Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Cumhuriyet, Atatürk ve Aleviler

Burada Günümüzdeki Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş Tarihi ve Kurtuluş Savaşı'mız hakkında konular bulabilirsiniz

Cumhuriyet, Atatürk ve Aleviler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 21:46

CUMHURİYET, ATATÜRK VE ALEVİLER

Bütün Alevilerin evinde bir köşede Hz. Ali'nin resmi diğer köşede Mustafa Kemal'in resmi sanki On İkinci İmam Mehdi'ymiş gibi asılı durur. Eğer bir gün yolunuz düşer de bir Alevi - Bektaşi evine konuk olursanız, bu yoksul ama sıcak evde bir şey hemen dikkatinizi çekecektir. Bir köşede bir bağlama, gazete ya da dergiden kesilmiş soluk bir Hz. AH resmi ve hemen yanında da Mustafa Kemal'in bir portresinin asılı olduğunu göreceksiniz.

Mustafa Kemal, Bektaşiler'in "İkinci Kabesi" diyebileceğimiz Hacıbektaş'ı ziyaretle işe başlamıştır. O günleri anlatan bir yazardan dinleyelim:

"Mustafa Kemal, Erzurum ve Sivas Kongreleri'ni yaptıktan sonra Ankara'ya gelmek üzere 18 Aralık 1919 tarihinde Sivas'tan hareket etti. 19 Aralık'ta Kayseri'ye geldi. Kayseri'den Hacıbektaş nahiyesine gitmeye karar verdi. Çünkü Kızılbaş ve Bektaşiler'in Orta Anadolu'daki rolleri büyüktü. Mustafa Kemal, sayıları milyonlara varan bu zümreyi ihmal edemezdi.

Mustafa Kemal, Yenice çiftliğinden hareket ederek Kırşehir'de Hacıbektaş'a gidecek, Çelebi'yi ziyaret edecekti. Hacıbektaş'taki Cemalettin Efendi, Anadolu'da bulunan 6 milyon Kızılbaş'ın bağlandığı en büyük şeyhti. Atatürk onu ziyaret ederek bütün Kızılbaşları da kendisine çekmek istiyordu. Burası aynı zamanda Bektaşiler'in bağlandıkları kutsi bir merkezdi. Bütün Türk Aleviler'i, Çelebi Cemalettin ile Hacı Bektaş Dede postu vekili Salih Niyazi Baba'yı tanıyorlar, onun sözünden dışarı çıkınıyorlardı. Kızılbaşlar, Çelebi'yi nurdan bir insan gibi telakki ediyorlardı.

Mustafa Kemal, bu insanların da itimadını kazanmak, ruhlarını elde etmek üzere bu ziyareti zaruri görmüştü. Mustafa Kemal, 22 Aralık 1919 Pazartesi günü saat 8.30'da Mucur'a gelerek geceyi burada geçirdi. Ertesi sabah Hacıbektaş'a hareket etti. Mustafa Kemal daha Hacıbektaş'a gelmeden önce Kızılbaşların Çelebisi Cemalettin Efendi, onu karşılamak üzere dergahından dışarı çıktı. Bu, mühim bir hadise idi.

Bir zamanlar Ankara Valisi Sırrı Paşa, Hacıbektaş'a ziyarete geldiğinde, Bektaşlar mevkiinde arabasından inerek yeri öptükten sonra yaya olarak Hacıbektaş'a gitmişti. Talat ve Enver Paşalar Hacıbektaş'a geldikleri zaman Çelebi bu iki devlet adamını, ancak dergahının selamlığında karşılamıştı. Halbuki Çelebi, Atatürk'ü Bektaşiler mevkiinde karşıladı. Çelebi bu mevkiye, siyah kupa arabasıyla gelmişti. Atatürk ve Çelebi, Hacıbektaş'a bu araba ile geldiler. Çelebi'nin konağına geldikten sonra selamlığa girdiler. O gece selamlığın salonunda yenilip içildikten sonra, Atatürk, Çelebi'nin misafiri oldu. 24 Aralık 1919 Cuma sabahı Hacı Bektaş-ı Veli türbesi ziyaret edildi. Atatürk, ziyaretten sonra Meydan Evi'ni ve Kırklar Meydanı'nı gezdi. Daha sonra dede postuna oturan Niyazi Baba'yı ziyaret etti.

Mustafa Kemal, akşama doğru Çelebi ve Niyazi Baba ile hususi surette görüştü. Burada neler görüştüler bilemiyoruz. Yalnız onlardan söz alarak kendisine bağladı. Kızılbaşlar, milli davada müşterek hareket edeceklerine şeref sözü verdiler. Atatürk, Çelebi ve Baba'ya veda ederek Ankara'ya gitmek üzere yola çıktı. 23 Nisan 1920'de açılan Büyük Millet Meclisi'nde Çelebi Cemalettin Efendi, Kırşehir Mebusu olarak seçildi, fakat hastalığından dolayı Meclis'e devam edemedi.

Çelebi Cemalettin Efendi'nin Anadolu Kızılbaşları üzerindeki tesiri çok büyüktü. Atatürk bundan faydalandı. Bu tarikat piri 1922'de vefat ederek yerine biraderi Veliyyüddin Efendi Çelebi oldu. Bu zat Çelebiliğin 29'uncusu idi. İkinci Millet Meclisi seçimi sıralarında bütün Kızılbaşlar'a Atatürk lehine beyannameler neşretti... Çelebi'nin hastalığı sırasında Atatürk'ün ona büyük ilgi gösterdiğini biliyoruz. O, bu zatın tedavisi için her türlü tedbirleri alıp, gerekli emirleri verdikten sonra, Kırşehir'e bir de özel bir doktor gönderdi. Kurtuluş Savaşı ve Meclis'in açılışı münasebetiyle M. Kemal ile Çelebi arasında devamlı haberleşmeler oldu. Ankara ile Hacıbektaş arasında işleyen posta arabaları, çok mühim mektuplar getirip götürdü.
Kurtuluş Savaşı'nın en önemli olaylarından biri de Heyet-i Temsiliye'nin ve Mustafa Kemal Paşa'nın Hacıbektaş'a yaptıkları ziyarettir.

Çelebi Cemalettin sonrası, Atatürk-Bektaşiler münasebetini yine Enver Behnan Şapolyo'dan izleyelim:

"Birinci Büyük Millet Meclisi'nde Dersim ve diğer Kızılbaşlar'dan mebuslar vardı. Hilafetin kaldırılmasında bunların büyük yardımı olmuştur. Çünkü Kızılbaşlar Atatürk'ü çok sevmekte idiler. Atatürk de onlara saygı göstermiştir.

Şu belge buna canlı bir örnektir:

İkinci Büyük Millet Meclisi seçimi esnasında Hacı Bektaş Veli Çelebisi bulunan Veliyyüddin Efendi, Anadolu Kızılbaşları'na gönderdiği aşağıdaki genelge buna canlı bir örnektir:

"Anadolu'da bulunan ecdadım Hacı Bektaş Veli Hazretleri'ne samimi muhabbeti olan bilcümle muhibban ve hanedan taraf-ı halisanelerine:


Bu milleti ihya ile istiklalimizi temin eden, vücud-i alileri kaffe-i İslamiyana bais-i şeref olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Reis-i Celili Gazi namdar Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin neşir buyurdukları beyannameleri cümlenizin malumudur. Gazi Paşa müşarünileyhin terakki ve teal-i vatan hakkındaki her türlü arzularını yerine getirmek bizlere farz-ı ayindir. Milletimizi kurtaracak, saadetimizi temin edecek onun efkar-ı saibeneleridir. Bunu inkar edenlerin bizimle katiyyen münasebetleri yoktur. Tarikat-ı aliyemizin mensubınine, müşarünileyh hazretlerinin gösterdiği namzetlerden maadasına rey vermemelerini, vatanımızın kurtulması, bu veçhile kabil olduğunu sizlere kemal-i ehemmiyetle tavsiye ederim. Bu nasihatimle amil olmayanlar bizlerden değildir. Hak erenler onlara destgir olmaz. Tekrar beyan eylerim ki, bu milleti kurtaracak ancak Gazi Mustafa Kemal Paşa'dır. Onunla beraber mukaddes vatanımızın has evlatlarıdır. Hiçbir ferdin sözünü dinlemeyiniz. Sözümden zerre kadar dışarı çıkmayınız. Sizin saadetinizi düşünen, Büyük Millet Meclisi Reisi ve cümlemizin büyüğü Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'dir."

"Çok büyük insan... Onunla konuşunca adeta ruhum yıkanıyor, kaynak suyu gibi temiz, okyanus gibi geniş ve derin... " Bu sözleri Mustafa Kemal, Hacı Bektaş Dergahı postnişini Veliyettin Çelebi Efendi için söylüyor. Dikkat edilirse bu ifadeler sıradan iltifat ve saygı ifadeleri değil. Bu nitelemeler köklü bir sevgi ve saygının ifade biçimidir.

Mustafa Kemal ile Veliyettin Çelebi arasındaki bu sevgili ve saygılı ilişki, Mustafa Kemal'in ölümüne kadar devam ediyor. Çelebi, M. Kemal'in davetlisi olarak bir ara Ankara'ya da gelmiş. Hatta M. Kemal, Veliyettin Çelebi için Ankara İsmet Paşa Mahallesi'nde bir ev hazırlatmış ve kendisini de orada ağırlamıştır. Çankaya'da kendisi ile uzun sohbetlerde bulunmuştur. Çelebi'nin daha iyi ağırlanması için de Dersim Milletvekili Sarı Saltuk'lardan Mustafa Saltuk Dede'yi özel olarak görevlendirmiştir. Mustafa Kemal'in, Veliyettin Efendi hakkındaki sözleri de Mustafa Saltuk'un özel günlüğünde yer alıyor.

Anadolu Alevileri, tarihte Osmanlı'nın her türlü toplumsal haksızlığına karşı baş kaldırdıkları için sayısız kitle katliamına uğramışlardır. Yaşamlarını sürdürebilenler de Osmanlı'dan saklanmak için kuş uçmaz, kervan geçmez, köy, mezra, kom ve yaylalarda her türlü toplumsal nimetten uzak yaşamlarını sürdürmeye çalışmışlardır.
Osmanlı padişahı, hakkında idam fermanı çıkartırken, Hacı Bektaş Dergahı'ndaki dervişlerin kendisini kutsal kurtarıcı olarak görmeleri, milli kurtuluş ateşini tutuşturmaya çalışan Mustafa Kemal'i çok duygulandırmıştır. Anadolu ve Rumeli'deki Alevi - Bektaşiler, Mustafa Kemal'i çok severler. Bu sevgi sıradan bir yöneticiye, devlet büyüğüne duyulan sevginin dışında bir sevgidir. Bu sevgi ve saygı adeta bir tutku düzeyindedir.

Mustafa Kemal, Ankara'da henüz Meclis-i Mebus'ı toplamadan önce Hacı Bektaş Dergahı'na geldiğinde dergahtaki pirler ona büyük bir sevgi ve saygı göstermişlerdir. Dergaha geldiğinde de atının üzengisini niyaz ederek karşılamışlar, onu adeta kutsamışlardır. Bu durum Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını çok duygulandırmıştır. Hacı Bektaş'ta Atatürk, Çelebi Cemalettin Efendi ve Salih Niyazi Baba, özel bir görüşme yapar.

Kaynakça
Kitap: Osmanlı Belgelerinde KIZILBAŞLAR HAKKINDA İDAM ve SÜRGÜN FERMANLARI
Yazar: Cemal CANPOLAT
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: CUMHURİYET, ATATÜRK VE ALEVİLER

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 21:51

Mustafa Kemal'in, Hacı Bektaş Cem Törenine Katılması

Cemalettin Ulusoy cem töreninde Mustafa Kemal Atatürk'e "Bu yol kıldan ince kılıçtan keskindir. Bu yola eğri giremez ve giren de çıkamaz." der. Cem'de Mustafa Kemal Atatürk'e dualar edilerek "Türk Ulusunu düşmandan koruyarak Mustafa Kemal'i ulu Tanrı'nın ulusumuza bağışlaya-çağı ve cumhuriyeti kurmasını nasip eylemesi niyaz edilir. Bütün Cem'e katılanların hep bir ağızdan "Allah Allah" demeleri cumhuriyete ve Mustafa Kemal Atatürk'e açık destek verdiklerinin en iyi kanıtıdır. Bunun üzerine Bektaşi babaları dergahta ne kadar battaniye, yatak, şilte ve ambarlarda ne kadar zahire varsa Mustafa Kemal'in gözü önünde arabalara yükleyerek, ayrıca dergahta biriken gelirlerinden 1800 sarı lirayı (altın) Mustafa Kemal'in avucuna sayarak ve de dergahın bütün bağışlarını Mustafa Kemal'e teslim ederek Cumhuriyetin kurulmasına açık bir şekilde destek vermişlerdir.

Cemalettin Çelebi:

"Paşam, canlar der ki acaba Pir Hacı Bektaş don mu değiştirip geldi, çünkü yüzyıllar önce ulu pirimiz de böyle konuşmuştu" Burada görülüyor ki, Mustafa Kemal Atatürk'ün Pir Hacı Bektaş'a benzetildiği (kurtarıcı, Mehdi olarak kabul etmeleri) çok çarpıcı ve farklı algılanmamalıdır.

Elazığ Valisi Ali Galip Bey'in Talimatı İle M. Kemal'in Yakalanarak İngilizler'e Teslim Edilmesi

30 Ağustos 1919 günü Erzincan'dan Sivas'a giderken Çardaklı Boğaz'ında gerçekleşen bu olayı Mazgirt eski Belediye Başkanı Hıdır Öztürk, kitabında "Çete reisi Alişer Efendi Mustafa Kemal ve kurulu pusuya düşürdüğünde Paşa, "bağırarak ne istiyorsunuz" diyor. Çetenin kol başı Alişer Efendi, "sizi yakalayıp İngilizler'e teslim etmek üzere Elazığ Valisi Ali Galip Bey'den emir aldık" diyor. Paşa, "o halde ne duruyorsunuz" deyince Alişer, "Biz Vali'nin emrini dinlemeyeceğiz, çünkü siz bu vatanın kurtulması için çalışıyorsunuz, biz size yardım edeceğiz" demesi üzerine Mustafa Kemal gülümseyerek "Teşekkür ederim" demiştir. Alişer Efendi; "Biz sizin arkanızdayız, yolunuz açık olsun, sizin buradan geçeceğinizden dağdakilerin haberi var, siz merak etmeyin Paşam" cevabını verir.

Kurtuluş Savaşımızın Şerefine

Mazhar Müfit Kansu; "Hacıbektaş'ta karşılandık, bizi bir odaya aldılar, alçakgönüllüce düzenlenmiş bu oda, Çelebi'nin kabul odasıymış, beş-altı dakika sonra Çelebi Efendi geldi. Ortaya bir masa getirilerek rakı takımları konuldu. Cemalettin Çelebi, kalp hastası olduğundan önce içki içmek istemedi ama Mustafa Kemal, o zaman biz de içmeyelim deyince Çelebi efendi hastalığına rağmen kararından vazgeçti ve Kurtuluş Savaşı'nın başarısına kadeh kaldırdı."
Bu esnada yani Kurtuluş Savaşı başlarında İstanbul Hükümeti Dersimliler'in Osmanlı'dan duyduğu huzursuzluğu Erzurum ve Sivas kongrelerine karşı kullanmaya çalışıyordu. Bunun için Dersim Valiliği'ne İngiliz yanlısı Osman Nuri'yi atamışlardır. İngilizler Kurtuluş Savaşı sırasında Alevi-Sünni karşıtlığını da Mustafa Kemal'e karşı kullanmaya çalışmışlardır.

Erol Uluben, İngiliz belgelerine dayanarak İngiliz diplomatlarından Stokes'in hükümetine raporunun bir yerinde şöyle dediğini yazıyor:

"Aleviler ve Sünniler arasındaki bazı karşıtlıklar, önemlidir. Biz bu karşıtlığı kendi lehimize daha da geliştirebiliriz."

Yine Yozgat ayaklanmasının ele başları da "Alevilere özerklik" vaadi vererek onları Mustafa Kemal'e karşı kullanmaya çalışmışlardır, fakat hevesleri kursaklarında kalmıştır; çünkü Dede Galip Bey ve Çerkez Ethem birleşerek ayaklanmayı bastırmış ve ulusal güçlerin yanında yer almışlardır. Benzer olaylar Kars yöresinde de tezgahlanmış fakat Alevi Dedesi olan Fahrettin Erdoğan Bey'in mücadeleleri sonucunda istediklerini yapamayacaklarını bir kez daha anlamışlardır.
Alevi - Bektaşiler Kurtuluş Savaşı'ndan önce de I. Dünya Savaşı'nda da ülkenin savunmasında cephelerde yerlerini almışlardır. Bunlardan biri de önce Gelibolu ve sonra da Kafkas Cephesi'ne gönderilen Hacı Bektaş Dergahı Piri Cemalettin Çelebi'nin başında olduğu Bektaşi Mücahidin Alayı'dır. Bu gönüllü birlik Anadolu ve Rumeli'deki Bektaşiler'i, Kurtuluş Savaşı'nın yanında yer almaya çağırmış ve bu birlik doğu cephesinde ulusal mücadele için savaşa katılmıştır. Böyle bir birliğin oluşumu, Doğu'da özellikle de Alevi yörelerde milis örgütlenmelerinin hızla yayılmasını teşvik etmiş ve Doğu'da Kuvay-i Milliye'nin çekirdeğini oluşturmuştur. Erzincan-Tercan-Dersim civarında Alevi aşiretleri olan Balaban, Kureyşan ve Mansur aşiretleri, Erzurum'a giderken Mustafa Kemal'i koruma altına almışlardır ve bu aşiretler Kurtuluş Savaşı süresince Rus işgallerine karşı başarılı mücadeleler vermişlerdir.

İstanbul'daki Durum:

İstanbul'da kurulu açık-gizli 15 Bektaşi Tekkesi (Kazlıçeşme'de Seyit Abdullah Tekkesi, Topkapı'da Şeyh Abdullah Tekkesi, Eyüp'te Şeyh Hafız Baba Tekkesi, Sütlüce'de Şeyh Hüseyin Baba Tekkesi, Kağıthane'de Şeyh Teber Baba Tekkesi, Rumelihisarı'nda Şehitler Tekkesi, Çamlıca'da Nur Baba Tekkesi, Göztepe'de Şahkulu Tekkesi, Üsküdar'da Üsküdar Tekkesi, Özbekler Tekkesi, Istranca Tekkesi, Çanakkale'de Akbaş Tekkesi) ulusal direnişin insan, silah ve para kaynağı olmuştur. Örneğin; İsmet Paşa'nın Nurettin Paşa'nın, Halide Edip'in, Adnan Adıvar'ın, Mehmet Akif'in, Rauf Orbay'ın Anadolu'ya Özbekler Tekkesi aracılığı ile geçtiklerini tarihçiler yazar.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1919-1923: Türk Kurtuluş Savaşı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir