Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Erzurum Kongresi'nde Verilen Söylev örneğidir

23 Temmuz 1919

Burada Günümüzdeki Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş Tarihi ve Kurtuluş Savaşı'mız hakkında konular bulabilirsiniz

Erzurum Kongresi'nde Verilen Söylev örneğidir

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 19:34

Erzurum Kongresi'nde Verilen Söylev örneğidir
Erzurum 23 Temmuz 1919


Sayın Delegeler,

Kongremiz kurulu, başkanlığına beni seçmekle gösterilen güven ve yakınlığa özellikle teşekkür ederim. Bu nedenle bazı şeyler söylemek isterim:

Efendiler!
Tarihin ve olayların alıp getirdiği, içine gerçekten düştüğümüz bugünkü kanh ve kara tehlikeleri görmeyecek ve bundan heyecana kapdmayacak ve üzülmeyecek hiçbir yurtsever düşünülemez.
Genel Savaş'ın sonlarına doğru, ulusçuluk temeline dayanan söz vermeler, üzerine Osmanlı hükümetimiz de adaletli bir barışa kavuşmak ddeğiyle ateşkes istedi. Bağımsızlık uğruna namus ve yiğitliği de dövüşen ulusumuz, 30 Ekim 1918'de imzalanan ateşkes andlaşmasıyla silahlarını elinden bıraktı.
Devletlerin manevi kişilikleri ve imzalarım koyan delegelerin kişisel namuslarının güvence ve kefilliğinde bulunan bu ateşkes anlaşmasının hükümleri bir yana bıralularak Bağlaşık Devletler'in askeri kuvvetleri saltanatın başkenti ve yüce halifeliğin merkezi İstanbul'umuzu işgal etti. Gün geçtikçe artan bir şiddetle halifeliğin ve saltanatın haklan, hükümetin saygınlığı, ulusal onurumuz saldırılara uğradı, ezilip geçildi. Osmanlı uyruğu olan Rum ve Ermeni topluluklar gördükleri yüreklendirme ve yardımın sonucunda ulusal namusumuzu yaralayacak taşkınlıklardan başlayarak sonunda acıklı ve kanlı aşamalara varıncaya değin, küstahça saldırılara koyuldular. Ancak, derin bir acı de itiraf etmeliyiz ki bu azgınlıklan sekiz aydan beri, birbirini izleyerek iktidara gelen, ulusal denetimden uzak İstanbul hükümetlerinin, birinin ötekinden daha kötü olarak gösterdiği beceriksizlik ve güçsüzlük eserlerinden ve başkentte ve kimi basında görülen pek yerilecek tutkulardan, ulusal vicdanın yadsınmasından, Kuvayı Milliyeyi savsaklamadan dolayı yaygınlık kazanmıştır.

Yukanda belirtilen nedenler ve saltanat başkentinin de sarılmış olması ve tümüyle denetlemeye bağlı kalması yüzünden artık bu yurtta kutsallık ve alınyazısına sahip çıkacak bir güç ve ulusal yönetimin var olmadığı boş samsı egemen olmuş ve cansız bir yurt, kansız bir ulus nelere layık ise hiç çekinmeden Bağlaşık Devletler'ce onların uygulanmasına başlanmıştır.

Yurdun bölünmesinin söz ve karar konusu olarak doğu illerimizde "Ermenistan", Adana ve Kozan dolaylarında "Kilikya" adlarıyla Ermenistan, Batı Anadolu'nun İzmir ve Aydın dolaylarında Yunanistan; Trakya'da başkentimizin kapısına değin yine Yunanistan; Karadeniz kıyılarımızda "Pontus" krallığı ve ondan sonra yurdun geri kalan kesimlerinde de yabancı işgal ve koruyuculuğu gibi, artık altı yüz elli yıldan beri bağımsız olarak saltanat sürmüş ve adalet ve yiğitliğinin tarihini vaktiyle Hindistan sınırına, Afrika'nın ortasına ve Macaristan'ın batısına değin yürütmüş olan bu ulusun tutsaklığa, kölelik derecesine indirilmesi ve sonunda bu devletin tarih sayfasını kapatarak sonsuzluk mezarına gömmek gibi insanlık ve uygarlıkla ve özellikle ulusçuluk ilkeleriyle bağdaştırılamayan istekler kabul edilmiş ve onaylanmış, görülüyor ki uygulama dönemi de başlamıştır.

Bu uygulama, bu anda gözümüzün önünde acıklı bir biçimde akıp gidiyor, İzmir, Aydın, Bergama ve Manisa dolaylarındaki şimdiye değin binlerce anaların babaların, yiğitlerin ve çocukların akan temiz kanı, Aydın gibi Anadolu'muzun en seçkin bir kentinin Yunanlıların kıyıcı ve ateşli yıkıcılığına kurban oluşu, ülkenin çeşitli kesimlerinde İtalya vb'lerinin işgali altına alınışı ve içerilere doğru acı bir biçimde göçler yapılması elbette gayretıdlaha ve ulusal kıskançlığa dokunmuştur.

Efendiler!
Bilinen gerçeklerdendir ki; tarih bir ulusun kanını, hakkını, varlığını hiçbir zaman yadsıyamaz. O halde böyle bir yanlış görüşler arkasından yurdumuz ve ulusumuza karşın verilen hükümler, kanılar kesinlikle iflasa uğrayacaktır! Ve işte bütün bu iğrenç kıyımlardan ve bu bahtsız güçsüzlüklerden tarihimize layık görülen haksızlıklardan üzüntü duyan ulusal vicdan, sonunda uyanıklığının haykırışını yükseltmiş ve Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye ve Müdafaa-i Vatan, Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye ve Redd-i ilhak gibi şeçitli adlarla, ancak özdeş amaçların sağlanıp korunması için beliren ulusal akım, bütün yurdumuzu artık bir elektrik ağı gibi sarmış bulunuyor, işte bu güçlü ağın ortaya koyduğu yiğitlik ruhudur ki, kutlu yurdun ve ulusun ahnyasızını kurtarmaya ve korumaya dayanan son sözü söyleyecek ve yargısını uygulatacaktır.

Efendiler!

Genel ve özel durum üzerinde hepinizce bilinen kimi konuları burada yeniden anımsatmayı yararsız bulmuyorum:

a) Dört aydan beri Mısır'da ulusal bağımsızlığın sağlanması ve geri alınması için pek kanlı olaylar ve ayaklanmalar sürüyor. Sonunda İngilizlerce tutuklanarak Malta'ya götürülmüş olan delegeler salıverilmiş ve Paris Barış Konferansına gitmelerini uygun bulmak zorunda kalmışlardır.

b) Hindistan'da bağımsızlık için geniş ölçüde ayaklanmalar oluyor. Ulusal amaçlarına ulaşmak için bankalar, Avrupa kuruluşları, demiryolları bombalarla yıkılıyor.

c) Afganistan ordusu da ingilizlerin ulusçuluğu yok etme siyasasına karşı savaşıyor. ingilizlerin bel bağladıkları sınır kabilelerinin bile Afganlılara katıldığını ve bu yüzden ingiliz askerlerinin içerilere çekilmek zorunda olduğunu ingiliz gazeteleri açıklamak zorunda kalmışlardır.

d) Suriye'de ve Irak'ta ingilizlerin ve yabancıların baskı ve yönetiminden bütün Arabistan kaynamaktadır. Arabistan'ın her yerinde yabancı boyunduruğu tanınmıyor. Yalnız ülkenin refah ve mutluluğu için yabancıların ekonomik bayındırlık, uygarlık araçlarından yardıma razı olunuyor.
Bağdat ve Şam genel toplantıları her yana bu karan yaymıştır.

e) Son zamanlarda devletler arasında ortaya çıkan rekabet nedeniyle İngilizlerin Kafkasya'dan tümüyle çekilmesine karar verilmiş ve uygulama bir süreden beri başlamıştır. İtalyan kuvvetlerinin Batum yoluyla Kafkasya'ya gelmesi kararlaştınlmış ise de, Italya'daki ve Kafkasya'daki iç durumlar nedeniyle bu kararın uygulanmasından korkuluyor.

f) Ulusal bağımsızlıklarını tehlikede gören ve her yandan istilaya uğrayan Rus ulusu, bu genel baskıya karşı bütün ulus bireylerinin ortak gücüyle çarpışıp, herkesin bildiği üzere, kendi ülkeleri içinde üstün gelmiş ve üzerine yüklenen ulusları da kendi (nüfuz) ve yayılma çevresine almakta bulunmuştur.

g) Kuzey Kafkas, Azerbaycan ve Gürcistan birbirleriyle birleşerek ulusal varlıklarına karşı yürümek isteyen Denikin ordusunu savaşla baskıya almış ve Karadeniz kıyısına sürmüştür.

h) Ermenistan'a gelince: Bir yayılma düşüncesi de beslenmiş olan Ermeniler, Nahcivan'dan Oltu'ya değin bütün İslam halka baskı yapıyor ve kimi yerlerde toplu öldürme, yağma ve göçe zorlayarak doğu illerimiz üzerindeki isteklerine doğru güvenle yaklaşmak ve bir yandan da dört yüz bin olduğunu deri sürdükleri Osmanlı Ermenisini bir dayanak olmak üzere ülkemize sürmek istiyorlar.

Karadeniz'in batısındaki olaya gelince, Macar ve Bulgarlar ülkelerinin büyük bir bölümüne yayılmak isteyenlere karşı bütün ulusal varlıklan de çarpışıyorlar.
Meriç suyu batısında yani Balkan Savaşı'ndan önce devletimizin malı olan Batı Trakya'nın Bulgarlardan alınarak Yunanlılara verilmesi Bağlaşık Devletlerce kararlaştırıldığından uygulamaya başlanmış ve Yunan işgal kuvvetlerine karşı Bulgar ulusal kuvvetlerince güçlendirilen Bulgar kuvvetleri Batı Trakya bölgesi içinde verdikleri savaşlar sonucunda birçok Yunan tümenini püskürtmüştür.

Özel durumumuza gelince; daha İstanbul'dan çıkmadan önce yurt ve ulusun kurtuluşu çareleri üzerine birçok sorumlu ve sözü geçer kimselerle / görüşülmüştü. Başkentteki aydınların ve dine, devlete hizmetleri geçmiş yüksek kişilerin harcadıkları çabalar değerli olmakla birlikte etki ve denetim altında bir çevre; kendilerini korkutmakta ve başarısızlıkla üzmektedir. Herhalde alınyazısına egemen bir ulusal yönetimin, kendisine karışılmaksızın ortaya çıkması ancak Anadolu'dan beklenir. Buna dayanaraktandır ki, bir ulusal danışma kurulunun varlığım ve ancak gücünü ulusal iradeden alacak sorumlu bir hükümetin varlığını istemek özellikle son zamanlarda başkentin hemen bütün düşünür kesimleri için bir saplantı haline gelmiştir.

Şurada acıklı bir gerçek olmak üzere bildireyim ki, ülkemizde pek çok yabancı parası ve birçok propagandalar dönüyor. Bundaki amaç pek açıktır ki, ulusal eylemi başarısız bırakmak, ulusal isteklere inme indirmek, Yunan, Ermeni isteklerini ve yurdun kimi önemli kesimlerini işgal amaçlarını kolaylaştırmaktır. Bununla birlikte her dönemde, her ülkede ve her zaman ortaya çıktığı gibi bizde de kalp ve sinirleri donmuş anlayışsız insanlarla birlikte vatansız ve aynı zamanda kişisel emel ve çıkarını yurt ve ulusun zararın-da arayan alçaklar da vardır. Doğu işlerini çevirmede ve zayıf noktaları arayıp bulmada pek usta olan düşmanlarımız ülkemizde bunu neredeyse bir örgüt durumuna getirmişlerdir. Ancak kutsal bildiklerini kurtarma amacıyla çırpınan bütün ulus bu dayanç ve savaşım yolunda her türlü engelleri, kesinlikle ve yüzdeyüz kırıp atacaktır.

Bütün bu amaçları elde etmek için isteklerini bu yola adayan soylu ulusumuzun içinde bir ulus bireyi gibi çalışmaktan doğan kıvanç ve övüncü burada teşekkürle ve övünçle bildiririm.

En son olarak yakarım şudur ki: Emelleri gerçekleştiren Yüce Tanrı, sevgili Peygamberi hürmetine bu kutlu yurdun sahibi ve savunucusu, yüce İslam dininin kıyamet gününe değin en sadık koruyucusu olan soylu ulusumuzu, saltanat ve halifelik ulu makamını, dokunulmaz ve kutsal bildiklerimizi düşünmekle yükümlü olan kurulumuzu başardı kılsın!... Amin.

Kaynakça
Kitap: DÜŞÜNCELERİYLE ATATÜRK
Yazar: ARI iNAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Erzurum Kongresi'nde Verilen Söylev örneğidir

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 19:35

Erzurum Kongresi'nin 7 Ağustos 1919 tarihli bildirisi

1 — (Trabzon ili) ve (Samsun Sancağı ile Doğu Anadolu illeri, Erzurum, Elazığ, Diyarbakır, Van, Bitlis, Sivas) ve bu bölgedeki bağımsız sancaklar, hiçbir neden ve bahane ile birbirlerinden ve Osmanlı topluluğundan ayrılması mümkün olmayan bir bütündür. Mutlulukta ve felakette ortaklığı kabul eder ve aynı amacı hedef edinirler. Bu bölgede yaşayan bütün Müslümanlar birbirlerine karşı özveri duygusu ile doludurlar, sosyal ve toplumsal durumlarına saygılı öz kardeştirler.

2 — Osmanlı vatanının bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığının sağlanması, saltanat ve hilafet makamlarının korunması için ulusal güçleri yapıcı duruma getirmek ve ulusal iradeyi egemen kılmak esasdır.

3 — Her türlü işgal ve içişlerine karışma, Rumluk, Ermenilik teşkili amacına yönelme sayılacağından, hep birlikte savunma ve karşıkoyma esası kabul edilmiştir. Siyasi egemenliği ve toplumsal dengeyi bozacak biçimde hıristiyanlara yeni ayrıcalıklar verilmesi kabul edilmeyecektir.

4 — Hükümetin buraları bırakmak veya buralarla ilişiğini kesmek zorunda kalması olasılığına karşı saltanat ve hilafete bağlılığı ve ulusal hakları koruyucu önlemler ve kararlar alınmıştır.

5 — Vatanımızda, öteden beri birlikte yaşadığımız Müslüman olmayan kimselerin, kanunlarla pekiştirilmiş geçmişten gelen haklarına tümüyle uyarız. Mal, can ve ırzlarının korunması, esasen, dinimizin, ulusal geleneklerimizin ve yasalarımızın gereği olduğundan, bu esas, kongremizin genel kanısı de de sağlamlaştırılmıştır.

6 — Bağlaşık Devletleri'nden; Mondoros ateşkesinin imzalandığı 30 Ekim 1918 günündeki sınırlarımız içinde kalan ve her bölgesinde olduğu gibi, Doğu Anadolu illerinde, büyük çoğunluğu İslam olan ve kültürel, ekonomik üstünlüğü Müslümanlara ait bulunan, birbirlerinden ayrılmaları olanaksız öz kardeş, dindaş ve soydaşlarımızın oturduğu memleketimizin bölünmesi düşüncesinden vazgeçerek, varlığımıza ve tarihi ırki, dini haklarımıza saygı gösterilmesi ve bu suretle hak ve adalete dayanan bir karar verilmesi beklenir.

7 — Milletimiz "insani ve asri" amaçları yüceltir. Teknik sanayi ve ekonomi bakımından ihtiyaçlı durumumuzu takdir eder. Bundan ötürü; devlet ve ulusumuzun iç ve dış bağımsızlığı, vatanımızın bütünlüğü saklı kalmak üzere, altıncı maddede açıklanmış olan sınırlar içinde, ulusçuluk ilkelerine uygun ve yurdumuza karşı saldın isteği olmadan herhangi devletin tekniğe, sanayie, ekonomiye ait yardımlarım hoşnutlukla karşılarız. insanlığın esenliği ve tümün huzuru adına, böyle insancıl ve adaletli kuralları kapsayan bir barışın tezelden kararlaştırılması en büyük ulusal isteğimizdir.

8 — Ulusların kaderlerini kendilerinin çizdiği bu tarihi çağda istanbul Hükümetinin de ulusal iradeye boyun eğmesi zorunludur. Çünkü, ulusal iradeye dayanmayan hükümetlerin kendi başlarına verdikleri kararlara ulusça uyulmadığı gibi, bu kararların dışda da değeri olmadığı ve olmayacağı şimdiye kadarki olaylar ve sonuçlarıyle kanıtlanmıştır. Bundan ötürü, ulusun, içinde bulunduğu korkulu durumdan ve kuşkudan kurtulma çarelerine başvurmasına gerek kalmadan hükümetimizin hemen ulusal meclisi toplaması ve bu suretle ulusun ve yurdun kaderi hakkında alacağı bütün kararlan ulusal meclisin denetiminden geçirmesi zorunludur.

9 — Vatanımızın karşılaştığı üzücü olaylar ve aynı amaçla ulusal vicdandan doğan derneklerin anlaşma ve birleşmeleri de meydana gelen kitle bu kere (Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti) adında bir topluluk haline getirilmiştir. Cemiyet her türlü particilik akımlarının dışındadır. Bütün Müslüman yurttaşlar derneğin doğal üyesidir.

10 — Kongre tarafından seçilen bir (Heyet-i Temsiliye) Temsilciler Kurulu kabul edilmiş ve köylerden il merkezlerine kadar olan ulusal kuruluşlar birleştirilmiş ve sağlamlaştırılmıştır.
Bu bddiri de açıkça göstermektedir ki, Erzurum Kongresi tam bir midi mücadele hareketi ve onun başlangıç hamlesidir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön 1919-1923: Türk Kurtuluş Savaşı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir