Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

1917 Bolşevik İhtilali ve Türkistan Türkleri

Burada Günümüzeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

1917 Bolşevik İhtilali ve Türkistan Türkleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 18:05

1917 Bolşevik İhtilali ve Türkistan Türkleri:

Şubat 1917'deki Bolşevik İhtilalinin Rusya'daki Çarlık rejimine son vermesi Rus olmayan diğer mil-letleri olduğu gibi, Türkleri de çok sevindirdi. Fakat İhtilal idaresinin "bütün memurların ve askerlerin bulundukları yerde kalmalarını" iste-yen emirnamesi Türklerin sevincini kısa sürdürdü. Zira, bu emirname ile getirdikleri on binlerce göçmeni silahlandırarak 1916 Milli İsyanı'nı kanla boğan Rus askeri ve sivil yöneticileri Türkistan'da kalıyorlardı. Bu insanlar dün Çarlık idaresinin uşaklığını yapmışlardı; bugün de Bolşeviklerin uşaklığını yapmaya hazır idiler. Her iki halde de kendilerini Türkistan Türklerinin efendisi addetmeğe ve Türkleri ezmeye kararlı görünüyorlardı. Türkistan'daki Rus idarecileri ihtilal hükümetinin direktifi ile bir "İşçi, Asker ve Köylü Şurası" kurarak memleketi eskiden olduğu gibi yine askeri rejimle idareye başladılar. Fakat, çok geçmeden Moskova'dan aldıkları ikinci bir emir ile Türkistan'ın idaresini yeniden düzenleyecek olan "Geçici Hükümet Encümeni"ni kurdular. Türkistan'ı Rus müstemlekesi yapmak için yıllardır çalışan Rus şövenistlerinin çoğunluğunu teşkil ettiği bu encümene Türklerden ancak Sadri Maksudi, Muhammedcan Tınışbay ve Ali Han Bökeyhan'ı kabul ettiler. Fakat Türk üyeler o kadar azınlıkta idiler ki Türklere faydalı olabilecek hiçbir kararı Ruslara kabul ettiremediler.

"Geçici Encümen Hükümeti" Türkistan'ı Rus idaresine temelli yerleştirmek arzusunda olduğunu açıkça söylüyor ve bu hususta gerekeni hızla yapmaya çalışıyordu. Bunun üzerine Türkler, ihtilalin başlangıçta verdiği çok sınırlı serbestlikten istifade ile, Nisan 1917'de "Türkistan Müslüman Kongresi" tertip ettiler. Bu kongrede "Geçici Hükümet Encümeni"nin faaliyetlerine karşı Türklerin zorla gasbedilen topraklarını geri alacak, Türkistan'a göçmen akımını durduracak ve Müslümanların haklarını koruyacak "Türkistan Müslüman Merkez Şurası"nı kurdular. Bilahere "Milli Merkez" olarak ad değiştiren "Türkistan Müslüman Merkez Şurası" bütün Türkistan'a yayılarak şubeler açmaya ve halkı ilk defa bir teşkilat etrafında toplamaya başladı "Milli Merkez"de görevli Ahmed Zeki Velidi, Kebir Bekir ve Efendi Zade Rusça bilen şahıslar olarak Türklerin haklarını ve isteklerini Ruslara anlatmakla vazifelendirildiler. Bu arada 4. Duma'da Müslümanları temsil eden Türk liderleri önderliğinde 14-24 Mayıs 1917'de Moskova'da "Rusya Müslümanları Kongresi" tertip edildi. Kongre Türklerin nasıl bir yol takip etmesini tartıştı. Rusya'daki Türk boylarının farklı durumlarının sonucu olarak hazin münakaşalar cereyan etti. Türk birliği için ömrünü veren Gaspıralı İsmail Bey'in gösterdiği yoldan yürüyeme-diler. Sonunda görüldü ki, bütün bu felaketlere rağmen Türkler arasında tam bir hedef birliği teşekkül etmemiştir. Bunun üzerine, birleşmiş Rus devletinin içinde bütün Müslümanlara kültür muhtariyeti verilmesi tezini savunanları, Türkler için, belirli bir ülke bütünlüğüne sahip olanlara milli muhtariyet ve toprak bütünlüğüne sahip olmayanlara da milli kültür muhtariyeti tanınmasını savunanlar oylama sonunda 271'e karşı 446 oy ile mağlup ettiler. Bu neticenin alınmasında Milli Muhtariyet tezini savunan Azerbaycanlı Mehmed Emin Resulzade ile Ali Topçubaşı, Buharalı Ubeydullah Hoca ve Başkırt lideri A. Zeki Velidi büyük rol oynadılar. Aynı kongrece bir de "Milli Merkezi Şurası" kuruldu.

Milli Merkezi Şura kongrenin kararlarını Rus hükümetine Ağustos 1917'de Petrograt'da ilettiği zaman Rusların Türklere her hangi bir muh-tariyet verme taraftarı olmadıkları anlaşıldı. Bu arada daha önce kararlaştırılan ve Rusların menfi tutumu yüzünden tam bir moral bozukluğu içinde yapılan "Kazan Müslümanlar Kongresi" de maalesef birlik yolunda bir ilerleme kaydedemediği gibi, Başkırtlar ile Tatarlar arasında yeni bir ihtilafın çıkmasına da mani olunamamıştır. Bu Başkırt-Tatar ihtilafının neticesinde önceleri birlikte bir federasyon kurmayı kabul eden A. Zeki Velidi diğerlerinden ayrdarak tek başına Muhtar bir Başkırt hükümeti teşkil etme yolunu seçmiştir. Kendi aralarındaki karışıklığın yanı-sıra umumi vaziyet de Türkler için gittikçe kötüleşmeye başlamış, Türkistan'daki Ruslar ihtilalin verdiği ulaşım sıkıntısı dolayısiyle kendilerini beslettikleri Türklere her hangi bir hak vermeğe yanaşmadıkları gibi, Rus ihtilalcilerine yardım toplamak bahanesiyle de halkın elinde neyi varsa zorla almaya başlamışlardır. Neticede halk tam bir perişanlık içine düşmüştür. Daha önce Bolşevik ihtilalinin Müslüman Türklere yeni haklar getireceğine inandığı için başlangıçtan beri ihtilal rejimini destekleyen Mustafa Çokay'ın hatıralarında zikrettiği gibi, "sevinç kısa sürdü, hayal kırıklığı ise büyük oldu".

Türkistan'daki "İşçi-Asker-Köylü Şurası" temsilcisi Nikora, "İhtilal, Rus ihtilalcileri, Rus işçileri ve Rus askerleri tarafından gerçekleştirildi; bunun için de Türkistan'da kuvvet ve idare bizim elimizdedir. Yerli halk kendisine verdiğimizle yetinmelidir" diye Türklere her türlü hakkı reddediyordu. Türkistan delegelerinin sözcüsü Şah İslam ise, "madem ki ihtilali Ruslar yaptılar, o halde onlar Rusya'da bağırsınlar. İhtilalin kim-ler tarafından yapıldığı bizi ilgilendirmez; biz kendi haklarımızı istiyoruz. Nikora'nın konuşmasiyle Ruslar, Türkistan'daki hakimiyetlerini sağlamlaştırmak istediklerini te'yid etmiş oldular. Eğer şura "İşçi, Asker ve Köylü Şurası" Çar rejiminin mirasını korumak niyetinde ise, bizim bundan sonuçlar çıkarmamız gerekir" cevabını veriyordu. Türkler ile Ruslar arasındaki münasebetler Rusların emperyalistçe tutumları yüzünden çok kritik bir döneme girdi. Halk arasında Ruslara karşı duyulan nefret ve infial son haddine varmış idi. Bu arada son günlerini yaşamakta olan ve daha önce Türklere eşit haklar vermeyi reddeden Kerenski'nin her ne kadar ihtilal hükümeti, "Anayasa Meclisi'nin hazırlayacağı esaslara göre her milliyete kendi geleceğini tayin etme hakkını tanıyacak ve aynı zamanda milli meseleler için özel bir şura seçecektir" şeklinde bir açıklama yapmış ise de, bundan hiçbir netice çıkmamıştır. Zira, ihtilalcilerin Bolşevik grubu hazırlıklarını tamamladıktan sonra mevcut hükümeti devirmek için çoktan harekete geçmişler idi.

Ekim 1917'de Rus ihtilalcilerinin komünist grubu Kerenski hükümetini devirdikten iki hafta sonra Türkistan'da o ana kadar iş başında bulunan Çarlık ve Kerenski devresi Rusları (Sabık Çarlık memurları, askerler ve subaylar) Taşkent'de kendi kendilerine bir komünist darbesi yaptılar. Böyle hareket etmekle eski mevkilerini korumak istiyorlardı. Esasında komünist fikirleri tek sempati duyan Türkistandaki Rus demiryolu işçileri idi. Rus askerleri ve memurları arasında komünist fikirlerden haberi olan pek az kişi bulunuyordu. Hele Türkistan Türkleri arasında komünizmin K'sını bilen hiç kimse yok idi onun için, Türkistanlılar, komünist Rusların Taşkent'deki iktidar değişikliğine ve diğer şehirlerdeki hareketlerine katılmadılar.

Ruslar, 15-22 Kasım 1917 arasında yaptıkları kongre sonunda "Türkistan Sovyet Komiserliği'ni kurduklarını ilan ettiler. Güya bu komiserlik Türkistan'da iktidarı temsil ediyordu. Esasında ise, yeni bir diktatörlük idaresinden başka bir şey değildi. Sovyet Komiserliği'nin tek destekçileri Rus askerleri ile demiryolu işçileri oldu. Bu sözde komünist iktidar temsilcileri, Türkistan üzerinde kontrol ve idarenin sadece kendilerinin hakları olduğunu ileri sürüyorlardı.

Ekim ihtilalinin önderleri Lenin ve Stalin'in 2 Kasım 1917'de neşrettikleri şu beyannameyi hiç hatırlamak istemiyorlardı:

1- Rusya'daki bütün halkların eşitlik ve hakimiyet hakkı,
2- Halkların kendi mukadderatlarını bizzat tayin etmeleri,
3- Halkların milli ve dini inançlarının serbestçe tatbiki,
4- Rusya'daki milli azınlıklara kendi devletlerini serbestçe kurabilme haklarının olduğunu kabul ve ilan ediyoruz.

Sovyetlerin neşrettikleri bu beyanname esasında Rus olmayan milletleri bir oyalama taktiği idi. Kısa zamanda anlaşıldı ki, yeni Sovyet rejiminin en büyük gayelerinden biri milli esaslara göre gelişmekte olan Türklerin muhtariyet çabalarını önlemek idi. Nitekim, Türkistan'daki Sovyetler, Moskova'daki "Rus Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyetleri Merkez Komitesi"nden aldıkları emir ile 1 Mayıs 1918'de yaptıkları kongrede Sovyetlere bağlı "Türkistan Otonom Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti"ni kurduklarını ilan ettiler. Bilahere Türkistanlıların bu sosyalist Cumhuriyetin idaresine ortak olma teklifini de reddettiler. Bununla "Otonom Türkistan" deyiminin hiç bir mana ifade etmediği anlaşıldı. Sovyetler bu nevi "Otonom" oyunları ile "Burjuva Milliyetçilerine" (milli haklara sahip çıkmak isteyenler kastediliyor) büyük bir darbe indirmek emelinde idiler. Türkistanlıların milli muhtariyet isteklerinin amansız muhaliflerinden biri olan Safarof, "Rus ihtilalinin Türkistan'da derhal müstemlekeci bir yol tutmak mecburiyeti kaçınılmaz oldu" diyerek Rusların maksadını açıkça itiraf etmiştir.

Kaynakça
Kitap: ATATÜRK VE TÜRK DÜNYASI
Yazar: MEHMET SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: 1917 Bolşevik İhtilali ve Türkistan Türkleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 18:05

Türkistan Türklerinin milli haklarından vazgeçmeyip mücadeleye devam etmeleri Rusları yeni tedbirler almaya sevk etti. Sovyet yönetimi, hükümet ve Rus komünist partisi adına 8 Ekim 1919'da bir "Türkistan Komisyonu" teşkil ederek acilen Türkistan'a gönderdi. Bu komisyon, sahip olduğu diktatörce yetkilerle, faaliyetini Ekim 1919'dan 1923'ün ortalarına kadar özellikle Sovyet iktidarını kuvvetlendirmeye, Türkistan'ın kat'i olarak Rusya'ya bağlanmasına ve Rus ile Sovyet aleyhtarı eğilimindeki Türkistan milli hareketini yıkmaya şevketti.

Sovyetlerin gayelerini gerçekleştirmek için Türkistan'da seçtikleri ikinci yol, Rus komünist partisinin bir modeli olan "Türkistan Komünist Partisi'ni kurmak oldu (17 Haziran 1918). Türkler arasında hiçbir komünist bulunmadığı için Türkistan Komünist Partisi'nin ilk üyeleri tamamen Ruslardan meydana gelmişti. Yapılan bir seri kongreler ile Türkistan'da kalmış yabancı harb esirleri ile Türklerden sosyal demokrasi fikrine inanan bazı şahıslar parti üyeliğine alındılar.

En kötü şartlarda dahi hakları için mücadele etmek kararında olan Türkler, komünist partisine bağlı bir "Müslümanlar Bürosu" kurmayı ba-şararak halkın isteklerini bu büro kanalı ile dile getirmek istediler. "Müslüman Bürosu" gelişerek kısa zamanda Rus ve Türkistan Komünist Partilerinin rakibi ve halkın bir ümidi haline gelmeye başladı. Bunun üzerine (komünizme inanmadıkları, daha doğrusu ne olduğunu bilmedikleri halde) bir kısım Türkler komünist partisine girmeye ve "Müslümanlar Bürosu"na destek olmaya başladılar. Türkler, kafi çoğunluğu sağladıktan sonra 12-18 Ocak 1920'de komünist partisi kongresinde "Komünist Otonom Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti"nin adını "Türk Cumhuriyeti" ve Türkistan Komünist Partisi'nin adını da "Türk Komünist Partisi" olarak değiştirmeye muvaffak oldular. Rus ve Sovyet yönetimi, Türkistan Cephesi Kumandanı General Frunze'nin ikazı üzerine bu kararı reddetti. Ayrıca, 8 Mart 1920'de de Rus Komünist Partisi Merkez Komitesi bu kararı hükümsüz saydı. Bunun üzerine Eylül 1920'de yapılan bir kongre ile bütün partilerin birleştirilip bir Türkistan Komünist Partisi kurulmasına ve bu partinin Merkez Komitesi nezdinde "Milli Şube"nin kurulmasına (Türkistan yerli komünistleri için) karar verildi. Kısa zamanda da Buhara ve Hive'de Komünist Partisi'nin şubeleri açılarak komünizmin bütün Türkistan'da yayılması gayesine gidildi. Nisan 1920'de Kazakistan'da kurulan Komünist Partisi ise Rus Komünist Partisi'nin bir şubesi olarak faaliyete başladı. Bu maksatla Başkırt ve Tatar illerinde de Komünist partileri kurulup faaliyete geçtiler.

Komünist Partisi'ne giren Türklerin sayıları günden güne çoğalıyordu. Türklerin Komünist Partisi'ne girmeleri onların komünist felsefesini bildikleri ve inandıkları için değildi; bilakis ya şahsi menfaatleri yüzün-den veya kendi milli menfaatleri için çalışmak maksadı ile idi. Zira Türkler için başka çıkar yolları denemek o şartlarda mümkün görülmemekte idi. Ancak bu şekilde kendi haklarını bir parça da olsa korumayı ümit ediyorlardı. Türk illerinde kurulan Komünist Partileri üyeleri arasındaki Rus şovenizmi ile Türkler arasındaki milli cereyanları bertaraf edememiş ve komünist yönetimi bu iki tarafın ve görüşlerinin çekişmesi halinde uzun müddet devam etmiştir. Bazı Sovyet iddialarının aksine, bugün bu mesele bütün canlılığı ile devam etmektedir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Günümüzdeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir