Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Yakut (Saha) Türkleri

Burada Günümüzeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Yakut (Saha) Türkleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 16:47

YAKUT (SAHA) TÜRKLERİ

Yakutlar doğu Sibirya'nın yerli ahalisinin en ileri gelen kabile-lerinden olup Türk ırkına mensupturlar. Bunlar Sibiryanın bütün şimali-şarki köşesini, başlıca Lena ırmağı havzasını işgal ve şu suretle Türk boylarının en şimali ve şarki dalını teşkil ederler. Bu saha batıda aşağı Yenisey sahillerinden, doğuda Ohotsk denizi kıyılarına kadar uzanır. Bir çok nehirleri ve dağlan bulunan bu geniş sahada ilk bahar ve yaz mevsimi haziranda başlar ve ancak yüz gün devam eder.
Yakutların nüfusu, Rus istatistiklerine göre, 300.000 kadardır. Her halde bu adet çok eksiktir. Şimal denizi kıyılarına kadar dağılan bir kabilenin nüfusunu tahrir kolay bir iş olmadığı malumdur.

Yakutlar kendilerine "Saha", dillerine de "Sahatıla" (saha dili) diyorlar. Destani hikayelerinde bunların kendilerine "Urenha Saha" dedikleri anlaşılmaktadır.
"Yakut" adı Avrupa'ya Rus'lar vasıtasiyle yayılmıştır. "Yakut" kelimesinin de Moğolca cemi edatı olan "ut" ilavesiyle Sahut = Yakut" olduğunu ileri sürenler vardır.
"Saha" kelimesinin "yaka" (sahil) kelimesiyle izah etmek katiyen doğru değildir. Bunu ileri sürenlerin klasik Türkoloji sahasında salahiyettar alimler olmalarına rağmen, bunu reddetmek lazımdır. "Saha" kelimesine bakarak Yakut kabilesinin Yenisey havzasında bulunan Sagay Türklerinden ayrılmış bir grup olduğuna hüküm edenler de vardır. Her halde Saha kelimesi bize eski Sakaları hatırlatmaktadır. Orta-Asya Türkmenlerinde "Sakar" oymağı da, Alman alimi Gutschmidt ve Rus alimi Aristof'un fikirlerine göre İskit - Saka ile münasebettardır.

Yakutların ırkı meselesi alimler arasında münakaşaları mucip olmuştu. Fakat dil etnoloji ve tarih tetkikleri bunların Türk boylarının en eski kalıntılarından olduğunu ispat etmiştir.

Bunlara dair ilk yazılı kayıt olarak Çinlilerin tesbit ettikleri bir Türk rivayetini kabul edebiliriz; bu rivayetin hülasası şudur:

"Türklerin ceddialası Hunların şimalinde vaki "So" ülkesindendi... Bunun ahfadından biri boz kurttan doğmuş ve iki kadınla evlenmişti. Bunlardan biri "Gök ilahı kızı" ve diğeri de "Yer ilahı kızı" idi. Gök ilahı kızından doğan bir oğlu Kogo oldu... "
Reşidettin'in "Cami-üt-Tevarih"inde "Uryankıt"lara dair verilen malumatın da Yakutlara ait olduğuna şüphe yoktur.

Bu malumatın hülasası şudur:

"Uryangkıt kabilesi Kıyan ve Nöküz'den türemişlerdir. Ve diğer bir grup Uryangkıt vardır ki bunlara "Orman Uryangıkıtları" denir. Fakat bunlar birinci uryangkıtlardan ayrıdır. Kurt ve Bargut ve Tümet'lerin yaşadıkları Barkoçin vilayeti hududunda bulunurlar. Yekdiğerine yakındırlar. Bu kabile Moğol aslından değildir.
Bu günkü Yakutlarda Buryat ve Hori'lerle komşudurlar ve Yakutlarda da "Hori" oymakları vardır.
Antropoloji alimleri Yakutları Moğollar'dan tefrik ederek Orta-Asya ve Sibirya Kırgız - Kazakları grupuna idhal ederler.

Rusların Yakutistan'ı istilası 1630'da başlar. 1680'e kadar Ya-kutlar mukavemet göstermiş ve kanlı mücadelelerde bulunmuşlarsa da Rus hakimiyetinin yerleşmesine mani olamadılar. 18. asırda Yakutistan'da Rus hakimiyeti tamamiyle yerleşmiş oldu. Bununla beraber 20 inci asır başlarına kadar Yakutistan'da Rus akalliyeti ancak %7 idi. Bunlardan da vilayet merkezi olan Yakutkistan dışarıda yaşıyanları dil itibariyle tamamiyle yakutlaşmış olduklarından hakiki Ruslar yerlilerin ancak %3 - 4 ünü teşkil ediyorlardı.

Dil ve Edebiyat:

Yakutlar Orta-Asya ve Altay Türklerinden pek eski bir zamanda ayrılmışlar ve kapalı bir halde yaşamışlardır. Bunun içindir ki Yakut Türkçesi pek eski zamanlardan başlayarak diğer ırkdaşlarının lehçelerine nazaran ayrı bir istikamette inkişaf etmiştir. Bundan dolayıdır ki Yakut dilinin hangi dil zümresine ait olduğu epeyce zaman halledilememişti. Radloff gibi büyük bir Türkolog bile Yakut diline dair ilmi olmaktan uzak bir mütalaada bulunmuştu. Ona göre Yakut Türk unsurları %32,5 Moğol unsurları %25,9, menşei meçhul unsurlar %41,6'dır.

Bazı seyyahlar ise Yakutçanın Türkçe olduğunu derhal anlamak mümkün olduğunu ileri sürmüşler ve mukayeselerinde mübalağa bile göstermişlerdir. Bunlardan Hermann adlı bir alim "Lena ve Aldan ırmakları kıyılarında doğmuş ve büyümüş olan bir Yakut İstanbullu bir Türkle güçlük çekmeden anlaşabilir" demiştir. Vambery de aynı sözleri tekrar etmiştir. Bu mukayeseyi şiddetle red eden alim Böhtlingk oldu. Fakat onun mesai arkadaşı olan Midendorff, Böhtlingk'in eserinin intişarından 26 yıl sonra neşrettiği eserinde "Yakutistan'dan ayrıldığından 30 yıl geçtiği halde Orta-Asya Özbek ve Kırgızlarıyle hatırımda kalan Yakutça kelimelerin yardımiyle konuşabildim" diyor.

D. Hitrof "Yakut dilinin muhtasar grameri" adlı eserinin (1858) mukaddemesinde Yakut diline dair şu sözleri yazıyor:

"Yakutistan'da bir çok kavimler vardır. Bunların hepsinin ayrı ayrı dilleri olduğu halde Yakutçayı bilirler.
Amura munsap olan Buruy Zey ve sair ırmakların sahillerinde, Buz denizinin Kolim ile Hotingi arasında vaki bütün kıyılarında, Yenisey'in denize döküldüğü yerlere kadar uzanan sahalarda hep Yakut dilini işitirsiniz. Şehirlerde, kasabalarda ve köylerde Rus çocukları önce Yakutça öğrenir ve sonra Rusça kekelemeye başlarlar. Yakutlar arasında yaşayan Ruslar ana dillerini tamamiyle unutuyorlar... "

Avrupa'da Fransızca, Afrika'da Arabça nasıl beynelmilel dil iseler, şarki Sibirya'da da Yakutça öyledir. Yakutça bilen bir tüccar, bir memur Baykal'dan Sahalin'e kadar herkesle her kabile ile konuşa ve anlaşabilir. Bir zamanlar, Yakutsk ve irkutsk gibi şehirlerde Yakut dili sosyete dili olmuştu. Rus anaları bile bu dille konuşmayı meziyet bilirlerdi. Sibirya'da Yakut lehçesinin bu kadar ehemmiyetine rağmen, yazılı edebiyatları ve yazıları yoktu. Şüphesizdir ki eski Türklerden ayrılıp, şimalin sert ve soğuk ikliminde yerleştikten sonra, Yakutlar eski Türk hurufatı ve yazılı edebiyatı ile uğraşmaya vakit bulamamışlar ve nihayet unutmuşlardır. Maamafih bunlarda "yazı" "ve" "kitabet" mefhumunu ifade eden terimler vardır. Kitabet ve yazıya "Suruh" (bk. Uyg. yoruğ) diyorlar.

Çarlık zamanında Yakutlara Rus alfabesi esasında yapılan harfler kabul ettirilmişti, bu harflerle mukaddes kitaplar, Rus şairlerinin bazı eserleri Yakutçaya tercüme edilmişti. 1905'den sonra Yakutça bir gazetede neşredilmeye başlamıştı. Çok zengin olan Yakut Halk edebiyatı nümuneleri de neşrolundu. 1917 inkılabından (çarlığın sükutundan) sonra, Yakutlar hıristiyan misyonerlerinin ve papasların ve onların kara kuvveti olan çar polislerinin tazyikinden kurtulup milli kültür işlerini kendi ellerine aldılar. Bu gün de yine milli bakım-dan bazı tazyikler varsa da, Yakutların milli inkişaflarına mani olmamaktadır. Yakutlar eski Rus harflerini atıp Latin harflerini kabul ettiler. Mektep kitapları, gazete ve mecmuaları latin harfleriyle neşrolunmaktadır.
Yakut dilinin hususiyeti ve bazı fonetik farkları ve edebiyat nümunelerine dair malumat gelecek makalemizde verilecektir.

Kaynakça
Kitap: ABDÜLKADİR İNAN
Yazar: MAKALELER VE İNCELEMELER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: YAKUT (SAHA) TÜRKLERİ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Ara 2010, 16:48

YAKUT (SAXA) TÜRKLERİ

Meşhur Rus alimlerinden etnolog Aristof, Türk kavimlerinin etnik zümrelerine dair 1896'da neşrettiği etüdünde şöyle başlar:

"Ohotsk ve Şimal Buz denizinden Adriyatik denizine kadar uzanan geniş sahaya yayılan 26 milyonluk bir millet ancak lehçelere ayrılan tek bir Türkçe ile konuşur. Orta - Asyalı bir Türk Ohotsk sahilindeki Yakutla konuşabildiği gibi, Akdeniz kıyılarındaki Osmanlı ile de anlaşabilir. Fakat bu anlaşma için yabancı kelimeler karışmıyan Türkçe olmalıdır.

Yakut Türkleri kendilerini "Saxa" tesmiye ederler. Eski zamanlarda Yakutlara Uranxa Saxa denirdi. Sibirya'nın bütün şimali şark köşesini başlıca Lena, Aldan, Viluy, Yan, Kolim ırmakları kıyılarını işgal ederler.
Eskiden Yakutların işgal ettikleri saha batıda Yenisey, doğuda Ohotsk denizine kadar uzanır. Şimalde hududu Buz denizi, cenupta ise Baykal gölüne dayanırdı. Bugünkü Yakutistan ise bu sahanın ancak orta ve şimal mıntakalarını ihtiva eder.

Yakutlar Türk ırkına mensup eski Türk boylarından biridir. Eski vatanları daha cenupta, ihtimal ki bugünkü Şimali Moloğolistan'da, Uranha Türklerinin yaşadığı mıntakalarda bulunuyordu. Bugüne kadar tayin edilemiyen büyük bir tarihi hadise bu eski Türk boyunu yerinden oynatmış ve şimale doğru sürüklemiştir. Rus Türkologlarının tetkiklerine göre, Yakutlar bugünkü vatanlarına 13-14 üncü asırlarda gelmişlerdir. Bizim kanaatimize göre, bu kavmin Baykal'ın şimaline geçmeleri çok eski zamanda olmuştur. Eğer bunlar şimale hicretleri 13-14 üncü asırlarda olsaydı, Moğol istilası ve Cengiz Han hakkında, bunlar arasında anane ve rivayetler bulunabilirdi. Halbuki komşuları Buryat - Moğollarda Cengiz'e ait zengin rivayetler bulunduğu halde, Yakutlarda bulunmuyor. Eski kabile başbuğlarının toyon ve tığın (yani eski Türklerdeki tegin) unvanlarını taşıdıkları da, bunların diğer Türklerden Moğol istilasından çok önce ayrıldıkları göstermektedir.

Yakutların büyük Türk ulusundan ayrılıp şimale yerleştiklerinden sonraki tarihi mukadderatı hakkında ta 17 inci asra kadar kat'i bir malumatımız yoktur. Moğol istilası devrinde yazılan bazı İslam eserlerinde (mesela "Camiüttevarih"de) Uryankıt kavimlerine ait yazılan malumatın bir kısmı bunlara ait olabilir. Fakat bu malumat daha iyi tetkikleri beklemektedir.

Yakutistan'a Rusların saldırısı 1617'de başlar. Yakutlar Rus istilasiyle 1682 senesine kadar yani 65 sene mücadele ettiler. Bu mücadeleyi 1634 Mamix, 1636'da Nümügü Kangalas, 1670 ve Baltuga, Timir, 1681-82'de de Cennix adlı Yakut kahramanlar idare ettiler. Küçük bir kavmin Rus imparatorluğu ordulariyle mücadeleyi devam ettirmesine imkan yoktu. 18 inci asrın bidayetlerinde Yakut ülkesinde Rus idaresi tamamiyle yerleşmiş oldu.
Çarlık devrinde Yakutistan Rus siyasileri için menfa mıntakalarından biri olmuştu. Bu ihtilalci Rus unsurları Yakutların intibahına hizmet etmişlerdir.

Yakutlarda milli uyanış devri 19 uncu asırda başlamıştı. 1905 Rus ihtilali Yakutların milli hareketlerine büyük bir hız vermiş oldu. Rus istilasına karşı derin bir nefret ve kin besleyen Yakut münevverleri, Rus hükümetinin "toprak ıslahatı ve yeni idare" komisyonuna boykot ilan ve Yakutistan'ın dahili işlerine Petersburg'un karışmamasını Yakut ülkesinin muhtar bir eyalet halinde idare edilmesini talep ederek, Sibirya valisine umumi bir ültimatom verdiler. Yakutistan'a Rus askeri sevkolundu. Yakutlar 4/1/1906 tarihinde "Yakut Milli Birliği" adiyle bir teşkilat vücuda getirerek bunun "merkez komitesi"ni "Yakutistan Hükümeti" ilan ettiler. Kanunusani nihayetinde merkez komitesi azaları tevkif edilerek tecziye edildiler. Bununla beraber, Yakut milliyetperverleri tarafından neşredilmekte olan gazete ve mecmualar kapatılmadı ve bolşevik devrine kadar devam etti..

1917 Şubat inkılabı:

Çar hükümetinin sukutiyle Yakutistan'daki Rus ihtilalcileri "milli cephe" kurdular, garnizonlara dayanarak hakimiyeti elden bırakmadılar. Fakat 1917 yazında tekrar "Yakut Milli Birliği" kuruldu. Maarif Cemiyeti olan "Saha Aymak" teşkilatı da mili biliğe iltihak etti. "Yakutistan muhtariyetçileri birliği"nin merkez komitesi 1918 Şubatında Sovyet hükümetine itaattan imtina ederek kendisini "Yakutistan hükümeti" ilan etti. Kara ve Ak Rusya'dan kurtulan Yakutistan, Kızıl Rusya ile mücadeleye başladı.

30/11/1919'da kızıl partizanlar Yakutistan'ı hırpalamaya başladılar. 192''de Yakutistan kızıl ordu tarafından işgal edildi. Milliyetçilerin isyanı 1922'ye kadar devam etti. Sovyet hükümeti "Milli mesele"yi halletmek için 1922'de (Nisan 27) "Yakutistan muhtar Sovyet Cumhuriyeti" ilanına mecbur oldu. 1927'de milliyetçiler tekrar isyan ederek demokrasi rejimi talep ettiler. Kaynaklarına göre, bunlara kara halk iltihak etmedi derhal bastırıldılar.

"Muhtariyetli" Yakutistan Sovyet cumhuriyeti:

Yakutların yaşadığı ülke 1922'de "Muhtariyetli Yakutistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti" İlan edildi. Bu "Cumhuriyet"in merkezi Lena ırmağının sol sahilinde vaki Yakutsk şehridir. Bu şehrin nüfusu 1926 sayımına göre 10.558 idi; 1929 sayımına göre 18.600'e baliğ olmuştur.

Yakutistan Cumhuriyeti'nin nüfusu 1926 sayımına göre 335.950 olup, bunun 287.645 ini Yakutlar teşkil eder. Ruslar ise 30.000'dir ki, yerli ahalinin aşağı yukar % 9'u demektir. Bununla beraber Rus muhacereti akını her sene bu nisbeti süratle arttırmaktadır. Yakut ve Ruslardan başka Tatarlar (Kazan Türkleri) Tonguzlar, Çinliler ve diğer yerli kavimler vardır.

Yakut dili:

Yakut dili Prof. Samoyloviç'in tasnifine göre "Yakut dili Türk dilinin şimali - şarki dalını teşkil eder". Bu lehçe ana Türk dilinden çok eski devirlerde ayrılmış, yazı ile bağlanmamış ve diğer Türk boylarından büsbütün uzak kalmış olduğundan, ayrı bir istika-mette inkişaf etmiştir. Bununla beraber Yakut lehçesi diğer Türk lehçelerinin çok eski devirlerde geçtiği merhaleye mahsus bir sürü bakiyeleri muhafaza etmiştir. Mesela Orhon kitabelerinde gördüğümüz "-sar" eki (participizum conditionalis) Yakutça da aynı manayı ifade eden "-tur" şeklinde muhafaza edilmiştir. Ablativ ve locativ ekleri de Orhun Abidelerindeki gibi kalmıştır. Fonetik bakımından Yakut dilinin en bariz hususiyeti Garp Türkçesinde kelime başındaki "y" sesi Yakutçada "s" olur. "ş, z" sesleri yoktur. Bizim dilimizdeki her "ş" ve "z" sesleri Yakutçada "S" olur. (Mesela yaz - sas, yol-suol, yoğurt - sourat, yegen-sien, baş-bas gibi). Diğer Türk lehçelerinde kelimelerin ilk sesi olan "S" Yakut lehçesinde düşer (su-u, süt-üt, söz- öz gibi). Diğer Türk lehçelerinde kelime başındaki "a" Yakutçada ekseriya "1" olur. (al- ıl, ağrı-ırı, ay-ıy gibi).

Bu ağaç atı al = Bu mas atı ıl.
Bu kısrak, bu tay = Bu biye, bu kulun.
Kısrak (m) tayı kara = Biye kuluna kara.
Bulutlu gün = Bilıttax kün.
Parlak gün = Iras kün.
Yağmurlu ay = Samurdax ıy.
Ayı kışın yere yatar = Ese kısın bir sirge sıtar.
Baba, uzağa at = Aga, ırak bırak!
Bu kız(ın) adı "Gün" = Bu kus ata "Kün"
Yeni gelmiş kişi = Sanga kelbit kisi.
Yakut dili son senelere kadar bütün şimali Sibirya için müşterek bir dil olmuştu. Hatta Ruslar bile bu dili öğrenmek mecburiyetin-deydiler.

Yakut Edebiyatı:

Yakutlar Yakut alimi Ksenofontof'un araştırmalarına göre, bu yeni vatanlarına gelmeden önce Orhun alfabesi kullanmışlardır. Yakut dilinde "yazı, kitap" ifade eden kelimeler Yakutların eski devirlerde milli bir yazıları olduğunu isbat ettiği gibi, son senelerde Baykal gölü havalisinde bulunan bazı asar-ı atika da bunu isbat etmiştir. Fakat Yakutlar yeni vatanlarında bu yazıyı unutmuşlardır.

Yakutlara Rus misyonerleri Rus alfabesi öğrettiler. Bu Rus alfabesi Novgorodof adlı bir yakut lengüisti tarafından Yakut fonetiğine göre ıslah edilmişti. Rus istilasından sonra Yakutlar ana dillerini bu harflerle yazdılar. Yakut dilinde hıristiyanlığa ait dini kitaplardan başka destanlar, menkibeler, atalar sözü, bilmeceler gibi, halk edebi-yatı maddeleri de bu harflerle yazılmış ve neşredilmiştir. Rus klasiklerinden de epeyce edebi eserler Yakutçaya tercüme edilmişti.

Yakutça gazete ve mecmualar neşrine 1905 ihtilalinden sonra başlanmıştır, ilk Yakutça gazetenin adı "Saha Dayduta" = "Yakut Dünyası'dır. 1905'de çıkmaya başladı. Bundan sonra "Saha Oloho" = (Yakut Hayatı) gazetesi çıktı. Mecmualardan en mühimi "Saha Sangata" = "Yakut Sesi" mecmuasıdır. Yakut piyeslerinden en mühimleri "Mangçari tüökün" = (Yol kesen Mançari) dir; bu eser 1907de Rusçaya da tercüme edilmiştir, Cadangı Çakıp = (Zavallı Yakup) 1914). Bütün gazete, mecmua ve piyeslerde Rus idaresinin ve Yakut beylerinin mezalimi tasvir, hürriyet ve milli muhtariyet fikirleri propaganda edilmektedir.

Çar hükümetinin yıkılmasiyle Yakutlarda milli dil ve edebiyata karşı alaka çok kuvvetlendi; Rus alfabesi atılıp latin alfabesi kabul edildi. Fakat Rusya'da Rus milliyet ve ırkçılığı kuvvet almasiyle son senelerde Türk kavimlerine Rus alfabesi ile yazmak ve okumak mecbur edilmişti).

Sovyet devrinde yetişen Edip ve muharrirlerden en çok sevilen Oyunski'dir. Sovyet tenkitçilerinin verdikleri malumata göre, Oyunski en popüler edip olmakla beraber, Sovyet inkılabına ve kollektivize işlerine yabancı kalmıştır. Eski destan dili ve şekillerin işlemekle, dili bugünkü hayati ehemmiyeti olan ''gündelik" dilden uzaklaştır-maktadır. Eski devrin edip ve muharrirlerinden en kuvvetlileri mistisizme ve romantizme dalıyor, yahut hiç bir şey yazmıyorlar.

Sovyet devrinde yetişen muharrirlerden Künde ve arkadaşları inkılabı, güya selamlamakla beraber onun tahribkar bir kuvvetten ibaret olduğunu anlatmaya çalışıyorlar...
Hakiki bolşevik genç muharrir ve şairlerden Oranhayef, Kutrin ve Bes Carasin marufturlar. Bugün Yakutistan'da bir kaç gazete ve mecmua neşrolunmaktadır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Günümüzdeki Diğer Türk Cumhuriyetleri'nin Tarihi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir