Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

25 Temmuz-13 Ağustos 1921 Tarihi Arasında Kurtuluş Savaşı

Sakarya Savaşı'na Hazırlık

Burada Günümüzdeki Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş Tarihi ve Kurtuluş Savaşı'mız hakkında konular bulabilirsiniz

Re: 25 Temmuz-13 Ağustos 1921 Tarihi Arasında Kurtuluş Savaş

Mesajgönderen TurkmenCopur » 02 Oca 2011, 21:48

Bu geçici kargaşalığı tatlı-sert yöntemlerle çabucak düzene koyacak, akşam Konya İstiklal Mahkemesi üyelerine ziyafet bile verecekti.
İstiklal Mahkemesi, gelir gelmez, rüşvet yedikleri bilinen Ceza Mahkemesi Başkanıyla iki üyesini tutuklamış, kaç zamandır Konya'yı huzursuz eden bu pis sorunu sona erdirmişti.60 Bunu kutlamamak olmazdı.
İlçelerden gelen çamaşır, çarık ve çoraplar eşek kollarıyla hemen ikmal noktalarına yollandı. Bazı iller orduya vergiden ayrı, armağan olarak kavurma, tulum peyniri, meyve kurusu gibi yiyecekler de yolluyorlardı. Orduyu doyurmak ve donatmak sorun olmaktan çıkmıştı. Oysa iki hafta önce bu sorun çaresiz sanılıyordu.

Bu vergiler yoluyla 100.000 insanın ve 130.000 hayvanın 8 aylık yiyimi sağlanacaktır. PAŞALAR dönüşte Ankara Çayı ile demiryolu arasında bulunan 3. Grup birliklerini de denetlediler. Henüz görevinden alınmamış olan Grup Komutanı Albay Arif Bey ve gruba bağlı üç tümenin komutanlarıyla konuştular.
Savunmanın bütünüyle Sakarya'ya dayandırılmış olması Başkomutan'ı memnun etmedi. Düşman nehri herhangi bir noktasından geçebilir, o zaman asker, en önemli engelin aşıldığını, öyleyse savaşın kaybedildiğini sanabilirdi. Asıl savunma mevzilerinin uygun olan yerlerde geri alınmasını emretti. Yeni savaş yöntemini anlattı. Komutanlara moral, yani çeliğe su verdi.

MERCEDES Polatlı'ya dönerken, ilk uçak da akşam ufkunda görünmüştü. Kara nokta gittikçe büyüyerek yaklaştı. Gelen Nafiz-1'di. Süzüldü, havaalanı görevlilerinin, civardaki askerlerin ve ikmalcilerin alkışları arasında piste indi.
Onu Nafiz-2 izledi. Albatros D-III de geldi ama motorunun teklediği anlaşılıyordu. Güçlükle inebildi.
Dördüncü uçak Breguet-XIV geç kalmıştı. Çok geçmedi, o da göründü. Gelişinde bir tuhaflık vardı. Düşer gibi alçalıyordu, yere dokunduğu anda motorundan alevler fışkırdı. Pilot zorlukla yere atlayabildi. Uçak tutuşup yandı.
Daha ilk gün bir uçak kadro dışı kalmıştı.
MÜHENDİS küçük tornayı bitirmişti. Aygıt demirden yapılmış garip bir oyuncağa benziyordu. Sıra denemeye gelmişti. Mermi patlarsa tamirhaneye bir zarar gelmemesi için o komik görünüşlü aygıtla birlikte yanına bir de mermi aldı. Binanın yakınında bir baraka yapılıyordu. Orada gündüzden bu iş için bir tezgâh hazırlanmıştı. Oraya geçti. Yardıma gelmek isteyenlere izin vermedi.

Koca tamirhanede iş durdu. Zaman geçmez oldu. Subaylar, ustalar tezgâhlar arasında amaçsız dolanıp duruyorlardı.
Kırk dakika sonra mühendis tamirhaneye mermiyi havada sallayarak döndü. Ağzı kulaklarındaydı. İlk deneme olduğu için ihtiyatlı davranarak yavaş çalışmış, işi uzatmıştı. Bir çiçek armağan eder gibi hoş bir jestle mermiyi Usta Bey'e verdi. Tornadan yeni geçmiş mermi pırıl pırıl parlıyordu.

Usta Bey mermiyi öpüp başına koydu, bir an durakladı, sonra ani bir kararla mengeneye bağladı, bu ilk merminin gövdesine keski ile imalat-ı harbiye tarihine geçecek olan şu ünlü cümleyi kazıdı:

"Venizelos cenaplarına hediyemizdir" Tamirhane kahkahaya boğuldu.
Bütün gece çalışarak beş küçük torna daha yaptılar. Böylece günde, istenilenden iki kat daha çok mermi 7.5'lik toplara uyarlanabilecekti. Ankara'dan göç durmaksızın devam ediyordu

İKİÇEŞMELİK camisinin çevresindeki kahveler, babalar ve çocuklarla doluydu. İzmir töresince arifeyi karşılıyorlardı. Gece yarısı kuyrukları kınalı, boynuzlan kurdeleli koçlar, sürüler halinde buradan geçirilip şehre indirilir, Türk semtlerindeki kurban yerlerine dağıtılırlardı.

Töre korunuyordu ama kimsede neşe yoktu. Babalar suskun, çocuklar bile durgundu. İzmir Türkü iki buçuk yıldır gülmüyordu.
Sporting Clup, Kramer Palas'ın gazinosu, Büyük ve Küçük Poseidon, Klonaridi, Cafe Corso, Cafe de Paris, Viyana Birahanesi ve benzeri eğlence yerleriyse, her gece dolup taşmaktaydı. İzmir Rumları ve Ermenileri iki yıldan beri mutluydular. Türk ordusu yenildiği için yirmi günden beri de bayram ediyorlardı.
Ta karşıda, Karşıyaka'da, yalı boyundaki küçük, ahşap evin karanlık cumbasında, beyaz başörtülü iki gölge, uzaktan İzmir'i seyretmekteydi. 'Gâvur İzmir' ışıklar içindeydi. Türk mahalleleri ise çoktan karanlığa gömülmüştü.

Acıyla inlediler. Küçük olanın kocasını işgal günü şehit etmişlerdi. Büyüğünün kocası ise, öldürülmemek için iki oğlundan ufağını alıp Rodos'a kaçmıştı. Büyük oğlu Yunanlılarla savaşıyordu. Rumlar öğrenmesinler diye, bilenlerin dışındaki hiç kimseye, Süvari Grubu Komutanı Albay Fahrettin'in annesi olduğunu söyleyip de övünemiyordu. Yıldız yağmuru başladı.
Ellerini kaldırdı, yüce Tanrı sevgili oğlunu ve askerciklerini korusun, al sancak İzmir'e geri dönsün diye gözleri dolarak duaya durdu.
ALBAY FAHRETTİN BEY erkenden yatmıştı. Emir Subayı Üsteğmen Fevzi Uçaner ile akından dönen 2. Tümen'den Yüzbaşı Şeref İzmir, üsteğmenin çadırının önünde yere oturmuş dertleşiyorlardı.

Yıldız yağmuru başlayınca hayranlıkla susup seyrettiler. Yüzbaşı İzmir'i hatırlamış olmalı ki, durup dururken, "İzmir'e ilk giren subay ben olacağım!" dedi.
Emir subayı, yüzü yıldızların ışığında güçlükle seçilen yüzbaşıya korkuyla baktı. Ne diyordu bu yüzbaşı? İzmir çok uzaktaydı ve belki de yarın Yunan savaş makinesinin altında kalıp parçalanacaklardı.

Yüzbaşı, teğmenin ne düşündüğünü anlayarak güldü:

"Delirdim mi diye bakıyorsun, değil mi? Korkma, deliliği atlattım. Artık beni ele geçiremez." Yüzbaşı Şeref iki yıl önce, bir İtalyan gemisiyle, esir düştüğü Trablus'tan yurda dönerken, Yunanlıların İzmir'e çıktıklarını duyunca çok üzülmüş, gerçekten delirmiş, "İzmir'e ilk ben gireceğim" diye tutturmuş, gülenlere ve acıyanlara kızıp kendini Akdeniz'e atmıştı. Gemi durdurularak güçlükle kurtarılmıştı.

Yüzbaşı uzanıp üsteğmeni öptü, sanki ertesi gün İzmir'e girecekmiş gibi sevinç içinde zıplayarak gitti.
Yıldız yağmuru artarak sürüyordu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Önceki

Dön 1919-1923: Türk Kurtuluş Savaşı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir