Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Orta Çağ'da Türkmenler

Burada Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri hakkında konular bulabilirsiniz

Orta Çağ'da Türkmenler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:37

Orta Çağ'da Türkmenler

Moğol istilası Orta Asya'da göç etmeyen Oğuz ve Türkmen kitlelerinin Mangışlak'ta toplanmasına neden olmuştu. Daha X. yüzyıl ortalarında bölgeye gelen Salurlar buradaki küçük kavimleri de kendi idareleri altına alarak Mangışlak Oğuz Salur Devleti'nin temellerini atmışlardı. XVI. yüzyıla gelindiğinde yarım ada kalabalık Türkmen boylarının göçebe yaşamı için dar gelmeye başladı. Nedenlerini pek tespit edemediğimiz olaylar sonucunda birbirleriyle ilişkileri sıkı ve yakın akrabalıkları bulunan çok sayıda Türkmen boyu Mangışlak çevresinde kendi oluşumlarını tamamlayarak uzun bir aradan sonra tekrar Orta Asya siyaset sahnesine çıktılar. Tespit edilebildiği kadarıyla XIX. yüzyılın başlarında irili ufaklı ellinin üzerinde Türkmen boyu mevcuttu.

Bu boyları alfabetik olarak bir sıralamaya tabi tutarsak şöyle bir liste karşımıza çıkacaktır:

Abdallar, Aklar, Ak-karmlı, Ay-dervişli, Aymakılar, Alili, Ana-ulu, Arabacılar, Arablı, Arıklar, Ata veya Atıncı, Atabey;
Bağalar, Badraklar, Bayındırlar, Bayram-şanlılar, Bakşılar, Bekler, Bekelke, Beşirli, Bozacı veya Buzacı, Bucaklı, Burkazlar, Buruncuklar;
Caferbeyli, Ctineyitli;
Çarşangalı, Çeker-Bekdili, Çovdurlu, Çukkanlı, Çunili; Dazlu, Deli;
Emreli veya İmreli (İmralı), Eymürlü, Erkekli, Ersan, Egsili; İğdırlı;
Yolmalı, Yoıııutlar, Yılkaylar;
Kaçarlı, Kozaklı, Kanlı, Kara-Ahmedli, Kara-Balkanlı, Kara-Bakaulu, Kara-Taşlı, Kara-İncikli, Kara-Yılganlı, Kara-Hocalı, Kara-Çokalı, Karravı, Keke, Kelte, Küçük Ağa, Koltuklu, Kurama, Küçek, Kızıl, Kızılbaşlı, Kızeıl-Ertenekli, Kör-Hasankulu, Kör-Köse Kelli;
Gergezler, Giraylı, Göklenler, Güneşli, Gışıklar;
Marama, Maktumlu, Meşrikli, Mengli-Hocalu, Mangışlaklı, Mukrı, Murçeli;
Nazamlı, Nedimli, Nohurlu;
Oganış/Okaniş, Oğru, Okyüz, Orus-Koşçu (Rus Kovan), Otamış;
Panglı, Perrengli, Persli, Pıtırlı;
Sayın-Hanlı Türkmenleri, Sakarlı, Sanklı, Salaklı, Sayatlı, Sa-lurlu, Sakallı, Seydli, Sengirikli, Sovranlı, Sıçmazlı;
Teke, Terekli, Toktasmışlı, Tumaçcanalı, Tumaçyaralı; Ulu-tepeli, Uşaklı; Harlı, Hocalı;
Yazırlı, Yazı, Yangaklı, Yan-Gökçrli;

Adları geçen bu boylar arasında sadece belli başlı birkaçı nüfuz ve siyasi bakımdan etkin olmayı başarmıştır. Geri kalan bir çoğu sadece küçük aşiret konumunda bulunmuş, duruma göre daha güçlü boyların yanında yer almayı tercih etmişlerdir.

Türkmen ulusunun yeniden yapılanmasında önemli rol oynayacak olan bu boyların teşekkülü XVI. yüzyılda gerçekleşmeye başlanmıştır. Bilindiği gibi, Oğuz Yabgu Devleti'nin çözülmesi üzerine Salur, Iğdır, Eymür ve diğer boylardan müteşekkil çok sayıda Oğuz kavmi Mangışlak sahasına göç etmiştir. Bu dönemde Mangışlak'a daha önceden gelmiş olan Salur hanedan aileleri ve kabilesi gelen boyları kendi idareleri altına alarak konumlarını daha da güçlendirmişlerdi. Kıpçak saldırıları sırasında Sırderya Oğuz Devleti'nin ortadan kalkması üzerine Mangışlak'taki Oğuz Salur Devleti'nin bu saldırılardan etkilenmemesiııin nedeni buna bağlanmalıdır. Diğer taraftan Salur Devleti Kıpçaklar'la ittifak yaparak uzun süre bölgede Selçuklu ve ardından Harezmşahlar'ın başının ağrımasına neden olmuşlardı. Dolayısıyla, Mangışlak'ta çeşitli Oğuz boylarına mensup çok sayıda kavim, kabile, boy ve aşiret meskundu. Moğol, ardından Çağatay, güneyden İlhanlı derken, buraya Timur ve Özbek hanlıklarının, Kazak-Kalmuk güçlerinin baskısı eklenince Mangışlak'ta barınan kalabalık Türkmen kitlesi kendilerini savunmak için uzun bir süre Salur hakimiyetini kabul etmişlerdir. Ancak, XVI. yüzyıla gelindiğinde Mangışlak Oğuz Salur Devletinde bazı çözülmelerin oluşmaya başladığı tahmin edilmektedir. Her şeyden önce, Türkmen boylarının burada bir yüzyıl daha kalması imkansızdı. Çünkü, Mangışlak sahası küçük bir yarımada olduğundan daha kalabalık bir nüfusu besleyecek doğallığa sahip değildi. Diğer yandan yarımadanın çevresi taşlık bozkır topraklarından oluşmaktaydı ki göçebe yaşam için çok verimsizdi. Bir diğer husus ise Mangışlak birkaç cepheden Hazar Denizi'nin değişen iklim koşullarının yoğun etkisini yansıtmakta, özellikle kışları büyük sıkıntılara neden olmaktaydı. Nitekim, kaynaklar Türkmenler'in XVI. yüzyıldan önce de zaman zaman Amuderya boylarına, Hive çevresine, Horasan eteklerine göçler yaptığından söz etmektedirler. Anlaşılan Mangışlak ana yurt olmasına rağmen mevsimine göre buradaki göçlerin çeşitli yönlerde dağıldıkları ve tekrar buluştukları alan olmuştur.

Türkmen tarihçileri XVI-XVII. yüzyıllarda Mangışlak bölgesindeki Türkmen kavimlerinin birkaç federasyona ayrıldıklarından söz etmektedirler. Bu şu anlama gelmektedir, büyük birkaç kavimin bir araya gelmesi ve onlara çok sayıda küçük boyların ve aşiretlerin katılmasıyla bağımsız bir Kavim Birleşmesi oluşmaktaydı. Bunun güvenlik gerekçesiyle gerçekleştiği bilinmektedir. Nitekim, birleşmeye giren en küçük kabile bile kendi içinde özgürdü.

XVI. Yüzyılda Mangışlak Oğuz Salur Devleti iki yere ayrılmıştır:

İç Salur ve Dış Salur.

XVII. Yüzyılın başlarında yeni kavimler birliği onaya çıkmaya başladı:

Çovdur, Üçil, Teke-Yomut-Sarık, Esenhan-Söyünhan ve Yaka Türkmenleri. Bu kavimlerden bir çoğu, yani Teke, Sarık, Ersarı, Yomut, Sakar ved. eski Türkmen-Oğuz boylarının bünyesinden çıktığı bilinmektedir. Yani Salur, Çovdur, Eymür, Iğdır, Karkın gibi boylara göre daha genç oluşumlardır. XVI. Yüzyılda bu birleşmelerin birbiriyle olan bağlılıklarının azaldığı ve bağımsız hareket ettikleri biliniyor. Örneğin, aynı bünyeden çıkan Dış ve İç Salurlar arasında bile siyasal farklılıkların olduğundan söz edilmektedir. XVI. Yüzyılın bir diğer önemli özelliği bu dönemde yoğun Türkmen göçlerinin tekrar canlandığıdır.

İç Salur Boyları Birliği:

Bu birliğe dahil olan boyların Salur boyunun varlığını devam ettiren ve Salurlar'ın ana kitlesini oluşturan kavimlerin olduğu bir gerçektir. Nitekim, Ç. Yazlıyev, bu birleşmenin Salurlar'ın kendi isteği doğrultusunda gerçekleştiğini söylemektedir. Bunlar XVI. Yüzyılın sonları ile XVII. Yüzyılda Mangışlak bölgesinde ve Üst Yurt'un güneyinde otururken, dönem dönem de Hazar çevresi ile Batı Türkmenistan güneyi ve Nisa taraflarına göçler gerçekleştirmekteydiler. İç Salur Birliğine dahil olan boyların kalabalık bir nüfuslarının olduğu söylenmektedir.

Dış Salur Boyları Birliği:

Bu birlik daha genç boylardan teşekkül etmişti. Birliğe dahil olan en önemli Salur boyları arasında Horasan Salurları da yer alıyordu. Bunlar Fars bölgesinden yerleşen, zaman zaman Balhan'a kadar göçler gerçekleştirerek Fars Atabeyleri Salgurlular'ın kurucu boyu olan Salurlar'ın dışından göçebe yaşamdan vazgeçmeyen kabileler olsa gerek. Kaynaklar bunlardan Moğol dönemine kadar Salgur olarak söz etmektedirler. Moğol sonrası dönemlerde adları Salur veya Salır olarak geçmektedir. Horasan Salurları ile Mangışlak Salurları arasında bazı farklılıklar mevcuttu. Her şeyden önce, Horasan Salurları Oğuz Yabgu Devleti'nin çöküşünün ardından Mangışlak bölgesine göç etmeyip direkt Horasan'a gelmişlerdir. Horasan'a gelen Salur boylarının başında Salvur Dikli adlı bir reis bulunuyordu. Horasan'da yerleşen Salurlar Mangışlak ile bu bölge arasında zaman zaman göçler gerçekleştirmekteydiler. Moğol istilası döneminde bunların Balhan civarlarında olması gerekmektedir.

Dış Salur Boyları Birliğine giren diğer kavimler Ersan, Sank, Teke, Yomut, Sakar ve Burkazlardır. Bunların Salur boyu çevresindeki Oğuz Türkmen topluluklardan teşekkül ettiği kuvvetle ihtimal edilmektedir. XVI. Yüzyılda Horasan Salurları ile Ersanlar'ın bazı kabileleri Balhan Dağları eteklerinden oturmaktaydılar. Ersanlar'ın diğer kabileleri ile Sanklar ise Mangışlak bölgesinde yurtlar tutmuşlardı.

XVI. Yüzyılın sonları ve XVII. yüzyılların başlarında Mangışlak ve Uzboyu çevresinde Türkmen boylarının yeni göç dalgalan hareketlilik göstermektedir. Bu hareketlilik XVI. yüzyılın sonunda gerçekleşen Türkmen-Nogay savaşlarına bağlanmaktadı. Bu savaş sonucunda bazı Türkmen boyları yerlerinden oynatılmışlardır. Ersanlar'ın Mangışlak'taki kısımları doğu istikametinde göç ederek Duypgaragan ve çevresinde yerleşen Aptal ve Çovdurlar'la komşu olmuşlardı. Aynı dönemlerde Uz boy'larındaki kavimlerde çeşitli yönlerde göçler gerçekleştimıişlerdi.

Kaynakça
Kitap: HAZAR ÖTESİ TÜRKMENLERİ
Yazar: EKBER N. NECEF ve AHMET ANNABERDlYEV
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Orta Çağ'da Türkmenler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:37

Dış Salur boylarının hareket alanı çok genişti. Birliğe dahil Teke, Yomut, Sakar ve Burkazlar XVI. Yüzyılın sonlarında Aral Gölü taraflarında Sarıkamış çevresi, Üst Yunun güneyi, Karaboğaz Gölü ve Ha-zar kıyısından Mangışlak'a kadar olan sahaya dağılmışlardı. Sarıkamış'la Amuderya sularının birleştiği yerler ile Uz boyu arasında dönüşümlü göçler gerçekleştiren Teke, Yomut ve Sarık Boyları belirli zamanlarda yönlerini Mangışlak ile Hazar taraflarına da çeviriyorlardı.

Çovdur Birliği: Kara Çovdurlar'ın başını çektiği bu boylar birliğine dahil kavimler arasında eski Oğuz boylarından Iğdırlar, Töles kavimlerinden olup Türkmen Boyları arasına katılan Abdallar ve sonraki dönemlerde ortaya çıkan Bozacı, Buruncık ve Arabacılar yer almıştı. Bu kavimler Salurlar'ın kuzeyinde Mangışlak, Bozacı yarımadası ile güney istikametinde Karaboğaz ve Hazar çevresi boylarında gezinmekteydiler. Bunların bazı kısımlarının daha da kuzeyde Özbek ve Kazak boylarının bulunduğu sahaların yakınlarında ve Kuzey Üst Yurt'ta oturdukları sanılıyor. Bunlardan Arabacı ve Göklenler XVI. yüzyılda Sarıkamış çevresinde bulunuyorlardı. Çovdur Birliği Esenhan (Esen ili) ve Söyünhan (Seyilhan) birliğine dahil olan boylardan teşekkül etmişti. Esenhan ve Söyünhan ittifakının yapısı ve oluşumu tam olarak bilinmemektedir. Bu konuda en ciddi açıklama G. I. Karpov'dan gelmiştir.

Ona göre, Moğol istilası sonrasında Türkmen Boyları arasında oluşan ilk ittifak:

Esenhan ve Söyünhan birliği olmuştur. Esenhan Türkmenleri Mangışlak bölgesinde konargöçer bir yaşam sürdürmekteydiler. Bu birliğe dahil olan boyların belli başlıları Çovdurlar, Iğdırlar, Abdallar, Bozacılar ve Buruncıklar olmuşlardır. Bu boylar Mangışlak sahasına geldikleri sırada Oğuz Salur Devleti'nin idaresi altına girmişlerdir. Anlaşılan Esenhan ve Söyünhan Türkmenleri Salur Devleti'nin zayıflaması üzerine ortaya çıkmış ilk boylar birliğidir. Söyünhan Ulusuna ise Dış Salur boyları arasında yer alan Teke, Yomut ve Sarıklar dahildiler. Her iki ulusunda Çovdur Birliği içinde gösterilmesi bu dönemde Türkmen boyları arasında en etkilisinin Çovdurlar olduğunu göstermektedir. XVI. Yüzyıl kaynakları Söyünhan Türkmenleri için Yaka Türkmenleri tabirini kullanmaktadırlar.

Yaka, Türkmence 'dış', 'kenar' anlamındadır. Araştırmacılara göre, bu adla Söyünhan boyları arasında yer alan bazı kavimler kastedilmiştir. Özellikle, tarihçiler Yaka' kelimesinin etnik bir ad olmadığını vurgularlar. İranlı müellifler Hazar çevresinde oturan Türkmenlere Yaka demişlerdir. Söyünhan Birliğinin bir diğer ismi gibi gösterilen Yaka, aynı zamanda Mangışlak çevresinde Dış Salur Birliğine bağlı bazı kavimlere verilmiş özel bir adda olabilir. Nitekim, XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Etrek ve Hazar çevresinde Teke, Yomut ve Salur boylarına rastlanmaktadır. Daha 1520 yılında Etrek - Gürgen taraflarına belirli oranda Salur topluluğu göç etmiştir.

Bu söylenenlerden anlaşılan XVI. yüzyıla kadar Türkmen kavimlerinin merkezi konumunda olan Mangışlak sahasında meydana gelen kalabalık ve nüfus patlaması sonucunda birkaç boyun bir araya gelmesiyle boylar birliği oluşmuş ve bunlar çeşitli yönlerde göçler gerçekleştirmişlerdir. Boylar arasındaki hiyerarşiyi kontrol edemeyen Salurlar'ın hakim boy olma statülerinin sona ermesiyle de başta Türkmenistan olmakla Türkmen kavimleri Horasan sınırlarına kadar geniş bir araziye dağılmaya başladılar. İlk kez kalabalık biçimde ve Moğol istilası sonucunda ayrı kaldıkları Türkmenistan sahasına XVI. yüzyılın başlarından itibaren Türkmen kavimleri yerleşmeye başladılar. Bu yüzyılın ikinci yarısında Güney Türkmenistan bölgesinin Alililer tarafından tutulduğu görülmektedir. Onlar buradaki diğer küçük yerleşik grupları da aralarına alarak eski Yazır yurdu Durun ile Merv arasındaki topraklan iskan etmişlerdir. Alililer dışında bu sahada XVI. yüzyıldan da önce bazı Türkmen kavimleri oturmaktaydılar. Bunlar arasında Yazır Karataşlı Boyları, Nohurlu, Ana-ulu (Enevli/Ana Evli), Süneçli, Mirçeli, Mehinli ve Hasanlı Boyları en kalabalık olanlarıydı. Yazırlardan Karataşlılar Durun sahasında oturmaktaydılar. Bunlar coğrafyanın adından olsa gerek eski isimleri Yazır yerine Karataşlı olarak anılmaya başlamışlardı. Yazırların dışında bölgede oturan ve daha çok yerleşik yaşam sürdürmeye çalışan bir diğer önemli Türkmen boyu ise Nohurlu idi.

XVI-XVII. Yüzyılda Mangışlak'dan çeşitli yönlere doğru meydana gelen göç hareketi, Selçuklu hareketinden sonra Orta Asya'da Türkmenler'in başlattıkları ikinci büyük göç dalgasını teşkil etmektedir. Ancak, birincisine göre ikincisi Türkmenler açısından bazı olumsuzluklarla karşılaşmışlardı. En önemlisi göç sonrasında Selçuklu Türkmenleri güçlü bir imparatorluk kurarak yaklaşık yüz yıl boyunca İslam dünyasının tek hakimi olmayı başardıkları halde Mangışlak'daki göçler aynı etkiyi doğurmamıştır. Bunun bir takım mantıklı açıklamaları bulunmaktadır. Öncelikli olarak, XVI. yüzyılın başlarından itibaren gerçekleşen Türkmen göçlerine katılan boylar Selçuklular kadar hem ekonomik, hem de nüfuz bakımından zengin değillerdi. İkincisi ise, Selçuklular'da olduğu gibi, XVI. yüzyıl Türkmen göçleri belli bir plana hizmet etmediği gibi, onları yönlendirecek hakim bir güçten yoksunlardı. Üçüncüsü ise, XVI. yüzyıldaki göçleri sırasında Türkmenler'in Türkmenistan ve Horasan'ın kuzey sahası başta olmakla Orta Amuderya ve Hazar çevresinde önlerini tıkayacak olan Gazneliler gibi bir güç bulunmuyordu. Her ne kadar İran'da Türk Safevi ve Afşarlı hanedanları Horasan'da daha güçlü bir hakimiyetin oluşmasından rahatsız olacaklar sa da, bu devletler Türkmen göçlerini kendileri açısından pek endişe verici görmemişlerdir. Nitekim, Horasan bölgesine yapılan Teke, Yomut gibi bazı Türkmen saldırıları zamanında Nadir Şah tarafından ciddi biçimde cezalandırılmıştır. Ancak, XVI. yüzyılda gerçekleşen Türkmen göçünün en önemli yanı, Moğol istilasından sonra neredeyse boş bırakılan Türkmenistan bölgesi bu göçler sayesinde bir Türkmen ili haline gelmiştir.

Mangışlak'tan dalgalar halinde başlayan Türkmen göçleri Türkmen boyları arasındaki birliğin parçalanmasına da neden olmuştur. Mangışlak sahasında uzun süre kendilerini Nogay ve diğer düşmanlarına karşı ittifak ederek koruyabilen Türkmenler, Türkmenistan sahasına geldikten sonra araları açılmaya başladı. Kaynaklarda özellikle XVII-XIX. yüzyıllar arasında Türkmen boyları arasında birbirlerinin mal varlıklarını yağmalamaya kadar varacak ciddi çatışmalardan söz edilmektedir. Özellikle, Türkmenler arasında gelenekselleşmiş bir davranış olan 'Alamancılık'ın boylar arasındaki birliğe ve kardeşliğe büyük zararlar verdiği bilinmektedir.

Yapılan göçler sonucunda eski güçlü boy birliklerinin dağıldığı ve onların yerini daha yeni boyların aldıkları bilinmektedir. Örneğin, hem Oğuz Yabgu Devleti'nden, hem de Mangışlak'ta uzun süre hanedanlık yapan Oğuzların en büyük Boylarından biri olan Salurlar'ın etkileri XVI. yüzyıldan sonra pek dikkate değer boyutlara ulaşmamıştır. Bunun nedeni Salurlar'ın bir çok boya bölünerek ana kitleden ayrılması olarak gösterilebilir. Muhtemelen Tekeler, bu boylar arasından çıkmış en etkilisiydi. Bir yüzyıl sonra ise, yani XVII. yüzyılda Mangışlak Oğuz Salur Devleti'nin yerini alan İç Salur - Dış Salur, Esenhan - Söyünhan, Yaka ve Çovdur Türkmen Boy birlikleri de ortadan kalkmaya başlamıştı. Bu dönmede ortaya çıkan en etkili Türkmen Boyları Birliği olarak Teke-Yomut-Sarık birliğidir. XVII. Yüzyılın başlarında şekillenen bu son Türkmen boy birliğinin varlığı aynı yüzyılın sonlarına kadar sürmüştür. Bu dönemde Mangışlak sahasında da Türkmen nüfusunun azalmaya başladığı gözlemlenmektedir. Özellikle, XVII. yüzyılın ortalarından itibaren burada artan Kalmuk baskısı Türkmenler'in ana kitlesinin bölgeden uzaklaşmasına neden olmuştur.

Muhtemelen, Teke-Yömut-Sarık Birliği Kalmuklar'ın bu saldırıları karşısında oluşmuştur. Türkmen tarihçiler, bu birliğin "Ruslar tarafından tahrik edilen ve silahlandırılan Kalmuklar karşısında Türkmenler'in haklarını savunduğunu" belirtirler. Ancak her şeye rağmen Kalmuk baskısı Türkmenler'in göç harketini daha da hızlandırmışa benzemektedir. Özellikle, bu dönemde kalabalık Çovdur boylarının Rusya topraklarına göç ettikleri bilinmektedir. Çovdurlar'ın, göçleri iki aşamaya ayrıl-maktadır. Birinci göçte Mangışlak üzerinden Hazar'ın kuzeyi boyunca sulak arazileri takip ederek Astarahan'a kadar yol almışlar ve bu göçe katılan boylar arasında ağırlığı Çovdurlar oluşturmuşlardır. İkinci göç dalgası ise Stavropol'a kadar uzanmıştır. Bu göçe katılan Türkmen boyları arasında Iğdırlar, Abdallar ve Hocalar ağırlıktaydılar. Astrahan ve Stavropol arazisine gelen Türkmenler burada Rusya'nın kontrolünde yaşamağa mecbur kalmışlardır. Kalmukların harekete geçirdiği bir diğer Türkmen kitlesi ise Uzboyları ile Sarıkamış sahasında oturan Türkmenlerdi530. Buradaki Türkmen Teke, Yomut ve Sarık boyları güney-batı ile kuzey istikametlerinde göçler gerçekleştirmişlerdir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Orta Çağ'da Türkmenler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:37

Bir diğer göç alanı ise Balhan çevresiydi. Muhtemelen yurtlarının diğer Türkmen boyları tarafından ele geçirilmesi sonucunda Balhan'da oturan eski Türkmen kavimleri kendilerine yeni yurtlar aramak zorunda kalmışlardır. XVII. Yüzyılda geçekleşen Balhan göçleri sonucunda bazı Türkmen boyları Orta Amuderya ile Harezm çevresine gelmişlerdir. Balhan'dan yapılan göçler aralıklarla XVIII. yüzyılda ve hatta bir sonraki yüzyılda da vukua gelmiştir. Bu göçler Orta Amuderya ile Lebab ve Pendi sahalarını kapsamıştır. Göçlere katılan boylar arasında Bayatlar, Alililer, Çendirler, Hıdır İliler, Akarlu, Iğdırlar, Çovdurlar, Sayatlu, Halaçlar ve Karluklar'ın tarihe mal olan en son kalıntıları kabul edilen Çarlıklar yer almışlardır. Amuderya boylarına yapılan bu göçlerin aksi istikametinde de göçler gerçekleşmişti. Bilindiği gibi Türkmenler arasında en kalabalık boylardan birini de Ersarılar oluşturmaktaydı. Bunlar daha ilk dönemlerden beri Amuderya boylarında mesken tutmuşlardı. Ancak bölegede XVII. yüzyıldan itibaren aniden Ersarı nüfusunun arttığı bilinmektedir. Bunun nüfus patlamasının göç yoluyla gerçekleşmiş olduğu muhakkaktır. XVIII. Yüzyılda ise Amuderya boylarına Salur, Sarık boyları da yerleşmeye başladılar. Bunların bazıları buradaki topluluklarla kaynaşarak Türkmen halkının soy köküne katıldıkları gibi, bazıları da XVIII. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Merv, Yolöten ve Serahs taraflarına taşınmışlardı.

XVII. Yüzyılda Uz boy ve Sarıkamış taraflarında barınan son Türkmen kitleleri de yerlerini terketmeye başladılar. Göçün nedeni kuraklık ve ziraat için gereken suyun bulunmaması gösterilmektedir. Türkmenler'in bu gruplarının daha çok yerleşik yaşama bağlı oldukları kabul edilebilir. Nitekim, bazı kaynaklar bu göçleri Türkmen tarihinin en önemli göçü olarak kabul ederler. Güney ve kuzey yönlerinde dağılan Uzboyu ve Sarıkamış'taki Türkmenler bu göçünün topluca gerçekleştiği söylenmektedir.

XVIII. Yüzyılın ortalarından itibaren Türkmenistan sahasında boyların şekillenmesi tamamlanmaya başlamıştır. Bu dönemde artık her boy bağımsız olarak kendi yönetiminden sorumluydu. Bu dönemlerde Türkmenler arasında eski büyük boyların yerini yenileri almış ve kendilerine katılımlarla nüfuslarını daha da genişletmişlerdir. Ersan, Teke, Yomut, Sarık, Alili, Abdal gibi boylar Türkmen boylarının en kalabalığı ve güçlüsüydü.

XVII. Yüzyılın sonlarından itibaren kalabalık Teke boyları Güney Türkmenistan sahasına inmeye başladılar. Geri kalan Teke boylan ise önce Amuderya boylarına, ardından da biraz daha orta kısımlarına yerleştiler. XVIII. Yüzyılda bu bölgedeki en kalabalık Teke kitlesinin Murgab'ta oturduğu görülüyor. Bu göçler sırasında Tekeler'in planlı hareket ettiği ve başlarında da Sultanyaz Han ile Kara Balhan Han'ın bulunduğu kesindir. Bazı Teke grupları ise daha da öteye gittiler. Afganistan'ın Akçaşıbırgan ve Belh bölgeleri bir anda Teke' gruplarıyla dolmuştu. XVII-XVIII. Yüzyılların kesişmesinde Güney Türkmenistan'a gelen diğer Teke grublarının başında ise Keymür Kör adlı bir han liderlik etmekteydi. 1720 yılında Keymür Kör başkanlığındaki bu Teke boyları Pavar, Kızıl-Arvat üzerinden Ahal bölgesine ilerlediler. Bu göçler kısa süre sonra İran'daki Türk hanedanlık Afşarlar'ın rahatsızlığına neden olmuş ve Nadir Şah'ın başkanlığın bu bölgelere seferler düzenlenmiştir. Kaynaklar Nadir Şah'a karşı Keymür Kör Han'la Yemreli Türkmenlerinden Uğurlu Han'ın ilişkilerinden söz etmektedir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Orta Çağ'da Türkmenler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:38

Ahal, XVII. yüzyıldan itibaren Türkmenistan'ın merkezi bölgesi konumunu kazanmaya başlamıştır. Aslında coğrafya gereken doğal verimlilikten yoksundur. Buna rağmen eskiden beri bölge bu çöl ve kurak bölgenin en önemli insanlık merkezi olmuştur. Ahal aynı zamanda eski ve yeni bir çok insan kimliğini bir arada barındıran Türkmenistan'ın nadir bölgelerindendir. XVII. Yüzyıla kadar çeşitli etnik gruplardan toplulukların barındığı Ahal'da yapılan göçler sonucunda Tekelerin yerel nüfus yapısını etkilediği gözlemlenmektedir. Daha önce Hive Hanlığının baskısı ve Etrek çevresindeki yer değiştirmeler sonucunda Ahal'a Mehrinliler, Karadaşlı - Yazır, Alililer, Yemreli ve Göklen gibi boylar gelip yerleşmişlerdir. Burada daha öncesinden yurt tutmuş Mürçeli, Sünçeli, Nohurlu, Anaulu (Ana Evli) gibi boylarda barınmaktaydılar. Ahal'ın belli bölgelerinde eski Türk grublar yanında Kürtler de oturmaktaydılar. Burada sözü edilen Kürt kavimlerinin Türkler'den bir boy olup Horasan bölgesinden belli dönemlerde etkin olmuş bir topluluk olduğu anlaşılmaktadır. Ahal çevresinde bazı İran kimlikli grupların da bulunduğu kesindir. Yani, Tekeler bölgeye geldiklerinde Ahal çevresinde yerleşmiş Türk ve gayri Türk gruplar barınmaktaydılar. Teke göçleri aslında Ahal'da bir kaynaşmaya neden olmuştur. Bu kaynaşma daha sonra Türkmen ulusunun kimliğini de olumlu ölçüde etkilemiştir. Ancak doğal bakımdan göçebe hayat için pek istenileni veremeyen Ahal bölgesi bu kadar kavmi barındırmak gibi bir lükse sahip değildir. Doğal olarak Tekeler'in gelişinden sonra bazı boylara mensup grupların buradan aynldıklan olmuştur. Mehreli, Alili ve Karadaşlı gibi boylann tekrar Hive taraflanna göç ettikleri bilinmektedir. Ahal bölgesel olarak İran ve Hive'nin sık sık baskı ve saldınlarına maruz kalan bir alanda yer almaktaydı. Her ne kadar Tekeler, bölgede barınan Yemreli, Alili ve diğer boylarla ittifak oluşturup bu saldırılan önlemeye çalışmışlarsa da, zaman zaman Hive hanlannın bölgedeki nüfusun zorla yer değiştirmesini de engelleyememişlerdir. Ahal'dan Hive topraklanna zorla göç ettirilen bazı boylar han arazilerinde yerleştirilerek saray lehine çalıştırılmaktaydılar. Bölgenin kuraklık dönemlerde yeterli su kaynaklarının olmaması buradaki Tekeler'in bir kısmının Etek-Tecen taraflanna göç etmesine neden olmuştur. Ancak XVII. yüzyılda Türkmenistan sahasının Türkmenler açısından en önemli iki bölgesi olarak Ahal ve Merv Türkmen şehir yaşamının-da ilk örneklerini ortaya çıkartmışlardır.

Mangışlak üzerinden boy boy, kabile kabile çevreye dağılan Türkmen gruplarının bu eski Salur yurdunda barınan son kısımları da XVII. yüzyıldan itibaren bölgeyi terk etmeye başladılar. Bunun en önemli nedeni Mangışlak üzerinde yoğunlaşan saldırılardı. Daha önce sadece Kalmuklar'la uğraşan Mangışlak Türkmenleri düşmanları arasında Kazak Cuzlannın ve Nogalar'ın da dahil olması üzerine, nüfus bakımından sayılarının da azalması dolayısıyla bölgeyi tamamen boşaltmak zorunda kaldılar. Mangışlak'ta oturan Çovdur, Ersan ve Sank boylarının ana kitlesi Üst Yurt, Harezm çev-resine ve Gürgenç taraflarına taşınmışlardı. Ancak, bu Mangışlak'ın Türkmenler tarafından tamamen boşaltıldığı anlamına gelmemelidir. Nitekim, Salur yurdunun torunları buradaki varlıklarını hala sürdürmektedirler. Ersarılar'ın Kızılayak adlı bir boyu ise bu göçler sırasında Ahal'a gelmiş ve burada şekillenen Türkmen etnik mozayiği içinde yerlerini almışlardır. 1640 yıllarında Durun sahasında da bir Ersan boyuna rastlanmaktadır.

Türkmenistan'ın Hazar denizi yakınlarında da bazı boylar yerleşmişlerdi. Hocalı, Şıhlı, Çovdur, Abdal, Ersan gibi boyların XVII. yüzyıldan itibaren buralarda oturduğu görülüyor.
Bu söylenenlerden anlaşılan, XVI. yüzyıldan itibaren Moğol ve devamından gelen diğer istila yükünü üzerinden atan Türkmenistan bölgesi tekrar Türkmen boyları tarafından yurt edinmeye başlanmıştır. Bunun sonucunda da Türkmenistan ulus yapısını oluşturacak boylar araziye göçleri ve yerleşmeleri gerçekleşmiştir. Ancak Türkmenistan'a gelen göçler hemen hemen aynı etnik kimliği taşımışlardır. Aralarında bazı küçük farklı etnik kimliğe sahip boyların olmasına rağmen Türkmenistan topraklarındaki Türkler genelde Mangışlak arazisinden dalgalar halinde çevreye yayılan Türkmen kitlesinin bir parçası olmuşlardır. Tabii Türkmen göçleri sırasında burada yaşayan farklı kesimlerden yerleşik veya değil gruplar da bulunuyorlardı. Ancak onlar kısa süre sonra gelenlerle kaynaşıp hızla Türkmenleşmişlerdir. İran kökenli Tacik, Fars ve Beluç boyları ise uzun süre farklılıklarını hissettirseler de bu kaynaşmaya daha fazla direnememişlerdir. XVI-XVII. Yüzyıldan Türkmenistan'da meydana gelen bu etnik değişimlerin kültürel anlamda da büyük yankıları olmuştur. Bölgede Türkmen edebiyatının en güzel örnekleri bu dönemde gelişmiştir. Ayrıca Türkmen dili kendi saflığını korumayı başarmış ve Türk dilleri arasında Oğuz dil gruplarının en güzel diyalekti olarak anlamını muhafaza etmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir