Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Mangışlak Salur - Oğuz Devleti

Burada Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri hakkında konular bulabilirsiniz

Mangışlak Salur - Oğuz Devleti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:09

Mangışlak Salur - Oğuz Devleti

X. yüzyılın ortalarında Sırderya Oğuz Yabgu hakimiyeti uğrunda kaynaklara yansıdığı kadarıyla 'sessiz', gerçekte ise şiddetli bir iç çatışma yaşanmıştır. Hakimiyeti ellerinde bulunduran Oğuz Salur/Salgur hanedanına karşı, Oğuz Baran/Baranlu hanedanı ciddi bir mücadele vermekteydi. Bazı araştırmacılar bu taht kavgasının abartıldığı kadar etkin olmadığını söylerler. Ancak kaynaklara oldukça az yansıyan bilgi 'kırıntıları' bu olayın Türkmen ve Oğuz tarihinde önemsenmesi gereken bir durum olduğunu göstermektedir. Nitekim bu olay bir anlamda Moğol sonrası Orta Asya'da, özellikle de Türkmenistan bölgesinde Türkmen-Oğuz gruplarının tekrar devreye sokulmasıyla birebir ilişkilidir.

Müellifler, X. yüzyılda Mangışlak bölgesinde etkin bir Oğuz kitlesinden söz etmektedirler. Ancak bunun nedenini açıklamazlar. X. yüzyıldan itibaren Oğuzlar'ın Mangışlak bölgesine gelişi tesadüf olmasa gerek. Nitekim, Yabgu tahtını Baranlu hanedanına kaptıran Salurlar'ın büyük bir kitlesi bölgeden çeşitli istikametlerde dağılmışlardır. F. Sümer'e göre, "Moğol devrine kadar Salğur şeklinde yazılan bu boy, Reşideddin'deki destan-i tarihe göre, Oğuz hükümdarlarından Dib-Yavku'nun büyük beylerinden Ulaş ve oğlu Ulat Salurlardan olduğu gibi, İnal Han'ın veziri ile naibi de yine bu boydan idiler. Yine orada İnal Han'ın oğlu İnal Soyram Yavku'nun vezirinin de Salur olduğu yazılıyor"360. Agacanov'un incelemesine göre, destansı nitelikler arz eden bu rivayetler X. yüzyılın ikinci yarısında Salurlar'ın Oğuz Devletinde hakim hanedan oldukları döneme ait olmalıdır361. Araştırmacılar, Hazar-Ötesi Türkmenler'in oluşumunda birincil amilin Salurlar olduğundan söz ederler. Günümüz Türkmen toplumunun menşeine dair verdiğimiz açıklamalar sırasında X. yüzyılın ikinci yarısında kalabalık bir Oğuz nüfusunun Mangışlak bölgesine göç ettiğinden söz etmiştik. Bütün bunlar, X. yüzyıl ikinci yarısında hakimiyeti Baranlu hanedanına kaptıran hatırı sayılı bir Salur boyunun Mangışlak bölgesine göç ettiğine işarettir. Muhtemelen, Mangışlak bölgesine gelen ilk Oğuz boyları da Salurlar olmuşlardır. Salurlar'ın Mangışlak bölgesine geldikten sonra, burada VI. yüzyıldan beri oturmakta olan Türk ve gayr-i Türk unsurları kendi siyasal nüfuzları altına alarak devlet tarzı bir teşekküle imza attıkları düşünülebilir. Ayrıca, 'ınangışlaklılar' etnik isminin oluşumu bu teşekkülün siyasal anlamda bir sonucudur. Bölgedeki etnik unsurları derleyip toparlayan Salurlar, kendilerine katılan diğer Oğuz boylarını da bu siyasal teşekkül içinde eriterek 'ınangışlak/Mengü Kışlak' sosyo-etnik unsurun doğmasına neden olmuşlardır. Yabgu Devleti'nin çöküşü üzerine Mangışlak Salur-Oğuz Devleti bünyesine bazı Oğuz grupları da katıldılar. Bunlar arasında Eymür, Döğer, Çavuldur, Karkın boylarının ismi önde gelmektedir. XVI. yüzyılda ortaya çıkan İç Salur - Dış Salur teşkilati oluşumlardan anlaşılan, eskiden beri yöneticilik konumları bulunduğundan, gelen bu Oğuz boyları kolayca Salur idaresini benimseyerek Mangışlak Salur-Oğuz Devleti terkibine katılmışlardır.

Türk siyasi literatüründe ilk kez bu çalışmayla ileri sürülen 'mangışlak Salur-Oğuz Devleti' tabirinin burada belirli ölçülerde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu nedenden, kaynaklara yansıdığı kadarıyla Mangışlak'taki Oğuz etkisi ve bu devletin varlığını açıklayan hususların biraz daha detayına girmemiz şarttır.

Kaşgarlı Mahmud, 'man-Kışlag' maddesinde şöyle demektedir:

"Man-Kışlag - Oğuz ülkelerinden bir yer adıdır".

Bir diğer yerde ise "Man-kışlağ:

Oğuz ülkesinde bir bölgenin adıdır" demekle bir önceki görüşünü teyit eder. Her iki açıklamasında da Kaşgarlı, Mankgışlak'ın bir Oğuz ülkesi olduğunu kabul etmektedir. Nitekim, Kaşgarlı'nın bu bilgisi Oğuz Yabgu Devleti'nin çözüldüğü dönemin öncesine ve sonrasına aittir.

Arap müelliflerinden el-Makdisi ise "Hazar Ülkesinden" bahsederken Mangışlak bölgesi hakkında şöyle bir açıklamada bulun-maktadır:

"Hazar, denizin ötesinde mamur olmayan, fakir, fakat koyunu, balı ve yahudisi (Yahudiler) bol bir yerdir. ... Bu ülkenin iki nehri vardır (İdil ve Yayık). Şehirlerin çoğu sözü geçen nehirlerin kıyısındadır. Bu nehirler Hazar Denizi'ne dökülür. Hazar Ülkesi'nin Cürcan tarafındaki hududu üzerinde Mangışlak yer alır". Buradan, Mangışlak'ın Hazar Ülkesinden bağımsız, ülkenin güneydoğusunda Cürcan tarafında bir sınır bölgesi olduğu anlaşılmaktadır. El-Biruni 'el-Kanun' adlı eserinde bölgeden 'Banhışlağ' olarak söz eder.

Ona göre, "Banhışlağ:

Oğuz Ülkesinin sahilidir". Anlaşılan, Biruni, siyasal konumundan olsa gerek Mangışlak bölgesini Oğuz ülkesinin (Oğuz Yabgu Devleti'nin) sınırında bağımsız bir ülke olarak tanıtmıştır. M. D. Dunlop'a göre, X. yüzyıl kaynakları Hazar Hakanları hakimiyet alanının Mangışlak'a kadar uzandığını, bu bölgeyi içine almadığını söylemektedir.

Bilindiği gibi, Mangışlak'ın batısında yarı çöl ve yarı taşlı bozkır arazisi bulunmaktaydı. Bu alan Mangışlak'la birlikte Arap kaynaklarında Siyahkuh olarak geçer. Arap müellifleri bu ada istinaden zaman zaman burada oturan topluluğa 'Siyahkuhiler' de demekteydiler. Yukarıda da değindiğimiz gibi, burada Salurlar'dan önce bazı küçük Türk grupları oturmaktaydılar. Ancak bölgeye ilk ciddi Türk nüfusunun Salurlar'la geldiği kesindir. Nitekim, İstahri'de bu hususta kayda değer bir bilgi bulunmaktadır: "Siyahkuh'ta Türk boyları oturur. Onlar, Guzlar'la aralarında cereyan eden anlaşmazlıktan do-layı buraya yerleşmişler. Onlar (Salurlar) onlardan (Oğuzlar'dan) uzaklaştılar ve (Siyahkuh'u) kendi barınakları ve yaylalarına dönüştürdüler; onların burada su ve meraları vardır", İdrisi, Siyah-kuh'la ilgili hem coğrafi, hem de siyasi bilgiler aktarmaktadır. Ona göre, "Siyahkuh'tan Hazar'a kadar 900 mildir. Bu mesafe aynı zamanda denizin uzunluğudur. Siyahkuh'tan Dehistan'a 6 konaklık yol bulunur". Bir diğer yerde ise "Siyahkuh [yarım]adasında günümüzde Türkler'den bir grup oturur. Bunlarla (Salurlar'la) kabileleri (Oğuzlar) arasında bir anlaşmazlık çıkmış, kabileden (Oğuzlar'dan) ayrılarak bu adaya gelip yerleşmişlerdir". Görüldüğü gibi, İstahri ve İdrisi, kesin bir fikir yürütmekten kaçınmalarına rağmen Oğuz Yabgu Devleti içindeki Salur-Baran hanedanlık anlaşmazlığına dikkat çekmekteler.

Bu ikisinin açıklamalanm ise Yakut el-Hamevi tamamlamaktadır:

"Hazar Ülkeleri ve Oğuz çölünün bir kısmı, kuzeyde Oğuz çölleri vardır. Oğuzlar Türklerden bir boy olup Siyahkuh tarafında otururlar".

İbn Havkal ise Siyahkuh'taki Hazar varlığının pek kayda değer olmadığından söz eder:

"Ruslar akınları sırasında Hazar, Bulgar, Burtas'ın tamamını harap ettiler ve buraları istila ettiler. İdil halkı Bab el-Ebvab adasına sığınıp orada korundular. Bir kısmı ise Siyahkuh adasına sığındı. Onlar burada korku içinde oturmaktaydılar". Anlaşılan, Siyahkuh'a sığınan Hazarlar aralarındaki eski husumetten dolayı Oğuzlar konusunda endişeliydiler. Diğer yandan, Mangışlak veya Siyahkuh'taki Oğuz varlığı konusunda Hudud el-Alem'de çok daha net bilgiler bulunmaktadır. Hudud el-Alem müellifi, Siyahkuh'ta oturan boylan "Oğuzlar'dan bir Türk boyu" olarak tanıtır, İdrisi ise çizdiği bir haritasında Siyahkuh dağlan eteklerinde Oğuz istihkam ve kalelerini göstermektedir. Agacanov'un yaptığı doğru tespit ve yorumlar Siyahkuh bölgesinin Mangışlak'la özdeşleştiği ve hatta Üst Yurt'un bazı kısımlan ile Mangışlak Karatav bölgesini de içine aldığı ortaya çıkmıştır.

Bütün bunlar bize Mangışlak ve Siyahkuh bölgesinin Oğuzlar'ın elinde bulunduğunu gösterir. Aynca, İstahri ve idrisi'nin yorumları burada oturan Türkler'in bir iç çekişme veya hanedanla kabilesi arasındaki bir anlaşmazlık sonunda geldiklerini belirtmektedir. Hudud el-Alem, bu Türkler'in Oğuz olduğunu belirtmekte ve bu görüşe Hamevi ve diğer Arap müellifleri de katılmaktalar. Söylenenlerden yol çıkarak, Oğuzlar arasındaki taht kavgası sonucu Oğuz Salur boylarının bölgeyi ele geçirip kendi devletlerini oluşturdukları görüşü netlik kazanmaktadır. Mangışlak Salur-Oğuz Devleti'nin bağımsız siyasal bir oluşum olduğunu kanıtlayan diğer bilgiler de bulunmaktadır. Bunlar arasında yukarıda da kaydedildiği gibi, bu boyların bir anlaşmazlık sonucu bölgeye geldikleri gösterilebilir. Tıpkı Selçuk ailesi gibi, Salur Bey'i de Oğuz Yabgusunun hizmetinden ayrılarak buralara gelmiştir. Öte yandan idrisi'nin bölgedeki Oğuz istihkam ve kalelerinden söz etmesi, Biruni'nin Mangışlak sahilindeki Hazar Denizi'ne açılan Oğuz limanlarını göstermesi, Hamevi'nin Hazarlar'ın büyük bir korku ve panik içinde bölgeye sığınması ve en önemlisi İbnü'l-Esir'in sonraki olaylar sırasında bölgedeki Oğuzlar'ın başında güçlü bir hanın olması yönündeki açıklaması Mangışlak'ta siyasal bir gücün olduğunu kanıtlamakladır. Ayrıca, sonraki dönem Selçuklu kaynakları Mangışlak'taki oluşumdan siyasal bir otorite olarak söz etmektedir. Bunlardan CüveynI, "Mangışlak emirleri" ifadesini kullanmaktadır.

Böylece, X. yüzyılın ikinci yarısında Sırderya Oğuz hakimiyetini Baranlu hanedanına kaptıran Salurlar'ın büyük bir kısmı Man-gışlak bölgesine göç ederek kendi devletlerini, bir diğer anlamda Mangışlak Salur-Oğuz Devleti'nin temellerini atmışlardır. Maalesef, kaynaklarda bu devletin iç işlerine dair bilgiler bulunmamaktadır. Muhtemelen, Oğuz Yabgu Devleti'nin çöküşüne kadar Yengikent hanedanıyla sürekli anlaşmazlık içinde bulunan Mangışlak Salur-Oğuz Devleti, Kun-Kıpçak baskısı sonucu bu devletin çöküşü üzerine bölgeye gelen yeni Oğuz göçleriyle daha da kuvvetlenmiştir.

Bu hususta Ebulgazi Bahadır Han şöyle bir açıklama yapmaktadır:

"... Şah Melik'in hezimetinden ve Yengikent hükümdarı Ali Han'ın ölümünden sonra Oğuz halkı dağıldı. Boylar arasında aralıksız savaşlar vuku buldu. Kılık Bey, Kazan Bey ve Karaman Bey yönetimindeki Oğuz halkı Mangışlak'a taşındılar. Bunlar arasında bütün halklardan insanlar vardı, ancak en fazla Eymür, Döğer, İğdır, Çavuldur, Karkın, Salur ve Ağarlar mevcuttur".

Bölgeye akın ederek Mangışlak Salur-Oğuz Devleti'nin yönetimi altına giren bu yeni Oğuz boyları zaman zaman bazı huzursuzluklara da yol açmış olmalıdırlar. Nitekim, Mangışlak Oğuz yönetimi bunların meydana getirdikleri huzursuzlukları önlemiş olmalıdır ki bazı Mangışlak kabileleri Balhan çevresine göç ederek buradaki Yazır konfederasyonuna katılmışlardır.

Bu olayların ardından kaynaklar Mangışlak'la ilgili 1065/66 yılı Sultan Alp Arslan'ın seferini hatırlatmaktadırlar. Sibt el-Cevzi eserinde Mangışlak'ta Alp Arslan karşısına dikilen gücün "Kıfşak ve Türkmenler olduğunu vurgular. Mangışlak Salur-Oğuz Devleti'nden Türkmen olarak söz edilmesi bunların bir anlamda İslamlaşmış olduklarını da göstermiş olabilir. Ancak, Sancar dönemi kaynaklan bunlardan şiddetle 'putperest' diye söz etmektedirler. Bir diğer husus ise, Türkmenlerle birlikte 'Kıfşak/Kıpçak' adının geçmesidir. Bunda amaç 'Kıpçaklar'a da bir gönderme olabilir. Nitekim, 1050 yılından itibaren bölgede etkin bir Kun-Kıpçak baskısının egemen olduğu bilinmektedir. Ancak, Kıpçaklar'ın Mangışlak Oğuzları üzerinde nihai bir baskı unsuru oldukları düşünülemez. Sonuçta, 1065/66 yılında Alp Arslan karşısında Kıpçak ve Mangışlak Salur-Oğuz Devleti'nin bir arada hareket ettikleri gözlenmektedir. Ancak savaş Alp Arslan'ın zaferiyle sonuçlanmıştır. Buna rağmen Selçuklu etkisinin Mangışlak sahasına nüfuz ettiği söylenemez. Nitekim, Alp Arslan'ın geri çekilmesi üzerine Mangışlak Oğuzları yine bildiklerini okumaya başladılar. 1096 yılında bölgede geniş çaplı bir Oğuz etkinliği meydana geldi. Bu sırada Mangışlak ve Doğu Hazar bölgesinde oturan Türkler Harezm istikametinde saldırıya geçtiler. İbnü'l-Esir'e göre, Türkler'in başında güçlü bir 'Han' bulunuyordu.

Bu bilgi, iki hususu birden doğrulamaktadır:

Birincisi, Mangışlak Salur-Oğuz Devleti'nin bağımsız olduğunu ve Kıpçak idaresi altına girmediğini; diğeri ise Mangışlak Salur-Oğuz Devleti'nin başında güçlü bir hanın bulunduğunu belli etmektedir. Agacanov'a göre, bu saldın geçici bir yağma hareketi olmayıp, gayet planlı bir istila girişimiydi. Saldırıya Horasan Selçukları'ndan kaçan Akıncı b. Koçkar'ın oğlu Tuğrul Tegin de katılmıştı. Harezm önlerine kadar gelen Mangışlak Oğuz birlikleri bölge hakimi Muhammed b. Anuştegin'in Sancar'dan yardım dilemesi üzerine pek öteye gidemediler. Nitekim, Harezm'e yaklaşan Selçuklu birliklerinin varlığından haberdar olan Oğuzlar Mangışlak'a geri döndüler. Bu olayları anlatan İbnü'l-Esir, Mangışlak birliklerine katılan Tuğrul Tegin'in Hond Han'a kaçtığını söylemektedir. Eğer, İbnü'l-Esir'in Mangışlak orduları başında güçlü bir han olduğu yolundaki açıklamasını esas alırsak Hond Han denilen zatın Mangışlak Salur-Oğuz Devleti hükümdarı olduğu ihtimali yüksektir. Öte yandan, isim benzerliği dolayısıyla bu zatın Hond/Hun/Kun hanı olabileceği de düşünülebilir. Anlaşılan, kaynaklarımız bize, hiçbir Mangışlak Salur-Oğuz Devleti hükümdarı hakkında bilgi vermemekte diretmektedir.

Mangışlak Salur-Oğuz Devleti'nin bölgedeki siyasal bağımsızlığının ne zamana kadar devam ettiği bilinmemektedir. V. V. Bart-hold'a göre, "XI. yüzyılda Oğuzlar'ın batı ve güneye doğru hareketlerinin kuzeyden Kıpçaklar'ın sıkıştırmasından ileri gelmiş olması mümkündür. Belki de evvelce yerleşilmemiş olan Mangışlak yarımadasının X. yüzyılda işgal edilmesi hakkında Arap coğrafyacıları tarafından verilen bir haber bu olayla açıklanabilir. Mangışlak yarımadası o günden sonra da son yüzyıllara kadar Türkmen Yurdu olarak kalmıştır. Son yüzyıllarda onlar da kuzeyden gelen diğer bir baskı — Kazak baskısı — sonunda buraları bırakmak zorunda kalmışlardır". V. V. Barthold, 'Türkmenistan' üzerine bir diğer çalışmasında Mangışlak bölgesindeki Türkmen-Oğuz guruplarının XVI. yüzyılda Nogaylar ve XVII. yüzyılda ise Kalmuklar tarafından yurtlarından sökülüp atıldıklarını kaydetmektedir.

Kaynakça
Kitap: HAZAR ÖTESİ TÜRKMENLERİ
Yazar: EKBER N. NECEF ve AHMET ANNABERDlYEV
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Mangışlak Salur - Oğuz Devleti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:09

Kaynaklarda XII. yüzyıldan XVIII yüzyıla kadar Mangışlak hakkında aydınlatıcı bilgi bulunmadığından bu sorunun halli çözülmez kalmıştır. Ancak, Moğol istilasına uğramamış yegane Orta Asya ülkesi olduğunu göz önüne alırsak Mangışlak Salur-Oğuz Devleti'nin siyasal bağımsızlığının XVI. yüzyıla kadar sürdüğü kesindir. XII. yüzyıla ait kaynaklarda, Mangışlak'tan gelen devamlı saldırıların önüne geçmek Sultan Sancar ve onun Harezm'deki emiri Harezmşah Atsız'ın bir sıra faaliyetlerde bulundukları kaydedilmektedir. 'Feth-i Harezm ber dest-i Sultan-ı azam Şehinşah-i muazzam Sancar b. Melikşah' adına bir vesikada Harezmşah Atsız'ın Cent ve Mangışlak'a kadar uzanan Türkmen topraklarına saldırdığı ve muhtemelen Mangışlak Salur hanedanlarına karşı çetin savaşlar yaptığı ve bu savaşlarda çok sayıda insanın kanının akıtıldığı söylenmektedir. M. A. Köymen bir çalışmasında ise Sultan Sancar'ın Harezmşah Atsız'ı "nüfusu İslam hudutlarının sadık muhafızı olup, devamlı olarak küffarla harp halinde olan Cent ve Mangışlak'ta, kendi izni olmadan Müslüman kanı akıtmakla" itham ettiğini belirtir. Bu vesika Mangışlak'taki Oğuzların İslam'ı kabul ettiğini ve 'Türkmen' adını aldıklarını göstermektedir. Ancak, bu durumun yine de bir kesinlik ifade edip etmediği tartışma konusudur. Öte yandan Atsız fetihlerinin sadece Mangışlak sınırına kadar uzandığı verilen bilgilerle de anlaşılmaktadır. Gerek Selçuklu, Harizm ve gerekse de Moğollar tarafından Mangışlak fethinden ka-çınılmasının en büyük nedeni bölgenin giriş kısmını kaplayan taşlık ve kuraklık yarı bozkır topraklarındaki ulaşım zorluğu ve bu çevredeki dağlık arazideki çok sayıda bulunan Oğuz istihkam ve kalelerinin yarattığı tehlike olmalıdır. 31 Temmuz 1156 yılında Harezmşah Atsız'ın ölümü üzerine Mangışlak bölgesindeki 'kafirlerin' tekrar harekete geçtiğini göstermektedir. Öte yandan yeni Harezmşah Tekiş'in onlara karşı belirli bir politika izlediği de bilinmemektedir. Kaynaklarda Mangışlak Oğuzları için geçen 'Müslüman' ve 'Kafir' tanımlaması onları hedef alan İslam devletlerinin (Selçuklu ve Harezmşahlar'ın) politikası gereği değiştiği gözlemlenmektedir. Bu olaylardan sonra, bir de Tekiş döneminde Mangışlak Türkmenleri hakkımda bilgi sunmaktalar. Buna göre, Tekiş bölgedeki 'kafir' Türklerin saldırı direncini kırarak, çok sayıda Oğuz'u kendi ordusuna 'paralı asker' olarak katmıştır. Nitekim, Tekiş'e ait mektuplarda, Harezmşah ordusu içinde 'Mangışlak' adını alan özel bir kıtadan söz edilmektedir.

Moğol istilasıyla zaten az olan Mangışlak'la ilgili bilgilerimiz toptan karanlığa gömülmektedir. Ancak, bölgenin Moğol istilasına uğramadığı biliniyor. Küçük bir bilgiye de Cüveyn ve en-Nesevi'de rastlamaktayız. Bunlara göre, Harezmşah Muhammed'in 1220 yılında ölümünden sonra perişan düşen Harezm güçleri ve onların idaresini üstlenen sultanın oğulları Celaleddin, Uzlağ Şah ve Ak Şah babalarının adadaki ölümü ve defninin ardından yanlarındaki 70 süvariyle Mangışlak'a gelmişler. Burada destek için yanlarına atlar alıp, tekrar Harezm'e dönmüşlerdir. Buna bakılırsa, Mangışlak Oğuzları'nın aralarındaki husumete rağmen Moğollar karşısında dağınık Harezm güçlerine destek oldukları söylenilebilir. Bir diğer ihtimale göre de, Moğol istilası sonrası bazı Oğuz ve Türkmen gruplarının Mangışlak'a göçtüğü muhtemeldir. Nitekim, bu güçler Sancar'ın ölümü sırasında güneye inerek Mangışlak'ta nüfus boşluğuna neden olan bölgenin tekrar eski konumuna gelmesini sağlamıştır. Moğolların bölgeye saldırmamasına gelince ya bölgeyi tanımıyorlar, ki bu düşük bir ihtimaldir; ya ciddiye almamışlardır, ki bu ihtimalin geçerliliği de pek söylenemez. Ya da bölgenin taşlık bozkır arazi olması ve Mangışlak'ın doğusundaki dağlık alanların çok sayıda kale ve istihkamla korunması Moğol ordusuna rahat hareket bırakmamaktaydı, ki bu durum geçerli bir neden olsa gerek. Sonuçta, bu veya diğer nedenlerden olsun, Mangışlak Moğol istilasına uğramamış tek Orta Asya ülkesidir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir