Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Dulkadir Beyliği ve Dulkadir Beyliği Döneminde Maraş

Burada Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri hakkında konular bulabilirsiniz

Dulkadir Beyliği ve Dulkadir Beyliği Döneminde Maraş

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 20:46

DULKADİR BEYLİĞİ DÖNEMİ

Kaynaklarda çok çeşitli okunuşu olan Dulkadir adının, Abdülkadir veya buna benzer bir adın Türkmen telaffuzuna uydurulmuş şekli olduğu tahmin edilmektedir.
Halep'ten başlayarak Amanoslar'ın doğusundan Tohma vadisine kadar uzanan bölgede yurt tutan Dulkadir Türkmenleri, Oğuzların Bozok koluna mensuptular. Dulkadirli halkını teşkil eden cemaatler ise çoğunlukla Bayat, Avşar ve Beydili boylarından idiler. Ancak Dulkadir Beyleri'nin bu boylardan hangisine mensup oldukları bilinmemektedir.

Karaca Bey (Beyliğin Kurucusu)

Maraş ve Elbistan arasında Bozok ve Ağaçeri Türkmenlerini etrafına toplayan Dulkadir oğlu Karaca Bey, 1335 yılı Mayısında beş bin altı ile Çukurova'daki Ermeniler üzerine bir akın yaparak zengin ganimetle Elbistan'a döndü. Aynı yörede Türkmen reislerinden biri olan Taraklı Halil, 1337 yılında Karaca'nın karşısına rakip olarak çıkarak Halep valisi vasıtasıyla Memluk Sultanı Muhammed Nasır'-dan Elbistan şehrinin hakimiyet menşurunu (beratını) elde etti. Karaca, oğlu Halil'i Taraklı Halil üzerine göndererek rakibini mağlub edip şehri ele geçirdi. Taraklı Halil, Halep valisi Altunboğa'nın himayesine sığınırken Karaca da, Şam valisi Tengiz'in desteğini talep etti. Nihayet Halep ve Şam valilerinin durumu Memluk Sultanına arzetmeleri üzerine. Melik Nasır Muhammed tarafından Kahire'ye çağrılan her iki Türkmen reisinden Karaca tercih edilerek kendisine, Maraş ve Elbistan yöresindeki Türkmenlerin beylik menşuru verildi. Böylece 1337 yılında Memluklar'ın himayesi altında yaklaşık iki asır kadar devam edecek olan Dulkadir Beyliği'nin temeli atılmış oldu.

İlhanlı şehzadeleri arasında başlayan kanlı mücadele sonucu Anadolu'da Moğol hakimiyetinin çökmesinden faydalanan Karaca Bey, bir baskınla kuzeyde Eretneliler'in elinde bulunan Darende'yi ele geçirdi, Ağustos 1338. Ertesi yıl Eretne Bey intikam almak için Karaca Bey üzerine yürüdü ise de yenilip geri çekildi. Memluk Sultam Naşirin aracılığı ile her iki taraf arasında barış yapıldı. Karaca Bey bir taraftan da, kendisine karşı çıkan ve Dulkadirli oymaklarını taciz eden Taşgun ile mücadele etti. Şam valisi Tengiz'in Halep valisi Altınboğa'ya yaptığı baskı üzerine Taşgun hapse atıldı.

Karaca Bey, Şam Valisi Tengiz'in teşviki ile 1340 yılında yeniden Eretne'ye ait bölgeleri yağmalamaya başladı. Eretne'nin şikayeti üzerine Tengiz, Mısır'a çağrılarak İskenderiye'de hapse atılıp daha sonra da katledildi. Dostu ve hamisi Tengiz'in öldürülmesine üzülen Karaca Bey, Memluk Devleti ile ilişkilerini kestiği gibi, 1341'de Sultan Nasır'ın ölümünü müteakip Mısır'da çıkan karışıklıktan faydalanarak Memlukların tabiiyetinden kurtulmaya çalıştı; Eretne ile dostluk kurup Halep'i ele geçirmek istedi. Tam bu sırada Halep valisi Taştimur da Mısır'da Sultan Ebubekir'i devirip Eşref Küçük'ü tahta çıkararak iktidarı ele geçiren Emirü'l-asâkir Kosun'a karşı isyan etti. Karaca Bey, Taştimur'a yardım ederek onunla işbirliği yapmaya başladı. Mısır'da Kosun'un katledilmesi üzerine Taştimur ordu komutanlığı görevine davet edilince, onunla birlikte Kahire'ye gitti. Fakat Taştimur'un kısa bir süre sonra tutuklandığım gören Karaca Bey, ülkesine dönerek yeniden Halep'e doğru akın yapmaya başladı. 1343 yılında Eretne'nin Çobanlı Şeyh Hasan'ı Karambük'-te yenerek ele geçirdiği ganimetleri Halep'e taşıyan kervanın yolda Dulkadirliler tarafından soyulması, Karaca Bey'in Memluklar ile arasını büsbütün açtı. Halep valisi Yelboğa büyük bir kuvvetle Dul-kadirliler üzerine yürüdü. Karaca Bey, Halep kuvvetlerini çekildiği Düldül dağı eteklerinde karşılayarak büyük bir bozguna uğrattı. Ancak misillemeden çekindiği için ele geçirdiği esirleri ve ganimetleri Kahire'ye göndererek sorumluluğu Halep valisine yükleyip Memluk Sultanından özür diledi. Sultan Melik Salih, onun özürünü kabul ederek Beylik fermanını yeniledi.

Karaca Bey 1345 yılında Ermeniler'den Geben kalesini aldı. Fakat Halep valisi Arıktay'ın fethedilen yerlerin Memluk Sultanı adına kendisine teslim edilmesini istemesi üzerine, arada çıkan anlaşmazlıktan faydalanan Ermeniler, ertesi yıl Geben'i geri aldılar. 1347'de Halep valiliğine Karaca Bey'in dostu olan Argunşahin tayin edilmesi Dulkadirliler'i memnun etti. Fakat ertesi yıl Arıktay'ın tekrar Halep valisi olmasına, Argunşahin da 1349'da öldürülmesine kızan Karaca Bey, Memluklara itaatten vazgeçti. 1351 yılında Kahire'deki saltanat değişikliği üzerinç, ertesi yıl Suriye valilerinin ayaklanmalarını destekleyen ve onların ülkesine iltica etmelerim sağlayan Karaca Beyin yerine Dulkadirliler'in başına Ramazan Bey getirilmek istendi. Geleceğinden endişe duyan Karaca Bey, yanında bulunan asi Suriye valilerini Memluklar'a teslim etmek zorunda kaldı. Buna rağmen Mısır'da iktidara hakim olan Emir Taz ve Şeyhu, Karaca Beyi cezalandırmak için Dulkadirliler üzerine sefer açtılar. Büyük bir Memluk ordusu 1353 yazında önce Elbistan'a, oradan da Düldül dağı eteklerine giderek Dulkadir kuvvetlerini kuşatmaya başladılar. Büyük bir zayiat veren Karaca Bey, Kayseri yönüne doğru kaçmayı başardı ise de, Eretne oğlu Mehmed tarafından yakalanarak Memluklar'a teslim edildi. Kahire'ye götürülen Karaca Bey 11 Aralık 1353 tarihinde idam edildi.

Halil Bey

Karaca Bey'in öldürülmesinden sonra Dulkadir Beyliği'nin başına oğlu Halil Bey geçti. Memluk Devleti, Karaca Bey'in yerine Ramazanoğlu'nu getirmek istedi ise de, Bozok Türkmenleri'nin direnişi üzerine 1355 yılında Halil'in Dulkadir Beyi olmasını kabul etmek zorunda kaldı.

Halil Bey, Eretne'nin ölümünden sonra onun ülkesinde çıkan karışıklıktan faydalanarak, babasını memluklar'a teslim eden Eretne oğlu Mehmed Bey'den intikam almak istedi. 1360 yılında Türkmen reislerinden Ömer Bey Eretneliler'den Malatya'yı alırken Halil Bey de ülkesinin sınırlarını Zamantı'ya kadar genişletti. Ömer Bey aynı yıl içinde ölünce Halil Bey Malatya'yı da ülkesine katmak istedi ise de, halk şehri Memluklar'a teslim etti. Malatya'ya tayin edilen memluk valilerini yenerek şehri kuşatan Halil Bey, üzerine Suriye'den kuvvet sevkedilince kuşatmayı kaldırarak Elbistan'a döndü.

1364 yılında Memluklar Eretne ülkesinde çıkan ayaklanmaları bastırmak üzere harekete geçince, Halil Bey de Memluklar'ın elinde bulunan Harput'u zaptederek tekrar Malatya'yı tehdit etmeye başladı. Mısır hükümeti 1366'da Halil Bey'i tenkil için Halep valisi emrinde Harput'a bir kuvvet yolladı. Uzun bir kuşatmaya rağmen Dul-kadirliler kaleyi teslim etmediler. Fakat, ertesi yıl Suriye'den sevkedilen daha kalabalık bir ordunun Harput'a gelmesi üzerine, şehri Memluklar'a teslim etmek zorunda kaldılar. Mamafih, Halil Bey on yıl sonra Harput'u yeniden ele geçirdi. Mısır'da gerçek iktidarı elinde bulunduran Memluk orduları komutam Berkuk, 1378'de Mübarekşah emrindeki Halep kuvvetlerini Dulkadirliler üzerine şevketti. Mübarekşah savaş meydamnda katledildiği gibi, onun arkasından gönderilen Malatya valisi Hattat Yelboğa da, Halil Bey kuvvetleri karşısında yenik düştü. 1379 yılı başlarında Halep valisi Timurbay kumandasında gönderilen Memluk kuvvetleri ise Ayas (yumurtalık) ta Dulkadirli ve Ramazanlı Türkmenlerinin müşterek taarruzları karşısında hemen tamamen imha edildi. Aynı yılın sonlarında, Büyük Hacib Çöğen komutasında gönderilen daha büyük bir orduyu Maraş önlerinde karşılayan Halil Bey, büyük bir zafer daha kazandı. Dulkadirliler bu zaferden sonra Amik ovasına ve Tizin'e kadar inip oradan da Halep civarını yağmalamaya başladılar. Gücü, günden güne artan Halil Bey, 1380 yılında Eretne'nin torunu Alaaddin Ali'nin veziri Kadı Burhaneddin, Erzincan'ı kuşatınca oğlu İbrahim'i şehrin hakimi Mutahharten'in yardımına gönderdi. Akkoyuntu Mutahharten Dulkadirliler sayesinde Kadı Burhaneddin kuvvetlerini püskürtmeye muvaffak oldu.

Diğer tarafdan Memluklar, Dulkadirliler'e karşı yeniden büyük bir sefer hazırlığına giriştiler. Nihayet bütün Suriye valilerinin katıldığı büyük bir Memluk ordusu, 1381 yılı yazında Antep'ten geçerek Maraş'a ulaştı, Düşmanı şehrin önlerinde karşılayan Halil Bey'in kardeşi Şevli Bey'in emrindeki Dulkadirliler büyük bir mücadeleye rağmen bu defa yenilgiye uğradılar. Maraş'ı terkederek Elbistan'a çekilen Şevli Bey, Memluklar'ın takibi üzerine Fırat'ı geçerek Harput'ta bulunan Halil Bey'e ulaştı. Malatya'ya kadar gelen Memluk ordusu, Fırat'ı geçmeye cesaret edemediğinden Halep'e döndü. Dulkadirler'in yenilgisi üzerine onlara yardım etmiş olan İbrahim Bey Memluklardan özür diledi. Yenilmiş ve desteksiz kalmış olan Halil Bey ile kardeşi Şevli de, Memluklar'a itaatlerini sunmak zorunda kaldılar. Fakat Memluklar, Dulkadir Beyi'nin itaatini kabul etmedikleri gibi Elbistan'a yeni bir vali göndermeye teşebbüs ettiler. Bunun üzerine Halil Bey, Amik civarındaki Türkmenlerin reisi Özeroğlu ile Halep'e doğru saldırıya geçti. Şehrin valisi Yelboğa Nasırı, emrindeki kuvvetlerle 1382 yılında Dulkadirliler'i Darende yakınlarındaki Arslantaş geçidine kadar takip ederek geri döndü.

Halil Bey bir taraftan Eretne hanedanına son vererek Sivas'ta hükümdarlığını ilan eden Kadı Burhaneddin ile, diğer taraftan da Ramazanoğulları ile dostluk tesis ederek onların yardımlarıyla Maraş ve Elbistan'a yerleşmiş olan Memlukları 1384 yılında uzaklaştırarak tekrar güçlenmeye başladı. Ancak Halep valisi, Dulkadirliler üzerine yürüyerek Maraş ve Elbistan'da yeniden Memluk hakimiyetini tanıttı. Memluklar karşısında başarısızlık, Halil Bey ile kardeşleri arasında geçimsizliğe yol açtı. Önce Şevli Bey, daha sonra da İbrahim, Osman ve İsa, ağabeyleri Halil Bey ile bozuşarak Memluklara iltica ettiler. Halil Bey'i bir türlü ele geçiremeyen memluk Sultam Berkuk onu bir suikast ile ortadan kaldırmaya karar verdi. Nihayet 1386 yılı baharında onun talimatı üzerine Halil Bey, yakım Yağmur oğlu İbrahim ve maiyeti tarafından hançerlenerek öldürüldü.

Kaynakça
Kitap: KARAPAPAK VE TEREKEMELERİN SİYASİ VE KÜLTÜR TARİHİNE GİRİŞ
Yazar: Orhan YENİARAS
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DULKADİR BEYLİĞİ ve DULKADİR BEYLİĞİ DÖNEMİNDE Maraş

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 20:46

Şevli Bey

Halil Bey'in katlinden sonra Dulkadir Beyliği'nin başına kardeşi Şevli Bey geçti. Diğer kardeşleri Kahire'de tutuklu bulunuyordu. Sultan Berkuk, Şevli Bey'i de ele geçirerek Dulkadirli ülkesini tamamen hakimiyeti altına almak istiyordu. Bu amaçla derhal Şevli Bey üzerine bir ordu şevketti. Memluk kuvvetlerini Göksun'da karşılayan Şevli Bey galip gelerek düşmana büyük bir zayiat verdirdi. Yenilgi haberini alan Memluk Sultam, Şevli Bey'in karşısına rakip olarak çıkarmak üzere kardeşleri İbrahim ve Osman'ı serbest bıraktı. Kardeşleri, Şevli Bey'e karşı çıkmadılar. Sultan Berkuk'un desteklediği Yağmur oğlu İbrahim ise, 1387 yılı ilkbaharında Maraş önlerinde Şevli Bey karşısında büyük bir hezimete uğradı. Neticede Sultan Berkuk da, Sevli'nin beyliğini tanımak zorunda kaldı. Ancak bu defa da Şevli Bey ile mücadeleye girişen maktul Halil Bey'in oğlu Nasreddin Muhammed'i desteklemeye başladı. Nasreddin Mehmed Bey, Memlukluklar'ın Kozan valisinden aldığı yardımla 1389 yazında amcası Şevli Bey'i büyük bir yenilgiye uğrattı. Şevli Bey Develi'ye kaçtı. Dönüşünde Çerkeş Memluklarım Mısır'da iktidara getirmiş olan Berkuk'a karşı ayaklanan Malatya valisi Mintaş ve Halep valisi Yelboğa Naşiri ile ittifak yaptı. Yelboğa Kahire'ye kadar giderek Berkuk'u tahttan indirip yerine Kalavun soyundan Hacı'yı çıkardı. Fakat kısa süre sonra Yelboğa da Mintaş tarafından tutuklanarak hapsedildi. Mintaş'ın bu hareketine Halep valisi Gümüşboğa karşı çıktı. Şevli Bey dostu Mintaş'a yardım için Halep civarını yağmaladı. Ancak Suriye'de Mintaş'ı mağlup eden Berkuk Mısır'da yeniden tahtı ele geçirdi. Mintaş Mısır'dan gönderilen kuvvetlerle mücadeleye devam ederken, 1390 yazında Şevli Bey de kardeşi Osman ile Memluklar'ın elinde bulunan Antep şehrini kuşattı. Fakat şehrin kalesini ele geçiremediğinden Elbistan'a dönüp esir olarak tuttuğu memluk kumandanlarım Mısır'a iade ederek Sultan Berkuk'un itaatini kabul etti. 1391 yılında Mintaş gailesine son vermek üzere Şam'a gelmiş olan Berkuk'a, ele geçirmiş olduğu Kozan şehrinin anahtarlarını yolladı.

Şevli Bey yine de Sultan Berkuk'a itaat etmeyi kendisine yedirememişti. Birkaç yıl sonra Timur Anadolu'ya girip Avnik kalesini kuşatınca, ona haber göndererek Suriye'nin fethine teşvik etti. Bu teşebbüsü haber alan memluk Sultam, Şevli Bey'den intikam almak için Dulkadirliler üzerine yeni bir sefer düzenledi. Halep valisi Çolpan kumandasında hareket eden bir ordu, 1395 Mart'mda Dulkadirliler'i büyük bir yenilgiye uğrattı. Artık Suriye taraflarına akın yapmaya cesaret edemeyen Şevli Bey, gözünü Kadı Burhaneddin ülkesine çevirdi. Dulkadir halkına mensup Ağaçeri Türkmenleri'nin saldırı ve yağmalan bölgelerarası ticaret yapan Sivaslı tüccarlara yönelince Kadı Burhaneddin, Şevli Bey'i tehdit etmeye başladı. Fakat 1398 yılında Kadı Burhaneddin, Akkoyunlu Kara Yülük Osman tarafından katledilirken Şevli Bey de, Sultan Berkuk'un hazırladığı bir suikastin kurbanı oldu.

Sadaka Bey

Şevli Bey'in yerine, Memluk Sultanının tasvibi ile oğlu Sadaka geçti. Ancak amcasının oğlu Nasreddin Mehmed Bey taht için kendisiyle amansız bir mücadeleye girişti. Nihayet Kadı Burhaneddin Devleti'ne son veren Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezıd, işe müdahale ederek 1399 yazında Sadaka'yı Elbistan'dan sürüp beyliğin başına Nasreddin Mehmed Bey'i getirdi.

Nasreddin Mehmed Bey

Yıldırım Bayezid'in yardımı ile tahtı ele geçiren Mehmed Bey, amcası Şevli Bey'in aksine Timur'a karşı düşmanca tavır takındı. O, 1400 yılında Sivas'ı kuşatan Timur kuvvetlerini yıpratmaya çalıştı. Sivas'ın düşmesinden sonra Timur, oğlu Şahruh Bey'i Mehmed Bey'den intikam almak için Elbistan'a yolladığı gibi ertesi yıl Suriye seferinden dönüşte de Halep civarında Tedmur yakınlarında kışlayan Dul-kadir Türkmenleri üzerine baskın yaptırdı.

Timur'un uzaklaşmasından sonra, Suriye'de ayaklanan Halep ve Şam valilerinin tenkiline yardımcı olan Mehmed Bey'in kardeşi Alaaddin Ali Bey, Memluklar tarafından 1402'de Antep valiliğine tayin edildi. 1405 yılında Mehmed Bey Darende'yi alırken, Memluk kumandanlarından Cekem de Antep'i Ali Bey'in elinden aldı ise de, onun iki yıl sonra Akkoyunlu Kara Yülük ile mücadele ederken Urfa önlerinde öldürülmesi üzerine şehri yeniden ele geçirdi. Fakat 1409 yılında ayaklanan Şam valisi Nevruz'a yardım ettiği için üzerine gönderilen Memluk Kuvvetlerine Antep'i terkederek Maraş'a çekilmek zorunda kaldı. Ertesi yıl Memluk Sultam Ferec'in, Nevruz ve maiyetini yakalamak için sefere çıkarak Elbistan'a kadar geçmesi üzerine, Nas-reddin Mehmed Bey ve kardeşi Alaaddin asilere yardım etmekten vazgeçtiler. Fakat 1411 yılı sonlarında Nasreddin Mehmed Bey, Halep valisi Şeyh'in teklifi ile Antep'i zaptederek ülkesine kattı ve karşılığında ona yardım ederek Ferec'ten sonra Mısır'da iktidarı ele geçirmesinde rol oynadı.

Nasreddin Mehmed Bey kızlarından birini Osmanlı şehzadesi Çelebi Mehmed'e vermişti. Oğlu Süleyman'ı Çelebi Mehmed'in yanına göndererek onun, 1412 yılında Musa Çelebi'yi yenerek tahtı ele geçirmesine yardımcı oldu.

Dulkadirliler'in Osmanlılar'la dostluk ilişkisi Memlukları endişelendirmeye başladı. Sultan Şeyh 1414 yılında sefere çıkarak, daha önce kendi rızası ile verdiği Antep şehri ile Darende'yi Dulkadirliler'in elinden geri aldı. Memluk sultanına kızan Mehmed Bey, biraz sonra Şam valisi Kanibey isyan edince oğullarından birini gizlice ona yardıma gönderdi. Fakat kısa sürede isyan bastırıldığı gibi oğlu da yakalanarak Kahire'ye götürüldü. Mehmed Bey'in eşi Hatice Hatun, oğlunu kurtarmak için 1417'de Kahire'ye giderek Memluk Sultanına Dulkadirliler'in itaatini arzetti. Fakat Mehmed Bey, eşi ve oğlu döner dönmez Darende'yi geri aldığı gibi Besni'yi de ülkesine kattı. Mehmed Bey'e çok kızan Sultan Şeyh, aynı yılın yazında sefere çıkarak Darende, Besni ve Harput şehirlerini Dulkadirliler'in elinden alıp beyliğin başına, daha önce kendisine itaatini sunmuş olan Alaaddin Ali Bey'i getirdi. Ancak Mehmed Bey, Şeyh'in dönüşünü müteakip Beyliğin başına tekrar geçti. O sırada Karamanlılar ile bozuşmuş olan Memluk Sultanı, Mehmed Bey'in tahtı ele geçirmesine ses çıkarmadı, hatta onu Karaman seferine davet etti. 1419 yılı ilkbaharında sefere çıkan Memluk kuvvetleri Kayseri'yi Karamanlılar'dan alarak Dulkadirliler'e teslim etti.

Memluk kuvvetlerinin çekilmesini müteakip Karamanoğlu Mehmed Bey, Dulkadirliler'e kaptırdığı Kayseri'yi geri almak için şehri kuşatmaya aldı ise de, Dulkadir hükümdarı Mehmed Bey'e yenilerek esir düştü ve Kahire'ye gönderildi.

1421 yılında Memluk Sultanı Şeyh'in ölümü üzerine Suriye'de çıkan karışıklıktan faydalanan Nasreddin Bey'in yeğeni İbrahim oğlu Tuğrak Malatya'yı zaptetti. Kardeşi Alaaddin Ali Beyde, Suriye'de bulunan saltanat naibi Tatar'ı ziyaret ederek Dulkadir Beyliği'nin kendisine verilmesini temin ettiği gibi, Antep ve Darende'nin de ülkesine katılmasını sağladı. Fakat kardeşi' Mehmed Bey'e karşı giriştiği mücadeleyi kaybeden Alaaddin Ali Bey, 1425 yılında Mısır'a kaçmak zorunda kaldı. Sultan Barsbay'dan yüz bulamayan Alaaddin Ali Bey, Maraş'a döndükten sonra Halep bölgesini yağmaladığından, 1426 yılında Memluklar tarafından Antep'te yakalanarak idam edildi. Tuğrak ise Mısır'a giderek itaatini sunduğundan kendisine Humus valiliği verildi.

Nasreddin Mehmed Bey'in oğlu Kayseri valisi Hasan, Karamanoğlu Nasreddin Mehmed Bey'in Antalya kuşatması esnasında öldürülmesinden faydalanarak Develi, Ortaköy ve Ürgüp şehirlerini ele geçirerek, Niğde ve Aksaray'a akın yapmaya başladı. Kızılkoca Türkmenleri ile Osmanlı ülkesinde de yağmacılık yapan Hasan, onların Tokat valisi Yörgüç Paşa tarafından tenkil edilmesini müteakip faaliyetine son verdi.

1435 yılında Nasreddin Mehmed Bey'in oğlu Feyyaz ile yeğeni Hamza'nın Maraş'ta çatışmalarından faydalanan Karamanoğlu İbrahim Bey, büyük kuvvetlerle taarruza geçerek Mehmed Bey'i yenip Kayseri'yi Dulkadirliler'in elinden geri aldı. Dulkadirliler Kayseri'den başka Ürgüp, Karacahisar, Develi ve Uçhisar şehirlerini de Karamanlılar'a terketmek zorunda kaldılar. Osmanlılara karşı Karamanoğullarının güçlenmesini isteyen Memluklar olaya müdahale etmediler.

Memlukların suskunluğuna kızan Nasreddin Mehmed Bey, uzun zamandan beri Osmanlıların himayesinde bulunan Sultan Barsbay'ın can düşmanı Canibey Sofi'ye arka çıktı. Canibey'i ele geçirmek isteyen Sultan Barsbay, Halep valisi Tantıbirmiş komutasında büyük bir orduyu Dulkadirliler üzerine sevk etti. 1436 ilkbaharında Elbistan'ı yağmalayan Memluk ordusu nihayet Antep'te Dulkadirlileri büyük bir yenilgiye uğrattı. Memluk ve Karamanlı kuvvetleri tarafından takip edilen Nasreddin Mehmed Bey ve Canibey, Akdağ'a kaçarak Osmanlılar'a sığındılar. Nasreddin Mehmed Bey, oğlu Süleyman'ı o sırada Gelibolu'da bulunan II. Murad'a göndererek Karamanlılara karşı yardım istedi. Nihayet Osmanlılarin desteği ile 1437'-de Kayseri'ye yürüyerek kısa bir kuşatmadan sonra şehri ele geçirdi. Kuşatma sırasında Maraş'ta bulunan Canibey ise Memluk kuvvetlerinin baskınına uğrayarak kaçıp Akkoyunlular'a sığındı, fakat çok geçmeden Kara Yülük'ün oğulları tarafından katledildi.

Canibey yüzünden bozulmuş olan Dulkadirli-Memluk ilişkileri Sultan Barsbay'ın ölümünden sonra düzelmeye başladı. Barsbayin oğlu Yusuf'u kısa zamanda devirerek Memluk tahtına çıkan Çakmak, Canibey'den dul kalan Nasreddin Mehmed Bey'in kızı ile evlendi, 1440. Bu evlilik sayesinde Dulkadirliler 1429'da Akkoyunlular'a kaptırdıkları Harput'u geri aldılar.
Nasreddin Mehmed Bey 1442 yılında seksenini aşkın bir yaşta vefat etti ve yerine oğlu Süleyman geçti.

Süleyman Bey

Süleyman Bey'in saltanatı sulh ve sükûn içinde geçti. Osmanlı ye Memluk sultanları ile yeniden kurulan evlilik bağları, her iki devletle babası zamanında başlayan dostluk ilişkilerini daha da güçlendirdi. 1450 yılında kızlarından Sitti Hatun'u II. Murad'ın oğlu geleceğin Fatih'i şehzade Mehmed ile evlendiren Süleyman Bey, diğer bir kızım da 1449'da ölen kızkardeşinin yerine Sultan Çakmak'a verdi. Böylece tesis edilen iki taraflı akrabalıkla Dulkadirliler batıda Karamanlılar'dan, doğuda da Akkoyunlu ve Karakoyunlular'dan gelecek tehlikeyi önlemiş oluyorlardı. Hatta Akkoyunlu ve Karakoyunlu mücadelesinden faydalanan Dulkadirliler, doğuda birtakım kaleleri ele geçirmeye çalıştılar. Ancak Çemişkezek kuşatması başarısızlıkla sonuçlandı.
Zevk ve sefaya düşkün olan ve aşın şişmanlıktan ata dahi bineme-yen Süleyman Bey 1454 yılında öldü.

Melik Arslan

Süleyman Bey'in yerine geçen Melik Arslan, babası gibi bir taraftan Osmanlılar, diğer taraftan da Memluklar ile dostluk ilişkilerini devam ettirmeye çalıştı. Fakat batıda Karamanlılar doğuda da Akkoyunlular, barış içinde yaşamayı tercih eden Dulkadir beyini rahat bırakmadılar. Karamanlılar Kayseri şehrini Dulkadirliler'den geri almışlardı. Karamanoğlu İbrahim Bey'in 1464 yılında ölümünden sonra Karaman ülkesinde çıkan karışıklıklığı fırsat bilen Melik Arslan, şehri ele geçirmeye teşebbüs etti. Ancak, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın Karamanlılara yardım etmesi üzerine Dulkadirliler geri çekildi. Memluklar in da tasvibi ile Karaman tahtına İshak Bey oturtuldu. Ertesi yıl Fatih işe müdahale ederek İshak Bey'i Karaman tahtından uzaklaştınp yerine kendi taraftarı Pir Ahmed Bey'i getirince, Memluk Sultam Hoşkadem Dulkadirliler'den İshak Bey'e yardım etmelerini istedi ise de, Melik Arslan bu isteği yerine getirmedi. Bunun üzerine Memluk Sultam da, Uzun Hasan'ın fırsattan istifade Dulkadirliler'in elinde bulunan Harput'u ele geçirmelerine ses çıkarmadı. Hatta Melik Arslan'ın Osmanlılar'a yaklaşmasından hoşlanmayan Sultan Hoşkadem, onu bir suikastle ortadan kaldırmaya karar verdi. Nitekim Melik Arslan 1465 yılı güzünde Elbistan'da camide ibadet ederken bıçaklanarak öldürüldü.

Şahbudak Bey

Melik Arslan'dan sonra Dulkadir Beyliği'nin başına Memluklarin desteklediği Şahbudak Bey geçti. Fakat Dulkadir Türkmenleri'nin ileri gelenleri, Şahbudak Bey'i kardeşinin katlinde parmağı olduğu gerekçesiyle istemediler. Fatih'e müracaat ederek daha önce Osmanlılar'a sığınan ve Çirmen Sancak beyliğine tayin edilmiş olan Melik Arslan'ın diğer kardeşi Şehsuvar Bey'in gönderilmesini istediler. Bunun üzerine Memluklar'a karşı Dulkadirliler'i himayesine almak isteyen Osmanlı padişahı bir fermanla Şehsuvar Bey'i, "vaktiyle babası Süleyman Bey'in elinde ve tasarrufunda olan vilayetler ile Bozok ve Artuk Abad (Artova)'ı da vererek Bozok ve Dulkadir Türkmenleri'nin başına Bey nasbetti". Bu suretle Şehsuvar Bey, Fatih'in desteği ile kardeşi Şahbudak üzerine yürüyerek, onu 1466 ilkbaharında Zamantı kalesi önlerinde hezimete uğrattıktan sonra tahtı ele geçirdi.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: DULKADİR BEYLİĞİ ve DULKADİR BEYLİĞİ DÖNEMİNDE Maraş

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 20:46

Şehsuvar Bey

Şehsuvar Bey başa geçer geçmez Memluk Sultam Hoşkadem kendisini itaate davet etti. Fakat O, Fatih Sultan Mehmed'in testeği ile tahtı ele geçirdiği için Memlukların metbuluğunu kabul etmedi. Bunun üzerine Memluklar Şehsuvar Bey'in karşısına amcası Rüstem Bey'i çıkardılar. Şehsuvar Bey, amcasını bertaraf ettiği gibi memlukların elinde bulunan Besni, Gerger, Birecik ve Rumkale şehirlerini de zaptetti. Sultan Hoşkadem, Dulkadir beyini cezalandırmak için Şam valisi Berdi Bey komutasındaki bir orduyu Elbistan'a doğru seferber etti. Ancak, Şahbudak Bey'in kılavuzluk ettiği Memluk ordusu önce 1467 yılı sonbaharında Berdi Bey komutasında Göksün yakınlarında Turna dağı eteklerinde, 1468 yılı ilkbaharında da Emir Kulaksız komutasında Antep yakınlarında, Şehsuvar Bey kuvvetleri karşısında büyük bir hezimete uğradı. Bu başarıdan sonra Şehsuvar Bey, Memluklar'a yardım etmiş olan Ramazanoğulları üzerine yürüyerek Feke ve Kozan kalelerini ele geçirdi. Bir taraftan da Memluk-larin elinde bulunan Darende'yi muhasara altına alan Dulkadir beyi artık Suriye halkım da itaate davet etmeye başlamıştı. 1468 yılı sonbaharında Darende kalesi Dulkdirliler'in eline düşünce Şehsuvar Bey, Sultan Kayıtbay'a barış teklifinde bulundu ise de, Kayıtbay teklifi reddederek ilkbaharda Dulkadirliler üzerine Emir Özbey komu-tasında yeni kuvvetler şevketti. Fakat Şehsuvar Bey, Kadirli (Kars) ye çekilerek Memluk kuvvetlerine baskın yapıp zayiat verdirdiğinden Emir Özbey dönmek zorunda kaldı. Memluklar'ın bu seferinden faydalanan Ramazanoğlu daha önce Dulkadirliler'in eline geçmiş olan Kozan'ı geri aldı. Şehsuvar Bey Memluklar'a Antep'i vermeyi teklif ederek karşılığında yeniden barış teşebbüsünde bulunmasına rağmen bir netice alamadı. Bunun üzerine Memluklar'la işbirliği yapan Ramazan-oğullanna karşı taarruza geçerek Kozan'ı alıp Ayas (Yumurtalık) Adana ve Tarsus'u işgal etti, Haziran 1470. Şehsuvar Bey'in Ramazanoğullarına ait Çukurova'ya inmesi ve oralara hakim olması Sultan Kayıtbayi çok korkuttu. 1471 ilkbaharında Şehsuvar Bey'e karşı Emir Yeşbey tekrar sefere çıktı. Ramazanlı, Gündüzlü ve İnallu Türkmenlerinin de katılması ile kuvvetleri artan Yeşbey, Antep'i ele geçirdikten sonra, güneye dönerek Dulkadirliler'in işgalinde bulunan Ayas, Adana ve Tarsus'u kurtarıp Kadirli'ye çekilmiş bulunan Şehsuvar Bey üzerine yürüdü. Şehsuvar Bey, Memluk kuvvetlerini Savron deresinde karşıladı ise de mağlub olup daha kuzeye çekildi. Yeşbey Kadirli ve Kozan'dan da Dulkadirliler'i çıkardıktan sonra mevsim bir hayli ilerlediğinden Halep'e döndü. Ertesi yıl ilkbaharda yeniden sefere çıkan Yeşbey, Şehsuvar Bey'i Zamantı kalesine kadar takip etti. Memluk Sultanı Kayıtbay daha önce Fatih Sultan Mehmed'e bir elçi göndererek Şehsuvar Bey'e yardım etmemesini rica etmişti. Fatih de zaten Şehsuvar Bey'e Karaman seferine katılmadığı için kızgındı. Böylece desteksiz kalmış olan Şehsuvar Bey, sığındığı Zamantı kalesinde Memluk kuvvetleri tarafından kuşatılarak ele geçirildi. Kahire'ye götürülerek idam edildi, 1472.

Şahbudak Bey (İkinci Saltanatı)

Şehsuvar Bey yakalanarak Mısır'a götürülürken Şahbudak Bey ikinci kez Dulkadir Beyliğinin başına geçti. Akkoyunlu Uzun Hasan'ın himaye ettiği Melik Arslan oğlu Kılıç Arslan tahtı ele geçirmeye teşebbüs etti ise de, hamisinin 1473'de Otlukbeli'nde Fatih tarafından yenilmesi üzerine ümidini kaybetti. Memluk Sultanı Kayıtbay'a itaat eden Şahbudak Bey'in karşısına nihayet diğer kardeşi Alaüddevle Bey çıktı. Fatih Sultan Mehmed'den yardım alan Alaüddevle Bey 1480 yılında Şahbudak Bey'i yenerek Dulkadirli tahtını ele geçirdi.

Alaüddevle (Bozkurt) Bey

Fatih'in ölümünden sonra yerine geçen oğlu II. Bayezid, Alaüddevle Bey'in kızı ile evli idi. Alaüddevle Bey damadına karşı mücadele eden Cem Sultanın takibine çıktı. Onun Mısır'a kaçmasından sonra Memluklar'ın elinde bulunana Malatya'yı kuşattı. Sultan Kayıtbay derhal Dulkadirliler'e karşı bir sefer açtı. Fakat Alaüddevle Bey, Yakup Paşa komutasında yardıma gönderilen Osmanlı kuvvetleri ile birleşerek 1484'de Memluk ordusunu büyük bir yenilgiye uğrattı. Bundan sonra Alaüddevle Bey yüzünden Osmanlılar ile Memluklar'ın arası iyice bozuldu. Her iki devlet arasında Çukurova'da başlayan savaş altı yıl sürdü. Karagöz Paşa, Hersek Ahmed Paşa ve Hadım Ali Paşa komutasında sevkedilen Osmanlı kuvvetleri Memluklar karşısında hep mağlub oldu. Alaüddevle Bey Osmanlı komutanlarının yardım çağrısına rağmen her defasında bir bahane bularak seferlere katılmadı. Nihayet Osmanlılar, Alaüddevle Bey'in karşısına Memluklarin elinden kaçarak yanlarına sığınmış olan Şahbudak Bey'i çıkardılar. Fakat Alaüddevle Bey rakibi Şahbudak'ı Kırşehir'de büyük bir yenilgiye uğrattı, 1489. Ertesi yıl Memluk kuvvetlerini Kayseri'nin fethine teşvik etti. Emir Özbey komutasında bir süre Kayseri'yi kuşatan Memluk kuvvetleri Osmanlı ordusunun yaklaşmakta olduğunu öğrenince geri çekildi. Alaüddevle Bey her iki devletin çatışmasını menfaatına uygun bulmuştu. Ancak 1491 yılında Tunus elçisinin aracılığı ile Osmanlı-Memluk savaşı son buldu ve barış yapıldı. Bundan sonra Dulkadir beyi de her iki tarafla dost geçinmeye çalıştı.

Alaüddevle Bey 1498 yılında Suriye'de ayaklanan Memluk Emirlerinden Akbirdi'ye yardım etti. Fakat Akbirdi'nin başarısızlığı üzerine Memluklar'la uzlaşma yoluna gitti. Diğer taraftan II. Bayezid'in Modon seferine yardımcı kuvvet gönderen Alaüddevle Bey, 1500 yılında da İran'dan gelerek Yarsak ve Turgut aşiretlerini ayaklandıran Karamanoğlu Mustafa'ya karşı Osmanlıların yanında yer aldı.

Memluklar ve Osmanlılar ile dostça ilişkiler içine giren Dulkadir beyi, 1501 yılında İran'da kurulan ve ülkesini tehdit eden Safeviler'le mücadele etmek zorunda kaldı. Şah İsmail'e vermeyi reddettiği kızı Benli Hatun'u Akkoyunlu şehzadesi Murad ile evlendirerek onu, yanma kattığı kuvvetlerle Safeviler'in eline geçmiş olan Bağdat üzerine şevketti. Bir taraftan da Akkoyunlu şehzadesi Zeynel'e yardım eden Dulkadir kuvvetleri Diyarbakır, Mardin ve Urfa şehirlerini ele geçirdiler 1505. Şah İsmail, intikam almak için bizzat sefere çıkarak 1507 yılında Alaüddevle Bey üzerine yürüdü. Dulkadir beyi, Turna dağına kaçtığından Safevi hükümdarı Elbistan'ı yakıp yıkarak geri döndü. Şah İsmail'in uzaklaşması üzerine Alaüddevle Bey, Diyarbakır ve Urfa'da Safeviler'e karşı direnen taraftarlarına yardım için kuvvet şevketti. Ancak Dulkadirliler 1509 ve 1510 yıllarında Safeviler'in Diyarbakır valisi Ustaclu Muhammed Han ile yaptıkları muharebelerde hezimete uğradılar. İki oğlunu kaybeden Alaüddevle Bey karalar giyerek yas tuttu. Diyarbakır fethinden vazgeçerek Safeviler ile barış yaptı.

Yavuz Sultan Selim 1514 yılında Şah İsmail'e karşı yürürken Alaüddevle Bey'i sefere davet etti. Fakat o, ilerlemiş yaşını bahane ederek sefere katılmadığı gibi Osmanlı kuvvetlerine güçlük çıkardı.

Yavuz Selim Çaldıran zaferi ve Kemah kalesinin fethini müteakip Sinan Paşa emrindeki Osmanlı ordusunu Alaüddevle Bey üzerine gönderdi. Şehsuvar oğlu Ali Bey'in öncülük ettiği Osmanlı ordusunu Göksün ile Andırın arasında Ördekli mevkiinde karşılayan Alaüddevle Bey savaşta katledildi, 13 Haziran 1515.

Ali Bey

Alaüddevle Bey'den sonra Dulkadir Beyliği'nin başına Yavuz Sultan Selim tarafından Ali Bey getirildi. Ali Bey, kendisine karşı çıkan Şahruh Bey'in oğullarını bertaraf ettiken sonra ülkesinde dirlik ve düzeni kurmakta başarılı oldu. Yavuz Sultan Selim'e sadakatla bağlı olan Ali Bey, Bıyıklı Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu Diyarbakır fethine girişince Dulkadir kuvvetlerini yardıma gönderdi.

Dulkadir Beyliği'nin Osmanlı nüfuzu altına girmesini hoş karşılamayan Memluk Sultam Kansu Gavri, Ali Bey'in karşısına rakip olarak Alaüddevle Bey'in kardeşi Abdurrezzak'ı çıkardı. Ancak çok geçmeden Yavuz Sultan Selim Mısır seferine çıktı. Osmanlı ordusuna öncülük eden Ali Bey 1516'da Merc-i Dabık, 1517'de Ridaniye savaşlarına bizzat katıldı. Memluk Sultam Tomanbay'ı Kahire'de eliyle asarak babası Şehsuvar Bey'in intikamını aldı. Ali Bey, İSO'da Anadolu'da Celali isyanlarını başlatan Celal ve 1521'de de Şam valisi Canberdi Gazali ayaklanmalarının bastırılmasında büyük rol oynadı. Ali Bey'in bu başarıları isyanları bastırmakla görevlendirilen Ferhat Paşa'nın kıskançlık ve hasedine yol açtı. Ali Bey'in öldürülmesi için Kanuni Sultan Süleyman'dan ferman elde eden Ferhat Paşa İran'a sefer bahanesi ile onu 1522 yılında Tokat'a davet ederek Artukova'da çocukları ile birlikte katlettirdi*.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir