Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ordunun Durumu

Burada Günümüzdeki Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş Tarihi ve Kurtuluş Savaşı'mız hakkında konular bulabilirsiniz

Ordunun Durumu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 19:30

Ordunun Durumu

Genel durumu belirtmek için ordu birliklerinin nerelerde ve ne durumda olduklarını açıklamak isterim. Anadolu'da, başlıca iki ordu müfettişliği kurulmuştu. Ateşkes Andlaşması yapılır yapılmaz birliklerin savaşçı erleri koyverilmiş, silah ve cephanesi elinden alınmış; bu birlikler, savaş gücünden yoksun birtakım kadrolar durumuna getirilmişti.

Merkezi Konya'da bulunan ikinci Ordu Müfettişliğine bağlı birliklerin durumu şöyle idi:

Bir tümeni (41. tümen) Konya'da ve bir tümeni (23. tümen) Afyonkarahisar'da bulunan 12. Kolordu, karargahıyle Konya'da bulunuyordu, İzmir'de düşman eline düşen 17. Kolordunun, Denizli'de bulunan 57. tümeni de bu kolorduya bağlanmıştı.

Bir tümeni (24. tümen) Ankara'da ve bir tümeni (11. tümen) Niğde'de bulunan 20. Kolordu, karargahıyle Ankara'da idi.
İzmit'te bulunan 1. tümen, İstanbul'daki 25. Kolorduya bağlanmıştı, İstanbul'da da 10. Kafkas tümeni vardı.
Balıkesir ve Bursa bölgesinde bulunan 61. ve 56. tümenler, karargahı Bandırma'da bulunan İstanbul'a bağlı 14. Kolorduyu meydana getiriyorlardı. Bu kolordunun komutanı Meclisin açılışına dek, rahmetli Yusuf izzet Paşa idi.

Üçüncü Ordu Müfettişliği, ki müfettişi bendim, karargahımla Samsun'a çıkmış bulunuyorum. Doğrudan doğruya buyruğum altında iki kolordu bulunacaktı. Biri, merkezi Sivas'ta bulunan 3. Kolordu. Komutanı yanımda getirdiğim Albay Refet Bey. Bu kolorduya bağlı bir tümenin (5. Kafkas tümeni) merkezi Amasya'da, öteki tümenin (15. tümen) merkezi Samsun'da idi. öbürü merkezi Erzurum'da bulunan 15. Kolordu idi. Komutanı Kazım Karabekir Paşa idi. Tümenlerinden birinin (9. tümen) merkezi Erzurum'da, komutanı Rüştü Bey; ötekisinin (3. tümen) merkezi Trabzon'da idi, komutanı Yarbay Halit Bey idi. Halit Bey, İstanbul'dan çağrılmış olduğundan komutanlıktan çekilerek Bayburt'ta saklanmış; tümen, vekillikle yönetiliyor; kolordunun öbür iki tümeninden 12. tümen, Hasankale doğusunda sınırda, 11. tümen Beyazıt'ta bulunuyordu.

Diyarbakır bölgesinde bulunan iki tümenli 13. Kolordu bağımsızdı, istanbul'a bağlıydı. Bir tümeni (2. tümen) Siirt'te, öbür tümeni (5. tümen) Mardin'de idi.
Benim yetkim, bu iki kolorduyu doğrudan doğruya buyruğum ve komutam altında bulundurmaktan daha genişti. Müfettişlik bölgeme yakın birliklere de bddirim yapabdecektim. Bu arada bölgemde bulunan ve bölgeme yakın olan valiliklere de bildirimde bulunabilecektim.

Bu yetkiye göre Ankara'da bulunan 20. Kolordu ve bunun bağlı olduğu müfettişlik de ve Diyarbakır'daki kolordu de ve hemen bütün Anadolu'da sivil örgütlerin başmda bulunan yöneticilerle yazışabilecek ve ilişkiler kurabilecektim.
Bu geniş yetkiyi, beni İstanbul'dan sürmek ve uzaklaştırmak amacıyle Anadolu'ya gönderenlerin bana nasıl verdiklerine şaşabilirsiniz. Hemen söylemeliyim ki, bana bu yetkiyi onlar bilerek ve anlayarak vermediler. Her ne olursa olsun benim İstanbul'dan uzaklaşmamı isteyenlerin buldukları gerekçe, "Samsun ve bölgesindeki güvensizliği yerinde görüp önlemek için Samsun'a değin gitmek" idi. Ben, bu işin başarılmasımn, üstün yetkili bir görev verilmesine bağlı olduğunu deri sürdüm. Bunda hiç bir sakınca görmediler. O günlerde Genelkurmayda bulunan ve benim amacımı bir dereceye kadar sezinleyen kişilerle görüştüm. Müfettişlik görevini buldular ve yetkiyle ilgili yönergeyi de ben kendim yazdırdım. Dahası, Harbiye Nazın olan Şakir Paşa bu yönergeyi okuduktan sonra imzalamaktan çekinmiş, mührünü, anlaşılır anlaşılmaz bir biçimde basmıştır.

Bu açıklamadan sonra genel durumu, daha dar bir çerçeve içine alarak, çabucak ve kolayca hep birlikte gözden geçirelim:

Düşman devletler Osmanlı Devleti'ne ve ülkesine maddesel ve tinsel bakımdan saldırmışlar; yok etmeye ve paylaşmaya karar vermişler. Padişah ve Halife olan kişi, hayat ve rahatım kurtarabilecek çareden başka bir şey düşünmüyor. Hükümeti de aynı durumda. Farkında olmadığı halde başsız kalmış olan ulus, karanlık ve belirsizlik içinde, olup bitecekleri bekliyor. Felaketin korkunçluğunu ve ağırlığını anlamaya başlayanlar, bulundukları çevreye ve olaylardan etkilenebilme güçlerine göre kurtuluş çaresi saydıkları yollara baş vuruyorlar... Ordu adı var, kendi yok bir durumda. Komutanlar ve subaylar, Genel Savaşın bunca sıkıntı ve güçlükleriyle yorgun, yurdun parçalanmakta olduğunu görmekle yürekleri kan ağlıyor, gözleri önünde derinleşen karanlık felaket uçurumunun kıyısında kafaları, çıkar yol, kurtuluş yolu aramakta...

Burada pek önemli olan bir noktayı da belirtmeli ve açıklamalıyım. Ulus ve ordu, Padişah ve Halifenin hayınlığından haberli olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı, yüzyılların kökleştirdiği din ve gelenek bağlarıyle içten bağlı ve uysal. Ulus ve ordu, kurtuluş yolu düşünürken bu atadan gelen alışkanlık dolayısıyle kendinden önce yüce halifeliğin ve padişahlığın kurtuluşunu ve dokunulmazlığını düşünüyor. Halifesiz ve padişahsız kurtuluşun anlamım kavramaya yetenekli değil... Bu inançla bağdaşmaz görüş ve düşüncelerini açığa vuracakların vay haline! Hemen dinsiz, vatansız, hayın, istenmez olur.
Bir başka önemli noktayı da söylemek gerekir. Kurtuluş yolu ararken, İngiltere, Fransa, İtalya gibi büyük devletleri gücendirmemek, temel ilke gibi görülmekteydi. Bu devletlerden yalnız biriyle bile başa çıkılamayacağı kuruntusu, hemen bütün kafalarda yer etmişti. Osmanlı Devleti'nin yanında, koskoca Almanya, Avusturya - Macaristan varken hepsini birden yenen, yerlere seren Bağlaşık kuvvetleri karşısında, yeniden onlarla düşmanlığa varabilecek durumlara girmekten daha büyük mantıksızlık ve akılsızlık olamazdı.

Bu anlayışta olan yalnız halk değildi; özellikle, seçkin denden insanlar bile öyle düşünüyordu.
Öyleyse, kurtuluş yolu ararken iki şey söz konusu olmayacaktı. ilkin, Bağlaşık Devletleri'ne karşı düşmanlık durumuna girilmeyecekti; sonra da, Padişah ve Halife'ye canla başla bağlı kalmak temel koşul olacaktı.

Kaynakça
Kitap: DÜŞÜNCELERİYLE ATATÜRK
Yazar: ARI iNAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1919-1923: Türk Kurtuluş Savaşı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir