Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Azerbaycan-Türkiye İlişkileri (Nisan 1920-Ekim 1921)

Monografya şeklinde

Burada Günümüzdeki Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş Tarihi ve Kurtuluş Savaşı'mız hakkında konular bulabilirsiniz

Re: AZERBAYCAN-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ (NİSAN 1920-EKİM 1921)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 17:55

Sovyet Kafkaslar Ötesi'ne karşı girişilen entrikalar 1921 yılında da devam etti. Azerbaycan'ı ele geçirme umutlarını yitirmeyen Amerikan ve İngiliz tekelcileri yurt dışına kaçan Bakûlü petrol sanayicilerinden Sovyet yönetimi tarafından ulusallaştırman Bakû petrol tesislerinin hisse senetlerini satın aldılar. Rockefeller başkanlığındaki en büyük Amerikan petrol tröstü "Standart Oil" Nobel firmasının hisse senetlerinin yansını, Deterding başkanlığındaki İngiliz-Hollanda tekelci grubu "Roal Dutch Shell" Mantaşev, Lianozov vb.'nin hisse senetlerini satın aldı.

1921'de "Standart Oil" petrol şirketi, Gürcü ulusçulannın yardımıyla ayncalık anlaşması görünümü altında Bakû petrol sanayiinin gereksinimleri için öngörülmüş olan Batumi'deki rezervuarlardan bir kısmını ele geçirmeye çalıştı. "Standart Oil", sadece Azerbaycan'ın petrol sanayiinin çalışmasına engel olmakla kalmayıp aynca Kafkasya pazarını Amerikan petrol ürünleriyle doldurarak rekabet mücadelesi içinde baskı yapmak amacıyla Batum petrol depolarını ele geçirmek istiyordu.
Kafkaslar Ötesi'ndeki karşı-devrimciler önceden olduğu gibi Antant'ın ajanı rolünü oynadılar. Musavatistlerin, Daşnakların, Menşeviklerin ve Dağıstanlı karşı-devrimcilerin temsilcileri anti-sovyet eylemlerin birleştirilmesini öngören bir antlaşmayı 10 Haziran 1921'de Paris'te imzaladılar .

Böylesine karışık bir uluslararası ortamda diğer birlik cumhuriyetlerinin yanı sıra Azerbaycan Cumhuriyeti de yabancı devletlerle diplomatik ilişkiler kurulması konusunda büyük çalışmalar yaptı.

Komşu doğu ülkeleriyle, özellikle hükümetlerinde Azerbaycan SSC'nin delegeleri bulunan İran ve Türkiye'yle canlı diplomatik ilişkiler yürütüldü. Barış antlaşmasının imzalanması konusunda Türkiye'yle doğrudan görüşmeler yapıldı, çünkü Türkiye ve Azerbaycan'm yaşam çıkarları iki ülkenin sıkı dostluk ilişkilerini gerektiriyordu. Türklerin yabancı müdahalecilere karşı savaşta kazandıkları zaferler Azerbaycanlıları sevindiriyordu.

TBMM'nin kuruluş yıldönümü münasebetiyle 24 Nisan 1921 'de N. Narimanov ve M.D. Guseynov imzalarıyla Mustafa Kemal'e gönderilen telgrafta "bu tarihi günün yıldönümünde Antant'ın Türkiye'yi yıkma denemelerine karşı Türk halkının kutsal savaş için devrimci bir öfkeyle silâha sarıldığı bir anda Azerbaycan Sovyet hükümetinin bu tarihi günün sevincini paylaşırken Azerbaycan işçi-köylü kitlesi adına devrimci Türkiye hükümetine içten kutlamalarını yolladığı" belirtiliyor ve şöyle devam ediliyordu:

"Azerbaycan Sovyet hükümeti, devrimci Türkiye'nin muzaffer ordularının Türk başkenti İstanbul'un üzerine zafer sancaklarını dikecekleri günün yakın olduğuna ilişkin sarsılmaz inancım ifade ediyor...".

Sovyet Rusya Türkiye'yle Kafkaslar Ötesi cumhuriyetleri arasında barış ve dostluk ortamının kurulmasına özel önem verildi. Moskova Antlaşmasında "Rusya hükümetinin Kafkaslar Ötesi cumhuriyetleri konusunda, bu cumhuriyetlerin Türkiye'yle imzalayacakları antlaşmalarda bu antlaşmanın onları doğrudan ilgilendiren maddelerinin bu cumhuriyetler tarafından tanınması için gerekli adımlan atmakla" yükümlü olduğunu belirten madde bu yönde olağanüstü önem taşıyordu.

Ancak Türk gerici çevreleri, yerel ulusçuların yardımıyla Türkiye'nin Azerbaycan'ı Sovyet cumhuriyetleri ailesinden ayırabileceğini ve daha soma onun bu zengin bölgeyi kendisine bağlayabileceğini sanıyorlardı. Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan'la kısmi antlaşmalar imzalayarak bu cumhuriyetlere kendi koşullarını zorla kabul ettirebilecekleri görüşündeydiler.

Bekir Sami Bey'in Moskova'dan Ankara'ya dönerken Kuzey Kafkasya'nın karşı-devrimcileriyle imzalanacak antlaşmaya zemin hazırlamak üzere özel olarak Vladikavkaz'a uğradığı; Azerbaycan hükümetiyle kısmi görüşmelere başlamaya çalıştığı biliniyor. Ancak Azerbaycan hükümeti, kısmi görüşme önerisini reddetmiştir.
Azerbaycan'a ikinci kez kısmi görüşme yapmayı kabul ettirme denemesi Ankara hükümeti Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Beyin başkanlığındaki ikinci Türk Heyeti'nin Moskova'yı ziyareti sırasında yapıldı.
Yusuf Kemal Bey, Moskova'ya giderken Bakû'de kaldı ve M. D. Guseynov ve N. Narimanov'la görüştü.

Bu görüşmeler sırasında Yusuf Kemal Bey şu açıklamayı yaptı:

"RSFSC ile antlaşma imzalamak üzere Moskova'ya giderken Azerbaycan'la, daha sonra ise Gürcistan ve Ermenistan'la antlaşma imzalamak niyetindeydik. Ama Azerbaycan'da ne yazık ki bu soruna beklediğimiz şekilde yaklaşılmadı".

Ancak İkinci Sovyet-Türk Konferansı için Moskova'ya gelen Türk Heyeti, Ermenistan ve Azerbaycan SSC heyetleriyle görüşme yapmayı reddetti, buna gerekçe olarak da hükümetinden bu konuda yetki almadığını belirtti.

Ancak Moskova Konferansı'nda Kafkaslar Ötesi Sovyet cumhuriyetleriyle Türkiye arasında antlaşma imzalanmasına ilişkin uzlaşma ilke olarak sağlandı. Türk Heyeti'nin plânlarım anlayan Rusya Sovyet hükümeti durumu karıştırmak istemedi ve Moskova dönüşünde heyetin Kafkaslar Ötesi'nde kalmasını ve işi belirsiz bir süre ertelemesini Kafkaslar Ötesi cumhuriyetleriyle her konuda uzlaşmaya varılmasını ve böylece tartışmalı sorunların ortadan kaldırılmasını önerdi. Ama Türk yönetici çevreleri, konferansın toplanmasını ve Kafkaslar Ötesi cumhuriyetleriyle dostluk antlaşması imzalanmasını sürüncemede bıraktılar. Bir seferinde Daşnaklara yağmacı Aleksandropol Anlaşması'nı zorla kabul ettiren Türk ulusçuları Sovyet Ermenistan'la yeni ve hakça bir antlaşma yapılmasını istemeyerek bu antlaşmanın hükümlerini savunmaya devam ettiler.

Sovyet Ermenistan hükümeti, normal ilişkiler kurulması amacıyla TBMM hükümetine hakça olmayan Aleksandropol Antlaşması'nı feshetme ve iki halkın işbirliğini esas alan bir antlaşmanın hazırlıklarına girişme önerisinde bulundu.

Ermenistan SSC Dışişleri Halk Komiserliği'nin bu konudaki notasında şöyle deniyordu:

"...Sovyet Ermenistan şimdi devrimci Türkiye için batı emperyalizmiyle yaptığı savaşta sağlam bir cephe gerisi, güvenilir bir dayanak olmak zorundadır... Komşu doğu ülkesindeki devrimcinin yanında uyanık olarak duracaktır."

Daha sonra notada eski anlaşmazlıkların kesin olarak giderilmesi ve iki emekçi halk arasında sağlam ve sarsılmaz dostluk bağlarının kurulması konularında TBMM hükümetinin sadece özel durumlar ve Türkiye'nin bir yandan askeri başarılarıyla, öte yandan da Daşnak ulusçuluğunun can çekişmesiyle koşullanan ve belirli bir an için karakteristik olan Aleksandropol Antlaşmasından hareket edebilmesi ve bu antlaşmaya dayanması konusunda Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti hükümetinin şaşkınlığını gizleyemeyeceği belirtiliyordu.

En sonunda 14 Haziran 1921'de Moskova'daki Türk elçiliği, RSFSC hükümetine Kafkaslar Ötesi Sovyet cumhuriyetleriyle antlaşma imzalama işinin kabul edildiğini bildirdi.

Uzun bir isteksizlikten soma Türk yönetici çevrelerini görüşmeyi kabul etmek zorunda bırakan neydi?
Türk hükümetinin bazı etkin çevrelerinin zaman zaman Sovyet cumhuriyetlerine karşı önyargılı ve düşmanca bir davranış gösterdikleri bilinir. Emperyalistlerden kaynaklanan tehlike Türkiye'yi tehdit ettiği zaman onlar Rusya'ya karşı "içten" duygularını belirtmişler, ama tehlike geçer geçmez bu çevreler önceki politikalarını sürdürmüşlerdir. Üstelik Kemalistler kendi içlerinde uyumlu değillerdi. Aralarında Türkiye'nin özgürlüğünü salt batılı emperyalist devletlerle yapılacak antlaşmalarda gören kişiler vardı. Ama emperyalistlerle savaşı her şeyden üstün tutan ve bu savaşta kesin olarak Sovyet Rusya'nın yardımına bel bağlayanlar da vardı. Sonuncu gruba öncelikle hareketin lideri Mustafa Kemal ve yakın silâh arkadaşları da giriyordu. Mustafa Kemal bu durumda emperyalistlerin yeni bir saldırısının bir sırada Türkiye'nin Sovyet cumhuriyetlerinin desteği olmaksızın bir şey yapamayacağını anlamıştı.

Sovyet Rusya tarafından yapılan yardım müdahalecilerin bozguna uğratılmasında büyük rol oynadı. Hatta yabancı gazeteciler bunu kabul etmek zorunda kaldılar. Örneğin J. Kayzer, Avrupa ve Yeni Türkiye adlı kitabında, "Yusuf Kemal verdiğinden çok daha fazla şey elde etti. Manevi destek vaad etti, gerçek ve doğru olarak belirlenmiş bir yardım aldı" diyor.

Çağların Türk tarihçisi Enver Behnan Şapolyo da aynı şeyleri belirtiyor:

"Sovyet Rusya en kara günlerimizde bize elini uzatan tek ülkeydi... Ankaralı memurların ücretlerini, Rus Elçiliği'nden gönderilen Rus altım olarak aldıkları bir dönemdi".
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: AZERBAYCAN-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ (NİSAN 1920-EKİM 1921)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 17:56

29 Haziran 1921'de İngiliz-Yunan müdahalecileri ateşkes önerisini geri çevirdiler ve temmuz ayı başında İngiliz silâhıyla donatılmış Yunan orduları, bütün cephelerde Kemalist ordulara saldırmaya başladılar. Yunan Kralı Konstantin, askeri eylemleri yönetmek için 8 Temmuz'da cepheye geldi. Temmuz ayının ilk yansında saldırılarını genişleten Yunan orduları Afyonkarahisar, Kütahya ve Yenişehir'i işgal ettiler, 19 Temmuz'da ise Eskişehir'e girdiler. Türk orduları Sakarya Nehri'nin ötesine çekildi. Ankara'nın ele geçmesi tehlikesi ortaya çıktı ve Ankara'daki hükümet kuruluşları boşaltılmaya başlandı.

Ülkede durum kritikti. Türk Ordusu büyük ölçüde cephane, yiyecek ve giyecek gereksinimi duyuyordu. Bütün Türk halkının seferber olması gerekti. Bu sırada Türk ordusu Başkomutanlığına atanan ve olağanüstü yetkilerle donatılan Mustafa Kemal, bu amaçla Sakarya Meydan Savaşı öncesinde emperyalizme karşı savaşta ülkenin tüm olanak ve güçlerinin seferber edilmesinde büyük rol oynayan 10 emir yayınladı. Bu emirler uyarınca ülkenin bütün bölgelerinde "Ulusal Kamulaştırma Komisyonları" kuruldu.

Türklerin daha sonra "Sakarya Meydan Muharebesi" diye adlandırdıkları, sonucunda Türk halkının çözümleyici ama kesin olmaktan uzak bir zafer kazandıkları Sakarya Nehri kıyısındaki çarpışmalar 23 Ağustos'tan 13 Eylül'e kadar 22 gün devam etti.

Türk komünisti S. Üstüngel bu olayları şöyle anlatıyor:

"O zaman Sakarya ırmağı ulusal kurtuluş savaşı kahramanlarının kanıyla kızıla boyanmıştı. O zaman dinlenmeyi bile unutan işçiler gece gündüz demeden cepheye silâh yapıp yetiştirmişlerdi. Köylü kadınlar, Kezbanlar, Fatmalar ve daha pek çokları siperlere omuzlarında cephane taşımışlardı. Halk pek çok acı çekti.
Köyler yakıldı, kentler yıkıldı, çocuklar yıkıntıların arasında kaldı... "

"Sovyetler Birliği olmasaydı, biz bir ulus ve bir devlet olarak İngiliz ve Amerikan emperyalistlerince çoktan yok edilmiştik. Bunu hiç kimse aklından çıkaramaz. Ne geleneklerimizi, ne de o kara günlerde bizi destekleyen dostumuz Sovyetler Birliği'ni hiçbir zaman unutmayacağız".

Türklerin İngiliz-Yunan müdahalecilerine karşı zafer kazandığı haberini Sovyet halkı sevinçle karşıladı. G. V. Çiçerin, G. K. Orconikidze, N. Narimanov ve öteki Sovyet devlet adamları TBMM Hükümeti Başkanı Mustafa Kemal Paşaya bir telgraf göndererek kutlamalarını belirttiler ve Türk halkına işgalcilerle yaptığı savaşta başarı dilediler.

Bu zafer Türk ordusunun Yunanlıların maddi üstünlüğüne karşılık yüksek moral gücünü ortaya koyması, doğru ve kesin bir taktik ve Mustafa Kemal tarafından gerçekleştirilen ustaca askeri yönetim sayesinde kazanıldı.
Zaferden sonra Türkiye ve Kafkaslar Ötesi Sovyet cumhuriyetleri arasında anıtlaşma imzalamak için yapılacak konferansın yeri ve zamanı sorunu ortaya çıktı.
Konferans Sovyet Rusya'nın girişimi üzerine 26 Eylül 1921'de daha önce önerildiği gibi Bakû'de değil Kars'ta toplandı. Kars Konferansı'na Kafkaslar Ötesi Sovyet cumhuriyetleri ve Türkiye katıldılar. RSFSC temsilcisi de konferansa iştirak etti.

Azerbaycan SSC hükümetini İşçi-Köylü Teftiş İşleri Halk Komiseri Behbud Şahtahtinskiy; Ermenistan SSC hükümetini Dışişleri Halk Komiseri Askanaz Mravyan ve içişleri Halk Komiseri Pogos Makinyantsiyan; Gürcistan SSC hükümetini Askeri-Deniz İşleri Halk Komiseri Şalva Eliava ve Dışişleri ve Maliye Halk Komiseri Aleksandr Svanidze temsil ediyorlardı.

RSFSC'nin temsilcisi, RSFSC'nin Letonya'daki delegesi Yakov Ganetskiy'di.
TBMM hükümetini Edirne milletvekili ve Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir, Burdur milletvekili Veli Bey, Toplumsal işler Bakam'nın eski arkadaşı Muhtar Bey, Türkiye'nin Azerbaycan SSC'deki elçisi Memduh Şevket Bey temsil ediyorlardı.

ilk genel oturum konferans düzenini kabul etti ve Kafkaslar Ötesi cumhuriyetlerin heyetlerinin önerisi üzerine ekonomi ve sınır konularında iki komisyon seçildi.
Bu oturumda Türk Heyeti, Türkiye'yle Kafkaslar Ötesi Sovyet cumhuriyetleri arasında ayrı ayrı antlaşmalar istedi.
Türk hükümetinin ortak antlaşma imzalamayı kabul ettiğine ilişkin açıklamasının aksine konferansa katılan Türk Heyeti, Sovyet Kafkaslar Ötesi cumhuriyetlerinin ortak cephesini bozmak ve daha soma da bu cumhuriyetlerni her birine ayrı ayrı kendi koşullarını kabul ettirmek için yeni bir denemeye daha girişti. Ama "heyetimiz", diye yazıyor G.K. Orconikidze, "Kafkasya Bürosu'nun yönergesine uyarak Türkleri tüm Kafkaslar Ötesi cumhuriyetleriyle ortak görüşmeler ve bir tek barış antlaşması, o zaman ifade edildiği gibi tek sayfalık bir antlaşma isteğini kesin olarak bildirdi".

28 Eylülde, konferansın üçüncü oturumunda Türk Heyeti'nin Başkam Karabekir, kısmi antlaşmalar, yani gerek Sovyet gerekse Türk tarafınca artık çözümlenmiş görülen bir sorun konusunda ayrıntılı bir açıklama yaptı. Karabekir'in açıklamasında, Türk Heyeti'nin Ankara hükümetinden bilgi istediği ve gelen yanıta uygun olarak Kafkaslar Ötesi cumhuriyetlerinin her biriyle tek tek antlaşma imzalamayı önerdiği belirtiliyordu. Türk Heyeti başkanının bu açıklaması hiçbir şekilde kanıtlanmadı ve yalnızca konferansın çalışmasını uzattı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: AZERBAYCAN-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ (NİSAN 1920-EKİM 1921)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 17:56

Sovyet delegelerinin verdiği görev üzerine ve onların adına RSFSC temsilcisi cevabi bir konuşma yaptı.

Ortak bir antlaşma imzalamanın gereğine ilişkin inandırıcı kanıtlar gösterdi:

"Bu üç cumhuriyetteki politik ve ekonomik durum büyük ölçüde değişti. Bu üç cumhuriyetin hepsinde de büyük, kardeşçe bir birlik duygusuyla harekete geçen devrimci kitleler bu dönem içinde sıkı bir politik merkez yarattılar. Bu sayede tüm politik ve keza bu antlaşmayla çözümlenmesi gerekli tüm ekonomik sorunlar bu cumhuriyetlerin ayrı ayrı her biriyle değil, sözünü ettiğimiz politik merkezler vasıtasıyla çözümlenecektir".

Çıkmazda bulunan Türk Heyeti bu konuda daha fazla tartışmaktan vazgeçmeye karar verdi. Kâzım Karabekir'in önerisi üzerine ortak antlaşma konusunun bir kez daha Ankara'ya sorulması kararlaştırıldı.

Konferansın 30 Eylüldeki dördüncü oturumunda Türk Heyeti bir kez daha, ama bu defa kısmî antlaşmalar konusundaki tartışmayı üstü kapalı şekilde kabul ettirmeye çalıştı. Kâzım Karabekir, yaptığı konuşmada gerçek niyetini gizleyerek diplomatik bir şekilde antlaşmanın iki kısma ayrılması gerektiğini açıkladı: Birinci kısım - bütün cumhuriyetleri ilgilendiren ortak maddeler, ikinci kısmı -ayrı ayrı cumhuriyetlere göre topraksal ve ekonomik sorunlar (**). Ancak Sovyet Heyeti'nin kesin ve sürekli hareket tarzı Türk Heyeti'ni bundan böyle saçma sapan tartışmalardan kaçınmak zorunda bıraktı. "Devrimci gerekler bizi bir tek ortak antlaşmanın imzalanmasında direnmeye zorluyor" diye kaydediyordu Azerbaycan SSC temsilcisi, "Kafkaslar Ötesi cumhuriyetlerinin ekonomik, politik ve askeri bakımdan birleştiklerini belirtmelmiyim. Bu cumhuriyetler arasında çok sıkı bir topraksal sınırlandırma vardır. Bu cumhuriyetlerden her biri bağımsız bir birimdir... Bu nedenle ben Azerbaycan SSC adına antlaşmanın ortak bir antlaşma olmasında ve bu antlaşmada özel bölümlerin bulunmasında ısrar ediyorum".
Çaresiz kalan Türkler daha sonra girişecekleri eylemleri görüşmek üzere ara verilmesini isteme zorunluluğunu duydular.

Verilen aradan sonra Karabekir şu açıklamayı yaptı:

"Kafkaslar Ötesi cumhuriyetleri arasındaki politik ve ekonomik birliği memnuniyetle karşılıyoruz. Doğudaki bu birlik şimdi Türkiye için de destek olacaktır".
Böylece Türk diplomatları, ayrı ayrı antlaşma yapma düşüncesinden vazgeçmek zorunda kaldılar.

Ancak Kars'ta konferans iştirakçilerince incelenen Türk antlaşma taslağı Kafkaslar Ötesi cumhuriyetleri tarafından hiçbir şekilde kabul edilemezdi:

Türk Heyeti, Moskova Antlaşması'yla belirlenen sınır hattında herhangi bir düzeltme yapmayı inatla reddediyordu. Bu durum Ermenistan ve Gürcistan'daki askeri ortamdan yararlanan Kemalistlerin daha 1921 yılı başında ordularını bu cumhuriyetlerin saptanan sınır hattının kuzeyine bitişik topraklarına (Batum eyaleti, Ahalkalaks ve Ahaltsiks mıntıkaları, Aleksandropol bölgesi ve diğerleri) sokmuş olmalarıyla açıklanıyordu. Kemalistlerin plânları aynı zamanda Moskova Antlaşması'nın bazı hükümlerinden bu antlaşmanın çeşitli maddelerini keyfi olarak ve dalavereci bir şekilde yorumlamak suretiyle mümkün olduğu kadar kazançlı çıkmak isteğiyle koşullanıyordu.

Türk Heyeti'nin ekonomik istekleri de şu şekildeydi; Birincisi:

Türk Heyeti Batum limanı üzernide Türk denetimi kurmak ve böylelikle Batum bölgesini Türkiye için korumak; ikincisi: Azerbaycan SSC'ye, Türkiye'ye son derece fazla miktarda Bakü petrolü ve petrol ürünleri gönderilmesine ilişkin antlaşma yükümlülüğünü zorla kabul ettirmek; üçüncüsü: Sovyet cumhuriyetlerinin iç yasalarına karışma hakkını elde etmek istiyordu.

Türk Heyeti, Batum limanının rejimi konusunda Türk bayrağı altında seyreden her kategoriden gemiler için limanın kullanımında en geniş ve karşılıksız ayrıcalıkların verlimesinden ibaret olan bir dizi koşul hazırlamıştı, oysa ki Moskova Antlaşması, sadece limana bitişik topraklarda depolar, hangarlar, atölyeler ve diğer tesisler için Türkiye'ye gerekli ölçüde özel "tarafsız" bölge ayırma önerisini saptamıştı. Kemalistler gelecekte "bölgenin" sınırlarım geniş boyutlara ulaştırmak ve böylece Sovyet Gürcistanı'na ait olan bu kentte Sovyet yönetiminin ne hakkının, ne de yasalarının geçerli olmadığı yabancı bir yerleşim yeri kurabilmek için Batum topraklarında bir "tarafsız" bölge elde etmeye de çalıştılar.
Konferansta Türkiye'ye Bakü petrolü teslimiyle ilgili maddenin Türkler tarafından hazırlanan taslağı konusunda ciddi fikir ayrılıkları ortaya çıktı.

Türk taslağının 7. maddesi şöyle diyordu:

"Azerbaycan SSC hükümeti, her yıl Türk hükümetinin Türkiye'nin gereksinimlerine uygun miktarda petrol ve petrol yan ürünleri göndermekle yükümlü olacaktır. Bu petrol ürünleri Türkiye'ye, Türkiye'nin isteğine göre Kars'ta ya da Batum'da teslim edilecektir". Böylesi bir istek sadece kabul edilemez bir istek olmakla kalmayıp aynı zamanda egemen bir cumhuriyet için aşağılayıcıydı.
Kemalistlerin Sovyet Kafkaslar Ötesi cumhuriyetlerinin iç yasamasına karışma arzusu, Türk antlaşma taslağının 13. maddesinden de anlaşılıyordu.

13. madde şu şekildeydi:

"Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan cumhuriyetleri, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan'a satış için götürülen veya bu ülkelerce ihracat için alınan ve devrim sonucunda yerel hükümet tarafından el konan mallan Türk uyruklulara, onlann mirasçılanna ya da ilgili kişilerce vekâletname verilen vekillere geri vermekle yükümlüdürler. Eğer bu mallann geri verilmesi olanaksızsa, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan cumhuriyetleri adı geçen mallann Türk Lirası olarak bedelini ya da aynı tutardaki malı sözü edilen Türk uyruklulara vremekle ve onlara bu mallann gümrüksüz ve masrafsız ihracı için belge vermekle yükümlüdürler" (**).
Daha sonra 17. maddede şöyle deniyordu:

"Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Cumhuriyetleri konferansı Türk uyruklulara ait taşınmaz mallan ulusallaştırmamakla, Türk uyruklulann taşınır mallannı toplama ve kamulaştırmadan bağışık tutmakla ve ulusallaştınlmış, toplattırılmış ve kamulaştırılmış herşeyi sahiplerine geri vermekle yükümlüdür".

Sovyet Kafkaslar Ötesi cumhuriyetlerine sunulan Ankara hükümeti koşullan bu şekildeydi. Kemalistler "dostluk antlaşması" imzalamak üzere Kars'ta böyle bir taslak ortaya koydular.

Kafkaslar Ötesi Sovyet cumhuriyetleri Türk hükümetine yolladıkları bir memorandumda ileride yapılacak konferansta şu sorunların ele alınmasını önerdiler:

1. Moskova Antlaşması'yla saptanan sınınn düzeltilmesi ve saptanması:

a. Türkiye için hiçbir önemi olmayan ama buna karşılık Ermeni halkı için çok büyük tarihsel, arkeolojik ve kültürel öneme sahip olan Anikenti harabelerinin Ermenistan SSC topraklarına katılması; b. Ermenistan ve Gürcistan cumhuriyetleri için tek tuz kaynağı olarak büyük ekonomik öneme sahip olan Kulpin tuz bölgesinin Ermenistan SSC bünyesine dahil edilmesi; c. Çoruh ırmağı üzerindeki Gürcistan SSC sınırının, Sarp ve Kavtareti köylerinin tarihsel ve ekonomik bakımdan daha çok Gürcistan'a ait olması ve Türkiye tarafına yolu olmaması nedeniyle bu köylerin daha güneyinden geçirilmesi yoluyla düzeltilmesi. Adı geçen köylerin Türkiye'ye verilmesi halinde bu yerleşme merkezlernide yaşayanlar Türkiye'ye Gürcistan SSC topraklarından geçerek gitmek zorunda kalacaklardır. Bu ise yerli halk için gelecekte önemli zorluklar yaratacaktır. Bundan başka bu yerleşme noktalarının Türkiye'ye verilmesi bu köylerin sakinlerinin tamamen iflas etmelerine yol açabilecektir; d. Ermenistan SSC yararına bazı sınır değişiklikleriyle Azerbaycan SSC'de Özerk Nahcevan Sovyet Cumhuriyeti'nin kurulması.

2. Ermenistan SSC'ye cumhuriyetin ekonomik kalkınması için büyük önem taşıyan Kars eyaleti ve Surmalin kazasındaki en önemli ekonomik kaynakların işletme hakkının verilmesi.

Sovyet heyetleri, Kars eyaletinde, "bu yatakları bulma ve ayrı bir antlaşmayla saptanacak olan belirli bir yüzdeyi Türkiye yararına kesmek suretiyle çıkarılan maddenin ihraç hakkıyla" birlikte Oltu taşkömür yataklarının, keza Kağızman arsenik cevherinin, Ermenistan için tek ahşap yapı malzemesi kaynağı olan Sarıkamış ormanının ve Kars otlaklarının ortak işletmesinin Ermenistan SSC'ye verilmesini önerdiler.

3. Kars eyaletinin ve Surmalin kazasının, Ardahan ve Artvin mıntıkalarının barışçı sakinleri göçmenlerin Ermenistan ve Gürcistan SSC sınırları içinde toplanması göçmenlerin hemen geri dönmesini ve bu konuda Türkiye'yle ayrı bir antlaşma imzalanmasını gerektiriyordu. Sovyet Kafkaslar Ötesi cumhuriyetleri, Türkiye'den bu göçmenlerin yurtlarına hiçbir engelle karşılaşmadan dönme haklarını, kişi ve mal-mülk dokunulmazlıklarının güvencelerini istediler. Ayrıca Türkiye topraklarında yaşayan Ermeniler için burada Türklere sağlanan koşulların aynısının Türkiye'de de yaratılması zorunluydu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: AZERBAYCAN-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ (NİSAN 1920-EKİM 1921)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 17:56

4. Ve nihayet, Türkiye'yle dış ticarete ilişkin sorun. Sovyet cumhuriyetleri hükümetlerinin düşüncesine göre ticaret sözleşmesinin temelini şu koşullar oluşturmalıydı:

a. Taraflardan her biri, uzlaşmaya vardığı karşı tarafın kendi topraklarındaki ticari-sanayi ve mali işletmelerinin en elverişli şekilde gelişmesi için gerekli herşeyi yapacaktır;
b. Sözleşmeye taraf olanlardan birinin toprakları üzerinden nakledilen mallar hiçbir gümrük resmiyle vergilendirilmemelidir. Bunun yanısıra hakem mahkemesi ve ayrıcalık anlaşmaları da ticaret sözleşmesine dahil edilmelidir.

Kars Konferansı'nda taraflar uzun görüşmelerden sonra uzlaşmaya vardılar ve 13 Ekim 1921'de bir yanda Türkiye, öte yanda Kafkaslar Ötesi cumhuriyetleri arasında "dostluk antlaşması" imzalandı. Bu antlaşmaya göre, "şimdi antlaşma taraflarının topraklarına giren yerlerde daha önce egemenlik haklarını gerçekleştiren devletler arasında" imzalanan bütün antlaşmalar yürürlükten kalkıyordu.

Yağmacı Aleksandropol Antlaşması, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan hükümetleri tarafından tanınmayan uluslararası bir antlaşma olarak gücünü resmen yitirdi. TBMM hükümeti, Türkiye'nin tek yasal hükümeti olarak tanındı. Kafkaslar Ötesi Sovyet cumhuriyetleri için bazı toprak kayıplarıyla birlikte Türkiye'nin kuzeydoğu sınırlan antlaşmanın 4. maddesiyle belirlendi. Türkler tarafından zorla Ermenistan'dan alman ezeli Ermeni topraklan Ermeni halkına geri verildi. Nahiçeven eyaleti sınırlarının doğru olarak belirlenmesi, Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan arasında daha sonraki karşılıklı ilişkiler açısından büyük öneme sahipti. Nahcevan eyaleti Türkiye ve Sovyet Kafkaslar Ötesi cumhuriyetleri tarafından Azerbaycan SSC bünyesinde özerk bir cumhuriyet olarak resmen tanındı.

Türk delegelerinin uzun ve bıktırıcı konuşmalarından sonra Batum kentinin kime ait olduğu sorunu ve liman rejimi Sovyet Heyeti'nce önerilen şekliyle kabul edildi. Antlaşmanın 6. maddesi iki kısımdan oluşuyordu. Bu maddenin birinci kısmı "bu maddede sözü edilen yerlerin halkları, yönetim bakımından her topluma kültürel ve dinsel haklar sağlayan geniş yerel özerklikten yararlanacaklar ve sözü edilen yerlerde halka, bu halkın isteklerine uygun düşen bir toprak yasası kurma olanağı verilecektir" şeklindeydi. Böylece antlaşmanın birinci kısmı, Batum mıntıkasında yaşayan halkların kendi kaderini belirleme hakkını sağlama bağlamış oluyordu.
Bu maddenin ikinci kısmı, Batum limanının rejimini belirledi. Türk halkının isteğine uyan Sovyet Kafkaslar Ötesi cumhuriyetleri, Türkiye'ye, Batum limanından Türkiye'ye ve Türkiye'den Batum limanına serbestçe geçiş hakkı tanıdılar. Bu durum, Batum limanının Kars, Ardahan ve Artvin bölgeleri için Karadeniz'e tek elverişli çıkış olması nedeniyle Türkiye'nin doğu bölgelerinde ekonominin gelişmesi açısından büyük önem taşıyordu.

Kafkaslar Ötesi ve Türkiye arasında yeni devlet sınırının saptanması sınır bölgeleri ahalisi için bir dizi ciddi ekonomik güçlüklere neden oldu. Yeni sınırlandırma sonucunda sınır bölgeleri ahalisi ekilebilir topraklardan, otlaklardan ve nihayet tarımsal ürülerin sürüm pazarlarından ayrı kaldı. Sovyet diplomasisi, bu bölgelerin ahalisinin sıkıntılarını hafifletmek için pek çok çaba harcadı. Sovyet Heyeti tarafından önerilen şekliyle kabul edilen Kars Antlaşması'nm 7. ve 8. maddeleri sınır bölgesi sakinlerinin durumunu hafifletecekti.

7. maddede şöyle diyordu:

"Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti hükümeti ve Türkiye Millet Meclisi hükümeti bu konuda oluşturulacak karma komisyon tarafından saptanacak gümrük, polis ve sağlık koruma kurallarının gözetilmesi koşuluyla sınır bölgesi sakinlerinin sınırdan geçişini kolaylaştırmak için anlaşmaya varmışlardır".

7. madde hükmünü geliştiren 8. madde, "her iki ülkenin sınır bölgesinde yaşayan sakinleri için sınırın öte yanında bulunan yazlık ve kışlık otlaklardan yararlanma gereğini dikkate alarak bu sakinlere sürüleriyle birlikte ınırdan geçme ve geleneksel otlaklardan yararlanma hakkının verilmesinin kabul edildiğini" (*) belirtiyordu. Bu iki madde savaşta çok kötü duruma düşen Türkiye sınır bölgeleri halkı için büyük öneme sahipti.

Karadeniz boğazlan meselesi Kars Antlaşmasının 9. maddesinde yansıdı. Sovyet diplomasisi her zaman Karadeniz boğazlarının hukuksal rejiminin sadece kıyı devletlerince belirlenmesi gerektiğine ilişkin görüş noktasında bulunmuştur. Sovyet hükümetinin tutumu, Sovyet Rusya'nın 16 Mart 1921'de Türkiye'yle imzaladığı ve tarafların "Karadeniz ve Boğazların uluslararası statüsünün kıyı devletlerinin delegelerinden oluşacak bir konferansta kesin -olarak hazırlanması konusunda anlaşmaya vardıkları...". Moskova Antlaşması'yla düzenli olarak belirlenmişti.
Boğazlar rejimine ilişkin soruna Kars Antlaşmasına da benzer bir şekilde ortaya konuyordu.

Bu antlaşmanın 9. maddesi şöyle diyordu:

"Boğazlan açmak ve tüm halkların ticari ilişkileri için boğazlardan serbestçe geçişi sağlamak amacıyla Türkiye ve Gürcistan, Karadeniz'in ve boğazların uluslararası statüsünün kıyı devletlerinin delegelerinden oluşan özel bir konferansta, Türkiye'nin egemenliğini, keza Türkiye'nin ve Türkiye'nin başkenti İstanbul'un güvenliğine zarar vermeyecek şeklide kesin olarak belirlenmesi konusunda anlaşmaya varmışlardır".
Kafkaslar Ötesi cumhuriyetleri ve Türkiye arasında Kars Antlaşması'nın imzalanmasıyla birlikte normal diplomatik ilişkiler kuruldu.

Bu antlaşma Türkiye için büyük öneme sahipti:

Birincisi Kemalistler İngiliz -Yunan müdahalecilerini dağıtmak amacıyla en büyük devletlerini Batı Cephesinde toplama olanağını elde ettiler; ikincisi Türk hükümeti en sonunda doğu vilayetlerinde Birinci Dünya Savaşı ve yabancı askeri müdahalesiyle yıkılan ekonomiyi yeniden kurma işine girişebildi. Sovyet Kafkaslar Ötesi cumhuriyetleriyle Türkiye arasında normal ticari ilişkilerin kurulması, büyük maddi kazançlar da sağladı. Türkiye, Sovyet cumhuriyetlerine tütün, yün, pamuk, hayvan vb. satma ve buna karşılık Kafkaslar Ötesi'nden petrol, teknik belgeler ve çeşitli mamul eşya satın alma olanağı buldu.

Mustafa Kemal, Kars Antlaşması'nın önemini değerlendirirken şunları söylüyordu:

"Doğuda gerçekte işgal ettiğimiz yer bu antlaşmayla hukuksal şeklini aldı. Bu antlaşma, Sevr Antlaşması'nın geçersizliğini kanıtlayan faktörlerden biridir."

"Ermeni halkının gerçek çıkarlarına uygun olmaktan daha çok kapitalist dünyanın ekonomik çıkarları yararına en kısa zamanda çözümlenmek istenen Ermeni sorunu Kars Antlaşması'nda en doğru çözümünü bulmuştur. Yüzyıllardır banş içinde yan yana yaşayan iki çalışkan halk arasındaki dostluk ilişkileri ne mutlu ki yeniden kurulmuştur".
Kafkaslar Ötesi emekçileri de Kars Antlaşması'nın imzalanışını büyük sevinçle karşıladılar.

Ermenistan emekçilerinin Kars Antlaşması'nın imzalanmasına adadıkları miting kararnamesinde şöyle deniyordu:

"Biz Ermenistan işçi, köylü ve Kızıl Ordu askerleri, Kafkasya ve Türkiye'nin işçi-köylü kitlelerini sıkı kardeşlik bağlarıyla birleştiren bu devrimci antlaşmayı selâmlıyoruz. Türkiye'deki emekçi kardeşlerimizin emperyalilstlere karşı yaptıkları devrimci mücadeleyi alkışlıyoruz. Türk halkı, cephe gerisini tamamen güvencede sayabilir".

"Türkiye'yle bir tek antlaşma imzalama politikamız son derece doğruydu" diye yazıyordu. G. K. Orconikidze. "Bu politika hem bize, hem de Türkiye'ye yarar sağladı. Çünkü eğer Türkiye kendi düşüncesinde direnseydi ve eğer Ermenistan'ı elimizden alarak parçalamak isteseydi, kuşkusuz Türk halkı ve onun yaşama savaşı Kafkaslar Ötesi halklarından ortak destek göremezdi".
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Önceki

Dön 1919-1923: Türk Kurtuluş Savaşı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Google [Bot] ve 1 misafir