Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Altay-Yenisey Türkleri

Burada Günümüzeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Altay-Yenisey Türkleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 16:50

ALTAY-YENİSEY TÜRKLERİ

Abakan, Ob ve Yenisey havzalarında, Altay, Sayan, Tangnau-Ula dağlarında yaşayan Türk kabileleri bizim Türkoloji edebiyatımızda ekseriya toptan "Altay Türkleri" tesmiye olurlar. Bu tesmiye Radloff'un "Şark Türkleri" dediği gruba tetabuk eder. Halbuki Rus etnografya ve etnoloji edebiyatında "Altay Türkleri" yahut "Altaylılar" terimi ancak "Altay Kişi (Oyrat)", "Teleüt", "Telengüt", Tölös, Kumandı, Lebetliler (Kuğu kişi), Ormanlılar (Yış kişi, Rusça: Çernoviye Tatarı), Şur ve Çulımlılar kabileleri için kullanılır. Kızıl, Kaç, Sagay, Koybal, Karagas ve Küerik kabileleri ise "Yenisey Türkleri" tesmiye olunurlar. Bundan dolayıdur ki, Radloff'un "Türk lehçeleri tasnifi"nde "Şark Türkleri" tesmiye ettiği bu Türkleri biz "Altay - Tenisey Türkleri tesmiye ediyoruz. Şunu da kayıt edelim ki "Şark Türkleri" grubuna İslam Türklerden Barabalar ve Moğolistan Türklerinden "Urenha - Tubalar" dahildir.

Altay - Yenisey Türkleri yukarıda söylediğimiz gibi, bir çok kabilelere ve bu kabileler de ufak oymaklara ayrılırlar. Mesela "Altay kişi" kabilesinde Nayman, Mirkit, Kıpçak, Kan, Kergit, Irgıt, Munduz, Ara, Totuş, Çaptı, Tonşon, Almat, Kebek, Ködyü, Tandu, Paylagas, Yıttas, Kottu, Sakal, Tölös, Yıdak, Kırgız, Soyun, Mongul, Sart adlı ufak oymaklar vardır. Teleüt kabilesinde de bir çok oymaklar yine bu adları taşıyorlar.

Altay - Yenisey Türklerinin yaşadıkları saha

Altay, Asya kıtasının büyük ve yüksek dağlarından biri olup 47 ve 35 Şimal arzı ile 100 ve 126 tuli Şarki arasında vakidir. Uzunluğu 1500 kilometre kadardır. Orhon, Selenga, Ob ve Yenisey ırmaklarının menbaları bu silsilede bulunur. Bu silsile bugünkü coğrafyalarda Moğolistan Altayı ve "Rus Altay'ı" diye ikiye ayrılır. Silsilenin Şimal tarafı Rus Altayı, Cenup tarafı da Moğolistan Altayı'dır.

tay silsilesinin en yüksek noktası "Katun" ırmağının menbaı olan Katun dağlarındadır ki, Rus coğrafyalarında "Belyuha" diye tesmiye edilir. Mahalli Türkler bu noktaya "Katunbaşı" diyorlar. Cenubi Altay'ın "Buhtarma" ırmağı ile "Zaysan" gölü arasındaki yüksek yerler "Narın" ve "Kürçüm" zirveleri tesmiye olunurlar. Narın silsilesi Kürçüm nehrinin İrtiş'e döküldüğü yerden başlayarak Şarka doğru uzanır. Bu silsilede vaki dağlar "Kamaş", "Kiytin", "Tabın, Buğdu Ula", "Sarımsaklı", "Kunduzlu", "Çaydak", "Ak Tüpe", "Bulak" adlarını taşıyorlar. Bu dağlardan bir çok ırmaklar ve çaylar akar. Şarka müteveccih olan " Kiytin " dağlarına kadar uzanan kısmı geçilmez ve daimi karlar ile örtülüdür. Dağ etekleri çam ve yapraklı ağaçlar ormanlığıdır.

Altay'ın yüksek noktası olan "Katumbaşı" ve onun etrafındaki dağlar denizden yükseklikleri ve manzaraları itibariyle gayet mütenevvidirler. Az bir mesafeden dağlık yerlerin binbir çeşit harikalarını görmek mümkündür. Girilse çıkılmaz asırdide ormanlar, güzel manzaralariyle kalbe neşat veren türlü ve yüksek nebatlarla örtülü yaylalar, firuze rengiyle parlayan mavi göller, bu göllere akseden müthiş kayalar, esrarengiz mağaralar, gürültüleriyle dağların sessizliğini bozan çağlıyanlar, bulutlara kadar yükselen, en hayali bir manzara gösteren, daimi karlara bürünmüş beyaz dağlar...

Altay'ın yüksek ve karlı dağları, Altaylıların nazarında mukaddes dağlardır. Hususi merasim ve ayin yapmadan bunların tepesine çıkmak tahkir sayılır.
"Katun" dağlarından akan "Katun" (Altayca kadın, hanım demektir) nehrini takip ederek şimale doğru gidersek "Beyski" şehrine geleceğiz. Burada "Töles (= Altungöl)" den çıkan "Biy" (bey demektir) nehri "Katun" nehriyle birleşerek (Altaylılara göre Beyle Hatun kucaklaşarak) "Ob" adım alır, ve şimali garbiye doğru akar. "Ob" havzasının "Tom" çayı mansabına kadar olan kısmı Türk kabileleriyle meskun olup ondan aşağı tarafı Fin ırkına mensup kavimlerle meskundur.

"Katun" nehrine bir kaç çay ve ırmak akar. Bunlardan biri "Köksu" ırmağındır ki "Köksu" dağlarından çıkar ve garp tarafından "Katun'a" akar. Bu "Köksu"ya da "Abay" ırmağı ile daha bir çok ırmaklar akar. "Abay" ırmağı sahilleri kayın ağacı ormanları ile örtülüdür. Bu ormanlarda ve "Kök suyun" yukarı taraflarında "Tilingit" kabilesine mensup Türkler sakindirler. Buralardan daha şimalde "Tirekli" dağlan vardır. Burada yaşayan Türkler daha iptidai olup, halis Şamani dinindedirler.

Altay dağlarının en güzel göllerinden biri "Töles - Teles" gölüdür. Mahalli Türkler bu göle "Altın Köl" diyorlar (haritalarda "Teleskoye Ozero"). Bu göl cenuptan şimale uzanarak şark sahillerinde "Toguz dağ" ve garp sahilinde "Bolçadağ" arasından garba doğru gider ve bu son noktasından Bi (=Biy) nehri çıkar. Gölün şark tarafında bulunan bir dağ en büyük olarak "Ülkön" adını taşır. "Tölüs" gölünün şimalinde bulunan silsile "Sayılı Kem" tesmiye olunur. Bundan daha şimalde "Taskıl" yahut "Taşkıl" dağ vardır ki, Moğolistan, Yenisey ve Tom vilayetleri hududundadır. Silsile "Taşkıl" dağından sonra "Sayan - Soyon" adını alır.

Sayan silsilesinden "Han Taw" dağlarında ve "Argak targak tayga" dağları, Yenisey nehrinin menbalarıdır. Han-Taw dağlarından "Hakem" çayı, "Argak targak tayga" dağlarının cenubi-garbi eteklerinde vaki "Kara Bulantan" "Bey-Kem" nehri çıkar. Bu iki çay bir çok ırmakları alarak birleşirler ve "Ulu - Kem" adını alırlar. Nehrin bu adı Rus hududuna kadar devam eder. Rus hududuna geldikten sonra "Yenisey" adı ile zikrolunur. Yenisey başlarına Ruslar şimalden gelmişler ve Tonguz kabilelerinin bu nehre verdikleri "Yu-anisa" (Tonguzca "Büyük nehir" demektir) adını da beraber getirmişlerdir. "Yenisey" kelimesinin yeni çay kelimesiyle münasebeti şüphelidir. Tonyukuk yazısında "Anisu" adı geçer. İhtimal ki "Yenisey" dir.

Yenisey sahilinde Rus hududunda birinci şehir "Minusinsk" şehridir ki "Minusin" adında küçük bir çay üzerinde bulunur. Burada "Yenisey" nehrine sağdan ve soldan bir kaç ırmak akar. Bunlardan biri ve en büyüğü Abakan'dır.

Kaynakça
Kitap: ABDÜLKADİR İNAN
Yazar: MAKALELER VE İNCELEMELER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ALTAY-YENİSEY TÜRKLERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 16:51

ALTAY VE YENİSEY TÜRKLERİNİN TARİHİ

Altay - Yenisey Türklerinin eski tarihi bütün Türk milletinin eski tarihidir. Konuştuğu dilin esası bir olan kavimlerin geçmişteki tarihleri de müşterektir. Altay ve Yenisey Türklerinin kabile ve oymak adlarını tetkik edersek bunların Altay ve Yenisey'de kalan muhtelif kabilelerin parçalarından teşekkül etmiş yeni etnik zümreler olduğunu görürüz. Mesela Tölös kabilesinin adını biz Orhon kitabelerinde buluyoruz. Kırgız, Kıpçak ve Nayman adını taşıyan oymakların da eski Kırgız, Kıpçak ve Nayman Türklerinin bakiyesi olduğunda şüphe yoktur. Altay ve Yenisey'de yaşıyan Türklerin son zamanlara kadar iptidai kültür basamağında kalmalarının başlıca sebebi, büyük tarihi ve kültür hareketlerini yapan, Türk zümrelerinden ayrılıp, daima kenarda kalan muhafazakar gruplardan teşekkül etmeleridir, İkinci sebep cihan ticaretinin başlıca kara ve deniz yollarından uzak bulunmalarıdır.

Altay dağları ve Yenisey havzası Türkler için Orta-Asya kadar eski vatandır. Eski Türk kütürünün beşiğidir. Altay Türklerini tetkik yalnız Türk dilinin tarihi bakımından değil, Türk ırkının binlerce sene önce geçirdiği kültür safhalarını teferruatiyle öğrenmek için de lazımdır.
Tarihi devirlerde Altay dağlarının Türk vatanı olduğunu inkar eden alim yoktur. Bazı alimlere (bilhassa "aryanizm" hurafelerine saplanmış alimlere göre, Altay Türkleri, Yenisey ve Altay'da yaşayan eski demir ve ziraat kültürüne sahip "sarışın saçlı ve mavi gözlü" Kırgız ve Fin-Samoyed kavimlerini bile Türkleştirmiştir!..
Altay ve Yenisey'deki sulama kanalları ve maden ocakları, Türklere değil, bir mevhum aryanilere, yahut münkariz olan başka bir

Nayman adı:

Moğolca sekiz demektir. Bu Moğolca adına rağmen, Naymanların bir Türk kabilesi olduğunu şahıs adları ve bugünkü Naymanların Türklüğü ispat eder. İsimlerine bakılırsa, Oğuzların Bayat Boyunu da Moğol saymak icap ederdi.

ALTAY VE YENİSEY TÜRKLERİNİN TARİHİ

ırka aitmiş.. Bütün bu faraziyeler eski İslam coğrafyacılarından Gerdizi'nin Zeynülahbarın'daki "Kırgızlar kırmızı saçlı ve beyaz vücutludurlar" dediği kayıtla, Çin Vak'anüvislerinin Kırgızları "sarışın, mavi gözlü" diye tavsif etmelerine istinaden yapılan uydurmalardır.

Türk tarihine ve Türk etnolojisine ait 19 uncu asırda yazılan eserlerde bu gibi uydurma ve saçmalara her adımda tesadüf olunur. Bu uydurma ve saçma fikirlerin tesirinde bulunan alimler, hala az değildir. Hatta bugünkü büyük alimlerden K. Donner'in bile, hala bu fikirde olduğu anlaşılıyor. Onun fikrine göre, Altay'daki demir kültürü Türklerin elinde esir olarak çalışan eski demirci kavme (alte Schmied-Völker) aittir. Bu kavim Yenisey Ostyakleri ve Türkleştirilmiş Kırgızlar (Tatarisierte Kirgizen)dir.

Altay havalisinde pek eski zamanlarda ziraat kültürünün inkişaf ettiği görülüyor. Eski sulama kanalları izleri bulunduğu gibi büyük değirmen taşları da bulunuyor. Avrupa alimleri, bunları da Türklere kıymazlar. Halbuki Çin kaynakları, Altay ve Yenisey Türklerini demirci ve ziraatçi bir kavim olarak tanıyorlar. Arap kaynakları (mesela Ebudüllef ve Avfi) Altay'da yaşıyan Kırgızların pirinç ve darı ektiklerini, ibadethaneleri, bayrakları, senenin muayyen günlerinde milli bayramları olduğunu yazıyorlar. Yenisey havzasında bulunan Eski Türk kitabeleri de, burada inkişaf etmiş bir kültürün şahitleridir.

Bütün bunları Türkler "zorla Türkleştirdikleri yabancı ve meçhul kavim" den öğrendiler demek ve bunu ilim namına iddia etmek en hafif tabirle, tarafgirliktir. Altaylıların eski tarihleri Orta-Asya ve Sibirya'da kurulan Eski Türk devletlerinin tarihiyle, yani bütün Türklük tarihiyle, bağlıdır. Altaylıları Eski Türklerden ve Eski Türk tarihinden ayrı telakki etmek imkansızdır. Bunların tarihi bizim tarihimizdir, damarlarında taşıdıkları kan bizim kanımızdır..

Büyük Cengiz imparatorluğu üzerinde teşekkül etmiş olan Cuçi ve Çagatay hanlıklarının inkırazından sonra (XV inci asır) Moğolistan, Türkistan ve Sibirya'da bir çok müstakil hanlıklar ve beylikler meydana geldi. Bunlardan ekserisi göçebe hanlıklar ve beyliklerdi.

Kırım'da teşekkül eden bir göçebe beylik, bazan bir iki sene sonra Altay'da, teşekkül eden bir hanlık da birdenbire Hazer sahillerinde görüldü. Bu hanlıklardan Orta - Asya, Sibirya ve bilhassa Altay Türklerinin tarihlerinde en mühim rol oynıyan Kalmuk - Moğol göçebe hanlığıdır. Bu hanlık 15 inci asırda teşekkül edip 17 inci asırda büyük bir göçebe imparatorluk oldu. İmparatorluğun merkezi Şarki Türkistan'ın Cungarya mıntakasında, ili nehri havzasında bulunurdu. Bu devleti Kalmuk - Moğollarda İslam olmıyan Türk kabilelerinden teşekkül etmiş olan Oyarat heyeti müttehidesi vücuda getirmişti. Bundan dolayıdır ki bu göçebe imparatorluğa "Oyrat hanlığı" denirdi. Buna "Cungar" yahut "Zungar hanlığı" da denir. Bu devlet XVII. asırda öyle kuvvetlendi ki, cenupta Hindistan'ı, şarkta Çin'i, şimalde Sibirya'yı, garpte Kırgız - Kazak sahalarını ve Garbi Türkistan'ı tehdit ediyordu. 1659'da bunların bir ordusu Sibirya hanlığının bütün memleketini işgal ederek Başkurtistan'a da saldırdılar. 1723 de Taşkend şehrini aldılar. Buradan Buhara ve Iran üzerine akın icra etmeğe başladılar. Bütün Orta-Asya İslam Türkleri için bu istila büyük bir felaket oldu. Bazı kabileler Oyratlara iltihak ettiler, bazı kabileler de Rusların himayesine iltica ettiler. Bazı kabileler Oyratlar - Kalmuklarla kanlı mücadelede devam ederek imha edildiler.

1758-68 senelerinde, bu göçebe Oyrat devleti, Çin hükümeti tarafından ortadan kaldırıldı. Kırgız - Kazaklar bundan istifade ederek Kalmuklara katliam yaptılar. Bu müthiş bir facia idi. Hazer sahillerinden ve Ural dağlarından ta Çin seddine kadar uzanan Bozkırlar, Kalmukların cesetleriyle doldu. Bir kısım Kalmuk kabileleri önceden yerleştikleri Astırahan vilayetindeki Kalmuk beyliğine iltica ederek, Rus himayesine girip katliamdan kurtulabildiler. Bunlar bugün, Volga nehrinin Hazer'e munsap olduğu yerlerde (Astırahan vilayet)inde yaşarlar. Oyrat (Cungarya) hanlığının sukutundan sonra Altay Türkleri (Altaylılar, Telenginler, Orman tatarları "Yış Kişi" Lebedliler "Kuu kişi" ve Urenhalar) Çin'e tabi oldular.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Günümüzdeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir