Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Rusların 15. inci Asrın Sonlarina Doğru Kuvvetlenmeleri

Burada Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri hakkında konular bulabilirsiniz

Rusların 15. inci Asrın Sonlarina Doğru Kuvvetlenmeleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 04:10

RUSLARIN 15. İNCİ ASRIN SONLARINA DOĞRU KUVVETLENMELERİ,

Altın-Orda'da büyük buhranlar doğuracak derecede ilerlemişti.

Bunun başlıca sebebi ikidir:

1) Evvela Altın-Orda hanları şehirler kurup ticareti teşvik ve takviye ederek medeni hayatı ilerletme yoluna cidden çalıştıkları halde, Tatarlara köy hayatını, hirfeti öğretmek cihetini ihmal ettiler. Altın-Orda'nın merkezinde, daha İBN BATTUTA geldiği sıralarda, yani bu devletin en şevketli hanı olan Özbek Han zamanında, EdU (Volga) nehri üzerinde Ruslar gemicilik ediyorlardı ve devletin gümüş madenleri de onların memleketinde olup, onlar tarafından işletiliyordu. Altın-Orda'nın merkezi olan Saray'da ticaretle meşgul olan Rusların ayrı mahallesi vardı. Hanlar, hakim Türk unsurunun ancak polis, memur ve asker olarak kalmasının kendi istiklalleri için bir tehlike teşkil ettiğinin farkında değillerdi.

2) İkinci sebeb, Rusların Novgorod Knazlığına yani onların Fin körfezine bitişik olup İsveç, Almanlarla ve Baltık kavimleriyle harp ve ticaret münasebetlerinde bulunarak yaşıyan beyliğine ve bunun gittikçe genişleyip, önceleri Finlerle meskûn olan, Moskova mıntıkasını da idaresi altına alarak nüfuzunu arttırmasına ve tekmil ufak Rus knazlıklarım kendi çevresinde toplamasına, o zaman parlamıya başlayan Alman Baltık ticaret şirketleriyle temas ederek iktisaden gittikçe yükselmesine karşı hanların lakayd kalmaları ve hatta bilmiyerek buna yardım eylemeleri hususudur. Bu knazlığın kurucusu olan Aleksander Nevski'nin çok hilekar olan torunu Yuri (1316-1326) ile bunun biraderi ivan Kalıta (1328-1340), diğer knazlara karşı çevirdikleri entrikalarında Özbek Han'a yanaşarak onun yardımım temin ederek Moskova'yı yükselttiler.

Müslümanlığı yeni kabul etmiş olan büyük Özbek Han, bu din namına taassubun ne olduğunu henüz bilmiyordu. Bu yüzden kızkardeşi Könçeke'yi " bu knaz Yuri'ye nikahlandırdı. Bu kadının tenasşur edip Agathiya ismini almasına da birşey demedi. Aslen İsveçli olan knazların mensup olduğu Rus kavmi, daha Hunlar zamanında Türklerle temasa girerek bunlardan «hakan» ve «tudun» gibi devlet müesseselerini öğrenen bir kavimdi. Bunlarda hakim olan ülüş sistemi, komşu Baltık kavimlerdekinden farklı ve Türkçe olmakla kalmayıp, «ulus» larını Edil Bulgar şivesine göre «volost» tesmiye etmişler ve bununla bu sistemi nereden aldıklarını belirtmişlerdir. Çengizlilerin idaresinde kalmaları bunlara, istikrarlı bir siyasi idare sistemini sağladı. İvan Kalita, mahkûmu olduğu Çengizliler'deki merkeziyetçilik temayülüne uyarak, ufak knazlıkları Moskova etrafına toplamaya başladı ve Özbek Han'dan da 50.000 kadar Tatar askerini, diğer serkeş knazları hana daha muti etmek bahanesiyle yardımını alıp, darma dağınık halde ve biribi-riyle kavga eden knazlıkları o zaman büyükknazlık merkezi olan Moskova etrafında birleştirmek ülküsünü tahakkuk ettirdi ve «Rusların ilk birleştiricisi» unvanını aldı. Kardeşine han kızının verilmesi ve kendisine de han ordusunun yardıma gelmesi, İvan Kalita'ya olağanüstü bir nüfuz ve şöhret kazandırdı. Çünkü, muasır Rus alimlerinden birçoğunun iddiaları hilafına olarak, o zamanki Hıristiyan tebaa nazarında Altm-Orda hanlarının manevi nüfuzu çok yüksekti. İvan Kalita, Özbek Han'ın müsaadesiyle Rus metropolitliğini dahi eski merkez Vladimir'den kaldırarak Moskova'ya getirdi, han ve kadını bu metropoliüiğe geniş salahiyetler bahsettiler. Nihayet Özbek Han, İvan Kalita'ya Rus ülkelerinde vergi toplama hakkmı da vererek, Rus mıntıkalarına Tatar «baskak» larının kontrol yolunu da kesip Rus'u bir devlet haline sokmuş oldu. Bu İvan'ın torunu Dimitri Özbeğ'in torunu Berdibeğ'in vefatından sonra Altm-Orda'da başgösteren kargaşalıktan tam olarak istifade ederek, 1380 yılında büyük Tatar beyi Mama'yı mağlûp edip Rus nüfuzunu Don nehrine kadar uzattı ve «Donskoy» (Don'lu) lakabını aldı. Çengiz-oğulları ülkelerinde beylerin kuvvetli merkeziyetçilik sistemini tatbik etmek uğrunda çırpındıkları bir zamanda yaşamış olan bu Dimitri, muasırı olan Murad Gazi gibi, hükümdarlığın, aile efradı arasında büyüğe geçmek sistemi yerine hükümdarın oğullarına geçmek usulünü kabul ederek, Rusya'nın idaresini bir daha merkezileştirdi.

Bu aralık rusluğun güney ve batı kısımları Ukrayna ve Ak-Rus tarafları Litvanya kırallığı ile birleşerek, bu işi tahakkuk ettiren Litva kiralı Olgerd (1345-1377), ortodoks mezhebini kabul etmekle kuvvetli bir devlet heyetine girmiş oldular. Olgerd'in oğlu Jagello (1377-1434) Lehistan'ı da alıp, bunu amcazadesi Witold (Vitoft) nüfuzunu Kırım'ın batısına kadar uzatmaya muvaffak oldu. Ozu (Dneper) nehrinin bütün kolları, bu nehirle aşağı Tuna aralarında Karadeniz sahilleri bunların eline geçti. Hunlardan buna aldırış eden olmadı. Bunların ve beylerin Coçı Ulusunda yaşattığı hercü merc Ortaasya'da da kendisini kuvvede hissettiren tesirlerde bulunduğundan, Temür kendisine iltica eden Coçı Ulusu şehzadelerinden Toktamış'ı kendi askeri kuvvetleri refakatinde mükerreren Altın-Ordu'ya gönderip nihayet onu han ilan etmiş ve memleketi birleştirmişti.

Fakat Toktamış Altın-Orda'nın Doğu avrupa Hıristiyan tebaaları arasında düşmüş olan nüfuzunu ihya edeceği yerde, 1385 yılının başında on tümen kadar külliyetli bir ordu ile Azerbaycan'a girip Tebriz ve Maraga şehirlerini tahrip ederek Şenbi Gazan'ı yıktı. KLAVİÇO'ya göre daha Sürmeli ve Kazekünün şehirleri de bu sırada tahrip edilmiştir.

Son derece vahşetle icra olunduğu, muasırlardan ZEYNEDDİN KAZ-VİNi tarafmdan anlatılan bu seferinde Toktamış, kendisine karşı koyan Tebriz ahalisinden 100.000 kadarını katlettiği gibi Azerbaycan'dan 200.000 kadar insanı da esir götürdü. İki sene sonra da Temür'ün İran seferinde bulunmasından istifade ederek onu payitahtı olan Keş ve Nahşeb taraflarım yağma ve talan ile ahalisini katledip, Çağataylıların ve Temür'ün en kıymetli karargahı saydan Zencir Sarayını yaktı ve birçok esir götürdü. Kendi tebaalarınca dahi birisinin evde bulunmamasından istifade ederek haremine tecavüz etmek gibi telakki olunan bu hareketleri, bilhassa Sırderya havzası ve Horezm ahalisini Toktamış'tan soğuttu. Halbuki kendisi, tedbirsizliği yüzünden, memleketinde en kuvvetli uruğ olan Mangıt beyleriyle birçok şehzadeleri daraltarak bunların Temür'e kaçmalarına sebep olmuştur. Temür de onu tecziye etti ve Çengizlilerden Temür Kutluğ'u Altın-Orda'ya Han yaptı. Temür'ün tecziye seferinin ikincisinde, Moskova'yı yağma ve tahrip ettiği Temür tarihlerinde yazılıyorsa da, o ancak Moskova knazlığına tabi şehirleri (Riyazan vesaire) tahrip etmiş ve kış yaklaştığından kuzeye doğru fazla ilerliyememişti; fakat Litva'ya tabi olan güney Rusya'yı ve Kiev (Türkçe Ming-Kerman) taraflarını kamilen yağma etti.

Temür Azerbaycan'dan Coçı Ulusuna girdiği vakit Toktamış'ı doğuda, Edil'in ötesinde vurmuş olan Temür-Kutlug ve Edüge Mangıt, Temür çekilir çekilmez Kırım'ı alarak Kefe'de Cenevizlileri ezmişlerdi.

Temür, bu seferden dönüşünde Şaburan'dan 1396 ilkbaharında Yıldırım Bayazıd'a yazmış olduğu mektubunda:

«Tanrının inayeti ile tarafımızdan elde edilen zafer» diyerek bu zaferden bahsetmiş ve Toktamış'ın Litvanya'ya sığınmış olduğunu anlatarak, bu Rus, Litvanya ve Leh ittifakını «Ozu ırmağı ötesindeki Firenkler» diye tesmiye etmiştir. Temür, bu birliğin o zamanki Altın-Orda için büyük bir tehlike teşkil ettiğini cidden sezmiş ve bunu da Bayazıd'a yazdığı mektubunda sarih olarak bildirmiştir. Bu mektupta yazıldığına göre, Bayazıd, daha Temür Ukrayna'da iken bunun oğlu Miranşah Mirza'ya Hacı Mehmed Kıssa Han vasıtasiyle bir mektup yollıyarak dostluktan bahsetmiş, ve Temür de kendi ordularının batısındaki Bayazıd ordularının küffar üzerine yürümekte olduğunu öğrenerek geri çekilmiştir. Temür, Temür-Kutlug'un Kırım'ı işgal etmesinden soma Toktamış'ın Litvanya'ya' sığınması bu taraflarda gerek kendisi ve gerekse Bayazıd için tehlike teşkil eden yeni bir kuvvet meydana getireceğini anlatarak; Yukdırım'a «Ozu nehri ötesindeki Firenk küffarları ile gaza ve cihad yapmak zaruri olmaktadır; biz bu taraftan, siz dostumuz da o taraftan bu inatçı düşmanları ortadan kaldırmak yolunda beraber hareket etmemiz lazımdır ve bu işlerde muvaffakiyet size bağlı kal-makta, ve Cumhurun (yani o zamanki dünya vaziyetinin) maslahatları da bunda bulunmaktadır» mealindeki fasih bir arabi cümleyi Farsça mektubuna katarak işin fevkalade ehemmiyetine Bayazıd'ın dikkatini çekmiş ve kendisinin siyaset sahasındaki görüş nüfuzunu tebarüz ettirmiştir.

Temür'ün tasavvuruna göre, o ilk önce Suriye'de Memlûkları tedip edecek, soma Bayazıd'la birlikte bu Firenklere karşı bir sefer yapacaktı. Malûm olduğu üzere, Temür'ün bu teklifleri akim kalmış ve nihayet Bayazıd'la harbe müncer olmuştur. Toktamış Han ise, Altın-Orda'da çok sevilen Edüge Mirza ile Temür-Kutlug'un hükümranlığına karşı Hıristiyan tebaasının ve yabancıların yardımına müracaat ederek tekrar tahtı elde etmek yolunda giriştiği teşebbüsleri ilerletti. Litva knazı Witold, Toktamış'ı müdafaa bahanesiyle Temür-Kutlug'a karşı harbe hazırlandı ve Kırım'ın tam ağzında Or-kapı yanında «Mukaddes Yohanna kalesi» (Zamek Sw. Jana) ismiyle bir kale bina etti; bu ise, Litvanyalılara Kırım üzerinde bir hakimiyet temin ediyordu. Diğer taraftan Toktamış ile bir muahede akdedip, Moskova knazlığı-na tabi tekmil ülkelerin kendisine verileceğini de temin etti ve Baltık Almanları ile Moldavyaldarı yardıma çağırdı. Hatta papa Boniface IX. a müracaat ederek, hanlara karşı «Haçlı Seferi» açmak için müsaade istedi; Papa da, 4 Mayıs 1399 tarihli «beli» ile bu müsaadeyi verdi. Baltık Alman şövalye ordeni Altın-Orda'ya karşı alenen harbetmekten çekindiyse de, Marqwart von Sulsbach'ın kumandasına Witold ile Toktapuş'a yardım gönderdi.

Fakat Toktamış'ın da iştirak ettiği bu «Haçlı Seferi», tam bir muvaffakiyetsizliğe uğradı:

Temür-Kutlug ile Edüge Dneper'in en güney sol kolu olan Vorskla nehri üzerinde 22 Ağustos 1399 tarihinde vaki olan büyük harpte, Witold'la müttefiklerini ve Toktamış'ı müthiş hezimete uğrattı.

Vorskla hezimetinden sonra Toktamış siyaset sahnesinden çekildi ve nihayet öldü. Edüge Bek'te, 1408 yılında Moskova'yı kuşatarak Rus ülkelerini yağma etti ve tediye etmekte oldukları vergilerin muntazaman tediyesine mecbur etti ise de, Rus ve Litva kavimleri nazarında artık Tatarların itibarı düşmüştü. Yukarıda da gördüğümüz gibi, Toktamış'tan soma onun akrabaları ve Baştemüroğulları da, Çengizliler arasında şerefsiz bir iş sayılan bu yola yani kardeş kavgasında sıkı geldiğinde hep Ruslara ve Litvanyalılara kaçmak ve buradan yardım isteyip almak işinde devam ettiler.

Çengizli devleti kurulduktan soma Moğollar memleketi hakkında iyi malûmat sahibi olan ABDAL-LATİF BİN YUSUF AL-BAĞDADİ o zamanki Tatarlar hakkında:

«Bunların hareketleri gibi, fikirdeki intikalleri de seri'dir; dünya milletlerinin ahvaline ait tekmil haberler onlara gelir, fakat onların ahvaline ait haberler başka milletlere erişmez» demiştir. Demek siyasi sırları dünyaya karşı kapalı olmak ve zaptu raptlarının mükemmeliyeti itibariyle Moğollar ve o zamanın Türkleri, dünya milletleri arasında emsalsiz olmuşlar; fakat Altın-Orda'da 1357 yılından sonra hasıl olan kargaşalık devrinde bu «Firenk» lere kaçıp yardım istemeye alışmalarından soma, Altın-Orda'nın tekmü sırlan komşularına malûm, fakat bu komşularının siyasi gayeleri de onlarca meçhul oldu.

Rusya'nın nasıl yükseldiğinin tarihini, SOLOVYEV ve Rus iktisat tarihçisi KULİSCHER mükemmel anlatmışlardır. Bunun esası, yine iktisada dayanmaktadır. Daha Alexsander Nevski zamanında Novgorod, Almanlar ve Skandinavyaldar ile ticaret neticesinde büyük ehemmiyet kesbetmişti. Hatta onun serveti dolayısiyle «Allah Ue Novgorod'a karşı hareket etmeğe kim cesaret eder» darbımeseli meydana gelmişti. Alman Hanse şirketleri burada müstahkem Peterhof kalesinde kendilerinin «kontore»larını kurmuşlardı. Hesap ve muamele yazıhanesi manasını ifade eden bu kelime, Ruslara batıdan gelen ve yerleşen ilk kelimelerden biridir. Bu şirketlerin kurduğu bir kontorlar, RİCHARD MOELLER'in ifade ettiği gibi, o zamanki Almanlar için cihan mikyasında ticaretin temeli olmuştur. Yaz aylarında Newa - Ladoga gölü-Wolchov arasında kayıklar üzerinde, kış aylarında da kızaklarla iş gören ticaret kervanları bu memleketin iktisadi vaziyetine hakim olmuş; Aleksander "Nevski Pskow (Pliskav)'ı elde ettikten sonra burası Ruslar için Avrupa'ya karşı yeni bir kapı işini görmüştür. Almanlarla birlikte iş gören Rus tüccarları doğuda Altın-Orda'nın kuzeyinde Ural dağlarına ve kuzeyde Beyaz Deniz'e kadar her yerde ticaret yapıyorlardı. 15.inci asırda Moskova ile Baltık sahili arası, tekmil Coçı Ulusunun iktisadi cihetten sağlam bir köşesi olmuştur. Coçı Ulusuna demir eşya başlıca buradan gelmiştir. Hanların çivi, kazan ve araba demiri gibi şeyleri oradan tedarik ettikleri, Rus kaynaklarında kayıtlıdır. Litvanyalılar katolikliği kabul eden Lehistan'la birleştikten sonra, güney ve batı Rusya şehirleri idaresinde Lehler vasıtasiyle Magdeburg kanunları tatbik edilmeğe başladı. Bu, Rusluk için yeni bir işti. Litvanya zayıflaştığında Moskova bir daha yükseldi ve bunun neticesinde Altın-Orda'nın başına 1480 yılında İvan III. tarafından indirilen darbe vaki oldu.

Tekrar Kırım Hanları meselesine gelelim. Böylece 1480 sıralarında Altın-Orda tam bir buhran içinde bulunuyordu. Fatih Kırım meselesinin Osmanlılar için ehemmiyetini müdrikti. «Kefe deryası sahilleri küffarı»'nı, yani Cenevizlileri oradan atmak için başladığı iş, «Ozu ötesindeki Firenkleri» tehlikesini önlemek için genişletilmek icap etti. Fakat Moskova'nın alacağı rol, o zaman henüz Osmanlılar için vazıh değildi. Bu cihetten Fatih Üçüncü İvan'ın dostu olan Mengli Gerey'in Altın-Orda'nın satvetine ve mevcudiyetine nihayet vermek işine mani olmadı. Ahmet. Han'a darılarak Mengli Gerey'le anlaşmış olan Şiban hanı İbak (İbrahim) ve Mangıt beyi Musa Bek, 1481 yılı başlarında (6 son kanunda) Don nehrine ansızın yaptıkları bir hücumla Ahmet Han'ı öldürdüler. İktisaden yükselmekte ve bu sayede birçok Tatar prenslerini ve beylerini kendisine çekmekte olan Moskova'ya istiklal kazandıran hadise, işte bu hadisedir. Camiüdüvel müellifi MÜNEC-CİMBAŞI, Toktamış'la Edüge, Temür-Kutlug ve Küçük Muhammed Han oğullarının Kırım hanlarıyla olan bu acıklı iç savaşlarının memleketi nasıl felakete sürüklediğim, bunun neticesinde Coçı Ulusunun harap olup, Tatar uruğlarının dağıldığını, birçok Tatar uruğlarının yabancı milletler arasına gidip karıştığını, birçoklarının da Kara Boğdan'a ve Macaristan'a gidip tanassur ettiğini, bize malûm olmıyan mühim bir kaynaktan alarak, anlatmıştır, Ruslar Altın-Orda'nın çökmesinden istifadede bir dakika bile geç kalmadılar ve Sibirya'ya sefer ederek 1483 yılında İrtış ve Obı nehirleri kıyılarına kadar geldiler ve o taraflardaki kuzey ticaret yollarını ele geçirdiler. Ahmet Han'ın yerine geçen oğlu Seyyid Ahmed Han (1481-1502) ile kardeşi Şeyh Ahmet Han, hep Mengli Gerey ile mücadele etmek mecburiyetinde kaldılar. 1485 yılında Seyyid Ahmet Han'ın kardeşi Mürtaza ve Mahmud Sultanlar adı geçen Mangıt beyi Temür Bek ile beraber Mengli Gerey'i savaşta müthiş bir hezimete uğrattılar. 1491 yılda Seyyid Ahmet Han bizzat Mengli Gerey üzerine yürüdü; fakat Rus knazı İvan III. Mengli Gerey'in kardeşi Nurdevletin yine Rus hizmetinde (Kasım kasabasında) bulunan oğlu Satılmış ile Kazan hanı Muhammed Emin'i Saray üzerine saldırttı; onlar da bu şehri bir daha yakıp yıktılar. Neticede Seyyid Ahmet Han'ın Mengli Gerey'e karşı olan teşebbüsü akim kaldı. 1502 de Mengli Gerey, Altın-Orda hanlığının ne kadar düşmanı varsa hepsini seferber ederek Saray'a hücum etti ve onu son defa olarak kamilen yakıp tahrip etti. Bununla Altın-Orda hanlığına nihayet yerilmiş oldu.

Temür-Kutlug neslinden gelen hanlar yalnız aşağı Edil'de ve Astarhan'da bir müddet hükümet sürebildiler. Seyyid Ahmet Han'ın savaşta ölümünden sonra han ilan edilen kardeşi Şeyh Ahmet Han, Mengli Gerey tarafından yenilerek takip edildiğinde, Türkiye'ye iltica etmek istedi. Fakat İkinci Bayazıd Mengli Gerey tarafını tuttuğundan, Şeyh Ahmed'i mülteci olarak kabul etmedi.

O da sonradan Mingkerman (Kiyev) a giderek Litvanyalılara dehalet etti. 1513 yılında Kazan hanı Muhammed Emin'e yazdığı bir mektupta, artık Rus'un da düşman olduğunu anlıyan ve devlet idaresi işlerini Rus düşmanı olan oğlu Muhammed Gerey'e terketmiş bulunan ihtiyar Mengli Gerey, son Altın-Orda hanı Şeyh Ahmet Han'ı mağlûp edip «küffar elinde esarette» yaşamağa mecbur etmiş olmasını, kendisinin büyük kahramanlığının neticesi gibi göstererek, öğünmektedir. Şeyh Ahmet Han'ın Astarhan'ı idare eden kardeşi ve yeğenleri mütemadiyen kendi aralarında harbettiler. Bu iç mücadelelerde Altın-Orda'nın temelini teşkil eden Tatar (yani Mogol, Doğu Türk, Kıpçak ve saire Türk) urukları son derece yıprandılar. Nihayet onların doğuya gitmiyenleri Kırım'a ve oradan Bucak (Basarabya) ve Dobruca'ya gelip yerleştiler. Bayazıd II. zamanında, 1512-1513 senelerin de buraya büyük muhaceretler vaki oldu. Bu da Altın-Orda'daki bu iç kavgaları neticesi idi. Kırım hanlarının asıl güvendiği kabileler: Şırın, Barın, Sıcıvut, Argın, Hıtay ve Kıpçak urukları idi. Zikri geçen Temür Bek ile kardeşlerine tabi tekmil oymaklar ile Edüge oğullarından «Mansur-oğlu» beylerine tabi kabileler, Akkerman taraflarına yerleştiler.

Kaynakça
Kitap: UMUMİ TÜRK TARİHİNE GİRİŞ
Yazar: A. ZEKİ VELİDİ TOGAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir