Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kirgiz Dil Yadigarlarından "Manas" Destanı

Burada Günümüzeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Re: KIRGIZ DİL YADİGaRLARINDAN "MANAS" DESTANI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 18:30

MANAS DESTANINDA GÖRÜLEN MUHTELİF TABAKALAR

Destanlar, eski bir şehir harabesi üzerinde vücuda getirilen yeni bir şehre benzerler. Bu şehrin binalarını tetkik ederken muhtelif devirlerde yaşayıp harap olmuş şehir enkazından yapılmış birçok binalar veyahut yeni binaların dıvarlarına konulmuş eski kitabeler ve tezyinat parçalarım gördüğümüz gibi, destanlarda da en yeni unsurların yanı başında en eski devirlerin hatıralarını buluruz. Bir arkeolog ise bizim gördüğümüz şeylerle kanaat etmez. Şehrin en eski tabakasına kadar inmek için hafriyat yapar, toprak yığını altında kalan muhtelif devre ait kültür tabakalarını tesbit eder.

Destanlarda, şehir harabeleri gibi muntazam bir devre takip ederek sıralanmış tabakalar yoktur. Bunlarda tabakalar alt üst olmuştur. En üst tabaka ile en alt tabaka birbiriyle karışmış bir halde bulunur. Bundan dolayıdır ki bir folklor araştırıcısının destanda gördüğü türlü kültür tabakalarının devirlere göre tasnifi bir arkeologun vazifesinden daha güçtür.

Bizim Manas destanı en eski devirlerden beri Kırgızlarla beraber yaşamış bir destandır. 19. asra kadar tesbit edilmemiştir. Bundan dolayıdır ki tabakalaşma bakımından diğer milli destan ve hikayele-rimize nazaran daha karışık bir konu olarak görünür. Çünkü bu destanı vücude getiren Kırgız Türklerinin yaşayış tarzları normal seyrini takip etmemiş, aynı devirde şehir ve ziraat hayatına doğru ilerlemelerden sonra göçebe ve hatta avcılık hayatına doğru gerilemeler olmuştur. VIII. asırda yüksek bir kültüre (mabetlere, yazıya, ziraat ve şehir hayatına) malik olan Kırgızlar IX. asırda tam bir göçebe ordular halinde görülüyorlar.

Aynı devirde türlü yabancı kültürlerin tesirleri altına düşmüşlerdir:

Bir taraftan Çin, Hind, Tibet kültürleri, diğer taraftan Iran - İslam kültürü, son asırlarda Avrupa-Rus kültürü. Manas destanı bütün bu kültürlerden müteessir olmuştur.

Manas destanındaki yeni unsurları ayırmak kolaydır. Mesela kahramanların karargahlarında bile çay ve semaver bulunuyor:

Semaver ateşe koydu
Ak kuyruk çaydan demledi
Semaver ateşe koyunuz
Kaymaktan alıp katınız

Demleyip çayı kaynatınız Birçok mısralarda mıltık yani tüfek kelimesi geçmektedir ki, bu kelime bendaka kelimesinin bozuntusudur. Mıltık (bendaka) kelimesi gösteriyor ki bu silah Türkistan ve Sibirya Türklerine Hind veya iran yolv.yla girmiştir. Moğalistan Türkleri ise tüfeğe çince poo diyorlar.
Hac, Mekke, Medine, Kuran, Namaz ve kitaplardan bahseden mısralar da yeni unsurlardır. Manas destanında bu kelimelerin ifade ettikleri mana sarih değildir. Manas'ı rivayet eden halk şairlerinin bu kelimelerin hakiki manalarından habersiz olduğu pek açık olarak görülmektedir. Mesela Kuran ve Kitap kelimelerini zikrederken
At başı kadar Kuranı
Koyun başı kadar kitabı diyor ki, bunlar, Müslüman ağzına pek te yakışmayan tavsiflerdir. Ortaçağa ait unsurlardan en dikkat çekenleri Kırım ve Rum isimlerini ihtiva eden parçalardır. Bu iki ülkenin şark Türklerine daha eski devirlerde de malum olduğunda şüphe yoktur. Bununla beraber bu ülkeler bilhassa Nogay - Mangıt kabilelerinin XIV. asırda Altay ile Kırım arasında uzanan bozkırlarda at koşturdukları devirde meşhur olmuştur. Manas'taki akisleri de bu XIV. asrın hatıralarıdır.

Manas, destanın kendi rivayetine göre Kırgız kahramanı değil "Sarı Nogay" kabilesinin kahramanıdır:

Sarı Nogay er Manas Umumiyetle Kazak - Kırgız destanları XIV. asırda Altınordu devletinin dağılmasını ve XVI asırdaki Oyrat - Kalmukların Türk ülkelerine akınlarına karşı yapılan harplerin kahramanlarını terennüm eder. Bununla beraber eski destanların kahramanları ve motifleri muhafaza edilmiştir.
Manas destanında en eski unsurlar evlenmeleri tasvir eden epi-zotlardır. Bu epizotlardan anlaşıldığına göre Manas'ın kahramanları hep çapulla elde ettikleri kızlarla evleniyorlar.

Manas babasına:

Bütün alplardan korkmuyorum
Eskisi gibi çapulculuğa çıkmıyacağım KayıVın kızı
Kara Börk'ü Yakalayıp aldım kırlardan

Şoruk'un kızı Akılay'ı
Ganimet aldım kaleden
Kız almış (evlenmiş) gibi olmadım
Kız koynunu görmedim
Han babam Yakup Han
Asil atına bin
Bana bir kız ara

diyor. Görülüyor ki savaşlarda ganimet ederek aldığı kızlarla evlenmiş, fakat "kız almış gibi" olmamış, babasının rızasıyla (sulh yoluyla) bir kız almak istiyor. Bu parça, bize ekzogaminin ilk devirlerini, yani "dışarıdan kız kaçırarak evlenme" devrini anlatırken birdenbire bizi "sulh yolu ile, her iki tarafın rızası ile dışarıdan evlenme" devrine getiriyor.
Yakup Han'ın oğlu Manas'a kız aramasını tavsif eden epizot da şayanı dikkattir.

Yakup Han bir çobana:

Manas'ıma kız arayıp
Kara kiş börkiim karlattım
Tilki börküm ıslattım

Dolaştım kız bulamadım. diyor. Bu "kız aramak" dan ziyade bir keşif müfrezesinin faaliyetini andırmaktadır.
Temir hanın kızı Kanıkey'in düğününü tasvir eden epizottaki düğün, bizim tarihi devirlerde bildiğimiz düğüne benzemiyor. Kız, damadı tanımıyor, tahkir ediyor. Bıçakla hücum ederek yaralıyor. Damat, kayın babanın evini yağma ediyor. iki büyük kabile harbe tutuşmak üzere iken kızın anası kan dökülmesine mani oluyor.
Manas'ın kırk mülaziminden birinin adı Aco beydir. Bu isim şüphesiz ki IX. asır Kırgızlarının reislerine verilen Aco unvanın hatı-rasıdır. XVII. asır yazılı Rus vesikalarına göre, Yenisey sahilinde yaşayan Kırgız oymağının reislerine de Aco denirdi.

Ak Erkeş'in döşeğine Almanbet basıp yüriyor:

Kök kıyas adlı biri diyor
Ben de bunu görmüştüm
Biriniz söylesin diye susmuştum

Er Gökçe misafirini yanma çağırıyor ve "at mı istersin elbise mi istersin al" diyor. Bunun manası "Defol git" demektir. Misafir mülte-ciye doğrudan doğruya "git" demek ayıp olduğundan böyle diyor.
Aralarında iyice münakaşa oluyor. Fakat, Er Gökçe zevcesiyle olan münasebetinden bahsetmiyor.
Almanbet gidiyor. Er Gökçe itham edilen zevcesine karşı biv şey yapmıyor. Hatta zevcesi Ak Erkeş kocasını tekdir ve tehdit ederek "bu Almanbet senin canına okuyacaktır" diyor.
Er Gökçem prensim Kahramanlığın var, aklın yok Olan bitenle işin yok At esirgeyen dost mu olur? Elbise esirgeyen arkadaş mı olur?

Hesabe (yıldıza) bakıyorum:

Bütün hami ruhların Almanbet''in arkasından gidiyor.
itham edilen kadın kocasını kandırıyor ve Almanbet'i geri çağırmaya razı oluyor. Fakat prens çoktan gitmiş oluyor. Bu epizot bize çok eski devirlerdeki karı-koca münasebetlerini göstermektedir.

Manas'ın defin merasimi de İslam devrinde bildiğimiz defin merasimi değildir. "Manas öldü. Ak saray ve Gök saray yaptırıldı. Dokuz gün yattı, doksan kısrak kesildi. Altı gün yattı, altmış kısrak kesildi. Çam ağacından kalın tabut yapıldı, içerisini ahunla dışarısını gümüşle süslediler".
Çokanoğlu rivayetine göre "Manas'ı kımızla yıkadılar, kılıçla temizlediler".
Bu "defin merasimi" bugünkü defin merasimleriyle izah edilemez. Şüphesizdir ki, bu en eski devirlerdeki Türk defin merasimlerinin kalıntısıdır. Kırgızlar ve umumiyetle Orta-Asya göçebe Türk boylarında definde tabut bile kullanılmaz. Manas'ın tabutu Altay'da son senelerde yapılma Pazırık hafriyatında meydana çıkarılan mezarda bulunan tabutu andırmaktadır.

Manas destanındaki eski unsurlardan biri, Oğuz destanında da gördüğümüz oğul ve baba mücadelesidir. Manas'ta bu motif Kalmuk hanı Karahan'la oğul Almanbet epizodunda geçer. Tıpkı Oğuz destanında olduğu gibi Karahan kafir, oğlu Müslümandır. Eski destanlardaki bu motif eski medeniyetle yeni bir medeniyet mücadelesinin hatırası olsa gerektir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Önceki

Dön Günümüzdeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir