Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Sırderya Oğuz Yabgu Devleti

Burada Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri hakkında konular bulabilirsiniz

Sırderya Oğuz Yabgu Devleti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:00

Sırderya Oğuz Yabgu Devleti

Yukarıda ortaya konulan Oğuz Yabgu Devleti'nin kuruluşuna dair iki açıklamadan birine taraf olmak hiçte kolay değildir. Ancak, O. Pritsak'ın açıklamasının daha doğru olduğu kanısındayız. Zira, Agacanov, Arap kaynaklannda Oğuz Devleti'ne ilişkin bilgilerin ancak IX. yüzyıl sonunda şekillendiğini öne sürerek O. Pritsak'ın görüşüne karşı çıkmıştır. Pekala, Arap müelliflerinin Yabgu Devleti'nin varlığından daha geç haberdar olmaları mümkündür, Orta Asya'daki diğer pek çok olaylar gibi.
Türkmen Eli'ne göç eden Oğuzlar burada pek fazla kalamadılar. 766 yılında Karluklar'ın Suyab'ı ele geçirmesi üzerine bu bölgeler güvenilir olarak kabul edilmezdi. Dolayısyla, bölgede yerleşmek arzusunda olan Oğuzlar dışında ana kitle Sırderya kıyıları boyunca batıya kaymaya başladılar. Ancak bölge Peçenekler'in idaresi altında olduğundan Oğuzlar'ın buralara yerleşmesi zaman alacaktır.

Resim
10. Yüzyıl

Öte yandan Peçenekler burada yalnız değillerdi. Türkmen Eli'nin yanıbaşında çok eski bir Türk ülkesi daha bulunmaktaydı. Çin kaynakları buraya Kangçü, Pers kaynakları Kangha derlerdi. Kısaca adı Kang olan bu ülkenin kurucuları m. ö. III. yüzyılda Tingling boylarından ayrılmış Kanglı boyları oldukları analaşılmaktadır. Bunlar Peçenekler'in bölgeye gelmesi üzerine onlara tabi olmuş ve Peçenek boyları arasında yer alan Kangar/Kengerler'i oluşturmuşlardır. Kanglılar'ın Göktürkler zamanında Kengü-Tarban'da oturdukları bilinmektedir. Bu bölge, S. Klyaştomıy'a göre, "Çu ve Talaş nehrleri havzası (On-oklu halkı sahası)nın batısında ve Sırderya (Sogd hududu)nun doğusunda bulunması icap eder". Aynı müellif, Tarban'ın Şaş'ın başkenti olduğunu ve buranın da sonradan Otrar adını alacak şehir olduğunu belirtmiştir. VIII. yüzyılın başlarında Sırderya'nın mansap istikametiyle Aral Gölü civarında oturan Kanglı veya Kenger boyları 740 yılından sonra bölgeye gelen Peçenekler'in idaresi altına girmişlerdir. Peçenek boyları arasında Kengerler dışında Bacnak, Bancane, Bacgırt ve Naukerde kavimleri de bulunmaktaydılar. Yani Peçenekler, Oğuz göçleri öncesi Sırderya ve Aral Gölü çevresini ele geçirip, bazı yerli kavimleri de kendi saflarına katmaları sonucu etkin bir konuma gelmişlerdir.

760 yılında Oğuz göçleri bölgeye ulaştıklarında dağınık biçimde çevreye yayıldılar. Uygur savaşları, göç yolculuğu onları epey yıpratmış ve ekonomik olarak da sıkıntılı bir duruma düşürmüş olmalıdır ki, bir an önce hayvanlarına otlak ve yaylak sahaları aramaya koyulmuşlardır. Ancak, yerleşmek istedikleri alanlar kısa süre sonra Karluklular tarafından ele geçirilince ve Maveraünnehr'de de talihsiz olaylara (Mukanna İsyanı gibi) karışınca hızla Peçenek sahasına kaymaya başladılar. Peçenekler'le mücadele etmek isteği Oğuzlar'ı Karluk ve Kimekler'le ittifaka zorladı. Bu durum pek anlaşılır bir husustu. Yaptıkları göçler ve askeri bakımdan zayıf konumda olmaları onları bu ittifaka itmiştir. Öte yandan Peçenekler hem Karluk, hem de Kimekler için daha ciddi tehlike arz etmekteydiler. Z. V. Togan'a göre, Oğuz beyleri, Karluk ve Kimekler'le anlaşarak Sır-derya vadisi ile Aral çevresinde barınan Peçenekler'le savaşa koyuldular. Diğer araştırmacılar da bu savaşın varlığına dikkat çekmektedirler. Bu bilgileri ve açıklamaları Arap müellifleri de teyit etmektedirler. Ayrıca, Türkmen halk rivayetlerinde de bu konuyu işleyen destansı hikayeler anlatılmaktadır. Bu rivayetlerde Oğuzlar'ın daha ziyade Peçenekler'den it-Becena boylarıyla çarpıştıkları zikredilmektedir. Bu durum Türk tarihçiliğinde yaygın olan, Peçenekler Aral Gölü ve Sırderya kıyılarına uğramadan direkt kuzeye hareket etmişlerdir görüşünü çürütmektedir. Nitekim, Bizanslı müellif Konstantinos Porphyrogennetos'un IX. yüzyılın sonlarına doğru Peçenekler'in durumuna ilişkin yorumu bu olaylardan sonraya rastlamaktadır.

Anlaşılan, Oğuzlar, IX. yüzyılın sonlarında Aral ve Sırderya kıyılarındaki geniş Peçenek yurtlarını ele geçirerek onların İdil ve Ural taraflarına kaymasına neden olmuşlardır. Onların hemen ardında da Oğuzlar yer alıyorlardı. Yani Oğuzlar sadece Peçenek yurtlarını tutmakla yetinmemiş, Ural'a kadar onların peşinden hareket ederek Yayık nehri kıyılarına kendi çadırlarını dikmişlerdir. Rivayetlerde sözü edilen Guz b. Mamsak'la ilgili 'Yada Taşı' olayı bu tarihlerde gerçekleşse gerek. Nitekim, rivayetten anlaşıldığına göre, Karluklar'la Oğuzlar arasındaki ittifak bozulmuş, bunun sonucunda da Guz b. Mamsak Yayık'a doğru hareket etmiştir. Bizans kaynaklarında karşımıza çıkan Uzlar bu Oğuzlar olmalıdır. Ayrıca, rivayetlere bakılırsa, Karluk-Oğuz savaşında Guz b. Mamsak'ın oğlu Baygu da ölmüştür. Muhtemelen bu olaylar 850-900 yıllarında gerçekleşmiştir. Nitekim, bu dönemde Karahanlılar Devleti'ni kuran Karluklar'la Oğuzlar arasında çetin savaşlar meydana gelmiştir. Bu dönemde en son Karahanlı-Oğuz savaşı, 893 yılında Talas'ı Samaniler'e kaptıran Karahanlı hükümdarı Bazır Arslan Kara Han'ın devlerin batı kısmından sorumlu tuttuğu kardeşi Oğulcak Kadir Han arasında cereyan etmiştir. Oğuzlar, Karahanlılar'ın yenilgisinden yararlanarak 903 yılında onların ülkesine saldırı düzenlemişlerse de Oğulcak Kadir Han onları ağır bir hezimete uğratmıştı. Bu olay üzerine Oğuzlar ile Karahanlılar arasında Selçuklu göçlerine kadar sıcak bir temas yaşanmamaktadır.

Kaynakça
Kitap: HAZAR ÖTESİ TÜRKMENLERİ
Yazar: EKBER N. NECEF ve AHMET ANNABERDlYEV
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Sırderya Oğuz Yabgu Devleti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:01

Şecere-i Terakime'de yer alan bir rivayet ve bu rivayetin Dede Korkut destanı ile XVII. yüzyıla ait Türkmenler arasında yaygın olan hikayelerle desteklenmesi Oğuzlar'ın Sırderya kıyısına göçleri ve Peçenekler'le yaptıkları savaşların tarihi gerçekliğini efsanelere yansıması olarak yorumlanmalıdır.

Rivayette şöyle denilmektedir:

"Salur Enkeş isimli biri vardı. Karısının adı Cacaklı (Saçaklı) idi. Oğullarının ismi Salur Kazan'dı, aynı zamanda kendisine Kazan Alp da derlerdi. Bu sırada Beçene ilinin beyi Toymaduk idi. O geldi, Enkeş'in çadırına saldırdı, Cacakliyı esir aldı ve götürdü. Üç yıl sonra Enkeş mal vererek onu geri almayı başardı. Evine dönüşünden altı ay sonra Cacaklı bir erkek çocuk dünyaya getirdi.

Annesinin değnek ile başını yaran Kazan Alp:

"bu çocuğu nereden buldu?" diye sordu.

Cacaklı:

"hava karanınca düşman geldi; sen korkudan sararıp solarak kaçtın; ben deveye binip senin peşinden gelmek istedim. Bütün gücünü kullanan İt-Becene, arkamdan yetişti, devemi başından yakaladı, içi coştu, kendisi kızardı, üzerime çıktı, eğlendi, irademi elimden aldı; ben ondan bu erkek çocuğu dünyaya getirdim" dedi. Bu çocuğun asil İt-Becene ilinden geldiği için ona Irek adını verdiler. Türkler arasında adete göre, köpeklere Irek [veya] Serek adı verilir, Irek'in Arıklı adlı bir oğlu vardı. Söylendiğine göre, İç Salurlar Arıklı soyundandır". Aynı rivayet bir başka biçimde Dede Korkut hikayeleri arasında 'Salur Kazan'ı Çadırının Yağmalanması'nde anlatılmaktadır.

Bu rivayet ise şöyledir:

Rivayete göre, Salur Kazan ava çıktığı sırada obasını korumak için oğlu Uruz Kocanın emrine 300 asker vermişti. Tam bu sırada Peçenekler Uruz Koca'nın koruduğu Oğuz karargahına saldırdılar, "onun (Salur Kazan'ın) altın tepeli çadırlarını kafirler yağmaladı, onun nişanlı kızını kaz gibi bağırttılar; onun yüğrük at sürülerine binip güzel develerini önlerine katıp yürüttüler; zengin hazinesini, çok sayıdaki paralarını talan ettiler. Yaşlı Burla Hatun ile kırk güzel kız esir alındı; Kazan Bey'in yaşlı annesi kara bir devenin boynuna asılı olarak götürüldü; Kazan Han'ın oğlu Uruz Bey ile 300 yiğidi elleri ve boyunları bağlı olarak götürüldüler". Aynı olayın bir başka versiyonu da Türkmen halk rivayetleri arasında anlatılmaktadır. Her üç rivayetin destansı nitelikler taşımasına rağmen aynı mecrada iz sürmesi, şüphesiz bir tarihi gerçekliğin göstergesidir. Bu durumda anlatılan hikayeler gerçektir ve Oğuzlar'ın ilk dönemi hakkında önemli bulgular sunmaktadır.

Her şeyden önce, anlatılan rivayetlerin 760 yılından sonra gerçekleştiği bir gerçektir. Nitekim, Oğuzlar ile Peçenekler arasında ilk ciddi savaşlar bu dönemden itibaren gerçekleşmeye başlamıştır. Muhtemelen, 760 yılında batıya doğru harekete geçen Oğuz boylarının başında Salur Boyu beyleri bulunuyorlardı. Bu daha sonra Oğuz Yabgu Devleti'nde hanedan soyu olacak Salurlar'ın da konumuna açıklık kazandırmaktadır. Onların ilk temsilcileri Salurlar'dan Enkeş Bey olmalıdır. Enkeş Bey'in hanımı Cacaklı veya Burla Hatun'un da, Oğuzlar arasındaki hiyerarşi içinde kadının önemli bir konumunun olduğu göstermektedir. Enkeş liderliğindeki Oğuzlar'ın Sırderya kıyılarındaki yaylalarda yerleştikleri bilinmektedir. Rivayetlerde onların çadırlarda oturduğundan söz edilmesi Oğuzlar'ın göçebe yaşam tarzlarını koruduklarını göstermektedir. Ancak, ani bir Peçenek saldırısı başta Oğuz beyin hanımı olmakla çok sayıda Oğuzun esir düşmesine, çadırlarının yağmalanmasına ve hayvan sürülerinin sürülüp götürülmesine neden olmuştur. Bu olay üzerine Enkeş, büyük meblağda fidye vererek Burla veya Cacaklı Hatun'u İt-Becene boyunun elinden geri almıştır. Esir alınanlar arasında Enkeş'in oğlu Salur Kazan'ın oğlu Uraz Koca'nın da olduğu bilinmektedir. Her ne kadar Enkeş, eşini fidye yoluyla kurtarmışsa da, bu olayı hazmedemeyen Salur Kazan çevresinde topladığı askeri birliklerle Peçenekler'e saldırmış, yapılan olayın intikamını almıştır. Muhtemelen bu Oğuzlar'ın yeni liderlerinin Salur Kazan olduğunu göstermektedir.

Hikayelerde bu konuda şöyle denilmektedir:

"Salur Kazan, 30-40 askeriyle sefere çıktı; It-Becene ilini dağıttıktan sonra döndü. Onların bazıları aman dileyerek kurtuldular; alplar, beğler gören varmı Kazan gibi".

Buna atıfla, 760 yılında Sırderya bölgesinde artık bağımsız bir Oğuz Yabgu Devleti'nin oluşmaya başladığına ve boylar arasındaki hakimiyetin Salurlar'da olduğuna ve bu tarihten IX. yüzyılın ortalarına kadar Oğuz tahtında sırasıyla Enkeş (760'den itibaren?), Salur Kazan ve onun oğlu Uruz Kocanın (850'lere kadar ?) oturduğu iddia edilebilir. Ancak bu bilgilerin güvenirliği diğer kaynaklarca sağlanmadığı sürece önemli ölçüde kuşkular doğuracaktır. Rivayetleri takip edersek, 850 yılından sonra Oğuzların başında Mamsak, onundan sonra da oğlu Guz bulunmuştur. Guz'un Oğuz yabgusu olduğu dönemler IX. yüzyılın sonlarına rastlar. Nitekim bu dönemde Oğuzlar ile Karluklar arasında ciddi bir savaş patlak vermiş, savaşı kaybeden Oğuzlar kuzeye doğru çekilmişlerdir. Guz b. Mamsak döneminde Oğuz Yabgu Devleti'nin sınırlan Ural'a kadar uzanıyordu.

Böylece, Oğuz Yabgu Devleti'nde Salur hükümdarlarının 'efsanevi' listesi şöyle yapılabilir:

1. Enkeş (760?-780?);
2. Salur Kazan (780?-820?);
3. Uruz Koca (820?-850?);
4. Mamsak (850?-880?);
5. Guz b. Mamsak (880?-920?).
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Sırderya Oğuz Yabgu Devleti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 18:01

X. yüzyıl Oğuz Yabgu Devleti'nin yükseliş dönemidir. Bu dönemde ülkenin sınırları epey genişlemiş, nüfus bakımından Oğuz boylarının sayısı epey artmıştır. Muhtemelen, Oğuzlar'ın 24 boy halinde teşkilatlanmaları bu dönemlerde gerçekleşmiştir. Daha yüzyılın başlarında siyasal anlamda devlet teşekküllerini tamamlayan Oğuzlar, idari bakımdan da organize olmuşlardır. Devletin başında 'yabgu' ünvanını taşıyan bir yönetici bulunmaktaydı. Ancak, Oğuzlar'daki 'yabgu' ve 'baygu' ünvanı arasındaki farklar tartışıla gelmiştir. Bazı araştırmacılar her iki ünvanın aynı olduğuna dikkat çekerek, arada sadece yorum farkının olduğunu belirtmişlerse de, bu açıklama pek doğru kabul edilmemiştir. Bugünkü bilgilerimiz doğrultusunda 'yabgu' ünvanının 'hakan' veya 'hükümdar' anlamındaki ünvanlardan daha küçük bir dereceyi yansıttığı yönünde açıklamaların asılsız olduğu anlaşılmıştır. Oysa, yapılan en sağlıklı yorumlar, Çin kaynaklarında Hun hükümdarı için kullanılan 'Şanyü' ünvanının 'yabgu' olduğunu ve anlam bakımından Çin'deki 'kral' karşılığında 'Wang'la aynı olduğu ortaya konulmuştur. Agacanov'a göre, Oğuzlar arasında 'baygu-paygu' ünvanının 'yabgu'ya göre önemi ve saygınlığı daha düşüktür. Oğuzlar arasında yabgudan sonra derecesine göre Kül-Erkinler, yani hakanın naibleri geliyorlardı. Ordu komutası ise Subaşıların elindeydi. Oğuzlar arasında 'Kengeş' adı verilen halk toplantıları da yapıla-maktaydı. Yani, Sırderya Oğuz Yabgu Devleti'nin kendine has idari ve siyasi yapısı bulunmaktaydı.

Oğuz Yabgu Devleti'nin siyasi sınırlarına gelince, Belhl ve Istahri'nin aktardıklarına göre, X. yüzyılda Oğuzlar, Hazar Denizinden Seyhun nehrinin orta akarı üzerinde yer alan Farab, daha sonraki adıyla Karaçuk'a, lsficab yörelerinden yukarıda Kazak bozkırlarına kadar geniş sahalarda oturmaktaydılar. Gürgenç sınırındaki Jit kasabasından başlayan Oğuzlar'ın sının Mangışlak yarımadasını içine alarak Hazar'ın kuzeyi boyunca uzanıyordu. Oğuzlar'ın Hazar'ın kuzeyinde Ural nehrinin kıyılarına kadar vardıkları bilinmektedir. Doğu istikametinde ise Aral Gölü güneyinde yer alan Baratekin kasabasına varıyordu. Buhara'nın kuzey taraflarına da yayılan Oğuz göçlerinin daimi oturak alanları daha çok Sırderya'nın orta hattı üzerindeydi. Nehir boyunca Oğuzlar'a ait bu dönemde çok sayıda yerleşim alanları, şehir ve kasabalar kurulmuştu.

Bunlar arasındaki en önemlileri:

Yengikent veya Yeni Güzeli, Cent, Barçınlık kent, Sığnak, Karnak, Sütkent, Aşnas, Otrar, Sabran/Şabran, ve daha küçük olmakla çok sayıda kasaba bulunuyordu. Oğuzlar'ın eski başkentleri Eski Güzeli, Sırderya boyunca tam yerleştikten sonraki merkezleri ise Yeni Güzeli olmuştur.
Guz b. Mamsak'ın 920 (?) yılında ölümü üzerine Oğuz Yabgu Devleti'nin hakimiyeti uğrunda ciddi bir iç çatışma meydana gelmiştir. Bu çatışmalar sonucunda Baranlu hanedanı hakimiyeti eline geçirmiş, Salur hanedanına bağlı boy ve kabileler ise Mangışlak yarımadasına göç ederek burada Mangışlak Salur-Oğuz Devleti'nin temellerini atmışlardır. Agacanov'a göre, X. yüzyılın ortalarında Oğuz Yabgu Devleti'nin hakimiyeti başında Baranlu kabilesine mensup hükümdarlar ve komutanlar bulunmaktaydı. Baranlu hanedanından adı tespit edilen ilk hakanı Ali Han olmuştur.

Baranlu hanedanının iş başına gelmesi Oğuzlar arasında bazı bölünmelere neden oldu. Ciddi bir Oğuz kitlesi Mangışlak'a göç etmiş, bazı boylar ise Doğu Avrupa sahasına geçerek faaliyet alanlarını buralara kadar genişlendirmişlerdir. Yeni yönetimden memnun kalmayan bir başka grup ise Selçuklu boylarıydı. Böylece, Ali Han'ın hakimiyetinde 40 bin çadırlık bir Oğuz topluluğu kalmıştır. Ancak, Ali Han ülkedeki huzursuzlukların önüne geçmekte dirayet gösteremedi. Küçük yaşta veliaht ilan edilen Şah Melik, atabeği Ulduz Kuzıci'nin idaresini çiğneyerek Oğuzlar arasında otorite boşluğunun meydana gelmesine neden olacak davranışlarda bulun-maktaydı. Raşideddin'in aktarmasına göre, Kuzıci çok yaşlı birisi olduğundan Kılıç Arslan'ın (Şah Melik'in ünvanı) davranışlarının önüne geçemiyordu. Bu davranışları Oğuzlar arasında bazı huzursuzluklara neden olduğundan Horasan'da bulunan ve Ali Han'ın idaresinden rahatsız bir topluluk ona karşı ayaklanarak Şah Melik'i ağır bir yenilgiye uğratmışlardır. Şah Melik'in emrinde 20 bin kişilik askerin bulunduğuna bakılırsa bu mağlubiyet Oğuz Yabgu Devleti'ni ciddi bir krizin içine sürüklemiştir. Nitekim, bu olaylardan iki sene sonra Ali Han öldü, tahta oğlu Melik Şah'ın geçtiği sanılmaktadır. Şah Melik 1043 yılına kadar hakimiyette kalmayı başardı. Bu tarihte Selçuklular'ın eline esir düşerek idam edilmiştir. Onun ölümü Oğuz Yabgu Devleti'nin fiilen çökmesi anlamına gelmekteydi.

Ancak Oğuz Yabgu Devleti'ne son darbeyi doğudan gelen Kun-Kıpçak göçleri indirmişlerdir. Böylece, Baranlu hanedanının Oğuzlar üzerindeki hakimiyeti fazla sürmedi. Rivayete göre, Melik Şah'ın dedesinin adı Turan, bazı yazmalara göre ise Buran olmuştur. Bunu kabul edeceksek, Baranlu hanedanının ilk temsilcisinin Turan veya Buran (belki de Baran) olması gerekir. Onu Ali Han ve Melik Şah takip etmiştir. XI. yüzyılın ortalarına doğru gerçekleşen Kun baskısı sonucunda da Oğuz Yabgu Devleti'ne son verilmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir