Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Tahiriler ve Samaniler

Burada Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri hakkında konular bulabilirsiniz

Tahiriler ve Samaniler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 17:48

Tahiriler ve Samaniler

İran'ın doğu taraflarında ortaya çıkan Tahiri ve Samani hanedanları Abbasi Hilafeti'nin zayıflamasından yararlanarak meydana çıkmış İslamın ilk feodal İslam devletlerindendi. Tahinler belli dönemlerde hilafetle olan bağlılıklarını tümden keserek bağımsız olmuşlarsa da, Samaniler yıllık bir miktar vergi, sikke ve halifelerin adına hutbeler okutarak tabi konumlarını sonuna kadar korumuşlardı. Mes'udi, Tahiri hanedanlığının ilk temsilcisi Ruzayk'ın ünlü İran efsanevi kahramanı Rüstem'in soyundan geldiğini söylese de, onun dışındaki kaynaklarda bu konuda pek fazla bilgi verilmemektedir. Ruzayk, Selm b. Ziyad'ın Horasan valiliği döneminde Sicistan'da hakimlik yapan Ebu Muhammed Talha b. Abdullah el-Huza'l'nin emrinde bulunmuştu. Muhtemelen, bölgenin nüfuz sahibi yerli beylerinden olan Ruzayk, Samani hanedanı kurucusu Saman Hudat gibi, İslam'ı kabul ederek Talhan'ın desteğine mazhar olmuştur. Ruzyak'ın oğlu Mus'ab zamanında konumlarını pekiştiren bu aile Herat'a bağlı Buşeng şehri reisliğine getirilmiş ve 750 yıllarında Abbasiler'in Emeviler'e karşı başlattıkları yayılma politikasında Ebu Müslim taraftarlarından birisine katiplik yapmıştı. Mus'ab'a Hüseyin haleflik etmişti. 814/15 yılındaki ölümünden sonra onun oğlu Tahir'i sahnede görmekteyiz. Tahir, Rafi b. Leys'in başlattığı ayaklanmaya karşı düzenlenen savaşlara iştirak ederek ününü pekiştirmişti. Bu isyan Orta Asya'da İslam'ın konumu bakımından ne derecede önemliyse Türkler açısından da bir o kadar önemlidir. Zira bu ayaklanmada Türkler'in Leys'e destek oldukları bilinmektedir. Özellikle, Karluklu yabgulannın ona destek sözü verdikleri de söylenilebilir. Her ne kadar adları Rafi b. Leys olayıyla ilişkili geçmiyorsa da bu dönemde Türkmen İli'ne gelip yerleşen Oğuzlar'ın da isyana karışmış olmaları muhtemeldir. Nitekim, Mukanna isyanında adlarından söz ettirmişlerdi. Balazuri'nin, bir sonraki olaylarda Oğuzlar'dan söz etmesi onların bu isyanla bağlantısını akla getirmektedir.

Rafi b. Leys ayaklanmasının bastırılmasından sonra Tahir bir dizi memuriyetlerin ardından Halife Me'mun tarafından 821 yılında Horasan valiliğine atandı. Bu dönemde Afşin, Hurremi lideri Babek'e karşı çetin savaşlar vermekteydi. Tahir'in görevlerinden biri de ona destek olmaktı. Ancak, Tahir, halifenin beklentilerini boşa çıkardı. Horasan'a yerleştikten sonra gelişmekte olan olayları da fırsat bilip, bölgeyi kendi adına yönetmeye başladı. Önce halifenin adını hutbelerden kaldırttı, ardından yakınındakileri çeşitli görevlere atadı. 822 yılında ise aniden öldü. Onun ölümünde halifenin parmağının olduğunu düşünen kaynaklar az değildir. Ancak, babasının yanda bıraktıklarını oğlu Talha b. Tahir devam ettirmekte kararlıydı. Talha kısa zamanda halifenin de menşurunu alarak resmen Horasan hakimi gibi tanındı. 828 yılında Tahin hanedanının başına geçen Abdullah b. Talha (828-848) Horasan'ın tam hakimi gibi davranmaya başladı. Onun döneminde Türkmenler açısından kayda değer en önemli olay, Abdullah b. Talhan'ın oğlu Tahir yönetimindeki bir birliğin Oğuzlar'a karşı sefer düzenlemesidir. Muhtemelen, önce Mukanna, ardından Leys olaylarına karışan Oğuzlar, rahat durmamış, Maveraünnehr ve çevresinde Tahiriler'in huzurunu kaçıracak yağma ve talanlarda bulunmaktaydılar. Tahir emrindeki birliklerle Türkmen Eli taraflarına doğru harekete geçerek, 'daha önce hiçbir komutanın ayak basmadığı' topraklan dahi fethetti. V. V. Barthold'a göre, Tahir'in komutasındaki Müslüman birliklerinin yaptıkları sefer, şimdiki Türkmenistan'ın batı yakasını işgal eden Oğuzlar'a karşı gerçekleştirilmişti283. Buna göre, bu dönemde bazı Oğuz grupları Türkmenistan sahasına sızmaya başlamışlardı bile. Öte yandan ise Türkmenistan'ın batısı ve şimdiki Balhan çevresinde Töles gruplarının yaşadığı bilinmektedir. Oğuzlar onlar üzerine kendi hakimiyetlerini tesis etmiş olmalılar. Nitekim, devamında da Tahin topraklarına saldırmışlar. Bu saldınları durdurmak amacıyla Abdullah oğlu Tahir'i görevlendirmiş olmalıdır.

Tahinler döneminde Türkmenistan'ın en önemli merkezi şehri Merv'di. Merv, Amul ve Harezm bölgesi dahil bir emirlik idaresinde toplanmıştı. Abdullah zamanında Merv'de onun yeğeni Tal-ha emirlik yapmaktaydı. Bu zat, 'Tahiriler'in Felyezofu' olarak tanınıyordu. Felsefeyle uğraşmakta ve bu konuda bazı kitaplar dahi yazmıştı284. Yine Tahinler döneminde Horasan fakihlerini ve Irak'ın bazı fakihlerini bir araya toplayıp suların kullanılması hakkında çalışmalar yaptırtan Abdullah b. Talha, bu çalışmaları kanun hükmünde 'Kitabü'l-Kuniy' (Kanallar Kitabı) adlı bir kitapta toplatmıştı. Abdullah'ın bıraktığı miras oğlu Tahir zamanında (848-862) büyük bir başarıyla korunmuş ve kaynaklar ondan saygıyla bahsetmekteler. Ancak oğlu Muhammed'in küçük yaşta başa geçmesi Tahiri hanedanının güneşinin kararmasına yol açtı. Bundan yararlanarak Maveraünnehr'de Samanoğlulları, Horasan'da ise Saffariler idareyi ele geçirdiler.

Samani hanedanının kurucusu Sasani soyundan geldiği söylenen Saman Hudat olmuştu. Horasan valisi Esad b. Abdullah el-Kasri zamanında (öl. 738) Müslüman olup onun himayesini kabul eden Saman, böylece ailesinin yükselmesinde önemli bir girişimde bulunmuştu. Oğlu Esad döneminde de valiliğin emrinde bulunan bu aile, daha sonra Esad'ın oğullarının Rafi b. Leys isyanına karşı göz doldurur mücadelesi sonucunda parlak bir ün edindi. Halifenin emri üzerine Esad'ın oğullarının her birine Maveraünnehr'de birer bölge tahsis edildi. Nuh b. Esad'ın çabaları sonucu temelleri atılan Samani hanedanlığı onun ölümünden sonra Maveraünnehr'in tamamına hükmeder bir konuma geldi. Esad'ın diğer oğlu Ahmed, kardeşlerinin ölümü üzerine onlardan boşalan bölgeleri oğulları arasında paylaştıktan sonra Samaniler'i bir merkez etrafında topladı. Onun ölümünden sonra oğlu Nasr, merkezleştirilmiş Samani Devleti'nin ilk hükümdarı gibi tahta çıktı. Samaniler, Hilafete olan bağlılıklarını sonuna kadar korudukları için her zaman 'emir' üvnanını taşımışlardı. Samaniler döneminde Maveraünnehr'de Türkler'e karşı büyük başarılar kazanıldı. Bu başarıları Halife Mu'temid tarafında da ödüllendirilerek, Maveraünnehr'in bütün idaresi yayınlanan bir menşurla 875 yılında Nasr b. Ahmed'e verilmişti. Ardından Samaniler, Karahanlılar'la yapılan savaşlar sonucu Talaş, İsficab ve Türkmen Eli'ni ellerine geçirdiler. Türkmen Eli'nin Samaniler tarafından tutulması burada oturan Töles, Oğuz ve Karluklar'ın İslam'ı kabul etmesine ve bunun sonucunda da 'Türkmen' kimliğinin ortaya çıkmasına neden oldu. İşte bu dönemden itibaren 'Türkmen' adı İslam literatürüne girmiş oluyordu.

Kaynakça
Kitap: HAZAR ÖTESİ TÜRKMENLERİ
Yazar: EKBER N. NECEF ve AHMET ANNABERDlYEV
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir