Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Akkoyunlu Devleti ve Bozulus Türkmenleri

Burada Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri hakkında konular bulabilirsiniz

Akkoyunlu Devleti ve Bozulus Türkmenleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:42

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi, Akkoyunlu Devleti'nin merkezi toprakları olduğu gibi, bu devletin insan kaynağını karşılayan mühim miktarda Türkmen kitlesini de barındırıyordu. Türkmenlerin ekseriyeti, Erzurum, Bingöl, Pasin, Hmıs, Kars yaylaları ile Urfa-Mardin-Diyarbekir üçgenindeki Berriye kışlağı arasında konar-göçerlik etmekteydiler.

Akkoyunlu Devleti'nin, Safeviler tarafından ortadan kaldırılmasından sonra, coğrafyaya bağlı olarak, bölgedeki Türkmenler de Safevi Devleti'ne tabi olmuştur. XVI. yüzyılın başlarında Osmanlı-Safevi çatışmalarının yoğunlaşması üzerine Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da otorite boşluğu meydana gelince, konar-göçer Türkmenler mahalli idarecilerin insafına terk edilmiştir. Onların çeyrek yüzyıla yakın süren meşakkatli hayatları, Osmanlı Devleti'nin bölgeye hakim olmasıyla son bulmuştur.
Osmanlı idaresi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Akkoyunlular zamanında tatbik olunan iktisadi düzeni devam ettirmekte fayda görmekle beraber, Türkmenlere gerek Safevilerin ve gerekse mahalli idarecilerin uyguladığı keyfi muameleleri bütünüyle kaldırarak, daha öncekine nazaran iktisadi bakımdan rahatlık kazandırmaya çalışmıştır. Türkmenlere gerek iktisadi bütünlüklerini korumak ve gerekse dağılmalarına ve vergi kayıplarına fırsat vermemek amacıyla sancak statüsü verilmiştir. Bu esnada Diyarbekir havalisinde bulunan Dulkadirli aşiretleri de Akkoyunlu Türkmenlerine dahil edilmiş ve "Bozuluş Türkmenleri" adıyla anılmaya başlanmıştır.

Akkoyunlu Devleti'nin hakim unsurunu meydana getiren ve bu devlette etkin rol oynayan aşiretlerin Osmanlı idaresinde sakin bir hayat sürmeye başlamaları derhal dikkati çekmektedir. Çünkü Akkoyunlu padişahlarının merkezileşme çabalarına şiddetle muhalefet eden aşiret beylerinin, Osmanlı merkezi yapılanması içinde yer bulamadıkları gibi kendilerine tahsis edilen dirliklerde geçimlerini temin etmeye çalışmaları gerçekten ilginçtir. Çünkü aynı aşiretlerin Safevi Devleti'nin hizmetine girenler ise tıpkı Akkoyunlu Devleti'nde olduğu gibi siyasi roller üstlenmişler ve eski itibarlarını devam ettirmişlerdir. Bu husus merkezi devlet ile aşiret aristokrasisine dayalı devletin işleyişi bakımından kayda değer bir örnek oluşturmaktadır.

XVII. yüzyılın başlarında Osmanlı Devleti'nde meydana gelen iktisadi buhran ve Celali fetreti Bozulus'u da etkilemiş, aşiretler yavaş yavaş Orta Anadolu'ya kaymaya başlamıştır. Merkezi hükümetin geri döndürmek için gösterdiği çabalar ise netice vermemiştir.

Bozuluş Türkmenleri, Orta Anadolu'da XVII. yüzyılın sonlarına kadar bir arada kalmışlarsa da mali baskılar neticesinde yeniden dağılmış; Ankara, Aydın, Karaman, Keskin ve Vilayet-i Rum merkezli beş gruba ayrılmışlardır. Keskin bölgesinde bulunanlar ile Bozulus'un Orta Anadolu'ya yaptığı muhacerete katılmayıp Diyarbekir havalisinde kalanlar XVII. yüzyılın sonlarında yapılan Rakka iskanına tabi tutulmuşlardır. Merkezi hükümetin iskan konusunda gevşek davranması üzerine bazı aşiretler iskan mahallini terk ederek Orta Anadolu'ya dağılmışlardır.

Bozuluş, evvela sancak statüsünde idare edilmiş, onların Orta Anadolu'ya gelmelerinden sonra da kaza düzenine geçilmiştir. Bozuluş kazasının adli ve idari işlerini kadı, mali idaresini ve vergi tahsilini Türkmen Ağası da denilen voyvoda üstlenmiş idi. Bunlar merkezi hükümet tarafından tayin edilen resmi görevliler idi. Adli meselelerini merkezi hükümet tarafından gönderilen kadıların huzurunda çözmeleri, vergilerini ise her hangi bir muhalefete lüzum görmeksizin ödemeleri onların tabi oldukları yeni hükümete karşı direniş göstermediklerinin önemli bir kanıtı durumundadır.

Aşiretlerin idaresini ise boybeyi, kethüda ve oymakbaşı unvanları ile anılan ve aşiret mensupları tarafından tayin edilen kişiler yapmaktaydılar. Devletin merkezi yapılanması gereği aşiret idarecilerinin hükümet tarafından tasdik edilmesi gerekiyordu. Bu durum Akkoyunlu ve Safevilerde görülen aşiret aristokrasisinin gelişmesini önlemiştir.

Aşiretlerin bir arada tutulmaları onlardan bilhassa vergi tahsil edilmesine büyük kolaylık sağlıyordu. Öte yandan, ordunun sefere çıkması esnasında ihtiyaç duyulan deve ve koyunların bir bölümü Bozulus'tan sağlanıyordu. Keza büyük şehirlerin et ve süt ihtiyacının tedarikinde de mühim bir kaynak durumunda idiler. Bu yönü ile konar-göçer hayat yerleşik hayatın bütünleyicisi durumunda idi.

Aşiretler zaman zaman yaylak-kışlak güzergahlarının dışına çıkmakta ve ekili-dikili alanlara zarar vermekteydiler. Bu hal konar-göçerler ile yerleşik ahali arasında çatışmalar çıkmasına sebep olmaktaydı. Merkezi hükümet yaylak-kışlak güzergahının dışına çıkılmasını yasakladığı gibi bu tür hallerin vuku bulmaması için aşiretleri "nezr"e bağlamakta idi.

Bozuluş Türkmenleri, nüfus itibariyle birçok Anadolu şehrinden daha kalabalıktı. Merkezi hükümetin daima hareket halinde olan bu muazzam teşekkülü sürekli kontrol altında tutabilme imkanı sağlayan bir teşkilat yapısı dahilinde idare etmesi, onların iktisadi güçlerini azami ölçüde faal tutarak büyük şehirlerin et ve süt ürünleri ihtiyacını karşılamasının yanında askeri hizmetler için istihdam etmesi ve üstelik vergi tahsil edebilmesi gerçekten takdire şayandır.

Kaynakça
Kitap: ANADOLU'DA TÜRKMEN AŞİRETLERİ "Bozuluş Türkmenleri 1540-1640"
Yazar: Tufan Gündüz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir