Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Osmanlı İmparatorluğu

Burada Günümüzdeki Türkiye Cumhuriyeti'nin Kuruluş Tarihi ve Kurtuluş Savaşı'mız hakkında konular bulabilirsiniz

Osmanlı İmparatorluğu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 18:28

OSMANLI İMPARATORLUĞU

Soylu ulusun birliğini oluşturan ve İstanbul'un içinde bulunduğu koşullara rağmen, bu birliği içeriye ve dışarıya göstermeğe yönelik bir amaç için yapılan örgüt ise, yalnız "Kuvayı milliye" erlerinden, sözünü ettiğimiz silahlı erlerden ibaret değildi. Tam tersine, bütün ülkede ve ülkenin en kıyı köşelerinde bile ortaya çıkmış doğrudan doğruya yasal ve uygar bir örgüttür ki, ona "Müdafaa-i Hukuk" (Haklan Koruma) örgütü diyoruz.

G. C. Z. cdt 1. s. 6

Halep'te bulunduğum günler boyunca yurdun genel durumunu kendi kendime değerlendirdim. Durum şu idi; Bağlaşıklarımız ve biz partiyi kaybetmiştik .Ama Türkiye için sorun bütün varlığını kaybetmek sonucuna varacak ölçüde kötü idi. O günlerde düşünülecek şey, kaybolduğunda kuşku kalmayan partiyi yeniden canlandırmak olamazdı. Yalnız varlığımızı korumak için en hızlı ve kesin önlemlere başvurmakta savsaklanmamalı idik. öyle ki bu uğurda gerekirse bağlaşıklarımızdan ayn olarak yeniden bir durum almak zorunlu olabilirdi.

A. B. A. s. 62

Padişah ve Halife olan kişi, hayat ve rahatım kurtarabilecek çıkış yolundan başka bir şey düşünmüyor. Hükümeti de aynı durumda. Farkında olmadığı halde başsız kalmış olan ulus, karanlıklar, belirsizlikler içinde olacak-lan bekliyor. Felaketin korkunçluğunu ve ağırlığını anlamaya başlayanlar, bulundukları ortam ve duygulandıkları etkinliklere göre kurtuluş yolu saydıkları önlemleri alma çabasında . . . Ordu adı var kendi yok bir halde. Komutanlar, subaylar genel savaşın bunca üzüntü ve sıkıntılarıyle yorgun, vatanın parçalanmakta olduğunu görmekle de yürekleri yanıyor, gözleri önünde derinleşen karanlık felaket uçurumu kenarında kafaları bir yol, kurtuluş yolunu arıyor.

N. Cdt. 1. s. 10

Bağlaşık Devletler'in hak çiğneyen tutumları, İzmir'in Yunanlılara işgal ettirilmesi etkisiyle memleketin en ıssız köşesinde bile meydana gelen büyük uyanış, her türlü politik ihtiraslardan ve çıkar düşüncelerinden arınmış olmak üzere "Müdafaa-i Hukuk-i Milliye ve Redd-i İlhak" derneklerini doğurmuş ve bu derneklere hangi politik zümreye bağlı olursa olsun her Türk, her Müslüman katılmış ve ulusal vicdanın elle tutulurcasına kendini göstermesi bütün cihana böylece duyurulmuştur.
15 Haziran 1919; N. V. s. 904

Silah bırakışmasının imzalanmasından beri gittikçe daha ürkütücü bir kesinlikle varlığımızı tehdide ve sıra ile İstanbul, Musul, Adana ve İzmir gibi her biri yaşayışımızın bir bağı olan en önemli illerimizin işgaliyle gerçekleşmeye başlayan büyük tehlike görünüşte yenilgiden ve dış kaynaklardan doğmuş gibi görünebilirse de, gerçekten her şeyden önce iç durumumuzdan meydana geldiğini inkar kaabil değildir. Almanya ve Bulgaristan gibi eski Bağlaşıklarımız da bizimle birlikte ve bizim gibi yenilgiye uğradılarsa da, hiç birinin varlığı ve yaşama hakkı tehlike altında kalmadı. Onların bugünkü durumlarıyla bizim şimdiki durumumuza düzeyden bir bakışla kıyasladığımızda karşılaştığımız felaketin oluşmasında sadece bir yenilginin yeterli olamayacağı bütün açıklığıyla ortaya çıkar. Bu farkın tek kaynağı onlarda hükümetle ulusun birleşmiş, bizde ise hükümetin ulustan tam anlamıyla kopmuş bulunmasıdır.

2 Ekim 1919; N. V. 1000-1001

Ulusa dost görünüp de ilk fırsatta iktidar olduktan sonra onun gerçek gereksinimlerini düşünecek yerde, yurdu kendi istediği yolda götüren, laf anlamayan, yetkililerin uyarmalarına kulak asmayan, ulusta belirlenen güçleri kendine bağlamaya çalışan yiğit görünüşteki insanlardan epeyce zarar çekildi.

24-25 Ekim 1919; S. D. 3. s. 8

Açıkça belirtmeliyim ki, eski Osmanlı Devleti'nin Genel Savaşa nasıl bir amaç ve hedefi elde etmek için girdiğini yani savaşa katılmaktan ne beklenildiğini anlamış değdim. Onun içindir ki, politik yönünü gölgede bırakmak isterim. Savaştan büsbütün uzakta kalmak olasılığı var mı idi? Bunların da düşünülmesi gerekir. Savaşa girdikten sonra yönetim bakımından yapılan hatalar pek çoktur. Bir ulusun temel güçleri kendi yaşamını ve varlığını korumak içindir. Ama, kendi varlığını unutup da gücünü herhangi bir yabancı hedefi elde etmek için harcamak kesinlikle doğru değildir.

16-17 Ocak 1923; I. B. T. s. 41

Osmanlı İmparatorluğu en görkemli, en ulu ve güçlü dönemlerinden başlayarak ulusun bağımsızlığı zararına, yaşama çıkarları zararına o denli çok şey feda etmiş idi ki, sonuç, yalnız kendisinin çöküp yok olmasıyla bitmedi. Belki kendinden sonra da yurdun gerçek sahibi olan ulusu, hakkını ve varlığını kabul ettirmek için büyük zorluklarla karşı karşıya bıraktı.

13 Ağustos 1923; S. D. 1. s. 317-318

Anadolu'da yeniden ulusal bir devletin kurulması ulusumuzun erginliğini ve olgunluğunu gösteren öğülmesi gereken bir uyanış örneği idi. Ama, düşmanlarla birlikte padişah ve halife olan kişi bundan hoşnut olmadı. Paris'te imza ettikleri Sevres andlaşmasını zorla ulusa kabul ettirmek için ortak önlemler aldılar. Anadolu'nun ulusal çoşkusunu bastırmak için başvurmadıkları şeytanlık bırakmadılar.

Bir yandan dini politikaya alet yaparak Anadolu mücahidlerini ölüme mahkum ettiler. Ah ah yi bilinen fetvalarla birbirlerini kırmaya kışkırttılar. Bir yandan da kimi ayaktakımlarının ceplerini doldurarak Kuvayi inzibatiye ya da Hilafet ordusu adıyla üzerimize saldırdılar. Saf ve temiz halkı birçok uydurmalarla kışkırtarak yurt içinde yeryer ayaklanma yangınları çıkardılar.

13 Ağustos 1923; S. D. 1. s. 315

Kaynakça
Kitap: DÜŞÜNCELERİYLE ATATÜRK
Yazar: ARI iNAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 1919-1923: Türk Kurtuluş Savaşı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir