Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkistan Türklerinin Milli Kurtuluş Savaşı

Burada Günümüzeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Türkistan Türklerinin Milli Kurtuluş Savaşı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 18:07

Türkistan Türklerinin Milli Kurtuluş Savaşı:

Rusya'daki komünistler ile komünist olmayanlar arasında bir iç harbin başlaması ve Türkistan'daki Rus komünistlerinin Türklere hiç taviz vermeyen tutumları yıllardır Rus zulmünde inleyen Türklere istiklalleri için mücadeleye yeni bir fırsat yaratmıştır. Türklerin daha önce kurdukları ve fakat komünistlerin menfi tutumları yüzünden maksatlarına uygun bir şekilde faaliyet göstermeyen "İslam Şurası" ve "Ulema Cemiyeti" çalışmalarını yeniden hızlandırdılar. Bilhassa İslam Şurası'nın gayretleri ile Hokand merkez olmak üzere Sovyet aleyhtarı bütün milliyetçiler bir araya gelmeye başladılar. Hokand'ın merkez seçilmesi Taşkent'de Rusların asker ve polis kuvveti kullanarak orada bir çalışma imkanı vermemelerinden ileri geliyordu. Hokand'da başlayan bu milli hareket Kazakistan'da ve Başkırt ilinde de devam etti.

1917 İhtilal Beyannamesinin çerçevesi dahilinde Hokand'da bir "Halk Şurası" kurularak Türkistan'ın bir "Mahalli Muhtar Cumhuriyeti" olarak ilanına karar verildi. Şir Ali Lapain başkanlığındaki "Halk Şurası" 11 Aralık 1918'de Hükümet vazifesini görecek olan 10 kişilik "İcra Komitesi"ni seçti. "Halk Şurası" aldığı bir karar ile Başkırt ve bir müddet evvel kurulan Alaş-Orda kazak hükümetlerinin de katılacağı bir "Federasyon" kurulacağını ilan etti. Bu karara Başkırtların lideri A. Zeki Velidi evet demiş, Alaş-Orda hükümet başkanı Bökey Han ise, Ruslarla bir işbirliği yapma ümidi taşıdığından, bu federasyon kararına müspet bir cevap ver-memiştir. Kuruluş gayeleri aynı olan bu Türk teşkilatlarının birleşmeleri için bu en uygun bir zaman idi. Böyle kuvvetli bir federasyonu Sovyetler kolay kolay dağıtamıyacakları için Türklerin haklarını, asgari derecede, alma imkanı doğacaktı. Hem Alaş-Orda, hem de Hokand hükümetlerinin dışişleri bakanlığını birlikte yapan Mustafa Çokay ile Alaş-Orda hükümetinin içişleri ve Hokand hükümet başkanlığını yapan Tınışbay'ın bütün gayretlerine rağmen Kazak liderlerinin bu anlaşılmaz tutumu değişmeyince Zeki Velidi de ayrı bir Muhtar Başkırt Cumhuriyeti kurmak mecburiyetinde kalmıştır. Bu beklenmedik menfi gelişmeye rağmen Hokand da hükümet ve halk bu Milli Muhtar Cumhuriyeti'nin devlet yapısını sağlamlaştırmaya devam ettiler. Fakat maddi güçlükler Hokand'daki bu milli hükümeti kısa zamanda müşkül duruma soktu. Böyle milli bir hükümetin teşekkülünden son derece tedirgin olan Taşkent'deki Sovyet Komiserliği, Ermenilerle takviyeli bir Rus birliğini hemen Hokand üzerine sevk etti. Kızıl birliklerle Hokandlılar arasındaki kıyasıya mücadele 11 Şubat'tan 22 Şubat 1918'e kadar devam etti. Silah üstünlüğü olan kızıl birlikler sonunda Hokand'ı ellerine geçirerek 10,000 kişiyi katlettiler. Türklerin milli istiklal için giriştikleri bu mücadele de böylece kanlı bir şekilde bastırıldı.

Kazak Türklerinin kurdukları hükümete gelince:

Kazaklar 1906'da kurdukları "Kazak Anayasal Demokratik Partisi" vasıtasiyle Şubat 1917 ihtilaline kadar halk arasında milli şuurun uyanmasına ve ellerinden alınan topraklarının geri alınmasına çalışmışlar idi. Bu arada Kazakların milli şuurunun uyanmasında "Uyan Kazak" şiirinin şairi Mir Yakub Dulat'ın büyük rolü olmuştur. Temmuz 1917'de Kazak Anayasal Demokratik Partisi'nin adını "Alaş-Orda" olarak değiştiren Kazaklar hızla istiklalleri için harekete geçtiler. "Kurtuluş saati gelmiştir. Bizim siyasi hedefimiz milli kurtuluştur" parolasiyle hareket eden Kazak Türkleri Ali Han Bökey Han başkanlığında "Alaş-Orda" veya "Kazak Muhtar Hükumeti"ni kurdular (26 Aralık 1917). Fakat başta Bökey Han olmak üzere Kazak liderlerinin arasında oldukça radikal düşüncede olan pek çok kimseler vardı. Hokand'da kurulan Türkistan hükümetinin ısrarla birleşme tekliflerini Bökey Han, Türkistanlıların aşırı muhafazakar görüşte olduklarını ileri sürerek reddetti. Başkırtlar ile Tatarların birlikte bir federasyon kurma tekliflerini de olumlu karşılamayan Bökey Han, Rus ihtilal hükümetiyle anlaşma yolunu tercih ettiğini söyledi. Orta Asya Türklerinin Rus hakimiyetinden kurtulma mücadelesinde Kazak liderlerinin Türkistan'daki milli güçlerle işbirliğini reddedip Rus ihtilal hükümetiyle anlaşma yolunu tercih etmeleri hazin bir dönüm noktasını teşkil eder. Alaş-Orda hükümeti Sovyet hükümetinin kendi aleyhlerinde dönebileceğini göremeyecek kadar basiretsiz olamayacakları şüphesizdir. Buna rağmen Sovyetlerle işbirliğine teşebbüs etmelerinin sebeplerini anlamak Türkistanlılar için çok güç olmuştur.

Baştursun başkanlığındaki Alaş-Orda heyeti Ocak 1918'de Moskova'da Stalin ile görüşerek kendilerine vaad edilen muhtariyet sözünden dönülmemesini rica etti. Stalin, heyete, hükümetinin, Kazak-Kırgız Muhtar Hükumeti'ni tanıyacağına dair teminat verdi. Rusya'daki iç harbi düşünen Stalin, Kazak heyetini iyi karşılamış ve esas düşüncelerini söylememiştir.

Kazak heyeti Moskova'dan ayrıldıktan sonra da Sovyetlere bağlı Rus köylüler, askerler ve işçiler şurasına 28 Ocak 1918'de şu telgrafı göndermiştir:

"Halihazırda, burjuva milliyetçileri ile müzakereleri kabul etmek zorundayız. Alaş-Orda'yı protesto etmek için, her vasıtaya başvurarak ve şehirlerde 20-30 kişiyi bir araya toplayarak tedbirler almalısınız ve Sovyet iktidarını ilan etmelisiniz". Stalin'in bu emirleri yerine getirilir getirilmez kızıl birlikler Alaş-Orda hükümetini devirmek için yola çıktılar. Alaş-Orda hükümet kuvvetleri üstün silahlara sahip kızıl birlikler karşısında tutunamamışlar ve böylece Kazak Türkleri liderlerinin anlaşılmaz tutumları yüzünden ağır bir şekilde cezalandırılmış oldular. Sovyetler, Kazakistan'da kurulan yeni hükümette, devam etmekte olan iç harbi gözönüne alarak, Kazaklara da yer vermişler ve bu şekilde Kazakistan'da çıkabilecek karışıklıkların hem önüne geçmişler, hem de memleketi kontrolleri altına almışlardır. Hokand ve Kazakistan'da oynanan Sovyet oyunları Buhara ve Hive'de de tekrarlandı.

Buhara Emirliği Mart 1918'e kadar iç işlerinde serbest olarak Rusya hakimiyeti altında kalmıştı. "Genç Buharalılar" adı altında 1910'lardan beri hazırlıklarını yapan bir grup yenilikçi 1917 ihtilalinden istifade ederek Emir Mir Alim Han'ı devirmek için harekete geçtiler. Fakat hareketleri Emir tarafından öğrenilip tesirsiz bırakıldı. Bunun üzerine reformistler, çok yanlış olarak, Buharayı kontrollerine almak isteyen Sovyet komiserliğinden yardım istediler. Buharalı reformistlerle Sovyetlerin müştereken giriştikleri darbe hareketi de Emir tarafından başarıyla önlendi.

Bu olaydan sonra 25 Mart 1918'de Sovyet hükümeti Buhara'nın istiklalini tanımaya mecbur kaldı. Emir'e karşı başarısızlığa uğrayan yenilikçiler ikiye bölündüler:

bir kısmı Sovyetlerle tam bir işbirliğine giderken, Osman Hoca önderliğindeki diğer grup da reformcu ve milliyetçi bir Buhara Cumhuriyeti kurmaya kalkıştılar.

Sovyet hükümetinin, istiklalini tanımak mecburiyetinde kaldığı Bu-hara'nın varlığı Türkistan'daki Sovyet Komiserliğini ve kızıl-ordu komutanı Frunze'yi son derece tedirgin etti. Buhara Emirinin komünislere karşı takip ettiği taviz vermez politika Frunze'yi Buhara'yı işgal için bahaneler aramaya sevk etti. Sovyetlerin kurduğu Buhara komünist partisinin isteklerini kabul etmesi için Frunze, Emir'e baskı yapmaya başladı. Sonunda Lenin'in tasvibini de alan Frunze, 28 Ağustos ile 2 Eylül 1920 arasında Bu-harayı bir yıldırım harekatı ile işgal ediverdi. 6 Ekim 1920'de "Buhara Halk Kongresi" toplanarak "Buhara Halk Cumhuriyeti"ni ilan etti. Fakat halkın Ruslara ve komünistlere karşı duyduğu nefretten bir an için gözleri yılan Sovyetler Buhara'nın idaresini yine Buharalılara bırakmak mecburiyetinde kaldılar. İçinde Sovyet taraftarlarının da bulunduğu fakat çoğunluğunu milliyetçi reformcuların teşkil ettiği Buhara Halk Cumhuriyeti ile 4 Mart 1921'de bir "İttifak" andlaşması yapan Ruslar Buhara'nın istiklalini yeniden tanıdılar. Fakat Rusların Buhara'yı Sovyetleştirme emellerinden vazgeçmemesi Buhara-Sovyet münasebetlerini yeniden kötüleştirdi. Bunun üzerine Sovyetlere karşı direnme mücadelesini bizzat başlatan Buhara'nın yeni devlet reisi M.A. Muhiddin zorla istifa ettirilerek yerine daha ılımlı olduğu sanılan Osman Hoca getirildi. Fakat Osman Hoca Sovyetlere hiç taviz vermediği gibi bilakis tam istiklal için Türkistan'a gelmiş olan Enver Paşa ile işbirliği yaparak Ruslara karşı mücadeleyi daha da hızlandırdı. Türklerin bu istiklal mücadelesi 1924'de kızıl-ordunun Türkistan'ı tekrar işgaline kadar devam etmiştir. Şimdi sıra Hive Hanlığına gelmişti.

Kaynakça
Kitap: ATATÜRK VE TÜRK DÜNYASI
Yazar: MEHMET SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Türkistan Türklerinin Milli Kurtuluş Savaşı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 18:08

Hive Hanlığı da tıpkı Buhara gibi Rus işgalinden sonra içişlerinde serbest ve Rusya'ya bağlı bir devlet olarak varlığını devam ettiriyordu. 1917'de Bolşevik İhtilali başladığı zaman Türkistan'ın diğer bölgelerinin aksine Hive'de Han ile "Genç Hiveliler" olarak bilinen yenilikçi grup anlaşarak ülkede ıslahatçı ve demokratik bir idare tarzını kurmuşlar idi. Fakat Özbekler ile Yamud Türkmenleri arasındaki an'anevi rekabetin yeniden patlak vermesi Hive'nin bu kritik günlerinde en büyük talihsizliği olmuştur. Türkmen-Özbek anlaşmazlığının halledilememesi üzerine Türkmenlerin önderi Cüneyid Han etrafındaki Türkmen kuvvetleri ile Hive üzerine yürüyerek şehri kuşattı. Bu karışıklıktan istifade eden Sovyetler bir kızıl-ordu birliğini Hive'ye göndererek Cüneyid Han'ın kuşatmasını kaldırmayı sağlamışlardır. Fakat, Ruslardan hiç hoşlanmayan ahali, kı-zılordu birlikleri yerine Türkmenleri Hive'de görmeyi tercih etmişlerdir. Nitekim, bir müddet sonra Cüneyid Han'ın, Ruslarla işbirliği yapan İsfendiyar Han'ı öldürterek Hive'ye hakim olmasına ses çıkarmamıştır. Ne hazindir ki, büyük bir mücahid olmasına rağmen Cüneyid Han'ın bazı kışkırtmalara aldanarak Özbeklere karşı katı davranmaya başlaması Özbek-leri kendinden uzaklaştırmakla kalmamış, hatta onların Sovyetlerle işbirliği yapmalarına sebep olmuştur. Bu ise, Ruslar'a tekrar Hive'nin içişlerine müdahele için yeni bir fırsat vermiştir. Durumun ciddiyetini kavrayan Cüneyid Han, Ruslarla anlaşma yolunu tercih etmek mecburiyetinde kalmış ve onlarla bir barış anlaşması yapmayı o şartlarda en ehven çıkar yol olarak görmüştür. Böyle bir andlaşma ile Sovyetler, Hive'de kendi fikirlerine uygun bir zemin hazırlamayı tasarlıyorlardı. Fakat, Hive'de hiçbir komünist olmadığı için bu fikirlerini tatbik etmede son derece güçlük çekiyorlardı. Sonunda, Hive'deki Rus askerleri Cüneyid Han'dan kaçan muhalif Özbeklerle bir "Hive İhtilal Taburu" kurarak Hive de bir Sovyet hükümeti kurulmasını talep ettiler. Hive ihtilal Taburu'nun yardım istemesi üzerine Sovyetler Türkistan'daki kızıl-ordu birliklerinden bir kısmını Hive'ye sevk ettiler. Güya "Cüneyid Han'ın ve taraftarlarının kanlı diktatoryasından Hive emekçilerini kurtarmak" maksadiyle 25 Aralık 1919 ile 27 Ocak 1920 arasında kızıl-ordu birlikleri Hive'yi işgal ettiler. Bu Sovyet işgali ile sözüm ona "Hive Halkının İhtilali" gerçekleşmiş oluyordu. Hive'de komünist olmadığı için Sovyetler idareyi "Genç Hiveliler"e devretmek mecburiyetinde kaldılar. Kurulan "Hive İhtilal Komitesi" Hanlık sistemini lağvederek "Harezm Halk Cumhuriyetini" ilan etti. Sovyet hükümeti 13 Eylül 1920'de "Harezm Halk Cumhuriyeti" ile bir "İttifak" andlaşması imzalayarak Harezm'in güya istiklalini tanıdı. Bir müddet sonra Sovyetler Harezm Komünist Partisi'ni kurarak faaliyete geçirdiler. Bilahere Sovyetler Harezm Halk Cumhuriyetinin komünist aleytarı bir tutuma girdiğini ileri sürerek Genç Hivelileri baştan uzaklaştırmış ve Ekim 1921'de kurdukları komünist hükümetle Hive'yi kontrollerine almışlardır. Böylece, binbir entrika sonunda Sovyetler, Hive'de de komünist iktidarını gerçekleştirmiş oluyorlardı.

Bu sıralarda Kara-Kum'a çekilen Cüneyid Han, Sovyetlere karşı mücadeleyi yeniden teşkilatlandırarak hızlandırdı. Bu seferki mücadelesinde kendisini diğer Türkmen boylarının yanısıra bir zamanlar lüzumsuz yere fikirlerine karşı çıkmış olan fakat bilahere Sovyetlerin hakiki niyetlerini anlayan Hiveliler de katılıyorlardı.
Türkistan Türklerinin kültürel ve politik alanda uyanmalarına çok büyük emekleri geçen Tatar Türklerinin akibetleri de Türkistan Türklerinin-kinden farklı olmamıştır.

Rus hakimiyetine düşen Türk boylarının içinde en uyanık ve kültür sahasında en ileri gitmiş bir Türk boyu olan Tatarların istiklallerine kavuşamamalarında şu iki faktör büyük rol oynamıştır:

1-

Tatarların dağınık oluşu bir kısmının Kırım'da bir kısmının Kazan'da ve diğer kısmının Volga boylarında yaşamaları onların bir araya gelip müstakil devlet kurma şanslarını büyük ölçüde azaltmıştır.

2-

Tatarların yaşadıkları bölgelerin merkezi Rusya'ya yakın oluşları dolayisiyle de her türlü faaliyetleri Ruslar tarafından sıkı bir şekilde takip edilmesine sebep olmuştur. Bütün bu aleyhteki faktörlere rağmen Tatar Türkleri yılmamış ve bilhassa Kazan merkez olmak üzere bir "Muhtar Tatar Cumhuriyeti" kurmak için büyük bir mücadeleye girmişlerdir. Fakat, 1917 Bolşevik ihtilali'nden sonra çıkan iç harbde Kazan'ın önce komünist aleyhtarı Rus birlikleri ve bilahere de kızıl birlikler tarafından istila edilmesi Tatarların mücadelesini sonuçsuz bırakmıştır. Bunun üzerine Tatarlar, Başkırtlar ile birleşip bir "Muhtar Tatar-Başkırt Cumhuriyeti" kurmayı denemişler ise de, liderlik hususunda çıkan anlaşmazlık ve Sovyet baskısı neticesinde bir sonuç alamamışlardır. Bütün mücadelerine rağmen milli muhtariyet hakkını elde edemeyen Tatarlar sonunda Sovyet modelinde kurulan "Tatar Komünist Partisi"nin idaresinde bir otonomiyi kabul etmek durumunda bırakılmışlardır.

Rus hakimiyetine düşmüş Türk boylarının içinde milli muhtariyet için 1917 ihtilalinden sonra en başarılı ve aynı zamanda en hazin mücadeleyi verenlerin başında Başkırtlar gelir.

İhtilalden önce Başkırtların iki gayesi vardı:

birincisi, Ruslar tarafından gasbedilen topraklarını geri almak, ikincisi ise "Muhtar Başkırt Cumhuriyeti" kurmak. İlk isteklerini yerine getirme imkanı bulamayan Başkırlar, Bolşevik İhtilali'nden bir ay sonra "Başkırt Otonom Cumhuriyeti"ni ilan ederek ikinci arzularına kavuştular (15 Kasım 1917). Başkırt Türklerinin milli muhtariyet için yaptıkları en büyük mücadelenin lideri Ahmed Zeki Velidi idi. Zeki Velidi'ye bu başarılı mücadelenin başlangıcında en çok yardımı dokunan şahıs ise sonradan aşırı bir komünist olan Manat olmuştur. Nitekim Manat, çok geçmeden Stalin ile işbirliği yaparak Başkırt Cumhuriyetinden ayrılınca Zeki Velidi Başkırtların tek milli lideri olarak kalmıştır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Türkistan Türklerinin Milli Kurtuluş Savaşı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 18:08

Türk boylarını giriştikleri istiklal mücadelelerinde yöneten diğer liderlerin aksine Zeki Velidi daha gerçekçi bir tutumla mücadelesine muntazam bir ordu kurarak başlamıştır. Fakat Başkırtlar da Tatarlar gibi merkezi Rusya'ya yakın oldukları için Zeki Velidi'nin bu faaliyetleri Rusların hemen dikkatini çekmiştir. Nitekim, iç harbte komünist aleyhtarı kuvvetlerin kumandanı Kolçak, "Milli Muhtar Başkırt Cumhuriyeti"ni istemediğinden memleketi istila ederek yenice kurulmuş olan Başkırt ordusunun silahlarını toplatmıştır. Çaresiz kalan A. Zeki Velidi, büyük emeklerle kurduğu Başkırt Cumhuriyeti'nin muhtariyet için komünist liderlerle anlaşmak mecburiyetinde kalmıştır. Lenin ve Stalin, Başkırt ordusunun istendiği zaman Sovyetler emrine verilmesi şartiyle Başkırt Muhtariyetini tanımışlardır. Sovyetlerle işbirliği yapmanın sonunu iyi görmeyen Zeki Velidi, Kazak Türkleri ile beraber daha kuvvetli bir federasyon kurmak için teşebbüse geçti ise de, Kazak liderlerini ikna edemediğinden bir netice alamadı. Çaresizlik içinde tekrar Sovyetlere dönen Zeki Velidi, onlarla işbirliğini daha da geliştirip Başkırt Cumhuriyeti'nin muhtariyetini garanti etmek ümidiyle 150 arkadaşı ile birlikte Başkırt Komünist Partisi'ni kurarak faaliyete geçirdi. Fakat Sovyet taraftarı bazı aşırı komünistlerin hükümet işlerine sık sık karışması üzerine hükümetin emri ile Başkırt ordusu komünistleri tevkif etti. Komünist aleyhtarı Kolçak kuvvetlerini yenen Frunze'nin kızıl-ordu'su Başkırt ilini istila ederek komünistleri serbest bıraktırdı (Ocak 1920). Başkırt ordusu Rus su-bayların komutasına geçtiği için hiç bir müdahalede bulunamadığı gibi bir müddet sonra büyük bir kısmı, daha önceki anlaşma gereğince, Lehlilere karşı çarpışmak üzere Ukrayna ve Lehistan cephesine gönderildi. 19 Mayıs 1920'de Sovyet hükümeti "Muhtar Başkırt Cumhuriyeti"ni fesh ederek yerine komünist bir idare kurduğunu ilan etti. Bütün bu hadiseler olurken Zeki Velidi Moskova'da idi. Sovyet komünistlerinin hiçbir sözüne güvenilemeyeceğini bir kere daha görerek Basmacı harekatı adı altında Türkistan'da devam etmekte olan milli istiklal mücadelesine katılmak üzere Moskova'yı terk etmiştir"'.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Günümüzdeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir