Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Allah ile Aldatmanın Aforoz Mekanizması

Burada Günümüzdeki Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş Tarihi ve Kurtuluş Savaşı'mız hakkında konular bulabilirsiniz

Allah ile Aldatmanın Aforoz Mekanizması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 10 Ara 2010, 22:57

ALLAH İLE ALDATMANIN AFOROZ MEKANİZMASI

Allah ile aldatanlar, eleştiri kabul etmez. Kabul ettiği anda kendini inkar etmiş olur. İddiaları akıl ve din dışı da olsa o, ısrarla dinin temsilcisi ve göstergesi olarak kendini öne çıkarır. Dinin savunucusu da odur.
Allah ile aldatanları eleştirdiğiniz anda din dışı ilan edilirsiniz. Din dilinde buna 'aforoz' denir. İslam'da din sınıfı olmadığı için aforoz da yoktur. Ancak bu, işin nazari yanıdır. Gerçekte İslam ülkelerinde aforozun en kahırlısı işletilmektedir.

İslam dünyasında aforoz kurumunu Allah ile aldatanlar işletmektedir. Siyasal İslam dedikleri Haçlı güdümlü kurum da bu yapay aforoz sistemine destek vermektedir.
Aforozculuğun kurumsallaşmasına çağımızda entegrizm denir. Ünlü Fransız düşünür, siyaset ve bilim adamı Roger Garaudy (Roje Garodi), İslam dünyasında entegrizmi en iyi inceleyen düşünce adamı oldu.

80'li yılların başlarında, bir yayıncı bana, Garaudy'nin 'I,İslam Habite Nötre Avenire' (İslam Geleceğimize Yerleşiyor) adlı eserini, yapılmış bir çevirisi ile birlikte getirdi ve çeviriyi okuyup 'redakte' etmemi istedi. Çeviri, redaksiyonla ıslah edilemeyecek kadar bozuk olduğu ve benim de çeviri yapmaya zamanım olmadığı için dosyayı iade ettim.
Bu olay bana, Batı'nın göbeğinden bir isyan volkanı gibi fışkıran bir düşünce devini tanıma imkanı verdi.

Redakte etmem için getirdikleri eserinin ilk cümlesi şuydu:

"Batı, insanlık tarihinde bir talihsizliktir, onun kültürü de bir anomalidir."

Garaudy, her şeyden önce bir isyan ve itirazdır. İçinde yetiştiği Batı'ya, imbiklerinden beslendiği Marksizm'e ve' nihayet, İslam'ı, tarihin mezarlıklarından devşirilmiş örflerin tutsağı haline sokan beleşçi-uyuşuk zihniyetlere bir isyandır
Garaudy, yaşadığı ve yetiştiği dünyayı bir isyan ruhuyla eleştirmiştir. Onun belirgin özelliklerinden biri de budur. Ve bu özellik, soylu düşünce adamının onur belgesidir. Kendi coğrafyasını bireysel ve toplumsal düzlemlerde eleştiremeyen veya eleştirmeyen bir aydından insanı yukarı boyutlara çeken düşünce üretimi beklemek beyhudedir.

Garaudy'nin Batı'yı eleştirmesi gerçekten ürpertici ve zorludur. Alexis Carrel'inkine, Arnold Toynbee'ninkine, Andre Malraux'nunkine hiç benzemez. Cepheden ve acımasız bir eleştiri yapmaktadır Garaudy.
Kendini eleştirmeyenin eleştireceği başka bir şey olamaz.

Bu oluş gerçeğini çok iyi yakalamış olan Garaudy, bir zamanlar iman ve kültür kimliğini taşıdığı Batı'yı acımasızca eleştirdiği gibi, seksenli yıllardan sonra iman ve kültür kimliğini taşıdığı Müslüman dünyayı da aynı mertlik ve cesaretle eleştirmiştir. Bu iki eleştiriyi birleştirdiği eseri ise 'L'Integrismes' adını taşıyor.

Kaynakça
Kitap: Allah ile Aldatmak
Yazar: Yaşar Nuri Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ALLAH İLE ALDATMANIN AFOROZ MEKANİZMASI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 10 Ara 2010, 22:59

AFOROZUN KANSERLEŞMESİ: ENTEGRIZM

Integrizm, Garaudy'nin eserlerinden birinin adı.
Integrizm, Allah ile aldatanların tutuldukları temel hastalıklardan da biri. Taassubun kanserleşmesi diye tanıtabileceğimiz entegrizmin ne olduğunu ve Garaudy'nin bu kanserin İslam dünyasında vücut verdiği belaları nasıl fark edip nasıl ifadeye koyduğunu kısaca görelim.
Yobazlık, inat, dışa kapalılık ve dar kafalılığın kanserleşmesi olarak tanıtabileceğimiz entegrizm, Garaudy'ye göre bir kültürel intihardır.
Rir imanın mensupları, entegrizme gittikleri takdirde, kendi imanlarını içten ve sessizce ölüme götürürler. Ve ne yazık ki bunu, o imana hizmet olarak ortaya sürmek gibi bir fenalığı işlemekten de geri kalmazlar.
Örnek olarak Garaudy'nin 'Suut Entegrizmi'ni anlatan satırlarından bazılarını verelim.

Tartışmaya açık, fakat ibret verici satırlar Şöyle diyor Garaudy:

"Suudi Arabistan'da her Cuma, üstelik hükümetin emriyle ve halka açık infazlarla kendini ispat etmiş bir sadizm örneği verilerek, el kesme veya kırbaçlama, hatta bazen taşlama cezaları uygulanmakta. Batı basını, bu devlet suçlarıyla ilgili İran'daki infazlar için yapılan yayınların binde biri kadar dahi yayın yapmamaktadır."
"Suut idarecilerinin ana meşgalesi, Batıya olan tam bağlılıklarını gizlemektir. 1928 de krallığını kuracak olan Abdülaziz, daha 1913'lerde iken Büyük Britanya siyasetinin izinden gidecek, bunun karşılığı olarak da Büyük Britanya onu gerektiğinde koruyacaktı. Biri için koruyucu olmaya, diğeri için ise uslu olmaya dayalı bu ilişkiler 1927'de Cidde Antlaşması ile yenilenir. İngiltere, taahhüdünde durur; 1948 Katif silahlı ayaklanmasını ezer."

"Bundan altmış sene sonra, İran devrimi ertesinde, Reagan, 'Suudi Arabistan'ın yeni bir İran haline gelmesine asla müsaade etmeyeceğiz' beyanında bulunur. 1990 Ağustosunda Suudi yöneticileri, sömürgeciliğin hizmetinde olduklarını tamamen açığa vururlar."

"Halktan kaynaklanmayan ve siyasal bir temeli olmayan bu rejim, tam dört çeyrek asırdır, önceleri İngiliz ve bugün ise Amerikan himayesi ile ayakta durabilmektedir."
"Suudi hanedanı bu bağımlılıklarını, kendi anladıkları bir İslam'ın dış görünüşünün savunucusu gözükerek maskelemektedirler. Özel-kişisel ibadet üzerinde boş laflarla vakit geçirilmesi, Kur'an'ın en gerici bir şekilde sadece lafzi olarak okunması, iktidara ve iktidarın bir aleti durumuna gelen bütün dinlerde olduğu gibi, hükümdarların dalkavukları olan ve 'halkın afyonu' vazifesini gören müfessirlerine kayıtsız şartsız saygıyı isteyen geleneklere körü körüne itaat... Hırsızın elini keserek 'şeriatı uyguluyor' olduğunu sanmak, Suudi Arabistan'a has bir durumdur."

"Ürkütücü cezaların Suudi buyurucuları sadece ve sadece küçük suçluları yakaladıkları için sistemin ikiyüzlülüğü apaçık ortaya çıkmaktadır. Zira, silah siparişleri veya büyük işlerin kotarılması için Batı'nın büyük firmalarından 'masa altından' 500 milyon dolar alan ve gayri meşru yoldan elde edilen bu servetleri ABD'de yapılan milyonlarca dolarlık plasmanlarla gizleyen, Divone kumarhanelerinde veya Marbella içki alemlerinde dağıtan prenslerin ellerinin kesildiği bugüne kadar hiç görülmemiştir."

Garaudy'nin yakındığı bu, 'İslam'ı çürüten yozlaşma', bugün artık tüm İslam dünyasını sarmış bulunuyor.
Bakın, o büyük ışık Muhammed İkbal'in Pakistanı'na. /jyaul Hak ile yönetime el koyan yobazların Ortaçağ engizisyon gettosuna çevirdiği Pakistan bugün artık İslam'ın aydınlık ve ümit yüzünü değil, karanlık ve karamsarlık dolu bir gericiliği temsil ediyor. Pervez Müşerref bu badirede ABD'yi ürkütmeme politikası dışında bir şey yapabilmiş değildir. Pakistan, süratle Talibanlaştırılıvor.

Ve Türkiye... Zulme, baskıya, cehalete, hurafeye, Allah ile aldatmaya, din aktörlüğüne, sömürgecilik ve emperyalizme başkaldırmanın, aydınlık ve atılımın eşsiz örneklerini ortaya koymuş Atatürk Türkiyesi'ne bakın!
Yakın tarihe değin. Türkiye bir istisna idi. BOP operas-yonlarıyla ve BOP eşbaşkanı AKP'nin ABD ve AB güdümlü tahribatıyla o istisnanın da işini bitirmek istiyorlar.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1919-1923: Türk Kurtuluş Savaşı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir