Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Moğolların Gizli Tarihi

Burada Günümüzeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Moğolların Gizli Tarihi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 21:59

Moğolların Gizli Tarihi,

SAKOİN, Sokrovennoye Skazaniye, (Yuan-çao Bi-şi, I)

Geçen sene Sovyet İlimler Akademisi'nin Şarkiyat Enstitüsü tara-fından neşredilen mühim kitaplardan biri. S. A. Kozinin Moğolların Gizli Tarihi = Tuan-çao Bi-şi üzerinde çalışarak hazırladığı eserin birinci cildidir.

619 sayfa tutan bu birinci ciltte "Moğolların gizli tarihi"nin nüshalarına ve bunlar üzerinde bu güne kadar yapılan tetkiklere dair malumat, Moğolca metnin Rusça tercümesi, Çin-Moğol yazısiyle metnin ve Altan Topçi'ınn bu metne müvazi parçalarının Latin harfleriyle transkripsiyonu, eserin Uygur harfleriyle yazılmış asıl nüshasının bulunduğu farzedilerek yapılan transkripsiyonu girmiştir. Eserin sonuna lügatçe (index verborum) de ilave edilmiştir.

Müellifin izahına göre bu eser üç cilt olacaktır; birinci cilt on dört yıllık uzun bir mesainin mahsulüdür. S. A. Kozin, ilk önce Tuan-çao Bi-şi'nin bu güne kadar neşir ve tercüme edilmiyen manzum parçalarını neşretmek maksadiyle işe başlamış ise de, bu güne kadar yapılan transkripsiyon ve tercümelerin kanaat verici olmadığını görerek bu eseri textoloji, filoloji, morfoloji, sintaks ve tarih bakımlarından inceliyerek tamamiyle neşrini üzerine almıştır.

Kozin'in mesaisinin Moğoliyat bakımından olan ilmi kıymeti hakkında söz söylemek salahiyetini haiz olmadığımızdan, bu sahanın en ileri gelen mütehassıslarından Profesör N. Poppe'nin bu esere yazdığı mukaddemeden şu sözleri nakletmekle iktifa ediyoruz:

"Kozinin mesaisi Moğoliyat tarihinde gerek kemiyeti ve gerek keyfiyeti bakımından istisnai bir hadisedir. Mevzuunda etraflı ve derin bilgisini göstermiştir. Tam cesaretle diyebiliriz ki bugün bu işi hiç kimse S. A. Kozin kadar muvaffakiyetle başaramazdı,... "

Yuan-çao Bi-şi 1860 senelerinde Rus sinoloğu rahip (Kafarov) Palladius tarafından Pekin sarayı kütüphanesinde keşfolundu. Bu nüsha, Moğol dilinde Uygur harfleriyle i24o'da yazılmış olan Mon-golun Niuça Topçan (Moğolların Gizli Tarihi) adlı eserin Moğolları Çin'den koğan ilk sülalenin birinci hükümdarı Hun-Wu (1368- 1398) zamamnda yapılan Çince tercümesi olduğu malum oldu.

Eserin kaşifi Palladius bu Çince nüshasının metnini Rusçaya tercüme ederek "Pekin'deki Rus ruhanileri heyeti azalarımn mesaileri" külliyatımn IV üncü cildinde (1866) neşretti. Palladius'un verdiği malumata göre, bu esere dair ilk malumat Ming sülalesinin tarihinde 1382'de zikrolunuyor. Moğol sülalesinin resmi tarihi olan Tuan-şi'de bu eserden istifade edilememiştir. Çünki bu eser Moğolların Gizli Tarihi idi (s. 1-2).
1872'de yine Palladius tarafından bu eserin ikinci nüshası Han-lin-luan sarayında bulundu.

Bu nüsha üç metin ihtiva ediyordu:

1 - Çin hiyeroglifiyle yazılı Moğolca metin,
2 - Moğolca metnin her kelimesinin altına yazmak suretiyle Çince tercümesi ve
3 - Moğolca metnin Çinceye müstakil tercümesi.

Tuan-çao Bi-şi Şark ve Garp alimlerini aşağı yukarı 80 seneden-beri meşgul etmekte olmasına rağmen tam metin ve tercümesi neşre-dilememişti1. Bu işi ciddi olarak ele alan sinolog ve mongolist Erich Haenisch oldu. Bu zat 1937'de Çin hiyeroglifleriyle yazılı Moğolca metin transkripsiyonunu, 1939'da lugatçesini (VVörterburch) nerşretmişti. Nihayet 1941'de Almanca tercümesini de verdi. Böylece E. Haenisch ile S. A. Kozin "Moğolların Gizli Tarihi"nin Almanca ve Rusça tercümelerini aynı senede neşretmiş oldular.

Orta-Asya ve Moğol tarihiyle uğraşanlar bu güne kadar yalnız Palladius'un tercümesinden faydalanıyorlardı. Kozin ve E. Haenisch'in tercümeleriyle Palladius'un Çince metinden yaptığı tercüme karşı-laştırılıra Çince tercümenin (yahut Palladius tercümesinin) ne kadar eksik ve hatalı olduğu görülür.
Tuan-çao Bi-şi'nin bu mükemmel tercümeleri ve şerhleri Reşidüd-din'in "Camiüttevarih" indeki Türk ve Moğol tarihine ve ananelerine ait malumatın neşri ve izahı için de yardım edeceğinde şüphe yoktur.

Çünkü bu "Moğolların Gizli Tarihi" Reşidüddin tarafından istifade edilen kaynakların en mühimi olduğunda şüphe yoktur.
Malumdur ki Reşiddüddin Türk ve Moğollara dair verdiği malumatı, hazinede saklanan Altan Debter'den aldığını kaydetmiştir.

Kozin'in tetkikleri neticesinde anlaşılmıştır ki Moğolistan'da sülalelerin menşeine ve şecerelerine dair Altan Debter, Altan Topa veyahut Köke Debter adiyle yazılı veya şifahi rivayetler ve menkıbeler mevcuttu. Bu Debter'lerin Altan veya Köke (Gök) ile vasıflandırılması Türk Şamanizminin "ebedi gök tanrı, altun yüzlü anamız yersu ötüken" akidesinden mülhemdir. Milli Şamanizmin sukutundan ve lamayizmin nüfuzundan sonra Moğolistan'da "Gök" yerine Şara (Sarı) ve Çağan (Beyaz) renkleri sembolik renkler oluyor. Eski Moğol-cada altan (yani altun) rengi "Al" rengini ifade eden sembolik milli renk olmuş olsa gerekdir. Kozin'in fikri de bu merkezdedir (S. 30).

"Moğolların Gizli Tarihi"nin metinlerinden anlaşıldığına göre [Kozin S. 160; E. Haenisch, S. 97, § 203] "Koko Debter", aynı zamanda asilzadelerin hizmetleri, şecereleri ve mahkeme kararları kaydedilen sicil defterine de denilmiştir.

"Moğolların Gizli Tarihi" adiyle maruf olan bu eserin münderecatına gelince:

Birinci bab Cengiz Han'ın şeceresini söyler ve şöyle başlar; "Cengiz Han'ın ceddi alası yüksek Tanrı'nın [Semanın] iradesiyle doğmuş Börtecino [Bozkurd] idi. Onun karısı Hoay Maral [Beyaz Geyik] idi. Bunlar Tengis gölünü geçerek Onon ırmağına geldiler ve Burhan Haldun dağında göçüp kondular. Onlardan bir oğul doğdu, Batacihan. Bunun oğlu Tamaça, bunun oğlu Horicar Mergan, Horicar'ın oğlu Auçam-boro'ul, bunun oğlu Sali-Haçau bunun oğlu Yeke Nidun, bunun oğlu Simsoçi, bunun oğlu Harçu.
Harçu'nun oğlu Borjigiday Mergan'ın karısı Mongaljin Hoa idi. Borjigiday Merganın oğlu Torgoljin Boyan'ın karısı Borakçin hoa idi. Suyalbi-Borolday adlı hizmetçisi, Bayur ve Boro adlı iki atı vardı. Torgoljin'in iki oğlu vardı: Duwa Sohor, Dobun Mergan.

Duvva Sohor'un alnında tek bir gözü vardı. Bu tek göziyle o üç göç yerden [üç günlük yerden] görürdü.
Bir gün Duwa küçük kardeşi Dubun Boyon ile Burhan Haldun dağına çıktı. Duwa Sohor Burhan Haldun'un tepesinden bakarak Tengelik ırmağı sahili boyunca bir kalabalık göç gördü ve dedi: "Bu göçün ortasındaki araba çadırda bir güzel kız var"...

Bu kız Alangoa idi. Duwa Sohur bu kızı kardeşi Dubun Mergan'a alıyor.
Bu destani tarih bu suretle başladıktan sonra Cengiz Han'ın efsanevi veya hakiki ecdadı hakkında malumat veriyor.
Nihayet Cengiz Han'ın babası Yesügey Bahadır zamanına geliyor. Onun 9 yaşar Cengiz'i Honkirat [Kongrat] kabilesinden bir kızla nişanlandırması, evine dönerken yolda Tatarlar tarafından zehirlenmesi, son sözlerini Munlik adlı birine söyliyerek karısını ve çocuklarını ona emanet etmesi hikaye ediliyor. Bununla birinci bap tamam oluyor.

İkinci bapta Cengiz Han'ın gençlik hayatı anlatılıyor. Cengiz'in anası Olun [Ho'elun] küçük çocuklariyle dul kalıyor. Çok sıkıntı içindedir. Mensup olduğu kabileden himaye görmüyor, belki hakaretlere maruz kalıyor.

"Ambagay Han'ın karılar-Orbay ve Sahatay "ecdad markadi"ni ziyarete gidiyorlar. Yesügey'in dul karısı Olun da geliyor; fakat elinde olmayan sebepler dolayısiyle geç kalmıştı; merasim ve ayin bitmişti.

Olun diyor:


"Ne için beni kurban ayininden, et ve şarabından mahrum bıraktınız? Demek siz insanların gözü önündeki yemeği (almayı) ve haber vermeden göç etmeyi biliyorsunuz!"

Orbay ve Sahatay ona şöyle cevap verdiler:

"Çağırsak bile sana yedirmeye değmez ne bulursan onu ye! dilensen bile, sana vermiye değmez, ne gelirse onu ye! Ambagay Han öldü diye mi bizimle konuşmağa cesaret ediyorsun?"

Ecdat şerefine yapılan kurban ayinine iştirak ettirmemek kabi-leden tardetmekle müsavi olduğunu düşünürsek Olun Hatun'un ve çocuklarının ne feci bir vaziyette bulunduğunu göz önüne getirmek güç değildir.
Kabile Olun Hatun'u ve çocuklarını bırakıp göç ediyor. Yesügey ailesini himaye etmek istiyen Çorha-ebugen'i kabile bahadırları süngülüyorlar...
Fakat Olun Hatun beceriksiz kadere boyun eğip ağlayacak kadın değildir.

"Gizli Tarih" onu, manzum olarak şöyle tasvir ediyor:

"Akıllı ve hünerli doğmuş zevce idi Olun Hatun "Bak, küçük yavrularını nasıl besledi:

"Temenisini başına sim sıkı sarıyor, "Beline kuşağını bağlıyor, eteklerini toplıyor "Onon ırmağı boyunca aşağı yukarı koşuyor
"Moyıl ve yabani elmalardan dane dane toplıyor "Gece, gündüz [dinlenmeden koşarak] yavrucaklarını besliyor

"Kutlu doğmuş kadındı anamız Olun "Yavrucuklarını, bak, nasıl büyüttü:

"Elinde sepet, kırlara gidiyor "Yavrucuklarını beslemek ifin "Sudun ve fifigina köklerini kazıyor, "Moyıl ve yabani soğanla beslenen bu yavrular "Saltanat şeririne kadar yükseldiler "Bilge ananın evladı olan bu focuklar "Nizamperver ve bilge oldular "Bilge ana kucağında kuru sarımsakla beslenen bu yavrular
"Kahraman olup yükseldiler "Asil insan olarak
"Cesaretleri ve kahramanlıklariyle temayüz ettiler"

Anlaşılan eski Moğollar nazarında ideal kadın ve ana budur. Cengiz'i böyle bir ana yetiştirmiştir.
Bu bapta Cengiz'in ufak kabile reisleriyle mücadeleye başladığı, çok sıkıntılı hayat geçirdiği hikaye edilir.
Üçüncü bapta "Merkit kabilesinin tenkili, Temuçin'in Cengiz Han unvanını alması" söylenmektedir.
Merkit kabilesi Temuçin'in obasım basarak yağma etmiş idi. Temuçin kardeşleriyle beraber Kereit kabilesi reisi Toğrul-Vang-Han'a gidiyor ve yardım istiyor. Vang-Han yardım ediyor, Temuçin Camuka'ya da müracaat ediyor. Camuka Temuçin'e müspet cevap veriyor ve yardımına koşuyor. Camuka'nın Cengiz'le muhavereleri ekseriya manzum olarak tesbit edilmiştir.

Temuçin, Camuka ve Toğrul Han birleşerek Merkit kabilesini mağlup ettiler, "çadırlarım yaktılar, güzel kızlarını kucakladılar". Camuka ile Temuçin çocukluk hatıralarını konuştular, on bir yaşlarında iken Onon ırmağının buzu üzerinde kayıp oynadıklarını, birbirine hediyeler verip "anda" olduklarım "anda" lığa dair eski kanunun hükümlerini bahis mevzuu ettiler.

Camuka ile Temuçin bir buçuk yıl dost geçindiler. Bir göç esna-sında Camuka Cengiz Han'a şiirle hitap ediyor. Fakat Cengiz Han bu şiirin manasını pek de kavrayamıyor. Anası Olun ile karısı Börte hatun bu şiirde düşmanlık gizlendiğini meydana çıkarıyorlar ve "Camuka mütelevvin adamdır. Biz onu bıktırdık, ondan kaçmalıyız" diyorlar.
Bundan sonra iki "anda" düşman oluyorlar. Dördüncü bap Cengiz Han'ın Camuka ve Tayçiut'larla mücadelesinden bahsediyor.
1201'de "Alhuy Bulak" denilen yerde Cengiz Han'a muhalif olan kabilelerin kurultayı toplamyor. Camuka bu kurultayın karariyle Gur Han ilan ediliyor. Bundan haberdar olan Cengiz Han derhal Vang-Han ile birleşip bunların üzerine yürüyor. Nayman Han'ı Buyruk ve Oyrat'lardan Huduha-Beki sihirle yağmur yağdırmağa ve fırtına çıkarmağa muktedir idiler. Bunlar Cengiz Han'ın ordusu üzerine yağmur yağdırmak için sihir yaptılarsa da fırtınalı yağmur kendi orduları üzerine yağdı ve "Tanrı bize darıldı" diyerek kaçıştılar. Cengiz Han bu sefer de zafer kazandı.

Beşinci bapta Tatarlar'ın imhası, Vang-Han ile bozuşma bahis mevzuu edilmektedir.
Tatarlar'ın tenkilinden sonra Cengiz Han büyük sülale Şurasını topladı. Bu Şuramn karariyle dört Tatar kabilesinin [Çağan tatar, Alçi tatar, Dutaut tatar, Aluhay tatar] erkeklerinden araba tekerleği çivisinin hizasından yüksek olanlarının hepsi kılıçtan geçirildi. Bun-dan sonra Cengiz Han ile Vang-Han'ın arası açılıyor.
Altıncı bapta Kereit Hanlığının sonu hikaye edilmektedir. Kereit'-ler, Nayman'lar ve diğer Moğol kabileleri Camuka'nın riyaseti altında Cengiz Han'a karşı birleşiyorlar.
Yedinci bapta bu birleşen kabilelerin tenkili ve Vang-Han'ın ölümü sekizinci bapta Nayman Hanı Küçlük'ün Karahıtay İmparatoru Gur-Han ülkesine; Tohtoa'nın Kıpçaklar ülkesine firarı, Cebe'-nin Küçlüğü ve Subetay'ın Tohtoa'yı takibi, Camuka'nın ölümü, Cengiz Han'ın Hakan olması ve silah arkadaşlarına ihsam tasvir edilmektedir. Merkit ve Nayman kabileleri tenkil edildikten sonra Ca-muka beş arkadaşı ile dağlarda dolaşıyor, yabani koç avlayıp besleniyorlardı.

Bir gün Camuka arkadaşlarına:

"Kimlerin kimlerin oğulları, ne gibi babaların evlatları bugün yabani koç aviyle besleniyorlar!" dedi. O gün arkadaşları Camuka'yı bağlayıp Cengiz Han'a teslim ettiler; Camuka şu sözlerinin Cengiz Han'a arzedilmesini rica etti[aslında manzum]:

Kargalar toplanıp Sunayı avladılar.
Köleler toplanıp hanlarına el kaldırdılar.
Dostum, Hakanım buna ne ceza verirsin?
Sıçancıl tenbel kartal güzel ördek avlamağı düşündü.
Köleler, uşaklar Hakanına ihanet tasarladılar
Ey mukaddes Hakanım, dostum!
Baba katillerine ne gibi ceza verirsin ?

Bu sözleri dinledikten sonra Cengiz Han Camuka'ya ihanet eden beş kişiyi idam ettirdi ve "kendi büyüğüne ihanetten çekinmiyen-ler bize de yar olmazlar" dedi. Şayanı dikkattir ki Camuka'nın bütün konuşmaları bu eserde hep manzum olarak tesbit edilmiştir. Galiba Camuka o zaman Moğolların büyük şair ve hatiplerinden biri olmuştur. Onun "Seçen" [Hatip] lakabı da boşuna olmasa gerektir. Kendi mukadderatına dair Cengiz'e gönderdiği kırk yedi mısralık manzumesi de çok müheyyiç ve rikkat engizdir. Cengiz'le beraber geçirdiği dostluk günlerini hatırlıyor. Sefalet ve çetin mücadele günlerinde tek bir yorgan altında yattıklarını, yürekten "anda" ve dost olduklarını söylüyor. "Beni göndereceğin yere çabuk gönder. Sen bugün büyük Hakansın; dünya senin olmuştur... Bu gün sen benim dostluğuma muhtaç değilsin... Ben, senin ak günlerinde siyah gölge, karanlık gecelerinde kabus, elbisende diken, boynunda bir böcek olurum. Dostuma yük olmak istemiyorum. Senin bilge anan, kahraman kardeşlerin var. Ben ise küçüklüğümde öksüz kaldım, ne ana ve ne kardeş yüzü görmedim. Sadık dostlar bulamadım.. Aziz dostum, bana ihsan etmek istersen beni çabuk gönder [öldür]. Sen de rahat edersin.

Yegane arzum:

Benim kanımı dökme den idam ettirmendir. Kemiklerim büyük anamızın koynunda yatarken ruhum senin evlat ve ahfadına koruyucu olur. Dualarımla bunu sana vadediyorum. Doğdum doğalı yapayalnızım. Büyük ruhun beni ezdi. Sözlerimi unutmayınız, gece ve gündüz tekrarlayınız.. Şimdi beni çabuk gönderiniz!" diyor.
Cengiz Han onu, "sunulan dostluğu ve bağışlamayı reddetti" bahanesiyle, kanını dökmeden idam ettirdi ve büyük hürmet ve merasimle gömdürdü...

Dokuzuncu bap hassa tümenlerinin teşkilinden bahsediyor. Onuncu bap da Cengiz'in hassa askerlerini, bu askerilerin methi, Uygurların ve orman kavimlerinin ilhakı, tımarlar tahsisi ve Şaman Teb Tengri'nin idamı bahis mevzuu edilmektedir.
Hassa askerlerin methi manzumdur. Cengiz Han'ın ağzından söyletilmektedir.
Karluklar ve Uygurların kendi ihtiyarlariyle itaat ettikleri Küçlük Nayman'ın katli, Kırgız beylerinden inal, Edi, Aldier ve Olebek Teginlerin gelişi, Şaman Teb Tengrinin katli teferruatiyle anlatılmaktadır.

On birinci bap şimali - Çin'in, Türkistan'ın, Bağdat hilafetinin ve Rusya'nın fethi.
Bu bapta Kanglı, Kıpçak, Başkurt (başjigıt), Rus (Orosut), Mişer, (Maçjarat), As, Sergesut, Kaşmir... seferleri, Mahmut Yalvaç'la oğlu Mesud'un Cengiz huzuruna geldikleri zikrolunuyor.

"Sartagol [müslüman] kavimlerini tamamiyle itaati altına al-dıktan sonra Cengiz Han bütün şehirlere kumandan (darugacin) koydu. O zaman Cengiz Han'a Urgencten Havarizmi (Hurumşi) ailesine mensup Yalvaç ve oğlu Mesut adlı baba oğul geldiler. O, şehir halkının kanun ve örfleri (Yosun, dore) hakkında Cengiz Han'la konuştu. Cengiz Han, şehir kanun ve örflerinin Yosun'a uygun olduğuna kanaat getirdi. Bundan dolayıdır ki Yalvaç'ın oğlu Mesut Havarizm'e tayin edilen daruga ile birlikte Buhara, Semerkand, Urgenç şehirlerinin idaresini verdi. Yalvaç'ı kendisiyle beraber götürdü ve ona Çin'in payitahtı Jung-du (Pekin) şehrinin idaresini verdi..."

"Moğolların Gizli Tarihi" şu cümlelerle tamam oluyor:

Sarayın (karargahın) Doloan Boldah ile Silginçek arasında, Keluren-deki Kode Ar alda, bulunduğu zaman, sıçan yılının (1240) yedinci ayında, büyük kurultay esnasında yazılup tamam oldu."

ilim ve fikir hayatı için çok buhranlı olan bu yıllarda bir Rus ve bir Alman aliminin aynı senede, "Moğolların Gizli Tarihi" nin, derin tetkiklere müstenit, tercümelerini neşretmeleri, ilim ve fikir mensupları için bir tesellidir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Günümüzdeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir