Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Sivas Kongresi'nde Mustafa Kemal Paşa'nın Verdiği Söylev

4 Eylül 1919-11 Eylül 1919

Burada Günümüzdeki Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş Tarihi ve Kurtuluş Savaşı'mız hakkında konular bulabilirsiniz

Sivas Kongresi'nde Mustafa Kemal Paşa'nın Verdiği Söylev

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 19:37

Sivas Kongresi'nde Kongre Başkanı Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin Verdiği Açış Söylevi

Saygıdeğer Efendiler !
Yurt ve ulusun kurtuluşunu amaçlayan zorlayıcı nedenler, sizleri bunca sıkıntı ve engeller karşısında Sivas'ta topladı. Yiğitçe dayancımzı kutlar ve hoşgeldiniz demekle mutluluğumu belirtirim.

Efendiler, sayın kurulunuz, kurtarıcı görüşmelerine girişmeden önce kimi sunularda bulunmama izninizi dilerim. Bilindiği üzere, ulusçuluk temeline dayanan söz vermeler üzerine 30 Ekim 1918'de Bağlaşık Devletler ile Ateşkes yapıldı. Ulusumuz adaletli bir barışa kavuşacağını umdu. Oysa Ateşkes Andlaşması hükümleri yurt ve ulusumuza karşı her gün bir yol de, kötüye kullanma, saldırı ve zorlama biçimlerinde uygulandı. Bağlaşık Devletler'den güç alan ülkemizdeki Hıristiyan topluluklar ulusumuzun onurunu kırmak ve yaralamak niteliğinde çılgınca işlere koyuldu. Batı Anadolu'da İslamın kutsal ocağına giren Yunan kıyıcıları Bağlaşık Devletler'in hoşgörülü bakışları önünde canavarca acı olaylar yarattılar.

Doğuda Ermeniler Kızılırmağa değin yayılma hazırlıklarına ve şimdiden sınırlarımıza dek dayanan toplu öldürme siyasasına başladı. Karadeniz kıyılarında Pontus kırallığı düşlerinin gerçekleşmesine bile çalışıldı. Adana, Antep, Maraş ve Konya dolaylarına dek, Antalya işgal edildi ve Trakya da işgal bölgesine katıldı.
Saltanatın başkenti ve halifeliğin makamı ise hükümdar saraylarına değin boğucu bir biçimde işgal edilerek devletin kalbinde yabancı tekel ve baskısı kuruldu; bütün bu haksızlıklara, saldırılara karşı istanbul hükümeti tarihte bir benzeri daha görülmemiş biçimde bunlara katlandı, hep aciz ve güçsüz bir durumda kaldı. İşte bu durumlar ulusumuzu şiddetli bir uyanıklığa götürdü. Ancak ulusumuz pek güzel anladı ki, Bağlaşık Devletler bu yurtta kutsal bildiklerine ve alınyazısına sahip çıkacak bir ulusal güç ve irade olmadığı gibi boş bir sanıya kapıldı. Ve bu sapma yüzünden cansız bir yurt, kansız bir ulus nelere yaraşır ise hiç çekinmeden onları uygulamaya koyuldu, buna karşın boyun eğme ve teslim olmanın [getirdiği] tam çöküş faciasından başka bir sonuç vermeyeceği kanısı yerleşti.
Efendiler! ulusumuzun sizler gibi aydınları ve yurtseverleri görünümün üzüntü veren karanlıklardan umutsuzluğa düşmedder. Çünkü onlar bilirler ki tarih bir ulusun varlığını, hakkını hiçbir zaman yadsıyamaz. Çünkü onlar güçlü bir inanç de inanmışlardır ki, her yalancı perde arkasında yurt ve ulusumuza karşı verilen yargılar, ortaya sürülen kanılar kesinlikle iflasa uğrayacaktır.

Efendiler! Bağlaşık Devletler'in haksızlıkları ve İstanbul hükümetinin acizliği ve güçsüzlüğü karşısında ulusumuzun varlığını kanıtlamak ve yapılmakta olan saldırılara karşı namus ve bağımsızlığını gerçek olarak savunma kararını almak zorunda kaldı. İstenildiği üzere, doğuda geçen savaşın her türlü sıkıntı ve acılarını görmüş ve özellikle Ermenilerin yabanilik ve kıyıcılıklarına sahne olmuş yaslı sınır illerimiz ulusal namusu ve bağımsızlığı kurtarmak amacıyla Müdafaa-i Hukuk-ı Midiye, Muhafaza-i Hukuk-ı Midiye dernekleri kurdular. Doğudan ve güneyden tehlike sezen Diyarbakır ilimizde de Müdafaa-i Yatan Cemiyeti kuruldu.
Batıda Yunanlıların saldırısı olasılığına karşı kurulan Müdafaa-i Hukuk-ı Midiye Cemiyeti Yunanlıların sevgili topraklarımıza ayak basması üzerine katılmayı kökten reddetmek üzere ayaklandı.

Trakya'da, Kilikya'da ve her yanda ulusal dernekler oluştu. Özeti, Batıdan ve doğudan yükselen ulusun sesi Anadolu'nun en hücra köşesinde yankılandı. Buna göre ulusal dernekler düşmanların tutsaklık boyunduruğuna girmemek isteğiyle ulusal vicdanın dayancı ve iradesinden doğmuş tek örgüt oldu. Bunun yardımıyla yüzyıllardan beri bağımsız yaşayan ulusumuz varlığım dünyaya göstermeye başladı.

Efendiler! ulusça kurtuluş umudunun ancak kendi ruhundan ve kendi özgürleşmesinden doğacağı kanısı gerçekleşince; açık tehlikeler karşısında bulunan Doğu Anadolu illeri "Erzurum Kongresi"ni çağırdı. Bu arada idi ki akıp giden haberleşmeler ve süren olarlar ve zorunluklar de de yurdun genel kurtuluşunu amaç edinen Sivas Kongresi, bugün saygıdeğer kurulunuzun oluşturduğu genel kongre, 21 Haziran 1919 günü kararlaştırılmıştır.

Efendiler! burada pek büyük yerinmelerle yüce kurulunuzun bilgisine sunacağım ki, ülkenin ve ulusun alınyazısını sağlamada güçsüzlük ve miskinlikten başka bir davranış gösterememiş olan İstanbul hükümeti ulusun sesini boğmak, ulusal ortak bağları kırmak ve bu yoldan ulusu hep yenilmiş göstermek gibi, ancak düşmanlarımızın çıkar hesabına yazdan, çılgınca ve birbiriyle çelişen eylemlerde bütün sertliğini takındı. Bu durumun ulusal tarihimizde İstanbul hükümeti hesabına pek lekeli bir bölüm olduğunu söylemek doğaldır.

Teşekkür olunur ki efendiler! ulus ve ulusal erkin tümüyle yardımcısı olan namuslu ordumuz öunf, İstanbul hükümetini uyarması yoluyla sonunda zararlar sonuçsuz bırakılmıştır. Yine de kötü etkiler kimi kertede gecikmelere neden olmuştur.

Anımsanacaktır ki:

Sivas Genel Kongresine onur vermeleri için 22 Haziran'da çıkardan çağrıda Erzurum Kongresinden söz edilerek 10 Temmuz, toplantı için temel sayılmıştır. Batı Anadolu delegelerinin bu zamana değin Sivas'a ulaşabilecekleri kestirilerek Erzurum Kongre kurulunun da Sivas'ta genel toplantıya katılabileceği olanağı düşünülmüştü. Oysa Sivas Kongresi'nin toplanması ancak bugün elverdi. Aradan bir ayı aşkın bir zaman geçti. Bu uzun süre içinde Erzurum Kongresi kurulunun beklemesinden ise aslında bilinen ve ortaklaşa temel amaç ve esas noktalar üzerinde görüşmeler yapması ve kararlar alması uygun görüldü. Sonra da, delegelerin seçim bölgelerine dönmeleriyle kararların gerçekten uygulanmasına başlamaları yeğlendi. Bunun için kongre genel kurulu ve dolayısıyla Doğu Anadolu adına Sivas Kongresi'nde hazır bulunmak üzere Temsilciler Kurulundan bir kurulun vekil kılınmasına karar verdi.

Erzurum Kongresi'nin bildirge ve tüzüğü içeriği dışında gizli kalmış hiçbir karar yoktur. Yalnız Sadrazam Ferid Paşa'nın Paris yolculuğundan dönüşünde Anadolu'da karışıklık olduğu yolunda yaptığı bir genelgesi Kongre'ce büyük yerinmelerle okunmuş ve gerçeğe aykırı, ülke ve ulusun çıkarlarına zararlı olan bu aymazca bildirinin hemen yalanlanması şiddetle kendisinden istenmiştir. Bir de milletvekilleri seçiminin çabuklaştırılması istenmiştir. Erzurum Kongresi yalnız Doğu Anadolu delegelerinden oluşmuş bulunduğu için yetkisini bu çevre içinde sınırlamak zorunluğunu dikkate almıştır. Ancak Batı Anadolu ve Rumeli delegelerinin katılmasıyla belirecek genel ve yaygın yetkinin kullanılmasını, saygıdeğer kurulunuzun varlığı de koşullu ve bağlı gördü. Dahası, bu nedenledir ki, Doğu Anadolu'daki ulusal derneklerin birleşmesiyle ortaya çıkan topluluğa ad verirken, Doğu Anadolu kaydı konuldu. Rasgele "Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" ya da "Anadolu-Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" genel adı kullanılmak ve bütün ulusun hakları adına kendi kendine yetki vermek doğru olamazdı. Bu durumda İstanbul'da olduğu gibi, beş on kişinin bir araya gelerek bütün ulusun yetkilerini elinde bulunduran vekilleri imişçesine kendince ve gerçek sahip olan ulusla ilgisiz bir girişim niteliğinde olabilirdi.

Bununla birlikte Efendiler! Erzurum Kongresi[nin] bütün ülkenin ve ulusun birleşme ve uyuşma noktasında "Doğu Anadolu illerinin öteki illerle her bakımdan işbirliği sağlama isteği kesindir" temel ilkesini kabul etmiştir. Doğaldır ki yüce varlığınızla toplanmış olan bu Sivas Genel Kongremizde yurdumuzun som, ulusumuzun tek bir beden olduğunu gereği gibi anlatacak ve kanıtlayacak temeller atılır.

Efendiler, Ulusal Meclisin toplanması için öteden beri gösterilen ulusal istek karşısında istanbul Hükümetinin işin başından beri aldığı savsaklayıcı, daha sonra ise dikbaşlı ve Anayasaya tümüyle aykırı davranışları son günlerde ulusal akımın etkileriyle uysalca bir duruma girmiştir. Seçimler için buyruk verildiğini biliyorsunuz. Bunun gerçekleşmesini Tanrının izniyle dayanç ve yiğitliğiniz oluşturacaktır. Ancak, bundan önceki olaylar evresinde çok sayıda ya da tek tek yabancı güdümcülükleri gibi doğrudan doğruya yaşam ve bağımsızlığımızla ilgili bir sorun sözkonusu olmaktadır.

Ulusal Meclisin henüz toplanmamış olduğu bir sırada sarılmış ve bağımsızlığını yitirmiş olan bir hükümetin tek ve yasal olmayan bir kararı ya da ulusal isteklere aykırı kimi dış önerilere boyun ve baş eğmiş gibi olup bittilerin olasılığının görülmesine karşı Erzurum ve Sivas Kongrelerinin ulusal ruhu temsil ederek, birbirini izleyerek toplanması kesinlikle bir uğur ve esenlik belirtisidir. Sunuşlarım sona ererken yurt ve ulusun esenliği ve kurtuluşu ereğine bağlı olan kurulumuzun hayırlısıyla başarıya erişmesi yolundaki dileklerimi Tanrının yüce katına iletirim.

Kaynakça
Kitap: DÜŞÜNCELERİYLE ATATÜRK
Yazar: ARI iNAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Sivas Kongresi'nde Mustafa Kemal Paşa'nın Verdiği Söylev

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 19:37

Sivas Genel Kongresi Bildirisidir
Sivas
11 Eylül Yıl 1335-1919


Bütün ulusça bilinen dış ve iç tehlikelerin yaratmış olduğu ulusal uyanıştan doğan kongremiz aşağıdaki kararları almıştır.

1 — Osmanlı Devleti de Bağlaşık Devletler arasında vardan ateşkesin imza olunduğu 30 Ekim 1334 (1918) tarihindeki sınırlarımız içinde kalan ve her kesimi İslam büyük çoğunluğunun oturduğu Osmanlı toprakları birbirinden ve Osmanlı toplumundan ayrılamaz ve hiçbir nedenle koparılamaz bir bütün oluşturur. Sözü edilen topraklarda yaşayan tüm Müslüman topluluklar, birbirlerine karşı saygınlık ve özveri duygularıyla dolu ve soylarının haklarına, toplum yapılarına ve çevre koşullarına bütünüyle saygılı öz kardeştirler.

2 — Osmanlı topluluğunun bütünlüğü ve ulusal özgürlüğümüzün sağlanması ve yüce halifelik ve sultanlık durağının savunulması için ulusal güçleri harekete geçirmek ve ulusal iradeyi egemen kılmak kesin temeldir.

3 — Osmanlı topraklarının herhangi bir parçasına karşı girişilecek sataşmalara ve işgale ve özellikle vatanımız içinde bağımsız bir Rumluk ve Ermenilik oluşturmak amacına yönelik davranışlara karşı Aydın, Manisa, Balıkesir kesimlerinde ulusal direnişte olduğu gibi elbirliğiyle savunma ve direnme yasal ilkesi kabul edilmiştir.

4 — Öteden beri aynı vatan içinde birlikte yaşadığımız bütün Müslüman olmayan toplulukların her türlü eşitlik haklan tümüyle korunmakta olduğundan, sözü edilen topluluklara politik egemenliği ve toplumsal dengeyi bozacak ayrıcalıkların verilmesi kabul edilmeyecektir.

5 — Osmanlı hükümeti bir dış baskı karşısında yurdumuzun herhangi bir kesimini bırakmak ve önemsememek zorununda bulunduğu durumda halifelik ve sultanlık durağıyla, vatan ve ulusun korunmasını ve bütünlüğünün sağlanmasını yüklenen her türlü önlem ve kararlar alınmıştır.

6 — Bağlaşık Devletler'ce ateşkesin imzalandığı 30 Ekim yıl 1334 (1918) tarihindeki sınırımız içinde kalıp büyük çoğunluğu Müslümanların yerleştiği, kültürce ve uygarlıkça üstünlüğün Müslümanlarda bulunan toprak bütünlüğümüzün bölüşülmesi görüşünden temelden vazgeçerek bu topraklar üzerindeki tarih, soy, din ve coğrafya haklarımıza saygınlık gösterilmesini ve buna ters düşen girişimlerin ortadan kaldırılmasını ve bu tutumla hak ve adalete dayanan bir karar alınmasını beklemekteyiz.

7 — Ulusumuz, insancıl ve çağdaş amaçları öğmekle, teknik, sanat ve ekonomik durum ve gereksinimleri pekala değerlendirmektedir. Onun içindir ki, devlet ve ulusumuzun iç ve dış özgürlüğü ve vatanımızın bütünlüğü korunmak koşuluyla altıncı maddede belirtilen sınırlar içinde ulusçuluk görüşlerine saygın ve yurdumuza kar§ı saldırı emeli beslemeyen herhangi bir devletin teknik, sanat, ekonomik yardımını memnunlukla karşılarız ve bu hakça ve insancıl koşulları içine alan bir barışın ivedi gerçekleşmesi insanlığın kurtuluşu ve dünyanın huzuru bakımından en candan ulusal amacımızdır.

8 — Ulusların kendi geleceklerini kendilerinin onaması bu tarihi dönemde asıl hükümetimizin de ulusal iradeye bağlı kalması zorunludur. Çünkü ulusal iradaye dayanmayan herhangi bir hükümet kurulunun kendine göre ve kişisel olarak aldığı kararlar ulusça değersiz sayıldıktan başka, dış dünyada da saygınlık bulmadığı ve bulmayacağı şimdiye değin geçen olaylar ve sonuçlarla saptanmıştır. Onun içindir ki, ulusun içinde bulunduğu şaşkınlık ve kuşkudan kurtulmak yöntemlerine kendiliğinden kalkışmasına gerek kalmadan asıl hükümetimizin ulusal meclisi hemen ve hiç zaman kaybetmeksizin toplaması ve böylece ulus ve yurdun geleceği konusunda alacağı tüm kararları ulusal meclisin denetimine sunması zorunludur.

9 — Vatan ve ulusumuzun karşılaştığı kıyım ve üzüntüler ile ve tümden aynı amaç ve dilekle ulusal vicdandan doğan vatansever ve ulusal derneklerin birleşmesiyle ortaya çıkan genel topluluk bu kez "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" diye adlandırılmıştır. Bu dernek her türlü particilik akımlarından ve kişisel hırslardan kökten arındırılmış ve temizlenmiştir. Bütün Müslüman vatandaşlarımız bu derneğin doğal üyesidirler.

10 — Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Derneğinin 4 Eylül yıl 1335 (1919) tarihinde Sivas kentinde yapılan genel kongresince kutsal amacı izlemek ve genel örgütlenmeyi yönetmek için bir "Temsilciler Kurulu" seçilmiş ve köylerden il merkezlerine değin bütün ulusal örgütler güçlendirilerek birleştirilmiştir.

Kongre Genel Kurulu
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1919-1923: Türk Kurtuluş Savaşı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir