Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Hıyaneti Vataniye Kanunu

Devrim Kanunları 10

Ana Konular:
"Kahraman Ata'mız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluş Dönemi".
-Atamız, Türk Milletimiz'in çıkarları için Gerçek Demokrasi'yi tamamı ile uygulamış, herşeyini Türkiye Cumhuriyetimizin temelini kurmak için, Türk Soyumuzun ve İslam Dinimizin Tam Bağımsız Geleceği için yaşadığı sürede feda etmiştir.
-Dersim İsyanını(ve ondan önceki benzer isyanlarıda) planlayan, örgütleyen, pohpohlayan ve oluşturanlar ülkemiz içindeki İngiliz ajanlarıdır(örneğin Seyit Rıza). Cahil bırakılmış halkımızı, önemli değerlerimizi(İslam Dini ve Milliyetçilik) kötüye kullanarak, Türkiye Cumhuriyetimize karşı ayaklandıranlar İngiliz ajanlarının ta kendisidir.
-Seyit Rıza, Koçgiri Aşireti mensupları, vs., bunların hepsinin soyu Türk'tür, ama ne tuhaftır ki bu ajanlar Kürtçülüğü, İslam'ı ve Kürdistan'ı savunuyorlar. Bu tarihi gerçekler, size günümüzde neleri hatırlatıyor? Abdullah Öcalan'ın kökeni nedir? Ermeni!!! Ahmet Türk'ün kökeni nedir? Türktür!!! Talabani ve Barzani'nin kökeni nedir? Yahudi??? Bütün bu şahıslar günümüzde hangi devlete hizmet ediyorlar? İngiltere-ABD devletine!!!
-Bir benzerlik görebiliyormusunuz? Amaç Kurtuluş Savaşından itibaren Tam Bağımsız Atatürkçü Türk Cumhuriyetini yıkmaktır ve bu amaç İngilterenin çıkarlarına hizmet etmektedir. Sonuç nedir? Dersim İsyanını oluşturan İngiltere'dir(finansal destekleriyle), ve İsyanı bastıran Atatürk'te İngiltere'ye hizmet eden teröristlere operasyonlar düzenleyip, aslında bir İngiliz harekatını yokedip, İngiltereyi tekrardan mağlup etmiştir!!!
-Atamız'ın Karizmatik Liderliği Döneminde Türkiye'miz, İç ve Dış Siyasette Tam Bağımsız olan Bir Dünya Gücüydü. Atamızın önünde sonsuz sevgi ve saygıyla eğiliyoruz.

Hıyaneti Vataniye Kanunu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:03

DEVRİM KANUNLARI 10: HIYANETİ VATANİYE KANUNU (29 Nisan 1920)

"Dini veya dinin kutsallığını siyasi gayelere esas veya alet etmek maksadıyla cemiyetler teşkil edenler veya bu cemiyetlere dahil olanlar vatan haini addolunurlar. Dini veya dinin kutsallığını alet ederek devlet şeklini değiştirmek ve bozmak veya devlet güvenliğini ihlal veya dini alet ederek her ne suretle olursa olsun halk arasına fesat ve nifak sokulması için gerek fert olarak ve gerek toplu halde sözle veya yazıyla veyahut fiili bir şekilde veya nutuk iradı veyahut neşriyat icrası suretiyle harekette bulunanlar keza vatan haini addolunurlar. Bilfiil vatana ihanet edenler asılarak idam olunur... "
(Hiyaneti Vataniye Kanunu'nun Birinci maddesinden)

Karahisarı sahip Milletvekili Mehmet Şükrü Bey tarafından hazırlanan kanun teklifi, TBMM'nin 29 Kasım 1920 tarihli birleşiminde görüşülerek kesinleşti. Kanun üzerinde daha sonra 1 Kasım 1922'de ve 25 Nisan 1925'te değişiklikler yapıldı. Hiyaneti Vataniye Kanunu, 12 Nisan 1991 tarihli "Terörle Mücadele Kanunuyla yürürlükten kaldırıldı.

Hiyaneti Vataniye Kanunu'nun önemli maddeleri:

• "Saltanatın ilgasına ve egemenlik ve hükümranlığın terk edilemez, bölünemez ve devredilemez olmak üzere Türkiye halkının gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi'nin manevi şahsiyetinde mündemiç bulunduğuna dair 1 Kasım 1922 tarihli kararın aksine veya TBMM'nin meşruiyetine isyan içeren sözle veya yazıyla veya bile bile muhalefet veya kargaşalık çıkaran veya neşriyatta bulunan kimseler vatan haini addolunur.
"Dini veya dinin kutsallığını siyasi gayelere esas veya alet etmek maksadıyla cemiyetler teşkili yasaktır. Bu kabil cemiyetleri teşkil edenler veya bu cemiyetlere dahil olanlar vatan haini addolunurlar. Dini veya dinin kutsallığını alet ederek devlet şeklini değiştirmek ve bozmak veya devlet güvenliğini ihlal veya dini veya dinin kutsallığını alet ederek her ne suretle olursa olsun halk arasına fesat ve nifak sokulması için gerek fert olarak ve gerek toplu halde sözle veya yazıyla veyahut fiili bir şekilde veya nutuk iradı veyahut neşriyat icrası suretiyle harekette bulunanlar keza vatan haini addolunurlar."

• "Bilfiil vatana ihanet edenler asılarak idam olunur. İkinci derecede üstlenenler ile müteşebbisleri Ceza Kanunu'nun 45. ve 46. maddesi gereğince cezalandırılırlar.
"Vaiz ve hitabet suretiyle alenen veya çeşitli zamanlarda çeşitli şahısları gizlice ve sözle vatana ihanet suçuna tahrik ve teşvik edenlerle işbu tahrik ve teşviki suretler ve çeşitli araçlar ile yazıyla ve resmederek işleyenler geçici küreğe konulur. Tahrik ve teşvik sebebiyle fesat oluşursa tahrik ve teşvik edenler idam olunurlar."

• "Adli zabıta memurlarının düzenleyecekleri ilk soruşturma evrakı sorgu dairesine tevdi olunmaksızın mahallin en büyük mülkiye memuruna verilir ve onun tarafından dahi savcılar aracılığıyla yirmi dört saat zarfında mahkemeye verilir."

• "Vatana ihanet zanlılarına ait muhakemat, zorunlu bir sebep olmadıkça azami yirmi günde hükme bağlanacaktır. Bu süreyi mecburi bir sebep olmaksızın aşan mahalli zabıta ile mahkeme heyeti Ceza Kanunu'nun 102. maddesi gereğince suçunun derecesine göre cezalandırılmak üzere üst mahkemece muhakemesi bilicra azami yirmi gün zarfında hükme bağlanacaktır."

Hiyaneti Vataniye Kanunu TBMM'nin çıkarttığı ikinci kanundu. Meclis, bir ölüm kalım savaşına önderlik ederken bu savaşa karşı padişahın kışkırtmasıyla bozgunculuk yapanları cezasız bırakamazdı. Hiyaneti Vataniye Kanunu, ilk şekliyle, Kurtuluş Savaşı'nın başarısında, daha sonra yapılan değişiklerle ise, Cumhuriyet'in ve laikliğin korunmasında önemli rol oynamış kanunlardan biridir.

Kaynakça
Kitap: Cumhuriyet Devrimi Kanunları
Yazar: FERİT İLSEVER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: HIYANETİ VATANİYE KANUNU

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:04

"TBMM'nin Meşruluğuna Kasteden Vatan Hainidir"

Karahisansahip Milletvekili Mehmet Şükrü Bey, kanun önerisini, 25 Nisan 1920'de, TBMM'nin 3. birleşiminde sundu. Layiha Encümeni, bu önerinin birinci maddesini şöyle düzenledi:
"Yüce Hilafet makamını ve Osmanlı ülkesini yabancıların elinden kurtarmak ve saldırılarını defetmek amacıyla kurulan Büyük Millet Meclisi'nin meşruluğuna ayaklanma niteliğinde sözle veya eylemle karşı gelen veya bozgunculuk yapanlar vatan haini sayılırlar. Kanun hükümleri dairesinde yargılanarak cezalandırılırlar."

Kanun teklifinin gerekçesinde, "Büyük Millet Meclisi'nin kuruluş amacının belli olması itibariyle, vereceği kararlara bütün Osmanlı halkının uyması, uymayanların ve aksine hareket edenlerin vatan haini olup, vatana hiyanet ile suçlandırılmaları gerektiği" belirtiliyordu.

Öneri üzerine konuşan Kastamonu Milletvekili Abdülkadir Kemali Bey, "Bu kanun maddeleri ile Meclisin meşruluğunu ve varlığını içe ve dışa anlatmak istiyoruz. Bu meclis varsa, varlığını tanımayanları cezalandırmak zorundadır. Bu yeni kanun ile toplantılarımızın meşruluğunu ve vereceği kararlara itaatin zorunlu olduğunu ve aksine hareket edenlerin cezalandırılacaklarını saptıyoruz" dedi.

Antalya Milletvekili Hamdullah Suphi Bey'in aşağıdaki sözleri önerinin hızla yasalaşmasında önemli rol oynadı:
"İstanbul işgal altında, Anadolu üç dört taraftan saldırıya uğradı, İzmir'de Yunan, Antalya'da İtalyan, Adana, Urfa, Maraş ve Antep yöresinde Fransız bayrakları dalgalandığı bu dönemde biz ne yapıyoruz? Bir dakika dikkat ediniz! Cephelerde kullanacağımız kuvvetleri içerde birtakım hainlerin üzerine gönderiyoruz ve cephelerimizi boşaltıyoruz. Beypazarı ayaklanmıştır. Bir haber alıyoruz: Filan yerde telgraf tellerini kesmişler, kışkırtmalar her tarafta devam ediyor, bozgunculuğun sonu gelmiyor ve biz vatanımızın bu son parçasında bağımsızlığımızı kuşatıp saran bir tehlike ortasında görüşüyor, tartışıyor, düşünelim diyoruz. Oysa karşı taraf bir saniye durmuyor, duraksamıyor. Sizin vatan savunması için gönderdiğiniz kuvvetleri yakalıyor, subayları öldürüyor, yakıyor, yıkıyor. Onun kanunu yoktur. Eğer inanıyorsak ki, memleketin son savunması için toplandık ve ülkenin bağımsızlığına ayaklananları ortadan kaldırmak ilk görevimizdir. Uzun düşünecek vaktimiz yoktur. Vatan savunmasına karşı gelenler dünyanın her tarafında hatta barış döneminde bile haindirler, asılarak cezalandırılırlar."
Layiha Encümeni'nin düzenlediği yasa teklifi, 29 Nisan 1920 günü görüşülerek kabul edildi.

"Dini Siyasete Alet Edenler de Vatan Hainidir"

Hiyaneti Vataniye Kanunu'nun zaman içinde izlediği seyir, bir bakıma laikliğin seyridir.
1 Kasım 1922'de Saltanatın kaldırılmasından sonra, bu kanunun 1. maddesi 15 Nisan 1923 tarih ve 334 sayılı kanunla değiştirilerek, söz konusu karara aykırı olarak veya TBMM'nin meşruluğuna ayaklanmayı içeren sözle, yazı ile veya eylemli olarak karşı gelmek, karışıklık yaratmak veya yayında bulunmak vatan hainliği sayılmıştır.
Bu maddeye 25 Nisan 1925 tarih ve 556 sayılı kanunla eklenen bir fıkra ile, dini veya dince kutsal sayılan kuralları siyasal amaçlara alet edecek cemiyetler kurulması yasak edilmiş, bu tür cemiyetleri kuran veya bu cemiyetlere girenler, aynı amaçla devletin (laik) şeklini değiştirmek, halk arasında bozgunculuk ve ayrılık çıkarmak için gerek tek başına ve gerek toplu halde söz ile, yazı ile veya eylemli olarak faaliyette bulunmak vatan hainliği sayılmıştır.
Daha sonra Anayasa Mahkemesi'nin 17 Aralık 1964 tarihli kararıyla, bu kanundan yargılananların tutuklu olarak yargılanması hükmü kanundan çıkarılmıştır. Kanunun tümü ise, 12 Nisan 1991 tarihli, 3713 sayılı "Terörle Mücadele Kanunu"yla kaldırıldı. Böylece 1991'e kadar yetmiş bir yıl yürürlükte kalan Hıyaneti Vataniye Kanunu son buldu. Hiyaneti Vataniye Kanunu, Anayası'nın 4. maddesindeki, "Cumhuriyet'in laik niteliğinin değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif edilemeyeceği" hükmünün pratikteki sigortalarından biriydi. Kanunu kaldıranlar aslında Anayasa'nın 4. maddesini boşlukta bırakıyorlardı.

Kanunun 1. maddesine 1925 yılında eklenen fıkranın altını bir kez daha çizelim. Bu ekle:

• Dini siyasal amaçlar için esas almak veya bu amaçlara alet etmek,
• Bu amaçla cemiyet kurmak ve kurulmuş cemiyetlere girmek,
• Devletin laik niteliğini değiştirmek,
• Bu amaçla halk arasında bozgunculuk ve ayrılık çıkartmak,
• Bunları tek başına veya toplu halde, söz ve yazı ile, veya eylemli olarak yapmak, vatan hainliği sayılmıştır.

Devrimci Meclis, bağımsızlığı ve Cumhuriyet'i şeriatçı ayaklanmaları bastırarak gerçekleştirmişti. Bu yüzden dinci politikanın vatan hainliği olduğunu ilan ediyordu.
Son elli yılda ise, din ve dini değerler sürekli siyasal amaçlar için kullanıldı. Bu amaçla yüzlerce dernek, vakıf, tekke ve tarikat örgütlendi. Hatta şeriatı hedefleyen partiler kuruldu. Dini "alet etmek" ne kelime, bugün açıkça şeriat propagandası yapılıyor. Dinci parti bu amaçla iktidardadır. Devletin laik niteliği çoktan değiştirilmiştir. Laiklik artık "din özgürlüğü" olarak tanımlanıyor. Kenan Evren ve 12 Eylül yöneticileri, Atatürk Yüksek Kurulu'nda, "Bütün milleti Türk-İslam sentezi doğrultusunda eğitme" karan alırken "Din gereklidir" saptamasını yapıyorlardı. Bugün ise, devlet, dini konferanslara önderlik ediyor, tefsir toplantılan düzenliyor, "fetva" çıkartıyor. Halk arasında dini amaçlı bozgunculuk ve ayrılık çıkartma faaliyetinin sayısız örneğiyle karşılaşıyoruz. Uğur Mumcu'lar, Muammer Aksoy'lar, Turan Dursun'lar ve Bahriye Üçok'lar bu amaçla öldürüldüler. Sivas'ta 37 aydınımız şeriat amacıyla yakıldı. Bütün bunlar artık vatan hainliği sayılmıyor. Tersine, bazı yetkililer, Gladyo-Mafya-Tarikat çetelerinin şeflerine "vatansever" madalyası dağıtıyorlar. Devletin gizli birimlerinin bu "vatanseverleri" yıllarca "devlet", "millet" işlerinde çalıştırdıkları ortaya çıkıyor.

Hiyaneti Vataniye Kanunu 50 yıl süs gibi tozlu raflarda beklemiş durmuş. Bu arada bağımsızlığa, Cumhuriyet'e, laikliğe ve TBMM'ye karşı ne suikastlar, ne cinayetler işlenmiş... 1991'de ise devlet, bu kanunu bir süs olarak bile gereksiz bulmuş ve yırtıp atmış.

Hiyaneti Vataniye Kanunu'nu bir kefen bezi gibi sararak gömen kanun ise ilginç: "Terörle Mücadele Kanunu"! 1991'de Kürt sorununun kardeşçe ve gönüllü birlik temelinde çözümünü savunanları bastırmak amacıyla çıkartılan bu yasa, Hiyaneti Vataniye Kanunu'nun da azraili oldu. Kürt halkına şiddet uygulayan iktidarlar Güneydoğu'da ortaçağ güçlerine dayandılar. Bölgede tekkeleri, tarikatları, şeyhliği ve aşiret reisliğini güçlendirip, şeriatçı partiyle oy avcılığına çıktılar. Bunların eylemleri açıkça "vatan hainliği" idi ve "idamlık" bir suçtu. Minareyi çalan kılıfını hazırlar. Onlara Terör Yasası gibi yasalar lazımdı. Hiyaneti Vataniye Kanunu'nu gömerlerken, bağımsızlığın ve Cumhuriyet'in güvencesini gömüyorlardı. Daha yalın söyleyelim: Cumhuriyet'i gömdüklerini ilan ediyorlardı.

Hıyaneti Vataniye Kanunu Yeniden Çıkartılmalı

Yarım yüzyıldır yaşadığımız dinci savruluşu, Cumhuriyet'i ve laikliği korumak amacıyla çıkartılan Hiyaneti Vataniye Kanunu karşısında sanık sandalyesine oturtalım ve tekrar etmek pahasına bir kez daha yargılayalım:

• Dini, Cumhuriyet'in hapsettiği vicdanlardan çıkartarak, siyasette, devlette ve dünya işlerinde esas alanlar veya alet edenler vatan hainidir.
• Laik devletin niteliğini değiştirerek, onu İslamın, hatta İslam'ın bir kolu olan Sünniliğin aleti haline getirenler vatan hainidir.
• Dinci partilerle, vakıf ve derneklerle, halkı ortaçağ zindanına hapsedenler vatan hainidir.
• Fuller Efendi'nin "Ilımlı İslam" buyruğu doğrultusunda ülkemizi emperyalistlere peşkeş çekenler vatan hainidir.
• Halka boyun eğdirmek için, cihad çağrılarıyla terör yapanlar, aydınlarımızı katledenler vatan hainidir.
• Dini siyasetlerine alet ederek, Öğretimin Birliği Yasası'nı kaldıranlar ve Kur'an kurslarıyla, İmam Hatip okullarıyla yurdu cehalete, karanlığa teslim edenler vatan hainidir.
• Sünni-Alevi çatışmasını körükleyerek halkı bölenler vatan hainidir.

Türkiye yüzyılımızın sonuna yaklaşırken, bu karanlık faaliyetin adını koymak ve sorumlularının yakasına yapışmak zorundadır. Bugün halkımız emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı tavrını geliştirirken, Hıyaneti Vataniye Kanunu yeniden çıkartılmalı ve bu Kanun, "Anayasa'ya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz" olan Devrim Yasaları arasındaki yerini almalıdır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1923-1938: Gazi Mustafa Kemal Atatürk Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir