1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Lozan'daki Yeni Konferans

MesajGönderilme zamanı: 27 Ara 2012, 00:14
gönderen TurkmenCopur
Lozan'daki yeni konferans

Arthur Rosenberg'irı bu yazısı Kaynak yayınlan tarafından yayımlanan Komintern belgelerinde Türkiye dizisinin birincisi olan Kurtuluş Savaşı ve Lozan adlı kitaptan özetlenerek alınmıştır.

Ölüler diriliyor. 4 Şubat'ta Lord Curzon'un ayrılmasıyla dağılan Lozan Barış Konferansı, 15 Nisan'da yeniden dirilecek. Bu, diplomasi tarihinde ender görülen bir olaydır. Ve 5 Şubat'ta siyasetle az çok ilgilenen bir kimsenin böyle bir çözümü aklına bile getiremeyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Lord Curzon'un o tarihte bu küçük İsviçre şehrinden ayrılması ne anlama geliyordu? İngilizlerin dünya siyasetinin bu baş yöneticisi, aylarca bu küçük şehirde Türklerle birlikte olmuş, fakat bu kıvrak basımlarının işini bitirememişti. Curzon'un Lozan'dan ayrılmasıyla Ingiliz emperyalizmi, yeni Türkiye ile karşılıklı görüşmeler dönemini kapattığını ve bundan böyle Kemal Paşa hükümetini diktatörce tehditlerle boyun eğmeye zorlayacağını anlatmak istiyordu. Lord Curzon ülkesine döndü ve, artık diplomatların yerine, Boğazlarda İngilizlerin Akdeniz filosuna bağlı zırhlılarının konuşması karara bağlandı. Gelgelelim bu arada İngiliz topçuları ateş açmamış ve İngiliz diplomatları Lozan'a geri dönmek zorunda kalmışlardır. Hiç kuşkusuz Lord Curzon için, siyasetin fiyaskoyla sonuçlandığı bir sahneye yeniden çıkmak oldukça can sıkıcıdır. Bu yüzden Lord Curzon'u, ingilizlerin bugüne kadar İstanbul komiserliğini yapan Sir Horace Rumbold'un temsil etmesine karar verilmiştir. Neyse, bütün bu ayrıntılar bir yana, Lozan görüşmelerinin yeniden başlaması bile, ingilizlerin Doğu siyasetinin yeni bir yenilgisi ve milliyetçi Türkiye'nin bir başarısı anlamını taşıyor (...)

Öte yandan da, gerçi Fransa, Cuno'nun Almanyası fiilen silahsız olduğu için, Ruhr bölgesinde bir maceraya girişebilmiştir, ama Kemal Paşa'nın Türklerinin kurşunla karşılaştıklarında aynen kurşunla cevap vermek gibi bir alışkanlıkları vardır. Demek ki Anadolu'ya yönelecek bir İngiliz hücumu, kanlı ve sonucu önceden kestirilemeyecek nitelikte, gerçek bir savaş anlamına gelecekti. Sovyet Rusya'nın Türklerin İngiliz emperyalizmi tarafından çiğnenmesine izin vermeyeceği gerçeği de çabası! Doğrusu "huzur, barış ve denge" adamı olan Bonar Law, hele Fransa'nın çekimser kaldığı ve hatta düşmanca bir tutum aldığı bir sırada, böyle bir macerayı göze alamazdı.

Yani Lord Curzon, Türklere boyun eğdirmek için blöf yapıyordu. Ama Türkler onun bu blöfünü yutmadılar ve sayın Lord da tam bir Falstaff(*) ruhuyla bükemediği eli öptü. Bu arada Londra'da Doğu sorunu konusunda pazarlıklar sürmekteydi. Müttefik devletlerin uzmanları kafa kafaya vermekte, Lozan yarıda kesilmiş olmasına rağmen Türk hükümetine notalar verilip notalar alınmaktaydı. Nihayet yeni bir anlaşma zemini bulundu. Müttefikler, Türkiye'yi toprak sorunları çözümlenmiş gözüyle baktıklarını ve hatta artık Musul ve Boğazlar konusunda dahi hiçbir şey söylemeyeceklerini bildirdiler. Ekonomik ve hukuksal sorunları ise, Lozan'da yeniden ele almaya hazır olduklarını açıkladılar. Türkiye Dışişleri Bakanı İsmet Paşa bunu kabul etti ve hükümetin ve Millet Meclisi'nin de onayını aldı. Çok yerinde olarak Türkler, Lozan'da kendilerini kimsenin susturamayacağı saptamasını yapmaktadırlar. Bugüne kadar geçirilen deneylerden anlaşıldığına göre, İngiltere'nin zırhlı yumruğu artık sökmeyecektir, ikinci Lozan Konferansı'nda Türk temsilci heyetinin Musul ve Boğazlar konusunu açıp açmaması ise, İngiliz hükümetini şu ya da bu gizli niyetine değil, tamamen dünya siyasetindeki genel durumuna bağlı olacaktır. Bu genel durum, bugün gene yeterince karışıktır.

Internationale Presse-Korrespondenz 13 Nisan 1923, sayı 63, ss. 505-506

(*) Shakespeare'rıin bazı tarihi piyeslerindeki, her kalıba giren ve her nabza göre şerbet veren komik kahramanı.