Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Orta Türk Destanları Ve Kırım

Burada Günümüzeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Orta Türk Destanları Ve Kırım

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 17:00

ORTA TÜRK DESTANLARI VE KIRIM

Karakalpak, Kazak - Kırgız, Başkurt, Sibirya - Tobol ve Baraba gibi orta Türklerde Altın - ordu ve Kırım şevketi ve onların sukut devrinde zuhur eden büyük tarihi vak'aların hatıraları türlü kahramanlar adını taşıyan (Aksak Timur, Ediğe ve Toktamış, Ertargın, Kara - Kıpçak, Koblandı, Orak - Mamay, Çora Batır, Adil Sultan gibi) destanlarda terennüm olunur. Şüphe yoktur ki bu destanlar esas itibariyle eski Türklerin milli destanlarının son tarihi vak'alarını içine aldıkları yeni şekillerden ibarettir. Tarihi kahramanların ismi etrafında toplanarak bir destan teşkil eden bu unsurlar tahlil edilerek, tarihi vak'alar ayrılırsa metolojik fabller, kahramanlara isnad edilen merasim ve an'aneler İslamdan evvelki unsurlardan ibaret olduğu anlaşılıyor. Mesela en bariz bir surette tarihi olan Ediğe ve Toktamış destanındaki Edige'nin cedd-i alası Baba tüklü saçlı Aziz menkıbesi, Edige'nin manevi bir kuvvete ve kudrete malik olması, arkadaşları için bayalış otu yakıp cenaze merasimi yapacağını söylemesi, at kurbanı, kurban için mahsus renkli sarı başlı koç meseleleri, hep İslamdan evvelki destana mahsus unsurlardır.

"Çora Batır" destanının Kazak - Kırgız rivayetlerinin birinde Narik Bey'in karısı dedi ki:

Deveden buğra, yılkıdan aygır, sığırdan öküz, koyundan koç keselim, Tanrı'dan bir evlat isteyelim deniliyor ki, "Oğuzname" de de Dirse Han'ın karısı ayni sözleri söylüyor.

Orta Türklerde muhafaza edilen destanlarda Kırım Nogay ordasının geçmiş şevketi, Ruslarla ve Kalmıklarla olan mücadeleleri aksettirmektedir. Bu destanlara göre Türk dünyasının şevketlü merkezi "kırk bin camii var Kırım" olup Buhara ve Semerkand ise kutsi bir mahiyet arzederler. Hatta Kara - Kırgızların meşhur destanı olan Manas'a göre dünyanın en uzak yeri Kırım ve Urum olduğu halde (Kızı keter Kırımga oğlu keter Urumga) kahramanlarına Kırım - Astrahan tarihi ile bağlı kabilelere mensupturlar (Sarı Nogay Ermanas, Kara - Nogay Yamgurcu). Orta Türk destanlarının bu cihetlerden tahkik ve tahlilini salahiyetli erbabına bırakarak biz bu makalemizde meşhur destanların mevzularına, neşir sahalarına ve muhtelif Türk boyları içinde muhafaza edilen variyantlarına dair kısaca malumat vermek istiyoruz.

ÇORA BATIR

Çora Batır (Çora Narikov) tarihi vesikaların ve Rus vekayinameleri tarafından tesbit edilen malumatın aydınlığına çıkarılsa, görülür ki bu zat destanda tavsif edilen Narik oğlu Çora kadar temiz bir vatanperver değildir. Zaten bunun isminin meşhur Şah Ali (Şagali) Han ismi ile sıkı bağlı olması da, destanı Çora'nın parlak simasında bir leke teşkil ediyor. Buna rağmen Çora Batır yalnız halk kitlesi içinde değil, münevverlerin içinde bile vatanperverliğin ideal bir tipi olarak telakki edilmiştir. Bilhassa Kırım gençliği Çora Batır'ı "Nerede senin Nureddin'in Çora Batır Gireylerin?" diye istiklal devrinin büyük kahramanı olarak terennüm. etmektedir. Zaten destandan maksat tarihi vak'aları tasvir değil, belki halkın bütün hissiyatına, hatıralarını ve milli gayelerini canlandıracak bir surette aksettirmek için ideal bir alem yaratmaktadır. Milletimizin ideali galip ve müstevli yabancılar ile mücadele ve onlardan korunmaktır. Onların bu ideali Çora Batır adına terennüm ettiği destanda bütün kuvveti ile aksediyor. Kırım mütegallibesi Ahtacı Ali Beyi ve "saklav" larını imha ederek Kazan'ı kurtarmağa giden, binlerce Rus askerini kovup Kazan'da beylik eden ve nihayet mahalli entrika ve çekeme-mezliklerden dolayı Kazan'ın sukutunu müteakip Karasu çayına kendini atıp intihar eden Çora'yı millet yaratmıştır. O destanda işte şu "Çora"sını terennüm ediyor. Ivan huzuruna elçi olup giden Kazan'a Rus ordusunu davet eden Buyurgan Seyit, Kadış, Kul Şerif Molla ve diğerleri ile bazan beraber çalışan vatanperver Safa Girey tarafından idam edilen (Çora Narikov) ise millet için ebediyyen ölmüştür...

Merhum İsmail Bey Gaspıralı tarafından Kırım gençlerine karşı söylenen parçada ihtimal ki "Çora" hatırası üzerinde hakiki tarihin bıraktığı bu gölgeye de cevap telmihi vardır:

Kaynakça
Kitap: ABDÜLKADİR İNAN
Yazar: MAKALELER VE İNCELEMELER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ORTA TÜRK DESTANLARI VE KIRIM

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 17:00

Okum nişan ursa idi Çapar idi Çora Batır Atım koşu ozmaganda
Atım koşu ozsa idi Okum Nişan urmaganda Ayıt nişlesin Çora Batır!1

Filhakika bu parça siyaset meydanına idam edilmek üzere getirilen yahut Buyurgan Seyit ve diğer Kazan partisi ile uyuşmak istediğini yüzüne karşı söylenen "Çora" tarafından Safa Girey Han'a bir cevap teşkil etmektedir: Muhit istediği gibi olsa idi, attığı oklar nişana ursa idi, Çora Batır Kazan'ı kurtarabilirdi, halk vaziyeti kavramaktan aciz, etrafın büyük bir kısmı hiyanet ve ihanet bataklığında bulunursa, Seyitler, mollalar, hoca beyler, hanlardan bir çokları Moskofa hizmet ederlerse "ayıt nişlesin Çora Batır?"...

Çora Batır rivayetleri:

a) "Çora"nın Kırım rivayetlerinden bize malum olanları Bahçesaray, Büyük-hocalar, Karasubazar, Osman oğlu Mehmed (Nogay) rivayetleridir. Bunlardan evvelki üç rivayet Radloff'un "Türk Halk Edebiyatı nümuneleri" külliyatının 7 cildinde (21, 22; 122-132, 167-183) neşredilmiştir. Nogay rivayeti ise Molla Mehmed Osmanof'un mecmuasında (bu mecmua müsteşrikler arasında Osmanof hrestomatyası, adı ile maruf olup 1883 de (Petersburg'da tabedilmiştir) tesbit edilmiştir.
Münderecat itibariyle bu Kırım Nogay rivayetleri biri birinden az çok farklıdırlar. Kırım Büyük-hocalar rivayetinin bariz hususiyeti vardır. Bir çok noktalarda Kazak - Kırgız rivayeti ile yaklaşmaktadır. Karasubazar rivayeti ise tabir ve üslub itibariyle Manas destanını andırıyor. Bahçesaray rivayeti diğer destanlarda söylenen bir epizottan ibarettir. Çok kısa bir hikayedir.

b) Kazak - Kırgız rivayetleri: Çemkent rivayeti olan Çora Batır destanı Ebu Bekir Divay oğlu tarafından Orta - Asya salnamesinin 1895 senesine ait nüshasında Rusça (Taşkent 1896) ve son inkılap senelerinde aynı rivayetin metni ve bir de Sırderya havzası "Batırlar" külliyatı serisinde neşrolunmuştur.

c) Başkurt rivayeti bugüne kadar neşredilmemiştir. Lakin bu rivayetten muhtelif etnografi makalelerinde bahsedilmiştir. Kazan'lı Münir Hadi Molla "Başkurt Tarihi" adlı eserinde de Başkurtların kendilerine mahsus bir destanları olup "Çora" tesmiye ettiklerini kaydetmiştir. Çora Batır destanının bazı parçaları şarki ve cenubi Başkurtlarda bugüne kadar bir marş gibi söylenmektedir ki, güfte ve bestesini sırasiyle neşredeceğiz.

Kırım rivayetlerinin münderecatı:

1)

Yukarıda zikrettiğimiz veçhile Bahçesaray rivayeti ehemmiyetsiz bir epizottan ibarettir, bu rivayetin dikkati çtken noktalan; Çora Batır'ın babası "Karib" yiğit olmuşdır (Kazak - Kırgız Çemkent rivayetlerinde ise "Karib Bay" Narik'in büyük biraderidir). Çora Batır'ın babası tek bir buzağıya malikti. Bunu Çora güderdi, arkadaşları da vardı. Bir gün fakir bir yolcu bunlardan ekmek istedi. Zengin çocukları bir şey vermediler, Çora bunun için buzağısını kesti ("Dastan-ı Aksak Timur"de Timur'un gençliğine dair söylenen hikayenin aynidir). Kazan hatırlarından birinin ismi Karaman'dır. (Kazak - Kırgız rivayetinde bu Karaman Kalmuk kahramanıdır).

2) Büyük-hocalar rivayeti:

Narik Canbek Han'ın yiğitlerindenidi. Fesih ve kahraman bir erdi. Bunun karısı Mengli Sulu adında gayet güzel bir kadın idi. Canbek Han bu kadına aşık oluyor ve taarruzda bulunmak istiyor. Narik, Hanı öldürüp Küküşülü tamay'a gelip yerleşti. Şol vakit Çora dünyaya geldi yiğit oldu. Bunun obasından Han ne vergi alabilir ve nede ulag Bir gün Çora evde yokken Han'ın Ahtacısı (diğer rivayetlerde Aktas, Aktaş oğlu Ali Bey yahut Ali Bey'in kardeşi Aktas Mergen şeklinde kaydedilen bu isim bu rivayette galiba doğru olarak, Ali Bey'in memuriyetinin ismi olduğu anlaşılıyor) gelip ulag bindi, koyun kestirdi, yedi.

Harının ahtacısı Ali Bey Cavrunda bir mengli bey Basa kelip diy Başka közge tarttı diy Yaman sözler ayıttı diy Sıyusuna kulan koylar soydurdu Ertengisin erte bilen turdı diy
Cav içinde Deli bey
Kırk saklavmaıı Narik kartka
Atası Narik karim
Anası Mingli Sulu kurtkaga
Susununa rakı ballar süzdürdü Ulav ulav dip turdu diy ...


Çora Batır eve geldi. Annesi Ali Bey'in mezaliminden şikayet etti. Çora Batır Ali Bey'in arkasından takip ediyor:

Ali Bey onu kördü diy Toktasınız yiğitler Karaşa bulutun astında Şu çan içinde körüngen Ayıtkaşı kadar Çora Batır Çora Batır kelgende Ayıt inim, ay ayıt inim Son Çora Batır ay tadı: Ayılmam agam ayıtmam diy At iyesi men bolsam
öçün almay
Ali ayıttı saklavlarına Bir kar aşa bulut çığa Bir yaman çan çığa Narik oğlu Çoradır Çora Batır keledir Ali Bey tolgap ayıttı diy Atıfi başın tart inim
Atın başın tartmam diy Ulav algan sen bolsafi kayıtman diy...


Ali Bey düello ediyor. Çora bunu öldürüyor ve babasına geliyor.

Al al atam, al atam Men Kazanga baraman Han bolgalı barmayman Cav içinde Deli Bey Başınızga kelmez horluk keltirip Men Kazanga bargança Men Kazanga bargan sofi
Çora Batır Kazan'a gitti, yol den bir kız çıkıp:
"Tel yetme s"in mingesin Ofi koluna kuş alıp
Çora Batır ayta dı: Oka çekpen kegmen On koluma kuş alıp Men Kazanga bargança
Savlık bilen kal atam
Men Kazanga bargaşın
Han Ahtacısı Ali Bey
Şunu öltürüp baraman
Bu Kırımdan kazak çıkıp baraman
Kar yanmasın nur yavsın
Kar yavmasın kan yavsın
bir haneye inip boza içti, hane-
Oka çekpen kegesin Agam kayda barasın?
Tel yetmesin mingemen Men Kazanga baraman Kar yavmasın nur yavsın ...


Çora Kazan'a geldi ve Koluncak Batır'a misafir oldu. Bir gün Şagalı Hanın kızı Sarı hanım hatırları toplayarak nişan attırıyordu. Burada Çora'nın kim olduğu malum oluyor. Kazan'a Moskof ordusu geldi, muharebede, Çora kahramanlıklar gösterdi.

Akkelçi menin atımnı Akkelçi menin çubuknı Şu körüngen Meskevni
Avuzm kere mineyim Aç belime ileyim Börü tegen koydayın
Bölük bölük eteyim


Moskof ordusunu geri kovdu. Moskof dedi ki: "On bin adam olsa yine bu batırı alamaz". Bir gün Çora kendi hamisi olan Melek'-ten ayrıldı. Aradı buldu ise de Melek kaçtı. Çora kendisinden talih ve kuvvetin gittiğini anladı:

Kazanda katlav katlav kara su Kamşılap tüşüp edim saydır dip
Derin kayda? say kayda? Evvelkiday kün kayda?


Çora Batır Karasuya düştü öldü, Rus da Kazan'ı aldı.

3) Karasubazar rivayeti:

Bu rivayet Radloff külliyatındaki rivayetlerin nazım itibariyle en zenginidir. Ahtacı Ali Bey'i öldürdükten sonra Kazan'a çıkarken hemşiresi Kanıkey ile vedalaşması çok heyecanlıdır.

Kanikey aru kardeşi Al yavluknı yabındı Ketmeçi agam ketmeçi Atay bilen anaynı Al ceren aru atga mingensen İpek bilen tüygesen Ogunu yayını takkasın On yağına salgasın Okalı çekben kep alıp
Akam kayda
Çora Batır ayttıdiy Kuyruğun yalın tüygemen Ogum, yayım takkaman On yağıma salgaman Bulat kılıç baylasam Yedi hanlık Kazanga Men Kazanga barganda Taktasın otka yakmasa Men Kazanga bargaça Men Kazanga barganson
Yügrüp evden çıktı diy Akasının moynuna sarıldı Agam sen de ketersen Kimge emanet eter sen ? Kuyruğunu yalını Akam kayda harasın? Ok batmagan köbeni Akam kayda bar asın? On koluna kuş alıp harasın ?
Al ceren atka mingemen Çunkanmas dep etkemen Ok batmagan köbemi Düşmanlar körüp taysın dep Karabaş süngü kötersem Kazak çıkıp baraman Kazanı orus almasa Taşın suga atmasa Kan yavmasın kar yavsın Kar yavmasın kan yavsın.


Men Kazanga bargaça Bey bolmaga barmaymen
Bey etseler hiç bolmam Kazarını Orus almasa Top aldına salmasa Kün körmegen arular Bizge yazık boimasın Pek çeklegen mıhıman Senyıglasan kanikey
Han bolmaga barmaymen Han etseler hiç bolmam Men Kazanga barmaçık Altmışka kelgen kartların Sabi kübiyıglay yürmese Oruska meyt bermese
Men Kazan halkının kapusına
Yıglama kardaş yıglama
Men kal ayça ke termen
Tıglama kardaşyıglama Men Kazanga yetermen ölsem şehit ketermen.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ORTA TÜRK DESTANLARI VE KIRIM

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 17:28

KIRIM NOGAY RİVAYETİ OSMAN OĞLU MOLLA MEHMED

4)


Dağıstanlı Kadı Bey Mirza av avlarken bir çocuk buldu, ve onu besledi, bu çocuk büyüdü adı Narik idi. Narik el içinde çok sevimli bir yiğit idi. Bunu sevmiyen ve çekemeyen bir adam varsa, o da Kadı Bey'in biraderi Han Mirza idi. Narik evlendi, karısı Menli Sulu Hanım idi. Kan Mirza bu kadına aşık oldu. Taarruz etmek istedi. Narik bu mütecavizi öldürüp Astralıana, Akça Sultan (Kazak-Kırgız rivayetinde Akça-kale) yanına geldi. Yolda bir çocuğu doğdu, bunun adını Çora koydu. Çora er yiğit oldu, bunu herkes severdi.

O vakit Kırım'da Aktas oğlu Ali Bey adında bir bey vardı. Bir gün Narik'in avılına —obasına gelip Ali Bey ulag (ulav) bindi. Çora'-nın annesini tahkir etti. Bu vakit Çora evde yoktu. Çora obaya geldiği gibi, babası ağlıyarak şikayet etti.

Çora Batır bunu işitip:


Kahrlandı Batır karlandıKatı caman şamlandı
Bogurlandı bufiandıBeline buzday bulat kursandı
Kabalık yünlü ok attıKabağı yassı cay arttı...


Şu suretle Ali Bey'e geldi ve düello yaptı. Ali Bey'i öldürdü ve ulağa binilen karagir atını aldı.. Çora'yı gören babası diyor:

Alışta kara körüngenKara kus karga tügüldü
Kademsiz bizim Çora oğulBu Kırımda töre tügül
Kara öltiirken kutulmasIndikisi alay kün.
Kayda meken eter ol...


Çora cevap verdi:

Al indi atam al indiSağlık bilen kal indi
Aktasınız Ali beyi öldürdümBasımıza ülken kıyın keltirdim
Bu Kırımda töre tügil Kara öltürgen kurtulmaz Kaznalı yurt Kazanga kazak çıkıp baraman


Çora Batır annesi ve refikası ile vedalaşıp yola çıktı. Yolda Kolunçak Batır'a tesadüf etti. Kolunçak:

Okalı çepken ofi salganOfi koluna süngü algan
Talin kılıç baylanganTalafilangan at bingen
Törekayda harasın?


dedi: Çora:

Töre tügil karamanNarik oğlu Çoraman
Aslımnı sorasanMen Argınman
Ak şunkar kuştan kargınmanAvlımnı sorasan
Ay tamgalı Köküs oğlu Tama'ınanKazanga kazak çıgıp baraman
Kavgalı kün çavlı künKazan atlı şehirnih kapusınıfi tübünde
Kalasının ağzındaAvur asker kelgende taşlan sokkan
kaya man


dedi. Çora Batır Kazan'da, Kazan kahramanlarını görüyor. Bunların ahlak ve seciyelerini öğreniyor. Günlerin birinde Kazan üzerine Rus ordusu geldi. Çora Batır Kazan hatırlarının şehri Ruslara verip kaçacaklarını anladı ve şu sözleri söyledi:

Asbalı bayrak kırk kutuKıraldın kırk min askeri
Tasav j asap kilediAyday hayday bizge zehrin saçmağa
Camanlardı karaçıEkev ekev baş koşup
Sipsin sipsin etediKaznalı curt Kazandı
Keri koyup kaçmağa...
Burcuna bulut iyrilgenMinaresi künge çagılgan
Darvazasın almaş minenkondurgan Usugumuz Kazandı
Çag Edildin özündeÇag Meskevin töründe
Kalay caman tegiptiKıyamet künler bolganda
Hak divanın kurgandaHak iyesi bir Huday
Özi kadı bolgandaBatırlar caman hayal tutmanız
Tartı könül bolmanızUsugumuz Kazandı
Alay kün bizden sual eter ol


Çora Batır Kazan askerine kumandan olup Rus ordusunu koğdu. Şah Ali Han Çora'nın hürmetini arttırdı. Moskova'da dehşet hüküm sürüyor; bu dehşeti Çora'nın kendisi tasvir ediyor.

Ayağı mermer taşından
Omırtkası oklavday
Kuyruğu cali kınalı
Savrısında sarı altınday kulpalı
Karagiryüğrük alka biz minsek
Kara kazday çuvlaydı
Şul hayvan ayağın oynap basadı
Ak baldaktı suvursak
Ak koyanday kaçadı
Kelse bizni olca eter dip
Safi bayar kızları
Aztvı filfil tişinden
Omravı urdalar koçken caylavday Kulakları sırgalı Sanında elif tamgalı Meskevdifi bayar kızları Karagirge atlarısak Narik oğlu Çora aytar Kualdıh kırk min askeri Algı Batır keler dip Yassı Meskev içinde Kara susar ton kiyip Kara sıman bet sürtüp ün tutuştumyıglaydı.


Çora Batır Moskova'dan bir cariye esir almıştı. Bu kız hamile iken vatamna kaçtı ve orada bir oğlu doğurdu. Gelelim Narik hikayesine:
Çora Batır Kazan'a kazak çıktığı günden sonra, Ali Bey'in akrabası Narık'in malı mülkünü yağma ettiler (Kazak-Kırgızların Çem kend rivayetinde de böyledir). Narik fakir oldu dilene dilene Kazan'a geldi.

Çora Batır Kazan hatırları arasında iken Narik bir dilenci kıyafetinde geldi, Çora babasını tanımamazlıktan geldi, o vakit ihtiyar dilenci, diğer hatırların ricası ile bir cır söylüyor:

Kazna kazna mal kelse Kapı aldına cav kelse Kara kanga boyanar Kulpalı çelek kolga alıp
Kaznacı kara duvan (?) süyüner Kolunçak minen er Çora Şunday etken er Çora'nın atası Elden elge tilener.


Çora Batır babasını evine getirdi. Çok mal ve mülk verip Kırım'a gönderdi. Şah Ali Han'ın Sarı kanım adında bir kızı var idi. Bir gün Batırlara hediyeler gönderdi. Çora Batır'a ise bir kapalı kutu gönderdi. Çora buna darıldı. Sonra anlaşıldı ki bu kutunun içinde yılan gibi çöreklenmiş bir kılıe varmış. Yine Rus ordusu geldi.

Çora Batır ön safta bunlarla muharebe ediyor:

Şah Ali Han'ın kızı üçünSafa kanıf özü üçün
Alar üçün bolmasaAkmescidin özü üçün
Allahlap azan çakırgan


diyor.
Bu muharebede bir Rus delikanlısı Çora'ya karşı ciddi bir mu-kabelede bulunuyor. Bu gök gözlü "malay" Çora'nın Moskov'lu cariyesinden doğmuş kendi oğlu idi. Bununla mücadele ederken, kahraman Çora çok yoruldu. Bunu gören han kızı Çora'ya içki (susın) gönderiyor.

Çora bunu reddederek şöyle diyor:

Şah Ali Han'ın yurtu üçün Kök çubarım artmay inrentip ana Edilge kulatmay Ornına Akmescitler diktirmey Kaytmandı yanlar kaytmandı


dedi. Oğlunu öldürdü. Lakin Rus gören Çora:

Safa Ali Kanın köfllü üçün Bu kavurdun gökçe közlü malayın Bu kavurdun manastırın cıktırmay Allahlap azan eyttirmey Kay tıp susun tartmandı


ordusu Kazan'ı işgal etti, bunu

Kara argımak at minipKaçmas bulat baylanıp
Kara narlar eyertipKayta kayta köp çattık
Bu Kazandan içken demdi aklarga Kazna bozup mal herdik
Bizim minen birge atlangan nartlarga Ölmey Kazan aldırdık
İndi kalay bararmızöpkeleşip ayrılgan
Kadı Girey kandı saklarga !


diye ağladı. Rus elinde kalmağa razı olmadı. Kırım'a gitmeğe de yol bulamadı. Kazan'ın yanında bulunan Karasu çayına gelip, karagir atı ve bütün silahları ile suya kendisini atıp intihar etti.
Kırım Nogay rivayeti şu suretle Çora Batır'ı intihar ettirmektedir. Ruslarla mücadeleyi de en vazıh surette inhikas ettiren yine bu rivayettir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ORTA TÜRK DESTANLARI VE KIRIM

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 17:38

ORTA TÜRK DESTANLARI VE KIRIM
II
ADlL SULTAN


Tarihi vukuat üzerine teşekkül eden mühim destanlarımızdan biri de "adil Sultan" destanıdır. Bu destan 30. XI. 1578 senesinde 'Şamahi' güneyinde 'Molla Hasan' adlı mevkide vaki olan Türk -Iran muharebesinde esir edilen ve İran'ın 'Kahkaha' kalesinde öldürülen Kırım şehzadesi Adilgiray ve arkadaşları olan Kırım-Nogay mirzalarına aittir ki Safevi ve Osmanlı tarihlerinde tafsilatlı yazılmış ve şair Namık Kemal Bey'in bir romanına (Cezmi) mevzu olmuştur. Zamanında bütün Türkistan ve Türkiye'yi heyecana getirmiş olan bu vaka Orta Türkler içinde bir destan mevzuu olup, Kırım'dan uzak olan Sirderya havzaları Kazak - Kırgızlarında bile bu güne kadar terennüm edilmektedir.

"adil Sultan" destanının Kırım rivayetleri Radloff külliyatının (Proben) yedinci cildinde (s 215 - 223) ve Molla Mehmet Osmanof müntehabatında (s 71 -79) tesbit edilmiştir. Kazak-Kırgız rivayeti ise Zarif Taşkendi tarafından "Edebiyat-ı Kazakiye" adlı eserinde (Kazan 1909 s. 9-18) tesbit edilerek neşredilmiştir.

Radloff tarafından "Kögenni Kıyat"da, Zarif Taşkendi tarafından Sirderya havzasında tesbit edilen rivayetler Osmanof Mehmet Efendi rivayetine nazaran kısadırlar.
Mehmet Efendi rivayeti olan adil Sultan destanı validesi 'Dana Begim' tarafından söylenen ağıttır. Adil Sultan'ın hayatı, cesareti, kahramanlığı ve şehadeti destanda 'ağıt' olarak hikaye ediliyor. Ağıtı nakleden saz şairinin mevzua ait verdiği tafsilat pek azdır. Aşağıda görüleceği veçhile 'Nakil Şair' hikayeye "Dana Bigim Aytadı... " diye başlıyor.

"adil Sultan" destanının Kazak - Kırgız (Sirderya) rivayeti de Kırım rivayetlerinden pek az farklıdır. Fakat bu, 'ağıt'dan ziyade hikayedir.
Adil Sultan destanının Kırım rivayetlerinden evvel Kazak - Kığız rivayetini nakledelim. Çünkü Kırım'dan çok uzakta, Sirderya havzalarında ve Bozkırlarda terennüm edilen bu Kırım destanı, Kırım şevketinin çöktüğüne uzaktaki kardeşlerin bu güne kadar ağladıklarını, 16 ıneı asırda Orta Türk siyasi vahdetinin kırılmasına rağmen, milli ruh ve milli anane vahdeti yaşadığını gösterir.

ADİL SULTAN
(Kazak - Kırgız Rivayeti)


Geçen zamanda Kırım vilayetinde Çengiz ahfadından Muhabbet Giray oğlu adil Sultan adında bir sultan vardı. Bu genç sultan etrafındaki bütün hanlara galip olmuştu. O zaman Türk sultanı Mısır'da Hondhar şehrinde oturuyordu. İdil sahilindeki hanlardan Alçı İsmail, Hondhar şehrine bir mektup yazıp Adil Sultan hakkında maruzatta bulundu. "Bunu kızılbaşa gönderiniz. Orada öldürsünler. Yoksa size ve bize karşı ordusunu sevk edecektir" dedi.
Hondhar bunun üzerine Adil Sultan'a ve muhafızı Orakoğlu Karasay Mirza'ya. altı at hediye gönderdi ve mektup yazdı.

Bunu gören Adil Sultan söylüyor:

Tupır da tupır at keldi At moynutıa karasa Tebingidey2 tim çıbar
Tifibil ala hat keldi
Hattı okup karasa Kızılbastı çap değen Karasay minen Adildin Atı cazılıp hat keldi Erten edi keç boldu... Kırım Kırım bolgalı
Patırdı gümbürtü ile at geldi
Atın boynuna bakıldıkta
Eğer örtüsü kadar (büyük ) ap alaca
Benek benek (yazılı) mektup geldi.
Mektubu okuyup baktıkta
Kızılbaşı yağma et demiş
Karasay ile Adilin
Adları yazılı mektup geldi
Sabah idi geç oldu...
Kırım Kırım olalı,
Kırımga kırk miri mescit salgalı Sol Kırımdın içinde Kadı minen moldası Moldası minen softası Okurga adam tappadı Koymay barın cıydırdı
Usladıgı Hive, Buhar elinden Alıştan nendey can kelgen
Kırım'da kırk bin mescit yapılalı Şu Kırımın içinde Kadısı ile mollası Mollası ile softası Okumaya adam bulamadı Hiç birini bırakmadan hepsini top­lattı
Tuttuğu Hive, Buhara ilinden Uzaktan ne gibi can gelmiş...


Bu mektubu "Ebülhayr" adında bir genç softa okudu.

Hondhar'ın emirleri şunlardı:

"Kabartıdan cungan kızıl sırlı cebe alsın
Kogalı'dan koy alsın Kökçeköl'den tuz alsın
Kabartı'da yontulmuş kızıl boyalı cephane alsın Kogalı (denilen yerden) koyun alsın Gökçegöl'den tuz alsın


Karasay Mirza ile Adil Sultan kırk bin askerle Kırım'dan Derbend'e hareket ettiler.

Kırımnan kırk min asker attandı Kırım'dan kırk bin asker yöneldi
Kabartı'da kızıl sırlı cebe aldı Kogalı'dan koy aldı Kökçeköl'den tuz aldı Kızılbastıfi Kazban değen Şehrinin çitine barıp dem aldı.
Kabartı'da kızıl boyalı cebe aldı Kogalı'dan koyun aldı Gökçegöl'den tuz aldı. Kızılbaşın Kazvin denen Şehrinin kenarına varıp dinlendi.


Kazvin civarına geldikten sonra Adil Sultan Oysun Er Süleyman ve Konrat oğlu Uzun Aydar adlı beylerine "Kızılbaş ordusunu keşfiçin gitmelerini" emretti. Bunlar "Biz Kızılbaş'a hiyanet etmemeğe yeminliyiz" diye itizar ettiler. (Bu kahramanlar da muharebede ölmüşlerdir. Anlaşılan o zamanın telakkisine göre keşfe gitmek "hıyanet" addedilmiş). Adil sultan bunların itizarını kabul ederek Orakoğlu Karasaya emir etti.

Orakdın oglı Karasay Ezelden çabagan biçil Batır erdin balası Katulandı karlandı Kattı caman çamdandı Beline sadak buundı
Orak'ın oğlu Karasay
Ezelden çapulcu
Badır erin evladı
Sertleşti, kaharlandı
Çok fena halde açığı tuttu
Beline sadak (okluk) bağladı


Çalkaskarıı iyertip M inip çıktı Karasay öte ötse karagaç Öte çaptı Karasay Ötenin boyı köp sala Boylap gezdi Karasay


Çalkaska (adlı) atını eğerleyip Binerek çıktı Karasay Öte (ırmağını) geçtikte bakınca Geçiverdi Karasay Ötenin boyu (sahili) çok köyler Yakayı takip ederek gezdi Karasay
Karasay geldikten sonra adil Sultan'a fena haber getirdi. Düşmanın kaleleri çok muhkem ordusunun da kuvvetli olduğunu söyledi.

"Sultanım, Kırım'a - Bahçesaray'a geri dönelim!" dedi:

Ay Adilim Sultanım Çalkaskanı alıp edim danminen Toguz kara nar menen
Toguz susar ton minen
Sıyı cetken kız minen
Bir çabarmen dep edim
Cazgı oturgı ökpe bavır calminen
Baldagı altın akbulat
Sugarırmın dep edim Kavımın tamagından sırlap akkan kan - minen
Ay Adilim Sultanım
Men bir ülken şeker kördüm
Aynalası argımak çavup citkisiz
Avlusunun basına Balaban turgay çırlap uçup çıkkısız Çöldör de çöldör söylesken Çılaçasen kelen tasday söyretken Cüzi karış şır bulatdı baglangan
Başkan sayın kelen4 tas Bargan sayın karangı
Hey Adilim Sultanım Çalkaşka (atı) alıp idim ünü ile Dokuz kara erkek deve ile (satın
almıştım)
Dokuz samur kürk ile Güzel kızlar(verip) ile aldığım(bu atı) Bir koşturacağım demiştim ilkbahardaki ciğer yele yağ ile3 Kabzası (sapı) altın ak çelik (kılıç)
(Bu kılıcı) gavurun boğazından Şarlayıp akan kaniyle suvaracağım
demiştim
Hey Adilim Sultanım Ben bir büyük şehir gördüm Çevresi argımak (Türkmen atı) koş­makla dolaşılamaz.
Avlusunun başına (tepesine) Büyük serçe uçup çıkamaz Çaldır, çaldır (onomat.) söyleşen, "Çılaçasın" (?) taş gibi sürükleyen Yüzü (bir) karış pulat (kılıç) bağ­lanmış
(Yere) bastıkça hep taş (tan ibaret) Vardıkça (ilerledikçe) karanlık;


Allahlaskan erlerdin At oy nata r cerı emes Ayıl tarttık cırımga Cırım tarttık ayılga
.Kel, osu kaytsak kaytedi? Bahçesaray Kırımga... Kızılbaş tegen gavurdun Kalasının aldında Ağıp çatkan Kürü bar Kürdün argı cağında Koy kalası tagı bar Çıngız oğlu törenin, Ediğe oğlu mirzanın Bu seferde Sultanım Keri kaytar cönii bar,
"Allah"!.. "Allah!" diyen erlerin At oynatacağı yer değil (bu yer). Kolan çektik terki bağına Terki bağı çektik kolana Gel! şu dönsek nasıl olur? Bahçesara'ya, Kırım'a Kızılbaş denen gavurun Kalesinin önünde Akıp yatan Kür (ırmağı) var Kür'ün öte tarafında Hoy kalesi de var. Çingiz oğlu prensin, Ediğe oğlu emirzadenin Bu sefer, Sultanım. Geri dönmesi uygun olur.


Adil Sultan bu sözlerden hoşlanmadı. "Ben geri dönmeyeceğim. Ediğe oğlu Mirza'ya da gel, beraber gidelim' demem. Orak oğlu Karasay korkuyorsa koğuşta kalır... ":

Men kaytmaymın kaytmaymın Atımdın başın tartmaymın Ediğe oğlu mirzaya Kırıkka 5 cür dep aytpaymııı Camanga coldas bolmaymın Hazırlanıp kelgende Avdarmasın Hudayım, Er cegittin mafilayın! Oraktın oğlu Karasay Ezelden batır erdin balası-ay !
Korksan koş t a yatarsıng Korkpasang aç tang erten
Allahlap menimnen Bir mereke batarsın!""
"Ben dönmem, dönmiyeceğim, Atımın başını çekmiyeceğim, Ediğe oğlu Beyzadeye (kırk kişiyle) "Savaşa yürü!" demiyeceğim, Fena (adama) yoldaş olmayacağım, Hazırlanıp geldikte Tanrı (yere) düşürmesin! Er yiğitin alnını Orakın oğlu Karasay Ezelden bahadır (yaradılmış) erin
evladı,
Korkuyorsan çadırında yatarsın Korkmuyorsan aç (karın) sabah er­kenden
"Allah, Allah", diyerek benimle Bir savaşın zevkini tatarsın."


Karasay Mirza, Sultan'ın bu sözü üzerine gayrete geldi.

Oraktıfi oğlu Karasay Çapagançıl batır erdifi balası Katılandı, karlandı Katı caman çamlandı Buurkandı, bursandı Muzday temir kursandı Çalkaska'nı iyerttep Minip çıktı Karasay Öte öte karagaç öte çaptı Karasay öte'nin boyu köp sala
Boylap kezdi Karasay
Karasay Kızılbaşların kaleye dahil oldu.
Orakın oğlu Karasay Çapulcu (akıncı) bahadırın evladı Sertleşti, kaharlandı, Fena halde açığı tuttu hiddetlendi, kudurdu Buz gibi demir (zırh) giydi Çalkaska'yı eğerleyip (bu ata) Binerek çıktı Karasay Sert sert bakınca Öteyi geçiverdi Karasay Öte (ırmağının) boyunda çok köy
( var )
(Öte'nin) yakasını takip ederek gez­di Karasay
'Hoy' kalesini zabtetti. Adil Sultan


Adil Sultan ordusuna mensup yiğitlerden biri kızılbaş kızı evlendi. Bu ile kızın ısrarı üzerine Adil Sultan kaleye yerleşti.
Sabah erkenden kalenin düşman tarafından muhasara olunduğu malum oldu. Muharebeye başlandı. "İlk hücumda, bolat kılıç bağlanan, attığı oklar sayılı olan, okları bir yüz bin asker yerine kaim olan Dost oğlu Er Süleyman düştü ikinci hücumda üç yüz bin askere kumandanlık eden, üç defa suğarılan demir süngü eline alan, üç kelime sözüyle il idare eden Kongrat oğlu Uzun Aydar düştür

Bir casına kelgende Oylı bulat baylangan Atkan ogu sanavlı Sadağı san kişige balavlı Dostung Er Süleyman cıgıldı İki casına kelgende Üç san kolga bas bolgan Üç kurulgan aru süngü kolga algan
Üç avuzdan aydap itdi curt etken Kongrattın oğlu Uzun Aydar cıgıldı
Bir yaşına geldiğinde Süslü pulat (kılıç) bağlanmış Attığı oklar hesaplı (isabetli) Okluğu yüz bin kişiye müsavi Dostun oğlu Er Süleyman düştü, İki yaşına geldiğinde Üçyüz bin (kişilik) orduya baş olmuş Üç (tane) kurulmuş temiz süngü
eline almış
Uç ağız (söz) ile halkı yurt etmiş Kongrat oğlu Uzun Aydar düştü,


Üçüncü hücumda Sultan bizzat muharebeye girdi. Zırh giyimini giydi. Gazabı tuttu, bağırdı.. "Edrene" yayını eline aldı, dizi üzerine koyup kurdu.
Fakat... "Edrene" yay kırıldı. Sultan esir düştü.

üç casına kelgende Adıl Sultan, cas sultan Çamurkandı, çamlandı. Çın temirdi çarlandı Edrenesin tezine salıp kurdu indi Atkan çerdi esik esik col etti Er er tizeden kan etti... Tutkalından şart ketti Tartkanyayı sultandıng... Sag azamat narttarım Börü tondu kartlarım Hocam minen Sıddıkım Bul gavurdung kolunda Kaldı menin biyitim.
Uç yaşına geldiğinde Adil Sultan, genç sultan Kızdı hiddetlendi Gerçek demirle örtündü "Ademe" yayım dizine koyup kurdu Attığı yeri eşik eşik yol etti. Erlerin dizine kadar kan etti... Tutulan yerinden "şart!" diye kırıldı. Çektiği yayı sultanın... Sağ (olun) yiğit, kahramanlarım, Kurt kürklü yaşlılarım, Hocamla Sıddık'ım Benim naşım (meyyitim) Bu gavurun elinde kaldı.


Kırımlılar ne kadar gayret gösterdilerse de Sultanı kurtaramadılar.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ORTA TÜRK DESTANLARI VE KIRIM

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 18:07

ORTA TÜRK DESTANLARI VE KIRIM
ADİL SULTAN


Adil Sultan Destanının Kırım-Nogay rivayeti:
Yukarıda zikrettiğimiz veçhile, adil Sultan destanının en zengin rivayeti Molla Mehmet Efendi tarafından neşredilen "Nogay Riva-yetedir. Naşir bu destana "Kırımlı adil Sultanın Hikayeti" diye serlevha koymuştur.

Hikaye şu suretle başlar:

Patsalardıng patsası Bası altunlı han kızı Acı Han'dıng yusunu Cıgalı handıng1 alganı Dana Begim aytadı: Kulunşagım menim Adilim Bir yasına kelgende Bel tasınlay oynagan İki yasına kelgende Cay tasınlay caynagan...
Padişahların padişahı
Başı altınlı hamn kızı
Acı Han'ın torunu,
Tacdar hanın aldığı (zevcesi),
Dana Beğim söylüyor:
Yavrum benim Adilim
Bir yaşma geldiğinde
Bel (?) taşı gibi oynamış
iki yaşına geldiğinde
Yıldım taşı gibi parlamış.


Şair Dana Beğim'in ağzından Adil Sultan'ın küçüklük ve yiğitlik çağlarını tavsif ediyor. Hünkarın fermam ve onu okuma Kazak - Kırgız rivayetinde olduğu gibi söylenmektedir.
Adil Sultan'ın Iran seferi ve muharebe meydanında gösterdiği kahramanlıklar, arkadaşları ile olan muhavereleri hep Dana Beğim ağzından söyleniyor.

Dana Begim aytadı Erteng idi keç buldu İki salkın ulaştı İkindi akşam arası İnip keldi Karasay
Sabah idi gece oldu iki serinlik erişti İkindi akşam arası Karasay gelip girdi


—"Ayl habarıng Karasa]yf Karasay aytar ekendi —"Ay Adilim, aysultan Keşkine yaş sultanım Körgenimdi men ayıtsam Havaları katı, künü ıssı Bargan sayın karangı Baskın sayın keleng tas Adamı batır, atı şurs (şuriş ?) Baylanganı bulat, yüzü kurç
Kumu bilev, taşı egev
Kazmin değen cer kördüm
Kılıçı keskin, yüzü ötkün
Cargak bitken canaklı
Emin capkan mıyıklı
Acem değen il kördüm
Batır harar cer tuül
Ayıl tarifi, ay adilim, cerimga
Kaytkan ayp tüüldü
Kel kaytayık ay Sultanım
Atang curtu Bahfesaray Kırımga!
"Söyle haberini Karasay!" Karasay (şöyle ) söylermiş: Ey Adilim, Sultanım Küçüçük genç sultanım Gördüğümü ben söylersem Havası sert, güneşi sıcak ileriledikçe karanlık Bastıkça hep taş Adamı cesur, atı harın (azgın) Bağlandığı pulat (çelik), yüzü kılıç
(gibi sert) Kumu bileği, taşı eğe (gibi) Kazvin denilen yer gördüm Kılıcı keskin, yüzü (de) keskin Tüysüz deri gibi yanaklı Dudağını örtmüş bıyıklı Acem denilen il gördüm. Kahramanların varacağı yer değil Çek, ey Adil'im kayışı Gel dönelim, ey Sultamm, Geri dönmek ayıp değil Baba yurdu Bahçesaraya, Kırım'a (dönelim)! cevabı tıpkı Kırgız - Kazak rivayetinde söylendiği gibidir.
adil Sultan'ın Karasay'a adil Sultan'ın Acem zindanında geçirdiği günler şu suretle tasvir olunuyor
Ak Alatavga mine alman, Ak çadırım kura alman Kök Alatavga mine alman Kök fadırım kura alman. Havası kattı, künü ıssı, Bu kafırding kolunda Çaram çoktan turameıı Karangı üyde şem yağıp Kidir kargap çalkandı İki cedi ondört kün
Ak Aladağ'a çıkamam, Ak çadırımı kuramam, Gök Aladağ'a çıkamam, Gök çadırımı kuramam Havası sert, günü ıssı, Bu kafirin elinde Çare yokluğunda duruyorum Karanlık eve mum yakıp Hızır lanetliyerek yatmıştı iki hafta ondört gün
Ondört künde berir miken ( ?)
Acem kitap ukuymen
Acemding künün hersin kanlarga
Savluk bersin canlarga
At çaptırsın kollarga
Angu salsın collarga
Orak oğlu Karasay
Özümdü alır dip te aytmaymın
Bar da ağama selam ay t,
Kızılbaş şahı Kacarga
Kanım koymay alırga
Saraydıng aldı boz toslav
Sağmamın saksıymın
Basta oynagan oyunum
Töbesi çömlek, mornu ilmek
Bidayik cürılü kök Şonkar Tang mangında sızgınp Sol kırkadı moynumdu... adil sultanın esareti
Ondört günde verir mi ki (?) Acemce kitap okuyorum Acemin gününü hanlara versin Sağlık versin canlara At koştursun kollara Belge koysun yollara, Orak oğlu Karasay Kendimi alır deyip de söylemem (Kırım'a) var da ağama selam söyle Kızılbaş şahı Kaçara Kanımı bırakmadan almağa, Sarayın önü bozkır (gibi) Özliyorum, inliyorum İlk oynadığım oyunumu Tepesi çömleğe (benziyen) gagası
çengel
Bidayik (otu gibi) tüylü Songur kuşu Tan attığı sırada ıslık çalarak


Boynumu keser gibi oluyor... hakkında haber gelmeden Dana Beğim rüya gördü. Rüyasını yordurmak için müracaat ettiği adamlara:

— "Fena ise bana, iyi olursa Adil'e olsun!" diyor. (Kazak -Kırgız rivayetinde ise rüyayı gören adil sultanın zevcesidir.) adil'in şahadet haberi geldi.

Patsalardıng patsası Bası altınlı han kızı Cıgalı handıng alganı Aci Handıng yusunu Dana Begim aytadı: T olu Nogay dört y aktan Kol kovsurup, tiz böküp Tiz astına börk salıp Bir kişiley tınglaydı...
Padişahların padişahı Başı altınlı han kızı Tacdar hanın aldığı (zevcesi) Aci Hanın torunu Dana Beğim söylüyor: Kalabalık Nogay dört yandan Elpençe divan durup, diz çöküp Diz altına külahlarını koyup Bir kişi gibi dinliyorlardı...


Dana Beğim Adil Sultanı nasıl beklediğini, onun için Kırım'ın camilerini kendi eliyle süpürdüğünü, niyaz ve dua ettiğini söylüyor.

Direkleri mermerden, duvarları yakuttan, zemzem suyu ile yuğurulmuş kerpiçlerden yapılan Kırım'ın Han saraylarım tavsif ederek:

Saray bar da sultan cok, Sultanımdan ayrılıp Yassı kırım içinde Mendey bolgan hiç te cok diyor.
Saray var ama sultanım yok Sultanımdan ayrılıp Geniş Kırım'ın içinde Benim gibi olan yok.
Bir müddet geçti. Adil'in ölmediğine belki esarette bulunduğuna dair haber geldi. Bu haberi getirenler Adil'in beyleri idi.

Dana Begim bunlara:

Adil, Adil değenler Adilinç rakı - balın içkenler Kök kö esin kiygenler Argıman aru atın mingenler Artında ciirüp aldıngda Biz ölürmüz değenler, Adil orga tüskende Kazvin değen kızılbastıng Bir de kalgızıp curtunda Adildi sav koyup Keri kaytıp kelgenler Kulunçagım menim Adilim Esen eken, sav eken Engsesinde iki gözü oyulup Çıganaktan iki kolu kesilip Tosma toslap cür eken
Erteden tüske deyin kıdırsa Cartı kulaç cer eken Erteden keçke deyin kıdırsa Bütün kulaç cer eken
Bilgen Kaçar han kencesi Adil Sultan der eken Bilmegen Kaçar Kün de kün de kıdırgan Bazardıng kutm kitergen Tak tak Tatar der eken


Adil Adil diyenler Adil'in rakı - balım içenler, Gök (demir) zırhını giyenler, Arap cinsi güzel atlarına binenler Arkasında gezip, önünde Biz (senin için) öleceğiz diyenler, Adil zindana düştüğü zaman, Kazvin denilen Kızılbaşın Yurdunda bırakıp, Adili sağ bırakıp Geri dönüp gelenler... Yavrum benim Adilim Esen, sağ imiş. Ensesinden iki gözü oyulup Dirsekten iki kolu kesilip (el yardamiyle) yoklayarak yürü-
yormuş, Sabahtan öğleye kadar gezerse Yarım kulaç yer imiş (yürüdüğü yer) Sabahtan akşama kadar gezinirse Bütün (jir) kulaç yer (yürüdüğü
yer) imiş
Bilen Kaçar hanın en küçük yavrusu Adil Sultan der imiş, Bilmeyen Kaçar
Her gün gezinip duran (arayan). Pazarın şerefini berbat eden Tak tak Tatar der imiş. seferde canın hakka tapşırıp Kızılbaşların


Hikaye "Adil Sultan şu kmavından kurtuldu" cümlesiyle tamam oluyor.

Radloff'un "Türk Halk Edebiyatı" külliyatında (7 s. 215223) tesbit edilen Kırım - Kevgenni Kıyat rivayeti de münderecatı itibariyle Kazak - Kırgız ve Molla Mehmet Efendi rivayetlerinden farklı değildir.

Meşhur kısmı şu parçalarla başlar:

Balyemezden top al, Dobruca'dan at al, Edirne'den yay al, Kabadan uzun ok al, Kırım'dan sanı boğma kol ali
( Kırım'dan vücudu ( beli sıkı) bağlı asker al!)
Bu rivayette kabile isimleri diğer rivayetlere nazaran daha çok geçmektedir.

Hikaye şu cümlelerle bitiyor:

Azizleryatkan Kırımga
Ak çuvak aru künler tovdu dep
Çığıp idim süyünüp
Kaznadagı atsız tondu giyinip
İkinci kağıt kelgende
Men-ok kaydan bileyim
Çagaraktan bor borlap

Kan kuyulup turarun.
Sovuk haber kelgen son Sarayına yatalmay Üç yığıldım sürünüp Kaka ite turmay mı ?
Etke bitken cez tırnak

Ayday bitke salayum Bulat kılıç kolga alıp Kara saçım çat kesip Kanımı suday içeyim Şundan Adil kaytmasa Taş ülekley yüreğim Taşka soğup öleyim
Bekrek oynar Kök deniz

Azizlerin yattığı Kırım'a
Parlak aydın, iyi günler doğdu deyip
Sevinerek, haznedeki
Atsız (?) kürkü giyip çıkmıştım,
İkinci kağıt geldiğinde.
Ben nereden bileyim;
Çadırın tepesindeki delikten bir bor edip
Kan akacağını (kan dökülüp dura-cağını)
Soğuk haber geldikten sonra
Sarayında yatamadan
Üç (defa) sürünerek düştüm
İte kaka durmuyor mu(?)
Ete (parmaklara) biten pirinç tırnakları

Ay (gibi) yüze vurayım
Pulat kılıç ele alıp
Kara saçımı kırt kırt kesip
Kammı su gibi içeyim
Böyle yaptığım halde Adil dönmezse
Taş ülek (?) gibi yüreğimi
Taşa vurup öleyim.
Fazla oynar Gök deniz

Belden kecüv bergey mi ? Yaratkan Kadir Tengrim Mening közüm Adildi Azizler yatkan Kırımga Bir köterip salgaymı ? Adra kalgır saraydıng Saltanatın halktan artık saldırdım Çeşmesin tavdan barup aldırdım Kaznalı Bahçesarayıng Abirgenim sapsız kaldı senden sen
Azizler yatkan Kırımıng Eteklep cıygan köp halkıng
Konur kazday şulaşıp Yıglay kaldı senden son

Belden geçit verecek mi? Yaradan Kadir Tanrım Benim gözüm Adili Azizler yatan Kırım'a Bir kaldırıp salıverir mi? Yere batası sarayın İhtişamım halktan fazla yaptırdım Çeşmesini dağdan çevirip getirdim Hazneli Bahşesarayın (Allah'ın verdiği oğlum) sahipsiz kaldı senden sonra Azizler yatan Kırım'ın Etekleyip (oradan buradan) topladığın halkın Konur kaz gibi feryat ederek Ağlaya (ağlaya) kaldı senden sonra.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Günümüzdeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir