Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gezinti: Ting-ling, T’ieh-le Tegrek-Teledir

Burada Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri hakkında konular bulabilirsiniz

Gezinti: Ting-ling, T’ieh-le Tegrek-Teledir

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2012, 23:59

Gezinti: Ting-ling, T’ieh-le Tegrek-Teledir

1.1. Çin’in kuzey sınırlarında Modun’un önderliğinde kurulan (MÖ 209) Hun Devleti’nin kuzeybatıya doğru yayılması sonucunda istila edilen topraklar arasında Kırgız (Ko-k’un), Ting-ling, Sir (Hsin-li) gibi Türkçe konuşan boyların illeri vardı (di Cosmo, 2002). Pek olasıdır ki, istila sonucunda Ting-ling boyları da onlar gibi yurtlarından sürülmüşlerdir. İzlerini ancak 4. yüzyılda, önce To-palarla sonra da doğu bozkırlarının hâkimi olan Ju-janlarla savaşırken buluyoruz (ilerde 2.3).

MS 350 yıllarında batıya doğru göç dalgalarının başını çeken Hunlar kubrandıkları Kazak bozkırlarından ayrıldıktan sonra (Czegledy, 1983, s. 34) geride boşalan Batı Moğolistan, Altaylar, Yukarı Yenisey, Cungarya bölgeleri, Ting-ling boyları tarafından dolduruldu (5. yüzyılın ikinci yarısı). Bunların zamanla Karadeniz kıyılarına dek yayılmış oldukları söylenir (Chavannes, 1903, s. 87). oralarda Uğur boylarına karışmış olmalıdırlar. Aynı tarihlerde Çince Ting-ling adını bırakıp T’ieh-le adını almışlardır (Golden, 1992, s. 93). Bu son adın önemi makalenin başlığından bellidir.

1.2. Ting-ling kelimesinin Türkçesinin “teğrek” olduğu iddia edilmiştir (Hamilton, 1962; Pulleyblank, 2002; Golden, 1992).

Doğru olabilir (teğrek, teker, teğirmi). Nitekim, günümüzde Altaylar’da yaşayan Teleütler arabaya teğrek derler (Teleiit Ağzı Sözlüğü). Bu kelime “yüksek tekerlekli arabalar”ı (YTA) simgeler. Çincesi Kaochu’dur ki T’ieh-le olarak kullanılır. Oysa, arkaik Türkçede YTA’ya “telegen” denir. Bunu Türkçe, Sahaca, Uygurca ve Moğolca sözlüklerle doğrulayabileceğimiz gibi, 4. yüzyıldan kalan bir Hunca beyitle de berkitiriz (Divitçioğlu, 2004). Bu kelimenin içeriği bize yeni ufuklar açacak kadar zengindir.

1.3. Kelimedeki son ek gen/gan özneyi yüceltir; onur, saygı ve tekinlikle beler; tengriken, kağan, ötüken, tarkan vs (Gabain, 1988; T. Tekin, 2000). Eğer bu eki çıkarırsanız geriye “tele” kelimesi kalır. Kelime tel/tal fiil kökünden yapılmıştır. Kesinlikle nostratic makro ailedendir (Bombard, 1996). Aslen, delmek fiilinden gelmekle beraber sançmak, oymak, yarmak fiillerini de kapsar. Eğer telegen kelimesini yeniden toparlarsanız “yüce (vs) tele”yi elde edersiniz; şu değişiklikle ki, yüce (vs) tele şiddet eylemini semantiğine dahil eder. Hayden (2003) aynı kavramın Keltler’de dahi bulunduğunu söyler: “Kutsal Savaş Arabaları”. Sanırım telegen adını taşıyan bu taşıt adını Tele savaşçılarından almıştır. Bundan böyle teleen ile tele, tıpkı süvari ile at gibi öğür olmuşlardır. Ortaçağlarda bu tür ad almak olağandır. Saksonlar kendi boy adlarını “kama”dan almışlardır. Franc adı “ok”tan kaynaklanır. Yunanlı Dorlar kendilerine “mızrak” derler. Batı Türk Kağanlığı’nın adı “On Ok”tur. Tokuz Oğuzlar’dan bir boyun adı “Tongra” olup “miğfer” demektir (Sergent, 1997; Graff, 2002).

Yukarda bahsettiğim Hunca bir beyitte şöyle bir ifade var: “sü ke telekan”; yani yüce teleler orduya. Bu demektir ki, 4-5. yüzyıllarda
savaş arabaları henüz savaş alanlarını terk etmemişlerdir. Zaten bellidir: Çin ordusunda “at ve araba generalliği” şubesi vardır.

1.4. 7-8. yüzyıl belgelerine dayanarak kişi, boy ve doğa adları üzerinde yapılan taramalardan elde edilen bütün Türkçe adların ya önüne ya da arkasına bir Tele kimliği iliştirilmiştir. Tele bulduğum adların dökümü şöyledir: 1) Teleüt, Telengut boy adları; 2) Has isim: Kör Tele Şengün (Vasilyev, 1987); 3) Telenç: 8. yüzyılda yaşamış bir Bulgar hanımın adı (T. Tekin, 1982); 4) Pang Tele: Uygur boylarından birinin adı (Golden, 1992); 5) Teledü: Coğrafi isim, Nehir (T. Tekin, 1982); 6) Tele Kem: Şine Usu’da geçen ^rl J ^ (talakam) kelimesinde doldurulacak sesli harf /a~e/ okunacağından kelime telekem okunabilir; Ulu Kem, Kuli Kem gibi (Orkon, Şine Usu). Bu demektir ki, Teleler kendi özdeşliklerinden haberdardı ve Tele olmanın bilincini gururla taşıyorlardı. Bunu Çinliler de bilmiş olmalıdır ki, Türklere unvan ve rütbe dağıtmaya meraklı olanlardan bazıları, başta Çin imparatoru olmak üzere, Tong Yabgu’nun oğluna T’ieh-le Teğin (Chavannes) derken, Batı Türk Kağanı Che’ye (küçük Kağan) gene T’ieh-le Che diye hitap ediyordu.

1.5. Söylemeye gerek yoktur ki, Çinliler bu unvanları dağıtırken, T’ieh-le’nün Türkçesinin Tele, Türkler bu rütbeleri alırken, Tele’nin Çincesinin T’ieh-le olduğunu biliyorlardı. Böyle olunca Tele kelimesi T’ieh-le kelimesi ile özdeş olmaktadır. Yani, T’ieh-le’ler Teledir. Bunu, yıllıkları yazan Çinli kâtipler de biliyorlardı ama, Çin bürokrasisinde Tele’nin resmi adı T’ieh-le idi. Şaşmamalı!

Batı komşularımızın adı Grek olmasına rağmen, biz onlara yerine göre ya Rum ya da Yunan diyoruz.

2.1. Şimdi, Liu (1958, s.128) ile Ying’ı (s. 354-357) izleyerek Tele boyları ve yaşadıkları oikoumene hakkında Sui-shu’dan (629- 636) alınan bilgileri de ekleyelim. Boy listeleri yaşadıkları bölgelere göre sıralanmıştır (çeviri yazılar Lin Ying’e aittir).

i) Balkaş Gölü ile Dulu (Tula) Nehri Arasında Yaşayan Tele’ler: Buğu (Buku), Tonglua (Tongra), Wei-hu (Uygur), Bayegu (Ba-

yırku), Folau (Beyrekli), Mengchen (Mançut), Turuku (Tohar), Sijie (Sıkar), Hun Huxue.

ii) Hami’nin Batısı ile Karaşar Arasında (Ak Dağ) Yaşayan Tele’ler:

Qipi (Hali), Baluzhi, Yizhi, Supo, Nahe, Wuho, Huğu (Kırgız), Yezhi (Yedi), Yunihu.

iii) Altın Dağ’ın Güneybatısında Yaşayan Tele’ler:

Xueyetuo (Sir Yento), Zhileer (Çaruk), Shipan (Çolpan), Dakı.

iv) Semerkant ile Etil (Volga) Irmağı Arasında Yaşayan Tele’ler: Hezhi (Askil), Gejie, Bahu (Bulgar), Biqian (Peçenek), Juhei,

Hebixi (Kıpçak), Hecuo, Suba (Sabır), Yemo (Yemek, Kimek), Keda (Kutuğur).

v) Hazar Denizi’nin doğusunda ve batisinda Yaşayan Teğrek’ler:

Suluhe (Sarugur), Sansu, Yemiecu (Kermichon), Longhu (Çerkez).

vi) Bizans’ın Doğusunda Yaşayan Tele’ler:

Euku (Ogur), Alan, Beivu (Peçenek), Juilu (Kholas), Fuwenhun (Uar Hun).

vii) Baykal Gölü’nün Güneyinde Yaşayan Tele’ler:

Dubo (Toba).

Bu kırk üç boyun tümüne birden Tele derler. Baykal Gölü’nden ta Rus bozkırlarına dek yayılmışlardır. Bazı bölgelerde her boy yirmi bin asker çıkarır. Boyların başkanı irkin unvanını taşır, fakat topluluğun kağanı yoktur. Bu da gösterir ki, Tele’ler devletsiz (kağansız budun) bir topluluktur. Boylar siyasal bağımsızlıklarını kaybetmeden yönetimi irkin denilen başkanlara terk etmişlerdir. Tıpkı ataları gibi.

2.2. Tele boylarının 6-7. yüzyıllarda Türklerle olan ilişkileri düzensiz hatta çatışmalı olmuştur. Kısaca anlatayım: a) 546 yılında Tele’lerin Ju-Janlar’a saldırısı karşısında Bumin Kağan Ju-Janlar’ın tarafını tutmuş, savaşa katılan elli bin kişilik Tele ordusunu bozarak halkını dağıtmıştır (Liu, 1958, s. 7). Sanırım bu savaş, iki halk arasındaki düşmanlığın başlangıcıdır; b) 7. yüzyılın başında Batı Türk Kağanı Ch’u-lo Tele boyları üzerine ılgarlar düzenlemiş ve onları yağmalamıştır. Ayrıca Kağan Sir Yentolar’dan nefret ettiğinden baş kaldıracaklarını bahane edip onları katletmiş ya da yurtlarından sürmüştür (Chavannes, 89); c) Kendisi de bir Tele olan Uygurlar 627-649 yılları arasında îlteber Pousa’nın önderliğinde Sir Yentolarla ittifak kurarak Türklerin kuzey sınırlarına saldırmışlardır. Böylece güçlenen Uygurlar kağanları Tou-mi-tou döneminde, Türklerden öykünerek bir devlet aygıtı kurmayı başarmışlardır (ibid, 9-91). Ne var ki, bu gelişmelerden rahatsız olan Çin imparatoru Tele’leri on ayrı bölgede iskân ederek Uygurların Ötüken’de yalnız kalmamalarını sağlamış ve böylece Tele’ler bölünüp dağılmışlardır (Liu, 1958, s. 648); d) Galiba pek de değil. Çünkü 630’larda Tokuz Oğuzlar’dan söz edilmeye başlanmıştır.

Hamilton (1962), bu bölgede yaşayan on dört boyun adını veriyor. İşte: yu-en (Uygur); sir-yento; ki-pi-you (Hirpi); toupa (Topa); kou-li-kan (Kurikan); to-lan-ko (Telengüt); pou-ku (Buka); par-yer-ku (Bayırku); tonra (Tongra); hu-en (Kun); Sien-pie (Serbi), hou-si; hi-kie (Halis); a-tie (Ediz). Bu boylardan bazıları 630’da Tokuz Oğuz birliğini kuracaklardır. Dokuz boyun üzerinde olanlar sanırım yedeklerdir. Başlarında kağanları vardır. Ancak, Türkler bas kağana “Bas Kağan” derler. “Bas” Farsça tabi (bas) demektir. Tokuz Oğuzlar II. Türk Kağanlığı’nın kuruluşunda Türklere baş kaldırmış ve İlteriş Kağan ile Bilge Tonyukuk’a zor günler yaşatmışlardır. Bildiğim kadarıyla, Tokuz Oğuz birliğinin dışında kalan Tele’lerden hiç haber alınmamıştır.

2.3. Konumuzu bitirirken biraz da Tele antropolojisine yer verelim: Çin yıllıklarında (Wei shu ve pei shih: 4-5. yüzyıllar arasında hüküm süren Wei hanedanı dönemi) Tele’lerin sosyal yapılarına
değin bazı bilgiler var (Pulleyblank, 2000 s. 85-88). Bunları kuşbakışı görmek yararlı olabilir: Tele’ler Hunlardan inen göçebelerdir. Savaşta belli bir düzene uymazlar, her öbek kendi hesabına çalışır. Adetleri yere çömelerek oturmaktır, böyle rahat ederler. Evlenen erkek kalın (düğün parası) olarak kız tarafına at verir. Ancak gelenekleri şudur ki, güvey adayı ata binip koşturunca kızın akrabaları atı ürkütüp, onu attan düşürmeye zorlarlar. Eğer güvey attan düşerse kız tarafı atı alır, yok düşmezse at erkek tarafında kalır. Davetliler düğüne kımız getirir, düğün sahibi de at eti aşı hazırlar. Sebze yemezler ve kımızdan başka içki bilmezler. Şölen birkaç gün sürer. Bir başka âdetleri de şöyledir: Şimşek çakar, yıldırım düşerse göğe ok atarak karşılık verirler ve ertesi yıl aynı yere geri gelirler. Orada, iğdiş edilmiş ak bir geyiği kurban edip ateş yakarlar. Etrafına kayın dalları dikerler. Bu töreni kadın kamlar yönetir. Ölülerini açtıkları bir çukura oturturlar. Eline bir yay verirler ve yanma kılıcıyla mızrağını bırakırlar . Arabalarının tekerlekleri yüksek ve çok parmaklıdır (YTA). Kadınlar koyun kemiklerini çatıp, üzerine post sararak başlık yaparlar. Türkler’de olduğu gibi onlarda da borü (kurt) ongunu vadır. “Kağan üstüne titrediği iki kızını gözden ırak tutmak için ikisini birden bir kuleye kapatmış. Fakat, gene de kızlardan biri kulenin dibindeki ine yerleşen erkek bir kurtla çiftleşmiş.” (Ögel, 1971, s. 17-18; Torday, 1997, s. 218-220). Tele’lerin dili Türkçe’dir. Altun ve Bayagu (Zenginlik: Bang &C Von Gabain, 1931) gibi kelimeler saptanmıştır. Boy ulularına “ulu beğrek” derler, ancak toplulukları başkansız yürütülürmüş.

Bir hikâye:


Kuzey Hun devletinin yıkılışından, hemen hemen iki yüz elli yıl sonra Balkaş Gölü’nün kuzeyinde kurulan Yu-a-ban Hun devletinin Şanyusu, Ju-janlarla dost idi (Klyashtornyi, 2003, s. 79-80).
Bir gün Ta-tan, Kağan’ı ziyaret etmek için beyleriyle birlikte onların topraklarına girdi (429). Daha öncüler orda’ya girmişlerdi ki, erkeklerin elbiselerini yıkamadıklarını, saçlarını taramadıklarını, ellerini yıkamadıklarını, yüzlerini yuğmadıklarını, kadınların kap kacaklarını dilleriyle yaladıklarını gördü. Beylerine dönerek, “bu köpek devletini ziyaret etmek istediğim için bana sakın gülmeyin” dedi, sonra da gerisin geri dönüp gitti. Ta-tan arkasından atlılar gönderdiyse de, bundan böyle birbirlerine düşman oldular ve birkaç kez savaştılar.

Bilmem neden bu hikâyeyi anlatmaya değer buldum? Evet değerliydi. Çünkü Yu-a-ban’ların dili YTA’ların diliyle aynıydı. Yani bir zamanlar Hun konfederasyonu içinde Türk boyları vardı ve sonuçta Kazak bozkırlarında devlet bile kurmuşlardı (Klyashtorni &c Sultanov, 2003).

Kaynakça
Kitap: Sekiz Türk Boyu Üzerine Bazı Gözlemler
Yazar: Sencer Divitçioğlu
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türk Boyları ve Diğer Türk Devletleri Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir