalarca zor durumda kaldı ve ülke gittikçe fakirleşti. Ch'an-yünün kardeşi [olan] Sol Lu-li Beyi, Wei Lü'nün sözlerini düşünerek ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) yapmak istiyor, ama Han'ın bunu kabul etmemesinden korkuyordu. Dolayısıyla ilk sözü [kendisi] söylemek istemiyordu. Sık sık etrafındakiler vasıtasıyla [bu isteğini] Han elçilerine hissettiriyordu. Diğer yandan [Hsiung-nu'larınj saldırıları gittikçe azaldı, Han elçileriyle karşılaştıklarında daha saygılı davrandılar ve [böylelikle] zamanla ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) amacına ulaşabilmeyi umdular. Han [devleti] de onları kontrol altında tutuyordu. Bundan sonra Sol Lu-li Beyi öldü. Ertesi yıl [M.Ö.78], Ch'an-yü, Li-wu Beyi'ni sınırı gözetlemeye gönderdi. [Li-wu Beyi], Chiu-ch'üan ve Chang-yeh ordularının gittikçe zayıfladığını, asker sevk edip [bir] saldırı düzenlenirse bu bölgelerin tekrar ele geçirilebileceğini söyledi. Bu gerçekleşmeden önce, Han [devleti] kendine sığınmış kişilerden bu planı öğrenmiş ve Göğün Oğlu sınırlarda acil durumlar için hazırlıklı olunması emrini vermişti. Çok geçmeden, Sağ Bilge Beyi ile Li-wu Bevi, 4.000 atlıyı üç kola ayırıp Jih-lo, Wu-lan ve P'an-ho'ya girdi. Chang-yeh Valisi ile Vasat Ülkeler Garnizon Komutanı asker göndererek [düşmanı] büyük bozguna uğrattı. Kaçabilenlerin sayısı [yalnızca] birkaç yüz kişiydi. Vasal Ülkeler Binbaşısı İ-ch'ü Beyinin [bir] atlısı Li-wu Beyini oklayarak öldürdü. 200 chin (~49 kg) [ağırlığında] altın ve 200 atla ödüllendirilerek Li-wu Beyi unvanı verilmiştir. Vasal Ülkeler Garnizon Komutanı [olan] Kuo Chung'a [da] Ch'eng-an Hou unvanı verildi. Bu olaydan sonra Hsiung-nu'lar Chang-yeh'ye girmeye cesaret edemedi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: HSİUNG-NU(HUN) MONOGRAFİSİ 1. Bölüm

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 19:35

3784/ 1

Ertesi yıl [M.Ö.77], Hsiung-nu'lar 3.000'den fazla atlıyla Wu-yüan'e girerek binlerce kişiyi yakaladılar veya öldürdüler. Daha sonra on binlerce atlıyla güney sınırlarında ava çıktıklarında sınır dışındaki gözetleme kulelerine hücum edip görevlileri ve halkı esir alarak geri döndüler. Bu sırada, Han [devletinin] sınır illerinde ateşle haberleşme ve gözetleme sistemi çok iyi [olduğu için] Hsiung-nu'lar sınırı yağmalamaktan fazla [bir] kazanç elde edemediler ve sınır ihlallerini azalttılar. Han [devleti] yakalamış olduğu Hsiung-nu esirlerinden, Wu-huan'ların önceki Ch'an-yü'nün mezarını açtığını ve Hsiung-nu'ların buna çok öfkelenerek 20.000 atlıyla Wu-huan'lara saldırdığını öğrendi. Başkomutan Huo Kuang, askerleriyle [Hsiung-nu'lara] karşı saldırıda bulunmayı istiyordu. Bu sebeple Destek Kuvvetleri Komutanı Chao Ch'ung-kuo'ya [fikrini] sordu.

Ch'ung-kuo [ise] şöyle düşünüyordu:

"Wu-huan'lar son zamanlarda birkaç kez sınırlarımıza baskın düzenlediler. Şimdi Hsiung-nu'ların onlara saldırması Han [devletinin] işine gelecektir. Ayrıca Hsiung-nu'lar [da] yağmalarını azaltmışlardır. Bereket versin ki, kuzey sınırlarımızda sukunet sağlanmıştır. Man ve İ [gibi yabancı kavimler] kendi aralarında savaşmaktadır. Eğer asker sevk ederek onlara saldırırsak, savaşı üstümüze çekip yeni olaylar doğurmuş olacağız. [Bu, iyi bir] plan değildir."

Kuang, bu sefer Saray Muhafız Birliği Generali Fan Ming-yu'ya sorunca, Ming-yu saldırılabileceğini söyledi. Böylelikle Ming-yu, Tu-liao Generali olarak atanıp 20.000 atlının başında Liao-tung'dan hareket etti. Hsiung-nu'lar, Han ordusunun geldiğini duyunca geri çekildiler. Önceden Kuang, Ming-yu'yu "ordu, boş yere hareket etmiş olmasın. Hsiung-nu'lara yetişemezseniz Wu-huan'lara saldırın" diye ikaz etmişti. Wu-huan'lar, daha yeni Hsiung-nu ordusundan darbe yemişti. Ming-yu, Hsiung-nu'lara yetişemeyince Wu-huan'ların savaş yorgunu olmalarından yararlanarak onlara saldırdı ve 6000'den fazla kişinin kafasını uçurdu. Üç beyin başıyla geri döndü ve [kendisine] Ping-ling Hou [unvanı] verildi.

3785/ 1

Bu yüzden Hsiung-nu'lar korktu ve saldırıda bulunamadı.
Dolayısıyla, Wu-sun'lara elçi gönderip Han [sülalesinden bir] Kung-chu'nun(:prenses) verilmesini istediler. Wu-sun'lara hücum ederek Chü-yen ve O-shih290 bölgelerini ele geçirdiler. Wu-sun Kung-chu' su(: prenses) [Han devletine] mektup göndermiş [ve yardım istemişti], [İmparator], saraydaki görevlilerin yardım [meselesini] tartışmalarını emretti, [ancak] [bir] karara varılamadı, [Bu sırada İmparator] Chao-ti vefat etmiş ve yerine [İmparator] Hsüan-ti geçmişti [M.Ö.73].

Wu-sun [hükümdarı] K'un-mi tekrar mektup göndererek şöyle demişti:

"Sürekli olarak Hsiung-nu akın ve yağmalarına maruz kaldık. [Ben] K'un-mi, ülkenin yarısından toplanan 50.000 seçkin süvariyle [birlikte] bütün gücümle Hsiung-nu'lara saldırmak istiyorum. Buna karşılık Göğün Oğlu şefkat göstererek asker gönderip Kung-chu' su(: prenses) kurtarsın!"

Pen-shih [saltanat devresinin] 2. yılında [M.Ö.72] Han [devleti], batı sınırının doğusunda bulunan hafif donanımlı seçkin askerleri ile illerdeki 300 tan [maaş alan] görevliler arasından yapılı, at binmede ve ok atmada usta olanları seçerek hepsini orduya alıp, büyük [bir] harekat düzenledi. Saray Başkatibi T'ien Kuang-ming, Ch'i-üen Generalliğine atanarak 40.000'den fazla atlıyla Hsi-ho'dan hareket etti. Tu-liao Generali Fan Ming-yu 30.000'den fazla atlıyla Chang-yeh'den, öncü Kuvvetler Generali Han Tzeng 30.000'den fazla atlıyla Yün-chung'dan hareket etti. Artçı Birlikler Generali Chao Ch'ung-kuo, P'u-lei(:Barköl) Generalliğine atanarak 30.000'den fazla atlıyla Chiu-ch'üan'den yola çıktı. Yün-chung Valisi T'ien Shun, Hu-ya Generalliğine atanıp 30.000'den fazla atlıyla Wu-yüan'den hareket etti. Bu beş general, 100.000'den fazla atlıyla sınırı aşıp, her biri 2000 liden (-830 km) fazla yol kat etti. Komutan Ch'ang Hui, Wu-sun'lara ve Batı Bölgeleri'ne destek olmak için [bir] orduyla hareket etti. K'un-mi [de] Hsi Hou'nun emri altındaki 50.000'den fazla atlının başına geçerek batıdan saldırdı. [Böylece] beş generalin ordusuyla [birlikte] hepsi 200.000 kişiyi aştı. Han ordusunun büyük [bir] sefere çıktığını duyan Hsiung-nu'lar yaşlı ve güçsüzleri ile birlikte, sürülerini de önlerine katarak uzaklara kaçtılar. Böylece beş general fazla bir şey elde edemedi.

Tu-liao Generali sınırı aşıp 1200 liden (~ 498 km) fazla [bir] uzaklıkta P'u-li-hou Nehrine ulaştığında 700'den fazla kişinin başını uçurdu ve esir aldı. 10.000'den fazla at, sığır ve koyunu ele geçirdi. Öncü KuWetler Generali, sınırı 1200 li den fazla aşarak Wu-yüan'e vardığında [buradakileri] öldürdü ve esir aldı. Hou Dağına kadar geldiğinde öldürdüğü kişilerin sayısı yüzü aşmış ve 2.000'den fazla [da] at, sığır ve koyun ele geçirmişti. P'u-lei(:Barköl) Generalinin ordusu Wu-sun'larla birlikte Hsiung-nu'lara P'u-lei(:Barköl) bataklığında saldıracaktı. [Ancak] Wu-sun'lar, kararlaştırılan zamandan önce [oraya] gelmiş ve geri dönmüş olduğu için Han ordusu onlarla buluşamadı. P'u-lei(:Barköl) Generali, sınırı 1800 li'den (~ 747 km) fazla aşarak batıda Hou Dağına gidip [buradaki] Ch'an-yü'nün elçisi [olan] P'u-yin Beyfri\ ve emrindeki 300'den fazla kişiyi esir aldı veya başını uçurdu. 7000'den fazla at, sığır ve koyun ele geçirdi. Düşmanların artık geri çekildiğini duyunca [P'u-lei(:Barköl) Generali] buluşmayı gerçekleştirmeden geri döndü. Göğün Oğlu bu hatayı affetti ve ona karşı suçlamada bulunmadı. Ch'i-lien Generali, sınırı 1600 li (-664 km) aşarak Chi-chih Dağına ulaşıp 19 kişiyi öldürdü ve esir aldı. 100'den fazla sığır, at ve koyun ele geçirdi. [Yolda] Hsiung-nu'lardan dönmekte olan Han elçisi [Jan] Hung'a rastladı. [Jan Hung] Chi-chih Dağının batısında çok sayıda düşman olduğunu söyledi. Ancak, Ch'i-lien [Generali], Hung'u [orada] düşman olmadığını söylemesi için uyararak ordusuyla geri dönmek istedi. Saray Denetleme Teşkilatında çalışan Kung-sun İ-shou bunu yapmamasını öğütledi. [Ancak] Ch'i-lien [Generali onu] dinlemeyerek ordusunu alıp geri döndü. Hu-ya Generali, sınırdan çıkarak 800 li'den(~ 332 km) fazla uzaklıktaki Tan-yü-wu Nehrinin kıyısına kadar geldiğinde ordusunu durdurup daha ileriye gitmedi.

1900'den fazla kişiyi öldürüp esir aldı; 70.000'den fazla at, sığır ve koyun ele geçirerek askerleriyle geri döndü. İmparator, Hu-ya Generalini kararlaştırılan yere gitmediği ve ele geçirilenlerin sayısını da fazla gösterdiği için, ayrıca Ch'i-lien [Generalini] de önünde düşman olduğunu bile bile durup ilerlemediği için yargılanmalarını emredince [iki general] intihar etti. Kung-sun İ-shou'yu [da] Denetleyici Yardımcısı olarak atadı. Komutan Ch'ang Hui ile Wu-sun ordusu, Sağ Lu-li [Beyinin] merkezine ulaşarak Ch'an-yü'nün amcalarını, yengelerini, Chü-tz'u'larını(:prenses), ileri gelen beylerini, Li-wu Komutanını, binbaşıları [ve] komutanlarla bunların emrindeki 39.000'den fazla kişiyi esir aldı. 700.000'den fazla at, sığır, koyun, eşek, katır ve deve ele geçirdi. Han [imparatoru, Ch'ang] Hui'ye Ch'ang-luo Hou unvanını verdi. Hsiung-nu halkının ölü veya yaralı olarak kayıpları ile uzaklara dağılan ve telef olan sürüleri sayılamayacak kadar çoktu. Böylece Hsiung-nu'lar gittikçe zayıflayarak Wu-sun'lardan nefret ettiler.

3787/ 1

Aynı yılın kış mevsiminde, Ch'an-yü 10.000 atlıya bizzat komuta ederek Wu-sun'lara saldırdı. Çok sayıda yaşlı ve zayıf kişiyi esir aldı ve geri dönmek istedi. Bu sırada, büyük [bir tipiyle karşılaştı ve bir gün içinde bir changdan (~ 2,31 metreden) fazla kar yağdı. Birçok kişi ve hayvan donarak öldü. Geriye dönebilenlerin sayısı onda biri bile bulmuyordu. Bunun üzerine, Ting-ling'ler [Hsiung-nu'ların] zayıflığından faydalanarak kuzeyden hücum etti. Wu-huan'lar doğudan girdi. Wu-sun'lar da batıdan saldırdı. Bu üç kavim ve devlet on binlerce kişiyi öldürüp, on binlerce at ile çok sayıda sığır ve koyun ele geçirdi. Ayrıca açlıktan ölenlerin sayısı da çok fazlaydı. Halkın onda üçü, sürülerin onda beşi öldü. Hsiung-nu'lar çok zayıflayınca [kendilerine] tabi ülkelerin hepsi ayrılarak saldırılarda bulundular ve bunlar kontrol altına alınamadı. Bundan sonra, Han [devleti] 3.000'den fazla atlıyla üç koldan Hsiung-nu [topraklarına] girerek binlerce kişiyi tutsak edip döndü. Hsiung-nu'lar karşılık vermeye hiç cesaret edemediler ve gittikçe [da ha] ısrarlı bir şekilde ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) yapmak istediler. Böylece sınırdaki olaylar azaldı.

Hu-yen-ti Ch'an-yü, hakimiyetinin 17. yılında ölünce kardeşi Sol Bilge Beyi, Hsü-lü-ch'üan-ch'ü Ch'an-yü unvanıyla başa geçti. Bu yıl, Ti-chieh [saltanat devresinin] ikinci yılı idi [M.Ö.68].

Hsü-lü-ch'üan-ch'ü Ch'an-yü başa geçtiğinde Sağ [Kanat] Büyük Generalinin kızını Büyük Yen-chih yapmış ve eski Ch'an-yü'nün gözdesi Chuan-chü Yen-chih'yü uzaklaştırdı. Chuan-chü Yen-chih'ün babası Sol Büyük Chü-chü [ona karşı] büyük [bir] nefret duymuştu. Bu sıralarda, Hsiung-nu'lar sınıra saldırmadıklarından Han [devleti] halkını rahatlatmak için sınır dışındaki savunma kalelerini lağvetmişti. Ch'an-yü bunu duyunca sevindi ve ileri gelenleri toplayıp fikirlerini alarak Han [devleti] ile ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) yapmak istedi.

Sol Büyük Chü-chü bu işi bozmak için şöyle dedi:

"Eskiden, Han elçisi gelir ve onun arkasından ordu takip ederdi. Şimdi de Han [devleti] gibi [bir] ordu gönderelim, [ama] önce [bir] elçi yollayalım."

3788/ 1

Böylece kendisi ve Hu-lu-tzu Beyinin on biner atlıyla güneyde, sınır yakınlarında ava çıkıp karşılaşınca birlikte baskın düzenleyerek [Han topraklarına] girmeleri talebinde bulundu. Henüz [sınıra] gelmeden üç atlı kaçarak Han'a sığındı ve Hsiung-nu'ların baskın düzenleyeceğini söyledi. Bunun üzerine, Göğün Oğlu sınırda bulunan atlıların stratejik yerlere gönderilerek yerleştirilmesini emretti. [Ayrıca] Başkomutanlık Askeri Müfettişi Chih Chung'la birlikte dört kişinin emrine verdiği 5000 atlıyı üç kola ayırdı. [Bunların] her biri sınırdan çıkarak birkaç yüz li uzaklıkta onlarca düşmanı esir alıp geri döndü. Bu sırada, üç atlının kaçması üzerine Hsiung-nu'lar daha içeri girmeye cesaret edemeyerek geri çekildiler. Aynı yıl, Hsiung-nu'larda açlık baş gösterdi. Halk ve sürünün onda altısı veya yedisi telef oldu. Buna rağmen, [Hsiung-nu'lar] Han [askerlerine] karşı savunma yapabilmek için her biri 10.000 atlıdan oluşan iki ordu gönderdiler. Aynı yılın sonbaharında, daha önce Hsiung-nu'lar tarafından hakimiyet altına alınmış ve [devletin] sol bölgesinde yerleştirilmiş olan Hsi-ju'ların, idarecisinden halkına kadar binlercesi, sürüleriyle birlikte harekete geçerek ou-t'ou'larda[ki görevlilerle] çarpıştılar. Savaşta çok sayıda kişi ölüp yaralanınca [Hsi-ju'lar] güneyde Han [devletine] sığındılar.

Ertesi yıl [M.Ö.67], Batı Bölgeleri'ndeki şehir [devletleri]301 birleşerek Hsiung-nu'lara hücum ettiler ve Chü-shih devletini ele geçirerek kralını ve halkını esir edip geri döndüler. Ch'an-yü, bu kez Chü-shih Kralının kardeşi To-mo'yu Chü-shih Kralı olarak ilan etti. [O da] eski yerinde oturmaya cesaret edemediğinden geride kalan halkıyla birlikte doğuya göç etti. Böylece Han [devleti] Chü-shih topraklarını iskan etmek için daha fazla asker gönderip [buradaki toprakları] bölüştürerek dağıttı. Ertesi yıl [M.Ö.66], şehir devletlerinin, beraberce Chü-shih'ya saldırmalarına kızmış olan Hsiung-nu'lar, Wu-sun'lara ve Batı Bölgeleri'ne akınlar düzenlemek arzusuyla Sol ve Sağ [Kanat] Büyük Generallerinin her birini on binden fazla atlıyla birlikte göndererek Sağ bölgede askeri çiftlikler kurdurdu. İki yıl sonra [M.0.65], Hsiung-nu'lar her biri 6000 atlıya [komuta eden] Sol ve Sağ Yü-chien [Beylerini], Sol [Kanat] Büyük Generali ile birlikte göndererek bu kez Chü-shih'daki tarım yapan Han askerlerine saldırdılar; ancak ele geçiremediler. Ertesi yıldan [M.Ö.64] [itibaren] Ting-ling'ler 3 yıl boyunca Hsiung-nu topraklarına girerek yağmalarda bulunmuşlar, binlerce kişiyi esir alarak öldürmüşler; at ve diğer hayvanlarını sürüp götürmüşlerdir. [Bunun üzerine] Hsiung-nu'lar on binden fazla atlıyla karşı saldırıya geçmişlerse [de] bir şey elde edememişlerdir.

Ertesi yıl [M.Ö.60], Ch'an-yü emrindeki 3789/ 1 100.000'den fazla atlıyla sınır boyunca ava çıktı. Sınırın içlerine girerek yağmalama yapmak istiyordu. Henüz sınıra gelmeden halkından T'i-ch'u-chüh-t'ang, kaçarak Han [devletine] sığındı ve durumu anlattı. Han [imparatoru da ona] Yen-ping-lu Hsi-lu Hou unvanını verdi. [Ayrıca] Artçı Birlikler Generali Chao Ch'ung-kuo'yu 40.000'den fazla atlıyla birlikte sınır boylarındaki dokuz ilin savunması için gönderdi. Bir aydan fazla bir süre sonra Ch'an-yü hastalanarak kan kusunca [Hsiung-nu'lar] sınırı aşmaya cesaret edemeyerek geri çekildiler ve askeri [harekatı] durdurdular. Bundan sonra Ti Beyi Tu-li-hu-tz'u'yı [bir] heyetle birlikte Han [devletine] göndererek ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) talebinde bulundular. [Ancak] henüz cevap gelmeden Ch'an-yü öldü. Bu [olayların olduğu] yıl, Shen-chüeh [saltanat devresinin] 2. yılıydı. [M.Ö.60] Hsü-lü-ch'üan-ch'ü Ch'an-yü 9 yıl başta kaldıktan sonra öldü. Başa geçer geçmez Chuan-chü Yen-chih'yü uzaklaştırmıştı. Bunun üzerine Chuan-chü Yen-chih, Sağ Bilge Beyi ile gizli [bir] ilişki kurdu. Sağ Bilge Beyi, Lung-ch'eng'da [düzenlenmiş olan] toplantıdan dönerken Chuan-chü Yen-chih, Ch'an-yü'nün ağır hasta olduğunu fazla uzaklaşmamasını söyledi. Birkaç gün sonra Ch'an-yü öldü. Ho-ssu Beyi Hsing-wei-yang, [bir] elçi yollayarak bütün beyleri çağırdı. [Ancak onlar] gelmeden önce Chuan-chü Yen-chih, kardeşi Sol Büyük Chü-chü Tu-lung-ch'i ile gizli [bir] plan yaparak Sağ Bilge Beyi T'u-ch'i-t'ang'ı, Wo-yen-chü-ti Ch'an-yü [olarak] başa geçirdi. Wo-yen-chü-ti Ch'an-yü, babasının yerine Sağ Bilge Beyi olmuştu, [kendisi] Wu-wei Ch'an-yü'nün neslinden gelmekteydi.
Wo-yen-chü-ti Ch'an-yü başa geçince ho-ch'un (:evlilik yoluyla uyum) antlaşmasını yenilemek için kardeşi İ-chiu-juo Beyi Sheng-chih'yı, hediye sunup görüşmek üzere Han [imparatoruna] yolladı. Ch'an-yü başa geçtiği ilk zamanlarda çok acımasızdı. Hsü-lü-ch'üan-ch'ü [Ch'an-yü] zamanında nüfuzlu olan Hsing-wei-yang gibi soyluların hepsini öldürdü. Ayrıca Chuan-chü Yen-chih'n\n kardeşi Tu-lung-ch'i'yi göreve getirdi.

Aynı zamanda Hsü-lü-ch'üan-ch'ü'nün oğulları, kardeşleri ve yakın akrabalarının hepsini azlederek kendi oğul ve kardeşlerini onların yerine getirdi. Hsü-lü-ch'üan-ch'ü Ch'an-yü'nün oğlu olan Chi-hou-shan başa geçemeyince kaçarak kayınpederi Wu-ch'an-mu'ya sığındı. Wu-ch'an-mu, önceleri Wu-sun'larla K'ang-chü'lerin 303 arasında küçük [bir] ülkenin [lideri] idi. Birkaç defa baskına uğrayınca binlerce kişilik halkıyla Hsiung-nu'lara gelerek tabi olmuştu. Hu-lu-ku Ch'an-yü [de] yeğeni Jih-chu Beyinin ablasını [Wu-ch'an-mu] ile evlendirmiş ve onu kendi halkının lideri yapıp sağ bölgeye yerleştirmişti. Jih-chu Beyi Hsien-hsien-ch'an'ın Sol Bilge Beyi [olan] babası, Ch'an-yü olması gerekirken [yerini] Hu-lu-ku Ch'an-yü'ye bırakmış, Hu-lu-ku Ch'an-yü de ona başa geçme sözü vermişti. Halk arasında bu sebeple Jih-chu Beyinin Ch'an-yü olması gerektiği çok konuşuluyordu. Jih-chu Beyi ile Wo-yen-chü-ti Ch'an-yü arasında eskiden beri süren [bir] anlaşmazlık olduğundan [Jih-chu Beyi] on binlerce atlıdan oluşan halkıyla birlikte Han [devletine] sığındı. Han [imparatoru] Jih-chu Beyine Kuei-te Hou unvanını verdi. Ch'an-yü [ise] kendisinden yaşça büyük olan kuzeni Po-hsü-t'ang'ı Jih-chu Beyliğine getirdi.

Ertesi yıl [M.Ö.59], Ch'an-yü bu sefer de Hsien-hsien-ch'an'ın iki kardeşini öldürdü. Wu-ch'an-mu, onların bağışlanmasını rica etmiş, [ancak Ch'an-yü'nün] kulak asmaması üzerine öfkelenmişti. Bundan sonra, Sol Yü-chien Beyi ölünce Ch'an-yü, küçük oğlunu Yü-chien Beyliğine getirerek onu merkezde yerleştirdi. [Bunun üzerine] Yü-chien [Beyliğinin] ileri gelenleri birleşip eski Yü-chien'nin oğlunu onun yerine seçtiler ve hep birlikte doğuya göç ettiler. Ch'an-yü Sağ Başdanışmanın emrine on bin atlı verip onların üzerine yolladı. [Ancak, ordu] binlerce kişilik kayba uğrayarak başarılı olamadı. Bu sırada Ch'an-yü başa geçeli iki yıl olmuş, [onun] zorbalığı ve [verdiği] ölüm cezaları yüzünden halkı ona itaat etmemişti. Üstelik veliaht olan Sol Bilge Beyi, defalarca sol bölgenin ileri gelenlerine iftira atmış ve [bu durum] sol bölgenin ileri gelenlerinin hepsinde nefret doğurmuştu. Ertesi yıl [M.Ö.58], Wu-huan'lar Hsiung-nu'ların doğu sınırında bulunan Ku-hsi Beyine hücum ederek çok sayıda insanı esir alınca Ch'an-yü çok kızmıştı. Ku-hsi Beyi korkarak Wu-ch'an-mu ve sol bölgenin ileri gelenleri ile birlikte Chi-hou-shan'ı Hu-han-yeh Ch'an-yü olarak ilan etti. Sol taraf askerlerinden 40.000-50.000 kişiyi

3791/ 1

batıya sevk ederek Wo-yen-chü-ti Ch'an-yü'ye saldırdılar [ve] Ku-chü Nehrinin kuzeyine kadar geldiler. Savaş başlamadan Wo-yen-chü-ti Ch'an-yü'nün askerleri kaçtılar. [Wo-yen-ch'ü-ti Ch'an-yü] Sağ Bilge Beyi olan kardeşine [bir] elçi yollayarak "Hsiung-nu'lar birleşip bana saldırdı. Asker gönderip bana yardım edebilir misin?" dedi. Sağ Bilge Beyi [ise], "insanları sevmedin, kardeşlerini ve ileri gelenleri öldürdün. Neredeysen orada öl. Bana gelip [adımı] kirletme" diye cevap verdi. Wo-yen-chü-ti Ch'an-yü çok öfkelenerek intihar etti. Sol Büyük Chü-chü Tu-lung-ch'i, Sağ Bilge Beyinin yanına kaçınca, halkının hepsi Hu-han-yeh Ch'an-yü'ye tabi oldu. Bu olaylar, Shen-chüeh [saltanat devresinin] 4. yılında meydana geldi [M.Ö.58], Wo-yen-chü-ti Ch'an-yü 3 yıl başta kaldıktan sonra yok olup gitti.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Asya Hun İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir