Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Rus olmayan milletlerin tarihi geçmişlerini tahrif yolu

Burada Günümüzeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Rus olmayan milletlerin tarihi geçmişlerini tahrif yolu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 18:14

Rus olmayan milletlerin tarihi geçmişlerini tahrif yolu:

Sovyetler, Bolşevik Rejimini Rusya'ya hakim kıldıktan sonra, Rus olmayan milletlere devamlı olarak şu düşünceleri telkine çalışmışlardır: Diğer milletlerin Rusya'ya veya Sovyetler Birliğine girişleri, tarihi bir zaruretir, müsbet bir iştir; bu milletler için hayırlı ve faydalıdır. Bu meyanda Sovyet propagandasının bütün vasıtaları, Azerbaycan ve Türkistan Türklerine, Azerbaycan'ın ve Türkistan'ın Rusya'ya ilhakının işgal ve emperyalistçe harbler neticesinde değil, gönüllü bir şekilde vuku bulduğunu isbata gayret etmişlerdir.

Sovyetler, bu sahada da hızı tedricen artan bir program hazırlamışlardır. 1929'da başlayan Sovyet kampanyası, II. Dünya Harbi'nin sonuna kadar, yukarıda zikredilen görüşleri, Marksist-Leninist bir nokta-i nazarla devam ettirmişlerdir. Bu arada, Marksizm ve Leninizm görüşlerini benimsetebilmek için, Türk Cumhuriyetlerine, biraz ılımlı davranılmış ve bu Cumhuriyetlerin tarihçileri nisbeten kendi tarihlerini dile getirebilmişlerdi. Fakat, Kurşuçev'in başa geçmesinden sonra 1954'de Taşkent'de toplanan Sovyet Tarihçileri Konferansında, özellikle Türklere, daha önce milli tarihleri ile ilgili yazdıkları hususları inkar etmeleri istenmiştir.

Moskova'nın direktifi ile Özbek Komünist Partisi Merkez Komitesi I. Sekreteri Reşidov, tarihçilere şu hususlara dikkat etmelerini tavsiye etmiştir:

"Daha önceleri Rusya'da esir durumunda yaşamış olan milletlerin mutluluğu şu ki, onlar Ruslarla bir arada, Rusların kardeşçe yardımı sayesinde, dahi Lenin tarafından çizilmiş yol üzerinde yürümüşlerdir... Komünist Partisi tarafından yönetilen Rus milleti, ülkemizin bütün halklarını tek bir kardeş aile halinde birleştiren bir kuvvet olmuştur. Rus milleti, bütün Sovyetler Birliği halklarının derin bir saygısını kazanmıştır. Bunun içindir ki bu halklar, haklı olarak onu ağabey diye anıyorlar". Reşidov sözüne devamla, "bilimsel eserlerde Panislamizm, Pantürkizm, Ceditçilik ve başka Burjuva Nasyonalizm ve ihtilal aleyhtarı akımların irticai mahiyetini meydana koymak gerektir" demiştir.
Sovyetler, yukarıdaki baskının neticesini yeterince alamamış olacaklardır ki, 10 ciltlik yeni bir Sovyetler Birliği Tarihi yazdırma kararı almışlardır.

Direktiflerini Komünist Partisi'nin hazırladığı bu yeni tarih yazımında şu hususlara dikkat edilecekti:

Eserde Rus olmayan milletlerin tarihinden, bu milletlerin özel tarihi gelişmelerini açıklayan ve böylece çevrelerinde "milli düşünce ve eğilimlerin canlanmasına yarayacak ma-teryellere yer verilmeyecektir. Bu çok ciltli eserde tarihi vakıalar aydınla-tılırken, başlıca, dikkat, geçmişte Sovyet halklarını "ayıran" noktalar üzerinde değil, aksine bu milletleri Rus milletine "yakıştıran" hususlar üzerinde toplanacaktır. Rusya imparatorluğunun sözüm ona "ilericiliği", Rus milletinin "müstesna tarihi rolü" ve Rus olmayan milletlerin Rusya'ya ilhakının "ilerici mana ve önemi" düşüncesi kuvvetli bir şekilde dile getirilecekti.

Bu görüşler, aradan bir sene geçtikten sonra, 18-21 Aralık 1962'de Moskova'da toplanan Sovyet tarihçilerinin birlik toplantısında Sovyetler Birliği Komünist Partisi Sekreterlerinden ve aynı zamanda akademisyen olan B.N. Ponomaryov tarafından şu şekilde yeniden tarihçilere hatırlatıldı:

"Sovyet tarihçisi, geniş tarihi perspektifi hesaba katmalıdır. Bu ışık altında objektif olarak kendi milletlerinin Rus milletiyle yakınlığının ve Rusya ile birleşmelerinin olumlu manasını ortaya koymaya ve açıklamaya çalışacak olan Sovyet Cumhuriyetleri tarihçilerinin bu gayretleri her türlü yardıma hak kazanmış olacak ve bu yardımı görecektir. Bazı halklar için zamanında Rusya ile birleşmek, doğrudan doğruya fiziki imhadan kurtulmak için yegane yoldu. Ayrı ayrı cumhuriyetler tarihinin bütün memleket tarihinin bir parçası gibi aydınlatılması lazımdır".

Artık Orta Asya ve Kafkaslardaki Türk memleketlerinde kurulmuş olan Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Azerbaycan gibi Sovyet Sosyalist Cumhuriyetlerinin tarihçileri, yukarıdaki direktifler çerçevesinde memleketlerinin Rusya tarafından ilhak edilmelerinin onların ilerlemeleri için iyi bir hadise olduğunu, halkın Rusya'yı ve Sovyet rejimini bir kurtarıcı olarak görüp Rus ordularına kucak açtıklarını, şimdiki komünist rejimi altında kardeşçe çalıştıklarını ve kalkınmalarının daha da iyiye doğru gittiğini ve nihayet Rusların "Büyük Birader" sıfatiyle o memleketlere gelip kardeş halkların daha iyi kalkınmalarının daha da iyiye doğru gittiğini ve nihayet Rusların "Büyük Birader" sıfatiyle o memleketlere gelip kardeş halkların daha iyi kalkınmaları için yardım ettiklerini, yazacakları tarih kitaplarında izah edeceklerdi.

Fakat, neşredilmiş yerli ve yabancı bu kadar vesikayı yok farzedip de, tarih yazmak, üstelik hakiketleri aksettirmeyen bir şekilde, nasıl mümkün olacaktı? Bu, Rus idaresinde yaşayan Rus olmayan milletlerin tarihçileri için muhakkak ki yapılması son derece zor bir iş idi. Fakat insanların yaşamak için başka alternatifleri olmayınca, böyle işleri de yapmak pek ala mümkün idi. Nitekim, öyle de olmuştur.

Ne var ki, aradan yıllar geçmesine rağmen, Sovyetler, Rus olmayan milletlerle Ruslar arasında bir Sovyet kardeşliği yaratmaya muvaffak olamamışlardır. Gorbaçev'in başa geçmesinden sonra, 1986'dan itibaren Sovyetler Birliğinde başlayan Glastnost ve Perestroyka hareketleri ile bunun böyle olmadığını anlamış bulunmaktayız. Şimdi, Rus olmayan her millet kendi milliyetini, kültürünü, dinini ve dilini açıkça savunabilmektedirler. Bu gelişmeler, hem Rus ve Sovyet idaresinde yaşayan milletler ve hem de bu milletlere ait tarihçiler için son derece mutlu bir hadise olmuştur. İşte, bundan sonra, Sovyetler Birliğinde yaşayan ve Rus olmayan milletlerin tarihi üzerinde gerçek araştırma bundan sonra başlıyor. Dileğimiz, eskinin hatalı siyasetleri kamufle edilmeden, tarihçilere, Sovyet Arşivlerindeki belgeleri görme imkanını verilmesidir.

Diğer taraftan, Sovyet Birliğindeki gelişmeler neticesinde, hem Moskova ve hem de birliğin üyeleri olan Türk Cumhuriyetleri ile kültürel ve ticari sahalarda kurulan iyi münasebetler son derece memnuniyet verici bir hadisedir. Bundan istifade ile, daha önce poltik sebeplerle koparılan kültür birliğini yeniden sağlamak için Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Tataristan ile kültürel ve ticari andlaşmaların imzalanması, herşeyden evvel kültür adına büyük bir kazanç olmuştur. Herkesin kendi ülkesinde mutlu hayatını yaşadığı ve fakat aynı milletin evlatları olarak kültür birliği içinde varlıklarını devam ettiren bir Türk dünyası, Atatürk'ün de ruhunu şad edecektir.

Kaynakça
Kitap: ATATÜRK VE TÜRK DÜNYASI
Yazar: MEHMET SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Günümüzdeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir