Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Aşarın Kaldırılması

Devrim Kanunları 7

Ana Konular:
"Kahraman Ata'mız Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluş Dönemi".
-Atamız, Türk Milletimiz'in çıkarları için Gerçek Demokrasi'yi tamamı ile uygulamış, herşeyini Türkiye Cumhuriyetimizin temelini kurmak için, Türk Soyumuzun ve İslam Dinimizin Tam Bağımsız Geleceği için yaşadığı sürede feda etmiştir.
-Dersim İsyanını(ve ondan önceki benzer isyanlarıda) planlayan, örgütleyen, pohpohlayan ve oluşturanlar ülkemiz içindeki İngiliz ajanlarıdır(örneğin Seyit Rıza). Cahil bırakılmış halkımızı, önemli değerlerimizi(İslam Dini ve Milliyetçilik) kötüye kullanarak, Türkiye Cumhuriyetimize karşı ayaklandıranlar İngiliz ajanlarının ta kendisidir.
-Seyit Rıza, Koçgiri Aşireti mensupları, vs., bunların hepsinin soyu Türk'tür, ama ne tuhaftır ki bu ajanlar Kürtçülüğü, İslam'ı ve Kürdistan'ı savunuyorlar. Bu tarihi gerçekler, size günümüzde neleri hatırlatıyor? Abdullah Öcalan'ın kökeni nedir? Ermeni!!! Ahmet Türk'ün kökeni nedir? Türktür!!! Talabani ve Barzani'nin kökeni nedir? Yahudi??? Bütün bu şahıslar günümüzde hangi devlete hizmet ediyorlar? İngiltere-ABD devletine!!!
-Bir benzerlik görebiliyormusunuz? Amaç Kurtuluş Savaşından itibaren Tam Bağımsız Atatürkçü Türk Cumhuriyetini yıkmaktır ve bu amaç İngilterenin çıkarlarına hizmet etmektedir. Sonuç nedir? Dersim İsyanını oluşturan İngiltere'dir(finansal destekleriyle), ve İsyanı bastıran Atatürk'te İngiltere'ye hizmet eden teröristlere operasyonlar düzenleyip, aslında bir İngiliz harekatını yokedip, İngiltereyi tekrardan mağlup etmiştir!!!
-Atamız'ın Karizmatik Liderliği Döneminde Türkiye'miz, İç ve Dış Siyasette Tam Bağımsız olan Bir Dünya Gücüydü. Atamızın önünde sonsuz sevgi ve saygıyla eğiliyoruz.

Aşarın Kaldırılması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 02:59

DEVRİM KANUNLARI 7: AŞARIN KALDIRILMASI (Şubat 1925)

"Bizim kastımız, ağalığı, efendiliği fiilen, kesin olarak kaldırmaktır. Bunu yalnız sözle değil, bir kanunla, kuvvetle, mücadele ederek kökünden atmak, kaldırmak istiyoruz'"
Ziya Gevher Bey Çanakkale Milletvekili

Aşar, "onda bir" anlamında olup, şer'an çiftçiden ürün olarak alınan verginin adıydı. Fransa'da 1789 Devrimi'yle kaldırıldı. Şer'i hükümlerin düzenlediği aşar, Müslümanlar için farzdı. Osmanlı İmparatorluğu öşürü esas almıştı. Bu vergi, tımar sahiplerinin toplayacağı gelirin esasını oluşturuyordu. Tımar'ın kaldırılmasından sonra, devlet bu vergiyi mültezimlere ihale etmişti.
Mültezimlerin ihale bedelini çıkartıp kar sağlamak için köylü üzerinde uyguladıkları baskı, çoğu zaman işkenceye dönüşüyordu. Köylü, bunu ödemek için nafakasından kesiyordu. Aşar, devlet gelirlerinin üçte birini oluşturuyordu. Bu yüzden aşarın kaldırılması tartışmalarında bazı milletvekilleri bu gelirin kaybolacağına vurgu yaparak çekimser kaldılar.
Öte yandan, aşar, köylünün sıkıntılarını hafifletmek düşüncesiyle kaldırılırken, gelir kaybını önlemek amacıyla arazi vergisi sekiz kat artırıldı. Ancak yıllar önce saptanan değerler üzerinden artırma yapıldığı için, bu yasa adaletsiz sonuçlar doğurdu.
Yasanın mantığına göre, kendisi için üretim yapan köylüden alınan vergi (aşar) kaldırılmalı, öte yandan pazar için üretim yapan veya ihracat yapan çiftçi, arazi vergisi artırılarak vergilenmeliydi. Yasanın amacı, yoksul köylünün sıkıntılarını hafifletmeye yönelikti. Ancak yukarda da belirttiğimiz gibi, arazi vergisinden beklenenin tam tersi bir sonuç alındı.

Yasanın görüşülmesi sırasında Cumhuriyet'in sınıf temeline açıklık getiren önemli tartışmalar yapıldı. Söz alan milletvekilleri aşarı ve mültezimleri yerden yere vurdular.
Bozok Milletvekili Ahmet Hamdi Bey, "Aşar vergisi ekonomik alanda, özellikle tarımımız üzerinde ne kadar yıkıcı bir etki yapıyorsa, toplumsal alanımız üzerinde de o kadar yıkıcı bir etki yapmaktadır. Mültezim adıyla meydana gelen bir kısım halkın, tamamen gereksiz bir geçim yolu, tufeyli bir ticaret yolu bulmakla, bir taraftan hükümeti aldatmak, diğer taraftan halka baskı uygulamak, daha açıkça hükümetin yanı başında ayrıca bir hükümet, ayrıca tahakküm ve baskı yapmakla toplumsal alanda kabul edilemeyecek bir şekle geldiğini hepimiz biliyoruz" diyordu.

Kaynakça
Kitap: Cumhuriyet Devrimi Kanunları
Yazar: FERİT İLSEVER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Aşarın Kaldırılması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 19 Ara 2010, 03:00

"Aşarla Memleket Yıkılmaya Yüz Tuttu"

Aksaray Milletvekili Besim Atalay, sözlerinin başında köylünün tarih boyunca sömürüldüğünü vurguladı:

"Zavallı insanlık şimdiye kadar dertli omuzlan üstünde bin türlü esaretin acı yüklerini taşıyordu. Bedenen esir, fikren esir, hatta toprak itibariyle de esir idi. Pek yakın zamanlara kadar bu çeşit çeşit esaret yükleri altında inleyen insanlık yavaş yavaş bu yüklerini atmaya başladı. Topraktan alman vergi dahi eskiden beri devam eden toprak esaretinin bir başka şekliydi."

Atalay'a göre, "Bu esaret zamana ve memleketlere göre değişiyordu. Kadim Roma'da halkın bir karış toprağı yoktu. İslamlık, bir dereceye kadar bu esareti hafıfletmiş"ti.

Osmanlı İmparatorluğunda Fatih zamanında uygulanan usulle, toprak sömürüsü biraz daha hafifletildi:

"Fatih, eski Türk usulü biçiminde, teşkilatını bir hakanın emri altında toplanan çeşitli hanların yönetiminde olmak üzere Timar ve Zeamet usulünü yerleştirdi."

Besim Atalay'a göre, Tanzimatı Hayriye, her ulusal kurumu yıktığı gibi bu usulü de ortadan kaldırdı ve aşar usulünü getirdi:

"Timar ve Zeamet usulü devam ettiği sürece memleket az çok gelişmiş idi. Çünkü timar ve zeamet sahibi olan kişi az çok toprağın imarını düşünüyordu. O toprağı ne kadar imar ederse, kendisinin maddi menfaati da o kadar çoktu. Bu kaldırılarak iş aşara bindikten sonradır ki, memleket yıkılmaya yüz tutmuştur." Atalay'ın, Tanzimat döneminde emperyalizmin artan baskısıyla, köylünün üzerindeki sömürünün şiddetlenmesi arasındaki ilişkiyi saptaması dikkate değerdir.
Besim Atalay, bu tarihi esaretin Cumhuriyet döneminde kaldırılması gerektiğini söylüyordu. Bu adım, öncelikle, Cumhuriyetçilerin ilkelerine sadık kalmalarının gereğiydi. ikinci olarak ise, aşar, "Halkın üzerine bin türlü zulüm yüklediği için daha fazla korunmamalı "ydı.

Mültezimler: Memlekette Her Türlü Fenalığı Destekleyen Sınıf

Atalay, halkın üzerindeki zulmü en yaygın görünen örneğiyle anlattı:


"Bir sınıf halk bizde Tanzimat'tan beri türemiştir. Bunların üç, beş dönüm toprağı ve iki dükkanı vardır. Bu sene onun tapusu kendisi üzerindedir. Gelecek sene oğluna geçmiştir. Öbür sene karısına, beriki sene filana... Özetle, değiştirir durur. Çünkü bu sene kendisi borçlu, gelecek sene oğlu dolandırır. Öbür sene başkası dolandırır. Arkadaşlar, bu sınıftır ki, memlekette hıyaneti, bağnazlığı, her türlü fenalığı destekliyor. Bunların hükümetle halk arasında aracı olmaktan başka bir işleri yoktur. Aşar vakti gelinceye kadar kahvede çubuğunu çeker, keyfine bakar. Aşar zamanı geldi mi göstermelik olarak uzlaşırlar. Üçü, beşi bir evde toplanırlar, sen bu köyü alacaksın, ben burayı alacağım, aralarında kararlaştırılır. Bunlar hükümetin karşısına çıkarlar, belirli bir sınıra kadar artırırlar. Ohdan sonra bırakırlar. Üzerlerinde kalır ve bu aldıkları kan, irin olan şeyi afiyetle yerler."

Besim Atalay sözlerini şöyle tamamladı:

"Halkın alın teri olan şeyleri böyle türemiş, tufeyli bir sınıfa yedirmek doğru değildir. Bendeniz eğer milli bayramların çokluğuna taraftar olsaydım, aşarın kaldırılması gününün milli bayrağı yapılmasını teklif ederdim. Çünkü köylü sınıfı devrimin anlamını ancak bu şekilde duyacak ve bu şekilde anlayacaktır."
Trabzon Milletvekili Muhtar Bey, devletin gelirlerinin üçte birini oluşturan aşarın kaldırılmasının sonuçlarının iyi düşünülüp düşünülmediğini sordu.
Başvekil Ali Fethi Bey, aşarın kaldırılmasının etkilerinin "çok iyi ve hayırlı" olacağını vurgulayarak sözlerine başladı. Bu uygulamanın sosyal, ekonomik ve özellikle tarım alanlarında vereceği sonuçlan anlattı.

Ali Fethi Bey, öncelikle bir yanılgıyı düzeltti:

"Zannediyorlar ki, memleketimizde gerçekten ihtiyaç duyduğumuz kalkınma, eğitim ve sair harcamaları sağlayacak olan gelir kaynağının en büyük kısmı aşar gelirlerinden ibarettir... Fakat bu aşar gelirinin şimdiye kadar memlekete sağladığı kalkınma nedir? Hiçbir gelişme elde edilmemiştir. Maalesef yıkıntı elde edilmiştir."

Köylünün Zenginliği Memleketin Zenginliğidir

Başvekil Ali Fethi Bey'in "yıkıntı"dan kastı, köylünün yıkılmasıydı. İşte Ali Fethi Bey'in, Cumhuriyet'in demokratik özünü sergileyen önemli saptaması:


"Köylülerimiz zengin olamamıştır. Tarım ilerleyememiştir. Bir memleketin köylüsü zengin olmazsa, tarım ilerleyemezse, o memlekette başka türlü kalkınma tasavvur etmek mümkün müdür? Mümkün değildir. (Doğru sesleri.) Mümkün olmamıştır ve olmayacaktır. Dolayısıyla kalkınmaya vasıta olmak için, bir derece de köylüyü zengin etmek gerekir. Oysa var olan aşar vergisi dolayısıyla, köylü şimdiye kadar yoksulluk sınırında geçiniyordu. Köylünün tarladan elde ettiği menfaat, ancak kendisinin geçimini sağlamaktadır. Bazan bunu da sağlamamaktadır. Nitekim yüksek Meclisiniz tohumluk dağıtmak zorunda kalmıştır. Toprağımız bereketlidir. Yerine göre, bol ürün verir. O halde sebebi nedir ki, köylü tohumluğunu elde edemeyecek bir tarım hayatı yaşıyor? (Sebebi aşardır sesleri.) Sebebi, aşar vergisidir. Efendiler, bu vergiyi kaldırdığımız takdirde, köylü zengin olacak, köylü zengin olunca memleketin en önemli gelir kaynağı zengin olacaktır. Bu zenginlik sayesinde memleketimizde sonsuz kalkınma ve refah elde edilecektir." (İnşallah sesleri.)

Cumhuriyet' Devrimi en önemli üretici güç olarak köylüyü görüyordu. Onun zenginleşmesi, memleketin zenginleşmesiydi. Günümüzün neoliberal ideologlarına göre, köylü bir ortaçağ gücüdür, geridir. Ezilmeye ve sömürülmeye mahkumdur. İşbirlikçi sermaye sınıfı bu teoriyle köylüyü çökertti. Köylünün yıkılması, tıpkı yüzyılın başında olduğu gibi, ülkenin yıkılması anlamına geliyor. Dünya sermayesi bu yolla da Türkiye'yi Yeni Dünya Düzeni'ne bağlamaktadır.

Ali Fethi Bey, daha sonra aşarın kaldırılarak köylünün özgürleşmesiyle, bütün yurtta tahıl üretiminin artacağını ve tahılın ucuzlayacağını söyledi. Başvekil, bu durumun genel olarak enflasyonu düşüreceğini ve ihracatı artıracağını, böylece genel bir zenginleşme yaratılacağını da vurguladı. Ali Fethi Bey, konuşmasında, aşarın kaldırılmasıyla eski rejime darbe indirileceğini ve halkın Cumhuriyet'e bağlılığının pekiştirileceğini de belirtti.

Aşar Kaldırıldı, Ama...

Son sözü alan Çorum Milletvekili İsmail Kemal (Alpsar) Bey, aşarın devam etmesini istemenin bir cinayet olduğunu belirtti. Köylerimizin tahrip olmasına ve halkın cahil kalmasına hep aşarın sebep olduğunu söyleyen İsmail Kemal Bey, "Eğer aşar olmasaydı, üretimimiz artacak, halk refaha kavuşacak, okullar açılacak ve yollarımız şimdiye kadar yapılacak, nüfusumuz artacaktı" dedi. Aşar meselesinin, Türkiye'nin hayat memat meselesi olduğunu vurgulayan Çorum Milletvekili, alkışlar arasında, hükümeti, şimdiye kadar hiçbir hükümetin kaldırmaya cesaret edemediği aşan kaldırdığı için kutladı.
Aşarın kaldırılması, köylünün özgürleşmesi yolunda bir adımdı. Mültezimlere indirilen darbe, Kemalist rejimin feodalizme karşı sınıfsal tavrının bir ifadesi oluyordu. Ancak, Cumhuriyet, daha önceki bölümlerde de işlediğimiz gibi, feodal toprak mülkiyetini ortadan kaldırmak ve köylüyü özgürleştirip ferahlatmak açısından yetersiz kaldı. Aşar kaldırıldı ama, toprak ağalan ve tefeciler yoksul köylünün emeğine ve gelirine el koymaya devam etti.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1923-1938: Gazi Mustafa Kemal Atatürk Dönemi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir