Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İmana Kim Onay Verecek?

Ana Konular:
"Kahraman Ata'mız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluş Dönemi".
-Atamız, Türk Milletimiz'in çıkarları için Gerçek Demokrasi'yi tamamı ile uygulamış, herşeyini Türkiye Cumhuriyetimizin temelini kurmak için, Türk Soyumuzun ve İslam Dinimizin Tam Bağımsız Geleceği için yaşadığı sürede feda etmiştir.
-Dersim İsyanını(ve ondan önceki benzer isyanlarıda) planlayan, örgütleyen, pohpohlayan ve oluşturanlar ülkemiz içindeki İngiliz ajanlarıdır(örneğin Seyit Rıza). Cahil bırakılmış halkımızı, önemli değerlerimizi(İslam Dini ve Milliyetçilik) kötüye kullanarak, Türkiye Cumhuriyetimize karşı ayaklandıranlar İngiliz ajanlarının ta kendisidir.
-Seyit Rıza, Koçgiri Aşireti mensupları, vs., bunların hepsinin soyu Türk'tür, ama ne tuhaftır ki bu ajanlar Kürtçülüğü, İslam'ı ve Kürdistan'ı savunuyorlar. Bu tarihi gerçekler, size günümüzde neleri hatırlatıyor? Abdullah Öcalan'ın kökeni nedir? Ermeni!!! Ahmet Türk'ün kökeni nedir? Türktür!!! Talabani ve Barzani'nin kökeni nedir? Yahudi??? Bütün bu şahıslar günümüzde hangi devlete hizmet ediyorlar? İngiltere-ABD devletine!!!
-Bir benzerlik görebiliyormusunuz? Amaç Kurtuluş Savaşından itibaren Tam Bağımsız Atatürkçü Türk Cumhuriyetini yıkmaktır ve bu amaç İngilterenin çıkarlarına hizmet etmektedir. Sonuç nedir? Dersim İsyanını oluşturan İngiltere'dir(finansal destekleriyle), ve İsyanı bastıran Atatürk'te İngiltere'ye hizmet eden teröristlere operasyonlar düzenleyip, aslında bir İngiliz harekatını yokedip, İngiltereyi tekrardan mağlup etmiştir!!!
-Atamız'ın Karizmatik Liderliği Döneminde Türkiye'miz, İç ve Dış Siyasette Tam Bağımsız olan Bir Dünya Gücüydü. Atamızın önünde sonsuz sevgi ve saygıyla eğiliyoruz.

İmana Kim Onay Verecek?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 10 Ara 2010, 23:05

İMANA KİM ONAY VERECEK?

Allah ile aldatanların en büyük kötülüklerinden biri, insanların imanları hakkında karar verme yetkisi kullanmaya kalkmalarıdır.
Allahlık iddia etmenin en sinsi şekli böyle bir yetki kullanmaya teşebbüstür. Çünkü imana onay hakkı, Tanrı'nın tekelindeki yetkilerden biridir.
Allah ile aldatanların tahakküm teolojisi işte bu hakkı kullanmıştır, kullanmaktadır. Fesat teolojisinin Türkiye temsilciliğinin bu yetkiyi kullanırken sergilediği zulümleri, tutarsızlıkları, iftira, ihanet, itham ve kötülükleri düşünüyorum da ürperiyorum.

İmana onay, din meselesinin en hassas konusudur. Bu onay hakkını Allah'ın dışında birilerine kullandırmaya kalktığınız anda din adına en zehirli dinsizliği yapmaya başlarsınız. Akıl almaz, sonu gelmez hatalar, zulümler birbirini izler.
Bir düşünün, yıllar ve yıllar, Allahsız, komünist, münkir, din düşmanı' damgası yemiş bir Nazım Hikmet, yıllar sonra bakıyorsunuz, Bükreş'te bir gece, mihmandarından kendisini camiye götürmesini istiyor. Olayın tanığı olan zat bunu 47 yıl sonra açıklıyor. (Hürriyet, 8 Şubat 2004)

Ünlü müzisyen Cem Karaca'nın yıllar ve yıllar, Ermenilik, solculuk, dinsizlik ve imansızlıkla suçlandığını yakından izledim. Bu satırların yazarının Kur'an Meali'ni yıllarca okuyan ve samimi bir mümin, tasavvuf meşrebinde bir sanatkar olduğunu yakından bildiğimiz bu insan, 8 Şubat 2004 günü hayata gözlerini yumduğunda basın onun vasiyetini açıkladı.

Şunu vasiyet ediyordu rahmetli Cem:

"Namazımın Üsküdar'daki Seyit Ahmet Camii'nde kılınmasını istiyorum. Cenazemde alkış ve tören istemiyorum; sadece dinî vecibelerin icrasını istiyorum..."

Peki, ona yıllarca dinsiz-imansız damgası vuranlar yaptıklarının hesabına kime, nasıl ödeyecekler?
Fesat teolojisinin açtığı yaralar, yaptığı kötülükler ne yazık ki telafisi mümkün olacak türden değildir. Bu kötülükleri yapanların cezaları ahirete kalıyor; böyle olunca da yaşayanlar bunların akıbetlerinden ders alamıyor Onlar vücutlarıyla cehennemi kirletirken, dünyadaki benzerleri yeni zulümler sergilemeye devam ediyor.
Kur'an'ın dini; ruhbanlığı, din sınıfını, Allah ile kul arası aracılığı kabul etmediğine göre, imana, sadece Allah onay verecektir.

Allah'a teslimiyet, Allah katında Müslüman olmanız için yeterlidir ama, Allah ile aldatan fesat dincileri için yeterli değildir. Bu zihniyetin, başkalarına Mümin-Müslümnan' onayı vermesi kendisine teslimiyet şartına bağlıdır.
Allah ile aldatanların amacıyla aracı aynıdır: Siyasal rakiplerini din-iman dışı göstererek yıpratmak ve dinin kredilerini kullanarak iktidar erkini ele geçirmek... Bu gerçek, tarih boyunca hiç değişmemiştir ve asla değişmeyecektir.
Onun bunun dinine-imanına onay verme yetkisini kendisinin doğal hakkı gören zihniyetin lügatinde doyma, uzlaşma, acıma... gibi kavramların yeri yoktur. Ondan anlayış bekleyenler bir gün gelir, saçlarını-başlarını yolarlar, ama iş işten geçmiş olur.

Kaynakça
Kitap: Allah ile Aldatmak
Yazar: Yaşar Nuri Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1923-1938: Gazi Mustafa Kemal Atatürk Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir